Etiket: Güneş enerjisi

  • Almanya, yenilenebilir enerji cazibesinde Çin’i geçti, Türkiye de 3 sıra ilerledi

    Almanya, yenilenebilir enerji cazibesinde Çin’i geçti, Türkiye de 3 sıra ilerledi


    Yenilenebilir Enerji Ülke Çekicilik Endeksi’nin son raporu açıklandı. Almanya, Çin’i geçti, Türkiye de 3 sıra ilerledi.

    İngiliz danışmanlık şirketi Ernst and Young’ın yılda iki kere hazırladığı Yenilenebilir Enerji Ülke Çekicilik Endeksi’nin (RECAI) Haziran 2023 raporuna göre Almanya ilk kez Çin’i yerinden ederek ikinci sıraya yerleşti.

    Dünyadaki yenilenebilir enerji pazarının ilk 40’ında yer alan ülkeleri değerlendiren listede Amerika Birleşik Devletleri birinci sıradaki yerini korurken, Türkiye üç puan yükselerek 30’uncu sıradan 27’inci sıraya yükseldi.

    Rapora göre ilk beş sırada ABD, Almanya, Çin, İngiltere ve Fransa bulunuyor.

    Almanya’nın atağı

    Bu yılki endeksin en büyük gelişmesi Almanya’nın uzun süredir ikinci sıradaki yerini koruyan Çin’i geçmesi oldu.

    Raporda Almanya’nın enerji pazarı dönüşümü sırasında deniz üzerinde rüzgar enerjisi ihalesi açmasının, rüzgar enerjisi kapasitesini arttırma kararlığını gösterdiği vurgulandı.

    Almanya’nın bir diğer güçlü noktası da enerjide fosil yakıtlardan kurtularak dönüşüm reformu başlatması. Ukrayna savaşına kadar Avrupa’da Rus doğal gazının en büyük alıcısı Almanya’nın enerji üretimi ağırlıklı olarak kömür ve nükleere dayanıyordu. 

    Doğal gaz kullanımını azaltmak için kömürden vazgeçme planlarını erteleyen Berlin yönetimi, nisan ayında nükleer enerji santrallerini kapattı. 

    Raporda “Bu, hızlandırılmış enerji dönüşümü hedeflerine doğru ilerlemede önemli bir kilometre taşı olmakla birlikte, elektrik arzındaki kesintilerin etkilerini azaltmak için kısa vadede kömür kullanımında bir artış olması muhtemeldir.” denildi.

    Almanya, 2030 yılına kadar enerji üretiminin yüzde 80’ini yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyor. Ülkede halen yenilenebilir kaynaklar enerji üretiminin yüzde 46’sını karşılıyor. Bu oran 2022’nin başında yüzde 41 olarak gerçekleşmişti.

    Türkiye’nin durumu

    Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarını çekme konusunda üç puan artışla 27’nci sıraya yükseldiğini belirten rapor, bunu hükümetin yeni 10 yıllık vadeli yenilenebilir enerji projelerine verdiği tarife garantisine bağladı. 

    Raporda 2021 ve 2030 yılları arasında kurulacak güneş enerjisi projelerine, Türkiye’de üretilmeleri halinde ek beş yıl daha tarife garantisi verilmesinin enerjiyi karbonsuzlaştırma planlarını destekleyeceğinin altı çizildi.

    Plan kapasmında  2035 yılına kadar ise 53 gigavatlık güneş enerjisine ihtiyaç bulunuyor ve böylece 2030 yılına kadar enerji üretiminin yüzde 65’inin yenilenebilir kaynaklara dönüştürülmesi hedefleniyor.

    Rapordan bazı önemli noktalar

    • Enerji güvenliği ve iklim değişikliği yatırımları için 369 milyar dolar ayıran Enflasyon Azaltma Yasası’nın geçen yıl kabul eden ABD, listenin başındaki yerini korudu. Ancak yenilenebilir enerjinin bölgesel şebekelere bağlanması ve inşasında yaşanan gecikmelerin olumsuz etkisine dikkat çekildi.
    • Listenin dördüncü sırasında yerini koruyan İngiltere, 2025 yılına kadar yeşil hidrojen sertifikasyonu yapmayı planlıyor.
    • Listenin beşinci sırasındaki yerini koruyan Fransa’nın karadaki rüzgar enerjisi yatırımlarında ilerleme olduğu, ancak yenilenebilir hedeflerinde geride kaldığı belirtildi.
    • Bir sıra gerileyerek listenin 10’uncu sırasında yer alan Japonya’da güneş paneli ve karada rüzgar enerjisinin büyüme yolunda olduğu vurgulandı.
    • Bir sıra yükselerek Türkiye’nin hemen altına, 28’inci sıraya yerleşen Mısır’ın rüzgar enerjisinde liderliği hedeflediği belirtildi.
    • Dört sıra düşerek 30’uncu sıraya gerileyen Arjantin’in 2019’dan bu yana ilk yenilenebilir enerji kamu ihalesini şimdi yürütmekte olduğu vurgulandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Jeomanyetik fırtınaya yakalanan 40 SpaceX uydusu yörüngeden düşerek yandı

    Jeomanyetik fırtınaya yakalanan 40 SpaceX uydusu yörüngeden düşerek yandı


    Amerika Birleşik Devletleri’ndeki uzay teknolojileri firması SpaceX tarafından uzaya gönderilen 49 uydudan 40’ı jeomanyetik fırtına nedeniyle yörüngeden çıkarak yandı.

    Starlink uydu projesi kapsamında geçen hafta perşembe günü 49 uyduyu taşıyan Falcon 9 roketi uzaya fırlatıldı.

    Başarılı şekilde uzaya gönderilen uydular bir gün sonra jeomanyetik fırtınaya tutuldu. Bu uydulardan 40’ı yörüngeden çıkarak yandı.

    Dünya’ya 210 kilometre mesafede bulunan 260 kilogram ağırlığındaki uyduların, yeryüzü için bir tehlike oluşturmadığı kaydedildi.

    Starlink uydu projesi kapsamında fırlatılan bir tek uydunun üretim ve fırlatılış maliyetinin 250 bin dolar olduğu belirtiliyor.

    Milyarder iş insanı Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX’in güneş fırtınası nedeniyle yaklaşık 10 milyon dolar zarar uğradığı tahmin ediliyor.

    Çölde, okyanusta, dağda ‘hızlı ve ucuz’ internete erişim imkanı

    SpaceX, fiberoptik kablo ve baz istasyonu olmaksızın uydu üzerinden internete girme olanağı sağlayacak Starlink projesi için 2020 yılına kadar uzaya 12 bin adet uydu fırlatmayı amaçlıyor. Firma böylece internet erişiminin olmadığı çöl, okyanus gibi dünya coğrafyasındaki en ücra köşelerde bile en az 1 Gbps’ye varan hızda sanal aleme bağlantı olanağı sağlayacak.

    Jeomanyetik veya Güneş fırtınası nedir?

    Güneş patlamaları sonucu Güneş’in “korona” adı verilen üst tabakasından uzaya yayılan elektron ve protonlardan oluşan, plazma halindeki yüklü parçacıkların oluşturduğu rüzgarların Dünya’nın manyetik alanına etki etmesi olayına güneş fırtınası adı veriliyor.

    Dünya tarihinde kaydedilen en şiddetli güneş fırtınası 1859 yılında meydana gelmişti. Carrington Olayı olarak da bilinen bu güneş fırtınası sonucu normalde kutuplara yakın bölgelerde gözlemlenen kuzey ışıkları ekvatora kadar ilerlemişti.

    Fırtına sonucunda, Dünya’nın elektromanyetik alanına bağlı olarak çalışan cihazlar da dahil olmak üzere, tüm dünyada elektromanyetik aksaklıklara yol açmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kalemden daha ince güneş panelleri geliştirildi; evde ve ofiste hafif panellerin avantajları neler?

    Kalemden daha ince güneş panelleri geliştirildi; evde ve ofiste hafif panellerin avantajları neler?


    Güneş panelleri, rüzgar türbinleri, hidrojenli mekanizmalar, hidroelekrik santraller ve deniz akıntıları ve dalgalarından elektrik enerjisi elde eden sistemler…

    2021 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26) İskoçya’da başlarken Fransa’da geliştirilen ve seri üretim aşamasına gelen güneş panelleri sürdürülebilir enerjide yeni bir çığır açma noktasında.

    Maxeon Solar Technologies firması tarafından üretilen bu paneller bir kurşun kalemden daha ince ve çatılarda kullanılan diğer güneş panellerinden yarı yarıya daha hafif. Bu teknoloji sayesinde aşırı ağırlık sebebiyle çatılarına güneş panelleri kurulamayan ticari işletmeler ve evler güneş enerjisinden yararlanarak sürdürülebilir enerjiden faydalanabilecek.

    Güneş panelleri, diğer sürdürülebilir enerji sistemleri arasında kurulumu en kolay ve en ucuz olanı. Bu sebeple birçok ev ve iş yeri, diğer sistemler yerine güneş panelleri yoluyla elektrik üretimini tercih ediyor.

    Güneş panellerinden elde edilen elektrik sayesinde senede 75 milyon varil petrol ve 35 milyon ton karbondioksit gazının atmosfere karışmasının önüne geçiliyor.

    Şu anda piyasada taşınabilir ya da evlerin duvarına yapıştırılabilen ve oldukça ince olan güneş panelleri var ancak Fransız Maxeon’un ürettiği bu yeni ürün, minimum alanda yüksek elektrik üretimi kapasitesine sahip ve alanında dünyanın en ince güneş panelleri.

    Şu anda üretilen piyasadaki birçok güneş paneli oldukça ağır ve geniş çatılara sahip olan fabrika, depo, iş yeri ve bazı evlerin çatılarına döşenemiyor. Maxeon’un ürettiği bu ince paneller, güneş enerjisinden elektrik elde etme alanında yeni bir dönemi başlatacak nitelikte.

    Neden daha hafif güneş panellerine ihtiyacımız var?

    İnsanların yaşam alanları olan evler ve apartmanlarda harcanan enerji, dünyadaki küresel ısınmanın yüzde 28’ine neden oluyor. Bunun yanında ticari amaçla kurulan binaların en az yüzde 40’ının çatısına ağırlıkları sebebiyle güneş panelleri döşenemiyor.

    Hafif güneş panelleri özellikle fabrika, depo ve iş yerleri gibi ticari binalara uygulanabilmesi açısından oldukça önemli. Bu yeni güneş panellerinde metal çerçeve ve ağır cam yüzeyler kullanılmıyor. Ayrıca raf gerektirmeyen yapışkan sistem de ağırlığı oldukça azaltan diğer etkenler.

    Tüm bunlar birleşince metre kareye 6 kilogram ağırlık yükü yapan ve normal güneş panellerinden yaklaşık yüzde 60 daha hafif olan bir sistem ortaya çıkıyor.

    Maxeon Solar Technologies’in yaptığı araştırmaya göre sadece Avrupa pazarında, hafif çatı sistemlerine sahip olan ve güneş paneli döşenmeyi bekleyen en az bir yıllık boş pazar bulunuyor.

    Şirketin sözcüsü yaptığı açıklamada, geliştirdikleri yeni tasarımın tedarik zinciri, dağıtım ve hızlı montaj sebebiyle büyük oranda avantajlı olduğunu ifade ediyor.

    “Bu yeni teknoloji güneş güneş panelleri ağırlığı, hacmi, üretim ve kargo maliyeti oldukça düşük. Özellikle büyük firmalar ve küçük işletme sahipleri sıfır eminyon hedeflerine bu paneller sayesinde çok daha hızlı bir şekilde ulaşabilirler.

    Maxeon güneş panelleri Fransa’nın Lüksemburg-Almanya sınırı üzerinde bulunan Porcelette şehrindeki merkezinde üretiliyor ve tam olarak Avrupa Biliği pazarına 2022 yılında girecek.

    Güneş panelleri ne zaman icat edildi?

    Güneş panelleri ilk olarak 19’uncu yüzyılın sonlarında keşfedildi. Fotovoltaik enerjiyi ilk kez Fransız fizikçi Alexandre Edmond Becquerel keşfetti.

    Becquerel, 1839’da güneş pilinin çalışma prensibi olan fotovoltaik etkinin keşfiyle o dönemdeki makinelerde kullanılan suyun ısıtılarak su buharına dönüşmesini sağladı. Ancak Becquerel ilerleyen yıllarda güneş ışığının elektrik enerjisine dönüşümünü sağlayacak fotovoltaik etkiyi keşfetti.

    1893 yılında, ilk kez Charles Fritts selenyum plakalarını, ince bir altın tabakası ile kapladı. Böylece ilk güneş paneli Charles Fritts tarafından yapılmış oldu. O zamanki bu mütevazi başlangıç, bugün güneş paneli olarak adlandırdığımız cihazın ortaya çıkmasını sağladı.

    Daha sonraki aşamalarda Bell Laboratuvarlarında çalışan Amerikalı mucit Russel Ohl, 1941’de dünyanın ilk silikon kaynaklı güneş pilini icat etti ve patentini aldı. Ohl daha sonra 1954’te silikon kullanarak şirketiyle yeni bir güneş panelinin seri üretimi gerçekleştirdi.

    IEA: 2023’de sürdürülebilir enerjinin büyük bir kısmı güneş panellerinden sağlanacak

    Güneş panelleri, ilk kez uzay uygulamalarında etkin bir şekilde kullanım alanı buldu. Birçok insan günlük hayatlarında güneş panelleriyle ilk kez 1970’li yıllarda hesap makineleri vesilesiyle tanıştı.

    Güneş panelleri belki de 15’inci yüzyılda rönesans döneminin dahi mühendislerinden İtalyan Leonardo da Vinci tarafından geliştirilebilirdi ancak bu fikir teoride kaldı. Da Vinci, bronz metalini Güneş ışınlarıyla kaynatarak Dük Milan Ludovic Sforza’nın heykelini yapmak için bazı çizimler yapmıştı.

    Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) 2023 yılından itibaren sürdürülebilir enerjide en büyük payın güneş panellerine ait olacağını öngörüyor.

    Günümüzde teknoloji devi Google Kaliforniya’daki merkezinde, civardaki tüm evlere ve ticari binalara yüzde 100 sürdürülebilir bir yolla merkezi sisteme elektrik enerjisi sağlamak gibi çok kapsamlı amaçlar için güneş panelleri kullanıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Japonya, güneş enerjisi sayesinde Kenyalı öğrencilerin eğitim hayatını aydınlatıyor

    Japonya, güneş enerjisi sayesinde Kenyalı öğrencilerin eğitim hayatını aydınlatıyor


    Sıfır karbon emisyonu hedefi kapsamında, Japonya’nın karbon emisyonlarını azaltmanın genellikle zor olduğu gelişmekte olan ülkelerde düşük karbonlu teknolojileri nasıl desteklediğini görmek için euronews Afrika ülkesi Kenya’ya gitti.

    Her yıl havzalarından 250 bin ton tuz çıkaran Kenya, Doğu Afrika’nın önde gelen tuz üreticilerinden biri. Kenya merkezli şirketler, Japonya ile yaptıkları işbirliği sayesinde karbon ayak izlerini yüzde 25 oranında azaltmayı başardı.

    Bu şirketlerden biri olan Krystalline Salt, Kenya’nın en büyük endüstriyel güneş enerjili sistemlerinden biriyle çalışıyor. Japonya tarafından finanse edilen bu güneş enerjisi santrali, yılda 1,6 gigawattsaat temiz elektrik sağlıyor. Bu da şirketin yerel ağ tedarikindeki istikrarsızlığın üstesinden gelmesini mümkün kılıyor.

    Elektrik kesintilerine, ekolojik çözüm

    Şirketin en büyük sorununun enerji istikrarsızlığı olduğunu vurgulayan Krystalline Salt’un Genel Müdürü Dinesh Shikotra, “Günde beşe kadar elektrik kesintisi yaşayabiliyoruz, bu da üretimimizi aksatıyor. Sonuç olarak talebi karşılayamıyoruz”. dedi

    Şebekenin istikrarsızlığı, şirketi güneş enerjisi santralinin inşa edildiği 2016 yılına kadar kirletici ve pahalı jeneratörlere yatırım yapmaya zorluyordu.

    Ancak Shikotra, Japonya’nın sayesinde bu sorunun üstesinden gelmeyi başardıklarını belirtti:

    “Güneş enerjisinden yararlanmak aslında bizim hayalimizdi. Kenya ve Japon Hükümeti ile Ortak Kredi Mekanizması konusunda yapılan anlaşmayı öğrendik. Onlarla yakın işbirliği içinde çalışarak, bu muhteşem güneş santralini buraya kurmak için hibe almayı başardık”

    Şirketin üretim kapasitesi arttı

    Japonya ile diğer 17 gelişmekte olan ülke arasındaki ikili bir işbirliği olan Ortak Kredi Mekanizması, Paris Anlaşması’nın 6. Maddesi kapsamında 2013 yılında başlatılan bir karbon piyasası mekanizması. Japonya’nın dünya çapında sıfır karbon emisyonu kolaylaştıran teknolojileri ve kaynakları paylaşmasını sağlıyor.

    Krystalline Salt güneş enerjisi santrali, şirketin üretim kapasitesini artırmasını ve elektrik faturasından tasarruf etmesini sağladı. Bu tasarrufların bir kısmı, öğrencilere burs verme gibi sosyal faaliyetlere yatırıldı.

    Shikotra, güneş enerjisinin faydaları hakkında şöyle konuştu:

    “2016 yılında bu santralin kurulmasından bu yana yaklaşık 5 bin ton karbon emisyonu tasarrufu sağladık. Buradaki yerel halkın istihdamı için daha fazla iş imkanı sağladık ve bu gerçekten bizim için olumlu bir büyüme oldu.”

    Panasonic’in ‘Geleceği Aydınlatın’ projesi Kenyalı öğrencilerin eğitim hayatını aydınlattı

    Japonya’nın temiz enerji konusundaki uzmanlığının insanların hayatlarını değiştirdiği başka bir projeyi keşfetmek için Masai bölgesine gidiyoruz.

    Japon teknoloji devi Panasonic’in “Geleceği Aydınlatın” projesinin bir parçası olan David, elektrik şebekesinden uzak bir köyde yaşıyor. Akşamları ders çalışmak için özel Güneş enerjili fener kullanıyor.

    Bu proje sayesinde hayatının değiştiğini ifade eden David, “Odun ve gaz lambası kullandığımızda dumandan dolayı ders çalışmak çok zordu. Bu fenerleri aldığımızda notlarım yükseldi çünkü daha iyi çalışabiliyorum.” ifadelerini kullandı.

    İlkimati okulunda 350 ilkokul öğrencisinin her birine birer güneş enerjili fener verildi. Amaç, okul terklerini azaltmak ve akademik performansı artırmak.

    Okula kayıtlarında bir artış oldu, ancak bu projenin somut etkilerinden biri de performans ve devamsızlıkta iyileşme. akşamları ödevlerini yapamayan öğrenciler, okulda cezanlandırılacaklarını düşünerek okula gelmekten vazgeçiyordu.

    Ayrıca proje kapsamında okul güneş panelleri ile donatıldı ve ders sayısı artırıldı. Akşam derslerine katılan öğretmen Purity Koikai, “Önceden elektriğimiz yoktu. Ancak elektrik getirildikten sonra akşam derslerine başlayabildik. Artık her akşam derse gelen öğrencilerimiz var.” dedi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiliz ihracat ajansından Kalyon Enerji’ye 217 milyon sterlinlik kredi garantisi

    İngiliz ihracat ajansından Kalyon Enerji’ye 217 milyon sterlinlik kredi garantisi


    İngiliz ihracat kredi ajansı UKEF, Kalyon Enerji’ye ait Türkiye’nin en büyük güneş enerjisi santrali olacak projeye 217 milyon sterlinlik kredi garantisi verecek.

    Ajansı şu ana kadar verdiği en yüksek güneş enerjisi garantisini alan Karapınar Güneş Enerjisi Santrali tamamlandığında 1,35 gigawattlık kurulu kapasiteye sahip olacak. 2022 sonunda tamamlanması planlanan projede 2 milyon haneye yetecek kadar elektrik üretilecek.

    İngiliz Dış Ticaret Bakanı Anne Marie Trevelyan yaptığı açıklamada, “UKEF’in finansman desteği yabancı ülkelerinde yenilenebilir enerjiye yatırım yapmasını teşvik ederken İngiliz şirketlere de yeni pazarlar açılmasını sağlayarak çevreci istihdamla ekonomik düzelmeyi hızlandırıyor,” ifadelerini kullandı.

    UKEF’ten yapılan açıklamada santralin atmosfere yılda 1,5 milyon ton daha az karbon salınmasını sağlayacağı ve Türkiye’de güneş enerjisinin toplam enerji üretimi içerisindeki payını yüzde 20 artıracağı vurgulandı.

    İngiliz devletine bağlı UKEF, İngiliz şirketlerden alım yapan yabancı firmaların özel sektörden borçlanma sıkıntısı yaşamaması için bu şirketlere kredi garantisi ya da doğrudan kredi sağlıyor.

    Kalyon Enerji, eylül ayında Karapınar Güneş Enerjisi Santrali’nde kullanılacak güneş enerjisi panelleri için GE Renewable Energy ile anlaşma imzalandığını duyurmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD Enerji Bakanlığı: 2050’ye kadar enerji arzının yarısı Güneş’ten karşılanmalı

    ABD Enerji Bakanlığı: 2050’ye kadar enerji arzının yarısı Güneş’ten karşılanmalı


    Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Washington yönetimi, 2050’ye kadar ülkenin enerji arzının yarıya yakınının güneş enerjisinden elde edilmesi gerektiğini açıkladı.

    Enerji Bakanlığı (DOE) tarafından yayınlanan son raporda, hali hazırda ülkenin enerji ihtiyacının yüzde 3’ünün güneşten sağlandığı, bu oranın 2035 yılına kadar yüzde 40’a, 2050’ye kadar ise yüzde 45’e yükselebileceği belirtildi.

    Bakanlık bu hedeflere ulaşılabilmesi için ise ülkenin yıllık güneş enerjisi için yapılan kapasite artırım yatırımlarının dört katına çıkartılması gerektiğinin altını çizdi.

    Bu hedef için gereken diğer bir şartın da kömür ve doğal gazdan elektrik elde etmek için kurulmuş alt yapı ve elektrik şebekelerine yapılan kamu yatırımlarının noktalanması ve karbon bazlı enerji kullanımını caydırıcı politikalara ağırlık verilmesi olduğu da kaydedildi.

    Rapor, ABD’de son tropik fırtınalar ve orman yangınları sonrasında Kongre’nin ülkenin altyapısını elden geçirmeye yönelik önerileri tartıştığı bir dönemde geldi. Ayrıca Başkan Joe Biden, New York ve New Jersey’nin geçen hafta Ida Kasırgası tarafından tahrip edilen bölgelerine yaptığı ziyaretlerde iklim değişikliği ve yenilenebilir enerji konusunda güçlü eylem çağrılarında bulunmuştu. Biden, dünyanın iklim konusunda “kırmızı kod” tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söylemişti.

    1,7 trilyon dolar tasarruf

    Politikanın uygulanması konusunda ayrıntıları ve kararları Kongre’ye bırakan rapor, 2050’ye kadar 562 milyar dolarlık bir ek maliyet öngörüyor, ancak yatırımın kamu payı için bir hedef ortaya koyulmuş değil.

    Yatırımı “uygun maliyetli” olarak nitelendiren analiz, sonuç olarak “iklim zararlarından kaçınılması ve hava kalitesinin iyileştirilmesi” yoluyla yaklaşık 1,7 trilyon dolar tasarruf edileceğinin altını çiziyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dünyanın ilk yüksek rakımlı yüzen güneş enerjisi santralinde üretimin artırılması hedefleniyor

    Dünyanın ilk yüksek rakımlı yüzen güneş enerjisi santralinde üretimin artırılması hedefleniyor


    Dünyanın ilk yüksek rakımlı yüzen güneş enerjisi santrali, İsviçre Alpleri’nde gölün üzerinde enerji üretimine devam ediyor. Bu santral, panelleri alçak kesimlerdeki arazilerde bulunanlardan yüzde 50 daha fazla enerji üretiyor.

    Lac des Toules’daki güneş enerjisi santrali, gölün dibine sabitlenmiş alüminyum ve polietilen plastikten yapılmış 36 yüzer yapı üzerine yerleştirilmiş bin 400 panelden oluşuyor.

    Yılda 800.000 kWh üretim

    Romande Energie’nin Proje Müdürü Maxime Ramstein, “Bu pilot proje, 220 hanenin [ihtiyacına] karşılık olarak yılda 800.000 kWh üretiyor” diyor.

    Deniz seviyesinden bin 810 metre yüksekteki dağlık koşullar, güneş ışınlarını daha güçlü hale getiriyor. Güneş enerji santrali, bir rezervuarda kurulu çevresel etkisini sınırlayan doğal bir gölde değil.

    Yüzer santralde bulunan teknoloji de, dünya çapında fotovoltaik (Güneş’ten enerji elde etme) endüstrisinin önemli bir parçası durumunda.

    Ramstein ayrıca soğuk hava nedeniyle oluşan buzlanmaya ilişkin sorunun ise İlkbahar ve yaz aylarında eriyen kar nedeniyle dolan rezervlerin boşaltılarak çözüldüğünü söylüyor.

    Güneş santrali bir rezervuarda kurulu çevresel etkisini sınırlayan doğal bir göl değil. Eğer Pilot proje başarılı olursa 6000’den fazla hane için enerji üretmek adına genişletilecek.

    Euronews”un Yeşil Haftası boyunca gazetecilerimiz, tüm Avrupa’da daha iyi bir gezegen için hikayeler ve çözümlere odaklanacak.

  • Fransa’daki eski NATO üssü, ülkenin en büyük 2. güneş paneli elektrik üretim tesisi oldu

    Fransa’daki eski NATO üssü, ülkenin en büyük 2. güneş paneli elektrik üretim tesisi oldu


    Fransa’nın kuzey doğusunda yer alan Meuse şehrindeki eski NATO hava üssü, ülkenin en büyük ikinci güneş paneli temelli elektrik üretim tesisi olarak faaliyete geçti.

    Yaklaşık 2 ay boyunca elektrik üreten tesis, 1 Mayıs tarihinde 23 bin kişinin yaşadığı bölgenin enerji şebekesine düzenli olarak elektrik vermeye başlayacak. Tesisin ikinci foto-voltaik tesisi ise 2021 Eylül’ün hizmete başlayacak.

    Yaklaşık 155 hektarlık alanda kurulan dev tesiste TSE ve Enerparc adlı iki şirketin ortaklığı bulunuyor. Toplamda 264 bin güneş panelinin kurulduğu işletme yaklaşık 80 milyon euro’ya mal oldu.

    Bob Edme/AP
    Ap, ArşivBob Edme/AP

    Yapılan açıklamada tesisin ilk kısmının 1 Haziran’da tam kapasiteyle hizmete başlayacağı ve senede 156 gigavat elektrik üreteceği kaydedildi. TSE firmasından yapılan duyuruda ayrıca tesise ait boş yeşil alanın yerel bir hayvancılık şirketine verileceği ve bu alanda organik koyun yetiştiriciliği yapılacağı kaydedildi.

    Daha önceden NATO askeri üssü olarak kullanılan bölgede Kanada Hava Kuvvetleri’ne ait birlikler görev yapıyordu.

    Fransa 2018 yılında da büyük bir yatırıma imza atmış ve ülkenin güneyinde bulunan Rousset şehrinde Avrupa’nın ilk güneş enerjisi endüstrisi geri dönüşüm tesisini kurmuştu. Ülkede daha önceden ömrünü tamamlamış veya kırılmış güneş panelleri cam geri dönüşüm tesislerinde ya da çimento fırınlarında yakılıyordu.