Etiket: Hastalık

  • Nijerya’da Lassa ateşi salgını: 2025’te 176 kişi öldü

    Nijerya’da Lassa ateşi salgını: 2025’te 176 kişi öldü


    Artı Gerçek– Nijerya’da, hayvandan insana geçen Lassa ateşi hastalığı nedeniyle bu yıl ölenlerin sayısı 176’ya çıktı. Buna göre ülkenin başkenti Abuja’nı yanısıra 21 eyalete bağlı 102 bölgede salgın yayılmaya devam ediyor. Virüsten en çok etkilenen yaş grubunun 21 ila 30 olduğu belirtildi.

    İNSANDAN İNSANA GEÇEBİLİYOR

    Lassa virüsü nedeniyle ülke genelinde geçen yıl 190 kişi ölmüştü. Nijerya hükümeti, 23 Ocak 2019’da Lassa ateşi nedeniyle acil durum ilan etmişti.

    Mali, Togo, Gana, Liberya, Sierra Leone gibi birçok Afrika ülkesinde görülen Lassa ateşine, Nijerya’da ilk olarak 1969’da ülkenin kuzeydoğusundaki Borno eyaletinde rastlanmıştı.

    Fare dışkısıyla temas sonucu bulaşan hastalık, insandan insana geçebiliyor ve ölümcül kanamalı ateşe yol açıyor.

    Genellikle ateş, halsizlik, baş ağrısı, kusma ve kas ağrıları görüldüğünden sadece belirtilere bakarak teşhiste güçlük çekiliyor.

    Enfekte olan kişilerde ölüm riski yaklaşık yüzde bir civarında. Ölüm genellikle belirtilerin başlamasından sonraki iki hafta içinde meydana geliyor. Hastalıktan kurtulanların yaklaşık dörtte birinde işitme kaybı görülüyor. İşitme kaybı vakaların yaklaşık yarısında üç ay içinde düzeliyor.

    Yetkililer, halkı fare ve diğer kemirgenlerle temas etmemeleri yönünde uyarıyor. (DİKEN)

    ***Kaynak: Artı Gerçek***
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Bir kaç aya dalgaya dönüşecek’

    ‘Bir kaç aya dalgaya dönüşecek’


    Artı Gerçek – Koronavirüste yeni varyant kontrolü ele alıyor. Haziran ayında Almanya’da tespit edilen XEC varyantı; İngiltere, ABD, Danimarka ve başka birkaç ülkede daha görüldü.

    ‘YAYILMASI DAHA YENİ BAŞLADI’

    California’daki Scripps Araştırma Translasyonel Tıp Enstitüsü Müdürü Eric Topol, XEC’nin yayılmasının ‘daha yeni başladığını’ söyledi.

    Los Angeles Times gazetesine yaptığı açıklamada, “Bunun gerçekten tutunup bir dalgaya dönüşmesi birkaç ayı bulacak XEC kesinlikle kontrolü ele alıyor. Bu bir sonraki varyant gibi görünüyor. Ancak geniş çapta yayılmasına aylar var” dedi.

    AŞILAR ETKİLİ OLACAK MI?

    Aşılar, son varyantlara karşı daha iyi koruma sağlayacak şekilde güncellendi, ancak Omicron alt varyantlarından ortaya çıkan XEC bunlara dahil değil.

    University College London’daki Genetik Enstitüsü Müdürü Profesör Francois Balloux, XEC’nin diğer son Covid varyantlarına göre “nispeten daha fazla bulaşma ihtimali” olmasına rağmen aşıların yine de iyi koruma sağlayacağını düşünüyor.

    BELİRTİLERİ NELER?

    Semptomların soğuk algınlığı veya grip benzeri olduğu düşünülüyor: Hastalarda yüksek ateş, vücutta ağrı, yorgunluk, öksürük veya boğaz ağrısı görülüyor.

    Çoğu insan Covid’den birkaç hafta sonra kendini daha iyi hissediyor ancak tamamen iyileşmesi daha uzun sürebiliyor.
    KAYNAK: BBC

    ***Kaynak: Artı Gerçek***
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa Alarma Geçti! Yeni Varyant Fransa’da Tespit Edildi

    Avrupa Alarma Geçti! Yeni Varyant Fransa’da Tespit Edildi


    Belçika’da koyun, keçi, sığır ve ineklerde görülen mavi dil hastalığı Fransa’ya da sıçradı. Isere bölgesinde, virüsün yeni bir varyantının sığırlarda görüldüğünü bildirildi. Koyun, keçi, sığır ve inekleri etkileyen “mavi dil hastalığı” olarak bilinen virüs kaynaklı hastalığın Nord, Aisne ve Ardennes bölgelerinde de tespit edilmesi, daha büyük bir salgının belirtisi olabileceği yönündeki endişeleri arttırdı.

    100 VAKA DAHA VAR

    Küçük tatarcıklar tarafından taşınan virüs, koyun ve sığırlarda ağız ülserlerine, nefes almada zorluğa ve ateşe neden olabiliyor. Bazı durumlarda ölüme dahi yol açabiliyor. Fransız hükümetine göre, şu ana dek 31 hayvana virüs bulaşırken, yerel yetkililer ise yaklaşık 100 vaka daha olduğundan şüpheleniyor.

    Polienas’ta koyun çiftçisi Cedric Ruzzin, 150 hayvanından 55’inin öldüğünü belirterek, “Bu hayvanlar etkilenmiş durumda. Kilo kaybettiler, salyaları akıyor ve şişiyorlar. Ateşi 40’ın üzerinde olan hayvanlarım var,” dedi.

    TESPİT ETMEDE GEÇ KALINIYOR

    Yetkililer, çiftliklerin ve yerel yönetimlerin virüsün yeni varyantını tespit etmekte geç kaldığını, bu nedenle de hastalığın önlenemeden çoktan sığır sürülerine yayıldığını belirtiyor. Isere Sağlık Savunma Grubu Direktörü Aurore Tosti, “Hastalığın kendisini tedavi edemezsiniz. Sadece semptomları hafifletmeye ve hayvanları bu kamburdan kurtarmaya çalışabiliriz,” dedi. Yeni türün ilk olarak Hollanda çiftliklerinde ortaya çıktığı ve o zamandan bu yana Almanya, Danimarka, Belçika, Lüksemburg ve Fransa’da salgınlara neden olduğu bildirildi.

    BELÇİKA’DA SEKTÖR ‘KRİZDE’

    Belçika’da, Ekim 2023’te ilk kez fark edilmesinden bu yana 500’den fazla çiftlik, virüsün yeni varyantından etkilendi. Belçika’nın Federal Tarım Bakanı David Clarinval, mavi dil vakalarının etkisiyle sektörün “krizde” olduğunun kabul edilmesi çağrısında bulundu.

    Fransız hükümeti, BTV3 serotipi olarak adlandırılan yeni türden en çok etkilenen bölgelere 6,4 milyon doz aşı dağıtarak yanıt verdi. Dağıtılan aşıların 1,1 milyonu koyunlara verilecek ve 5,3 milyonu da sığırlar için ayrıldı. Salgını kontrol etmek amacıyla etkilenen bölgelerin etrafında da önlemler alındı. Ancak Tosti’ye göre çözüm, özellikle bazı çiftlikler için çok geç kalmış durumda.

    “Aşılama çözüm ama çok geç kaldık. Ne yazık ki bu hastalık sürüye girdiğinde ona karşı oldukça çaresiz kalıyoruz çünkü yapabileceğimiz tek şey semptomları tedavi etmek.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mersin’de Morca Düdeni mağarasında mahsur kalan Amerikalı bilimciyi kurtarma operasyonu sürüyor

    Mersin’de Morca Düdeni mağarasında mahsur kalan Amerikalı bilimciyi kurtarma operasyonu sürüyor


    Onlarca yerli ve yabancı görevli, mağaranın 1000 metre derinliğinde kurtarma operasyonu yürütüyor.

    Mersin’de Morca Düdedi’nde yürüttükleri araştırma sırasında mağara içinde mide kanaması geçiren Amerikalı mağarabilimci Mark Dickey’i kurtarma çalışmaları sürüyor.

    REKLAM

    Avrupa Mağara Kurtarma Birliği (ECRA), 40 yaşındaki deneyimli mağarabilimci Dickey’in 2 Eylül’de mağaranın içinde yaklaşık bin metreden aşağıda haritalama çalışmalarını sürdürürken şiddetli karın ağrısıyla rahatsızlandığını duyurdu. 

    Toros dağlarının 2 bin 100 metre yüksekliğinde girişi olan mağaradan kendi başına çıkamayacağının anlaşılması üzerine ECRA, Türk ve yabancı mağara kurtarma ekiplerinden yardım istedi.

    Türk ve yabancı ekipler iş başında

    Türk Mağarabilimciler Birliği ve Türk Mağara Kurtarma ekibinin hızla başlattığı operasyonlara Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi’nin (UMKE) de destek vermesiyle uluslararası kurtarma ekipleri yardım ulaştırmaya başladı.

    ECRA’nın bildirdiğine göre, 3 Eylül’de Macar mağara kurtarma ekibi helikopter yardımıyla Morca’ya ulaştı ve aralarında bir doktorun da bulunduğu ekip mağaraya inerek hasta için yoğun tıbbi bakım çadırı kurdu.

    Ertesi gün Bulgar mağara kurtarma servisinin katkısıyla doktor ve sağlık ekiplerinin sayısı 17’e yükseldi. İtalyan, Hırvat ekipler de kurtarma çabalarına destek olmak üzere bölgeye gönderildi. Polonyalı ekibin de operasyona katılmak üzere hazır olduğu bildirildi.

    Toplam 50 kişilik bir kurtarma görevlisinin cuma günü erken saatlerde Türk yetkililer tarafından yönetilen operasyona katılmak üzere mağaranın girişinde hazır bulunması bekleniyor.

    Birkaç bölüme ayrılan mağarada her ülkenin kurtarma ekibin bir bölümden sorumlu tutuldu.

    Dickey’in durumu iyi

    ECRA, websitesinden yaptığı bilgilendirmede Dickey’in durumunun stabil olduğu bilgisini verdi.

    Türkiye Mağarabilim Federasyonu da Mark Dickey’in kurtarma operasyonu ile ilgili son gelişmeleri paylaştı. 

    Dün Dickey’in kanamasının durduğunu ve yardımla yürüyebildiğini belirten federasyon, bugün Mağara Kurtarma Komisyonu Medikal sorumlusu Tulga Şener’in, doğrudan Dickey’in doktoru ile görüştüğünü belirterek “Mark’ın durumu iyileşmeye devam ediyor. Doktorlar sedyesiz çıkmasının mümkün olup olmadığına karar verecek.” diye bilgi verdi.

    Mağaranın dar kesimlerinin sedyenin geçebileceği şekilde genişletildiği ve mağarada taş düşme tehlikesine karşı önlem alındığı  bildiriliyor. 

    REKLAM

    Türkiye’nin en derin üçüncü mağarası olan Morca Düdeni, Taşeli platosunda bulunuyor.

    Dickey, Anadolu Speleoloji Grubu Derneği (ASPEG) için bin 276 metre derinliğindeki Morca mağara sisteminin haritasını çıkaran bir keşif görevinde çalışıyordu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Millet İttifakı’nın sağ kanadı neden çöktü?

    Millet İttifakı’nın sağ kanadı neden çöktü?

    Millet İttifakı’nın başarısız olmasının en önemli nedenlerinden biri, ittifakın “sağ kanadını” oluşturan İYİ Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve Saadet Partisi’nin kendilerinden bekleneni vermemesidir. CHP’nin Orta Anadolu’nun muhafazakar ve milliyetçi bölgelerinden oy alması çok zordu. Bu bölgelerden oy olması gereken İYİ Parti, DEVA, Gelecek ve Saadet ise kendilerinden beklenilenin çok çok gerisinde kaldı. Sahada Saadet Partisi, sosyal medya ve basında ise DEVA Partisi görünür oldu ama Orta Anadolu halkına halka ulaşamadı.

    İYİ PARTİ’NİN SESSİZ KALDIĞI İKİ KONU… 

    Bölgede İYİ Parti’ye olağanüstü ilgi vardı ve bu anketlere yansımıştı. Bunu gören İYİ Parti yöneticilerinin söylemleri hemen değişti ve iktidar gibi davranmaya başladılar. Kendilerine yönelen kitleninin partide kalıcı olması için ise hiçbir şey yapmadılar. İYİ Parti yönetimi, ülkenin en can yakıcı sorunları olan Kürt sorunu ve KHK sorununu da görmezden gelmeyi seçti. Bunu yaparak partiyi AKP’nin gazabından kurtaracaklarını düşündüler. Ancak İYİ Parti’nin sessiz kaldığı bu iki konuyu AKP seçimin en önemli gündemi haline getirdi, kendisi gibi düşünmeyenleri hain ilan etti. Bu konularda neredeyse hiç sesi çıkmayan İYİ Parti yönetimi hainler listesinin başında kendine yer buldu.

    Oysa bu konuda net tavrını ortaya koyan ve tabanını ikna eden bir İYİ Parti’nin seçimde elde edeceği sonuçlar çok farklı olurdu. Üstelik Orta Anadolu’dan da doğru dürüst oy almayı başaramadı. İttifakın partiye zarar verdiği düşünülmüş olmalı ki Millet İttifakı’nın bittiği yönünde İYİ Parti yetkilileri ardı ardına açıklama yaptılar. Son olarak oy kaybının sorumlusu olarak CHP ilan edildi. Parti yöneticilerine göre kendileri dışında herkes hatalı. Oysa önce kibirli ve sorumsuz dilden vazgeçilmesi gerekir.

    DEVA PARTİSİ TEORİ SINAVINDAN 100 ALIP, UYGULAMADA SINIFTA KALDI

    Bu partiler arasında vizyon olarak en iyi durumda görünen DEVA Partisi de kendisinden bekleneni veremedi. DEVA’nın durumu teorik sınavından 100 alıp uygulama sınavından kalan öğrenciye benziyor. Parti ülkenin bütün sorunlarıyla ilgili önemli çalışmalar yaptı kamuoyuna duyurdu. Ancak Anadolu’nun muhafazakar kitlesi için raporların bir anlamı yoktu. Onların anladığı siyaset tarzı konuşan, racon kesen, gerektiğinde halkın nefsini okşayan, din, vatan ve bayrak soslu olanıydı.

    DEVA Partisi’nin bu kitleye ulaşıp kendisini anlatması mevcut medya ortamında elbette pek mümkün değildi. Ama birebir iletişim yoluyla bir şeyler yapabilirdi ancak partinin bunu yapacak güçlü teşkilatı yoktu. Babacan’ın gençlere sosyal medya yoluyla ulaşması mümkündü ama sosyal medya AKP tarafından tam anlamıyla işgal edilmişti. AKP’nin dışında her partinin veya sosyal grubun mesajı troller aracılığıyla engellendi. Böylece DEVA’nın başarılı olabileceği tek alan da elinden kaydı gitti.

    DAVUTOĞLU İHTİYAÇ DUYULDUĞUNDA ORTADA YOKTU

    Gelecek Partisi’nin söylemi aslında Orta Anadolu’nun milliyetçi-muhafazakar kitlesine çok uygundu. Davutoğlu seçim sürecinde Orta Anadolu’da daha etkin bir şekilde sahada olsaydı, AKP’nin bölgeyi domine etmesini engelleyebilirdi. Başbakan olduğu dönemdeki “terörle mücadelede” yaşananları anlatabilseydi Cumhur İttifakı’nın “vatan elden gidiyor” propagandasının etkisini kırabilirdi. Seçim sürecinide bu kadar geri planda kalması anlaşılır bir şey değil.

    ÖNCE SAADET PARTİSİ ETKİSİZLEŞTİRİLDİ

    Saadet Partisi de kendinden bekleneni veremedi çünkü Erdoğan ve avanesi tarafından partinin hareket alanları abluka altına alındı. Tabanı oluşturan cemaatlerin hepsi AKP’nin kontrolüne geçti. Partinin doğal kitlesi Fatih Erbakan tarafından bölündüğü için sahada etkisi giderek azaldı. Ancak Saadet Partisi’nin mevcut teşkilatlarıyla CHP’nin yanında sahada en aktif çalışan teşkilat olduğunun hakkını da vermek gerekiyor. Seçim sürecinde AKP’nin dengesini en çok bozan çıkışlar, meydanlarda, takkeleriyle, çarşaflarıyla, başörtüleriyle Kemal Kılıçdaroğlu’na oy isteyen Saadet Partililer oldu.

    Demokrat Parti’nden hiç söz etmiyorum. Zaten uzun süre önce bir tabela partisine dönüşmüştü.

    SAHAYA İNMEDEN AKP ETKİSİZ HALE GETİRİLEMEZ

    Özetle bu dört parti AKP’nin gücünü bir nebze olsa kırabilselerdi durum çok farklı olurdu. AKP elindeki medya ve devlet gücüyle kendi tabanından oy alacak partileri hemen öcüleştirme yoluna başvurdu ve başarılı oldu. Bu partiler Erdoğan’ın stratejisinin etkisini kıracak hamleleri yapmakta ya geç ya da yetersiz kaldılar. Bundan sonra bu partilerin yapması gereken taban siyasetine önem vermek olmalı. Halka direkt kendi politikalarını anlatmalı ve iktidarın ithamlarına net cevaplar vermeleri gerekir. DEVA, Gelecek ve Saadet Partisi Meclis’te temsil edildikleri için politikalarını daha net bir şekilde kamuoyuna anlatma imkanı sahipler. Bu fırsat çok iyi kullanmaları gerekir.

    Bu partiler  çok yakında yeni bir seçim varmış gibi hazırlıklı olmalı. Ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik durumun yanı sıra Erdoğan’ın her gün kötüleşen sağlık sorunları en fazla 1-2 yıl içinde yeni bir seçim olma ihtimalini artırıyor.

    2023 Cumhurbaşkanlığı seçimini bir seçimin ilk turu gibi düşünüp ona göre siyaset belirlemelerinde fayda var.

    Daha Fazla Göster:
    DEVAekonominin durumuErdoğangelecekhastalıkİYİ PartiMillet İttifakısaadetseçim

    SÜLEYMAN ÖZKAYA
    03 Haziran 2023 GÖRÜŞ

    Kaynak: Kronos
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Deprem bölgesinde asbest tehlikesi: Kaldırılan enkaz molozu halk sağlığını ve tarımı tehdit ediyor

    Deprem bölgesinde asbest tehlikesi: Kaldırılan enkaz molozu halk sağlığını ve tarımı tehdit ediyor


    Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde ağır yıkıma uğrayan Hatay’ın Samandağ ilçesinde enkaz molozlarının yaşam ve tarım alanlarına dökülmesi bölgede tepkilere neden oluyor.

    Depremin üzerinden iki buçuk ay geçti. Hatay merkez, Samandağ, Kırıkhan, İslahiye ve Samandağ ilçelerinde halkın büyük kısmı başka şehirlere göç etti. Kalanlar da çadır ve yeni yeni kurulmaya başlayan konteynırlarda yaşam mücadelesi veriyor.

    Samandağ’da enkazlarının tarım alanlarına dökülmesine öfkelenen halk zaman zaman moloz taşıyan kamyonların önünün kesiyor, güvenlik güçleriyle karşı karşıya geliyor.

    Geçtiğimiz günlerde Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi Eş Genel Başkanı Canan Yüce ile birlikte Samandağ’ı ziyaret eden HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, bölgedeki asbest tehlikesine dikkat çekti.

    Hatay’da duruma tepki gösteren kimi avukatlar da yetkililer hakkında geçtiğimiz günlerde suç duyurusunda bulundu.

    “Hakkımızı savunurken provokatör olmakla suçlanıyoruz”

    Molozların Samandağ-Antakya karayolu üzerinde bulunan Yeşilköy mevkiinde yerleşim birimleri ve tarım alanlarının olduğu bölgeye döküldüğünü belirten Mehmet Uysal, bunun yasalara aykırı olduğunu söylüyor.

    Molozlarının yerleşim ve tarım alanlarının dışına taşınması için eylem yaptıklarını belirten Uysal, düşüncelerini şu şekilde dile getiriyor:

    “Karşımızda askerden polisten oluşan bir duvar, siz kimin koruyuculuğunu yapıyorsunuz? Burada ileriki yıllarda asbestten kaynaklı hastalıklar ve ölümler baş gösterecek. Biz ekim yapsak ekimden gelecek bir zehir, suyunu içsek sudan gelecek bir zehir var. Biz kendi hakkımızı savunurken saldırı altında kalıyoruz. Provokatör olmakla suçlanıyoruz.”

    Çiftçilikle geçimini sağlayan ve bunun dışında başka kaynaklarının olmadığını söyleyen Samandağlı Selma Akar ise “bitişiğimize harfiyat döküm alanı yapıldı” diyor.

    Hayvanların ve ürünlerin zarar gördüğünden şikayetçi olan Akar, düşüncelerini, “Bizi hastalığa mahkûm etmeyin, keşke depremde ölseydik dedirtmeyin. Görünen köy kılavuz istemez bizim yaşam alanlarımızı bize bırakın. Sizden fazla bir şey istemiyoruz sadece yaşam alanlarımızın sağlıklı ve temiz tutulmasını istiyoruz.” şeklinde dile getiriyor.

    Asbestin kanserojen etkisine dikkat çeken Mehmet Ali Ergin, dökülen inşaat artıklarının tarım ürünleri ve yer altı sularını etkileyecek noktada olduğunu söylüyor.

    Ergin’e göre “yakıt masraflarını düşürmek için” molozlar yakın alanlara dökülüyor:

    “ÇED raporları ve en moloz ve enkaz yönetmeliğine uymadan, altyapısı yapılmadan döküm sahası yaptılar. Yaşam alanlarımızın tarumar edildiği yerde bizim sessiz kalmamız beklenemez. Tek geçim kaynağımız olan topraklarımızı kirletmeniz kabul edilemez.”

    Samandağ’da durumdan şikayetçi olan bir başka bölge sakini de Orhan Kaya.

    Samandağ’ın ve çevresinin verimli topraklardan oluştuğunu ve burada yaşayan insanların çiftçilik yaptığını aktaran Orhan Kaya, “Valimiz, kaymakamımız ve belediye başkanımıza sesleniyorum: Samandağ halkı olarak, moloz döküm alanları için güvenli yerler tespit edilmesini istiyoruz, uygulamaya son verin ve bu cinayeti durdurun.” İfadelerini kullanıyor.

    Dr. Ali Kanatlı: Yüz milyonlarca ton asbestli moloz şehrin bir kaç yerine döküldü

    Hatay’da Türk Tabipler Birliği’nin kurduğu koordinasyonun başında görev alan Dr. Ali Kanatlı, bu konuda ciddi uyarılarda bulunduklarını belirterek “Solunum yolları hastalıkları, göz hastalıkları, astım atakları, alerjik vakalar, akciğer hastalıkları artacak” dedi.

    ‘En başından beri duruma dikkat çekmeye çalıştıklarını söyleyen Kanatlı, euronews’e yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

    “Halk bilgilendirme toplantıları yaptık. Çünkü moloz yığınları içindeki insan sağlığına zararlı maddeleri bilmiyorlar. Şimdilerde durumu anladılar ama vatandaşın yapacağı da bir şey kalmadı. 15-16 bin bina kaldırıldı…yüz milyonlarca ton asbestli moloz şehrin bir kaç yerine döküldü. Samandağda denizin dibine ve çadırların dibine döküldü bunlar. Devasa bir dağ oluşturuldu. Solunum yolları hastalıkları, göz hastalıkları, astım atakları, alerjik vakalar, akciğer hastalıkları artacak. Önümüzdeki yıllarda bu sorunlarla karşılaşacağız. Halihazırda hasta bize geldiğinde üst solunum enfeksiyonu yazıp gönderiyoruz, teşhimiz bu kadar.”

    “Yıkıntılar arasında elektronik eşyalar, ilaçların kimsayal artıkları var.” diyen Kanatlı, bu atıkların ayıklanmadan belli yerlere yığıldığını söylüyor.

    Yasalara aykırı davranıldığına dikkat çeken Kanatlı, enkaz kaldırma işleminde ‘doğa ve insanı önceleyen bir anlayış olmadığını’ belirtiyor: 

    “Bir de yağış var, tüm bu artıklar yağışla Asi Nehri’ne oradan denize ulaşacak. Şimdilerde bu hastalığı taşıyanlar ya da moloz yığınlarının yan etkilerini taşıyanların başvuracakları bir yer de yok. Bu insanlar hastalanınca gidecekleri yer yok ya da arabaları yok. Ayrıca hastalıkların teşhisinde kullanılan araç gereç de yok. Fakir insanların doğum yapacakları yer yok şu anda. ‘’

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan Akkuyu Santrali yakıt töreninde konuştu: Ülkemiz nükleer güç sahibi ülkeler ligine yükseldi

    Erdoğan Akkuyu Santrali yakıt töreninde konuştu: Ülkemiz nükleer güç sahibi ülkeler ligine yükseldi


    Yakıtın tesliminden sonra yapılacak ön testlerin ve hazırlıkların ardından ilk ünitenin devreye alınması planlanıyor. Diğer 3 ünitenin de birer yıl arayla faaliyete geçmesi hedefleniyor.

    Rahatsızlığı nedeniyle seçim çalışmalarını erteleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden Akkuyu Nükleer Güç Santrali İlk Nükleer Yakıt Getirme Töreni’ne canlı bağlantı ile katıldı. 

    Türkiye saatiyle 13.30’da yapılması planlanan açılışın Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında yapılan telefon konuşması nedeniyle 16.00’ya ertelendi. Liderler görüşmede ikili ilişkileri ve bölgesel gelişmeleri ele aldı. Liderler ayrıca kurulması teklif edilen çalışma grubu vasıtasıyla yeni açılımlar üzerinde çalışabileceğini ifade etti. 

    Türkiye’nin en büyük yatırımları arasında bulunan ilk nükleer güç santrali Akkuyu NGS sahasında ilk taze nükleer yakıtın teslimi kapsamında düzenlenen törende yakıt tesise getirildi. Böylece santral “nükleer tesis” statüsü kazanarak projede kritik bir aşama daha tamamlanmış oldu. 

    Yakıtın tesliminden sonra yapılacak ön testlerin ve hazırlıkların ardından ilk ünitenin devreye alınması planlanıyor. Diğer 3 ünitenin de birer yıl arayla faaliyete geçmesi hedefleniyor.

    Putin: Türkiye, nükleer enerji sahibi ülke olacak

    Törende ilk olarak konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye, nükleer enerji sahibi ülke olacak diyerek sözlerine başladı:

    Putin’in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

    • Türkiye’de gaz merkezi kurulacak
    • Akkuyu NGS Türk Rus tarihinin en büyük projelerinden biri olacak
    • Türkiye’de kurulacak gaz merkezi ile ticaret artacak
    • Akkuyu’da barışçıl nükleer enerji bayrağı dalgalanacak
    • Bu proje iki ülke arasındaki işbirliğini geliştiriyor ekonomi ve ticaret alanındaki ilişkileri daha da  geliştirecek
    • Dünya’nın en büyük santralini kuruyoruz
    • Sayın Erdoğan şahsen ve Türkiye hükümeti ülke ekonomisinin gelişimi için ne kadar büyük hizmetlere imza attığını bizlere gösteriyor

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülkemizin elektrik tüketiminin yüzde 10’u bu santral tarafından sağlanacak

    Putin’in ardından konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Türkiye’nin nükleer güç sahibi ülkeler ligine dahil olduğunu belirtti.

    “Enerji ihtiyacımızın yüzde 10’unu Akkuyu’dan sağalanacak” diyen Erdoğan, “(Akkuyu) Projedeki tecrübemiz ışığında, farklı bölgelerde inşa etmeyi planladığımız 2. ve 3. nükleer santrallerimiz için en kısa sürede harekete geçeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

    • Santralimizin 6 Şubat depremlerinden etkilenmemesi, mühendislerimizin ve işçilerimizin işlerini ne kadar titizlikle icra ettiklerini gösteriyor

    • (Akkuyu) Doğal gaz ithalatımızın düşmesine yıllık 1,5 milyar dolar katkısı olacak bu proje, milli gelirimizin artışına da olumlu yönde etki yapacaktır

    • (Akkuyu) Tam kapasite devreye girdiğinde burada yılda yaklaşık 35 milyar kilovatsaat elektrik üretilecek

    • (Akkuyu) Santralin tüm üniteleri peyderpey 2028’e kadar hizmete girecek. Ülkemizin elektrik tüketiminin yüzde 10’u bu santral tarafından sağlanacaktır

    • Pek çok önemli proje gibi Akkuyu da milli bütçemize yük getirmeyen finansman modeliyle hayata geçirildi. Akkuyu, Rusya ile en büyük ortak yatırımımızdır

    • Avrupa Komisyonu, nükleer enerjiyi ‘yeşil enerji’ kabul ederek, tereddütleri gidermiştir. Biz de Akkuyu ile ülkemizi bu gelişmenin parçası haline getirdik

    • Ülkemiz, 60 senelik bir gecikmenin ardından da olsa, dünyada nükleer güç sahibi ülkeler ligine yükselmiştir

    • Hava ve deniz yoluyla gelen nükleer yakıtların santralimize teslimiyle birlikte artık Akkuyu bir nükleer tesis hüviyetini kazanmıştır

    Yakıt çubukları 1,5 yıl boyunca elektrik üretiminde kullanılacak

    Türkiye’ye gelen yakıt çubukları, Akkuyu NGS’nin faaliyete geçmesiyle 1,5 yıl boyunca elektrik üretiminde kullanılacak. Kullanım ömrünü tamamlayan nükleer yakıt çubukları önce reaktör bölgesinde hazırlanan bir havuzda soğutma işlemine alınacak. Ardından da hazırlanan özel bir yerde muhafaza edilecek.

    Yakıt çubuklarıyla kullanım süresince 124 bin 500 vagon kömürden elde edilen enerjiye eş değerde ısıdan, karbondioksit salımı olmaksızın elektrik üretilecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bakan Koca’dan Erdoğan’ın hakkında açıklama: Kendisi gayet iyi, gastroenteritin etkisi azalıyor

    Bakan Koca’dan Erdoğan’ın hakkında açıklama: Kendisi gayet iyi, gastroenteritin etkisi azalıyor


    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlık durumuyla ilgili, “Sayın Cumhurbaşkanımızın sağlık durumu gayet iyi. Geçirmiş olduğu enfeksiyon, gastroenteritin (mide üşütmesi) etkisi azalmış durumda” dedi.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlık durumuyla ilgili, “Sayın Cumhurbaşkanımızın sağlık durumu gayet iyi. Geçirmiş olduğu enfeksiyon, gastroenteritin (mide üşütmesi) etkisi azalmış durumda” dedi.

    Bakan Koca, çeşitli programlar için geldiği Konya’da, Karatay 9 No’lu 70. Yıl Karaaslan Aile Sağlığı Merkezinin açılışını yaptı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağlık durumunu herkesin merak ettiğini vurgulayan Koca, şunları kaydetti:

    “Bu sabah kendileriyle birlikteydim. Hepinize çok selamları var. Sayın Cumhurbaşkanımızın sağlık durumu gayet iyi. Geçirmiş olduğu enfeksiyon, gastroenteritin etkisi azalmış durumda. En yakın zamanda programlarına devam edecek. Kendisine geçmiş olsun dileklerini ileten, duacı olan tüm hemşehrilerimize teşekkürlerini iletti.”

    Erdoğan Putin ile telefonda görüştü

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık Bakanı Koca’nın açıklamasından sonra Rusya Devlet Başkanı Vladimir  Putin ile telefonda görüştü. Putin Erdoğan’a geçmiş olsun dileklerini iletti. 

    Erdoğan, Putin’e İlk Nükleer Yakıt Getirme Töreni yapılacak Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne katkıları için teşekkür etti.

    Telefon görüşmesinde Rusya-Ukrayna savaşındaki gelişmeler ve tahıl mutabakatı bağlamındaki çalışmalar  da değerlendirildi.

    Rusya-Ukrayna savaşındaki gelişmeler ve tahıl mutabakatı bağlamındaki çalışmaların da değerlendirildiği görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurulması teklif edilen çalışma grubu vasıtasıyla yeni açılımlar üzerinde çalışılabileceğini ifade etti. Görüşmede, Suriye’deki gelişmeler de ele alındı.

    Rusya Devlet Başkanı Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a geçmiş olsun dileklerini de iletti.

    “Türkiye dünyada cesaret edilemeyen bir sağlık sistemine sahip”

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’nin dünyada cesaret edilemeyen bir sağlık sistemine sahip olduğunu belirterek, “Öyle ki devletin sunduğu sağlık hizmetlerinden nüfusun tamamına yakını yararlanıyor.” dedi.

    Koca, çeşitli programlar için geldiği Konya’da, Karatay 9 No’lu 70. Yıl Karaaslan Aile Sağlığı Merkezinin açılışında, Türkiye’nin, son 21 yılının muhasebesini yaparak yarınına karar vereceği günlerde olduğunu söyledi.

    Bu 21 yılın sadece sağlık cephesine, hatta bu cephenin sadece birkaç noktasına bakılmasını isteyen Koca, “Baştan söyleyeyim. Dünyada cesaret edilemeyen bir sağlık sistemine sahibiz. Öyle ki devletin sunduğu sağlık hizmetlerinden nüfusun tamamına yakını yararlanıyor. Çünkü tüm vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden eşit oranda faydalandığı bir sistemimiz var. İnsanımız, sağlıkta sosyal güvenlik şemsiyesi altında toplandı. Bu bir devrimdir.” diye konuştu.

    Türkiye genelinde 28 bin aile hekimi olduğuna değinen Koca, herkesin kendi doktoru olduğunu dile getirdi.

    “TURKOVAC başlı başına bir övünç konusudur”

    Sağlık sistemindeki en büyük yeniliklerden birinin de evde sağlık hizmetleri olduğunu vurgulayan Koca, şöyle devam etti:

    “Kayıtlı hasta sayısı bugün 600 bini aşmış durumda. 80 yaşın üzerindeki tüm vatandaşlarımızı, 65 yaş üzerinde olup kronik hastalığı bulunan vatandaşlarımızı talepleri halinde, evde sağlık hizmeti programına dahil ediyoruz. İlaçta yerlileşme için fevkalade önemli adımlar attık. Kullandığımız ilaçların kutu bazında yaklaşık yüzde 90’ını artık ülkemizde üretiyoruz. Bir başka büyük atılım ise Türkiye’nin ihtiyacı olan aşıların yüzde 87’sini artık kendisinin üretecek olmasıdır. Bunun için, ülkemizin gururu Hıfzıssıhha Türkiye Aşı ve Biyoteknolojik Ürün Araştırma ve Üretim Merkezinin inşaatına devam ediyoruz. Pandemi döneminde yerli aşımız TURKOVAC’ı üretmiş olmamız ise başlı başına bir övünç konusudur. Yetişmelerinde, son 20 yılın büyük payı olduğu bilim adamlarıyla da övünç duyun.”

    “Türkiye sağlıkta muazzam bir kapasiteye sahip”

    Koca, Türkiye genelinde 21 şehir hastanesi olduğuna dikkati çekerek, 1250 yataklı Konya Şehir Hastanesi’nin günlük ortalama hasta sayısının yaklaşık 6 bin, 2022’de yapılan toplam muayene sayısının yaklaşık 2 milyon, gerçekleştirilen ameliyat sayısının da 100 bin olduğunu anlattı.

    Türkiye’nin sağlıkta muazzam bir kapasiteye sahip olduğuna işaret eden Koca, “Geçmiş yıllarda Türkiye’nin ihtiyaçları Türkiye’nin boyunu aşıyordu. Bugünün Türkiye’sinde, hedef günü yakalamak değil, bugünün Türkiye’si geleceğin kulvarındadır. Ülkemizle gurur duyalım. Dünyada büyüklüğün ölçüsü olmaya doğru gidiyoruz.” ifadesini kullandı.

    Bakan Koca, Türkiye’nin artık dayatılana razı olan uslu çocuk olmadığının altını çizerek şunları kaydetti:

    “Türkiye oyunu izleyen, kabuğuna çekilmiş ürkek bir ülke değildir. Allah’a hamdolsun, Türkiye artık oyun kuran, başkaldıran, zulme dur diyen ülkedir. Gariplerin sığındığı sancaktır. Eğilmesi istenen Türkiye dik durmayı dünyaya öğretecek idrak, azim ve kararlılıktadır. Başınız dik, gönlünüz ferah olsun. Bu aziz millet diz çökmez. Dosta kucak açar, düşmana korku salar. Milli idrak ve maneviyatımız bize bunu işaret ediyor.

    Türkiye artık kendi aşısını, otomobilini, tankını, savaş uçağını kendisi üreten bir ülkedir. Bunlar elbette hepimizin vergileriyle hayata geçmiş hizmetlerdir. Ancak arkasında güçlü bir irade yokken toplanan vergiler bugünden farklı değildi. Bugün vergilerimiz bize büyük hizmetler olarak dönüyorsa, bunun arkasında büyük bir irade var. Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesi var. Şimdi ülkede cesaret iş başında, siyasi irade sağlam. Şimdi vizyon var. Üstelik yıllık değil, yüzyıllık vizyon.”

    Kovid-19 salgını döneminde Türkiye’de alınan tedbirlere değinen Koca, bu durumun hızlı karar alabilmenin sonucu olduğunu söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Boyunuz 1.75’den uzunsa hastalık riskiniz daha yüksek

    Boyunuz 1.75’den uzunsa hastalık riskiniz daha yüksek


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kinder’in 9 ülkede yayılan ‘salmonella sürprizine’ Avrupa sağlık kurumlarından soruşturma

    Kinder’in 9 ülkede yayılan ‘salmonella sürprizine’ Avrupa sağlık kurumlarından soruşturma


    Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) kıtada en az dokuz ülkede yayılmaya devam eden Kinder çikolatalarıyla bağlantılı salmonella salgınıyla ilgili soruşturma başlattı. Merkez, Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu (EFSA) ile birlikte toplam 134 onaylı ve şüpheli vakanın durumunu araştırdıklarını açıkladı.

    Salgının normalden fazla sayıda çocuğun hastaneye yatmasına ve bazılarının kanlı ishal gibi ciddi klinik belirtiler göstermesine neden olduğunu belirten merkez, çocukların çoğunlukla 10 yaş altı gruptan olduğunun altını çizdi. Kinder Sürpriz çikolatalarının salgınla bağlantılı olduğunu söyledi, ancak sorunun yalnızca bu ürüne ait olup olmadığı konusunda ise bilgi vermedi.

    İtalyan şekerleme grubu Ferrero içinden oyuncak çıkan yumurta şeklindeki Kinder Sürpriz ve çeşitlerini İngiltere ve İrlanda’nın ardından bugün İspanya’da raflardan çekmeye başladı. Belçika, Fransa, Lüksemburg ve Almanya’da da ürünlerin toplatılıyor.

    İngiltere’de toplatılan ürün tarihleri 11 Temmuz ve 7 Ekim 2022

    Kinder Sürpriz yumurtaları, Schoko-Bons ve küçük yumurtaların yanı sıra Paskalya için hazırlanan özel ürünler de geri çağrıldı. İngiltere Gıda Güvenlik Kurumu 11 Temmuz ve 7 Ekim 2022 tarihleri arasında üretilen 20 gramlık ya da üçlü paket yumurtalardan yenmemesini tavsiye ediyor ve tüketicilerin bu ürünler için para iadesi talebinde bulunabileceğini belirtiyor.

    Ferrero ürünlerin toplatılmasının tedbir amaçlı olduğunu ve piyasaya sürülen hiçbir Kinder ürününde salmonella testinin pozitif çıkmadığını ifade etti. Firma sözcüsü gıda güvenliğini çok ciddiye aldıklarını ve bu durumdan dolayı çok özür dilediklerini belirtti. Ferrero ya da Kinder’in başka ürünlerinin bu salgından etkilenmediği tahmin ediliyor.

    Nestle, Lindt ve Sprüngli’den açıklama

    İsviçreli şekerleme firması Nestle hiçbir ürününün bu sebeple geri çağrılmadığını belirtirken, rakipleri Lindt ve Sprüngli mecvut sağlık krizinden etkilenmediklerini açıkladı.

    ECDC’ye göre 63 kişinin salmonellaya yakalandığı İngiltere vaka sayısı en yüksek ülke. Ayrıca Fransa, İrlanda, Almanya, Belçika, Lüksemburg, Hollanda, İsveç ve Norveç’te de şüpheli ve teyit edimiş vakalar var.

    Bakteriyel bir hastalık olan salmonellla ishal, karın ağrısı, mide bulantısı, kusma ve ateş gibi belirtiler gösterebiliyor. Uzmanlar hastalığın kişiden kişiye bulaşabildiğine dikkat çekerek bu belirtileri gösteren kişilerin ellerini çok iyi yıkaması ve başkalarının yiyeceklerine dokunmaması uyarısında bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***