Etiket: Halkbank

  • Beyaz Saray’daki Tarihi Görüşmede Çarpıcı İddia! Cumhurbaşkanı Erdoğan Trump’a Ne Teklif Etti?

    Beyaz Saray’daki Tarihi Görüşmede Çarpıcı İddia! Cumhurbaşkanı Erdoğan Trump’a Ne Teklif Etti?


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve heyeti, geçtiğimiz ay ABD’nin başkenti Washington’ta ABD Başkanı Donald Trump’ı ziyaret etmişti. Altı yıl aradan sonra ilk kez Beyaz Saray’a giden Cumhurbaşkanı’nın görüşmedeki teklifine ilişkin bir iddia dikkat çekti.

    Altı yıl aradan sonra Beyaz Saray’da tarihi görüşme

    ‘100 MİLYON DOLARLIK’ TEKLİF İDDİASI

    İngiliz haber ajansı Reuters’a konuşan kaynaklar, bu ziyarette Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Halkbank davasını gündeme getirdiğini öne sürdü.

    İki kaynağın verdiği bilgiye göre, Türk yetkililer görüşmede Halkbank’ın ABD’nin İran yaptırımlarını ihlal etmekle yargılandığı davanın yaklaşık 100 milyon dolar karşılığında kapatılmasını önerdi.

    Beyaz Saray’daki Tarihi Görüşmede Çarpıcı İddia! Cumhurbaşkanı Erdoğan Trump’a Ne Teklif Etti? - Resim : 2
    100 milyon dolarlık teklif

    ABD NASIL YANIT VERDİ?

    Ele alınan teklifte bazı ek şartların da bulunduğunu belirten kaynaklar iddiaya göre, Ankara’nın öncelikli talebinin Halkbank’ın kendisine isnat edilen suçları kabul etmemesi olduğunu belirtti.

    Öte yandan ABD tarafının Türkiye’den gelen teklife nasıl yanıt verdiği ve liderler arasındaki toplantının ardından görüşmelerin devam edip etmediği konusunda bir açıklama yapılmadı.

    Beyaz Saray’daki Tarihi Görüşmede Çarpıcı İddia! Cumhurbaşkanı Erdoğan Trump’a Ne Teklif Etti? - Resim : 3

    ‘DESTEK OLABİLİR’

    Reuters’ın haberinde söz konusu iddia şu ifadelerle yer aldı: Halkbank davasında tarafların uzlaşması, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerini onarma çabalarına destek olabilir. İki ülke arasındaki ilişkiler, Türkiye’nin 2019’da Rusya’dan S-400 füze sistemleri almasıyla gerilmişti.

    Reuters’ın sorularına Cumhurbaşkanlığı ve Beyaz Saray, teklif hakkındaki görüşmelere dair bir yanıt vermedi.

    Dünyanın konuştuğu görüşmede ‘Halkbank’ iddiası

    Beyaz Saray’daki Tarihi Görüşmede Çarpıcı İddia! Cumhurbaşkanı Erdoğan Trump’a Ne Teklif Etti? - Resim : 4
    Dünyanın konuştuğu görüşmede ‘Halkbank’ iddiası

    HALKBANK DAVASI NEDİR?

    İran, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki paravan şirketleri kullanarak İran’ın ABD yaptırımlarını ihlal etmesine yardımcı olmakla suçlanan Halkbank’ın aleyhinde bir iddianame hazırlanmış ve bu iddianame 2019 yılında kamuya açıklanmıştı. Halkbank ise kendisine yönelik suçlamaları reddetmişti.

    Mayıs ayında ABD Yüksek Mahkemesi’ne başvuru yapan Halkbank, ceza hukuku kapsamında yargılanabileceğine ilişkin temyiz mahkemesi tarafından verilen kararın iptal edilmesini istemişti.

    ABD Yüksek Mahkemesi, Halkbank’ın talebini reddetmişti. Halkbank hisseleri ABD Yüksek Mahkemesi’nin kararının ardından yüzde 10’a düşmüştü.

    Halkbank 6 Ekim’de KAP’a yaptığı açıklamada, “ABD ile Türkiye arasında mutabakatlar çerçevesinde hukuki bir uzlaşma zemini yakalamaya yönelik” girişimlerin “olumlu yönde” devam ettiğini bildirmişti.

    Kaynak: Haber Merkezi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İmamoğlu ‘6 ayda 42 Milyar TL Zarar Ettiler’ Demişti: İki Kamu Bankasından Jet Yanıt

    İmamoğlu ‘6 ayda 42 Milyar TL Zarar Ettiler’ Demişti: İki Kamu Bankasından Jet Yanıt


    İBB Başkanı İmamoğlu’nun dün yaptığı açıklamada Ziraat Bankası ve Halkbank’ın zararda olduğunu dile getirmesinin ardından iki bankadan cevap geldi. Bankalar, İmamoğlu’nun “reklam adı altında belli medya gruplarına para aktarımı” yorumunu da yanıtladı.


    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu, iktidarın “CHP’li belediyeler SGK’ya olan borçlarını ödemiyor” ithamına yanıt vermek adına dün bir basın toplantısı düzenledi. Konuşmasında borçlanma ve ödeme süreçlerini belgeleriyle anlatan İBB Başkanı, SGK başta olmak üzere çoğu kamu kurumunun batık durumda olduğunu söyledi. İmamoğlu, Ziraat Bankası ve Halk Bankası’nın da büyük zarar ettiğini vurguladı.

    İmamoğlu’nun “Ziraat Bankası ve Halk Bankası’nın raporlarına göre; iki kamu bankası 6 ayda 42 milyar TL zarar etti. Buna rağmen 6 milyar liralık ‘reklam harcaması’ yapıyorlar. Ki biz biliyoruz, bu ‘reklam’ parasının hangi kuruluşlara gittiğini, belli medya grupları” açıklamasına söz konusu bankalardan yanıt geldi.

    ZİRAAT BANKASI: HER KURULUŞ GİBİ REKLAM VERİYORUZ

    Ziraat Bankası’ndan yapılan açıklamada, bankanın, güçlü ve sağlıklı finansal göstergelerle faaliyetlerini sürdürdüğü ve mali tabloları düzenli olarak kamuoyuna açıklandığı belirtilerek şöyle denildi:

    “Bu tablolardan da görüleceği üzere; Bankamızın faaliyetleri nedeniyle zarar etmesi söz konusu olmadığı gibi, sektör normlarına uygun seviyelerde kar eden bankalar arasında yer almaktadır. Diğer taraftan, anonim şirket statüsünde faaliyetlerine devam eden Bankamız, her ticari kuruluşun yaptığı gibi bütçesinin bir kısmını tanıtım ve reklam faaliyetlerine ayırmaktadır. Bankacılık sektörü gibi rekabetin yoğun olarak yaşandığı bir sektörde, Bankamız da diğer kamu ve özel bankaların yapmış olduğu gibi ürün ve hizmetleriyle ilgili tanıtım ve reklam faaliyetlerini sürdürmektedir.”

    HALKBANK: HER DÖNEM KAR EDİYORUZ

    Halkbank’tan yapılan açıklamada da, zarar etmesinin söz konusu olmadığı vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:

    “Kamuoyu ile paylaşılan mali verilerde Bankanın her dönem net kar elde ettiği açık bir şekilde görülmektedir. Diğer taraftan; yıllardır KOBİ’lerin, esnaf ve sanatkarın lider bankası olarak faaliyetlerine devam eden Bankamız, her ticari kuruluşun yaptığı gibi bütçesinin bir kısmını tanıtım ve reklam faaliyetlerine ayırmaktadır. Bankamız, sektördeki bankalar arasında toplam TL bilanço büyüklüğünde üçüncü, toplam TL krediler büyüklüğünde ise ikinci sırada olmasına mukabil, tasarruf tedbirlerine azami dikkat etmekte olup, reklam ve tanıtım giderlerinin de içerisinde yer aldığı işletme giderlerinde sektörde 6. sırada yer almaktadır. Bankacılık sektörü gibi rekabetin yoğun olarak yaşandığı bir sektörde, diğer kamu ve özel bankaların yapmış olduğu gibi, Bankamız da ürün ve hizmetleriyle ilgili tanıtım ve reklam faaliyetlerini sürdürmektedir.”

    Kaynak: Ajanslar


    Etiketler

    Ekrem İmamoğlu


    Banka


    Ziraat Bankası


    Halkbank

    Erken Seçim Tartışmalarında Son Kulis: Tarihi Özel Değil, Cumhur İttifakı Belirleyecek
    Tarihi Özel mi Cumhur İttifakı mı Belirleyecek?

    Sadece Bir Tutam Sürün! Tenceredeki Yanıkları Ovalamadan Bile Çıkarıyor
    Sadece Bir Tutam Sürün! Tenceredeki Yanıkları Ovalamadan Bile Çıkarıyor

    Okul Yöneticilerine 'Erdoğan'a Destek' Talimatı
    Okul Yöneticilerine ‘Erdoğan’a Destek’ Talimatı

    Türkiye'nin Diri Fay Haritası Güncellendi: İşte En Riskli Kentler!
    Türkiye’nin Diri Fay Haritası Güncellendi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP Sözcüsü Deniz Yücel’den, Erdoğan’ın ziyareti öncesi kritik açıklama: ‘Görüşmede gündeme gelebilir’

    CHP Sözcüsü Deniz Yücel’den, Erdoğan’ın ziyareti öncesi kritik açıklama: ‘Görüşmede gündeme gelebilir’


    CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yarın CHP’ye gerçekleştireceği ziyarete ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Yücel, “Sayın Cumhurbaşkanının Genel Başkanımızla yapacağı görüşme iade-i ziyaret. Şunu görüşürler bunu görüşürler gibi yorum yapmak istemem ama bu diyaloğun temel amaçlarından birisi ülkenin normalleşmesi, ülkenin hukuk sisteminin yeniden olması gerektiği gibi ölçüte ve ayara gelmesi” diye konuştu.


    CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’in bugün CHP’ye yaptığı ziyarete ilişkin “Sayın Cumhurbaşkanının Genel Başkanımızla yapacağı görüşme iadeiziyaret. Şunu görüşürler bunu görüşürler gibi yorum yapmak istemem ama bu diyaloğun temel amaçlarından birisi ülkenin normalleşmesi, ülkenin hukuk sisteminin yeniden olması gerektiği gibi ölçüte ve ayara gelmesi. Dolayısıyla Türkiye’yi bu kadar yakından ilgilendiren bir davanın konuşulması da mümkün olabilir” dedi.

    CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP’ye yapacağı iadeiziyaret, miting takvimleri, Türkiye Belediyeler Birliği başkanı seçimleri, yenilenen belediye başkanlığı seçimleri ve Hakkari Belediye Başkanlığı’na kayyum atanması gündemleriyle toplandı.

    CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, PM toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi. Deniz, PM toplantısının ardından 19:00-19:30 saatlerinde MYK toplantısı yapmayı planladıklarını söyledi.

    “LAİKLİK VE BİLİM KARŞITI MÜFREDATI REDDEDİYORUZ”

    Haftasonu YKS’ye giren öğrencilere başarılar dileyen Yücel, “AKP’nin bu ısrar ve oldubittiye getirme çabasının karşısında; dernekler, odalar, sendikalar, diğer siyasi partilerden oluşan Müfredata Hayır Platformu 11 Haziran’da eylem kararı aldı. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, çocuklarımızın nitelikli eğitim hakkı için çaba sarf eden tüm eğitim paydaşlarının mücadelesini değerli buluyoruz, laiklik ve bilim karşıtı müfredatı reddediyoruz, bu çağdışı programın karşısında olan her türlü itirazın yanındayız” dedi.

    “HAYAT PAHALILIĞI DÜŞMÜYOR AMA AKP’NİN OYU HIZLA DÜŞÜYOR”

    Yücel, Kurban Bayramı’na ilişkin ise “Kurban Bayramı ziyaretleri artık ateş pahası. Dört kişilik bir aile memleketlerine gitmek istese, gidiş dönüş otobüs biletinin fiyatı bir emekli maaşından fazla… Çikolatadan şekere, baklavadan kahveye her şeyin fiyatı geçen Kurban Bayramı’nın 3 katı… Kurban kesmek artık emeklilerin ve emekçilerin gündeminde bile değil… Ama AKP iktidarı bu sesi hiç duymuyor. En son AKP’nin Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ konuşmuş. Asgari ücrette ikinci bir zamma ihtiyaç yokmuş çünkü enflasyon düşüyormuş. Şaka gibi. Hayat pahalılığı düşmüyor ama AKP’nin oyu, hızla yüzde 30’un altına düşüyor. 31 Mart’ta gördükleri sarı kartın kırmızıya dönmesi yakındır. Ekonominin ne kadar kötü durumda olduğunu görmek için aslında uzun analizlere, kapsamlı raporlara falan gerek yok” diye konuştu.

    “MASAK RAPORUNUN İÇERDİĞİ BİLGİLER SKANDAL NİTELİĞİNDE”

    Ayhan Bora Kaplan davasına ilişkin MASAK raporunu değerlendiren Yücel, şunları söyledi:

    “Soruşturma için hazırlanan MASAK raporunun içerdiği bilgiler skandal niteliğinde… Esnafa, KOBİ’lere kredi vermek amacıyla kurulan, adında halk olan Halkbank, verdiği kredilerle Ayhan Bora Kaplan’ı mafya lideri olma yolunda destekleyen bir banka olarak tarihe geçmiştir. Halkbank, Ayhan Bora Kaplan’ın kurmuş olduğu çeşitli paravan şirketlere 2020-2021-2022 yılında 550 milyon TL kredi vermiş. Bugünkü döviz kuru üzerinden güncellersek yaklaşık 1 milyar 550 milyon lira… Bu krediler için teminat alınmış mıdır? Krediler geri ödenmiş midir? Tasarruf tasarruf diye halkın ümüğüne çöken Mehmet Şimşek’e sesleniyoruz. Emeklinin, asgari ücretlinin, memurun, çiftçinin, esnafın cebindeki üç kuruşa göz dikeceğine önce kamu bankalarının verdiği kredileri tahsil edin. Demirören’e, Ayhan Bora Kaplan’a, yandaşlara kullandırılan ballı kaymaklı kredilerin ödemelerini tahsil edip, halka bir nebze nefes aldırabilecekken, MASAK raporuna yansıyan Halkbank’ın çete liderine kredi verdiği haberine yayın yasağı getiriyorsunuz.”

    “KAYYUM ATAMALARI AKP’NİN BELEDİYELERE ÇÖKME PROJESİDİR”

    31 Mart yerel seçim sonuçlarının AKP’ye ve Cumhur İttifakı’na çok önemli mesajlar verdiğini kaydeden Yücel, şöyle devam etti:

    “Ama hala bu mesajları almakta, idrak etmekte direndiklerini görüyoruz. Geçtiğimiz hafta, Genel Başkan Yardımcımız Zeliha Aksaz Şahbaz, Antalya Milletvekilimiz Cavit Arı ve Bursa Milletvekili Kayıhan Pala ile birlikte Hakkari’deydik. Hakkâri halkının iradesi gasp edildi. Yapılan işlem kanuna uygun olabilir ama hangi kanuna? Darbe kanununa… Hangi dönemin hukukuna? OHAL döneminin hukukuna… Bakın kimse soruşturulamaz ya da kovuşturulamaz değildir. Elbette devam eden bir yargı süreci olabilir… Ciddi deliller olabilir… Belediye Başkanıyla ilgili hukuki süreç ayrı bir mesele, Hakkari halkının iradesinin gasp edilmesi ayrı bir mesele… Bir kere önce şunu sormak lazım, bu adam aday olduğunda, eğer yasal bir engel varsa YSK adaylığı neden kabul etti? Eğer adaylığa engel bir hali yok ise, o zaman belediye başkanı seçildikten 2 ay sonra yerine neden kayyum atandı? 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra çıkarılan 674 sayılı KHK ile değişik Belediye Kanunu’nun 45. maddesinden önce belediye başkanı şayet tutuklanır ve fiilen görevini yerine getiremez ise veya görevden uzaklaştırılırsa; yerine belediye meclis üyeleri içerisinden bir belediye başkan vekili seçilirdi. Ancak AKP iktidarı ne yaptı; Belediye Kanunu’nun 45. maddesini OHAL döneminde değiştirerek, kendine konforlu bir alan açtı ve seçimle, sandıkla, demokrasiyle kazanamadığı belediyelere kayyum atama yöntemiyle çökmeyi tercih etti. Bakın buradan ilan ediyoruz: Kayyum atamaları, kayyum uygulamaları AKP’nin belediyelere çökme projesidir.

    Şimdi birkaç örnekle neden ‘kayyım uygulamaları AKP’nin belediyelere çökme projesidir’ diyoruz, bunu somut hale getirelim, Silopi Belediyesi’ne 2016 tarihinde atanan kayyum, belediyeye ait değerli arsaları farklı tarihlerde piyasa değerinin çok altında AKP ilçe yöneticileri ve akrabalarına peşkeş çekti. Belgeleriyle ispat edildi. Gelelim bir başka örneğe, AKP’li bir belediye meclis üyesi, Halfeti Belediyesi’ne kayyum olarak atanan kişinin borçsuz belediyeyi 2 yıl içerisinde 20 milyon TL borçlandırdığını ifade etti. Bir başka örnek; AKP Artuklu İlçe Başkanı, Artuklu Belediyesi’ne kayyum olarak atanan kişi için ‘Artuklu Belediyesi’ne 600 milyon TL harcandı. Bu para nereye harcandı? İçim acıyor’ diyerek kayyum politikalarını eleştirdi. Kayyum uygulamalarındaki usulsüzlükler Sayıştay raporlarına da yansıdı. Gelin, TBMM’de temsil edilen tüm partilerin uzlaşısıyla, darbe döneminin ürünü olan Belediye Kanunu’nun 45. maddesini değiştirelim ve demokrasiye aykırı, Anayasa’ya aykırı, halkın iradesini gasp eden ve kayyum uygulamasına son verelim.

    “CUMHURBAŞKANINA HAKARET’ DİYE BİR SUÇ OLMAZ”

    Biz normalleşelim, demokratikleşelim dedikçe ülkede tuhaf şeyler oluyor. Tatvan Cumhuriyet Başsavcılığı, Tatvan Belediye Başkanı Mümin Erol hakkında cumhurbaşkanına hakaret suçundan soruşturma başlattı. Ortada hakaret yok, herhangi bir söylem yok…. Neymiş, belediye başkanı Cumhurbaşkanı’nın fotoğrafını indirmiş. Güler misin ağlar mısın? Cumhurbaşkanının duvarda asılı portresini indirdi diye bir belediye başkanı hakkında soruşturma açan savcının ya aklından zoru vardır, ya da hukuk bilmiyordur. Cumhurbaşkanının böyle abuk sabuk soruşturmalardan oluşan bir koruma kalkanına ihtiyacı olmadığı gibi, hukukun üstünlüğünün hakim olduğu, demokrasinin tüm kurullarıyla, kurallarıyla ve gelenekleriyle işler halde olduğu bir ülkede ‘cumhurbaşkanına hakaret’ diye bir suç olmaz.

    “TOGG’UN BATARYASINI ÇİN’DEN ALIYORSUNUZ”

    AKP iktidarı dış politikada tutarsız ve günü birlik siyasetini sürdürüyor. Geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan Çin Halk Cumhuriyeti’ni ziyaretinde yaptığı basın toplantısında Çin ile siyasi ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi konusunda Çinli mevkidaşıyla mutabık kaldıklarını söylüyor, Türkiye’ye geliyor Çin’den ithal edilen tüm yakıt tipindeki otomobillere ek yüzde 40 vergi konuluyor. Çin’le ticaret hacmimiz 48 milyar doların üzerinde, ancak Çin’e karşı verdiğimiz dış ticaret açığı 45 milyar dolar. Son 10 yılda 307 milyar dolar ithalat yaptığımız Çin’e 33,5 milyar dolar ihracat yapmışız. Sadece Çin’le yapılan ticarette son 10 yılda verdiğimiz açık 273 milyar doların üzerinde. Devletler arasında ticari bir dengesizlik varsa devlet kendini koruyucu önlemler alır bu gayet doğaldır. Ancak, seçim kampanyası haline getirdiğiniz TOGG’un bataryasını Çin’den alıyorsunuz. Otomobil bataryası fabrikasını Çin’le kuruyorsunuz, üstüne bir de Çinli otomobillere ek vergi koyuyorsunuz. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

    “İŞLERİNE GELMEDİKLERİNDE ABA ALTINDAN SOPAYI GÖSTERMEKTEN GERİ KALMAZLAR”

    AKP Genel Başkanı Sayın Erdoğan’ın kadim dostu, 2023 seçimlerinden evvel Erdoğan’ın güzel hatırı için doğal gaz borcumuzu erteleyen, faizini silen Rusya Devlet Başkanı Vlademir Putin dedi ki; ‘Türk hükümeti son zamanlarda Batılı finans kuruluşlarından kredi, yatırım ve hibe almaya bel bağladı. Bu belki kötü bir şey değil ama Rusya ile ticari-ekonomik ilişkilerdeki kısıtlamalarla ilişkilendirilirse Türk ekonomisinin kayıpları kazançlarından daha fazla olacaktır, benim görüşüme göre böyle bir tehdit var’ dedi. Daha önce ABD başkanı Donald Trump’ın yaptığı gibi Vlademir Putin’de ülkemizi tehdit ediyor. En fazla doğal gaz ithalatı yaptığınız ülkeye bir de nükleer santral yaptırıp işletmesini de onlara bırakırsanız işte böyle kıskaca alınırsınız. Devletler için son derece stratejik bir alan olan enerji sektöründe başka bir ülkeye bağımlılığınızı azaltmanız gerekirken, arttırırsanız bunları eninde sonunda yaşarsınız. İşlerine gelmediklerinde aba altından sopayı göstermekten geri kalmazlar.

    “ERDOĞAN’IN HAMAS’TAN DESTEĞİNİ ÇEKMESİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR”

    İsrail Başbakanı Netanyahu ve yönetimi geçtiğimiz hafta yine yüzlerce sivili mülteci kamplarında bombalayarak katletti. Aleni bir şekilde, Filistinli sivillere devlet terörü uygulayan ve katliamlarına devam edeceğini her fırsatta yineleyen Netanyahu Hükümeti’nin Lübnan’a savaş ilan edeceği iddiaları uluslararası basında sıkça konuşuluyor. İsrail’in Ortadoğu’yu ateşe verecek bu eylemi karşısında Türkiye yönetimi barış çağrısı yapıp inisiyatif alacağına, Hamas’ı sarıp sarmalayarak büyük bir hata yapıyor. Hamas’la ilgili şaibe defalarca dile getirildi ve iddialar tartışıldı. Halkını felakete sürükleyen, halkının mahvına sebep olan Hamas’ın derhal yalnızlaştırılması ve geri çekilmesi gerekiyor. Erdoğan’ın Hamas’tan desteğini çekmesi ve ihvancılıktan vazgeçmesi hayati önem taşıyor.

    “SİVİL VE DEMOKRATİK ANAYASA YALANINA HERKESİN İNANMASINI BEKLEMEKTEDİR”

    Geçen hafta Anayasa Mahkemesi, CHP’nin 6 yıl önce yaptığı 703 sayılı KHK’nın iptali ile ilgili başvurusunu karara bağladı. Anayasa Mahkemesi, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin pek çok hükmünü Anayasa’ya aykırı buldu ve iptal etti. Söz konusu kararname, daha önceki mevzuatı, yeni sisteme uyarlamak amacı ile çıkarılan bir ‘yetki düzenlemesi’ idi… Bu kararname ile ne yapılmış? KHK ile düzenlenmesi mümkün olmayan konularda düzenleme yapılmış. Türkiye Cumhuriyeti’nin son 6 yıldır, hukuk tanımayan, yasa bilmeyen, her düzenlemeyi deyim yerindeyse ülkedeki idari yapılanmayı ‘kafasına göre’ dizayn etmekte hiçbir sakınca görmeyen bir hükümet tarafından yönetildiğini göstermektedir. İktidar, çalakalem yazılmış bu Kanun Hükmünde Kararname ile yetkilerini aşmıştır. Şimdi aynı iktidar, yani Anayasa’ya uymayan bu iktidar, Türkiye’de konuşulacak başka konu kalmamış gibi ‘sivil ve demokratik anayasa’ yalanına herkesin inanmasını beklemektedir.”

    “14 HAZİRAN CUMA GÜNÜ, TEKIRDAĞ’DA BUĞDAY MİTİNGİ’NDE BULUŞUYORUZ”

    Çiftçilerin mahsullerine verilen taban fiyatına da dikkat çeken Yücel, “Çay üreticilerini mağdur ettiler sıra buğday üreticilerine geldi. Bundan 4 gün önce gece yarısı, sessiz sedasız bir şekilde Toprak Mahsulleri Ofisi 2024 yılı hububat alım fiyatlarını açıkladı. Açıklanan fiyatlar tarımda geriye gidişin daha da hızlanacağını gösteriyor. Buğdayın kilogram fiyatı en az 15 TL olarak güncellenmelidir. Bakın 10 yıl içinde buğday ekim alanları yüzde 13 azaldı. Üreticinin sesine ses, derdine derman olmak için 14 Haziran Cuma Günü, Tekirdağ’da Buğday Mitingi’nde buluşuyoruz” dedi.

    BELEDİYELER BİRLİĞİ SEÇİMLERİ…

    Türkiye Belediyeler Birliği seçimlerine de değinen Yücel, belediye başkanlarını tebrik ederek şunları söyledi:

    “Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı olarak Ekrem İmamoğlu, İstanbul’un yanı sıra artık Türkiye’deki diğer tüm belediyelerle koordineli bir şekilde ve iş birliği içerisinde olacak, parti ayrımı gözetmeksizin eşit, adil ve sosyal belediyecilik anlayışıyla tüm kentlere dokunabilecek, kentlerin yöneticilerine yol gösterecektir. TBB’nin yeni belediyeleri denetlemek, o belediyelere yol göstermek açısından da son derece güvenilir ve liyakatli bir isim olan Ekrem İmamoğlu’na emanet olmasından son derece mutluyuz. Tarihi Kentler Birliği Başkanı olan Mansur Yavaş, Türkiye’nin kültür varlıklarını korumak için siyasi parti gözetmeksizin, tüm üye belediyelerle ortak çalışmalar yürütecek. Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Cemil Tugay ise, güzel İzmir’imizi koruyup sakınan yönetim anlayışını şimdi Türkiye genelinde göreceğimize inanıyoruz. Toplum sağlığını önceleyen sağlıklı kentler için öncelikli planı olan iklim krizi konusunda aksiyon alacağını biliyoruz.”

    “BU DİYALOĞUN TEMEL AMAÇLARINDAN BİRİSİ ÜLKENİN NORMALLEŞMESİ”

    Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Yücel, Ankara’da silahlı saldırıda öldürülen eski Ülkücü Ocakları Genel Başkanı Ayşe Ateş’in bugün CHP’ye yaptığı ziyarete ilişkin soruya, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın Genel Başkanımızla yapacağı görüşme iade-i ziyaret. Şunu görüşürler bunu görüşürler gibi yorum yapmak istemem ama bu diyaloğun temel amaçlarından birisi ülkenin normalleşmesi, ülkenin hukuk sisteminin yeniden olması gerektiği gibi ölçüte ve ayara gelmesi. Dolayısıyla Türkiye’yi bu kadar yakından ilgilendiren bir davanın konuşulması da mümkün olabilir” dedi.

    Kaynak: ANKA


    Etiketler

    Deniz Yücel


    Halkbank


    CHP

    Kurnazlıkta asla sınır tanımıyorlar. Sinsilikte öncü olan 3 burç belli oldu
    Kurnazlıkta asla sınır tanımıyorlar. Sinsilikte öncü olan 3 burç belli oldu

    Akşener'in yakın ismi Burak Akburak'tan dikkat çeken İmamoğlu ziyareti
    Akşener’e yakın isimden dikkat çeken İmamoğlu ziyareti

    NOW TV'de beklenmedik değişiklik. Artık ekranda başka bir isim yer alacak
    NOW TV’de beklenmedik değişiklik. Artık ekranda başka bir isim yer alacak

    DEM Partili Sırrı Sakık’ın oğlu, ‘silahlı saldırı’ suçundan savcılığa sevk edildi
    Sırrı Sakık’ın oğlu, ‘silahlı saldırı’ suçundan savcılığa sevk edildi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’deki Halkbank davasıyla ilgili yeni gelişme

    ABD’deki Halkbank davasıyla ilgili yeni gelişme



    Halkbank, ABD’de görülen davalar hakkında açıklama yayımladı. Bankadan yapılan açıklamada ABD’de 27 Mart 2020 tarihinde açılan tazminat talepli birinci hukuk davasının nihai olarak düştüğü belirtildi.

    Banka, tazminat talepli ikinci hukuk davası ve 15 Ekim 2019 tarihli ceza davasında ise hukuki süreçlerin sürdüğünü açıkladı.

    Bankadan KAP’a yapılan açıklamada şöyle denildi:

    “Bilindiği üzere, ABD’de bir grup müşteki tarafından Bankamız aleyhine 27 Mart 2020 tarihinde açılan tazminat talepli birinci hukuk davası (Owens davası), önce ABD Güney New York Bölge Mahkemesi (Bölge Mahkemesi), ardından Birleşik Devletler İstinaf Mahkemesi İkinci Dairesi (İkinci İstinaf Mahkemesi) nezdinde yargı yeri uygunsuzluğu gerekçesiyle reddedilmiş ve akabinde müştekiler tarafından ABD Yüksek Mahkemesi nezdinde temyiz etmek üzere 30 Ağustos 2023 tarihinde başvuruda bulunulmuştu.

    ABD Yüksek Mahkemesi, 5 Ocak 2024 tarihinde temyiz başvurusunu ele almış ve 8 Ocak 2024 tarihinde müştekilerin talebini reddettiğine dair kararını yayımlamıştır. Buna göre 27 Mart 2020 tarihinde Bankamız hakkında açılan Owens davası nihai olarak düşmüştür. Kararın Bankamıza, yatırımcılarımıza, müşterilerimize ve çalışanlarımıza hayırlı olmasını dileriz.

    Diğer taraftan, 26 Temmuz 2023 tarihinde açılan tazminat talepli ikinci hukuk davası (Hughes davası) ve 15 Ekim 2019 tarihli ceza davası ile ilgili hukuki süreçler devam etmektedir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’deki Halkbank davası 11 Aralık’ta görülecek

    ABD’deki Halkbank davası 11 Aralık’ta görülecek



    ABD’deki Rıza Sarraf davasında sanık olarak yargılanan Halkbank’ın İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’ndeki davası devam ediyor. Mahkemenin başyargıcı Debra Ann Livingston, davayla ilgili duruşmanın 11 Aralık’ta yapılacağını açıkladı.

    Amerika’nın Sesi‘nden Can Kamiloğlu’nun haberine göre, yargıç Livingston yazılı emrinde tarafların duruşmada karşılıklı olarak dinleneceğini, savcılık ve Halkbank avukatlarına, savunma ve iddiaları için eşit oranda söz hakkı tanınacağını ifade edildi.

    Duruşma öncesinde belirlenecek bir tarihteyse hem Halkbank hem de New York Güney Bölgesi Başsavcılık yetkililerinin katılacağı dava dosyasıyla ilgili bir toplantının gerçekleştirileceği belirtildi.

    New York Güney Bölgesi Başsavcılığı, geçtiğimiz ay Halkbank’ın İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’ne sunduğu dilekçeye mahkeme tarafından belirlenen tarihte yanıt vermedi. Başsavcılık, İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’ne, ek süre hakkını kullanmak istediğini belirterek ileri bir tarihte Halkbank avukatlarının argümanlarına yanıt vereceğini kaydetti.

    Halkbank, New York’taki İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’ne 71 sayfadan oluşan savunma dilekçesini avukatı Robert M. Carry’nin imzasıyla sunmuştu. Temyiz talebiyle ilgili mahkemeye sunulan dilekçede bankanın yüzde 91’inin Türkiye Cumhuriyeti Varlık Fonu’na ait olduğu, bankanın “Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası” (FSIA) kapsamına girdiği ve bu nedenle ABD’de yargılanamayacağı görüşünü yinelemişti.

    Dilekçede, “İster federal ister eyalet mahkemeleri olsun, başka bir ülkeye, bir ulusa dava açmaları için bu sınırsız yetki verilirse, sınırdan geçen mültecilerden iklim değişikliğine kadar dünya meseleleri konularında, eyalet veya yerel savcılara kendi yetki alanlarında suçlamada bulunmaları ve bir ülke aleyhine ceza davası açmaları için pek çok fırsat sunar’” ifadesi kullanılmıştı.

    Halkbank, ABD’nin aleyhlerine hazırladığı iddianamede yer alan suçlamalarla ilgili eylemlerin Türkiye’de, Türk egemenliğinin sınırları içinde gerçekleştiğini belirtilerek, “Bu dava, nihai olarak başarılı olursa, Halkbank’ın faaliyet kabiliyetini zayıflatacak, aynı zamanda Türkiye’ye doğrudan zarar verecektir” iddiasında bulunmuştu.

    New York Güney Bölgesi Başsavcılığı’nın, mahkemeden istediği ek süre sonunda 11 Aralık’ta yapılacak duruşma öncesinde Halkbank’ın iddialarına cevap vermesi bekleniyor.

    Halkbank davasını gündemine alan ABD Anayasa Mahkemesi, 19 Nisan’da kararı yeniden değerlendirmesi için New York İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’ne göndermişti.

    Davada bankaya, “ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını delmek” suçlaması yöneltiliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Reza Zarrab ve Halkbank’a teröre destek davası açıldı

    Reza Zarrab ve Halkbank’a teröre destek davası açıldı



    Sözcü’de yer alan habere göre Afganistan ve Suriye’de gerçekleşen terör saldırılarında ölen ya da yaralanan Amerikalı asker ve aileleri adına, ABD’de Halkbank ve Reza Zarrab’a tazminat davası açıldı. New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde açılan davada, Zarrab ve Halkbank’ın, teröristlerin saldırılarına yardım etmek ve saldırıları içeren bir komploya katılmaktan sorumlu tutulması istendi.

    Davacılar, 2012’den 2020’ye kadar Afganistan’da gerçekleştirilen 27 saldırının ve 2012’den 2013’e kadar Suriye’deki bir saldırının mağduru 151 kişiden oluştu. Davada Zarrab ve Halkbank’ın “2012’den 2016’ya kadar terörle mücadele yaptırımlarını aşarak İslam Devrim Muhafızları’na bağlı olarak bilinen İran Ulusal Petrol Şirketinin terör operasyonlarını finanse etmesine sistematik olarak yardımcı oldukları” iddia edildi.

    Dilekçede sanıkların, terör ve şiddet içeren faaliyetlere yardım ettiklerinin farkında olarak hareket ettikleri ileri sürüldü. Ayrıca İran’ın petrol gelirlerini aklamaya yönelik bir planı kasıtlı olarak başlatıp gizledikleri, bunu neden ve kimin için yaptıklarını bildikleri iddiası da yer aldı. Hakim, şikayetin bir kopyasının 1 Ekim’e kadar bankanın temsilcilerine gönderilmesini, Halkbank’tan da 29 Ocak’a kadar yanıt vermesini istedi.

    SUÇLARINI KABUL ETMİŞTİ

    Reza Zarrab, 19 Mart 2016’da Amerika Birleşik Devletleri’nin Miami kentinde banka dolandırıcılığı ve kara para aklamanın yanı sıra ABD’nin İran’a yönelik ambargosunu delmek suçlamaları ile gözaltına alınmış, ardından mahkeme tarafından 75 yıla kadar hapis istemiyle tutuklanmıştı.

    Zarrab, daha sonra savcılıkla işbirliği yapıp sahtecilik ve kara para aklama suçlamalarını kabul etmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bir dönem AKP’nin kahramanıydı… Hakan Atilla: Pasaportuma el konuldu, karakola götürülüyorum

    Bir dönem AKP’nin kahramanıydı… Hakan Atilla: Pasaportuma el konuldu, karakola götürülüyorum


    ABD’de İran’a yönelik yaptırımların delinmesiyle ilgili davada yargılanıp 28 ay tutuklu kalan, ardından Türkiye’ye dönen eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla, pasaportuna el konulduğunu duyurdu.

    Atilla bir dönem Borsa İstanbul’u yönetmiş, ardından da istifa etmişti. Hakan Atilla, son zamanlarda hükümete yönelik eleştirileriyle gündeme geliyordu.

    YURT DIŞINA ÇIKIŞ YASAĞI

    Halk TV’nin aktardığına göre; Mart 2021’de Borsa İstanbul Genel Müdürlüğü görevinden istifa eden Atilla, Instagram hesabından yaptığı paylaşımda, “Ailenle Kıbrıs’a gitmek isterken alanda pasaporta el konmak isteniyor, çıkış yasağı tebliğ edilmek üzere karakola götürülüyorsun” ifadelerine yer verdi.

    Atilla bir sonraki paylaşımında, “Ülkemize yıllarca hizmet ettik, onu el üstünde tuttuk. Savunduk, koruduk. Karşılığında gördüğümüz muamele alanlarda alıkonma… Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner” diye yazdı.

    ABD DÖNÜŞÜ BERAT ALBAYRAK KARŞILAMIŞTI

    Atilla, ABD’de 28 ay tutuklu kaldıktan sonra 24 Temmuz 2019 günü Türkiye’ye dönmüştü. Atilla’yı Türkiye’ye dönüşünde havalimanında dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak karşılaşmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’den F16’dan sonra ‘Halkbank’ kararı

    ABD’den F16’dan sonra ‘Halkbank’ kararı


    ABD’den F16 kararının ardından şimdi de Halkbank davasıyla ilgili yeni bir karar geldi.

    Reuters’in haberine göre, ABD Yüksek Mahkemesi, Halkbank’a ABD’de cezai kovuşturma açılabilmesine olanak sağlayan alt mahkeme kararını iptal etti.

    Kararın ardından Halkbank hisseleri yüzde 9,9 yükseldi.

    ABD Yüksek Mahkemesi , Türkiye’nin devlete ait kredi kuruluşu Halkbank’ın, İran’ın Amerikan ekonomik yaptırımlarından kaçmasına yardımcı olduğu iddiasıyla ABD’de cezai suçlamalardan kaçınmak için yaptığı teklifi destekledi.

    Yargıçlar, kovuşturmanın devam etmesine izin veren bir alt mahkeme kararını iptal etti. Manhattan merkezli 2. ABD Temyiz Mahkemesi’ne Halkbank’ın davayı reddetme teklifini yeniden gözden geçirme emri verdi.

    NE OLMUŞTU?

    Türk hükümetine ait bir kuruluş olan Halkbank, ABD yaptırımlarından kaçınmak için İran, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki para servis sağlayıcıları ve paravan şirketleri kullandığı iddiasıyla 2019 yılında New York’ta suçlanmış ve banka dolandırıcılığı, kara para aklama ve komplo suçlamalarını kabul etmemişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD Yüksek Mahkeme yargıçları Halkbank’ın itiraz gerekçelerini dinledi

    ABD Yüksek Mahkeme yargıçları Halkbank’ın itiraz gerekçelerini dinledi


    Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi hakimleri, egemen dokunulmazlığına sahip olduğu gerekçesiyle hakkında açılan davaya itiraz eden Halkbank’a bugünkü duruşmada zor sorular yöneltti.

    Dokuz hakim, yargılamanın sürmesine hükmeden temyiz mahkemesi kararına itiraz eden bankanın gerekçelerini dinledi. Hakimler bu davanın bir yandan Amerikan hükümetinin özellikle ulusal güvenlik meselelerindeki otoritesini sarsabileceği öte yandan da yabancı bir devlete ait kurumları yargılamanın olası sonuçları ile ilgili endişelerini dillendirdi.

    Yargıç Brett Kavanaugh mahkemenin ABD başkanına “bu mahkeme sizin ulusal güvenlikle ilgili yetkilerinizi kullanmanızı engelliyor” demesinin “oldukça tuhaf” ve “büyük” bir karar olacağını vurguladı.

    Yargıç Neil Gorsuch ise federal yargılamanın sürmesine izin vermenin Amerikan eyaletlerinin yabancı devletleri hedef almasının yolunu açabileceğine dikkat çekti. Gorsuch eyaletlerin “Herhangi bir nedenden Meksika’yı, Covid nedeniyle Çin’i” hedef alabileceğini vurgulayarak “Yaratıcı bir eyalet savcının ne ile karşımıza çıkacağını kim bilebilir?” ifadelerini kullandı.

    Yargıç Sonia Sotomayor da federal ya da eyalet savcılarına başka bir ulusu aşağılama imkanı tanıyan böyle kontrolsüz bir dava açma gücü vermeye karşı uyardı.

    Halkbank çoğunluğu Türk devletine ait olduğu için egemen dokunulmazlığı bulunduğunu bu yüzden ABD’de yargılanamayacağını savunuyor. Hakkındaki Türkiye, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde kurulu paravan şirketler aracılığıyla banka dolandırıcılığı, kara para aklama ve komplo iddialarını reddediyor.

    Savcılar Halkbank’ı İran’ın yaptırımlar kapsamında sadece gıda ve temel ihtiyaç malzemesi alma için kullanabileceği petrol ve doğal gaz gelirlerini önce altına daha sonra da nakite çevirerek İran’ın kendi istediği gibi kullanmasına izin vermekle suçluyor. İddilara göre banka İran’ın 20 milyar doları gizlice transfer etmesini sağladı bunun en az 1 milyar dolarını da ABD finansal sistemini kullanarak akladı.

    Halkbank ise itirazını 1976 tarihli Yabancı Egemen Dokunulmazlıkları Kanunu’na (FSIA) dayandırıyor. Bu kanuna göre Amerikan mahkemeleri yabancı ülkeler aleyhine davaları göremiyor. Beyaz Saray bu konuda kanunun adli davaları kapsamadığı, kapsamış olsaydı bile bankanın faaliyetlerinin ticari aktivitelerde suistimal nedeniyle egemen dokunulmazığının istisnaları kapsamında olacağı yönünde görüş bildirmişti.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2019 yılında açılan dava ile ilgili “hukuksuz ve çirkin” tanımlamasında bulunmuş ve Ankara ile Washington arasındaki ilişkiler gerilmişti

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Aaron Goldsmith adını almış ve at çiftliği kurmuş: Reza Zarrab, 4 yıl sonra Miami’de ortaya çıktı

    Aaron Goldsmith adını almış ve at çiftliği kurmuş: Reza Zarrab, 4 yıl sonra Miami’de ortaya çıktı


    Halkbank’ın ABD’nin İran’a yönelik ekonomik yaptırımlarını ihlal etmekle suçlandığı davada önce sanık olarak yargılanan daha sonra paylaştığı bilgilerle “tanık koruma programına” alınan İran asıllı Türk iş insanı Reza Zarrab’ın, Florida eyaletinin Miami şehri yakınlarındaki Davie bölgesine yerleştiği ortaya çıktı.

    New York kentinde aralarında kara para aklama, bankacılık sahtekarlığı ve İran’a uygulanan yaptırımları delme suçlarının da bulunduğu 7 ayrı suçtan yargılanırken, savcılıkla anlaşma yoluna gidip, tanık koruma programına alındığı bilinen Zarrap’tan 8 Aralık 2017’de mahkemede ifade verdiği günden bu yana haber alınamıyordu.

    Zarrap, Aaron Goldsmith adını mı aldı ?

    TR724’ten Adem Yavuz Arslan’ın haberine göre, Florida eyaletinin Miami şehri yakınlarındaki Davie bölgesine yerleşen Reza Zarrab, Aaron Goldsmith adını aldı. Pahalı atlara hizmet veren bir at çiftliği kuran Zarrab yeni kız arkadaşıyla birlikte milyon dolarlık bir malikanede yaşıyor.

    Haberde, bölgede Uber taksi işleten bir Türk vatandaşının, yolcu olarak aldığı İran aksanıyla konuşan kişiyi Zarrap’a benzetmesi ve daha sonra bu bilgiyi Adem Yavuz Arslan ile paylaşması sonucu İranlı iş adamının yeni kimliği ve kaldığı yer ortaya çıktı.

    Halk Bankası davası temyiz aşamasında

    Halkbank’ın ABD’nin İran’a yönelik ekonomik yaptırımlarını toplamı yaklaşık 20 milyar dolara varan operasyonlarla delmekle suçlandığı dava, temyiz aşamasında. Gelecek duruşmada İran asıllı Türk iş insanı Reza Zarrab’ın da yine tanık olarak dinlenmesi bekleniyor.

    Halkbank 20 milyar dolar dolandırıcılığa aracılık etmekle suçlanıyor

    İtirafçı olan Zarrab’ın İran’a yasa dışı yollarla para taşıdığı suçlamasıyla 2016 yılında tutuklanmasının ardından başlayan hukuki süreçte New York Güney Bölge Savcılığı, Ekim 2019’da Halkbank hakkında dolandırıcılık ve kara para aklamakla suçları içeren bir iddianame hazırladı.

    Halkbank, ABD’nın İran’a uyguladığı finansal yaptırımları delmek amacıyla kurulan paravan şirketlerin 20 milyar dolara varan işlemlere aracılık etmek ve olası yaptırımları engellemek amacıyla ABD Hazine Bakanlığı’nı yanıltmakla suçlanıyor.

    Halkbank davasının 45 sayfalık iddianamesinde Reza Zarrab ve İran’a yönelik ambargoyu delmekten suçlu bulunarak 32 ay hapis cezasına çarptırılan Hakan Atilla’nın yanı sıra eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, bankanın eski Genel Müdürü Süleyman Aslan ile eski Dış Operasyonlar Müdürü Levent Balkan’ın isimleri de suç ortağı olarak geçiyor.

    Halkbank neyi savunuyor?

    Halkbank’ın açtığı temyiz davası nisan ayında görülmüştü. Halkbank avukatları, bu davanın ”emsalsiz” olduğunu, ABD tarihinde savcılığın ilk kez yabancı bir devlete karşı dava açtığını belirterek, bankanın “Yabancı Devlet Dokunulmazlık Yasası” kapsamında yargılanamayacağını savunmuş ve dokunulmazlığı hasebiyle Halkbank’ı yargılamanın Türkiye’yi yargılamak ile “eşanlamlı” olduğunu iddia etmişti.

    Halkbank’ın “Yabancı Devlet Dokunulmazlık Yasası” kapsamında ABD’de yargılanamayacağı gerekçesiyle temyiz mahkemesine yaptığı başvurunun ardından, üç yargıçtan oluşan heyet, tarafların savunmalarını dinlemişti.

    Halkbank’ın avukatı Simon Latcovich, bu davanın ”emsalsiz” olduğunu, ABD tarihinde savcılığın ilk kez yabancı bir devlete karşı dava açtığını ancak bankanın “Yabancı Devlet Dokunulmazlık Yasası” kapsamında yargılanamayacağını savundu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***