Etiket: Haiti

  • Çete kuşatması altında özgür köleler

    Çete kuşatması altında özgür köleler


    Balkan TALU


    Artı Gerçek – Latin Amerika’nın en yoksul ülkesi olan Haiti, mart ayının başında iki tane hapishane baskınıyla bir şiddet sarmalının içine girdi. Hükümetten yapılan açıklamaya göre, biri başkent Port-au-Prince’te, diğeri ise komşu kent Croix des Bouquets’te olmak üzere iki farklı cezaevine baskın düzenlendi ve 3 bin 800 mahkumun firar etmesi sağlandı. 2 Mart geçesi düzenlenen baskınların ardından 3 Mart’ta yerel saatle 20:00’da başlayan bir sokağa çıkma yasağı yürürlüğe sokuldu.

    BAŞKENTİN YARISI ÇETELERİN ELİNDE

    Peki Haiti nasıl sokak çetelerine ve onlar tarafından üretilen şiddete teslim oldu? Uluslararası medyaya göre şiddet sarmalı, 2020 yılında Cumhurbaşkanı Jovenel Moïse’nin Kolombiyalı bir grup paralı asker tarafından öldürülmesiyle zirveye ulaştı. Suikastta yaralı kurtulan eşi Martine Moïse de suç ortaklığı ile itham ediliyor. Bu cinayetin yarattığı otorite boşluğunun ise çetelere daha fazla güç ve nüfuz verdiği söyleniyor. Haiti’deki çetelerin son yıllarda Port-au-Prince’in yaklaşık yüzde 80’inde kontrolü sağladığı düşünülüyor.

    Çeteler arasında en öne çıkan isim ‘G9 Koalisyonu’nun lideri Barbekü lakaplı Jimmy Cherizier. Eski bir polis şefi olan ‘Barbekü’nün, öldürülen Cumhurbaşkanı Jovenel Moïse’nin partisi Tet Kale ile bağları olduğu iddia ediliyor. Cherizier, şu andaki mevcut başbakan Ariel Henry’e muhalefet ediyor ve Henry’nin görevi bırakmasını talep ediyor.

    haiti2.jpg

    BARBEKÜ LAKABI NEREDEN GELİYOR?

    Jimmy Cherizier’in nasıl Barbekü lakabını aldığıyla ilgili ortada epey ürkütücü dedikodular da dolaşıyor. Cherizier polis teşkilatından kovulduğu 2018 yılına kadar ayaklanmaları kontrol altına almakla görevli olan Kitle Kontrol Dairesi’nde çalıştı. Haitili yetkililer Cherizier’i 2017-2019 arasında varoşlarda yapılan katliamlardan sorumlu tutuyor. Cherizier’in öldürülen insanların cesetlerinin yakıldığı ve köpeklere yedirildiği gibi iddialar var. Cherizier’in Barbekü lakabı da buradan geliyor.

    Harvard Hukuk Fakültesi Uluslararası İnsan Hakları Kliniği tarafından yayımlanan bir rapora göre, 2018 ve 2019’da La Saline’de 71 kişi daha öldürüldü, 11 kadın cinsel saldırıya uğradı ve 150 ev tahrip edildi. 2019 yılında ise Bel-Air’de en az 24 kişi öldürüldü. Cherizier ise bütün bu suçlamaları reddediyor ve AP’ye verdiği demeçte “Benimle aynı sosyal sınıftan olan insanları asla katletmem. Ben gettoda yaşıyorum. Getto hayatının ne olduğunu biliyorum” diyordu.

    Ülkenin sivil toplum kuruluşları ise Cherizier’inki gibi çetelerin devlet ve yerel polis tarafından himaye edildiğine, Cherizier’in Moïse öldürüldükten sonra devlet himayesini kaybettiğine işaret ediyor. İddialara göre hem Moïse’nin öldürülmesi, hem de Ariel Henry’nin söz verdiği halde ısrarla seçim yapmamasının getirdiği otorite boşluğu meydanı hepten çetelere bıraktı.

    Haiti 2020 yılından beri çete savaşlarıyla boğuşuyor. Savaş temelde, Barbekü’nün lideri olduğu G9 İttifakı ve G Pep arasında dönüyor. Haiti’de çetelerin tarihiyse, 1950’li yıllarda başlayan Duvalier ailesinin hanedan diktasına dayanıyor. 1957 yılında işbaşına gelen milliyetçi populist lider Francois Duvalier 1958 yılında bir askeri darbe tehdidini savuşturduktan sonra giderek otoriterleşen bir rejim kurdu. Duvalier işbaşına geldiğinde ilk icraatlarından biri Tonton Macoute adıyla bir gizli polis teşkilatı kurmak oldu. Tonton Macute muhaliflerin sesini kısmak için kullanılan bir kolluk gücüne dönüştü. 1971 yılında Francois Duvalier ölünce yerine oğlu Jean Claude Duvalier geldi. Jean Claude Duvalier, 1986 yılında Tonton Macoute’yi tasfiye etti ama silahsızlandırmadı. Aynı yıl Jean Claude Duvalier, sürgüne gitmek zorunda kaldı.

    1990 yılında ilk yapılan demokratik seçimlerde bir rahip olan Jean-Bertrand Aristide seçildi. Bir yıl sonra yapılan askeri darbeyle Aristide devrildi. Jean-Bertrand Aristide, 1994 yılında geri döndü ama 2004 yılında çıkan bir isyandan sonra tekrar görevi bırakmak zorunda kaldı.

    BİR YILDA YÜZDE 6’DAN YÜZDE 55’E

    Liberal lider Jovenel Moïse ilk defa 2015 yılında yapılan seçimlerde adaylığını koydu. Merkez soldaki rakibi Jude Celestin ısrarla Jovenel Moïse’nin hile yaptığını iddia ediyordu. Ekim 2015’te yapılan seçimler Haziran 2016’da iptal edildi ve tekrar seçim yapıldı. 2015’te sadece yüzde 6 oy topladığı söylenen Moïse tuhaf bir şekilde bu sefer yüzde 55 oranında oy almayı başarmıştı.

    Moïse 2021 yılında öldürüldüğünde özellikle New York Times uyuşturucu ticareti hakkındaki iddialara yoğunlaşmıştı. New York Times’ın haberine göre Moïse öldürülmeden çok kısa bir süre önce, uyuşturucu kaçakçılığına bulaşmış çok önemli siyasetçileri ve iş insanlarını ifşa edecekti. Bunların arasında eski devlet başkanı Michel Martelly’nin kayınbiraderi Charles Saint-Remy de vardı. Ayrıca kulağa çalınan dedikodulara göre Moïse, Martelly’nin aldığı rüşvet ve haraçlarla servetine servet katmasının önünü açan devlet müsaderelerine (el koyma) son vermeye de hazırlanıyordu.

    İLK BAŞARILI KÖLE AYAKLANMASI

    Haiti aslında tarihin ilk başarılı köle ayaklanmasına sahne olmuş, bağımsızlığını da bu şekilde kazanmıştı. Öte yandan köleliğin kaldırılışının “diyeti” olarak 1825 yılından 1947 yılına kadar köle sahiplerine 150 milyon frank ödemeye mecbur edilmişti. Ülke bu yüzden her zaman yoksul kaldı. Bugün de Amerika kıtasının en yoksul ülkesi olarak biliniyor.

    haiti.jpg

    Haiti, biri 1915 biri 1994 yılında olmak üzere iki defa ABD işgaline maruz kaldı. Birinde Monroe Doktrini uyarınca “yabancı Alman etkisini ortadan kaldırmak” için, diğerinde de “demokratik nizamı” tesis etmek için. Uluslararası kalkınma bankaları ve uluslararası yardım kuruluşları 1994-1999 arasında ülkeye 2 milyar dolarlık bir destek taahhüt etti. Öte yandan 1996-2000 arasında çıkan siyasi çekişmeler ve seçim krizleri ABD, Fransa, Hollanda, Kanada ve Çin gibi ülkelerden gelen bu paraların fiili olarak bloke olmasına sebep oldu. ABD, özellikle Baba Duvaliie (Papa Doc) diktatoryasına anti komünist refleksleri yüzünden müsamaha gösterdi ama daha Reagan yönetimi 1986’da, oğlu Jean Claude Duvalier’i (Baby Doc) istifaya zorladı. Hem Ronald Reagan, hem de George Bush daha sonraki askeri diktatörlüklere ambargo uyguladı.

    DIŞ MÜDAHALE VE KAOS

    1994’ten itibaren ABD demokratik teamüllere saygı göstermesi, yolsuzlukla ve uyuşturucu ticaretiyle mücadele etmesi gibi koşullar öne sürerek Haiti’yle iyi ilişkiler geliştirmeye çalıştı. Öte yandan çok sayıda uzmana göre ABD’nin içişlerine bu kadar müdahil olması ters tepti. Eski başkanlardan Bill Clinton bile 2010’da yaptığı açıklamada, ABD tarafından sübvanse edilmiş olan ithal pirinçlere uyguladıkları gümrük vergisini düşürmeye zorladıkları için Haiti’den özür diledi. Hem iç siyasetteki çekişmeler hem de dış ülkelerden gelen emrivaki ve dayatmalar merkezi yönetimde her zaman kaotik bir ortam olmasına yol açtı. 2010’da 300 bin kişinin ölümüne sebep olan deprem, 2011’de 6 bin kişinin öldüğü kolera salgını ve 2012’de 20 bin kişiyi evsiz bırakıp kolera salgınını harlayan Sandy kasırgası her şeyin üstüne tuz biber ekti. Bugün Haiti, batık bir devlet olarak anılıyor.

    Başbakan Ariel Henry 2021 Jovenel Moïse tarafından atanmış olmasına rağmen halk tarafından gayrimeşru görüldü. Moïse’nin iki gün sonra öldürülmüş olması, Henry’nin seçime gitmek konusunda ayak sürümesi halkın öfkesini arttırdı. Henry’nin Moïse suikastında parmağı olduğuna dair iddialar da dolaşıyor. Henry’nin soruşturmayı yürüten yetkililerle işbirliğine yanaşmaması da şüpheleri artırıyor. Gelinen noktada, bir dış gezi için Kenya’ya gitmiş olan Ariel Henrty 10 gün boyunca havaalanına giremedi ve en sonunda Porto Riko’dayken istifa etmek zorunda kaldı.

    Yıllardır dikta rejimleriyle yönetilen, “sabah erken kalkanın darbe yaptığı” Haiti’de, bir sonraki aşamada neler olacağını kimse bilmiyor. Merkezi hükümetin zayıflığı daha önce keyfi kolluk gücü olarak kullanılmış çetelerin istedikleri gibi güç gösterisi yapmalarına sebep oluyor. Bunun nasıl çözüleceğine dair bir şey söyleyebilen yok. Ülkede gücünü halktan alan meşru bir hareket veya bir lider de ufukta görünmüyor. Bu nedenle belki de yapılacak tek şey arada tost olmuş halkın sesine gerçekten kulak vermek olabilir. En azından tarih yazıyor ki, köle olmaya gönülleri pek yok.

    Kaynak: Artı Gerçek
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’da köleliğin kaldırılışının yıl dönümü: Macron’dan Haiti devriminin liderine saygı duruşu

    Fransa’da köleliğin kaldırılışının yıl dönümü: Macron’dan Haiti devriminin liderine saygı duruşu


    Emmanuel Macron, Haiti’nin bağımsızlığının sembolü eski köle Toussaint Louverture’ün öldüğü hapishanede ona resmi saygı duruşunda bulunan ilk Fransız lider oldu.

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkede köleliğin kaldırılmasının 175. yıl dönümünde Haiti’nin bağımsızlığının sembolü eski köle Toussaint Louverture’ün öldüğü hapishaneyi ziyaret etti. 

    Louverture’ü Aydınlanma ve Fransız Devrimi’nin gerçek değerlerini somutlaştıran bir kahraman olarak nitelendiren Macron, onun büstünün önüne çelenk bıraktı. 

    Louverture’ün öldüğü hapishanede ona resmi saygı duruşunda bulunan ilk Fransız lider olan Macron, “Toussaint Louverture, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesine hayat vermek için çabaladı. Bu bildirge herkese özgürlük, eşitlik ve kardeşlik sunuyordu.” dedi.

    Ancak Macron’un konuşmasında “Louverture’ün hapsedilmesine neden olan ırkçılık ve sömürgeci baskıyı görmezden geldiği” eleştirisi yapıldı. 

    “Louverture, ihanete uğradı mı?”

    Louverture, 220 yıl önce Fransa’ya getirildikten sonra Chateau de Joux’ya hapsedildi ve burada hayatını kaybetti.

    Fransa’nın sömürgesi olan Saint-Domingue’de (Haiti) köleleştirilerek büyüyen Louverture, 1794 yılında Fransa’daki devrimci hükümetin tüm kolonilerde köleliğe son verdiğini ilan etmesine yol açan köle isyanının liderlerinden biri oldu.

    Ancak daha sonra Napolyon iktidara geldi ve Fransız imparatorluğunda köleliği uygulamaya başladı.Louverture, o dönemde yargılanmadan hapsedildi. Paris’teki Uluslararası Kölelik ve Kölelik Sonrası Araştırma Merkezi Direktörü Myriam Cottias, Louverture’ün “Napolyon tarafından ihanete uğradığını” kaydetti. 

    İhanet konusuna da değinen Macron, Louverture ve isyancı arkadaşlarının, onları yakalamak için gönderilen birliklerin aksine Fransız devrimci ideallerini temsil ettiklerini söyledi.

    Macron, “Toussaint Louverture’ün askerleri, köleliği geri getirmeye gelen Fransız birliklerinin önünde Marseillaise’i söylediler” dedi. 

    Fransa’nın kölelik ve sömürgecilik geçmişinin daha fazla tanınması için kampanya yürüten Memories and Sharing’in kurucusu Karfa Diallo, “Toussaint Louverture’ün Fransız Devrimi’nin en parlak tarafını temsil ettiği doğru” diye konuştu. 

    “Louverture’u kimse bilmiyor”

    1998 yılında Louverture’ün adı Fransa’nın kahramanlar mezarı Pantheon’daki bir duvara eklendi.

    Fransa Köleliği Anma Vakfı tarafından 2020 yılında yayınlanan bir rapora göre, her 10 Fransız ilk ve ortaokul öğrencisinden sadece biri Louverture ve Haiti Devrimi hakkında bilgi sahibi.

    Fransa Eğitim Bakanı Pap Ndiaye, bu ayın başlarında Pantheon’da Louverture için düzenlenen anma töreninde “Haitili öğrencilerin hepsi Fransız Devrimi’ni bilirken, çok az Fransız öğrenci Haiti Devrimi’ni biliyor. Bunun değişmesi gerekiyor.” demişti. 

    Fransa’da ve Haiti’de birçok aktivist ve siyasetçi uzun süredir Fransa’nın Haiti’ye tazminat ödemesi gerektiği konusunu gündeme taşıyor.

    Fransa Köleliği Anma Vakfı Başkanı, eski Başbakan Jean-Marc Ayrault, vakfının bu ödemelerin geçmişine ışık tutacak bir komisyon için lobi yapacağını söyledi.

    Ancak Macron konuşmasında borçtan ve günümüzde Haiti’deki ‘çete şiddetinden’ bahsetmedi.

    Fransa, 27 Nisan 1848’de köleliği ikinci ve son kez kaldırmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’li 17 Hristiyan misyoner Haiti’de çete tarafından kaçırıldı

    ABD’li 17 Hristiyan misyoner Haiti’de çete tarafından kaçırıldı


    Haiti’de, aralarında çocukların da bulunduğu ABD’li 17 misyoner ile birlikte sayısı bilinmeyen Haitililerin ‘400 Mawozo’ çetesi tarafından kaçırıldı.

    Ohio merkezli Christian Aid Ministries adlı kuruluşa göre, misyonerler, Haiti’de bir yetimhane inşa ettikten sonra ABD’ye dönerken kaçırıldı. Dominik Cumhuriyeti sınırında alıkonulanların 400 Mawozo çete üyeleri tarafından kaçırıldığı belirtildi.

    Ayrıca misyonun saha direktörünün, ABD Büyükelçiliği ile çalıştığı ve direktörün ailesi ile diğer kişilerin de aralarında bulunduğu 17 kişinin, Dışişleri Bakanlığının üssünde kaldığı belirtildi.

    ABD’de bir hükümet sözcüsü, dün gerçekleştirilen kaçırılma olayından haberdar olduklarını belirterek, “Yurt dışındaki ABD vatandaşlarının refahı ve güvenliği, Dışişleri Bakanlığının en yüksek önceliklerinden biridir.” dedi.

    Son dönemde çetelerin adam kaçırma hadiselerinde ciddi artış yaşandığı vurgulanırken, yetkililere göre, çeteler birkaç yüz dolardan 1 milyon dolara kadar değişen fidye talep ediyor.

    Haiti’deki Birleşmiş Milletler Entegre Ofisi tarafından geçen ay yayımlanan rapora göre, 2021’in ilk sekiz ayında, Haiti Ulusal Polisine en az 328 kaçırma olayı bildirildi. Bu rakam, 2020’nin tamamında 234’tü.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Haiti’de darbe ve suikast girişimi iddiası: 20 kişi gözaltına alındı

    Haiti’de darbe ve suikast girişimi iddiası: 20 kişi gözaltına alındı


    Haiti Devlet Başkanı Jovenel Moise, kendisini öldürmeye ve hükümetini devirmeye çalışmakla suçlanan, aralarında bir yüksek mahkeme yargıcı ve emniyet müdürünün bulunduğu 20 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.

    `”Hayatıma karşı bir girişim oldu” diyen Moise, iddia edilen komplonun 20 Kasım’da başladığını kaydetti.

    Duyuru, muhalefet liderlerinin görev süresinin pazar günü sona erdiğini söyleyerek Moise’nin istifa etmesi gerektiğini iddia ettikleri gün geldi.

    Port-au-Prince Genç Avukatlar Barosu, Yüksek Mahkeme Yargıcı Irvikel Dabresil ile Emniyet Müdürü Antoinette Gauthier’in gözaltına alınanlar arasında olduğunu bildirdi. Örgüt, Moise hükümetini korku tohumları ekerek muhalefeti sindirmeye çalışmakla suçladı.

    Muhalefet adına konuşan avukat Reynold Georges de Yargıç Dabresil’in gözaltına alınmasıyla ilgili olarak, “Onun derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Serbest kalana kadar yargı boykotuna gidilmeli.” ifadelerini kullandı.

    ABD’den Haiti yönetimine destek

    Bu arada Moise’ın ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin desteğine sahip olduğu belirtiliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ned Price, yaptığı açıklamada, ABD’nin Haiti’yi parlamentonun faaliyetlerine devam edebilmesi için özgür ve adil seçimler düzenlemeye çağırdığını ve 2022 Şubat’ında görev süresi sona erdiğinde Moise’nin yerine yeni seçilmiş bir başkanın gelmesi gerektiğini kaydetti.

    Haiti’de Devlet Başkanı Moise, 2016’daki tartışmalı başkanlık seçimleri nedeniyle görevini bir yıl geçici olarak yürütmüş, başkanlık görevine resmen Şubat 2017’de başlayabilmişti. Moise, bu sebeple 5 yıl olan başkanlık görev süresinin Şubat 2022’de dolacağını öne sürerken, muhalefet partileri görevi bu ay içinde bırakması gerektiğini savunuyor.

    Moise, beş yıllık görev süresinin Şubat 2022’de sona erdiğini ifade etti ancak ülkede Moise’nin görevden ayrılması talebiyle Ekim 2020’den bu yana gösteriler düzenleniyor.

  • Haiti’de Devlet Başkanı Jovenel Moise suikastiyle ilgili ne biliyoruz?

    Haiti’de Devlet Başkanı Jovenel Moise suikastiyle ilgili ne biliyoruz?


    Haiti’de Devlet Başkanı Jovenel Moise suikastiyle ilgili ayrıntılar netleşmeye başladı.

    Moise’ye saldıran ağır silahlı bir komando birliğinin 26 Kolombiyalı ve 2 Haitili Amerikalıdan oluştuğu açıklandı.

    Suikast düzenlediği iddia edilen şüphelilere yönelik operasyonda 15 Kolombiyalı ile 2 Amerikalı gözaltına alındı. Bu isimlerin eski asker olabileceği kaydedildi.

    Kolombiya Savunma Bakanı Diego Molano, “Gelen ilk ayrıntılar, olayın sorumluları arasında Ulusal Ordunun eski üyeleri olduğunu gösteriyor.” dedi.

    Şimdiye kadar operasyonlar kapsamında öldürülen şüpheli sayısı 10’a yükseldi. Haiti Televizyonu Caraibes, polis tarafından gözaltına alınan şüphelilerin, silahların ve çok sayıda pasaportun görüntülerini paylaştı.

    Haiti hükümetinden gözaltına alınan Kolombiyalılarla ilgili bilgi talep edildiğini vurgulayan Molano, “Haiti Devlet Başkanı Jovenel Moise’nin suikastı karşısında bugün İnterpol, Kolombiya hükümeti ve Ulusal Polisimizden bu eylemin iddia edilen failleri hakkında resmi olarak bilgi talebinde bulundu.” ifadesini kullandı.

    “Onları adalete teslim edeceğiz”

    Ulusal Polis Müdürü Leon Charles, Moise suikastının, toplamda 26 Kolombiyalı ve iki Haiti asıllı ABD vatandaşının içinde olduğu bir komando birliği tarafından yapıldığını söyledi.

    Saldırganların bulunması için çalışmaların sürdüğünü vurgulayan Charles, 3 şüphelinin polis tarafından öldürüldüğünü, kaçak olduğunu düşündükleri 8 kişinin arandığını belirtti.

    Charles, operasyonunun çarşamba gecesi başladığına işaret ederek “Bu adamlar bir evde saklanıyordu ve onları çıkmaya zorladık. Onları adalete teslim edeceğiz.” ifadesini kullandı.

    Tayvan’dan açıklama

    Haiti ile resmi diplomatik bağlarını sürdüren Tayvan’daki dışişleri bakanlığı, şüphelilerden 11’inin büyükelçiliğe girdikten sonra yakalandığını söyledi.

    Haiti’nin seçimler ve partiler arası ilişkiler bakanı Mathias Pierre, Haitili-Amerikalı şüphelileri 35 yaşındaki James Solages ve 55 yaşındaki Joseph Vincent olarak tanımladı.

    Bir Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, gözaltına alınanlar arasında herhangi bir ABD vatandaşının olup olmadığını teyit edemedi, ancak yetkililer, ABD’nin nasıl yardımcı olabileceğini tartışmak için müfettişler de dahil olmak üzere Haitili yetkililerle temas halinde olduğunu kaydetti.

    Ülkenin meşru lideri kim tartışması

    Haiti’nin 53 yaşındaki Devlet Başkanı Moise, silahlı kişilerce evine düzenlenen saldırıda hayatını kaybetti, eşi Martine Moise yaralandı.

    Moise’nin ölümü, Hispaniola adasını Dominik Cumhuriyeti ile paylaşan 11 milyonluk ülkenin meşru liderinin kim olduğu konusunda tartışmalara yol açtı.

    Moise’nin bu hafta başında başbakanlık için Claude Joseph’un yerine atadığı Ariel Henry, henüz yemin etmedi.

    Moise’nin hayatını kaybetmesinin ardından geçici Başbakan Joseph, ülkede 15 günlük acil durum ilan etti.

    Haiti, Duvalier ailesi diktatörlüğünün 1986’da düşmesinden bu yana, bir dizi darbe ve dış müdahaleler sonrası istikrarı sağlamak için mücadele etti.

    2004’te dönemin Devlet Başkanı Jean-Bertrand Aristide’yi deviren bir isyanın ardından düzeni yeniden sağlamayı amaçlayan Birleşmiş Milletler barışı koruma görevi, 2019’da ülke hala kargaşa içindeyken sona erdi.

    2019 sonlarında yapılması planlanan seçimler, siyasi huzursuzluk nedeniyle ertelenmişti.

  • Haiti Devlet Başkanı Moise suikastinde saldırganların dördü öldürüldü, ikisi yakalandı

    Haiti Devlet Başkanı Moise suikastinde saldırganların dördü öldürüldü, ikisi yakalandı


    Haiti polisi dün suikaste uğrayarak hayatını kaybeden Devlet Başkanı Jovenel Moise’nin katil zanlılarından dördünü öldürdüklerini, ikisini yakaladıklarını duyurdu. Emniyet birimleri amiri yaptığı açıklamada kalan saldırganlarla çatışmanın sürdüğünü belirterek “ya öldürülecekler ya da yakalanacaklar” ifadesini kullandı.

    Öte yandan saldırıda yaralanarak hastaneye kaldırılan Moise’nin eşinin hayati tehlikeyi atlattığı ve durumunun stabil olduğu bildirildi. Moise’nin eşi saldırının ardından yerel bir hastaneye kaldırılmış, buradan Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Miami kentindeki bir hastaneye hava ambulansıyla taşınmıştı.

    Saldırganların öldürülmesinin ardından ulusa seslenen geçici Başbakan Claude Joseph sıkıyönetimin sürdüğünü belirtti ve sakin olunması çağrısında bulundu. Saldırganların İngilizce ve İspanyolca konuşan yabancılar olduğunu açıklayan Joseph suikastin cezasız kalmayacağını vurguladı.

    Mosie’nin suikasti Claude Joseph’in yerine yeni başbakan olarak Ariel henry’i atamasının birkaç gün sonrasına denk geliyor. Henry henüz yemin ederek görevi teslim almamıştı.

    Suikastin ayrıntıları netleşmeye başladı

    Haiti’nin Washington Büyükelçisi Boccit Edmond’da öldürülen saldırganların “paralı askerler” olduğunu ve ABD Narkotik Suçlarla Mücadele Dairesi’nin (DEA) memurları olarak gizlendiklerini bildirdi.

    Hakim Carl Henry Destin’in Nouvelliste gazetesine verdiği bilgilerde suikastin ayrıntıları netleşmeye başladı. Destin devlet başkanı Moise’nin vücudunda uzun kalibreli tüfekten 9 mm’lik küçük tabancaya kadar değişik silahlardan atılan 12 mermi deliği bulunduğunu, bunların alnına, göğsüne, kalçasına ve karnına isabet ettiğini belirtti.

    Devlet başkanının çalışma ofisinin ve yatak odasının yağmalandığını kaydeden hakim, Moise’yi kanla kaplı mavi pantalon ve beyaz tişört içinde sırt üstü yerde yatarken bulduklarını da sözlerine ekledi.

    Destin ayrıca eve “DEA operasyonu” diye bağırarak giren saldırganların çalışan iki kişiyi bağladığını, saldırı sırasında evde bulunan Moise’nin kızı Jomarlie’nin ise bir yatak odasında saklandığını söyledi.

    Suikast Haiti’de ‘deprem’ etkisi yarattı

    Halk arasında popüler olmadığı kaydedilen Moise’nin öldürülmesi ülkenin başkenti Port au Prince’i sessizliğe boğdu.

    Suikastin birkaç saat sonrasında sokakların genellikle boş olduğu ve olayın halkta şaşkınlık yarattığı belirtildi. Olanlara inanamadıklarını belirten Haitililer “bu Haiti için yeni deprem” yorumunda bulundu. Ülkede 2010 yılındaki yıkıcı deprem hafızalarda tazeliğini koruyor. Ocak 2010’da meydana gelen 7,1 büyüklüğündeki depremde en az 300 bin kişi yaşamını yitirmişti.

    Amerika kıtasının en yoksul ülkesi olan Haiti’de iki haftalık yas ilan edildi.

    Suikaste uluslararası tepkiler

    ABD Başkanı Joe Biden suikast eylemini “korkunç” ifadesiyle kınadı ve ülkesinin her türlü yardıma hazır olduğunu belirtti.

    Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres de olayla ilgli olarak Haitililere sakin olma her türlü şiddetten uzak durma çağrısında bulundu.

    BM Güvenlik Konseyi üyeleri de menfur saldırıyıı düzenleyenlerin hızla adalete teslim edilmesi ve bütün tarafların sakinliğini ve itidalini koruması çağrısı yaptı. Konsey bugün gelişmelerle ilgili acil toplanacak.

    Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de ülkede istikrarsızlık ve şiddet sarmalı tehlikesine dikkat çekti.

    ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise Haiti’de ertelenen seçimlerin yapılması çağrısında bulunuldu ve adil bir seçimin iktidarın yeni seçilen devlet başkanına devrini kolaylaştıracağı kaydedildi.

    Ülkede Covid-19 salgını nedeniyle eylül ayında yapılması gereken devlet başkanlığı, parlamento ve yerel seçimler iki kez ertelenmişti.

    Başarılı bir iş insanı olarak 2017’de siyasete atılan Jovenel Moise, 2019’dan bu yana ertelenen parlamento seçimleri dolayısıyla ülkeyi kararnamelerle yönetiyor.