Etiket: hükümet

  • Macron, sol ittifakın belirlediği başbakan adayını taca attı: Castets’in başbakan olursa önceliği, mezarda emekliliğin iptali

    Macron, sol ittifakın belirlediği başbakan adayını taca attı: Castets’in başbakan olursa önceliği, mezarda emekliliğin iptali


    – Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ilan ettiği baskın genel seçimlerden birinci çıkan, ancak meclis salt çoğunluğunu elde edemeyen Yeni Halk Cephesi (NFP) isimli sol ittifakın hükümet kurmasına yeni set çekti.

    Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), Sosyalist Parti (PS), Yeşiller (EELV) ve Fransa Komünist Partisi’nin (PCF) oluşturduğu NFP, üç haftalık iç anlaşmazlığın ardından, fazla tanınmayan ama üst düzey kamu görevlisi Lucie Castets’i başbakan adayı olarak belirledi.

    Dün sol ittifakın başbakan adayını açıklamasından birkaç dakika sonra planlandığı gibi France 2 kanalına çıkan Macron, “seçimleri kimsenin kazanmadığını, hiçbir parti ya da ittifakın kendi programını uygulayamayacağını, herkesin tavizler vermesi gerekeceğini” savundu.

    ‘AĞUSTOS ORTASINDAN EVVEL YENİ HÜKÜMET YOK’

    “Çok parçalı meclisten mümkün olan en geniş desteğe sahip koalisyonun hükümeti kurması gerektiğini” söyleyerek bir kez daha tek başına solcu hükümete kapıyı kapatan neoliberal Cumhurbaşkanı, yeni hükümeti kurma görevini vermek için cuma günü başlayacak Paris Yaz Olimpiyat Oyunları’nın 11 Ağustos’ta bitmesini bekleyeceğini belirtti.

    Görev süresi 2027’de dolacak Macron, istifasıyla ilgili soruyu “Fransızlar bana bir görev verdi, ben de onu sonuna kadar tam olarak yerine getireceğim. Ülke için istikrar diliyorum” diye yanıtladı.

    MELENCHON: YA SONUCU KABUL ET YA DA İSTİFA ET

    NFP’den Cumhurbaşkanı’na tepki gecikmedi. Macron’un “aşırılıkçı” yaftası eşliğinde sol ittifakın öncü partisi olan LFI’nın lideri Jean-Luc Melenchon, şu paylaşımı yaptı:

    “Cumhurbaşkanı seçim sonuçlarını kabul etmeyi reddediyor ve yeni Cumhuriyetçi Cephe’sini bize zorla dayatmak istiyor, bizi kendisiyle ittifak kurmak için kendi programımızı terk etmeye zorluyor. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Fransızların oylarına saygı gösterin. Ya boyun eğmeli ya da istifa etmelisiniz!”

    FAURE: BASKIN SEÇİME GİTMENİN SONUCUNA KATLANMAK ZORUNDA

    PS lideri Oliver Faure, Macron’un seçim sonuçlarını “utanç verici bir şekilde kötüye kullanmaya çalıştığını” söyleyerek “Kaosa neden olma riskini göze alarak seçim ilan ettiğinizde, sonuca saygı duyarsınız. İnkâr, en kötü sonuçlara yol açan en kötü siyasettir” dedi.

    ‘BÜTÜN DEMOKRATİK ÜLKELERDE USUL BELLİDİR’

    Bugün TF1 kanalına çıkan Faure, Macron’un “paralel bir dünyada” yaşadığını söyledi. Genel seçimlerde hiçbir siyasi güç meclis salt çoğunluğuna ulaşamasa da galip gelen bir güç olduğunu savunan PS lideri, “Bütün demokratik ülkelerde seçimde galip gelen güçten hükümeti kurması istenir” dedi. Macron’un sol ittifakın adayı Castets’i başbakan atamayı reddetmesi durumunda, mecliste hükümete karşı gensoru önergesi sunacaklarından söz etti.

    KOMÜNİST PARTİ LİDERİ: ROMA İMPARATORLUĞU’NDA MIYIZ?

    RMC kanalına çıkan PCF lideri Fabien Roussel de “Fransızlara bu denli zarar vermiş iktidar kanadıyla bir koalisyona katılmak söz konusu olamaz” restini çekti.

    Fransızların “hor görülmüş” hissettiğini dile getiren Roussel, kendisine bu konuda her gün “Cumhurbaşkanı bizimle alay ediyor. Aynı meclis başkanını, aynı başbakanı tutuyor. Ekmek ve sirk oyunları siyaseti (panem et circenses) uyguluyor, kendimizi Antik Roma’da sanıyoruz. Bu, utanç verici bir skandal” gibi eleştirilerin geldiğini aktardı.

    ‘MACRON’DAN GERİYE SADECE NARSİSİZM VE ZORBALIK KALACAK’

    NFP milletvekili Rodrigo Arenas, şu paylaşımı yaptı:

    “Emmanuel Macron’dan geriye sadece narsisizm ve zorbalık kalacak. Lucie Castets’in nitelikleri konusunda ona kanıtlanması gereken bir şey yok ve kimse onun fikrini sormuyor. Macron’un görevi, sadece Castets’i atamak. Macron, Fransa’yı otoriter rejimler kulübüne mi sokmak istiyor” paylaşımında bulundu.

    CASTETS: BENİ BAŞBAKAN ATAMAKLA SORUMLU

    Sol ittifakın başbakan adayı, PS’ye bağlı biri isim olan Lucie Castets (37), Fransız devletinin üst düzey yetkililerinin mezun olduğu Sciences Po ve ENA’nın yanısıra London School of Economics’de eğitim aldıktan sonra Fransız Hazinesi’nde kariyer yapmasının ardından 2020’de Paris yerel yönetiminin mali danışmanı, 2023’te başkentin maliye ve satın alım sorumlusu olmasının yanısıra “Kamu Hizmetlerimiz” adlı devlet memurları örgütünün sözcülüğünü yapıyor.

    Fransız medyasına demeçlerinde “Macron’un seçimin birincisini hükümet kurmak için görevlendirmeyerek demokrasiyi yok saydığı” eleştirisini yapan Castets, “Cumhurbaşkanı’ndan sorumluluklarını üstlenmesini ve beni başbakan olarak atamasını istiyorum” dedi.

    ‘MEZARDA EMEKLİLİĞİ İPTAL EDİP ADİL VERGİ SİSTEMİ GETİRECEĞİM’

    Macron kanadıyla koalisyon ihtimalini reddeden sol ittifakın başbakan adayı, cumhurbaşkanına dayattığı blokajın nedenlerinden biriyle meydan okudu.

    Castets, başbakan olarak önceliği Macron’un geçen yıl yaygın şiddetli protestolara rağmen meclise darbe yapıp kararnameyle yürürlüğe soktuğu ‘mezarda’ emeklilik reformunu yürürlükten kaldırma ve herkesin adil pay ödeyeceği büyük bir vergi reformuna gitmeye vereceğini söyledi.

    EMEKLİLİK YAŞINI İNDİRMENİN DİĞER DESTEKÇİSİ LE PEN’İN PARTİSİ

    Öncesinde LFI meclis grubu başkanı Mathilde Panot da emeklilik maaşlarını yeniden düzenleyip emeklilik yaşını 62’den 64’e çıkaran yasanın iptali için tasarı sunacaklarını açıkladı. Mecliste eylülden evvel oylanması beklenmeyen tasarının kabul edilmesi için NFP’nin ötesinde milletvekillerinin de desteği lazım.

    Genel seçimlerde üçüncü gelse de ittifak olmaksızın en büyük parti konumuna yükselen “aşırı sağcı” Ulusal Birlik (RN) de emeklilik yaşının düşürülmesini istiyor. Ancak Macron kanadı ile diğer merkez sağ partiler buna karşı. (France 24, AA, Dış Haberler)


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’nın en büyük sendikası, hükümet kurma görevini sol ittifaka vermeyen Macron’a giyotinle başı kesilen son kralı hatırlattı

    Fransa’nın en büyük sendikası, hükümet kurma görevini sol ittifaka vermeyen Macron’a giyotinle başı kesilen son kralı hatırlattı


    – Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ilan ettiği baskın genel seçimlerden Yeni Halk Cephesi (NFP) isimli sol ittifakın birinci, Macron’un ittifakı Ensemble’ın ikinci, “aşırı sağcı” Ulusal Birlik’in (RN) üçüncü çıkması, ama hiçbir parti ya da ittifakın meclis salt çoğunluğunu elde edememesi sonrası, kimin başbakan olup hükümeti kuracağı tartışması büyüdü.

    NFP: AŞIRI SAĞI BİZ DURDURDUK

    Başbakan Gabriel Attal’ın istifasını kabul etmeyerek görevde tutma kararı alan Cumhurbaşkanı Macron’a rest çeken NFP, önceki gün yayımladığı açıklamada, “sonuçların Macron yönetiminin çöktüğünü gösterdiği, halkın sol ittifakı ve programını zirveye yerleştirmesiyle öncesinde galip varsayılan aşırı sağın durdurulduğu” dile getirildi.

    ‘ANAYASAMIZIN RUHUNA İHANET EDEN DARBE’

    Attal’ın başbakanlığa devam etmesine “seçim sonuçlarını tanımama girişimi, demokratik açıdan kabul edilemez” tepkisini gösteren açıklamada, Macron’un hükümeti kurma görevini sol ittifaka vermesi gerektiği belirtilerek şu vurgu yapıldı:

    “Eğer Cumhurbaşkanı seçim sonuçlarını görmezden gelmekte ısrar ederse, bu, anayasamızın ruhuna ihanet ve tüm gücümüzle karşı çıkacağımız demokratik bir darbe olacaktır.”

    MACRON: SEÇİMİ KİMSE KAZANMADI Kİ

    Bunun üzerine dün Fransa’ya hitaben açık mektup yayımlayan Macron, seçimi “kimsenin kazanmadığını” söyleyerek ‘ana akım’ partilere hükümeti kurabilecek ‘merkezci’ bir koalisyon oluşturma çağrısı yaptı.

    ‘MECLİSTE YANDAŞ ÇOĞUNLUĞU SAĞLAYANA DEK YENİ BAŞBAKAN ATAMAM’

    Çağrıyla sol ittifakın en ana akımı Sosyalist Parti (PS) ile merkez sağcı Cumhuriyetçilere (LR) kendi ittifakına katılmaları mesajı gönderen Cumhurbaşkanı, “Cumhuriyet yanlısı istikrarlı çoğunluk sağlanana kadar yeni başbakan atamayacağım. O zamana kadar mevcut hükümet sorumluluklarını yerine getirmeye ve güncel olaylardan sorumlu olmaya devam edecek” dedi.

    ‘HÜKÜMETTE BOYUN EĞMEYEN FRANSA’NIN TEK BİR ÜYESİ OLURSA’

    Macron kanadının asıl hedefinin, NFP’nin öncü partisi, Jean-Luc Melenchon’un liderliğindeki Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) olduğunu teyit eden bir açıklama da Cinsiyet Eşitliği ve Ayrımcılıkla Mücadeleden Sorumlu Bakan Aurore Berge’den geldi.

    “Yarın NFP hükümete gelirse ve içinde LFI’nın tek bir üyesi bile olursa, o zaman gensoru verileceği ve hükümetin düşürüleceği konusunda çok açık bir şekilde uyardık” diyen Berge, “Mevcut felç olmuş blokların ötesinde bir ittifak yaratmalıyız” diye ekledi.

    ‘İKTİDARI TEKELİNE ALAMAZSIN’

    Ancak NFP milletvekilleri meclise gelirken, LFI Grup Başkanvekili Mathilde Panot, Macron’un iktidarı “tekeline” almaya çalıştığını, bunun “demokratik darbe” anlamına geldiğini söyledi.

    Nitekim sol ittifak, en büyük grup olarak yeni başbakanı belirleme yetkisinin kendisinde olduğuna dair yeni bir açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı’nın açık mektubunun “seçmenlerin iradesine saygı göstermediğini” söyleyen NFP, bir kez daha Attal’ın görevden ayrılmasını ve kendi saflarından başbakan belirlenmesini talep etti.

    MELENCHON: KRALİYET VETOSUNUN GERİ DÖNÜŞÜ

    Sol ittifak içinden başbakanlığa talip olduğunu açıklayan ilk isim olan PS Genel Başkanı Olivier Faure, Macron’u “Fransız halkının oylarına saygı duymamakla” suçladı. LFI lideri Jean-Luc Melenchon, “entrikayı” ve “kraliyet vetosunun geri dönüşünü” kınadı.

    Sol ittifaka destek veren sendikalar, Cumhurbaşkanı’nın NFP hükümetini engellemesi halinde, 26 Temmuz’da başlayacak Paris Yaz Olimpiyatı sırasında protestolar düzenleyebileceklerine işaret etti.

    CGT: 16. LOUİS’NİN DEVRİM SIRASINDA KENDİSİNİ SARAYA KİLİTLEMESİ GİBİ

    Melenchon’la aynı tondan konuşan en büyük sendika federasyonu CGT’nin Başkanı Sophie Binet, Macron’u Fransız Devrimi sırasında vatana ihanet suçlamasından giyotinle idam edilen son Kral 16. Louis ile kıyasladı. Binet, Macron’un tavrını 16. Louis’nin devrim sırasında kendisini Versailles Sarayı’na kilitlemesine benzetti.

    İLK PROTESTO 18 TEMMUZ’DA: ‘ZAFERİMİZİ ÇALDIRMAYIZ’

    CGT’nin demiryolu işçileri kolu, yeni seçilen meclisin ilk genel kurul toplantısının yapılacağı 18 Temmuz’da protesto çağrısında bulundu. NFP hükümetinin kurulmasını talep edecek protestoların, valilikler, ülke genelindeki devlet makamları ve Paris’teki Ulusal Meclis önünde düzenleneceği belirtilen açıklamada, “Zaferimizin bizden çalınmasına izin vermeyelim” vurgusu yapıldı.

    OLİMPİYAT İÇİN UYARI

    “Ulusal Meclis’i gözetim altında tutmak ve halkın oyuna saygı gösterilmesini sağlamak için hepimiz bu mitinglere katılmalıyız” diyen Binet, Macron’un halkın iradesine uymaması halinde protestoların Olimpiyat sırasında da devam edebileceğini söyleyerek ekledi:

    “Eğer Macron seçim sonuçlarına saygı duymazsa, ülkeyi bir kez daha kaosa sürükleme riskiyle karşı karşıya kalır.” (France 24, AA, Dış Haberler)

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron: Fransa’yı Boyun Eğmeyen Fransa ile birlikte yönetmeyeceğiz

    Macron: Fransa’yı Boyun Eğmeyen Fransa ile birlikte yönetmeyeceğiz


    – Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Avrupa Parlamentosu seçimlerindeki hezimetin ardından ilan ettiği baskın genel seçimlerin ilk turunda da “aşırı sağcı” Marine Le Pen’in Ulusal Birlik (RN) partisinin birinci gelmesinin ardından ikinci tur için ittifak krizi doğdu.

    BİRBİRİ ARDINA BOYUN EĞMEYENLERİ DIŞLAMA HAMLELERİ

    İlk turun ardından, Macron cephesi de Yeni Halk Cephesi isimli sol ittifak da ikinci turda RN’nin adayının kazanmasını engellemek amacıyla birbiri için çekilme açıklaması yaparken, ilk el bombasını Maliye Bakanı Bruno Le Maire bıraktı. Le Maire, RN adayı kazanacak olsa bile asla Yeni Halk Cephesi’nin lider partisi Boyun Eğmeyen Fransa’nın (LFI) adayına oy verilmesi çağrısı yapmayacağını söyledi.

    Dün akşam süre dolduğunda yaklaşık 218 aday, RN adayına karşı kazanma olasılığı en yüksek adayın tercih edilmesi için kenara çekildi. Le Monde gazetesinin sayımına göre, çekilenlerin 130’u sol ittifaktan, 82’si ise Macron liderliğindeki merkezci ittifak Ensemble’dan geliyordu. Yani ilk turdan RN’nin ardından ikinci çıkan Yeni Halk Cephesi’nin ikinci turda RN’ye karşı oyları çekip sürpriz zafer kazanmasına sayısal olarak imkan kalmadı.

    ‘BOYUN EĞMEYEN, HÜKÜMETE KATILAMAZ’

    Ardından bugün Macron’dan LFI ile bir koalisyon hükümeti kurma ihtimalini reddetti. Fransa Cumhurbaşkanı’nın bugünkü kabine toplantısında “Boyun Eğmeyen Fransa ile hükümet etmeyeceğiz. Tıpkı RN’ye tek bir oy bile gitmeyeceğini söylediğimiz gibi, Boyun Eğmeyen Fransa’nın hükümete katılması da söz konusu değil” dediği medyaya yansıdı.

    ‘PARTİLER ARASI HÜKÜMET KURMAYACAĞIZ’

    Başbakan Gabriel Attal da X’te “Boyun Eğmeyen Fransa ile ittifak yoktur ve asla olmayacaktır” paylaşımını yaptı.

    Parlamentoda hiçbir parti ya da ittifakın çoğunluğu sağlayamaması durumunda partiler arası bir hükümet kurmaya çalışabilecekleri iddialarını reddeden Attal, “meclisteki ılımlıların, duruma göre yasa çıkarmak için birlikte çalışmasından” söz etti.

    Bunu da “seçmenlere seçmedikleri bir koalisyonu dayatmayacağını” söyleyerek gerekçelendiren Fransa Başbakanı, “Ensemble kampının mümkün olduğu kadar büyük olmasını umuyorum. Ondan sonra proje bazında çoğunluk sağlamaya çalışacağız” dedi.

    ŞEYTANLAŞTIRMA VE KOVUŞTURMA

    Fransa’da ana akım tarafından “radikal sol” diye nitelenen, diğer sol partilere kıyasla emekçi haklarına daha çok sahip çıkan, Gazze Savaşı’nda İsrail’i eleştiren, Filistin’in haklarını savunan, Jean-Luc Melenchon’un liderliğindeki LFI, hem aşırı sağcılar hem hükümet tarafından Yahudi karşıtı olmakla suçlanıyor. LFI’nın çok sayıda milletvekili 7 Ekim sonrası “terör propagandası” yaptıkları gerekçesiyle ifadeye çağrıldı.

    LF’yı “aşırılıkçı” diye yaftalayıp RN ile aynı kefeye koymaya çalışan Macron, diğer yandan ikinci turda zafer kazanması halinde RN’nin hükümetiyle birlikte çalışmak zorunda kalacak.

    RN’YE GÖRE DE FRANSA İÇİN VAROLUŞSAL TEHDİT

    Müesses nizam RN’nin ikinci turda birinci gelse de parlamento salt çoğunluğunu elde edemeyeceğine bahis oyanmış gibi görünse de RN’nin özelde LFI’ya, genelde sol ittifaka tavrı Macron cephesinden farklı değil. Marine Le Pen’in RN genel başkanlığını devrettiği 28 yaşındaki Jordan Bardella, “aşırı solu” Fransa için “varoluşsal tehdit” diye niteliyor, sol ittifakın “kargaşa, isyan ve kontrolsüz göçü” temsil ettiğini söyleyerek “kötülerin ittifakına karşı” kendilerine oy verilmesi çağrısı yapıyor. (France24, AA, Dış Haberler)

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Netanyahu, hükümeti kurması için verilen sürenin uzatılmasını istedi

    Netanyahu, hükümeti kurması için verilen sürenin uzatılmasını istedi


    İsrail’de hükümeti kurmakla görevlendirilen Binyamin Netanyahu, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’dan bu sürenin uzatılmasını talep etti.

    İsrail Kamu Yayın Kuruluşunun (KAN) haberine göre, Netanyahu, Herzog’dan, hükümeti kurma görevi için süreyi 2 haftalığına uzatmasını istedi.

    Netanyahu, Herzog’a “Hükümet kurma müzakereleri sürüyor ve büyük ilerleme kaydedildi” dedi.

    Başka ayrıntıya yer verilmeyen haberde, İsrail Cumhurbaşkanının, Netanyahu’nun talebini kabul edip etmediğinden de bahsedilmedi.

    Herzog’un, Netanyahu’ya hükümeti kurması için verdiği yasal süre 11 Aralık Pazar günü sona eriyor.

    İsrail seçimleri aşırı sağcı bir hükümete işaret ediyor

    Son yıllarda erken seçim ve koalisyon krizi sarmalına girilen İsrail’de 1 Kasım’da yapılan erken genel seçimde, eski başbakan ve muhalefet lideri Binyamin Netanyahu’nun başını çektiği sağ blok, 120 sandalyeli meclise 64 milletvekili göndererek açık bir zafer kazanmıştı.

    İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, 13 Kasım’da Netanyahu’yu hükümeti kurmakla görevlendirmişti.

    Netanyahu’nun öncülüğündeki sağ blok, dini partilerden Şas ve Birleşik Tevrat Yahudiliği ile aşırı sağcı Dini Siyonizm ve Yahudi Gücü partilerinden oluşuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İki Türkiye kökenli bakanın bulunduğu Hollanda koalisyon hükümeti göreve başladı

    İki Türkiye kökenli bakanın bulunduğu Hollanda koalisyon hükümeti göreve başladı


    Hollanda’da 15-17 Mart 2021’de düzenlenen genel seçimden 299 gün sonra hükümet resmen kuruldu.

    Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD), Hristiyan Demokratlar Birliği (CDA), Demokrat 66 (D66) ve Hristiyan Birlik Partisi’nden (CU) oluşan dört partili yeni koalisyon hükümeti göreve başladı.

    VVD lideri Mark Rutte’nin belirlediği yeni kabine üyeleri, Lahey’deki Noordeinde Sarayı’nda Kral Alexander ile görüşerek yemin etti. Kral ile yapılan yemin töreni televizyon kanallarında canlı yayımlandı.

    Rutte’nin başbakanlık ve koalisyondaki diğer 3 partiden belirlenen isimlerin başbakan yardımcılığı yapacağı yeni hükümette, 19 bakan ve 9 devlet bakanı yer alacak.

    Dört partinin daha önce vardığı anlaşmaya göre, VVD 8 bakan ve 3 devlet bakanlığı, D66 6 bakan ve 3 devlet bakanlığı, CDA 4 bakan ve 2 devlet bakanlığı, CU ise 2 bakan ve 1 devlet bakanlığı alacak.

    Devlet bakanlarıyla birlikte kabinenin 14 üyesi kadınlardan oluşuyor.

    Covid-19 testi pozitif çıkan ve karantinada olan Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Kaag yemin törenine çevrim içi katıldı.

    Ülkede İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana hükümetsiz en uzun dönem yaşandı.

    Aileleri Türkiye’den göç eden iki siyasetçi kabineye girdi

    Aileleri Türkiye’den Hollanda’ya göç eden iki siyasetçi de kabineye girdi. VVD partisi milletvekili Dilan Yeşilgöz-Zegerius Adalet ve Güvenlik Bakanı olurken, D66 partisi üyesi Günay Uslu da Eğitim, Kültür ve Bilim Bakanlığına bağlı Kültür ve Medyadan Sorumlu Devlet Bakanı oldu.

    Kültür tarihçisi olan ve Amsterdam Üniversitesinde Kültür ve Tarih Araştırmacısı olarak görev yapan Uslu, çeşitli müzelerin yönetim kurulunda yer alıyor.

    Dilan Yeşilgöz-Zegerius’un ise sosyal medyada PKK’nın Suriye uzantısı olarak bilinen PYD/YPG’yi destekleyen ve öven paylaşımları olmuştu. Yeşilgöz-Zegerius, 2018 yılında VVD partisinden milletvekili olduğu dönemde, Hollanda Parlamentosu’nun, 1915 olayları ile ilgili Ermeni iddialarını tanıyan tasarısını desteklemişti.

    Aynı partilerden oluşan koalisyon hükümeti vergi skandalı nedeniyle istifa etmişti

    Ülkede aynı partilerden oluşan koalisyon hükümeti vergi dairesinin gelir incelemesi sisteminde hukuka aykırılık yapıldığı gerekçesi ile 15 Ocak 2021’de istifa etmişti.

    Hollanda’da 2017’de yapılan genel seçimlerden 225 gün sonra dört partili koalisyon hükümeti kurulabilmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’de iktidarın ekonomi politikası iş dünyasını ikiye böldü; hangi kuruluş ne dedi?

    Türkiye’de iktidarın ekonomi politikası iş dünyasını ikiye böldü; hangi kuruluş ne dedi?


    Türkiye’de giderek artan kur fiyatları ve yüksek enflasyon rakamlarına son bir hafta içinde TÜSİAD, MÜSİAD, ASKON,TOBB ve ASRİAD gibi iş dünyasının önemli kurumlarından farklı tepkiler geldi.

    Kimi iktidarı eleştirdi, kimi destek çıktı, kimi ise sadece üstü kapalı endişelerini dile getirmekle yetindi.

    İktidara en sert eleştiri TÜSİAD yönetiminden gelirken, bugün kadar hükümetin yanında duran MÜSİAD ve ASKON’dan iktidara destek açıklaması yapıldı.

    Türkiye’de işverenin temsil edildiği en geniş platform olarak bilinen ve şu ana kadar iktidara destek veren TOBB’dan gelen üstü kapalı eleştiri belki de bunlar içinde en sürpriz olandı.

    Peki iş dünyası iktidarın ekonomi politikalarına yönelik özetle neler söyledi?

    Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) hükümetin yeni ekonomi politikasını en sert eleştiren kuruluş olarak ön plana çıktı.

    TÜSİAD tarafından yapılan açıklamada uygulanan ekonomi politikaları eleştirilirken, şu ifadelere yer verildi.

    “İzlenen ekonomi politikası yalnızca iş dünyası için değil, tüm vatandaşlarımız için yeni ekonomik sorunlar yaratmaktadır. Uzun dönemde de çok daha büyük yapısal problemlere yol açma riski artmıştır. En fazla faydalanması beklenen ihracatçılarımız dahi bu ortamdan zarar görmektedir.

    Tüm bunların sonucunda, son dönemde ekonomide oluşan hasarın tespitini yapıp öncelikle serbest piyasa işleyişi çerçevesinde, tüm paydaşların desteğinin alındığı, genel kabul görmüş iktisat bilimi kurallarına hızla dönülmesinin gereği açıktır.”

    MÜSİAD hükümete nasıl destek verdi?

    Bu açıklamanın ardından Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği’nden (MÜSİAD) ise iktidara destek geldi.

    MÜSİAD, “Üretim, yatırım, ihracat ve istihdam odaklı kazanımlarımızı katbekat artıracağına inandığımız düşük faiz odaklı politikanın destekçisi olduğumuzu yeniden ifade ediyoruz.” dedi.

    MÜSİAD’ın Twitter hesabından yapılan açıklamada, “Yılın ilk 3 çeyreğinde yüzde 11,7 büyüyen, son 12 aylık ihracatı 220 milyar doları aşan, son 3 aydır cari fazla veren Türkiye ekonomisi, yalnızca döviz kuruna indirgenerek değerlendirilemez.” ifadelerine yer verildi.

    Açıklamada, “Bilindiği üzere, modern ekonomiler en az maddi sermaye kadar sosyal sermayeye de ihtiyaç duymaktadır. Sosyal sermayenin başlıca kaynağı ise güven faktörüdür. Üzülerek görmekteyiz ki; son dönemde, makroekonomik temellere dayanmayan, sun’i bir güvensizlik ortamı oluşturulmaya çalışılmaktadır.” değerlendirmesinde bulunuldu.

    ASKON’dan iktidara destek

    Anadolu Aslanları İşadamları Derneği’nin (ASKON) son açıklamasında da TÜSİAD açıkça eleştirildi:

    “Adı Türk ama aslı milletin iradesine, milli ve yerli ekonomiye yabancı olan bazı sanayi derneklerinin tüm dünyanın buhran yaşadığı gerçeğini bir tarafa bırakıp, ülkemizin makroekonomik planlarla son 20 yılda başardığı ekonomik reformları ve göstergeleri her seferinde manipüle ediyor olması büyük bir talihsizliktir.” ifadesi yer aldı.

    Sayısal tüm verileri yok sayarak bir ülkenin ekonomisi ve büyüme şeklini yalnızca döviz bazlı göstergelerle değerlendirmenin iktisat bilimi ile örtüşmediği belirtilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

    “Malum kuruluş yine bizleri şaşırtmadan bu hazin açıklamasıyla malum lobilere olan desteğini açıkça ilan etmiştir. Herkesin malumudur ki son zamanlarda döviz kurları üzerinde yaşanan artışlar global piyasalardaki iktisadi daralmanın bir gerçeğidir. Bu gerçeği bir kenara bırakıp, oluşturulmaya çalışılan algıyla milletimizin zihnine hükmetmeye çalışmanın faydasız bir gaye olduğu bilinmelidir. Bu girişimlerin asıl amacı; Cumhurbaşkanımızın önderliğinde tüm sanayi camiasının yıllardır verdiği emekle bugün yakalanan büyüme oranlarını tersine çevirmekten vazgeçmeyen faiz lobisinin emrini yerine getirmektir.”

    TOBB’dan üstü kapalı uyarı

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun, piyasalardaki son duruma ilişkin yaptığı açıklamada, uzun süredir ilk defa iktidara ciddi eleştiriler yönelttiği görüldü.

    TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Piyasaların ivedilikle istikrara kavuşmasını sağlayacak acil önlemler alınmasını ve öngörülebilirliğin temin edilmesini bekliyoruz” dedi.

    Hisarcıklıoğlu, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, şunları kaydetti;

    “Piyasalarda yaşanan çalkantı ve döviz kurlarının geldiği seviye bir çok firmamızı endişelendiriyor ve olumsuz etkiliyor.

    Piyasaların ivedilikle istikrara kavuşmasını sağlayacak acil önlemler alınmasını ve öngörülebilirliğin temin edilmesini bekliyoruz.”

    ASRİAD açıklaması

    Asrın İşadamları Derneği (ASRİAD) Genel Başkanı Adnan Danışman, ekonomide teenni ile hareket edilmesi gerektiğini, ekonomik meselelerin toplumsal psikolojiden fevkalade etkilendiği böyle dönemlerde olabildiğince siyaset malzemesi yapmadan ekonominin kendi gerçeklerini konuşmak gerektiğini belirti.

    Türkiye ekonomisinin salgın sürecinden birçok ülkeye göre çok daha iyi şartlarda çıkmakta olduğunu belirten Danışman, şunları kaydetti:

    “Ancak, kendi özel şartlarımız dolayısıyla yaşadığımız problemler toplumu etkileyecek seviyeye gelmiştir. Böyle dönemlerin karakteri gereği, zaten kur hareketleri dolayısıyla fakirleşme endişesiyle ekranlara gözünü dikmiş olan insanımıza daha fazla yük yüklememek ve gerilimi artırmamak son derece önem arz etmektedir. Olabildiğince nesnel ekonomi konuşmak zamanıdır. Ekonomi de soğukkanlı olmayı ve ortak menfaatleri koordine etmeyi gerektirir. Hiç kimsenin ve kurumun bu ülkenin üzerinde bir konumla meseleye yaklaşmasına gerek yoktur. Hepimizin aynı gemide olduğu gerçeği en yüksek ortak zeminimizdir. Onun iyileşmesi için gerekenler üzerinde kafa yormamız ve birbirimizin iyi niyetli değerlendirmelerini dinlememiz ve en doğruyu bulma istikametindeki müzakerelere katkı vermemiz şarttır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya’yı yönetecek bir sonraki hükümetin kabinesi belli oldu, hangi bakanlığa kim atandı?

    Almanya’yı yönetecek bir sonraki hükümetin kabinesi belli oldu, hangi bakanlığa kim atandı?


    Almanya’da Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Hür Demokrat Parti (FPD) arasında kurulacak koalisyon hükümetinde yer alacak bakanlar belli oldu.

    SPD, Yeşiller ve FDP’nin, üzerinde mutabakat sağlanan koalisyon protokolüne onay vermesinin ardından 16 yıldır hükümette bulunan Başbakan Angela Merkel’den sonra Almanya’nın geleceğini şekillendirecek kadro da belirlendi.

    8 Aralık Çarşamba günü Federal Meclis’te başbakan seçilmesi beklenen Olaf Scholz’un başkanlığında kurulacak bakanlar kurulunda, 9 erkek ve 8 kadın yer alacak.

    Başbakan Olaf Scholz:

    Merkel’in koltuğuna oturmaya hazırlanan Olaf Scholz, 26 Eylül’de yapılan seçimlerde kazandığı büyük başarı ile lideri olduğu partisi Sosyal Demokratları yüzde 25,7 oy oranıyla birinci parti yaptı.

    Ülke yönetiminde tecrübesi bulunan 63 yaşındaki Scholz, 2007-2009 yıllarında Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı ve 2018-2021 yıllarında Başbakan Yardımcılığı ve Maliye Bakanlığı yaptı. Scholz, 2011-2018 yıllarında Hamburg Eyaleti Başbakanlık görevinde bulundu. Merkel’in koltuğuna oturmaya hazırlanan Scholz 1958 Osnabrück doğumlu.

    Olaf Scholz yönetimindeki yeni kabinede koalisyonun diğer liderlerinin görevleri:

    Dışişleri Bakanlığı: Yeşiller – Annalena Baerbock

    Koalisyon hükümetinde Dışişleri Bakanlığı görevini 40 yaşındaki Yeşiller Partisi Eş Başkanı Annalena Baerbock üstlenecek. Baerbock böylelikle Almanya’nın ilk kadın Dışişleri Bakanı olacak.

    Baerbock, Angela Merkel’in yönetimindeki koalisyon hükümetinde Maliye Bakanı olan Olaf Schholz’un vekili görevini yürütüyordu.

    İklim değişimi konusunda küresel alanda mücadele etmeyi hedefleyen Baerbock, 2000-2004 döneminde Hamburg’da siyasal bilimler ve kamu hukuku okudu, ardından Londra’da uluslararası hukuk eğitimi aldı.

    Hırslı yapısıyla tanınan Baerbock, 2008-2009 döneminde Yeşiller Partisi Federal Meclis Grubu’nda dış ve güvenlik politikaları alanında uzman olarak çalıştı ve 2009-2013’te partinin Brandenburg Eyalet Teşkilatı Başkanlığını yaptı.

    2013’ten beri Federal Mecliste milletvekili olan Baerbock, 2018’in başında Yeşiller Partisi’nin Eş Genel Başkanı seçildi.

    Gençliğinde trambolin cimnastik sporunu icra ederek bu branşta 3 kez Almanya üçüncüsü olan Baerbock, 26 Eylül genel seçimlerde Yeşillerin Başbakan adayı olarak yarıştı.

    Ekonomi ve İklimi Koruma Bakanı : Yeşiller – Robert Habeck

    Yeşiller partisinin eş başkanı Robert Habeck “Süper bakanlık” olarak da adlandırılan bu görevde Alman ekonomisini “büyümeyi öldürmeden iklim önceliğini koruyan” bir anlayışla yönetmeye hazırlanıyor.

    Başbakan Yardımcısı görevini de üstlenecek olan Habeck, 2012-2018 yıllarında Schleswig-Holstein eyaletinde Enerji Dönüşümü, Tarım ve Çevre Bakanlığı yaptı. Yazar kimliği de bulunan 52 yaşındaki Habeck, 2018’de Yeşillerin Eş Başbakanı seçildi. Ayrıca bu koalisyon ile Almanya’nın tarihinde ilk defa iklim kriziyle mücadele ulusal düzeyde gündemin üst sırasında, üç partili kabinesinin önceliği olarak kabul edildi.

    Maliye Bakanı: Hür Demokratlar – Christian Lindner

    İş dünyasına yakınlığıyla bilinen Christian Lindner hazinenin başına geçerek ülkenin para politikasında söz sahibi olacak.

    Hür Demokratların (FDP) Genel Başkanı 42 yaşındaki Lindner, Bonn Üniversitesinde siyasi bilimler, devlet hukuku ve felsefe öğrenimi aldı. Özel sektörde şirket danışmanı olarak da çalışan Lindner, 2013’de FDP’nin genel başkanı seçildi.

    Sosyal Demokrat Parti’den kabinede görev alacak isimler:

    Sağlık Bakanı: Sosyal Demokratlar – Karl **Lauterbach**

    SPD Milletvekili ve sağlık uzmanı Karl Lauterbach, kabinede Sağlık Bakanı olarak görev yapacak. Kabinenin en tecrübeli isimlerden olan 58 yaşındaki Lauterbach 2005’ten beri milletvekilliği görevinde bulunuyor.

    İçişleri Bakanı – Sosyal Demoktarlar – Nancy Faeser

    Olaf Scholz’un kabinesindeki “sürpriz isim” olarak açıklanan Nancy Faeser Almanya’da İçişleri Bakanlığı görevini yapacak ilk kadın olarak tarihe geçecek. 51 yaşındaki Faeser, SPD Hessen Eyalet Teşkilatının ve SPD Hessen Eyalet Meclisi Grubu Başkanlığın yaptı.

    Savunma Bakanı – Sosyal Demokratlar – Christine Lambrecht

    Savunma Bakanlığına dördüncü Merkel hükümetinde Adalet ve Aile Bakanı olan Christine Lambrecht getirildi. 56 yaşındaki Lambrecht, 1998’den beri Federal Meclis milletvekilliği yapıyor.

    Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı – Sosyal Demokratlar – Hubertus Heil

    Olaf Scholz, Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığında ise değişime gitmedi. Gelecek dönemde ülkenin istihdam, emeklilik ve sosyal politikalarını 49 yaşındaki Hubertus Heil şekillendirecek.

    SPD’de geçmişte genel sekreterlik ve genel başkan yardımcılığı görevinde de bulunan Heil, 2018’den beri Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığını yürütüyor.

    İmar Bakanı – Sosyal Demokratlar – Klara Geywitz

    İmar Bakanlığını ise 2004-2019 yıllarında Brandenburg Eyalet Meclis Milletvekilliği yapan 45 yaşındaki Klara Geywitz üstlenecek. Gewitz, 2019’da Scholz ile SPD eş genel başkanlık için adaylığını koydu ancak ikili bu göreve seçilmedi.

    Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Bakanı – Sosyal Demokratlar – Svenja Schulze

    Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Bakanı da 2018’den beri Çevre Bakanlığı yapan Svenja Schulze olacak. 53 yaşındaki Schulze bu göreve getirilen 3. kadın siyasetçi olacak.

    Aile, – Sosyal Demokratlar – Anne Spiegel

    Yeni koalisyon hükümetinde, Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Bakanlığı 40 yaşındaki Anne Spiegel’e emanet edilecek. Spiegel Rheinland-Pfalz eyaletinde İklimi Koruma, Çevre ve Enerji Bakanı olarak görev yaptı.

    Kabinedeki diğer bakanlıklarda yönetimi devralacak isimler:

    Adalet Bakanı: Hür Demokratlar – Marco Buschmann

    Yeni hükümette Adalet Bakanlığını FDP Milletvekili Marco Buschmann üstlenecek. 44 yaşındaki Buschmann FDP’de 2012-2014 yıllarında genel sekter olarak görev yaptı.

    Tarım Bakanı: Yeşiller – Cem Özdemir

    Yeşillerin eski Eş Genel Başkanı Cem Özdemir Gıda ve Tarım Bakanlığını üstlenecek. 55 yaşındaki Türk kökenli siyasetçi 2008-2018 yıllarında Yeşillerin Eş Genel Başkanı görevinde bulundu.

    Ulaştırma Bakanı: Hür Demokratlar – Volker Wissing

    Ulaştırma Bakanlığına ise FDP Genel Sekreteri Volker Wissing getirildi. 51 yaşındaki Wissing 2016-2021 yıllarında Rheinland-Pfalz eyaletinde Ekonomi, Ulaştırma ve Tarım Bakanlığı görevinde bulundu.

    Çevre Bakan: Yeşiller – Steffi Lemke

    Çevre Bakanlığı görevi 53 yaşındaki Steffi Lemke’ye verildi. Tarım Mühendisi olan Lemke uzun süre Yeşiller Partisi’nin genel sekreterliğini yaptı.

    Eğitim Bakanı: Hür Demokratlar – Bettina Stark-Watzinger

    Eğitim ve Araştırma Bakanlığına ise 53 yaşındaki Bettina Stark-Watzinger getirildi. FDP Hessen Eyalet Teşkilatı Başkanı olan Stark-Watzinger 2017’den beri Federal Meclis’te milletvekili olarak bulunuyor.

    Aile **Yaşlılar, Kadın ve Gençlik** Bakanı: Yeşiller – Anne Spiegel

    Sosyal Demokratlardan Merkel kabinesinde de görev alan Hubertus Heil’in Çalışma/Emek Bakanı olarak görevini sürdürmesi bekleniyor.

    Başbakanlık Dairesi Başkanı – Sosyal Demoktarlar – Wolfgang Schmidt

    Başbakanlık Dairesi Başkanlığı görevini Olaf Scholz’un en güvendiği isim olan 51 yaşındaki Wolfgang Schmidt üstlenecek. Maliye Bakanlığında müsteşarlık yapan Schmidt yeni hükümette partiler arası çalışmaları koordine edecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya’da yeni koalisyon hükümetinde hangi bakanlığa kim atandı?

    Almanya’da yeni koalisyon hükümetinde hangi bakanlığa kim atandı?


    Almanya’da Sosyal Demokratlar (SPD), Yeşiller ve Hür Demokratların koalisyon görüşmelerinde anlaşması üzerine kurulacak yeni koalisyon hükümetinde yer alacak isimler netleşmeye başladı.

    Hür Demokratlar çarşamba günü hangi parti üyelerinin koalisyon hükümetindeki hangi bakanlık koltuğuna oturacağını açıkladı. Yeşiller de, Cem Özdemir ismi üzerinde yaşanan tartışmalardan sonra 26 Kasım cuma günü bakanlıklara atanacak isimleri kamuoyuyla paylaştı.

    Şimdi gözler Başbakanlık görevini üstlenecek olan SDP genel Başkanı Olaf Scholz’un yönetiminde partisinden kabineye girecek isimlere çevrildi.

    Şu ana kadar açıklanan isimlerle Olaf Scholz yönetimindeki yeni kabinede yer alan isimler ve görevleri:

    Dışişleri Bakanlığı: Yeşiller – Annalena Baerbock

    Yeşiller partisinin eş başkanı Annalena Baerbock bu görevi Heiko Maas’tan devralacak. Maas sosyal medyadan bir paylaşımla Baerbock’a yeni görevinde başarılar diledi. Maas ayrıca Almanya’nın 151 yıllık tarihinde ilk defa bir kadının bu görevi üstleneceğine de dikkat çekti.

    Baerbock, Angela Merkel’in yönetimindeki koalisyon hükümetinde Maliye Bakanı olan Olaf Schholz’un vekili görevini yürütüyordu.

    Ekonomi ve Enerj/İklim Bakanı : Yeşiller – Robert Habeck

    Yeşiller partisinin eş başkanı Robert Habeck “Süper bakanlık” olarak da adlandırılan bu görevde Alman ekonomisini “büyümeyi öldürmeden iklim önceliğini koruyan” bir anlayışla yönetmeye hazırlanıyor. Ayrıca bu koalisyon ile Almanya’nın tarihinde ilk defa iklim kriziyle mücadele ulusal düzeyde gündemin üst sırasında, üç partili kabinesinin önceliği olarak kabul edildi.

    Maliye Bakanı: Hür Demokratlar – Christian Lindner

    İş dünyasına yakınlığıyla bilinen Lindner’in hazinenin başına geçmesiyle ülkenin para politikasında söz sahibi olması bekleniyor.

    Kabinedeki önemli bakanlıklarda yöntemi devralacak diğer isimler:

    Adalet Bakanı: Hür Demokratlar – Marco Buschmann

    Tarım Bakanı: Yeşiller – Cem Özdemir

    Ulaştırma Bakanı: Hür Demokratlar – Volker Wissing

    Çevre Bakan: Yeşiller – Steffi Lemke

    Eğitim Bakanı: Hür Demokratlar – Bettina Stark-Watzinger

    Aile Bakanı: Yeşiller – Anne Spiegel

    Sosyal Demokratlardan Merkel kabinesinde de görev alan Hubertus Heil’in Çalışma/Emek Bakanı olarak görevini sürdürmesi bekleniyor.

    Parti ayrıca başbakan yardımcılığı, sağlık, içişleri ve savunma bakanlıkları için de atama yapacak.

    Almanya’da zira 3 dönemdir görevde olan ve 16 yıl boyunca başbakanlık koltuğunda oturan Angela Merkel’in tekrar aday olmaması üzerine daha da büyük önem kazanan 26 Eylül genel seçimlerinde Sosyal Demokratlar birinci, Merkel’in partisi Hıristiyan Demoktarlar ise ikinci parti olarak çıkmıştı.

    Koalisyon hükümetinin belirlenmesi için yürütülen görüşmeler iki gün önce sonuçlanmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya’da koalisyon hükümeti için parti görüşmeleri devam ediyor

    Almanya’da koalisyon hükümeti için parti görüşmeleri devam ediyor


    Almanya’da yapılan genel seçimlerin ardından yeni başbakanın ve hükümetin belirlenmesi için seçimlerde öne çıkan 4 büyük parti temsilcilerin görüşmeleri devam ediyor.

    Genel seçimleri az farkla kazanan Sosyal Demokratlar (SPD), pazar günü Yeşiller ile görüşmeden önce ilk olarak Hür Demokratlarla bir araya geldi. İki partinin temsilcileri 29 Eylül’de ilk görüşmeyi gerçekleştirmişti.

    Berlin’deki gözlemcilerin siyasi “speed dating” olarak nitelendirdiği bu oturumlar kapsamında, 26 Eylül’de Hür Demokratlar ile CDU/CSU arasında da toplantı yapıldı.

    Siyasi parti temsilciler, gelecek için “yapıcı” görüşmeler gerçekleştirdikleri konusunda ısrar etti, ancak müzakereleri tehlikeye atmamak için ayrıntı vermeyi reddetti.

    Merkel’den sonra yeni başbakan olacağı tahmin edilen Sosyal Demokrat lider Olaf Scholz, Noel’den önce hükümet kurmak istediğini söyledi.

    “Sürücü koltuğunda Yeşiller ve FDP var”

    Koalisyon görüşmelerinde ön plana çıkan partiler Yeşiller ve FDP. Analisti Holger Schmieding, “Şimdilik sürücü koltuğunda Yeşiller ve FDP var” dedi.

    İki parti, liderlerinin geçtiğimiz salı günü bir toplantının ardından sosyal medyada çok paylaşılan özçekimi birlik gösterisi olarak yorumlandı. Schmieding, “Trafik ışığı ile Jamaika arasında gerçekten seçim yapıp yapamayacaklarını ve gündemi ne ölçüde şekillendirebileceklerini göreceğiz.” dedi.

    İki küçük parti, vergi zamları ve iklim korumasına yapılan kamu yatırımları gibi konularda birbirinden farklı politikalara sahip.

    Almanya’nın 2017’deki son seçiminden sonra FDP, CDU-CSU ve Yeşiller ile müzakerelerden dramatik bir şekilde çekildi ve lider Christian Lindner, “kötü yönetmektense hiç yönetmemenin daha iyi olduğunu” duyurdu.

    Almanya’da genel seçimler

    Ülkede 26 Eylül’de yapılan genel seçimde SPD oyların yüzde 25,7’sini alarak birinci parti çıkmıştı. Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri ise 24,1 ile ikinci olmuştu.

    Hükümeti kurmak için kilit durumda olan FDP yüzde 11,5, Yeşiller de 14,8 oy almıştı. Almanya’da SPD, Yeşiller ve FDP veya CDU/CSU, Yeşiller ve FDP arasında hükümet kurulması bekleniyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya’da kurulacak koalisyonun kilit partileri Yeşiller ve FDP görüşmelere 2 gün ara verdi

    Almanya’da kurulacak koalisyonun kilit partileri Yeşiller ve FDP görüşmelere 2 gün ara verdi


    Almanya’da genel seçimlerin ardından kurulacak koalisyon hükümeti için ön görüşmeler devam ediyor.

    Çevreci politikalarıyla öne çıkan Yeşiller Partisi Eş Genel Başkanı Robert Habeck, Hür Demokrat Parti (FPD) ile birlikte hükümeti kurmaya yönelik görüşmeleri nasıl sürdüreceklerine gelecek iki gün içinde karar vereceklerini söyledi.

    “Kilit partiler” olarak adlandırılan Hür Demokrat Parti (FDP) ile Yeşiller, koalisyon görüşmelerinde düğümü çözecek siyasi yapı konumunda bulunuyor.

    Ülkede 26 Eylül’de yapılan genel seçimde Sosyal Demokrat Parti (SPD), oyların yüzde 25,7’sini alarak birinci parti çıkmıştı. Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri ise 24,1 ile ikinci olmuştu.

    Yeşiller ve FDP, şu ana kadar hem SPD hem de CDU/CSU ile ayrı ayrı ön görüşme gerçekleştirdi.

    Diğer ülkelerdeki cumhurbaşkanının, kral ya da kraliçenin hükümeti kurma görevi vermesinden farklı olarak Almanya’da koalisyon kurma işini siyasi partiler kendileri yapıyor.

    Kilit partilerin, daha büyük partilerin hangisiyle resmi müzakere yürütmek istediklerine karar vermeleri gerekiyor. Ancak başlangıçta teorik olarak bunu her ikisiyle de paralel yürütebilirler.

    Başkent Berlin’de Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri ile Yeşiller’in, ön görüşmesinin ardından basına açıklamalarda bulunan Habeck, “”FDP ve biz görüşmeleri kesinlikle bir bütün olarak değerlendireceğiz. Bugün ve yarın bunun için zaman ayıracağız.” dedi.

    Ancak Habeck, iki gün sonraki adımlarının ne olacağı ile ilgili detay vermedi.

    Seçimi kıl payı kazanan merkez sol SPD, pazar günü Yeşiller ve FDP ile üçlü koalisyon görüşmelerine geçmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

    Başbakan Angela Merkel’in yerine geçebilmek için hırslı bir şekilde mücadeleye devam eden Hristiyan Demokratların (CDU) lideri Armin Laschet de CSU ile birlikte Yeşiller ve FDP’den oluşan bir koalisyon istediğini dile getirmişti.

    Bu arada RTL/ntv kanalları için yapılan bir anket, seçmenin yüzde 74’ünün muhafazakar bloğu muhalefette görmek istediğini ortaya koydu.

    Merkel’in ardından muhafazakarlar seçimde rekor seviyede bir düşüş kaydetmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***