Etiket: Güney Kıbrıs Rum Kesimi

  • Gazze’ye gidecek ilk gemi 200 tonluk yardım malzemesiyle Kıbrıs’tan ayrıldı

    Gazze’ye gidecek ilk gemi 200 tonluk yardım malzemesiyle Kıbrıs’tan ayrıldı


    İsrail ordusunun, Gazze’ye 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda can kaybı 31 bin 184’e yükseldi. Kentteki yaralı sayısı da 72 bin 889’a ulaştı. Bu arada İsrail ordusunun kuşatması altındaki kentte açlık ve kıtlık nedeniyle ölümler rapor edilmeye devam ediyor

    REKLAM

    Birleşmiş Milletler ve uluslararası yardım kuruluşlarının kıtlığın eşiğinde olduğu uyarısında bulunduğu Gazze’ye 200 ton yardım taşıyan bir gemi, ‘deniz yoluyla yardım’ pilot projesi kapsamında Kıbrıs’tan ayrıldı.

    Böylece, 158 gündür İsrail saldırılarının devam ettiği Gazze’ye denizden yardım ulaştıracak ilk gemi yola çıkmış oldu. 

    İspanyol ‘Open Arms’ yardım kuruluşuna ait gemi, Kıbrıs’ın Larnaka limanından demir alırken gemide un, pirinç ve protein içeren malzemeler bulunuyor. 

    Sevkiyat, İsrail kuşatması altındaki kentte devam eden bombardımanların beşinci ayında açlığın yayıldığı bölgeye gıda yardımı sağlamak için deniz koridorunun açılmasına yönelik bir ilk ve test niteliği taşıyor.

    Gemideki gıda yardımını, dünyaca ünlü İspanyol şef ve uluslararası yardım gönüllüsü Jose Andres tarafından kurulan ABD merkezli World Central Kitchen (WCK) isimli yardım kuruluşu sağlıyor. 

    World Central Kitchen, Larnaka’da BAE’nin de desteğiyle bir süredir Gazze halkı için gıda malzemesi topluyordu. 

    WCK, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, geminin yola çıktığını duyurdu.

    Open Arms’ın hesabında “Böylelikle Gazze halkının karşı karşıya olduğu insani acil durumu hafifletmeyi başaracak birçok misyondan ilki olacağını umduğumuz son derece karmaşık bir görevle Gazze Şeridi’ne insani deniz koridoru açılıyor.” ifadesi kullanıldı.

    Kıbrıs gazeteleri yardım malzemesinin, önce İsrailli yetkililer tarafından denetlendiğini, geminin, Gazze açığına 2 gün sonra ulaşmasının beklendiğini aktardı.

    Gazze’ye deniz yoluyla yardımı ABD de planlıyor

    Gazze’ye deniz yoluyla insani yardım gönderme uygulaması ABD tarafından da yapılacak.

    ABD Başkanı Joe Biden, 7 Mart’ta yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, ABD ordusuna, Gazze sahiline geçici bir liman kurulması yönünde talimat verdiğini söylemişti. 

    Bu arada İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana saldırılarını sürdürdüğü Gazze Şeridi’ne yardım taşıyan gemilerin ulaşması için Gazze Şeridi kıyısında iskele yapımına başlandığı gözlendi.

    Görgü tanıklarının ifadelerine göre, Gazze’nin güneybatısında İsrail güçlerinin kontrolünde bulunan el Beyde bölgesinin yakınlarında Filistinlilere ait iş makineleri iskelenin yapımı için çalışıyor.

    ABD’li yetkililer, Gazze sahillerine kurulması öngörülen seyyar iskelenin faaliyete geçmesi için muhtemelen haftalar gerekeceği öngörüsünde bulunuyor.

    Açlık ve kıtlık uyarıları

    BM ve uluslararası yardım kuruluşları, haftalardır, Gazze’nin 2,3 milyonluk nüfusu arasında açlık ve kıtlığın arttığı yönünde uyarılarda bulunuyor.

    Uluslararası resmi kuruluşlar, son günlerde açlıkla bağlantılı çocuk ölümlerinin artmaya başladığı yönünde açıklamalar yapıyor.

    Açlığın en şiddetli yaşandığı bölge ise, aylardır İsrail güçleri tarafından tecrit edilen ve gıda sevkiyatının uzun süredir kesildiği Gazze’nin kuzey kısmı.

    İsrail’in bombardımanı, saldırıları ve kuşatması altındaki Gazze’de kıtlık riski konusunda aylardır yapılan uyarıların ardından, doktorlar Gazze’nin kuzeyinde kısmen faaliyet gösteren hastanelerde yetersiz beslenmeye bağlı onlarca ölüm vakası rapor etti.

    REKLAM

    İsrail ordusunun, Gazze’nin kuzeyinde yardım bekleyen Filistinlilere düzenlediği saldırılarda şuana kadar 400’den fazla kişi öldü, yaklaşık 1300 kişi de yaralandı.

    Öte yandan İsrail ordusunun, Gazze’ye 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda can kaybı 31 bin 184’e yükseldi. , Gazze Şeridi’ndeki toplam yaralı sayısı da 72 bin 889’a ulaştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB, Kıbrıs’tan Gazze’ye deniz yoluyla gıda yardımı koridoru başlatıyor

    AB, Kıbrıs’tan Gazze’ye deniz yoluyla gıda yardımı koridoru başlatıyor


    Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, insani yardım taşıyan bir geminin cuma günü Kıbrıs’tan Gazze’ye doğru yola çıkacağını söyledi.

    REKLAM

    Von der Leyen, kuşatma altındaki kente yardım götürecek deniz koridorunun ise bu hafta sonu Kıbrıs-Gazze hattında faaliyete geçmesini beklediğini dile getirdi. 

    İspanyol sivil toplum kuruluşu Open Arms’a ait gemi, Birleşik Arap Emirlikleri tarafından desteklenen yardımının ilk pilot uygulamasını bugün (8 Mart) yapacak. 

    Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’le birlikte Larnaka’da düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan von der Leyen, Avrupa Birliği’nin ABD, BAE ve diğer ilgili ülkelerle birlikte “insani felakete” yanıt vermek üzere Gazze’ye yardım ulaştırmak için deniz koridorunu başlattığını söyledi. 

    Gemideki gıda yardımını, dünyaca ünlü İspanyol şef ve uluslararası yardım gönüllüsü Jose Andres tarafından kurulan World Central Kitchen (WCK) isimli yardım kuruluşu sağlıyor.

    World Central Kitchen, halihazırda Larnaka’da BAE’nin de desteğiyle Gazze halkı için gıda malzemesi topluyor.

    Bu arada Open Arms’a ait gemi, Güney Kıbrıs’ın Larnaka Limanı’ndan yola çıkmak için yetkililerden izin bekliyor. 

    Gazze’ye deniz yoluyla insani yardım gönderme uygulaması ABD tarafından da yapılacak.

    ABD Başkanı Joe Biden, dün (7 Mart) yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, Amerikan ordusuna, Gazze sahiline geçici bir liman kurulması yönünde talimat verdiğini söyledi.

    Gazze’de açlıktan ölen çocuklar

    AB’nin yardım sevkiyatı için bir deniz rotası oluşturma adımı, İsrail’in Gazze saldırılarının 154’üncü gününde atılıyor. 

    BM ve uluslararası yardım kuruluşları, haftalardır, Gazze’nin 2,3 milyonluk nüfusu arasında açlık ve kıtlığın arttığı yönünde uyarılarda bulunuyor. 

    Uluslararası resmi kuruluşlar, son günlerde açlıkla bağlantılı çocuk ölümlerinin artmaya başladığı yönünde açıklamalar yapıyor. 

    Açlığın en şiddetli yaşandığı bölge ise, aylardır İsrail güçleri tarafından tecrit edilen ve gıda sevkiyatının uzun süredir kesildiği Gazze’nin kuzey kısmı.

    İsrail’in bombardımanı, saldırıları ve kuşatması altındaki Gazze’de kıtlık riski konusunda aylardır yapılan uyarıların ardından, doktorlar Gazze’nin kuzeyindeki iki hastanede yetersiz beslenmeye bağlı 20 ölüm vakası rapor etti.

    Bu arada ABD’li yetkililer, Gazze sahillerine kurulması öngörülen seyyar iskelenin faaliyete geçmesinin muhtemelen haftalar alacağı öngörüsünde bulundu. 

    Yardım kuruluşları, Gazze’ye ihtiyaç duyulan malzemeleri ulaştırma çabalarının İsrail ordusuyla koordinasyon güçlüğü ve devam eden saldırılar nedeniyle engellendiğini belirtiyor. 

    Ayrıca bu kuruluşlar, izole edilmiş haldeki Gazze’nin kuzey bölgesine yardım ulaştırmanın neredeyse imkansız gibi olduğunun altını çiziyor. 

    Gazze’de can kaybı 30 bin 878’e yükseldi

    Gazze merkezli Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, ‘İsrail ordusunun, halkı zorla aç ve susuz bıraktığı abluka altındaki Gazze Şeridi’ne 7 Ekim 2023’den düzenlediği saldırılarda can kaybının 30 bin 878’e yükseldiği’ bildirildi. Açıklamada, yaralı sayısının 72 bin 402’ye çıktığı bilgisi verildi. 

    İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin yüzde 72’sini çocuk ve kadınların oluşturduğu belirtilen açıklamada, enkaz altında ve yol kenarlarında hala ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yunanistan, Ürdün ve Kıbrıs liderleri Atina’da toplandı: Gündem Doğu Akdeniz ve Kıbrıs

    Yunanistan, Ürdün ve Kıbrıs liderleri Atina’da toplandı: Gündem Doğu Akdeniz ve Kıbrıs


    Yunanistan, Ürdün ve Kıbrıs liderleri Yunanistan’ın başkenti Atina’da, ilişkilerini güçlendirme konusunda görüşmek üzere bir araya geldi.

    Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Ürdün Kralı 2. Abdullah ve Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis’in katıldığı toplantı sonunda yapılan ortak açıklamada, üç liderin, aralarındaki koordinasyon mekanizması kapsamında, Covid-19 dönemi sonrasında ortaklık ilişkilerini güçlendirmek amacıyla Atina’da bir araya geldiği ifade edildi.

    Başlıca gündem maddesini barış ve istikrarla ilgili konuların oluşturduğu ifade edilen üçlü toplantıda, Doğu Akdeniz, Orta Doğu ve Libya’nın yanı sıra Kıbrıs ile Filistin meselelerinin ele alındığı aktarıldı.

    “Kıbrıs sorununa kapsamlı ve uygulanabilir bir çözüm” çağrısında bulunan liderler, zirvenin ardından yayınlanan ortak bildiride, “Sorunun ilgili BM Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde, uluslararası hukuka uygun olarak kapsamlı ve uygulanabilir bir şekilde çözülmesini istediklerini” bildirdi.

    Bu arada Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis, Kıbrıs’taki gelişmeleri “içler acısı” olarak nitelendirdi.

    Ayrıca Yunanistan ve Kıbrıs liderleri, Türkiye’nin Maraş’ın bir bölümünün açılmasıyla ilgili açıklamasına sert tepkilerini dile getirdi.

    Ürdün Kralı 2. Abdullah ise, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti liderlerine göre daha ihtiyatlı bir dil kullanarak, “Bizler Doğu Akdeniz’i (bölgeyi) paylaşan ülkeleriz. Hayati rol oynamaya ve daha geniş işbirliği aramaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Yunanistan ve Kıbrıs, Ankara’ya karşı bölgedeki diğer ülkelerle işbirliğini geliştirmeye çalışıyor.

    Bu bağlamda İsrail’in dışında Mısır’la da çeşitli anlaşmalar imzalanmıştı.

    Miçotakis, Kral Abdullah ve Anastasiadis daha önce, 2018’de Güney Kıbrıs’ta, 2019’da da Ürdün’ün başkenti Amman’da bir araya gelmişti.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs’ta Maraş’ın statüsüne ilişkin açıklamada bulunmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kıbrıs açıklarında 8 ülkenin düzenlediği askeri tatbikat Türkiye’ye mesaj mı?

    Kıbrıs açıklarında 8 ülkenin düzenlediği askeri tatbikat Türkiye’ye mesaj mı?


    Türkiye ile Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasında Doğu Akdeniz’de petrol ve doğal gaz arama çalışmaları yüzünden ortaya çıkan gerilim sürerken, 8 ülkenin askeri uçak ve gemilerinin katılımıyla düzenlenen ortak tatbikat başladı.

    Tatbikata Güney Kıbrıs ve Yunanistan dışında, bu yıl ABD, Fransa, İtalya, İngiltere, İsrail ve Mısır katılıyor. Kıbrıs’ın güney şeridindeki gemilerin ve petrol platformlarının güvenlik ve emniyetini artırmak için düzenlenen tatbikata bu yıl “”Nemesis” adı verildi.

    Arama, kurtarma, tahliye, deniz kirliliğine karşı alınan önlemlerin özellikle ön plana çıktığı tatbikatta ayrıca, teröristlerin eline geçen bir petrol platformu ve destek gemisini kurtarmak için Rum donanmasına destek verilmesini amaçlayan kurgusal bir senaryo uygulandı.

    Tatbikat, Rum hükümetinin petrol ve doğal gaz arama ruhsatı verdiği Fransa’nın Total ve İtalya’nın Eni adlı petrol şirketlerinin katımıyla kurulan konsorsiyumun faaliyet göstereceği deniz sularında gerçekleşiyor. Bu konsorsiyumun, gelecek yılın ilk altı ayında sondaj çalışmalarına başlaması öngörülüyor.

    ExxonMobil ve Chevron şirketlerinin de Doğu Akdeniz’de petrol ve doğal gaz aramak için ruhsatları olduğu biliniyor.

    Güney Kıbrıs Savunma Bakanı Charalambos Petrides tatbikatın başlaması dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Münhasır ekonomik bölgemizden yararlanmanın sadece faydalar değil, aynı zamanda sorumluluklar da getirdiğinin farkındayız. Sizi temin ederim ki Kıbrıs Cumhuriyeti bunlara bağlı kalmaya kararlıdır.” dedi.

    Tatbikatın amacı Türkiye karşı gövde gösterisi mi?

    Bu tatbikatın esas amacının, Güney Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’de egemenlik haklarının katılımcı ülkelerle birlikte teyit edilmesi amacıyla düzenlendiği biliniyor.

    Türkiye, tatbikatın yapıldığı bu bölgelerin Kıbrıslı Türklerin olduğu ve burada petrol ve doğal gaz arama yapılması için Türk Petrolleri Şirketi’ne (TPAO) lisans verildiği görüşünü dile getiriyor.

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, geçen hafta yaptığı açıklamada Güney Kıbrıs Yönetimi’nin gelecek ay sondaj faaliyetlerine başlayacağını duyurduğunu hatırlatarak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türkiye’ye lisans verdiği alanlarda bugüne kadar hiçbir yabancı gemiyi sokmadıklarını söylemişti.

    Türkiye’nin kıta sahanlığının sınırlarını belirlediğini ve Birleşmiş Milletler’e kayıt ettirdiğini aktaran Çavuşoğlu, “Buralara kimsenin giremeyeceğini söyledik. Kıta sahanlığımız belli, koruyoruz.” ifadesini kullanmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’nin tepki gösterdiği AB raporunda Ankara’ya yöneltilen eleştiriler neler?

    Türkiye’nin tepki gösterdiği AB raporunda Ankara’ya yöneltilen eleştiriler neler?


    Avrupa Komisyonu 2021 yılı Genişleme Strateji Belgesi ile Türkiye dahil tüm aday ve potansiyel aday ülkeler için hazırlanan Ülke Raporlarını bugün açıkladı.

    ‘Türkiye’nin demokratik kurumlarının işleyişinde ciddi eksikliklerin bulunduğu’, ‘raporun hazırlandığı sırada demokratik gerilemenin ve başkanlık sisteminin yapısal eksikliklerinin devam ettiği’ belirtilen raporda Ankara’ya ağır eleştiriler yöneltildi.

    Avrupa Konseyi ve AB organlarının tavsiyelerinin ele alınması gerektiğine atıfta bulunulan raporda, Meclis’in, hükümeti sorumlu tutmak için gerekli araçlardan yoksun kalmayı sürdürdüğü belirtildi.

    Raporun hazırlandığı sırada Cumhurbaşkanının, iki kez Merkez Bankası başkanını görevden aldığı da kaydedildi.

    OHAL bitti yetkiler devam ediyor

    Olağanüstü halin Temmuz 2018’de sona ermesine rağmen, hükümet yetkililerine olağanüstü yetkiler sağlayan ve olağanüstü halin bazı kısıtlayıcı unsurlarını koruyan hükümlerin sürdüğü belirtildi.

    Raporda, Olağanüstü Hal Soruşturma Komisyonu’nun, KHK ile ihraç edilen kamu görevlilerine ilişkin dosyaları hala inceleyip bitirmediği yer aldı.

    Muhalefet hedef alınıyor

    ‘İktidarın muhalefet partilerine mensup belediye başkanlarına yönelik baskısının demokrasiyi daha da zayıflattığı’ bildirildi.

    Güneydoğu’da görevden alınan belediye başkanlarının yerine kayyum atamalarının yapıldığı hatırlatılan raporda, yüzlerce yerel politikacı ve seçilmiş kişinin ‘terörle bağlantılı’ suçlamalarla tutuklandığı aktarıldı.

    “Anayasal mimari, yürütme, yasama ve yargı arasında sağlam ve etkili bir kuvvetler ayrılığı sağlamadan, yetkileri Cumhurbaşkanlığı düzeyinde merkezileştirmeye devam etti” denilen raporda, ‘Anayasa Mahkemesi’nin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ikinci en büyük muhalefet partisini kapatmaya yönelik iddianamesini kabul etmesi de dahil olmak üzere muhalefet partilerinin hedef alınmasının devam ettiği’ dile getirildi.

    HDP üyesi 4 bin kişi halen cezaevinde

    Raporda, AB’nin, PKK’nın saldırılarını açık bir şekilde kınadığı ve kurbanların aileleriyle dayanışma içinde olduğu ancak hükümetin terörle mücadelede meşru bir hakka sahip olmakla birlikte, bunu hukukun üstünlüğü, insan haklarına ve temel özgürlüklere uygun olarak yapmasının esas olduğu ifadeleri yer aldı.

    Aralarında milletvekillerinin de olduğu HDP’nin 4 bin üyesi ve yetkilisinin halen cezaevlerinde olduğu dile getirildi.

    ‘Sivil toplum konularındaki ciddi gerileme devam etti’ denilen raporda “Sivil toplum sürekli bir baskıyla karşı karşıya kaldı ve özgürce faaliyet gösterme alanları, ifade ve örgütlenme özgürlüklerini sınırlayarak azalmaya devam etti” değerlendirmesinde bulunuldu.

    Güvenlik ve istihbarat birimlerini yöneten yasal ve kurumsal çerçevenin değişmediği ancak hükümetin, sivil kontrolünü daha da pekiştirmek için adımlar attığı kaydedildi.

    Yargıdaki gerileme devam etti

    Türkiye’nin yargı sisteminin hazırlık aşamasında olduğu belirtilen raporda, yargıyla ilgili şu ifadelere yer verildi:

    • 2016 yılından itibaren görülen ciddi gerileme devam etti.
    • Yargının sistematik olarak bağımsız olmaması ve hakimler ve savcılar üzerindeki aşırı baskı konusunda endişeler sürdü.
    • Yeni insan hakları eylem planı bazı olumlu tedbirler öngörse de yargı bağımsızlığına ilişkin önemli eksikliklerin hiçbirini ele almıyor.
    • Kuvvetler ayrılığı ilkesine saygıyı artıracak veya Hakimler ve Savcılar Kurulu üyelerinin yapısını ve seçim sürecini iyileştirecek hiçbir önlem öngörülmüyor.
    • Darbe girişimi sonrası ihraç edilen hakim ve savcıların hiçbiri beraat etmelerine rağmen görevlerine iade edilmedi.
    • Hakim ve savcıların işe alımı ve terfi ettirilmesi için tarafsızlık ve liyakate dayalı olunmamasının yanı sıra tek tiplik ve önceden belirlenmiş kriterlerin bulunması endişe kaynağı olmaya devam etti.

    Yolsuzluk yaygın ve endişe konusu

    Türkiye’nin yolsuzlukla mücadele konusunda hazırlıkların ilk aşamasında kaldığı ve raporun hazırlanma döneminde ilerleme kaydetmediği belirtilen raporda, “Yolsuzluk genel olarak yaygın ve endişe konusu olmaya devam etmektedir” denildi.

    İnsan hakları alanında kötüye gidiş sürdü

    İnsan hakları ve temel hakların kötüye gidişinin sürdüğü belirtilen raporda, olağanüstü hal sırasında getirilen önlemlerin çoğu yürürlükte kalmaya devam ettiği kaydedildi.

    Bu konuda şu değerlendirmelere yer verildi:

    • Gazeteciler, yazarlar, avukatlar, akademisyenler, insan hakları savunucuları ve eleştirel seslere getirilen geniş çaplı kısıtlamalar, bu kişilerin özgürlüklerini kullanmalarını olumsuz yönde etkilemeyi sürdürdü ve otosansüre yol açtı.
    • Türkiye’nin, özellikle Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala davalarında AİHM kararlarını uygulamayı reddetmesi, yargının uluslararası ve Avrupa standartlarına bağlılığına ilişkin endişeleri daha da artırdı.
    • Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi, bu tür standartlara bağlılığının da sorgulanmasına neden oldu.
    • Birçok alanda reform sözü veren yeni İnsan Hakları Eylem Planı, kritik konulara değinmiyor.
    • İfade özgürlüğünde ciddi gerileme devam etti.
    • Gazeteciler, insan hakları savunucuları, avukatlar, yazarlar, muhalif politikacılar, öğrenciler ve sosyal medya kullanıcılarına yönelik ceza davaları ve mahkumiyetler devam etti.
    • Cinsiyete dayalı şiddet, ayrımcılık, azınlıklara, özellikle de eşcinsel bireylere yönelik nefret söylemi hala ciddi bir endişe konusu.

    Göç politikalarında olumlu gelişme

    Göç ve sığınma politikası konusunda ilerleme kaydedildiği ifade edilen raporda, Türkiye’nin Doğu Akdeniz güzergahı boyunca göç akışlarının etkin yönetimini sağlamada kilit rol oynadığı belirtildi.

    Ayrıca Türkiye’nin, dünyadaki en büyük mülteci topluluğuna ev sahipliği yapmak ve ihtiyaçlarını karşılamak için önemli çabalar harcadığı da yer aldı.

    Dış politika

    Türkiye’nin giderek daha iddialı hale gelen dış politikasının Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası (ODGP) kapsamındaki AB öncelikleriyle çelişmeye devam ettiği değerlendirmesinde bulunuldu.

    Kasım 2020’de Avrupa Konseyi’nin, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerine yanıt olarak mevcut kısıtlayıcı tedbirlerin çerçevesinin süresini uzattığının hatırlatıldığı raporda, Doğu Akdeniz’deki gerilimin 2021 yılı başından itibaren azaldığı dile getirildi. Raporda Yunanistan’la ve Güney Kıbrıs’la yaşanan gerginliklere de yer verildi.

    Ankara’nın Güney Kıbrıs’a yönelik politikasının eleştirildiği raporda, “Türkiye, AB-Türkiye Ortaklık Anlaşmasına Ek Protokolün tam ve ayrım gözetmeksizin uygulanmasını ve Kıbrıs ile doğrudan ulaşım bağlantılarına ilişkin kısıtlamalar da dahil olmak üzere malların serbest dolaşımının önündeki engellerin kaldırılmasını sağlayamadı. Kıbrıs Cumhuriyeti ile ikili ilişkilerin normalleştirilmesi konusunda ilerleme kaydedilmedi ve Nisan 2021’deki gayrı resmi görüşmeler, resmi müzakerelerin yeniden başlamasının önünü açamadı.” ifadeleri yer aldı.

    Raporda, Türkiye’nin Libya, Suriye ve Irak’taki askeri varlığı eleştirilen bir diğer konu oldu.

    Türkiye ekonomisi oldukça ileri aşamada

    Türkiye ekonomisinin oldukça ileri bir aşamada olduğunun altı çizilen 2021 raporunda, bununla birlikte kurumsal ve düzenleyici ortamın daha da zayıfladığı ve öngörülebilirlik, şeffaflık ve düzenlemelerin uygulanması ile ilgili kalıcı sorunların var olduğu belirtildi.

    Dışişleri Bakanlığı: Çifte standartlı yaklaşımın sergilendiği bir Türkiye Raporu

    Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Komisyonunun 2021 Genişleme Paketi kapsamında, “Türkiye’ye karşı sorumlulukların göz ardı edildiği ve ilişkilerde yine çifte standartlı yaklaşımın sergilendiği bir Türkiye Raporu” yayımlandığını ifade etti.

    Bakanlık, rapora ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Açıklamada, AB Komisyonu 2021 yılı Genişleme Strateji Belgesi ile Türkiye dahil tüm aday ve potansiyel aday ülkeler için hazırlanan ülke raporlarının bugün açıklandığı belirtilerek, “AB ile olumlu bir siyasi gündem oluşturmaya çalıştığımız ve üst düzey diyaloğumuzu canlandırdığımız bir dönemde, ne yazık ki aday ülke Türkiye’ye karşı sorumlulukların göz ardı edildiği ve ülkemizle ilişkilerde yine çifte standartlı yaklaşımın sergilendiği bir Türkiye Raporu yayımlanmıştır.” değerlendirmesinde bulunuldu.

    “Özellikle siyasi kriterler ile Yargı ve Temel Haklar faslındaki mesnetsiz iddiaları ve haksız eleştirileri kabul etmiyoruz.” ifadesi kullanıldı.

    Bir yandan aday ülke Türkiye ile dış politika, bölgesel gelişmeler, güvenlik, savunma ve sektörel konularda mevcut üst düzey diyalog ve iş birliği mekanizmalarını engellerken, diğer yandan bu kritik alanlarda AB politikalarına uyumun azaldığını ve çıkar çatışmaları doğduğunu belirtmenin, AB’nin tutarsızlıklarına yeni bir örnek olduğu belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Raporda, Doğu Akdeniz, Ege ve Kıbrıs meselelerine ilişkin ve esasen AB’nin yetkisinde olmayan konularda, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yine tutarsız ve yanlı Rum/Yunan tezlerine yer verilmesini de reddediyoruz. Gerginliğin düşürülmesi, diyalog ve iş birliğinin başlatılması bakımından üzerimize düşeni fazlasıyla yerine getirmemize rağmen, Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin hakkını, AB’nin ısrarla teslim etmemesini esefle karşılıyoruz. AB’nin bu taraflı ve haksız tutumu, sorunun çözümüne katkı sunmadığı gibi, gerginliklerin devamına neden olmakta; Birliğin her türlü bölgesel ve küresel güç olma iddiasını da zayıflatmaktadır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mısır’la Güney Kıbrıs arasında elektrik temini anlaşması imzalandı

    Mısır’la Güney Kıbrıs arasında elektrik temini anlaşması imzalandı


    Mısır’la Güney Kıbrıs arasında Elektrik Bağlantısı Mutabakat Zaptı imzalandı.

    Anlaşma çerçevesinde, Akdeniz’in altından döşenecek kablolar aracılığıyla yeşil enerji temin edilecek.

    Mısır Elektrik ve Yenilenebilir Enerji Bakanı Muhammed Şakir ile birlikte imza töreninde konuşan Kıbrıs Enerji Bakanı Natasa Pilides, “Kıbrıs için, bölgedeki değerli stratejik müttefiklerimizden olan Mısır’la bu elektrik bağlantısı, yeşil ekonomiye geçiş ve iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki taahhütlerimizi yerine getirme çabalarımızın temel taşını oluşturma potansiyeline sahip.” dedi.

    Kahire ile imzalanan mutabakat zaptından övgüyle söz eden Pilides ayrıca, “Elektrik şebekelerimizi güçlendirmek ve yenilenebilir enerjilerin ilgili enerji karışımımıza daha fazla entegrasyonunu sağlamak, enerji arzımızın güvenliğini artırmak ve enerji ihracatçısı olmamızı sağlamak (anlaşmanın) somut faydalarından sadece birkaçı.” diye konuştu.

    Anlaşma izin onaylarını, fizibilite çalışmalarını ve inşaatı hızlandırmanın yanı sıra iki ülkenin elektrik düzenleyicilerini ve iletim sistemi operatörlerini daha iyi koordine etmeyi amaçlıyor.

    Her iki ülkeden uzmanlardan oluşan bir çalışma grubu, planın teknik olarak ilerlemesini takip edecek.

    Mısır’la Yunanistan arasında da Elektrik Bağlantısı Mutabakat Muhtırası imzalandı

    Hafta başında Atina’da, Yunanistan’la Mısır arasında da Elektrik Bağlantısı Mutabakat Muhtırası imzalanmıştı.

    Yunanistan Çevre ve Enerji Bakanlığından yapılan açıklamada, Mısır Elektrik ve Yenilenebilir Enerji Bakanı Muhammed Şakir ile Yunanistan Çevre ve Enerji Bakanı Kostas Skrekas arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde, deniz altından döşenecek kablolar aracılığıyla yeşil enerji temin edileceği belirtilmişti.

    Açıklamada, anlaşmanın Yunanistan-Mısır arasındaki stratejik ilişkiyi derinleştiren bir adım olduğu, Yunanistan’ın enerji güvenliğine katkıda bulunduğu ifadesine yer verilmişti.

    Skrekas anlaşmanın, Yunanistan’ın Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Avrupa’daki jeopolitik rolünü artırdığını belirterek, “Anlaşma bölgedeki refah ve enerji güvenliğinin güçlendirilmesi için belirleyici bir adımdır.” değerlendirmesinde bulunmuştu.

    Yunan basınında, temelleri Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in Haziran 2021’deki Mısır ziyareti sırasında atılan anlaşmanın Avrupa’nın enerji güvenliğine katkıda bulunacağı ve Mısır’ın ihtiyaç fazlası enerji arzını Avrupa pazarına ulaştırma arzusunu da karşılayacağı haberleri yer almıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ankara’da yapılacak istikşafi görüşme öncesi Türkiye ve Yunanistan arasında gerginlik

    Ankara’da yapılacak istikşafi görüşme öncesi Türkiye ve Yunanistan arasında gerginlik


    Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile Güney Kıbrıs Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis, Atina’da bir araya geldi.

    İki bakan, görüşmenin ardından yaptıkları ortak açıklamada, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki “yasa dışı eylemlerini” kınadı.

    Ülkesinin kimseye tehdit oluşturmadığını ve ‘yasa dışı eylemlerle zorbalığa maruz kalmayacağını’ dile getiren Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias, “Uluslararası hukuka ve deniz hukukuna uygun olarak egemenliğimizi ve egemenlik haklarımızı koruyacağız.” diye konuştu.

    Çarşamba günü Ankara’da gerçekleşecek olan 63. düşük seviyeli istikşafi görüşmelere atıfta bulunan Dendias, Türkiye’nin Yunanistan’ın Ege’deki adaları silahsızlandırılması yönündeki çağrılarına da tepki göstererek Ankara’yı görüşmeleri ‘daha başlamadan baltalamakla’ suçladı.

    Türkiye’nin KKTC’deki kapalı Maraş bölgesini kısmen yeniden açma adımını kınayan Dendias ayrıca ada çevresinde askeri tatbikat planına da tepki gösterdi.

    Akdeniz’deki Türkiye’nin sondaj faaliyetlerine AB yaptırımlarıyla cevap verilebileceği tehdidinde bulunan Dendias, “Türkiye’nin davranışı kabul edilebilir değil” dedi.

    Hristodulidis: Türkiye’nin dış politikası neo-Osmanlıcı bir yaklaşım üzerine kurulu

    Günay Kıbrıslı konuk Bakan Hristodulidis de Türkiye’nin Nautical Geo araştırma gemisini engellemesine atıfla, “Türkiye, bir zamanlar kulağa hoş gelen açıklamalarının ne yazık ki eyleme dönüşmediğini en şüpheci gözlemcilere bile gösterdi.” dedi.

    Hristodulidis, “Türkiye’nin dış politikası hala çoğunlukla ülkenin askeri gücüne dayanan revizyonist, neo-Osmanlıcı bir yaklaşım üzerine kurulu.” ifadelerini kullandı.

    GKRY, Nautical Geo araştırma gemisinin faaliyetlerine yönelik 29 Eylül 2021’de NAVTEX (Denizcilere Duyuru) yayımlamış ve Malta bayraklı, İtalyan sahipli Nautical Geo gemisi 3 Ekim 2021’de çalışmalarına başlamıştı. Nautical Geo araştırma gemisi, dün Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı unsurlarca Türk kıta sahanlığının dışına çıkarılmıştı. Ayrıca Nautical Geo araştırma gemisinin geçen hafta Türk kıta sahanlığı içinde yer alan Girit’in doğusundaki sahada yapmaya çalıştığı faaliyet de yine Türk Deniz Kuvvetleri unsurlarınca engellenmişti.

    Çavuşoğlu: Kıbrıs Türklerinin haklarına halel getirecek bir adım olursa gereğini yaparız

    Bu arada Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de diplomasiden ve hakça paylaşımdan yana olduğunu belirterek, “Haklarımızı ve Kıbrıs Türklerinin haklarını sonuna kadar savunuruz. Bu haklara halel getirecek bir adım olduğu zaman da gereğini yaparız.” dedi.

    Polonya Dışişleri Bakanı Zbigniew Rau ile Varşova’daki görüşmelerinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Çavuşoğlu, Türkiye’nin her zaman diplomasiye öncelik verdiğini söyledi.

    Çavuşoğlu, “Ancak diplomasi tükendiği zaman sahaya iniyoruz. Sahaya inmemizin amacı da tekrar herkesi diplomasiye geri döndürmek.” diye konuştu.

    Daha önce Doğu Akdeniz’de yaşanan gerginliklerin sebebinin, ‘Yunanistan ve Rum kesiminin maksimalist yaklaşımları’ olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Sevilla haritası üzerinden Türkiye’yi küçük bir alana hapsetme girişimleri. Biz bunun böyle olmayacağını sahada gösterdik.” dedi.

    Çavuşoğlu, Kıbrıs Türklerinin hakça paylaşımdan yana olduğunu, Türkiye’nin de Akdeniz ülkelerinin bir araya geleceği bir konferans önerisinde bulunduğunu hatırlatarak, “Cumhurbaşkanımız Doğu Akdeniz Konferansı’nı teklif etti Avrupa Birliği’ne. Henüz AB’den de bu anlamda bir cevap yok, o da çok ilginçtir.” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin Akdeniz ülkelerinin bir araya gelerek herkes için kazan-kazan formülünde hakça paylaşımın nasıl sağlanacağının ele alınmasından yana olduğunu belirten Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

    “Ama aynı zamanda her ülke kendi kıta sahanlığını, münhasır ekonomik bölgesini, denizler için söylüyorum, kara sularını korumak durumundadır. Son zamanlarda maalesef Yunanistan’dan ve Rum kesiminden provokatif bazı eylemler var. Gemileri bizim kıta sahanlığımıza girmeye çalışıyor. Haklı olarak da bizim askerimiz, donanmamız önce uyarıyı yapıyor, sonra gerekli tedbirleri alıyor. Rum kesimi ise, ağustos ayında, ekim ayında ve sonrasında yeni bir sondaj faaliyetine başlayabileceğini söyledi. Ağustos ayında açıklamıştı, yanlış hatırlamıyorsam. Bu da provokatif bir adımdır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kıbrıs Rum Yönetimi’nden KKTC’li siyasilere pasaport iptal yaptırımı

    Kıbrıs Rum Yönetimi’nden KKTC’li siyasilere pasaport iptal yaptırımı


    Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Maraş’ın kısmen açılmasına tepki olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) bulunan bazı yöneticilerin Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarını iptal edeceğini duyurdu. Bu pasaportlardan birine sahip olan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar kararı “Bu bir çağdışılıktır, bu bir ırkçılıktır, insan hakları bakımından yanlıştır ve hukuki bir zemini yoktur” ifadeleri ile değerlendirdi.

    Rum yönetimi, KKTC’nin kuruluşunun 37’nci yıl dönümünde Kapalı Maraş’ın kısmen açılmasına misilleme kararı aldı. Bu kapsamda Maraş’ın açılmasına dahli olanlar ve KKTC yönetiminde bulunanlar yaptırıma tabi tutuldu.

    Rum yönetimi hükümet sözcüsü Marios Pelekanos, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü baltalıyorlar’ sözleriyle attıkları adıma gerekçe gösterdi. Sözcü Pelekanos, “Kıbrıs ‘sözde kabinede’ yer alan veya Maraş’ın yeniden açılmasına dahil olan kişilerin pasaportlarını iptal edebilir, pasaportları yenilemeyi veya bu kişilere pasaport vermeyi reddedebilir” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Tatar’dan tepki

    Kendisi de ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ pasaportu bulunan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar karar, Rum yönetiminin aldığı karara tepki gösterdi. Tatar, “Bu kararı alan Rum yönetimini kınıyorum. Bu bir çağdışılıktır, bu bir ırkçılıktır, insan hakları bakımından yanlıştır ve hukuki bir zemini yoktur.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Tatar, Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) yaptığı açıklamada, Rum Bakanlar Kurulu’nun bazı KKTC’li siyasetçiler ile Kapalı Maraş açılım sürecine müdahil olanlara yönelik Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarını iptal etme, yenilememe veya pasaport vermeme kararına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Tatar, “Bizim mücadelemizi, bambaşka yerlere çekerek, ‘Pasaportları iptal ederiz’ şeklinde açıklamaları kınıyorum, reddediyorum. Bu kararı alan Rum yönetimini kınıyorum. Bu bir çağdışılıktır, bu bir ırkçılıktır, insan hakları bakımından yanlıştır ve hukuki bir zemini yoktur. Vatandaşlar arasında böyle bir ayrım yapmak kabul edilebilir bir şey değildir.” ifadelerini kullandı.

    “Şahsen ben yıllardır bu pasaportu kullanmadım”

    Meselenin bireysel değil toplumsal bir mesele olduğunu vurgulayan Tatar, “Bu bireysel bir mesele değildir. Şahsen ben yıllardır bu pasaportu kullanmadım, karar beni bağlamıyor. Ancak bu halkımızı toplumumuzu ilgilendiren bir meseledir. Bizim halkımız şimdiye kadar bu pasaportları aldıysa, içinde bulunduğu koşullardandır. Çeşitli karşı karşıya kaldığımız haksızlıklardan dolayı seyahat, burs gibi nedenlerden almıştır.” diye konuştu.

    Tatar, sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, iki halkın ortak bir cumhuriyeti olduğunu, pasaportun anlaşmadan doğan haktan alındığını hatırlattı ve bu hakka saygı duyulmasını talep etti.

    Rum kesiminin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni işgal ettiğini ve bu yapının bir Helen ve Rum Cumhuriyeti olarak muamele gördüğünü belirten Tatar, “Biz bir takım siyasi kararlarla, bir görüş, bir duruş, yeni bir vizyon ve siyaset ortaya koyduğumuz için Rum tarafının bu işine gelmedi. Ancak, ‘söylediklerinizi, eylemlerinizi beğenmezsem pasaportu iptal ederim tavrı’ dünyanın hiçbir yerinde tasvip edilemeyecek bir davranıştır.” ifadelerini kullandı.

    KKTC Başbakanı Ersan Saner de GKRY Bakanlar Kurulunun, bazı KKTC devlet ve hükümet yetkililerinin sözde Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarını iptal etme kararını “düşmanca bir karar” olarak nitelendirmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD: Kıbrıs’a 2 devletli değil, tek devlet çatısı altında 2 yönetim çözüm getirir

    ABD: Kıbrıs’a 2 devletli değil, tek devlet çatısı altında 2 yönetim çözüm getirir


    Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs adasında 2 devletli çözüm önerisine karşı çıkarak tüm gayretlerini “2 farklı federe bölgesi olan tek bir devlet” için sarf edeceklerini açıkladı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kıbrıs Adası ve tampon bölge Maraş’ın açılımına ilişkin yaptığı açıklamalara Yunanistan, Güney Kıbrıs ve diğer Batılı ülkelerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi İlişkiler Departmanı’ndan Victoria Nuland, Senato’da yaptığı konuşmasında ada ile ilgili olarak, “Biz Kıbrıs’a barış ve istikrarın sadece Kıbrıs liderliğinde, 2 bölgeli ve 2 toplumlu bir süreçle geleceğini düşünüyoruz” diye konuştu.

    “Provokatif kararı geri çekin”

    Nuland, Erdoğan’ın “hayalet şehir” Maraş’ı oturuma açma adımının, Birleşmiş Milletler (BM) kararını hiçe saymak olduğunu belirterek Ankara hükümetine seslendi ve “Bu provokatif kararın geri alınması çağrısında bulunuyorum” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kuzey Kıbrıs ziyaretinde Maraş bölgesinin bir kısmının daha açılacağını açıklamasına, ABD, İngiltere, Avrupa ülkeleri ve Rusya da tepki göstermişti.

    ABD Dışişleri Bakanı Blinken: Türkiye’nin söylemi BMGK’ye aykırı

    Erdoğan’ın ziyareti akabinde konuşan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Türkiye’nin bu adımının BM Güvenlik Konseyi’nin 550 ve 789 numaralı kararlarıyla ters düştüğünü belirterek, “Maraş şehrinin bazı mahallelerinin Kıbrıs Türklerinin kontrolüne geçmesi açıklamalarını kınıyoruz” demişti.

    Erdoğan’ın Maraş söylemine Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de şiddetle karşı çıktığını duyurmuştu.

    Ocak 2020’de Gezici şirketi tarafından yapılan araştırmada Kıbrıs Türk halkının yüzde 81,3’ü iki devletli çözümü desteklediğini açıklarken, yüzde 10,2’si Rumlarla federasyon, yüzde 8,5’i ise konfederasyon istediğini beyan etmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kıbrıs açıklarında Türk gemisinin Rum sahil güvenik botuna uyarı ateşi açtığı iddiası

    Kıbrıs açıklarında Türk gemisinin Rum sahil güvenik botuna uyarı ateşi açtığı iddiası


    Kıbrıs’ta bir Türk güvenlik teknesinin Rumlara ait tekneye ve sahil güvenlik birimlerine uyarı ateşi attığı ileri sürüldü. Olayın Güzelyurt Körfezi’ne kıyısı olan Kato Pyrgos (Aşağı Pirgo) limanı yakınlarında sabaha karşı 3.30 civarında meydana geldiği belirtildi.

    Rum basına yansıyan haberlere göre olay Rum sahil güvenlik botunun Türkiye’den gelen kaçak göçmen olup olmadığına dair devriye yaptığı sırada yaşandı.

    euronews’e konuşan KKTC Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, “Böyle bir bilgi yok. Bu tamamen yalan.” diyerek Rum güvenlik birimlerine uyarı ateşi açıldığı iddialarını yalanladı.

    Rum polisinin verdiği bilgide içinde üç kişi bulunan Rum sahil güvenlik botunun Türk sahil güvenlik teknesinin limana 11 deniz mili mesafedeyken tespit ettiği ve Tylliria balıkçı barınağına doğru yöneldiği, ancak Türk sahil güvenlik ekipleri botu takip ederek dört kez uyarı ateşi açtığı belirtildi.

    Polis olayla ilgili Rum dışişleri bakanlığının bilgilendirildiğini kaydetti.

    Adanın kuzeyinde yer alan Kato Pyrgos, KKTC ile Rum kesiminin sınır çizgisinin hemen batısında yer alıyor.

    Olayla ilgili Türk tarafından henüz resmi bir açıklama gelmedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***