Artı Gerçek– Türk Tabipleri Birliği (TTB), serbest çalışan hekimlerin vergilendirilmesine yönelik TBMM Başkanlığına sunulan kanun teklifine tepki gösterdi.
TTB’den yapılan yazılı açıklamada, “TBMM Başkanlığı’na sunulan kanun teklifi ile serbest çalışan meslektaşlarımızdan herhangi bir bilgiye ve veriye dayanmaksızın vergilendirme yapılması, bu yolla vergilendirmenin adeta bir ceza aracına dönüştürülmesi kabul edilemez! Devletin görevinin toptancı bir yaklaşımla haraç toplamak değil, elindeki bilgi ve verileri kullanarak adil bir vergilendirme yapmak olduğunu hatırlatıyoruz. Haksız, adaletsiz bu kanun teklifinin bir an önce geri çekilmesini veya milletvekilleri tarafından reddedilmesini bekliyoruz.” denildi. (ANKA)
***Kaynak: Artı Gerçek*** ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile hekimlerin sağlık sisteminin övünç kaynağı olduğunu belirterek, hekimler ve hekim adaylarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladı.
‘İYİ Kİ VARSINIZ’
Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından paylaşımda, hekimliğin bir meslekten öte, adanmışlık hikayesi olduğunu belirtti. Hekimlik için, “Gecesini gündüzüne katan, dertlere derman olan, insanlığa iyiliği şiar edinen gönüllerin hikayesi.” yorumunda bulunan Memişoğlu, şunları kaydetti:
“Yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir sanat. Bu eşsiz sanatı toplumumuzun esenliği için icra eden hekimlerimizle gurur duyuyorum. Sizler sağlık sistemimizin övünç kaynağısınız. Bu duygu ve düşüncelerle tüm hekimlerimizin ve hekim adaylarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. İyi ki varsınız.”
Kaynak: AA
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
İSTANBUL – Aile sağlığı merkezi çalışanları, 1 Kasım’da yürürlüğe giren Aile Hekimleri Sözleşme ve Yönetmeliği’nin ‘geri çekilmesi’ talebiyle ikinci kez iş bırakma eylemi başlattı.
Türk Tabipleri Birliği (TBB) ile sağlık alanında faaliyet gösteren sendika ve derneklerin oluşturduğu 14 örgütün çağrısıyla kasım ayında Türkiye genelinde üç gün iş bırakan aile hekimleri, şimdi de 2-6 Aralık tarihleri arasında beş günlük iş bırakma eylemi yapıyor.
Hekimlerin ve meslek örgütlerinin tüm itirazlarına rağmen bir aydır yürürlükte olan tartışmalı yönetmeliğin, çalışma ve özlük haklarında ciddi kayıplara neden olacağı ifade edilirken, aile sağlığı merkezlerinden (ASM) istifa edecek olan sağlıkçı sayısının giderek artacağı öngörülüyor.
‘AİLE HEKİMLİĞİ YÖNETMELİĞİ NE GETİRİYOR?’
Peki, uygulamaya konulan yönetmelik ne getiriyor, neden eleştiriliyor?
Söz konusu yönetmeliğe göre aile hekimleri, ödeme katsayılarında yapılacak değişiklik ve performans kotalarının artırılmasıyla yüksek maaş kesintileri ile karşı karşıya kalacak. Yönetmelikte hekimlerin performansa dayalı teşvik alabilmesi için, kendilerine kayıtlı kişilerin yılda en az iki defa ASM’ye başvurması gerekiyor. Eğer bir kişi kayıtlı bulunduğu ASM’ye gitmek yerine yılda yediden fazla başka bir sağlık kurumuna müracaat ederse, aile hekimi teşvikten faydalanamıyor. Yani tahmini olarak kendisine kayıtlı nüfusun yarısının, ASM’lere başvuru yapmaması durumunda aile hekiminin maaşından tavan ücretin yüzde 42’si kesilecek. Yönetmelikteki hiçbir şartı yerine getiremeyen hekimin maaşından ise sağlık emekçilerine göre 30-40 bine kadar bir kesinti söz konusu olacak.
‘AĞRI KESİCİ, ANTİBİYOTİK YAZIMINA KOTA’
Yönetmelik aynı zamanda aile hekimlerinin antibiyotik, ağrı kesici ve mide koruyucu gibi ilaçları yazmasına da sınırlama getiriyor. Bir hekim, belirlenen bu ilaçları bulunduğu il ortalamasının üzerinde bir miktarda yazarsa yine teşvikten yararlanamıyor. Yani bir hekimin söz konusu ilaçları belirlenen kotanın üstünde yazması halinde maaşlarında kesintiye gidiliyor.
HEKİMLERİN KAYITLI HASTA SAYISINDA DEĞİŞİKLİK
Aile hekimleri kendilerine kayıtlı hasta sayısına göre maaş alıyor. Uygulamaya konulan yönetmelik ile birlikte hekimlerin 4 bin kayıtlı hasta sayısı, 3 bin 500 hastaya düşürüldü. Bu durum hekimlerin maaşlarında düşüşe yol açarken, kayıtlı hasta sayısında bir azalma sağlamıyor.
‘NE KADAR ÇOK HASTA BAKARSA O KADAR ÇOK KAZANACAK’
Ayrıca yönetmeliğe göre hekimin teşvik alabilmesine yeni bir şart daha getirildi. Hekimlerin kendilerine kayıtlı hastaların tansiyon, şeker, obezite, yaşlılık gibi başlıklarda düzenli takibinin yapılması öngörülüyor. Aksi takdirde hekimler teşvik alamayacağı gibi sözleşme feshiyle de karşı karşıya kalacak. Yönetmelikte ayrıca hekimler için günlük hedef muayene sayısı 75 olarak belirlendi. Bu da hekimlerin ne kadar çok hasta bakarsa o kadar çok kazanacağı anlamına geliyor.
Söz konusu yönetmeliğin sağlığın piyasalaşmasına hizmet ettiğine ve mesleki özerkliğe müdahale olduğuna dikkat çeken Türk Tabipleri Birliği (TTB) Aile Hekimliği Kolu (AHEK) Sekreteri Dr. Sibel Uyan, yönetmeliğin aynı zamanda iş güvencesine de bir tehdit oluşturduğunu söylüyor:
“Bu yönetmelik birinci basamağın, koruyucu sağlık hizmeti olmasına karşı bir müdahaledir. Aynı zamanda sağlık çalışanlarının güvencesiz ve kadrosuz istihdamına sebep olmaktadır. Performans, teşvik ve özelleştirme sağlık alanında uygulanamaz. Sağlığın parayla satılması demek; yenidoğan yoğun bakımlarındaki ölümler demek. Bu yönetmelik, özel sağlık sistemine yönlendirmekten başka bir şeye hizmet etmiyor.”
TTB Aile Hekimliği Kolu AHEK Sekreteri Dr. Sibel Uyan
‘SAĞLIKTA KALİTE DÜŞECEK, HEKİMLERİN ÖZLÜK HAKLARI ZARAR GÖRECEK’
Hekimler, bir yandan maaşlarında yüksek oranda kesintilere yol açan bir yandan da teşvik sistemi getiren yönetmeliğin sağlığa dair var olan sorunları daha da derinleştireceği görüşünde.
Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Dr. Gökhan Erdoğan’a göre de yönetmelik ile hem vatandaşa sunulacak sağlık hizmetinin kalitesi düşecek, hem de aile hekimlerinin özlük hakları büyük zarar görecek. Erdoğan, “Aile hekimliği sözleşmeleri tamamıyla mevcut idarenin insafına bırakılmakta olup iş güvencemiz elimizden alınmak istenmektedir” diyor.
‘SAĞLIK BAKANI EN SON NE ZAMAN AİLE HEKİMİNE GİTMİŞ?’
Yönetmelik herhangi bir sağlık sorunu olmasa dahi kendilerine kayıtlı kişilerin 6 ayda bir ASM’lere başvurmasını zorunlu kılıyor. Erdoğan bu durumun hekimler üzerinde baskı oluşturacağını ve ciddi maaş kesintilerine yol açacağını belirtiyor ve ekliyor:
“Vatandaşların hastaneye başvuru sayısının artması veya aile hekimleri tarafından sevk edilmesi durumunda bile aile hekimlerine maaş kesintisi yapılacak. Bu durum hekim üzerinde baskı oluşturacağı için hastanın ihtiyacı olan bölümlere ulaşması engellenecektir. Sağlık Bakanına soruyoruz; en son ne zaman aile hekimine gitmiş? Her 6 ayda bir aile hekimine uğruyor mu?”
Kendisine kayıtlı 4 bin kişi olduğunu kaydeden Dr. Erdoğan, bunların 2 bin 600’ünün son altı aydır muayeneye gelmediğini ifade ediyor:
“Yarısından fazla bir rakama tekabül ediyor. Sağlıklı olan bir kişi neden aile hekimliğine başvursun. Başvurmak zorunda da değil zaten. Mesela camiye gitmeyen cemaat yüzünden imamın maaşı kesiliyor mu? Ya da okula gitmeyen öğrenci yüzünden öğretmenin maaşı… Ancak bu kişiler ASM’lere başvurmuyor diye benim maaşımdan ücret kesintisi yapılıyor. İlk aşamada ASM’lere başvuru yapmayan kişiler nedeniyle de aile hekimlerinin maaşında yüzde 20’lere varan kesintiler öngörülüyor.”
Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Dr. Gökhan Erdoğan
TTB’den Dr. Sibel Uyan’a göre de sağlıklı bireylerin 6 ayda bir ASM’de muayeneye zorlanması veri toplama amacına hizmet ediyor. Aile hekimlerinin, Sağlık Bakanlığı’nın veri toplayıcısı olmadığına dikkat çeken Uyan, itirazını,
“Hastalık Yönetimi Platformu, kronik hastalık takibi diyerek bize dayatılan ancak sigorta şirketlerine veri hazırlamaktan öteye gitmeyen bir program. Bu yönetmelikle de program veri toplamaktan başka bir işe yaramıyor. Kronik hastalıklara dair zaten gerekeni yapıyoruz. Bakanlık, ‘hekiminizi seçebilirsiniz’ diye bir seçenek sunuyor insanlara. Şimdi ise bu kışkırtılmış sağlık talebinin faturasını aile hekimlerine kesiyor. Sonuç olarak ben hasta olmayan bir kişiyi neden altı ayda bir çağırayım?” sözleriyle yapıyor.
KOTANIN ÜSTÜNDE ANTİBİYOTİK VE AĞRI KESİCİ MAAŞ KESİNTİSİ NEDENİ
Yönetmelik ile aile hekimlerinin antibiyotik, mide koruyucu ve ağrı kesici gibi ilaçları yazmasına da kısıtlama getirildiğini hatırlatarak, buna uymayan aile hekimlerinin maaşlarından kesinti yapılacağını söyleyen Gökhan Erdoğan, “Hastasına uygun tedaviyi yapmak isteyen aile hekimlerinin bakanlık tarafından cezalandırıldığını belirten Dr. Gökhan Erdoğan, “Bu hasta ile doktoru karşı karşıya getirecek. Hekimin tedavisine bile müdahale edilen bir ortamda halkın nitelikli sağlık hizmetine ulaşması mümkün olmayacaktır” diyor.
‘MESLEK ONURUMUZA YAPILMIŞ BİR SAYGISIZLIK’
Erdoğan, yönetmelikte yer alan aile hekimlerinin ödemelerinin hastaların verdiği yıldızlara göre belirlenecek olmasına da itiraz ediyor. “Hasta memnuniyetinde il ortalamasının altında kalırsak da teşvik verilmiyor” diyen Erdoğan, “Tarafımıza yapılacak ödemelerin verilecek yıldızlara bağlanmasını meslek onurumuza yapılmış bir saygısızlıktır. Aynı zamanda ilaçları yazılmayan hastalar elbette memnun olmaz” ifadelerine yer veriyor.
‘BAKAN BÖYLE GİDERSE SİSTEMİ YERLE BİR EDECEK’
Dr. Gökhan Erdoğan’a göre yeni yönetmelikle hekim başına düşen nüfus 4 bin kişiden 3 bin 500 kişiye düşürülse de bu durum yeni iş yükleri ve kağıt üstünde azalan nüfus nedeniyle hekimlerin maaşlarından yüzde 10 civarı bir kesintiyi de beraberinde getiriyor.
Erdoğan, “Kayıtlı nüfusları 3 bin 500 değil Avrupa da olduğu gibi 2 binlere düşürülmeli ancak bu yapılırken hekimler cezalandırılmamalı. Sayın Bakan sistemde sorunlar olduğunu ve düzelteceğini beyan ediyordu ama olayı yanlış anlamış olacak ki sistemi düzeltmek değil böyle giderse “sistemi yerle bir edecek” diye konuşuyor.
YÖNETMELİK SONRASI İSTİFALAR BAŞLADI: ‘BU İŞ YAPILAMAZ’ DİYORLAR’
1 Kasım’da yürürlüğe giren yönetmelik sonrası entegre merkezlerde çalışan birçok aile hekimi ve aile sağlığı çalışanının istifa ettiğine vurgu yapan Erdoğan, Bakan Kemal Memişoğlu’na 1 Kasım 2024 itibariyle sağlık merkezlerinden kaç aile hekimi ve aile sağlığı çalışanının istifa ettiğini sordu.
TTB’den Sibel Uyan da özellikle hemşire ve ebelerin yoğunlukla olduğu sağlık çalışanlarının istifa etmeye başladığına dikkat çekiyor:
“Ebe hemşire arkadaşlarımız bu yönetmelikle beraber yok sayılan kesim olarak karşımıza çıkıyor. Hekimlerden emeklilik hakkı olanlar da düşünmeden emekliliğe ayrılıyorlar. Bu iş yapılamaz diyorlar.”
‘GEREKİRSE SÜRESİZ İŞ BIRAKIRIZ’
Hekimler ‘eziyet yönetmeliği’ olarak niteledikleri düzenleme geri çekilene kadar eylemlerini sürdüreceklerini, gerekirse süresiz iş bırakacaklarını açıkladılar. Hekimlerin yönetmeliğe karşı talepleri şu şekilde:
1. Aile Sağlığı Merkezlerinin donanım ve altyapısı kamu tarafından sağlanmalı.
2. Koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelendiği bir sistem oluşturulmalı, hekim başına düşen nüfus 2 bini aşmamalı.
3. Güvencesiz ve kadrosuz istihdama son verilmeli; sağlık çalışanlarına insanca yaşayabilecekleri bir ücret ödenmeli.
4. Sağlıkta şiddeti önleyecek etkin ve caydırıcı düzenlemeler yapılmalı.
5. Performansa dayalı ücretlendirme sistemine son verilerek, çalışma koşulları iyileştirilmeli.
***Kaynak: Artı Gerçek*** ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılan Kabine Toplantısı’nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Okulların açılmasından grip aşısına, doktorların yut dışına gidişinden randevu sistemine birçok konuya değindi.
Koca, Covid-19 vaka sayılarına ilişkin soruya karşılık, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Kovid-19’da dalga 3-4 hafta önce pik noktasına erişti. Günlük 60 bini geçen rakamları gördük, şu an 10 bin rakamlarına indi. Her geçen gün vaka sayılarının azaldığı, hastane yatış ve yoğun bakım yatışlarının da azaldığını görüyoruz. Önümüzdeki 2-3 hafta içinde belirgin bir azalma bekliyoruz.
Tahminen kasım-aralık gibi yeniden bir çıkış olabilir. Mevsimsel gripten pek farklı seyretmeyecek. Aşıda hatırlatma dozları ihmal edilmemelidir. Özellikle hazırlık anlamında 65 yaşın üzerinde olan, ek hastalığı bulunan kişilerin hatırlatma dozlarını kasım aralık aylarından önce yaptırmalarını önemsiyoruz.”
Kovid-19’un bitmediğini ve yakın zamanda tamamen de ortadan kalkmayacağını vurgulayan Koca, “Ama artık nasıl mücadele edeceğimizi biliyoruz. Büyüklerimizin ve ek hastalığı olanların hastalık belirtisi olduğunda testlerini erken dönemde yaptırmalarını önemsiyoruz. Çünkü Molnupiravir etken maddeli antiviral ilacın kullanımı gerekebilir.” ifadesini kullandı.
‘EĞİTİMİ AKSATACAK BİR DURUM OLMAYACAK’
Bakan Koca, okullar açılınca temasın artmasıyla vaka sayılarında da bir miktar artış olabileceğine işaret ederek, “Okullar için endişe etmeyelim. Ancak çocuklarımız kurallara uymada yetişkinlerden daha iyi bir sınav verdi. Okullarda eğitimi aksatacak bir durum söz konusu olmayacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Koca, grip aşılarıyla ilgili soruya da “Aşı olmak isteyen herkese yetecek kadar aşı hazırlığı yapıldı. Grip aşısı olmak isteyen herkese yetecek kadar aşı var. Geçen yıllara nazaran en yüksek miktarda aşı var.” yanıtını verdi.
MAYMUN ÇİÇEĞİ AÇIKLAMASI
Koca, Maymun Çiçeği hastalığına yönelik soru üzerine “11 vaka sayısına ulaşıldı. Türkiye için korkulacak bir hastalık değil, ne pandemi ne endemi… Sorun olmayacak. Maymun çiçeği hastalığı aynı ortamda daha yakın, daha uzun süreli kalma ile bulaşan bir hastalık. Türkiye için ne pandemi ne de endemi olacağına asla inanmıyoruz.” diye konuştu.
‘YURT DIŞINA GİDİŞLER AZALACAK’
Sağlık Bakanı Koca, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu alınamadığının belirtilmesi üzerine, “Alacaksınız. Hekim ve çalışan arkadaşlarımızın mutluluğu ile sorunların daha kolay çözüleceğine emin olun.” dedi.
Bazı hekimlerin yurt dışına gidişine yönelik tartışmaların anımsatıldığı Bakan Koca, “Yurt dışına gidişler de azalacak. Kamuya geçişlerin daha fazla olduğunu hep birlikte göreceğiz. Kamuda çalışmanın avantajlı olduğunu herkes görecek. Çok yakında bunu göreceğiz. 1-2 aydan bahsediyorum.” karşılığını verdi.
‘RANDEVU DAHİL BİRÇOK SORUN ÇÖZÜLECEK’
Sağlık Bakanı Koca, sağlıkta “Beyaz Reform” ile adaletin ve her emeğin karşılığının olduğu bir dönemi başlattıklarının altını çizerek, şunları kaydetti:
“Mahsuplaşma uygulamada olmayacak. Her işlemin ve emeğin bir karşılığı olacak. Yıl sonuna kadar her polikliniğe bir sekreter hedefiyle hekimlerimizi daha çok hastalarına odaklanmalarını sağlayacağız. Mesai sonrası çalışma da teşvik edilerek randevu dahil olmak üzere önümüzdeki aylarda birçok sorunun çözüldüğünü birlikte göreceğiz. Ayrıca bugüne kadar görülmemiş büyüklükte bir kadro alımı bu yıl yapıyoruz. Kapsam dışı olan üniversite hastaneleri ile aile hekimi ve çalışanları da kapsama alınıyor. Sağlıkta Beyaz Reform’un bir dönüm noktası olacağını hep birlikte göreceğiz.”
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin artmasına, uzun süredir talep edilen çalışma koşullarında iyileşmenin gerçekleştirilmemesi ve hayat pahalılığı da eklenince yurtdışında çalışma kararı alan hekimlerin sayısı artıyor.
YIL SONUNA KADAR TÜRKİYE’Yİ TERK EDECEK HEKİM SAYISI 3 BİNİ BULABİLİR
Dünya gazetesinden Yasemin Salih’in haberine göre, sadece geçtiğimiz ay yurtdışında çalışmak için gerekli olan ‘iyi hal belgesi’ alan hekim sayısı 231 oldu. Türk Tabipler Birliği (TTB) verilerine ilk yedi ayda ‘iyi hal belgesi alan toplam hekim sayısı da 1402’ye ulaştı. Böylelikle, geçen yılın tamaımıa ‘iyi hal belgesi’ alan hekim sayısına, 2022’nin ilk yed, ayında ulaşılmış oldu. Bu sayının daha da artacağı tahmin ediliyor. TTB, yılsonuna kadar 2 bin 500 ila 3 bin hekimin Türkiye’ye terk etme hazırlığında olduğunu belirtti.
EN BÜYÜK KAYIP İSTANBUL’DA
TTB’nin verilerine göre son bir ay ayda ‘iyi hal belgesi’ alan hekimlerin yüzde 41’i İstanbul’dan. Temmuz ayında İstanbul’da 95 hekim bu belgeyi alarak yurtdışına göç etmek için ilk adımı attı. İstanbul’u 23 hekimle Ankara, 15 hekimle İzmir takip etti. Bursa’dan 7, Antalya’dan 6, Diyarbakır’dan 5, Hatay’dan da 4 hekim geçen ay iyi hal belgesi aldı.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Koronavirüs Bilim Kurulu toplantısı sonrası PCR testlerinin sadece semptomlu kişilerden alınacağını ve pozitif vakaların yedi gün sonunda test yaptırmaksızın izolasyondan çıkabileceğini açıklamıştı. Birçok hekim bu kararlara tepki gösterdi. Hekimler, “salgın yönetimi tümüyle bırakılmış oldu. Sonucu sürü hasarı politikası olur” ifadesini kullandı.
SONUCU SÜRÜ HASARI POLİTİKASI OLUR
Cumhuriyet’te yer alan habere göre enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, karantina süresinin yedi güne düşürülmesine tepki göstererek, “Bu karar ancak aşılı nüfusa uygulanabilecek bir karar. Türkiye’de aşılı nüfus çok az. Şu anda PCR testi yetişmiyor ve Türkiye hazırlıksız yakalandı. Aşılı olanlar için hızlı test, aşısız olanlar için de PCR testi uygulanıyor olmalıydı. Salgın yönetimi tümüyle bırakılmış oldu. Sonucu sürü hasarı politikası olur” ifadesini kullandı.
Kararın aşısız kişiler için “zafer” niteliğinde olduğunu kaydeden Şenol, “Hiçbir yerde aşı kartı sorulmazken PCR testinin kaldırılması sürece çok büyük zarar verecek. Aşı kartı da sorulmadığı için aşısız kişiler test de yaptırmadan rahatça dolaşacak. Vaka sayılarını ölçebilme şansları ortadan kalktı. Omicron varyantı 15 gün içinde baskın hale gelince hiçbir kapasite yetmeyecek” diyerek tepki gösterdi.
‘SALGIN BİTMEDİ’
Halk Sağlığı Uzmanı Ahmet Soysal da salgının devam ettiği uyarısını yaparak, “Herkes salgın bitmiş gibi davranıyor. Yedi gün sonunda en azından PCR testi negatif olan kişilerin izolasyondan çıkmasına izin verilmeliydi. Bu hastalığı yakalamanın tek şansı PCR testi. ‘Sende semptom yok test yapmıyoruz’ demek, yükselen vaka sayılarını daha düşük göstererek insanların moralini yükseltmektir. Vaka sayıları düşük gösterilerek Avrupa ülkelerinin Türkiye’ye sınırlarını kapamasının önüne geçmek isteniyor” diye konuştu.
YENİ KURALLAR
Aşı ve hatırlatma dozunu olmuş temaslı kişilerin karantinaya alınmamasına karar verildi. Pozitif vakaların tamamı yedi gün izolasyonu tamamladıktan sonra test yaptırmaksızın izolasyondan çıkabilecek. Tarama amaçlı ve temaslı kişilerde PCR testi zorunluluğu kaldırıldı. PCR testi yalnızca semptom gösteren kişilere yapılacak.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
İstifa yasağının kalkmasının ardından Manisa’da 50’den fazla hekim istifa dilekçesi verdi. Kendisinin de istifa etmeyi düşündüğünü dile getiren Manisa Tabip Odası Başkanı, salgın süresince psikolojisi bozulan ve ekonomik sıkıntı yaşayan hekimlerin istifa etmeye başladığını belirterek hükümeti acil olarak istifaları durdurmak için harekete geçmeye davet etti.
Sözcü’den İlker Kılıçaslan’ın haberine göre, Manisa Tabip Odası Başkanı Şahut Duran, istifalardaki en büyük etkenin salgın döneminde sağlık çalışanlarının psikolojilerinin bozulması ve ekonomik sıkıntı olduğunu açıkladı.
Normalleşme sürecinin ardından istifa sürecinin yeni olmasına rağmen hekimlerin yoğun bir şekilde istifa dilekçelerini vermeye başladığını söyleyen Duran, son bir ay içerisinde Manisa genelinde 50 hekimin istifa dilekçesini verdiğini açıkladı.
‘BEN BİLE İSTİFA ETMEYİ DÜŞÜNÜYORUM’
Duran, çalıştığı Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nde 2 hekimin istifa ettiğini ve kendisinin de istifa etmeyi düşündüğünü söyledi:
“Salgın boyunca hekimler ciddi anlamda travma ve sıkıntılar yaşadı ve halen yaşamaya devam ediyor. Hekimler şimdi hem ekonomik yönden hem de psikolojik yönden ciddi sorunlar yaşıyor. Çalışma motivasyonu kalmadı. Salgının başladığı günden bu zamana kadar sağlık çalışanları kendi için bir toparlanma fırsatı bulamadı. Kendimize zaman ayıramadık. Ciddi anlamda tükenmişlik yaşıyoruz. Manisa’da son bir ayda 50 hekim istifa etmek için dilekçesi verdi. Ben bile istifa etmeyi düşünüyorum. Çünkü dayanacak gücümüz kalmadı.”
‘OCAK-ŞUBAT-MART AYLARINDA EK ÖDEME YAPILMADI’
İstifa etmek isteyen sağlık çalışanlarının en büyük nedenlerinden birisinin de ekonomik sıkıntı olduğuna dikkat çeken Duran, ek ödemelerde adaletsizlik yaşandığını ve devlet hastanelerinin şu anda zarar ettiğini söyledi. Duran, ek ödemelerle ilgili yaşanan sıkıntıyı şöyle dile getirdi:
Ocak-Şubat-Mart aylarında ek ödeme yapılmadı. Nisan-Mayıs-Haziran ve Temmuz aylarında bir ek ödeme çıkardı. Ek ödemeler ise hastane yönetiminin inisiyatifine bağlı olarak sağlık çalışanlarına dağıtıldı. Bu ek ödemelerde de adaletsizliklerin olduğu söylendi.
Şimdi Ağustos ve daha sonra ek ödemelerin olacağını düşünmüyorum. Çünkü hastanelerin gelirleri çok azaldı. Muhtemel önümüzdeki bir sene ek ödemenin olacağını sanmıyorum. Şehir Hastanelerine gerekli yardımlar yapılırken, hasta garantisine göre ödemeler verilirken, devlet hastanelerinde böyle bir durum yok. Maddi bir destek yok. Gelir sağlayıcı bir çalışma yok. Devlet hastaneleri şu anda zarar ediyor ve çoğu zararına çalışıyor.
‘ALINAN MAAŞ ÇOK YETERSİZ’
“Durum böyle olunca ek ödemelerde sıkıntı yaşayan sağlık çalışanları ciddi anlamda ekonomik sorunlar yaşamaya başladı. Bahsettiğimiz ek ödeme, hekimlerin kazançlarının yarısı, hatta daha fazlası gibi bir şey. Alınan maaş çok yetersiz.”
Öte yandan Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF), aile hekimlerine sosyal medyada paylaşım ve basına demeç verme gibi yasaklar getiren yönetmeliğe karşı eylem planını açıklamıştı. Hekimlerin dünden itibaren 28 Ağustos’a kadar istifa dilekçelerini hazırlayıp Sağlık Bakanlığı’na sunması için AHEF’e ileteceği belirtilmişti.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***