Etiket: Halit Ergenç

  • Halit Ergenç ve Rıza Kocaoğlu ‘Yalan Tanıklık’tan İfade Verdi: Gezi Parkı’ndaki O Fotoğraf Soruldu, İşte Yanıtları…

    Halit Ergenç ve Rıza Kocaoğlu ‘Yalan Tanıklık’tan İfade Verdi: Gezi Parkı’ndaki O Fotoğraf Soruldu, İşte Yanıtları…


    Menajer Ayşe Barım’ın ‘Gezi’ soruşturması kapsamında ‘tanık’ olarak ifade veren ve haklarında ‘yalan tanıklık’ suçlamasıyla soruşturma başlatılan Halit Ergenç ve Rıza Kocaoğlu ifade verdi. Ergenç ve Kocaoğlu’na Gezi Parkı’ndaki fotoğrafları soruldu. İşte verdikleri yanıtlar…


    ID İletişim’in sahibi Ayşe Barım, Gezi Parkı olaylarının planlayıcılarından olduğu gerekçesiyle hakkında başlatılan soruşturma kapsamında ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme’ suçundan tutuklandı.

    Öte yandan soruşturma kapsamında oyuncu Halit Ergenç ve Rıza Kocaoğlu da ifadeye çağrılan isimlerdendi. İki isim hakkında ise verdikleri ifade sonrası ‘yalan tanıklık’ suçlamasıyla soruşturma başlatılmıştı.

    Ergenç ve Kocaoğlu’nun ‘yalan tanıklık’ kapsamında şüpheli sıfatıyla verdiği ifade ortaya çıktı. Savcılık; Ergenç ve Kocaoğlu’na Gezi Parkı fotoğrafları, Mehmet Ali Alabora ile ilişkileri ve Alabora ile Barım arasında geçen ‘bildiri’ diyaloğu soruldu.

    HALİT ERGENÇ: HANGİ TARİHLERDE ORADA OLDUĞUNU BİLMİYORUM

    Halit Ergenç ifadesinde şunları söyledi:

    “Ben 1989 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Opera Bölümü’nde eğitim görmeye başladım. İstanbul’da bilinen iki büyük konservatuar vardı. Bunlardan birisi İstanbul Üniversitesi, bir tanesi de Mimar Sinan Üniversitesi konservatuvarıdır. Öğrenciler birbirlerini karşı konservatuar olarak bilirler. Bunlardan bir tanesi Beşiktaş, bir tanesi de Kadıköy’dedir.

    Mehmet Ali Alabora’yı da karşı konservatuvarda okuması sebebiyle tanırım. Hangi tarihlerde orada olduğunu bilmiyorum. Mehmet Ali Alabora ile Konservatuar sırasında ve sonrasında hiçbir zaman yakın arkadaşlık tabiri caizce arkadaşlık ve ahbaplık yapmadık. Buraya kadar ne şekilde tanıdığımı bahsetmek istedim.

    ‘PLANLI BİR GÖRÜŞMEMİZ OLMADI’

    Mehmet Ali Alabora’nın Oyuncular Sendikası Başkanı olduğunu bilirim. Sanatçıların birçoğu buraya üyedir. Sendika sanatçıların yönetmelik, tüzük gibi haklarını korumak için kurulmuştur. Bu hususta da bir ya da iki kez tarihini tam hatırlamamakla birlikte sendikaya gittiğimi biliyorum. Bu dönemde Oyuncular Sendikası Başkanı Mehmet Ali Alabora idi. Ayrıca işle alakalı bir galada veya toplantıda karşılaştığımız olurdu. Ancak planlı bir görüşmemiz olmamıştır.

    Ben 2021 ve 2024 döneminde İngiltere’de yaşadım. Burada dahi kendisiyle herhangi bir dönem görüşmem olmadı. Mehmet Ali Alabora’yı kısacası Gezi Parkı’ndan sonra hiç görmedim ve irtibatım da hiçbir şekilde telefonla dahi olmadı. Gezi Parkı döneminde farklı bir telefon numarası kullanırdım. O numara içeriklerine bakıldığında belki kendisiyle görüşmem olmuş olabilir. Bunun da sebebi tamamen kendisinin sendika başkanı olması sebebiyledir. Ailece detaylı bir görüşmemiz hiç olmamıştır.

    ‘GEZİ’NİN HALKA AÇILDIĞI BİLGİSİ GELMESİYLE…’

    Mehmet Ali Alabora İle aynı fotoğrafta bulunmamın sebebi ise biz o gün hatırladığım kadarıyla Cihangir’de parkta bulunurken Gezi Parkı’nın halka açıldığı şeklinde bilgisi gelmesi ile bütün Oyuncular Sendikası’na bağlı oyuncular ile birlikte Gezi Parkı’na doğru yürümeye başladık. Bizimle birlikte oyuncu olmayan bir çok kişi de fotoğrafa bakıldığında oradadır.

    Fotoğrafta görüldüğü üzere bizim önümüzde birçok kalabalık var. Ben fotoğrafta iki yanımda bulunan biri kadın ve diğeri erkek olan şahısları da tanımıyorum. Mehmet Ali Alabora, Oyuncular Sendikası Başkanı olması sebebiyle orada bulunurdu. Bu sebeple orada öyle bir fotoğraf ortaya çıkmıştır. Hatırladığım kadarıyla o fotoğrafta arka taraftan ön tarafa doğru hatırlamadığım bir kişi tarafından çekildiğimi hatırlıyorum.

    ‘TELEFON GÖRÜŞMELERİNİN İNCELENMESİNE RIZAM VAR’

    O dönem Sanatçılar Sendikası’ndan bana hiçbir bildiri haberi geldiğini hatırlamıyorum. Mehmet Ali Alabora’nın o dönemlerde Gezi Parkı’nda ana aktör olarak yer aldığına dair hiçbir zaman hiçbir bilgim olmamıştır. Kendisini Sanatçı ve Oyuncular Sendikası Başkanı olarak tanırım. O dönem ve şu anki telefon görüşmelerinin incelenmesine rızam vardır. O dönem çıkması muhtemelen telefon görüşmeleri de yalnızca sendika başkanı olması ve iş gereği olmuştur.

    ‘TAMAMEN ÇEVRECİLİK VE AĞAÇLARIN KESİLMEMESİ…’

    Gezi Parkı’na gitme sebebim tamamen çevrecilik ve ağaçların kesilmemesi adınadır. Amacının çevrecilik olmadığı ancak ne olduğu da belli olmayan bazı gruplar gelmeye başlayınca rahatsız olduk, gidişatın da kötüye gitmesi sebebiyle uzlaşma sağlanabilmesi adına, setten çıkıp sanatçılar grubu olarak Kadir Topbaş, dönemin Valisi Avni Mutlu ve dönemin başbakanı ile görüştük ve bir daha da Gezi Parkı’na da gitmedik. Benim söyleyeceklerim bunlardan ibarettir. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum.”

    RIZA KOCAOĞLU: ALABORA İLE HİÇBİR GÖRÜŞMEM OLMADI

    “Mehmet Ali Alabora’nın numarası bende yoktur, bir irtibatımız olduğunu da hatırlamıyorum” diyen Rıza Kocaoğlu’na Gezi Parkı fotoğrafı soruldu. Kocaoğlu ise şu yanıtı verdi:

    “Bu fotoğraftaki kalabalığın içerisinde bulunan kişi benim, Halit Ergenç’in arkasında bulunuyorum. Mehmet Ali Alabora’yı o dönem Oyuncular Sendikası başkanı diye hatırlıyorum. Ben de bu sendikaya üyeyim. Telif haklarımız vs olduğu için sendikaya üye oldum fakat sendika kapsamında Mehmet Ali Alabora ile hiçbir görüşmem olmadı.

    ‘BANA HERHANGİ BİR BİLDİRİ GELMEDİ’

    Ben Gezi Parkı’na çok yakın Cihangir Caddesi’nde oturuyordum. O dönem Gezi Parkı’na gittiğimde sanatçı arkadaşlarımı gördüm. Ben de yanlarına gittim ve hep beraber burada bulunduk. Bana gösterdiğiniz Mehmet Ali Alabora, Halit Ergenç ve daha birçok oyuncunun bulunduğu fotoğrafta bulunma sebebim sanatçı arkadaşlarımla bir arada olmamdan kaynaklıdır. Burada bulunmamın Mehmet Ali Alabora ile bir ilgisi yoktur. Hatırladığım kadarıyla gösterdiğiniz fotoğrafta Gezi Parkı’nın devlet tarafından halka açıldığı bilgisi gelmesi üzerine parka doğru giderken çekilmiştir. Bana o dönem Oyuncular Sendikası’ndan herhangi bir bildiri gelmedi.”

    Kaynak: Habertürk


    Etiketler

    Rıza Kocaoğlu


    Gezi Direnişi


    Gezi Parkı


    Halit Ergenç

    İmamoğlu'nun Hakim Karşısına Çıkacağı Tarih Belli Oldu: Aynı Güne 3 Dava!
    Hakim Karşısına Çıkacağı Tarih Belli Oldu

    Davutoğlu'ndan 'Gazze Türkiye'ye Bağlansın' Çağrısı
    Davutoğlu’ndan ‘Gazze Türkiye’ye Bağlansın’ Çağrısı

    Oyun Devine Büyük Şok! Sadece 1 Oyuncusu Kaldı
    Oyun Devine Büyük Şok! Sadece 1 Oyuncusu Kaldı

    WhatsApp Faturaları Ödeme Hizmetini Hayata Geçiriyor
    WhatsApp’ta Yeni Dönem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Adsız Aşıklar’ hastanesi

    ‘Adsız Aşıklar’ hastanesi


    Suzan DEMİR


    Yerli dizi sektörü bir süredir tekelleşme üzerinden bir tartışmayla çalkalanıyor. Tam da TRT’nin dijital platformu Tabii’nin yeni dizisi Gassal’ın çıkmasıyla başlıyor, hatta Tabii platformunun da adının geçmesi ve birçok iddianın havada uçuştuğu bir mevzu bu. Şimdilik tartışma tekelleşmenin adresi olarak ID menajerlik firması ve onun başındaki Ayşe Barım üzerinden ilerliyor.

    Firmaların Rekabet Kurumu tarafından soruşturulmasıyla başlayan bu süreç, kimsede bu sorunun çözüme kavuşacağı gibi bir beklenti olmadığını gösteriyor. Dolayısıyla tekelin “el değiştirmesi” kulislerde başlarda fısıltıyla konuşulan, şimdiyse daha çok dillendirilen bir mevzu oldu ya da akla daha yatkın bir senaryo. Çünkü iktidara yakın isimlerin bir anda bu mevzuya eğilmesinin demokratik olmadığının bilincindeyiz. Öte yandan sektörü tekelleştiren bir kangrenin varlığının da AKP karşıtlığı üzerinden savunulacak bir yanı yok. Sürekli olarak iki taraftan birini seçmeye zorlanan kamuoyu için bu tartışma önden seçmeli gitmiyor. Özellikle sosyal medya platformu X’teki (eski Twitter) birçok kullanıcı ekranlarında aynı oyuncuların görmeyi tartışır hale geldi.

    Aslında bunlar epey yazılıp çizildi, ülkenin de gündemi değişince mevzu soğumaya başladı. Ama şunu da hatırlamak lazım ki bu mevzu ilk olarak Netflix Türkiye ekibinin aynı yapım şirketleriyle çalışmasıyla patlamıştı. Tabii o zaman ortada Serenay Sarıkaya gibi özel hayatı hırpalanacak bir oyuncu olmadığı için çok ilgi çekmedi. Hâlbuki o dönemde de Ayşe Barım adı sıkça telaffuz edilmişti. Haliyle Netflix Türkiye yapımları da bir hayli eleştirinin hedefi oldu. Basit senaryolar, aynı oyuncular ve buna rağmen birkaç sezonu garantilemiş olmalarıyla özellikle. Netflix’in dünya üzerinde bile çok sevilip erken iptal edilen yapımları varken Türkiye’de bu sezon garantileri haliyle dikkat çekici.

    Tüm bu tablo içinde Netflix’in son yerli yapımı olan Adsız Aşıklar’ı konuşurken bu konunun gölgesi şüphesiz ki buraya da düşecektir. Zira dizinin başrolündeki Halit Ergenç yaptığı açıklamalarla eleştirilerin hedefindeki Ayşe Barım’a sahip çıkmıştı. Haliyle dizinin adını arama butonlarına yazıp tepkilere bakınca bu mevzudan az da olsa nasibini aldığını görebilirsiniz.

    Elbette diziyi sadece bu yanıyla anmak haksızlık olur. Başar Başaran’ın yazdığı ve Umur Turagay’ın yönettiği Adsız Aşıklar, Netflix Türkiye açısından son dönemde iyice düşen yerli yapımların çıtasını bir nebze olsun kaldırmayı başarıyor ama tamamen değil.

    'Adsız Aşıklar' hastanesi - Resim : 2

    Dizinin konusu kısaca şöyle, Cem (Halit Ergenç) aşk acısı çekenleri bu dertten, hatta aşktan kurtarmak adına Aşk Hastanesi’ni işleten biri. Ortağının kızı ve aynı zamanda psikoloji eğitimi almış Hazal (Funda Eryiğit) ise aşka inanarak, hatta herkesin bir ruh eşi olduğunu ve bunu kokularla bulunacağını iddia eden biri.

    Bu zıt görüşe sahip iki kişinin yolları Hazal’ın Almanya’dan diploması olmadığı için apar topar dönmesiyle hastanede kesişiyor. Cem, hastaneyi ve de çıkardığı kitapları, daha doğrusu ortaya attığı bu tezleri gölge bir karakter üzerinden halka anlatıp kendisi tüm olayı sahne arkasından idare ediyor. Ta ki gölge karakterini kaybedene kadar. Sonrasında Hazal’ın da gelmesiyle aşk hakkında zıt şeyler düşünen bu ikili ortak seanslar yapmak zorunda kalıyor.

    'Adsız Aşıklar' hastanesi - Resim : 3

    Sekiz bölümden oluşan dizi her bölüm ayrı bir vaka işliyor. Aşk, ilişkiler hakkında bolca aforizmanın olduğu bir dizi olduğu için özellikle seyirciyi oradan yakalayan bir yanı var. Ama benim hoşuma giden tarafı Türkiye’de “ayıplanacak” durumlara bakış açısı. Örneğin ilk bölümde şarkıcı Teoman var ve kendisini oynuyor. Aşk acısından kurtulmak için hastaneye geliyor ve yardım alıyor. Bu süreçte âşık olduğu kadının yalnız bir anne ve onlyfansvari bir site için seks işçisi olarak çalıştığı ortaya çıkınca Teoman’ın tepkisi toplumsal normları reddeden bir şekilde yansıtılıyor. Kadın basın ve toplumun önünde bu kimliği ortaya çıkınca bir su kulesinden atlamaya çalışıyor, Hazal da kadına erkek egemen bakışı eleştirerek yardım ediyor. Tabii sonrasında gelen “atlama” kısmı basite kaçılarak yapılmış. Yerli bir “Good Feeling” (Kendini iyi hisset) yapımı izlediğimiz için sanki o kısmı hoş görmemiz de beklenmiş. Ama tüm bölümlerde basite kaçılmış diyemem. Örneğin sekizinci bölümde modacıların olduğu vaka hiç de fena değil. Fakat her bölüm çok dikkat çekici değil. Yine de toplumsal cinsiyet rolleri konusunda dikkatli davranılmış. Ama Türkiye’deki sansürden dolayı aşk ilişkileri heteroseksüel. Eşcinsellik sadece bahis olarak geçiyor…

    'Adsız Aşıklar' hastanesi - Resim : 4

    Adsız Aşıklar’da dikkat çeken bir diğer şey Halit Ergenç’in oyunculuğu. Muhteşem Yüzyıl’da Kanuni olarak izlediğimiz ve genelde de “ağır abi” rollerinde görmeye alışık olduğumuz Ergenç burada takıntılı ve sinir bozucu bir karakteri canlandırıyor. Bir arkadaşımın benzetmesiyle bir “Woody Allen” bile denilebilir. Mommy Issues (bireyin anne ile olan karmaşık sorunları) bir karakter olan Cem’in aşka düşman olma sebebi olarak buna yani annesine bağlanıyor. Zaten Cem tüm dizi boyunca Hazal ve annesiyle çatışıyor. Tabii anne sorunları yaşayan Cem ile baba sorunları (Daddy Issues) yaşayan Hazal’ın yan yana gelmesi zaman zaman bu şekliyle dile getirilip tiye de alınıyor. Dizi bu anlamıyla karakterleri belli dozlarda karikatürize ederek sırtını tümüyle bu Mommy Issues ve Daddy Issueslere yaslayan yapımlardan da olmuyor. Bu açıdan sınırlarını esneten bir dizi.

    Bu köşede daha önce yazmıştım yine Netflix Türkiye yapımı Kimler Geldi Kimler Geçti, “Love Bombing”, “Ghosting” gibi popüler kavramlar ve biraz da Netflix standartlarıyla ortaya karışık bir şey yapmaya çalışmış ama klasik TV yaz dizisi mantığını geçememişti. Adsız Aşıklar da odağına aşk ve ilişkileri alıyor, Netflix kalıpların da yakın bir çerçevede duruyor; ama kendine has mizahı, senaryoda ve hikâyede toparlanması gereken birçok yere rağmen özgün duruyor.


    Suzan Demir kimdir?

    Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okudu. Hayat TV, ardından Evrensel Gazetesi’nde çalışmaya başladı. Taraf Gazetesi kültür sanat servisinde muhabir ve editör olarak çalıştı. Arka Pencere (www.arkapencere.com) online dergide haftalık sinema eleştirileri kaleme aldı.

    Ayrıca BİR+BİR Ekspres dergisinde (hem online hem matbu dergisinde) www.sabirfikir.com ve Kritik 24 (K24) sitelerinde haber ve yazıları yayınlandı. Yeni E Dergisi’nde kültür, sanat ve sinema röportajları yapılıyor. Hala Avrupa’da çeşitli ajanslara politika, ekonomi ve kültür sanat kapsamında haberler üretiyoruz. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) ve SİYAD üyesidir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Lefter filminin oyuncuları belli oldu

    Lefter filminin oyuncuları belli oldu


    HALİT ERGENÇ, LEFTER’İN BABASI ROLÜNDE

    Lefter Küçükandonyadis’in babası Hristo Küçükandonyadis’i “Halit Ergenç” canlandırıyor. Lefter’in eşi Stavrini Küçükandonyadis’i Deniz Işın oynuyor. Aslıhan Malbora “Meri” rolünü canlandırdığı filmde, Lefter’in annesi “Argiro”yu Aslıhan Gürbüz de rol alıyor.

    Kalabalık kadrosuyla dikkat çeken filmde Bora Akkaş “İhsan”, Onur Durmaz “Panani”, Kardelen Hacıoğlu “Eftimiya”, Esin Gedikoğlu “Domma”, Nedim Suri “Emin”, Kutay Kalabalık “Selim” ve Gökay Türkmen “Koço”yu oynuyor. Görüntü yönetmenliğini Jean Paul Seresin’in yaptığı “Lefter” filminde Galatasaray’ın “Taçsız Kral” lakaplı efsabe futbolcusu Metin Oktay’ı Aytaç Şaşmaz, Beşiktaş‘ın ‘Baba Hakkı’ lakaplı efsanesi Hakkı Yeten‘i Uğur Uzunel, ‘Berlin Panteri’ lakaplı Turgay Şeren‘i Ozan Kaya Oktu, Lefter’in arkadaşını Dimitri’yi Erdem Şanlı, Agop’u Ömer Çetindağ, Lefter’in “ezeli rakibi” Sancar’ı Asir Gündoğdu oynuyor. (KÜLTÜR SANAT)

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***