Etiket: hükümet

  • Yeşiller ve Hür Demokratlar Almanya’daki koalisyon görüşmeleri için tercihi SPD oldu

    Yeşiller ve Hür Demokratlar Almanya’daki koalisyon görüşmeleri için tercihi SPD oldu


    Almanya’da hükümet kurmak için anahtarı elinde tutan iki parti, Yeşiller ve Hür Demokratlar (FDP), koalisyon görüşmeleri için seçimden birinci parti olarak çıkan Sosyal Demokrat Parti’yi (SPD) seçtiklerini açıkladı.

    Olaf Scholz liderliğindeki SPD, 26 Eylül’de yapılan genel seçimleri yüzde 24.1 oy alan Angela Merkel’in eski partisi Armin Laschet yönetimindeki muhafazakar Hristiyan Demokratların (CDU) önünde yüzde 25,7 oy alarak tamamlamıştı.

    Her iki parti de Almanya’nın bir sonraki hükmetini kurmak için seçimi üçüncü sırada tamamlayan merkez soldaki Yeşiller’in ve dördüncü sırada tamamlayan iş dünyası yanlısı Hür Demokratların (FDP) desteğine ihtiyaç duyuyor.

    Yeşiller ne dedi?

    Yeşiller Partisi’nin Eşbaşkanı Annalena Baerbock SPD ve CDU-CSU ile yapılan ön görüşmeler sonrasında partisinin Soyal Demokratlar ve Hür Demokratlarla derinlemesine görüşmeye geçmesinin mantıklı olduğuna inandığını belirtti.

    Baerbock basın mensuplarına yaptığı açıklamada Avrupa Birliği’nin en büyük ve en kalabalık ülkesi olan Almanya’nın önünde “büyük zorluklar” olduğunu ve “yeni bir başlangıca” ihtiyaç duyduğunu kaydederek “Bu ülke uzun bir siyasi açmaza dayanamaz” ifadelerini kullandı.

    Yeşiller”in diğer eşbaşkanı Robert Habeck de resmi olmayan görüşmeler sonrasında Sosyal Demokratlar’la iklimin korunması, sosyal adalet ve Avrupa bütünleşmesi gibi birçok konuda daha fazla ortak yönleri olduğunu vurguladı.

    Kapıyı muhafazakarların kuracağı bir koalisyon olasılığına da tam kapatmayan Habeck CDU ile bazı ortak noktalarının olduğunu ancak “belirgin farklılıklarının da bulunduğunu” belirtti.

    Hür Demokratlar (FDP) ne dedi?

    Hür Demokratlar ise Yeşiller’in ardından düzenlediği basın toplantısında Yeşiller’in SPD ile koalisyon görüşmelerinde resmi istikşafi aşamaya hızla geçilmesi önerisini kabul ettiklerini açıkladı.

    Hür Demokratların lideri Cristian Lindner, Scholz ve SPD’nin müzakerecileriyle ilk görüşmenin perşembe günü başlayacağını duyurdu.

    Yeşiller ve Hür Demokratlar vergilendirme, iklimin korunması ve kamu harcamaları gibi kilit konularda karşıt görüşlere sahip. Ancak koalisyonun anahtarını elinde tutan iki parti de ortak yanlarını ve hükümeti kurabilmek için “köprü inşa etmek istediklerini” vurgulama gayreti içinde.

    Tarafların 2017 seçimlerinden sonra yaşanan durumun tekrarından kaçınıyor. O dönemde Hür Demokratların muhafazakarlar ve Yeşiller ile sürdürdüğü koalisyon görüşmelerinde masadan kalkması sonucu hükümet aylarca kurulamamıştı.

    Olasılıklar neler?

    SPD ile Hür Demokratlar arasında bir anlaşma sağlanması halinde bu durum Almanya tarihinde bir ilk olacak. Bu koalisyon olasılığı partilerin renklerinden yola çıkarak “trafik ışığı” olarak tanımlanıyor.

    Vergi artışı ve bürokrasiden hoşlanmayan ve Almanya’nın katı borç kurallarının gevşetilmesini isteyen Hür Demokratlar, CDU-CSU ve Yeşiller’den oluşabilecek bir koalisyonun da kendileri için uygun bir seçenek olduğunu vurguluyor.

    Böyle bir koalisyon olasılığı ise yine parti renklerinden yola çıkarak “Jamaika” formülü olarak adlandırılıyor.

    Büyük Koalisyon olarak adlandırılan iki büyük parti SPD ve CDU-CSU’nun koalisyon kurması da halen bir olasılık olarak masada duruyor. GroKo olarak adlandırılan bu koalisyon halinde iki parti 740 sandalyeli parlamentoda 402 sandalyeye ulaşıyor.

    Seçimle birlikte 16 yıldır sürdürdüğü parti liderliği ve başbakanlık görevlerini bırakan Angela Merkel, koalisyon görüşmelerine de karşımayacağının altını çizmişti.

    Her ne kadar CDU lideri Armin Laschet partisinin son yıllardaki en ağır yenilgisini almasına rağmen başbakanlık hayallerinden vazgeçmemiş olsa da, kamuoyu yoklamaları halkın Scholz’u başbakan olarak görmeyi tercih ettiğine işaret ediyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Taliban’ın geçici hükümet için yaptığı yeni atamalarda kadınlar bulunmuyor

    Taliban’ın geçici hükümet için yaptığı yeni atamalarda kadınlar bulunmuyor


    Taliban yönetimi Afganistan’da kurduğu geçici hükümet için 38 göreve yeni atama yaptı. Vekaleten yapılan atamalarda hiç kadın yer almıyor. Ayrıca yeni yönetimde azınlıkların yeterince temsil edilmediği eleştirileri yapılıyor.

    Atamaların yalnızca erkeklerden ve Taliban’ın çevresinden isimlerden oluşması grubun kadın ve azınlıklara yönelik muamele konusunda uluslararası toplum tarafından tanınma koşullarını dikkate almaya niyeti olmadığının bir işareti olarak görülüyor.

    Taliban Sözcüsü Zebihullah Mücahid tarafından açıklanan yeni atamalarda başbakanın siyasi yardımcısı ve Afgan Kızılayı’nın başkan vekili de bulunuyor. Diğer görevlerin çoğu Kabil, Helmand, Herat ve Kandahar’da ordu ve savunma bakanlığı mensuplarına ait. Atamaların tamamı yine Taliban’ın yakın çevresinden isimlerden oluşuyor.

    Atamaların geçici hükümet için yapıldığını belirten Mücahid, bir seçim olup olmayacağına ilişkin açıklamada bulunmadı.

    Sözcünün eylül ayındaki bir açıklamasında kabineye ileride kadınların da eklenmesi olasılığından bahsetmiş ancak ayrıntı vermemişti.

    Yeni atamalarda da kadınları ve azınlık grupların bulunmamaması bu vaadin yerine getirilip getirilmeyeceği konusunda soru işareti yarattı.

    Taliban ekonomik çöküşün eşiğindeki ülkelede büyüyen kuraklık sorunu ve IŞİD tehdidiyle mücadele için uluslararası toplumun desteğine ihtiyaç duyuyor.

    Silahlı grubun ülkede kontrolü ele geçirişinden bu yana Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) ödemeleri durdurmuştu. Amerika Birleşik Devletleri de Afgan Merkez Bankası’nın ülkesindeki hesaplarında bulunan milyarlarca dolarlık varlığı dondurmuştu.

    Dünya Bankası raporuna göre, yabancı yardımlar Afganistan’daki kamu harcamalarının yüzde 75’ini oluşturuyor. Bu fonlar olmadan Taliban’ın kamu sektöründe maaşları ödemez hale geleceği, bunun da ekonomik krizi derinleştireceği belirtiliyor.

    Uluslararası toplum Taliban’ın kadın ve azınlıklara yönelik muamelesini tanıma koşulu olarak öne sürmüştü.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Taliban’ın iki üst düzey lideri nerede? Gani Baradar’ın öldüğü iddialarına yalanlama

    Taliban’ın iki üst düzey lideri nerede? Gani Baradar’ın öldüğü iddialarına yalanlama


    Afganistan’da yönetimi ele geçiren Taliban, örgütün önde gelen liderlerinin öldüğü ve hükümetin bölündüğü iddialarını yalandı.

    Örgüt sözcülerinden Süheyl Şahin, geçen hafta başbakan yardımcısı olarak atanan Molla Abdul Gani Baradar’ın bir çatışmada yaralandığı ya da öldüğü konusunda çıkan söylentileri yalanladı. Şahin Twitter’dan yaptığı paylaşımında “Söylenenler tamamıyla temelsiz ve yalan” dedi.

    Taliban sözcüsü ayrıca Baradar olduğunu belirttiği kişinin yer aldığı video görüntüleri yayınlarken, bu görüntülerin ne zaman çekildiği ya da gerçekten Baradar’a ait olup olmadığı teyit edilemedi.

    Taliban tarafından yapılan yalanlama, uzun süredir konuşulmakta olan Baradar’ın ölüm söylentilerinin ardından geldi. İddialara göre Baradar taraftarları ile İçişleri Bakanı Siracuddin Hakkani taraftarları arasında çatışma yaşandı. Baradar’ın bu olaylarda hayatını kaybettiği ya da ağır yaralandığı ileri sürüldü.

    Taliban yönetimi ise bu söylentileri ve örgüt içinde bölünme yaşandığı konusundaki iddiaları birçok defa yalanladı.

    Kısa süre öncesine kadar Taliban hükümetinin lideri olacağı düşünülen Baradar, uzun zamandır kameralar karşısına çıkmıyor. Son olarak Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdulrahman el-Tani’nin geçen pazar gerçekleştirdiği Kabil ziyaretinde de Baradar Taliban heyetinde bulunmuyordu.

    Örgütün ruhani lideri de öldü mü?

    Öte yandan hareketin ruhani lideri Molla Heybetullah Ahundzade de, Taliban’ın 15 Ağustos’ta Kabil’in kontrolünü eline geçirmesinden beri kameralar karşısına çıkmadı. Fakat Taliban lideri, geçen hafta yeni hükümet oluşumu hakkında resmi açıklamada bulunmuştu.

    Taliban’ın kurucu lideri Molla Ömer’in de ölüm haberi örgüt tarafından 2 yıl boyunca saklanmış ve 2015’te açıklanmıştı. İki yıllık süre zarfında ise Molla Ömer’in radyo açıklamaları ve röportajları yayınlanarak gerçek saklanmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Taliban hükümetinde hangi isimler var, kim kimdir?

    Taliban hükümetinde hangi isimler var, kim kimdir?


    Taliban, 15 Ağustos’ta Kabil’in kontrolünü ele geçirmesinden 3 hafta sonra tamamı erkeklerden oluşan yeni hükümeti ilan etti.

    İşte örgütün ‘geçici’ olduğunu belirttiği kabinede yer alan kilit isimlerden bazıları.

    Başbakan Muhammed Hasan Akhund

    Akhund, uzun zamandır örgütün karar alma organı Rehberlik Şurası’nın ya da liderlik konseyinin başkanı olarak görev yapıyordu.

    Taliban’ın 1996-2001 yılları arasındaki iktidarı sırasında önce dışişleri bakanlığı ardından da başbakan yardımcılığı görevlerinde bulundu.

    Taliban’ın 7 Eylül’de ilan ettiği hükümetteki diğer birçok kişi gibi onun tanınırlığının sebebi de örgütün kurucu lideri Molla Ömer’e olan yakınlığı.

    Birleşmiş Milletler’in yaptırım listesinde yer alan Muhammed Hasan Akhund, Taliban’ın doğum yeri olan Kandaharlı bir Peştun.

    Bir BM yaptırım raporunda, Molla Ömer’in “yakın bir arkadaşı ve siyasi danışmanı” olarak nitelendiriliyor.

    Örgütün ABD işgali ile 2001’de iktidardan uzaklaştırılmasının ardından oluşturulan Kuvetta Şurası isimli karar alma biriminde aktif olarak görev yaptı.

    Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 60 yaşlarının ortasında olduğu öngörülüyor. Grup içerisinde saygı duyulan bir isim.

    Siyasi analistlere göre Ahund, dini bir figürden ziyade politik bir isim ve liderlik konseyi üzerindeki etkisi, kendisine askeri konularda söz hakkı tanıyor.

    Başbakan Yardımcısı Molla Abdulgani Baradar

    Molla Ömer’in bacanağı ve en yakın arkadaşı olması hasebiyle kurucu lider kendisine ‘baradar’ yani ‘kardeş’ diye hitap etti. Bu nedenle “Molla Baradar” lakabıyla anıldı.

    Taliban’ın daha önceki iktidarı döneminde savunma bakanı yardımcısı olarak görev yaptı.

    Bir BM yaptırım raporuna göre, Baradar, Taliban hükümetinin düşmesinin ardından koalisyon güçlerine yönelik saldırılardan sorumlu üst düzey askeri komutan olarak görev yaptı.

    Pakistan’da şubat 2010’da Pakistan gizli servisi ISI ve Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı CIA’in ortak operasyonuyla tutuklanarak cezaevine kondu.

    Washington’ın talebi üzerine 2018’de serbest bırakıldı ardından örgütün Doha’daki siyasi ofisinin başına geçerek ABD ile barış görüşmelerini yürüten heyete liderlik etti.

    Afganistan’ın Uruzgan kentinde 1968 yılında dünyaya geldi, çocukluğu ve gençliği Kandahar’da geçti.

    Peştun kökenli Baradar, Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal etmesiyle birlikte direniş gruplarına katıldı, kısa sürede adından sıkça söz edilen bir figür haline geldi.

    Sovyet güçlerine karşı Molla Ömer’le birlikte yan yana savaştı. Yardımcılığını üstlendi. 1990’larda Taliban örgütünü Molla Ömer’le birlikte kurdu.

    Yeni kurulacak hükümetin başına getirilmesi bekleniyordu ancak başbakan yardımcılığına atanması şaşkınlıkla karşılandı.

    Dışişleri Bakanı Mevlevi Emirhan Muttaki

    Aslen güneydeki Paktiya kentinden olmasına rağmen kendini Helmand sakini olarak tanımlıyor. Eski hükümette Kültür ve Eğitim Bakanı olarak görev yaptı.

    Örgüt adına ABD ile barış görüşmeleri yürüten müzakere heyetinin üyesi olarak faaliyet yürüttü.

    Taliban kaynaklarına göre Muttaki ne askeri lider ne de dini yönü ağır basan bir isim.

    Peştun kökenli Muttaki, ABD ile devam eden savaş sırasında Taliban yetkililerinin iltica çabalarına öncülük eden Davet ve Rehberlik Komisyonu’nun başkanlığı görevini yürüttü.

    ABD ve NATO ülkelerinin asker çekmesiyle hız kazanan savaş sırasında ordu güçlerine ve eski hükümet yetkililerine yönelik yaptığı ‘ılımlı’ açıklamalarla çatışmaların önlenmesi çağrısında bulundu.

    SSCB’nin Afganistan’ı işgali sırasında silahlı direniş gösteren ancak savaş bitince kendini fesheden Mevlevi Muhammed Nebi Muhammedi’nin liderliğindeki grubun bir üyesi olan Muttaki, Taliban’ın kurulmasının ardından bu örgüte katıldı.

    Grup içerisindeki en ‘ılımlı’ isim olarak görülüyor.

    Savunma Bakanı Molla Yakub

    Taliban’ın kurucu lideri Molla Ömer’in oğlu olan Molla Yakup, 2015’te babasının yerine geçmek istedi ancak örgüt konseyinin Molla Ahtar Mansur’u babasının yerine atamasıyla bu konseyden ayrıldı, daha sonra uzlaşı sağlandığı bildirildi.

    Henüz 30’lu yaşların başında olan ve sahada muharebe tecrübesi bulunmadığı belirtilen Molla Yakub, Kandahar merkezli grubun bir kısmının başında bulunuyor.

    Molla Ömer’in oğlu olması nedeniyle söz hakkına sahip olduğu belirtiliyor.

    Geçen yıl örgüt adına Afganistan’daki tüm askeri operasyonları yöneten askeri konseyin genel başkanlığı görevine getirildi. Baradar ve Siraceddin Hakkani ile birlikte üç lider yardımcısından biriydi.

    Göreceli olarak ‘ılımlı’ bir isim olarak değerlendirilse de Batı destekli hükümetin düşmesi için şehirlere yönelik saldırıların arttırılmasından yana olduğu biliniyor.

    Bazı çevreler Molla Yakub’un Taliban’ın lider kadrosuna alınmasının babasından dolayı olduğunu ifade ediyor ve atamasını yüzeysel bulduğunu belirtiyor.

    İçişleri Bakanı Siraceddin Hakkani

    SSCB’ye karşı direnişin önde gelen komutanlarından Celaleddin Hakkani’nin 2018 yılında ölmesiyle yerine geçen oğlu Siraceddin Hakkani, hem Taliban hareketi liderinin yardımcısı hem de kendi örgütü Hakkani grubuna liderlik ediyor.

    Sovyet güçlerine karşı 1980’lerin en etkili milis gruplarından biri olarak kabul edilen ve ABD tarafından desteklenen grup, koalisyon güçlerine yönelik en ölümcül saldırılardan bazılarından sorumlu tutuldu.

    Hakkani örgütü, Amerika Birleşik Devletleri’nin terör örgütleri listesinde yer alıyor.

    Taliban’la birlikte hareket etmesine karşın grup içerisinde yarı özerk bir pozisyona sahip.

    Özellikle başkent Kabil’i hedef alan ve çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesine neden olan intihar saldırılarının çoğu Hakkani örgütü üyelerince gerçekleştirildi.

    Birleşmiş Milletler Yaptırımlar Komitesi, Afganistan ile Pakistan arasındaki sınır bölgelerinde konuşlu grubun uyuşturucu üretimi ve ticareti ile iç içe olduğunu belirtiyor.

    Hakkani, intihar saldırılarını yönetmesi ve el Kaide ile bağları nedeniyle FBI’ın en çok arananlar listesinde bulunuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, tutuklanmasına yardım edecek bilgi paylaşacak kişi ya da kişiler için 10 milyon dolar ödül vadinde bulunmuştu.

    Enformasyon Bakan Yardımcısı Zebihullah Mücahid

    Taliban’ın uzun zamandır sözcülüğünü yapan Mücahid, 10 yılı aşkın süredir grubun faaliyetleri hakkında bilgi için kilit isim oldu.

    Twitter hesabı aracılığıyla intihar saldırılarıyla ilgili düzenli olarak detaylar paylaştı.

    Saldırıları zaman zaman örgüt adına kabul etti ya da örgüte yöneltilen suçlamaları reddetti.

    Kabil’in düşmesinin ardından ilk basın toplantısını düzenleyinceye kadar medyada hiçbir fotoğrafı yer almadı.

    Amerikan askeri istihbaratı, Mücahid’in örgüt adına medya operasyonlarını yöneten birkaç kişiden biri olduğu değerlendirmesinde bulundu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Taliban yeni geçici hükümeti açıkladı

    Taliban yeni geçici hükümeti açıkladı


    Afganistan’da Taliban, pazartesi günü ülkede kontrolü tamamen ele geçirdiğini duyurmasının ardından Molla Muhammed Hasan Ahund başkanlığında “geçici hükümetin” kurulduğunu açıkladı.

    Geçici hükümette görev alacağı açıklanan kişilerin 20 yıl önceki Taliban yönetiminin önde gelen isimlerinden oluşması dikkat çekti.

    Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid, Kabil’de düzenlediği basın toplantısında yeni geçici hükümetin bazı üyelerinin isimlerini duyurdu. Kabinenin tamanının henüz açıklanmadığını belirten Mücahid görevlerin çoğunun vekaleten atandığını belirtti.

    Buna göre Molla Muhammed Hasan Ahund yeni hükümetin başında başbakanlık görevini yürütecek. Taliban’ın kurucularından Abdulgani Barader ve Molla Abdusselam Hanefi başbakan yardımcıları oldu.

    FBI tarafından aranan Hakkani grububun başındaki Siraceddin Hakkani ise içişleri bakanı olarak belirlendi. Hakkani grubu Amerika Birleşik devletleri tarafından terör örgütü olarak tanımlanıyor.

    Taliban’ı Doha müzakerelerinde temsil eden Emirhan Muttaki dışişleri bakan vekili, Muhammed Yakub Mücahid de savunma bakan vekili, Hidayetullah Bedri de finans bakan vekili olarak atandı.

    Taliban, pazartesi günü Pencşir vilayetinde Ulusal Direniş Cephesi lideri Ahmet Mesud güçleriyle çatışmaların sona erdiğini, bölgede tam kontrolü sağladıklarını duyurmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Taliban hükümeti şekilleniyor: Şeyh Abdulhakim müminlerin emiri, Baradar başbakan

    Taliban hükümeti şekilleniyor: Şeyh Abdulhakim müminlerin emiri, Baradar başbakan


    Taliban’ın 15Ağustos’ta Afganistan’ın kontrolünü ele geçirmesinden sonra gözler nasıl bir kabine oluşturulacağına çevrilmişti.

    Euronews’in Taliban kaynaklarından edindiği bilgiye göre Şeyh el Hadis Mevlevi Abdulhakim Sahib Emir el-Müminun (Müminlerin Emiri) olarak belirlendi. Talibanın kurucuları arasında yer alan Şeyh Abdulhakim, örgütün ilk iktidarında adalet bakanlığı görevini üstlenmişti. Doha’da yapılan barış müzakerelerinde Pakistan’da tutulduğu hapishaneden serbest bırakılması şartı koşulan Şeyh Abdulhakim geçtiğimiz yılda müzakere heyeti başkanlığına getirilmişti.

    Talibanın lideri Şeyh Haybetullah Akhundzade yeni yönetimde ruhani liderliğini sürdürecek. Akhundzade, Selefi Molla Mansur Ahtar’ın 2016 yılında bir ABD insansız hava aracı saldırısında öldürülmesinin ardından şura tarafından Taliban’ın 1 numaralı ismi olarak atandı. Hızlı bir yükseliş gösterdi. Askeri bir komutandan ziyade dini alandaki geçmişi nedeniyle manevi bir figür olarak hizmet etmesi için seçildiğine inanılıyor

    Talibanın kurucularından Molla Abdulgani Baradar kabinenin başında başbakanlık görevini yürütecek. Baradar, Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal etmesiyle birlikte direniş gruplarına katıldı, kısa sürede adından sıkça söz edilen bir figür haline geldi. SSCB güçlerine karşı Molla Ömer’le birlikte yan yana savaştı. Yardımcılığını üstlendi. Molla Ömer ve Molla Abdulgani Baradar’ın iki kız kardeşle evlenerek bacanak olduklarına inanılıyor.

    Resmen ilan edilmemiş olan listeye göre hükümette diğer görev dağılımı ise şu şekilde:

    El Hac Sadr Muhammed İbrahin Sahib savunma bakanlığını üstlenecek.

    Halife adıyla bilinen Siraceddin Hakkan ise içişleri bakanı olacak.

    Malagal Aga Akhund maliye bakanlığı görevini yürütecek.

    Abbas Stangari dışişleri bakanlığına getiriliyor.

    Hacı Gül Muhammed olarak bilinen Molla Muhammed Naim sınırlardan sorumlu bakanlığı üstlenecek.

    Molla Muhammed Hasan Rahmani tabii kaynaklar bakanı olarak atandı.

    Mevlevi Fethullah Mansur İbni Şahid Mansur Sahib hava kuvvetleri komutanı olarak atandı.

    Molla Abdul Kayyum Zakir, Kabil güçlerinin başkanlığına getirildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tunus Cumhurbaşkanı, Başbakan’ı görevden aldı; Gannuşi Cumhurbaşkanı’nı darbe yapmakla suçladı

    Tunus Cumhurbaşkanı, Başbakan’ı görevden aldı; Gannuşi Cumhurbaşkanı’nı darbe yapmakla suçladı


    Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, “ülkenin içinde bulunduğu olağanüstü koşullar nedeniyle” Meclisin tüm yetkilerini dondurduğunu, milletvekillerinin dokunulmazlığını askıya aldığını belirterek, mevcut Başbakan Hişam el-Meşişi’yi görevden aldığını ve kendi atayacağı bir başbakanla yürütmeyi devralacağını bildirdi.

    Tunus Meclis Başkanı ve ülkedeki en büyük parti olan Nahda Hareketi’nin lideri Raşid el-Gannuşi, başbakanı görevden alan ve meclisin yetkilerini donduran Cumhurbaşkanı Kays Said’i darbe yapmakla suçladı.

    Gannuşi, cumhurbaşkanının aldığı kararların yasal bir dayanağı olmadığını ve bir darbe niteliği taşıdığını belirterek, “Cumhurbaşkanını bu kararları geri almaya çağırıyoruz çünkü bu kararlar halkı karanlığa sürüklüyor.” dedi.

    “Meclis anayasal çerçevede çalışmalarına devam edecek”

    Cumhurbaşkanı Said’in kendisini arayarak anayasa çerçevesinde bazı kararlar alacağını paylaştığını ancak bunların içeriğine vakıf olmadığını belirten Gannuşi, söz konusu kararların geçersiz olduğunu ve Meclisin anayasal çerçevede çalışmalarına devam edeceğini belirtti.

    Ülkede başta başkent Tunus olmak üzere hükümet ve muhalefet partilerine yönelik kitlesel protestolar gerçekleştirilmiş, çıkan olaylarda başta Nahda Hareketi olmak üzere parti merkezlerine saldırılar düzenlenmişti.

    Cumhurbaşkanı Said, meclisin tüm yetkilerini dondurdu ve Başbakanı görevden aldı

    Cumhurbaşkanı Said ise yayınladığı görüntülü mesajında, “ülkenin içinden geçtiği olağanüstü koşulları” gerekçe göstererek Meclisin tüm yetkilerini dondurduğunu, milletvekillerinin dokunulmazlığını askıya aldığını, mevcut Başbakan Hişam el-Meşişi’yi görevden aldığını ve kendi atayacağı bir başbakanla yürütmeyi devralacağını duyurdu.

    Söz konusu kararlardan sonra bir genelge yayınlanacağını ve kararların hemen yürürlüğe gireceğini aktaran Said, genelgeler biçiminde gerekli kararların duyurulmaya devam edeceğini söyledi.

    Askerler giriş izni vermedi

    Bu sırada Tunus parlamentosunda bulunan askerler, Gannuşi ve beraberindeki bir grup milletvekilinin içeri girmesine izin vermedi.

    Yardımcısı ile diğer bir grup milletvekilinin eşliğinde Meclis kapısına gelen Gannuşi, kapıdaki askerlerden içeri girmelerine müsaade edilmesini istedi. Ancak Meclis kapısındaki askerler, Gannuşi ve beraberindeki milletvekillerine Cumhurbaşkanlığından aldıkları talimatlar dolayısıyla girişlerine izin veremeyeceklerini iletti.

    Askerlerle burada kısa bir diyalog yaşayan Gannuşi, Meclise giriş yapmalarının engellenmesini kınadı ve tüm milletvekillerine sorumluluklarını yerine getirmeleri ve yetkilerini kullanmaları çağrısında bulundu.

    Tunus halkının özgürlükleri elinden alınarak saldırıya maruz kaldığını söyleyen Gannuşi, “Tunus halkı tiranlık dönemlerine dönmeyi kabul etmeyecektir. Özgürlük tehlike altında olduğu müddetçe yaşamanın bir kıymeti yoktur.” dedi.

    Gannuşi, askerlerce kapatılan Meclis binasının önünden Tunuslulara ve orduya Cumhurbaşkanı Said’in kararlarına karşı durma çağrısı yaptı.

    Öte yandan Cumhurbaşkanı Said’in aldığı kararları destekleyen bir grup gösterici ise başkentteki Habib Burgiba Caddesi’nde kutlama yaptı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupalılar Covid-19 salgınında AB kurumlarına ulusal hükümetlerinden daha fazla güveniyor

    Avrupalılar Covid-19 salgınında AB kurumlarına ulusal hükümetlerinden daha fazla güveniyor


    Yapılan yeni bir anket Covid-19 salgının başlangıcından bu yana Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde ulusal hükümetlere olan inancın azaldığını ortaya koydu.

    Eurofound tarafından yapılan anket sonuçları, AB vatandaşlarının ulusal hükümetlere olan desteği keskin bir şekilde azalırken, blok olarak birliğe olan güvenin özellikle çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi konusunda devam ettiğine işaret etti. 27 üyeli bloktan yalnızca Danimarka’da ulusal hükümete güvenin sürdüğü anlaşıldı.

    Çalışmada ayrıca, Avrupa Komisyonu yetkililerinin Covid-19 aşısı tedariki ve dağıtımında yaşanan gecikmeler nedeniyle ağır eleştirilere maruz kalmasına rağmen genel olarak da AB kurumlarına olan güvenin ulusal hükümetlerden yüksek olduğu görüldü.

    Eurofound’un bir süredir yürüttüğü AB çapında yaşam ve çalışma koşullarıyla ilgili çalışmaların Covid-19 sürecine adapte edilmesi sonucu yapılan anket geçen yıl nisan ayından bu yana aralıklarla üç tur tekrarlandı. Anket 138 bin 629 kişi üzerinden örneklenerek yapıldı.

    Ekonomik ve sosyal eşitsizliklere dikkat çekildi

    Avrupa ve küresel çapta derin etki yaratmaya devam eden Covid-19 salgınının özellikle insanların yaşam ve çalışma koşullarını geniş ölçüde etkilediği belirtilen anket sonuçlarına göre AB genelinde akıl sağlığı son yılların en kötü seviyesine düştü, varolan eşitsizliklerin genişledi, vatandaş memnuniyeti azaldı ve kurumlara, özellikle de ulusal hükümetlere olan güven dibe vurdu.

    Anketten çıkan temel bulgular arasında sayılan aşı karşıtlığının da yine bu memnuniyetsizlik ve artan güvensizliğin bir sonucu olduğu ifade edildi.

    Eurofound anket sonuçlarıyla ilgili değerlendirmesinde “vatandaşlar ve üye ülkeler arasındaki ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin giderilememesinin Avrupa’yı biraraya getiren sosyal sözleşmeye karşı siyasi memnuniyetsizliği tetikleyebilir” denildi.

    Anket sonuçlarına göre üye ülkelerde durum

    Ankete göre Danimarka ve Finlandiya ulusal hükümetlere olan güvenin en yüksek üyeler. Buna karşılık Bulgaristan, Hırvatistan, Çekya, Kıbrıs, Yunanistan ve Polonya’da geçen yıla göre ulusal hükümetlere olan destek azaldı.

    Salgının başında övülen Avusturya hükümeti, aşı satın almaya ilişkin büyük eleştiriye uğradı ve bu durum geçen yıla göre en büyük güven kaybının yaşandığı ülke olarak anket sonucuna yansıdı.

    Anket çalışması, Avrupalıların tarihsel olarak AB kurumlarına ulusal hükümetlerinden daha fazla güven duyan ülkelerdeki eğilimi teyit etti. Bu doğrultuda anket, Fransa, Malta, Macaristan,Portekiz, Romanya ve ispanya vatandaşlarının salgının başından bu yana AB kurumlarına daha fazla güvendiğini gösterdi. Bir tek Almanya’da AB’ye olan destekte azalma görüldü.

    AB genelinden bakıldığında ise geçen yaz açıklanan 750 milyarlar euroluk kurtarma paketinin onaylanmasının ardından AB kurumlarına artan güven aşı tedarikiyle ilgili sorunlarla bağlantılı olarak 2021’in şubat ve mart aylarında hafif düşüş göstermesine rağmen ancak genel seyrini korudu.

  • İsrail’de dördüncü kez hükümet kurulamadı

    İsrail’de dördüncü kez hükümet kurulamadı


    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yeterli desteği bulamadığı için koalisyon hükümetini kurmakta başarısız oldu.

    Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin’in Netanyahu’ya koalisyon hükümetini kurmak için verdiği 28 günlük yasal süre, gece yarısında sona erdi.

    Koalisyon hükümetini kuramayan Netanyahu, görevi Cumhurbaşkanı Rivlin’e iade etti.

    Rivlin, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, Netanyahu’nun, koalisyon hükümeti kuramadığı konusunda kendisini gece yarısından önce bilgilendirdiğini belirtti.

    Rivlin’in adımı merak ediliyor

    Cumhurbaşkanı Rivlin’in, koalisyonu kurma görevi için yeni bir isim mi belirleyeceği yoksa söz konusu görevi meclise mi göndereceği henüz bilinmiyor.

    Yerel basında çıkan haberlerde, Rivlin’in koalisyonu kurma görevini Netanyahu’nun rakibi ve Yesh Atid (Gelecek Var) Partisi Lideri Yair Lapid veya Yamina Partisi Lideri Naftali Bennett’e verebileceği dile getiriliyor.

    Lapid veya Bennett görevlendirilse de her iki ismin koalisyonu kurmak için yeterli desteği bulmakta oldukça zorlanacağı ifade ediliyor.

    İsrail’de 23 Mart’ta yapılan seçimlerde hiçbir parti, hükümeti kurmak için gerekli Meclis salt çoğunluğu olan 61 milletvekiline ulaşamamıştı.

    Netanyahu ve ona destek vereceklerini açıklayan partiler 52, Netanyahu karşıtı blok ise 57 milletvekilinde kalmıştı.

    Mecliste 7 sandalyesi bulunan Bennett’in partisi Yamina ile 4 milletvekiline sahip Ortak Arap Listesi her iki blokun da kesin olarak içinde yer almadı.