Etiket: HDP

  • İzmir HDP il binasına saldırı: ‘İçişleri Bakanı bu olayı önlemekle mükellef güçtür. İstifa etmeli’

    İzmir HDP il binasına saldırı: ‘İçişleri Bakanı bu olayı önlemekle mükellef güçtür. İstifa etmeli’


    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) İzmir il binasına silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda parti çalışanı Deniz Poyraz hayatını kaybetti. İzmir Valiliği saldırganın yakalandığını duyurdu.

    HDP Van milletvekili Tayyip Temel’e göre bir süredir İçişleri Bakanlığı’na bağlı valilikler ve emniyet müdürlükleri ile ilintili gruplar HDP’nin parti binaları önünde provokasyon yapıyor. İzmir HDP il binasına yapılan saldırıyı da bunun bir parçası görüyor.

    ”Bu gruplar aslında Diyarbakır’dan başlayarak Şırnak, Van ve en sonunda da İzmir il binamızın önüne çadır kurdu. Çok organizeler ve hatta ücret aldıkları ifade ediliyor. Son olarak İzmir’de il binamız önündeki provokatif eylem için defalarca emniyet ile görüşüldü. Polis de o kişiyi korumak için etrafını bariyerlerle kapattı.”

    Temel saldırının zamanlamasına dikkat çekiyor. Çünkü saldırının gerçekleştiği gün saat 15.00’da HDP parti eş başkanlarının da aralarında bulunduğu 40 kişi toplantı halinde olacaktı. Aynı zamanda HDP İzmir il binasında HDP ekoloji komisyonunun öncülüğünde Prof. Dr. Beyza Üstün’ün çıkardığı kitabın da imza günüydü. HDP Van milletvekili Tayyip Temel, ”Muhtemelen saldırıyı organize eden güçler bu saati şaşırdı.” diyor ve olaya dair şu detayları paylaşıyor.

    ”Kişi girdiği gibi etrafa ateş etmiş. Onlarca kurşun duvarlara ve pencerelere isabet etmiş. Aynı zamanda da Sabahat Tuncel’in fotoğrafına defalarca ateş edilmiş. Belli ki istihbarat sağlanmış. Saldırganın da fotoğrafları hemen ortaya çıktı. Görüyoruz ki Suriye’de eğitilmiş, donatılmış. Bu kişinin SADAT ile ilişkisi olduğu iddia ediliyor. Zaten SADAT’a bağlı kişiler biraz gayrimeşru çalışmalar yürüttükleri için devletin belli kurumlarında resmi ve gayriresmi çalışabiliyorlar. Böyle bir bilgi de aldık. O nedenle saldırganın bağları araştırılırsa bunun çok organizeli bir şekilde gündemi değiştirmeye yönelik olduğu ortaya çıkar.”

    Konuyla ilgili HDP olarak araştırmalarına devam ettiklerini söyleyen HDP Van milletvekili Temel, saldırının sorumlusu olarak İçişleri Bakanlığı’nı gördüklerini ifade ediyor. Ve bu saldırının tesadüf olmadığını, sürecin bilinçli bir şekilde örüldüğünün altını çiziyor. Temel’e göre bu süreci örenler devlet kademelerinde görev yapanlar.

    HDP’li vekil Temel, ”İçişleri Bakanlığı’nın son zamanlarda gündem olması sebebiyle, gündemi değiştirmek için bazı gayrımeşru güçlerin bir şekilde bu saldırı veya benzer saldırıları teşvik ettiğini düşünüyoruz.” açıklamasında bulunuyor.

    ”Araştırmalarımız sürüyor, ama kişinin kendi kaynaklarında tehdit ve fotoğraflar var. Bunların görülmemiş olması mümkün değil. Polisin gözü önünde gerçekleşen bu saldırının organize bir saldırı olduğu şüphesi artırıyor bizde. Bu konuda adres iktidardır. Daha büyük saldırıların olma ihtimali kesinlikle var. İçişleri Bakanı bu olayı önlemek ile mükellef güçtür. Kapıda nöbet tutan polisler İçişleri Bakanlığının talimatları ile hareket ediyor. Türkiye’de İçişleri Bakanı istifa etmesi gereken bir durumdadır. Bugün yaşanan saldırı mahkeme salonlarından başlayan, Meclis kürsülerinden katliam çağrılarıyla devam eden ve il binalarımızın önünde çeşitli provokatif gruplarla provoke edilen bir sürecin cinayete dönüşmüş halidir.”

    İzmir’deki saldırının sonrasında Adalet Bakanı Abdülhamit Gül sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak saldırıyı lanetledi ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılacağını belirtti.

    Euronews’e bu açıklamayı değerlendiren HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün açıklamalarını anlamlı bulmadığını söylüyor.

    Gül’ün vermiş olduğu tepkiyi kamuoyunun tepkisine bağlayan Kurtulan, ”O zaman bu zihniyeti değiştirmeleri lazım. Eğer bunu doğru bulmuyorlarsa bunun gereğini yapmalılar” diyor.

    ”Bizzat iktidarın ortağı ile birlikte her gün partiye saldıran, kriminalize eden ve hedef gösteren bu iktidarın demeçlerini çok anlamlı görmüyorum. Bundan beslenen klikler buna katılmıyor ve bunu doğru bulmuyorsa devlet veya kendi içlerindeki bir kiliğin yaptığı iş olarak görüyorlarsa bunun gereğini yapmalılar. Bunun arkasındaki azmettiriciler bizzat devlet içindeki klikler ve bu iktidardır.”

    ”HDP’ye yönelik daha çok insanın ölümünü hedefleyen bir konseptin devrede”

    HDP’ye yönelik saldırıların arkasında devlet içi kliklerin olduğunu ve bu nedenle de saldırıların cezasız kaldığını düşünen HDP Grup Başkanvekili Kurtulan, HDP’ye yönelik daha çok insanın ölümünü hedefleyen bir konseptin devrede olduğu kanısında.

    ”2015’te HDP Mersin il binasına yapılan ‘bombalı çiçek’ saldırısında, kişi elini kolunu sallayarak geliyor ve daha sonra Türkiye’nin dışına çıkıyor. Sözde partinin korumaları var, devlet resmi olarak güvenlik sağlıyor. Ama her saldırı sonrasında, partimizi korumakla görevli olan polisler dışarı çıkıyor. Bizler ve demokrasi güçlerinin defalarca söylediği şeyi Sedat Peker şimdi itiraf ediyor. Böyle olduğu için herkes tarafından dikkate alınıyor. Ama bizler sürekli dedik. Mesela Tahir Elçi’nin, Ape Musa’nın katilleri neden hala bulunmuyor? Devlet içindeki yapıların işi olduğu için bulunamıyor, bulunmak istenmiyor. Bu durum da aynıdır. Şimdi iktidar kanadından açıklamalar olacak bu kişinin yargı önüne çıkarılacağına dair. İyi de bu tetikçi meselesi değil ki. Mesele onu azmettiren zihniyet. Bu katilleri ortaya çıkaran, yetiştiren, üzerimize salan zihniyeti ele almak lazım.”

    İktidarın sandıkta ve siyaseten HDP ile baş edemediğini söyleyen Kurtulan, İçişleri Bakanını ‘güvenlikçi politikaları en pervasız kullanan, yetkisini en kötüye kullanan kişi’ olarak suçluyor. Tüm hak taleplerinde bulunan herkes bu ülkede tehdit altında diyen HDP’li Kurtulan, bunun sorumluluğunu da İçişleri Bakanına yüklüyor.

    ”HDP çok doğru bir yerde duruyor. Parti binalarını kapatma derecesine varan baskılara rağmen yeni kongrelerle daha da büyüyoruz. Bununla baş edemeyen bir güç kendi önünde engel olarak gördüğü partimizi kriminalize ederek diz çöktürmeyi düşünüyor. Koltuklarının ömrünü uzatmak ve ceplerindeki paraların miktarını büyütmeye odaklanmış bir zihniyet. Kendi geleceklerini bizim yokluğumuz üzerine kurguladıkları için bu saldırıyı sorunsuz sürdürmek istiyorlar. Ama HDP diz çökmez.”

  • HDP’nin İzmir il binasına saldırı sonrası siyasiler kınama mesajları paylaştı

    HDP’nin İzmir il binasına saldırı sonrası siyasiler kınama mesajları paylaştı


    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) İzmir’deki il binasında 1 kişinin hayatını kaybettiği saldırı sonrası siyasi partiler kınama mesajları paylaştı.

    AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İzmir’de HDP il binasında gerçekleştirilen saldırıyı ve cinayeti kınadı.

    Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti: “İzmir’de HDP il binasında gerçekleşen saldırıyı ve cinayeti lanetliyoruz. Türkiye, huzur ve güvenliğini bozmaya çalışan provokasyonlara asla fırsat vermeyecektir. Güvenlik güçlerimiz ve yargı teşkilatı hadiseyi tüm boyutlarıyla açığa çıkaracaktır. Türkiye terörle mücadelesini ve toplumsal huzuru bozmaya çalışan provokasyonlarla mücadelesini şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da kararlılıkla sürdürecek, kamu düzeninin bozulmasına asla müsaade etmeyecektir.”

    Kılıçdaroğlu, Sancar’ı telefonla aradı

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir’deki saldırı nedeniyle HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’a taziyelerini iletti. CHP’den yapılan açıklamada, Kılıçdaoğlu’nun HDP İl Başkanlığına gerçekleştirilen provokatif saldırı nedeniyle Sancar’ı telefonla aradığı belirtildi.

    Saldırıda hayatını kaybeden Deniz Poyraz’a Allah’tan rahmet dileyen Kılıçdaroğlu’nun, Sancar ve HDP camiasına başsağlığı dileklerini ilettiği bildirildi.

    Akşener: Bulanık suda balık avlama hevesinde olanlar akıllarını başlarına alsınlar

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de Twitter’dan başsağlığı mesajı paylaştı. Akşener, “Halkların Demokratik Partisi İzmir İl Başkanlığı’na yönelik saldırıyı kınıyor, hayatını kaybeden Deniz Poyraz’a Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Bulanık suda balık avlama hevesinde olanlar akıllarını başlarına alsınlar.” dedi.

    “Dünyadaki barışsever insanları üzdü”

    CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, HDP’nin İzmir il binasına yapılan saldırının sadece İzmirlileri değil dünyadaki bütün barışsever insanları üzdüğünü söyledi.

    Kaya, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında HDP İzmir il binasındaki saldırıya değinerek Türkiye’nin barışına, demokrasisine ve kardeşliğine kurşun sıkıldığını belirtti. Bu saldırının sadece İzmirlileri değil dünyadaki bütün barışsever insanları da üzdüğünü dile getiren Kaya, “Tetiği çekenin yakalandığı söyleniyor. Bu yetmez, tetiği çekenlerin arkasında kim var? Bu kişi bir kamu çalışanı ama silahlarla çekilmiş fotoğrafları var. Bunlara seyirci kalanlar vicdanlarınız rahat mı? Saldırganın binaya girişi engellenmiyor ama HDP’lilerin girişi engelleniyor. Bu kabul edilecek bir durum değil. Bu ülke, barış ve demokrasi içinde yaşamak istiyor. Eğer adalete, barışa sıkılan kurşunun önüne geçilmeze bu ülkede hiç birimizin huzuru kalmaz.” diye konuştu.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, İzmir’de HDP il binasında gerçekleştirilen saldırıyı kınadığını bildirdi.

    Yazıcı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti: “HDP İzmir il binasında gerçekleşen saldırıyı kınıyorum. Toplumsal barışı ve huzuru hedef alan her saldırı, her girişimle mücadelemiz kararlı bir şekilde devam edecektir. Bu tür saldırılar hiçbir zaman amacına ulaşamayacaktır.”

    “İzmir huzur kentidir”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, yaşanan saldırıyı kınadı.

    Dağ, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:

    “HDP İzmir il binasında gerçekleşen saldırı ve cinayeti kınıyorum. Türkiye’nin huzur ve güvenliğini bozmaya yönelik her türlü saldırı ve girişimin karşısında olduk, olmaya devam edeceğiz.”

    Tunç Soyer de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, saldırıyı kınadığını belirterek, “Saldırıda hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyorum. İzmir’imiz huzur kentidir. Bu huzura zarar verecek her türlü girişimin karşısındayız.” ifadesini kullandı.

  • HDP’nin İzmir il binasına düzenlenen silahlı saldırıda bir parti çalışanı hayatını kaybetti

    HDP’nin İzmir il binasına düzenlenen silahlı saldırıda bir parti çalışanı hayatını kaybetti


    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir binasına bugün sabah saatlerinde saldırı düzenlendi. HDP Basın Bürosu, saldırıda Deniz Poyraz isimli bir parti çalışanının hayatını kaybettiğini duyurdu.

    ”Aylardır partimizin iktidar partisi, İçişleri Bakanlığı tarafından hedef gösterilmesi, provokasyon amacıyla bazı ailelerin örgütlendirilerek il binalarımızın önüne yönlendirilmesi sonucu bu sabah saat 10:30 sıralarında İzmir İl binamıza silahlı saldırı gerçekleştirildi. 35-40 yaşlarında olduğu belirtilen silahlı saldırgan, içeride parti çalışanımız Deniz Poyraz’ın da bulunduğu sırada il binamızı bastı. Çevreye ateş açan ve binayı ateşe veren saldırgana uzun süre müdahale edilmedi. Saldırıda parti çalışanımız Deniz Poyraz yoldaşımız katledildi.”

    Açıklamada HDP’lilerin Konak ilçe binası önünde toplanmaya başladığı ifade edilerek “Dün Sincan’da görülen Kobani Kumpas Davasında yapılan provokasyon provası sonucu bugün bu saldırının gerçekleştirilmesinin amacı ve mesajı bellidir. Bu çok tehlikeli provokasyonu gerçekleştirenler, olayın azmettiricileri; partimizi, il örgütlerimizi hedef gösteren iktidardır, provokatörleri yönlendiren İçişleri Bakanlığıdır” denildi.

    İzmir Valiliği’nin açıklaması: Şüpheli şahıs yakalandı

    İzmir Valiliği saldırıyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, “İlimizde bugün saat 11.05 sularında 32 iş yerinin bulunduğu bir iş hanının 2. katındaki HDP il binasına, sağlık çalışanıyken istifaen ayrılmış olan O.G. isimli şahıs girerek, parti çalışanı olan D.P. isimli şahsı tabanca ile ateş ederek öldürmüştür. Şüpheli şahıs yakalanmış olup olay tüm yönleriyle araştırılmaktadır.”

    HDP’nin İzmir’deki parti binasına silahlı saldırı düzenlendi, bir kişi gözaltına alındı

    DHA’nın haberine göre HDP İl Başkanlığı’nın bulunduğu yedi katlı binaya giren kimliği belirsiz bir kişi, pencereden sokağa doğru ateş açtı. Olay yerine gelen polis ekipleri binanın bulunduğu sokağın çevresini güvenlik şeridiyle çevirdi ve sokak yaya geçişine kapatıldı.

    HDP Genel Merkezi de Twitter hesabından bir açıklama yaptı. Açıklamada, “İzmir’de parti binamız silahlı bir şahıs tarafından basılarak binamız ateşe verildi. İçeride görevli bir arkadaşımız bulunmakta. Saldırının faili de azmettiricileri de bellidir. Herhangi bir olumsuzluktan iktidar ve kışkırtıcılar sorumlu olacaktır” denildi.

  • Askeri öğrenci Murat Can Güney’in, ailesinin cenaze törenine katılmasının engellenmesi tepki çekti

    Askeri öğrenci Murat Can Güney’in, ailesinin cenaze törenine katılmasının engellenmesi tepki çekti


    Silivri’de tutuklu bulunan askeri öğrenci Murat Can Güney’in annesi ve babasının cenaze törenine katılmasına izin verilmemesi muhalefet partilerinin ve bazı sivil toplum örgütlerinin tepkisine yol açtı.

    Samsun’dan Ordu’ya giderken geçirdikleri trafik kazasında anne babasını yitiren Murat Can Güney’in ebeveynlerin Fatsa’da düzenlenecek cenaze törenine katılması konusundaki talebine savcılığın olumlu görüş bildirdiği, ancak talebin jandarma yetkilileri tarafından Covid-19 salgını nedeniyle tedbir alma konusunda zorluk yaşandığı gerekçesiyle reddedildiği belirtildi.

    Konuyla ilgili Adalet Bakanlığı’na not gönderdiğini açıklayan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekili Sezgin Tanrıkulu sosyal medya hesabından paylaştığı videoda, öğrencinin annesine ve babasına karşı son defa dini, vicdani ve insani bir törene katılma hakkının elinden alındığını söyledi ve “Hiç olmazsa taziye hakkını tanıyın. Böyle subjektif bir kararı olur mu jandarmanın?” ifadelerini kullandı.

    Covid-19 salgınına rağmen kongre salonlarında, camide ibadet sırasında binlerce kişinin bir araya gelmesine izin verildiği hatırlatan Tanrıkulu “Tutuklunun yasal hakkı olan törene katılmasını engelleyip vicdani ve insanı suçla anılmayın” diye yazdı.

    Olaya ilişkin Halkların Demokrasi Partisi (HDP) milletvekillerinden de tepki geldi. HDP Şırnak Milletvekili ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu ve Anayasa Komisyonu Üyesi Hüseyin Kaçmaz sosyal medya hesabında “Trafik kazasında anne ve babasını kaybetti. Güvenlik gerekçesiyle cenazeye katılmasına izin verilmemesi hukuka ve vicdana aykırı olacaktır” paylaşımında bulundu.

    HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya da sosyal medya paylaşımında Murat Can Güney için “O sadece bir öğrenci” diyerek güvenlik gerekçesiyle cenazeye katılmasına izin verilmemesi hukuk ve insanlık dışı olduğunu belirtti.

    Avrupa Adalet İnisiyatifi de “Devlet yetkililerine düşen kin ve nefret duyguları ile değil, aklıselim ve vicdanla, insan onurunu üstün tutan hukuka uygun olarak hareket etmek.! Anne ve babasına karşı son görevini yapmasına engel olmayın.!” ifadeleriyle olaya ilişkin tepki verdi.

    Kara Harp Okulu (Harbiye) öğrencisi Murat Can Güney’in 15 Temmuz darbe girişimi sonrası tutuklandığı ve Silivri cezaevine gönderildiği öğrenildi.

  • Gergerlioğlu’nun Anayasa Mahkemesine yaptığı itiraz başvurusu Genel Kurula sevk edildi

    Gergerlioğlu’nun Anayasa Mahkemesine yaptığı itiraz başvurusu Genel Kurula sevk edildi


    HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesinin iptali için yaptığı bireysel başvurunun Anayasa Mahkemesi Genel Kuruluna sevk edildiği duyuruldu.

    Haberi veren Salih Gergerlioğlu sosyal medya paylaşımında, “Babamın dosyası AYM Genel Kurulu’na sevk edildi. Artık tüm aşamalar geçildiği için en kısa sürede karar verileceğini umuyoruz” diye yazdı.

    Gergerlioğlu, “Şu an telefona koşup babama bu haberi vermek isterdim… Neyse, yanına ilk gidecek avukata nasip olacak artık. 🙂 Umudumuz, AYM’nin en kısa sürede bu hukuksuzluğu sonlandıracağı yönünde. Halkın vekiline özgürlük!” paylaşımında bulundu.

    Ne olmuştu?

    Sosyal medyada bir haberi paylaştığı için 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Gergerlioğlu’nun milletvekilliği, hakkında kesinleşmiş hüküm bulunduğu gerekçesiyle 17 Mart’ta düşürülmüştü. Gergerlioğlu karara tepki olarak HDP’nin Meclis’teki grup odasında “Adalet Nöbeti” adı altında protesto eylemi düzenlerken 21 Mart’ta gözaltına alınmış ve TBMM’den çıkartılmıştı. Emniyetteki İfadesinin ardından serbest bırakılan Gergerlioğlu 2 Nisan’da tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Eski HDP milletvekilinin AYM’ye yaptığı bireysel itirazda, “Başvuru, başvurucunun sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşım gerekçe gösterilerek terör örgütünün propagandasını yapma suçundan cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü, dokunulmazlık hakkını kazanan bir milletvekili hakkında yargılamaya devam edilmesinin de seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir” denildi.

  • AİHM’den HDP vekili Kerestecioğlu kararı: İfade özgürlüğü ihlal edildi, 9 bin euro tazminat

    AİHM’den HDP vekili Kerestecioğlu kararı: İfade özgürlüğü ihlal edildi, 9 bin euro tazminat


    HDP 25. ve 26. dönem İstanbul 2. bölge milletvekili olan Filiz Kerestecioğlu Demir’in dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye’yi mahkum etti.

    Selahattin Demirtaş kararına atıf yapan AİHM, bu davada da 20 Mayıs 2016’da yapılan anayasa değişikliğinin terörle mücadeleye ilişkin olduğunu ve siyasi fikirlerini açıklamaktan ötürü vekillerin bu yasalar kapsamında mahkum edilemeyeceğini temellendirmişti.

    Bu nedenle aynı karardaki gerekçelendirmeye dayanarak Kerestecioğlu’nun ifade hürriyetinin engellendiği dolayısıyla İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. Maddesi’nin ihlal edildiğine karar verildi.

    Buna göre Türkiye Kerestecioğlu’na toplamda 9 bin Euro da maddi tazminat ödeyecek.

    Dokunulmazlığı neden kaldırılmıştı?

    İstanbul polisi tarafından hazırlanan ve kamuoyuna sunulan soruşturma raporuna göre savcı, 14 Şubat 2016’da aralarında Kerestecioğlu Demir’in de bulunduğu yaklaşık 100 kadından oluşan bir grup, Kadıköy’de bir gösteri yaptı ve sloganlar attı.

    Bir polis memuru, grubu ‘kışkırtıcı sloganlar’ atmamaları konusunda uyardı. Kerestecioğlu bu uyarıya itiraz etti. 9 Mayıs 2016 tarihinde savcılık hakkında soruşturma açtı.

    Meclis dokunulmazlığının kaldırılması amacıyla Kerestecioğlu Demir aleyhine rapor yazıldı ve Adalet Bakanlığına iletildi. Kerestecioğlu’nun 14 Şubat 2016 tarihli eylemde basına yaptığı açıklama hakkında cezai soruşturma başlatıldı.

    20 Mayıs 2016 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi anayasanın 83. maddenin ikinci fıkrasında öngörülen milletvekili dokunulmazlığına ilişkin bir anayasa değişikliğini kabul ederek hakkında soruşturma olan milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ‘evet’ dedi.

    AK Parti’den 29, CHP’den 59, HDP’den 55 ve MHP’den 10 olmak üzere yüzden fazla vekil bu değişiklikten etkilendi ancak dokunulmazlığı kaldırılan yalnızca muhalif vekiller oldu.

    Meclis’te 70 vekil dokunulmazlığın kaldırılması kararının mahkemede değil parlamentoda olması gerektiğini savunarak yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürdü. Ne var ki, 3 Haziran 2016’da AYM bu talebi oy birliği ile reddetti.

    Kerestecioğlu kimdir?

    Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1984 yılında mezun oldu. 1987’de serbest avukat olarak çalışmaya başladı. 1991-92 yıllarında İsviçre’de Nokta Dergisi’nin temsilciliğini yaptı.

    Kendisini feminist olarak tanımlayan Kerestecioğlu, 1995 yılında “Kadınlar Vardır” belgesel filminin yapımında görev aldı ve “Kadınlar Vardır” adlı şarkının söz yazarı ve bestecisi oldu.

    İstanbul Barosu’nda Kadın Hakları Uygulama Merkezi kurucu üyesi olan Kerestecioğlu aynı zamanda Baro Dış İlişkiler Komisyonu Sekreterliğini de yaptı. 2004-2012 yılları arasında Güncel Hukuk Dergisi’nde Yazı İşleri Müdürü olarak çalıştı. 25. ve 26. dönem HDP İstanbul 2. bölge milletvekilliğinin yanı sıra Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Grubu üyesi ve AKPM Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Komisyonu 3. başkan yardımcısı.

  • HDP’ye kapatma davası: Siyasi partilerin kapatılmasında süreç nasıl işliyor?

    HDP’ye kapatma davası: Siyasi partilerin kapatılmasında süreç nasıl işliyor?


    Halkları Demokratik Partisi (HDP) hakkında 17 Mart’ta açılan kapatma davasının Anayasa Mahkemesi tarafından usul eksikliği nedeniyle geri gönderilmesinin ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ikinci kapatma davası dosyasını Anayasa Mahkemesi’ne pazartesi günü yeniden gönderdi.

    850 sayfalık iddianame partilerin nasıl kapatıldığı sorusunu tekrar gündeme getirdi.

    Türkiye tarihinde sık sık yaşanan parti kapatmalarında süreç nasıl işliyor?

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında siyasi partilerin hangi durumlarda kapatılacağı 69’un maddede düzenlenmiş durumda.

    Buna göre siyasi partilerin kapatılması, yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanıyor.

    Bir siyasi partinin tüzüğü ve programının Anayasanın 68’inci maddesinin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde temelli kapatma kararı verilir.

    Öte yandan bir siyasi partinin 68’inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi halinde karar verilir.

    Bir siyasî parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır.

    Anayasa Mahkemesi, bu düzenlemelere göre temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasî partinin devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebilir.

    Partilerin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verebiliyor.

    Siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin davalar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun davanın mahiyetine uygun hükümleri uygulanmak suretiyle dosya üzerinden Genel Kurulca inceleniyor ve kesin karara bağlanıyor.

    HDP için hazırlanan iddianamenin süreci

    Anayasa Mahkemesi’ne gönderilen iddianame üyelerce değerlendirmeye alınmadan önce. başkanın inisiyatifiyle görevlendirilen raportör tarafından usül bakımından incelemeye alınıyor.

    Raportör raporunu tamamlayarak AYM heyetine gönderecek.

    Bunun ardından heyet, davaya ilişkin ilk incelemesini yapacak ve iddianamenin kabul edilip edilmediğine karar verecek. Bu süre, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) hükümlerine göre, iddianamenin gönderilmesinden itibaren 15 günü geçemeyecek.

    Anayasa Mahkemesi heyeti, Başsavcılığın, “partinin olası hazine yardımına ilişkin banka hesabına bloke konulması” yönündeki tedbir talebini ilk inceleme sırasında ele alabileceği gibi daha sonra da karara bağlayabilecek.

    İddianamenin kabul edilmesi halinde süreç

    Kabul edilmesi halinde iddianame ön savunma için HDP’ye gönderilecek. HDP’nin, Yüksek Mahkemenin tanıdığı süre içinde ön savunmasını vermesi gerekiyor. Ancak parti, bu sürenin uzatılması için başvuru yapabilecek. Ek süre talebini AYM karara bağlayacak.

    Parti tarafından ön savunmanın verilmesinin ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin esas hakkındakini görüşünü sunacak. Bu görüş de HDP’ye gönderilecek. Daha sonra belirlenecek tarihlerde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak.

    Bütün bu sürecin ardından davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu işlemler sürerken, gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı gerekse davalı HDP ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek.

    Raporun AYM üyelerine dağıtılmasının ardından Başkan Zühtü Arslan toplantı için bir gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.

    15 üyenin 10’unun oy çokluğuyla karar verilebilecek

    HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan AYM heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69. maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

    Siyasi parti kapatma davası sonucunda verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilecek ve Resmi Gazete’de yayımlanacak.

    AYM’nin, siyasi yasak istenen partililerin beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olduğunu belirlemesi halinde, bu kişiler kesin kararın Resmi Gazete’de gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamayacak.

  • HDP’nin kapatılması için yeniden dava açıldı, iddianame Anayasa Mahkemesi’ne gönderildi

    HDP’nin kapatılması için yeniden dava açıldı, iddianame Anayasa Mahkemesi’ne gönderildi

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP’nin kapatılması istemiyle yeniden dava açtı. İddianame, Anayasa Mahkemesine gönderildi.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Halkların Demokratik Partisinin (HDP) temelli kapatılması istemiyle yeniden dava açtı.

    Anayasa Mahkemesinin eksikliklerin tamamlanması istemiyle iade ettiği HDP’nin kapatılması istemli iddianame, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yeniden hazırlandı.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin imzalı, yaklaşık 850 sayfalık iddianame, Anayasa Mahkemesine tekrar gönderildi.

    Yaklaşık 500 partili hakkında siyasi yasak istenen iddianamede, partinin banka hesabına tedbir konulması da talep edildi.

    Ayrıntılar geliyor

  • Demirtaş’tan Cumartesi Anneleri’ne beste: Diren Anne

    Demirtaş’tan Cumartesi Anneleri’ne beste: Diren Anne


  • TBMM’de yapılan gizli oylamayla HSK’nin 7 üyesi seçildi; HDP oylamayı terk etti

    TBMM’de yapılan gizli oylamayla HSK’nin 7 üyesi seçildi; HDP oylamayı terk etti


    Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nda (HSK) boşalacak 7 üyelik için gizli oyla seçim yapıldı. Ergün Şahin, Ömür Topaç, Sinan Esen, Aysel Demirel, Cumhur Şahin, Bilal Temel ve Hamit Kocabey, Hakimler ve Savcılar Kurulu üyesi olarak belirlendi.

    HSK üyeliği seçiminin gizli yapılan birinci tur oylamasına 471 milletvekili katıldı. Halkların Demokratik Partisi (HDP), adayların kapalı kapılar ardında belirlendiğini ifade ederek salonu terk etti.

    Milletvekillerinin kabinlere girerek oy kullanmaları ile Tasnif Komisyonunun oy pusulası sayımı işlemleri yaklaşık 2 saat sürdü. Boş oy kullanılmayan seçimde, 11 oy geçersiz sayıldı.

    AA’nın haberine göre bu sonuçlara göre, birinci tur oylamada, Anayasa’da öngörülen üye tam sayısının 3’te 2 çoğunluğunun (400) üzerinde oy alan Ergün Şahin, Ömür Topaç, Sinan Esen, Aysel Demirel, Cumhur Şahin, Bilal Temel ve Hamit Kocabey, HSK’nin yeni üyeleri olarak seçildi.

    TBMM Başkanvekili Celal Adan, HSK üyelik seçimi işleminin tamamlanmasının ardından birleşimi kapattı.

    Seçilen HSK üyeleri 4 yıl görev yapacak.

    HDP, HSK seçimlerini protesto ederek Genel Kurul’u terk etti

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), Hakimler Savcılar Kurulu seçimlerini adayların kapalı kapılar ardında belirlendiğini ifade ederek salonu terk etti.

    Meclis Genel Kurulunda yapılan seçimlerin hemen öncesinde söz alan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç şunları söyledi:

    “HSK üye seçiminin ilk kez mecliste yapılması önemli. Bağımsız ve tarafsız bir yargı mekanizmasına ulaşmak için önemli. Çünkü şu anda bağımsız bir yargı yok. Olması gereken başvuran adayların incelenmesi ve seçimlerin en demokratik yöntemle yapılmasıydı ama öyle olmadı. Kapalı kapılar arasında yapıldı. Siyasi bagajlarını yanında taşıyan isimler aday yapıldı. Liyakat olmadı. Yargı açısından baktığımızda son derce sıkıntılı bir döneme bir kez daha imza atılmış olacağını düşünüyoruz. Sadece iktidarın değil muhalefetin de yanlış bir tutumunun olduğunu düşünüyoruz. Seçimlere katılmıyoruz bunun önemli bir vicdani sorumluluk olduğunu düşünüyoruz.”

    HSK kararnamesiyle 3 bin 70 hakim ve savcının görev yeri değişti

    Öte yandan HSK kararnamesiyle 3 bin 70 hakim ve savcının görev yeri değişti. Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi, 3 bin 70 hakim ve savcıyı kapsayan Adli ve İdari Yargı 2021 yılı Ana Kararnamesi’ni tamamladı.

    HSK’nin internet sitesinden yayımlanan kararnameye göre, adli yargıda 2 bin 582, idari yargıda ise 488 olmak üzere toplam 3 bin 70 hakim ve savcının görev yeri değiştirildi. Kararnameyle Zonguldak, Denizli, Sakarya, Giresun, Aydın, Çanakkale, Diyarbakır, Afyon, Trabzon, Edirne, Erzurum, Amasya, Elazığ, Kilis, Nevşehir, Erzincan, Çankırı, Kırklareli, Kütahya, Burdur, Kastamonu, Ağrı, Bayburt, Iğdır, Hakkari ve Tunceli olmak üzere 26 ile yeni başsavcı atandı.