Etiket: Halk TV

  • Suat Toktaş Tutuklandı, Barış Pehlivan ve Kürşad Oğuz Adli Kontrolle Serbest Bırakıldı

    Suat Toktaş Tutuklandı, Barış Pehlivan ve Kürşad Oğuz Adli Kontrolle Serbest Bırakıldı


    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun hakkında iddialarda bulunduğu bilirkişiyle yapılan telefon görüşmesine ait ses kaydının 27 Ocak tarihinde Halk TV’de yayınlanması gerekçesiyle gazeteciler Seda Selek, Serhan Asker, Barış Pehlivan, Halk TV Programlar Müdürü Kürşad Oğuz ve Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş gözaltına alınmıştı.

    Bilirkişi soruşturması kapsamında haklarında gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen Seda Selek ve Serhan Asker için savcılık adli kontrol talep etti.

    Öte yandan Barış Pehlivan ve Serhan Asker’in alınan ifade içeriklerine göre Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş ve Program Koordinatörü Kürşat Oğuz’un da atılı suçlara iştirak ettikleri gerekçesiyle adı geçen şüphelilerin de ifadelerinin alınması amacıyla Emniyet Müdürlüğü’ne talimat verilmişti.

    HALK TV GENEL YAYIN YÖNETMENİ TUTUKLANDI

    Savcılıkta ifade işlemleri tamamlanan şüpheliler tutuklama talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Hakimlikte işlemleri tamamlanan gazeteci Barış Pehlivan, sunucu Kürşat Oğuz adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı. Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş ise çıkarıldığı Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Kaynak: DHA-İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Halk TV programcısı Serhan Asker gözaltına alındı

    Halk TV programcısı Serhan Asker gözaltına alındı



    Halk TV programcısı Serhan Asker, çekim için gittiği İzmir’de gözaltına alındığını söyledi.

    Asker, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Yarınki Görkemli Hatıralar çekimi için geldiğim İzmir’de Havaalanında polisler tarafından uçaktan alındım… Hakkımda yakalama emri varmış…” dedi.

    Halk TV programcısı Serhan Asker gözaltına alındı - Resim : 1

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • RTÜK’ten Halk TV’ye “Ayşenur Arslan” cezası: “Kraldan çok kralcılığın son örneği”

    RTÜK’ten Halk TV’ye “Ayşenur Arslan” cezası: “Kraldan çok kralcılığın son örneği”



    RTÜK, Ayşenur Arslan’ın Ankara’daki terör saldırısıyla ilgili kırpılan ve bir bölümü üzerinden hedef gösterildiği sözleri nedeniyle Halk TV’ye 5 program durdurma cezası verdi.

    RTÜK Üyesi İlhan Taşcı, kararla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

    “1- RTÜK, Ayşenur Arslan’ın Medya Mahallesi programındaki İçişleri Bakanlığına yönelik terör saldırısıyla ilgili sözleri nedeniyle Halk TV’ye “terörün amacına hizmet” savıyla % 5 para, 5 kez de program durdurmasına oy çokluğuyla karar verdi. Karara Tuncay Keser ile karşı oy verdik.

    2- Savcılığın bile Ayşenur Arslan’ın sözleri nedeniyle ifadesini aldıktan sonra serbest bıraktığı ve “suç” belirlemesi yapmadığı bir ortamda RTÜK, “terör eyleminin , terörün amaçlarına hizmet” edildiği “suçunu” tespit etmesi oldukça manidar. Kraldan çok kralcılığın son örneği!

    3- RTÜK ayrıca Halk TV’ye Kültür ve Turizm Bakanlığının 60. Altın Portakal Film Festivalinden “Kanun Hükmünde” belgeseli nedeniyle çekilmesini eleştiren yönetmen Ezel Akay’ın sözleri nedeniyle de “eleştiri sınırını aşmaktan” yüzde 3 para cezasına oyçokluğuyla karar verdi.”

    NE OLMUŞTU?

    Halk TV’de yayımlanan Medya Mahallesi programının sunucusu Ayşenur Arslan hakkında, Ankara’daki terör saldırısını değerlendirdikleri yayında söyledikleri nedeniyle RTÜK ve savcılık tarafından soruşturma başlatıldı. Halk TV, programın yayından kaldırıldığını duyurmuştu.

    RTÜK'ten Halk TV'ye "Ayşenur Arslan" cezası: "Kraldan çok kralcılığın son örneği" - Resim : 3

    Arslan, programın yayından kaldırılması ve hakkında soruşturma başlatılmasının ardından ilk açıklamasını Gerçek Gündem’e yaptı.

    Arslan, kötü bir niyeti olmadığını belirterek şunları söyledi:

    “Terörü övmek de asla söz konusu değil. Ben süreci sorguladım. Üstelik programın bütünü izlerseniz ‘bu sözlerimden terör propagandası çıkarılacaktır ama açıkça terörü lanetliyorum’ dedim. Programda var, izleyin göreceksiniz.

    Türkiye tamamen sessizliğe gömüldü. Konuşanların da susmasını istiyorlar. Türkiye İşçi Partisi, Hatay’dan Ankara’ya bir yürüyüş yapıyor. Arkasında kaç kişi var 20 kişi, 30 kişi. İstedikleri bu.

    Savcılığın soruşturma başlattığı anlaşılıyor. İfadeye çağıracaklar, anlaşılan. Giderim ifademi veririm. Ben gazeteciyim yaptığım şey sorgulamaktı. Ha sonra nereye düşer. Mücella Yapıcı’nın yatağı boş, Silivri’ye giderim. Bol bol kitap okurum.”

    NE DEMİŞTİ?

    Arslan televizyon yayınında, saldırı hakkında “Belki o kişi üzerine bomba olduğunu bilmiyordu. Gelip hiçbir şey yapamadan ölünmez. Bana sorarsanız Her şeye aykırı, durup dururken kendini patlatmış. Ankara’da bir arabayı açıp düz kontakla çalıştırmak yerine neden Kayseri’de birini öldürerek ‘Ben geliyorum heeey. Bombalar sırtımızda tabanca belimizde nedir yani…’” şeklinde konuşmuştu.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Halk TV ile olan sözleşme feshedilmişti… Faruk Bildirici: CHP’nin medya kuruluşlarıyla yaptığı anlaşmalar etik ihlallere yol açıyor

    Halk TV ile olan sözleşme feshedilmişti… Faruk Bildirici: CHP’nin medya kuruluşlarıyla yaptığı anlaşmalar etik ihlallere yol açıyor



    CHP’nin Halk TV ile sözleşmesini feshettiğini açıklamasının ardından, kamuoyunda tartışmalar sürerken medya ombudsmanı Faruk Bildirici, taraflar arasındaki etik ihlallerini yazdı.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem tarafından yapılan açıklamada “Halk TV isimli televizyon kanalı ile partimiz arasında yapılmış olan ve Anayasa Mahkemesi ve Sayıştay denetimine tabi; 01.01.2023 tarihli protokolün 6.3. maddesi kapsamında, partimiz tek taraflı fesih hakkını kullanmış, Halk TV ile tüm ilişkimiz sona ermiştir. Kamuoyuna duyurulur” ifadeleri kullanılmıştı.

    Konuya ilişkin şahsi internet sitesinde bir yazı kaleme alan Bildirici, “Muhalif medyanın hayatiyetini sürdürebilmesi için katkıda bulunurken gazeteciliğe zarar vermemek, gazetecilik meslek etiğine uygun davranmak gerek. Fakat CHP’nin Halk TV ve diğer medya kuruluşlarıyla yaptığı anlaşmalar, etik ihlallere yol açıyor” ifadelerini kullandı.

    Bildirici’nin konuya ilişkin yazısının tamamı ise şöyle:

    CHP’nin, Halk TV ile imzaladığı anlaşmayı feshetmesini tartışırken Türkiye’deki medya ortamını gözardı etmek yanlış olur. AKP iktidarının yaygın medyanın büyük bölümünü kontrol altına almakla yetinmeyip devşirdiği, haber alma hakkının iktidar propagandasına kurban edildiği herkesin malumu. Devletin tüm olanakları, özel sektör ve belediyelerin ilanları, sponsorlukları iktidar medyasının hizmetinde.

        Alternatif, eleştirel ve konumu itibarıyla muhalif medya ise mali açıdan da cendere altında. Kamu olanaklarından mahrum edildikleri yetmezmiş gibi bir de ilan-reklam ambargoları, RTÜK ve Basın İlan Kurumu cezalarıyla karşı karşıyalar. Hal böyleyken muhalefetin sesini duyurma işlevini de üstlenen muhalif medyanın yaşamasını sağlamak demokrasi için elzem.

        CHP de bu görüşten hareketle muhalif medyayı yıllardır destekliyor. Zaten Halk TV, 2005 yılında CHP kaynaklarından kurulmuştu. CHP eski saymanı Mahmut Yıldız’ın yakınlarının, Deniz Baykal’ın varislerine karşı açtığı davada “Halk TV Şirket hisselerinin parti hizmetinde kullanmak üzere bedelsiz ve güvene dayalı olarak Deniz Baykal’a verildiği” belirtiliyordu.

         CHP’nin tek taraflı olarak feshettiği anlaşma da yeni değil. Anayasa Mahkemesi’nin 2009 yılı mali denetim raporunda bile CHP’nin “canlı yayın bedeli” olarak Halk TV’ye yaptığı ödemelerin dökümü yer alıyordu. Anayasa Mahkemesi, o yıl toplam 2 milyon 233 bin liralık ödemeden “parti tarafından karşılanmasının uygun bulunmadığı” 755 bin liranın hazineye gelir kaydedilmesine karar vermişti.

             CHP’nin Halk TV ile “reklam, kampanya videoları yayınlama, grup ve basın toplantılarının canlı yayınlanması” için yapılan ödemeler o yıllardan beri de devam ediyor, zaman zaman da çeşitli tartışmalarla gündeme geliyor. Hem artık bilebildiğim kadarıyla 5 TV kanalı, üç radyo, 18 gazete ile benzer anlaşmalar söz konusu.

         Ancak muhalif medyanın hayatiyetini sürdürebilmesi için katkıda bulunurken gazeteciliğe zarar vermemek, gazetecilik meslek etiğine uygun davranmak gerek. Fakat CHP’nin Halk TV ve diğer medya kuruluşlarıyla yaptığı anlaşmalar, etik ihlallere yol açıyor:

    1-     CHP, reklam ve kampanya videolarının yayını için ödeme yapabilir, bunda sorun yok. Ama “haber” işin içine girince durum değişir. Kılıçdaroğlu’nun grup konuşmaları, Grup Başkanvekilleri ile Parti Sözcüsünün basın toplantıları haberin konusudur.

    2-     Siyasi etkinliklerin canlı yayımlanmasına “haber değeri”ne bakılarak karar verilir. Ama CHP etkinliklerinde “haber değeri” yerine “ödenecek para”nın belirleyici hale gelmesi gazetecilik ilkelerinin açıkça ihlalidir. Kamu yararı ilkesi çiğnenmiş olur.

    3-     CHP’nin toplantılarının para karşılığı canlı yayımlandığının izleyiciye bildirilmemesi de yanlış. Gazeteler ve internetteki “Bu bir reklamdır” ya da “Sponsorlu yayın” gibi uyarılar koymadan canlı yayın yapmak izleyiciyi kandırmaktır; “örtülü reklam/tanıtım” yapmaktır.

    4-     Haber ile parasal ilişkilerin bu şekilde içiçe geçmesinin meşru görülmesi, siyasi olmayan, örneğin belediyeler, sağlık, eğitim gibi konularda da para karşılığı yayın yapılması sonucunu doğurabilir. Nitekim birçok kanalda böyle “örtülü reklam/tanıtım” niteliğinde programlar ve canlı yayınlara da rastlıyoruz.

         İktidar yanlısı televizyonların Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP sözcülerinin konuşmalarını baştan sona canlı yayımlaması ve özellikle sağlık alanında paralı yayınlar yapması muhalif medyanın “paralı canlı yayınları”na haklılık kazandırmaz. Pekâlâ etik ilkeleri çiğnemeden ve parayı haber değerinin önüne geçirmeden haber televizyonculuğu yapmanın yolları bulunabilir.

      CHP’nin açıklaması hoyratça

        CHP’nin, Halk TV ile anlaşmasını feshetme biçimi problemliydi. CHP’nin bir TV kanalı ile böyle bir anlaşma yapması, yasal ve etik ise zaten bugüne değin gizli tutulmamalıydı.

        Varlığı daha önce kamuoyuna duyurulmamış bir anlaşma feshediliyorsa da içeriği ve iptal gerekçesinin de somut biçimde açıklanması gerekirdi. Ama önce noter aracılığıyla gönderilen “Fesihname”nin açıklanması, ardından CHP Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem’in sosyal medya üzerinden yaptığı duyuruda anlaşmanın iptal gerekçesinden söz edilmiyordu.

        Kulis haberlerini bir yana bırakırsak, feshetmenin gerekçesini Erdem’in Sözcü gazetesinde Ruhat Mengi ile yaptığı söyleşiden öğrendik:

        “Halk TV’nin maksatlı yayın yaptığını düşünüyorum. Adeta CHP tabanını ve kamuoyunu demoralize etmeyi amaçlıyormuşçasına bir yayıncılık çizgisi yürütüyor Halk TV.”

         Erdem, TV100’de de sözleşmedeki hükümlerin gerçekleşmemesi ve CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ın basın toplantısının Halk TV’de canlı yayımlanmaması nedeniyle sözleşmeyi feshettiklerini söyledi.

        Erdem’in açıklamaları, bir siyasi parti ile bir haber kanalı arasında “parasal ilişki” kurmanın sakıncasını gözler önüne seriyor. Zira CHP, Halk TV’nin “yayıncılık çizgisini” beğenmediği için anlaşmayı iptal etmiş, istediği gibi yayın yapmadığı için cezalandırıyor! Açıkça bu söyleniyor.

          Aslında CHP, sadece parayı keserek de değil, açıklama biçimiyle de Halk TV’yi cezalandırıyor; hoyratça iktidar medyasının önüne atıyor. Halk TV’nin, CHP’nin ve bütün muhalefetin sesini yansıtabilen ender TV kanallarından biri olduğu umursanmıyor.

         Benim bildiğim, bir parti, bir medya kuruluşunda aleyhte ya da istemediği türden bir yayın olduğunda ona itiraz eder, karşı açıklama yapar. İletişim tekniklerini kullanarak yanıtlamak varken CHP, “Küstüm sizinle oynamıyorum”, “Sizinle ilişkiyi kestim” tavrı içine giriyor. CHP gibi bir partinin iletişim yöntemi bu olmamalıydı.

         Serhan Asker’in, “Görkemli Hatıralar” programına Antalya’da uygulanan engelleme de bir fecaatti. Döşemealtı’nın CHP’li Belediye Başkanı Turgay Genç, son anda programa çıkmaktan vazgeçtiği gibi, Kırkgöz Hanı’nda çekim iznini de iptal etti. Yine gerekçe açıklanmadı ama CHP Genel Merkezi’nin tavrıyla bağlantılı bu engelleme medya özgürlüğüne müdahaleydi.

        Dahası, CHP’nin Halk TV’ye yönelik tavrının anlaşma iptaliyle sınırlı kalmayacağını, programlara konuk olarak çıkmama, haber ilişkisi kurmama gibi sonuçları da olacağını gösteriyor. CHP, CNN Türk’e uyguladığı ambargoyu şimdi de Halk TV’ye uygulayacak gibi….

        Ayrıca CHP’nin sözleşmeyi feshetme biçimi muhalif medyayı da olumsuz etkiledi, bağımsızlıklarını ve tarafsızlıklarını iyiden iyiye gölgeledi. Sözcü’nün bir başyazıyla tepki göstermesi ve CHP’yi anlaşma imzalanan medya kuruluşlarını açıklamaya davet etmesi de bu rahatsızlığın dışa vurumuydu.

       Mahiroğlu’nun müdahalesi

       Halk TV’nin sahibi Cafer Mahiroğlu, CHP ile anlaşmanın “Sayıştay denetimine tabi ve yasal” olduğunu savundu. Ama yasal olması etik olduğunu göstermez. Ayrıca daha önce defalarca örneği görüldüğü gibi yayın faaliyetiyle ilgili konularda “patron” olarak Mahiroğlu’nun konuşması, tepki göstermesi de doğru değil. “Editoryal bağımsızlık” ilkesi gereği, Mahiroğlu’nun yayın faaliyetlerine müdahale etmemesi, hiç karışmaması gerek.

        Mahiroğlu’nun, “kime hizmet ettiği belli olmayan bir karanlık genel başkan yardımcısı” diye CHP Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem’e saydırması, Halk TV’nin “tarafsız” yayıncılığını da gölgeledi. Anlaşmayla ilgili tartışmayı kişiselleştirdi, kendisi de kavganın “aktörü” oldu.

        Halk TV Haber Yayın Yönetmeni Bengü Şap Babaeker, Halk TV’deki programda CHP anlaşmasıyla ilgili eleştirileri yanıtladı; konukları Bülent Mumay ve Bahadır Özgür’ün görüşlerini de aktardı. Ancak program sonunda Mumay’ın eşinin Eren Erdem’in ekibinde olduğunu hatırlatarak, eleştirisini değersizleştirmeye çalışması yakışık almadı. Babaeker’in gazetecilik çizgisine de uymadı.

        Köşe yazarlarına haksızlık

        Anlaşılan CHP’nin medya tepkisi Halk TV ile de sınırlı değil. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, belediye başkanları ile yaptığı toplantıdan yansıyan “Köşe yazarları üzerinden parti içi meseleler tartıştırılıyor. Kimin nereden ne kadar maaş aldığını iyi biliyorum” sözleri buna işaret ediyordu.

           Ancak Kılıçdaroğlu -varsa- maaş alan isimleri ve maaş ödeyenleri açıklamayarak CHP hakkında yazan tüm köşe yazarlarını zan altında bırakmış oldu. Nitekim buradan hareketle çok sayıda gazeteci meslektaşımız hakkında olur olmaz iddialar ortaya atıldı; binlerce liralık maaş iddiaları havada uçuştu. İşin kötüsü ne olduğu belirsiz birtakım sosyal medya hesaplarındaki dayanaksız iddialar bazı sitelerde de haber oldu. Haksızlık daha da büyütüldü…

         Tepkilerin büyümesinin ardından ve haberlerin yayımlanmasından tam üç gün sonra CHP Doğrulama hesabından “Partimizden sözleşme karşılığı ücret aldıkları yönünde yapılan haberlerin tamamı gerçekdışıdır” gibi ne olduğunu anlatmayan bürokratik bir yalanlama geldi.

        Ama olan olmuş, geçen zaman içinde kimi yazarlar ağır suçlamalara maruz kalmıştı. Bu tahribatı ortadan kaldırmanın yolu bizzat Kılıçdaroğlu’nun meseleyi aydınlığa kavuşturması ya da hangi köşe yazarının, nereden maaş aldığını açıklaması. Eğer gerçekten böyle yazarlar varsa bunu bilmek öncelikle okurlarının hakkı. Böylece gazeteciliği kötüye kullananların ayıklanmasına katkıda bulunmuş olur.

                                                                  Faruk BİLDİRİCİ / 25 Temmuz 2023

         KUTU/ Babaeker: Duyurma şekli ve zamanlama dikkat çekici

        Bengü Şap Babaeker (Halk TV Haber yayın Yönetmeni): Programda anlattım ama tekrar altını çizmek isterim. Söz konusu sözleşme, CHP’nin grup başkanvekillerinin, parti sözcüsünün ve grup toplantılarının yayınını, o yayınlar için lojistik teminini, ayrıca reklamları içeriyor.

        Sadece bizimle yapılmadığını biz biliyoruz, aslında herkes biliyor. Hangi televizyon, gazete ve internet siteleriyle yapıldığını açıklama sorumluluğu o kuruluşların ve CHP’nindir. Bu sözleşme haber, yorum, konuklarla ilgili değil. CHP’nin sözleşmeyi tek taraflı fesih hakkı vardı, saygıyla karşılıyoruz. Ancak feshi duyurma şekli, sadece Halk TV’yi kapsaması ve zamanlaması dikkat çekici elbette.

         Bunlara rağmen fesih kararına saygı duyuyoruz. Ancak pazar günkü Görkemli Hatıralar yayınından sadece birkaç saat önce yayına katılacak belediye başkanına ambargo koymak, çekim yapılacak alana yasak getirmek, 3 saatlik yayını 45 derecelik sıcaklıkta güneş altında yapmaya zorlamak sansür ve ambargo değil mi? Bizim tepkimiz, öfkemiz buna. “Biz iktidara geldiğimizde bizi istediğiniz gibi eleştireceksiniz” diyen bir partinin, hoşuna gitmeyen yorumlar nedeniyle aldığı bu kararın festival yasaklayan AKP’den ne farkı var?

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP – Halk TV gerilimi büyüyor: Eleştirilerin odağındaki Eren Erdem’den yeni açıklama

    CHP – Halk TV gerilimi büyüyor: Eleştirilerin odağındaki Eren Erdem’den yeni açıklama



    CHP‘yle Halk TV arasında dün akşam saatlerinde sözleşme feshiyle başlayan, bugün ise Serhan Asker‘in Antalya Döşemealtı’ndaki tarihi Kırkgöz Hanı’nda gerçekleştirmeyi planladığı programın engellenmesiyle boyutlanan gerilimde yeni bir gelişme yaşandı.

    Tüm bu süreçte eleştirilerin odağı haline gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem‘den konuyla ilgili olarak yeni açıklama geldi: “Elbette Halk TV, program yapmak maksadıyla ‘her TV kanalı’ kadar belediyelerimizden yer tahsis talebinde bulunabilir. Bu tahsisleri gerçekleştirmekte bir beis yoktur. Ancak, kurumsal olarak ilgili programlara katılmak yahut katılmamak tercihimiz, medya tutum belgemiz doğrultusunda tümüyle partimizin inisiyatifindedir.”

    Erdem, yayınladıkları genelgenin açık olduğunu iddia ederek “Bu genelgede hiçbir koşulda Halk TV kanalının iddialarının aksine, ‘sansür uygulama ifadesi’ yoktur” ifadesini kullandı. 

    Eren Erdem’in açıklamasının tamamı şöyle:

    “Bu sabahtan itibaren Halk TV’de başlayan yayınlar doğrultusunda açıklama yapmak zorunlu hale gelmiştir.

    – Halk TV ile kurumsal ilişkimiz sonlanmıştır. Cumhuriyet Halk Partisinin kurumsal kararları kişiselleştirilmemelidir. Halk TV’nin KJ bölümüne ‘Eren Erdem sözleşmeyi feshetti’ şeklinde ifadeler koyulması makul bir yaklaşım değildir.

    – Kurucu Parti olarak kurumsal kimliğimiz, merkez ve yerel temsilcilerimizi kapsar.

    – Elbette Halk TV, program yapmak maksadıyla ‘her TV kanalı’ kadar belediyelerimizden yer tahsis talebinde bulunabilir. Bu tahsisleri gerçekleştirmekte bir beis yoktur. Ancak, kurumsal olarak ilgili programlara katılmak yahut katılmamak tercihimiz, medya tutum belgemiz doğrultusunda tümüyle partimizin inisiyatifindedir.

    ‘GENELGEDE ‘SANSÜR UYGULAMA’ İFADESİ YOK’

    – Partimizin yayınladığı genelge açıktır. Bu genelgede hiçbir koşulda Halk TV kanalının iddialarının aksine, ‘sansür uygulama ifadesi’ yoktur.

    – Ajanslar, yayın organları ve benzer kuruluşlar ile reklam anlaşmaları yapmayı tercih etme yahut etmeme hakkımız saklıdır. Elbette ne sansür getiririz, ne yasaklarız. İletişim çerçevemiz budur.

    ‘HALK TV’DE ÇALIŞAN BASIN EMEKÇİSİ ARKADAŞLARIMIZ KARARIMIZIN HEDEFİ DEĞİL’

    – Bu bağlamda; almış olduğumuz ‘tüm reklam ve canlı yayın hizmeti alımı anlaşmalarımızı sonlandırma’ kararına oluşan tepkiden kaynaklı olduğunu düşündüğüm, gerçekle bağdaşmaz haberler doğru değildir. Halk TV’de çalışan basın emekçisi arkadaşlarımız kararımızın hedefi değildir.

    – Türkiye’de bu kadar yakıcı gündem varken bu tartışmanın odağı haline gelmeyi uygun bulmuyor, halkımızın ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz.

    SÖZLEŞME MESELESİ

    Eren Erdem, dün akşam saatlerinde kanalla yaptıkları sözleşmeyi feshettiklerini duyurmuştu. Paylaşılan belgeye göre bu anlaşma kapsamında ana muhalefet partisinin grup toplantıları, grup başkanvekili açıklamaları canlı yayınlanıyordu. Benzeri bir sözleşme CHP ile KRT ve TELE 1 arasında da var.

    Halk TV Haber Yayın Yönetmeni Bengü Şap Babaeker, söz konusu gerilimle ilgili şunları söylemişti:

    “Halk TV olarak CHP’ye iki sorumuz var. Birincisi Eren Erdem’in bu anlaşmanın miktarını açıklamasını istiyoruz. CHP’ye ne kadar ödeme yapılıyor? Şöyle bir algı var sanki Halk TV’yi CHP finanse ediyor gibi. Çünkü bizde açıklayacağız. Ve bu anlaşma yalnızca Halk TV ile mi yapıldı yoksa başka gazete ve yayın organları ile yapıldı mı? Benzer anlaşmalar var mı, onlar da fesih edildi mi? Yoksa bu fesih kararı Halk TV’deki yorumcuların, gazetecilerin, program katılımcılarının yaptıkları yorumlara duyulan rahatsızlıktan mı kaynaklanıyor? Bunların yanıtını merak ediyoruz.” 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***