Etiket: Göçmen

  • HÜDA PAR’dan AKP’ye göçmen eleştirisi: Kürtlere ayrımcılık yapılıyor

    HÜDA PAR’dan AKP’ye göçmen eleştirisi: Kürtlere ayrımcılık yapılıyor



    Hizbullah ile ilişkisiyle gündemden düşmeyen ve seçimlere AKP listelerinden girerek 4 milletvekili çıkaran HÜDA PAR’ın yayın organı Doğruhaber.com yazarı Bekir Tank, AKP’in göçmen politikasını Kürtler üzerinden eleştirdi.

    Tank, yazısında haklı gerekçelere dayanan ilticaları bir insan hakkı olarak gördüğünü vurgulayarak, Türkiye’ye göçmen olarak gelenlerin de bazı yükümlülükleri olduğuna dikkat çekti. Tank, “Dolayısıyla mülteciler de bu yükümlülükleri yerine getirmek konusunda azami gayret içinde olmalıdırlar. Kaldı ki, mültecilerin yükümlülüklerini yerine getirmeleri evvela onların yararınadır. Hem maddi bağımlılıktan ve başkalarına muhtaç olmaktan kurtulurlar, hem istismarcıların kirli emellerini boşa çıkarırlar ve hem de saygın ve başları dik bir hayat yaşarlar. Bu demek değildir ki, yükümlülüklerin yerine getirilmesiyle sorunları bitecektir. Sorunlar hayatın bir parçası olduğundan her zaman olacak, ama aşılmaları da bir o kadar kolay olacaktır” ifadelerini kullandı.

    Suriyelilerin okul sorununu çözerken iktidarın bir ayrımcılık yaptığına işaret eden Tank, Kürtlerin görmezden gelindiğini belirtti.

    Tank’ın yazısının ilgili bölümü ise şöyle:

    “Suriyeli mültecilerin okul sorununu çözmek konusunda da Türkiye maalesef ayrımcılık yaptı. Şöyle ki: Mültecilerin Arap olanları için ihtiyaç duydukları okulları açarken, Kürtleri görmezden geldi. Onlara seçmeli Kürtçeyi bile çok gördü. Aynı hatayı ne yazık ki, Suriye’de oluşturduğu güvenli bölgelerde kurduğu okullarda da yapmaktadır. Kürtçeyi de bir şekilde müfredata dâhil edeceğine, yok saymaktadır. Bunun da kimlerin işine yaradığı, yarayacağı belli.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yunanistan’da orman yangını: 18 ceset bulundu; yanmış cesetlerin göçmenlere ait olduğu öngörülüyor

    Yunanistan’da orman yangını: 18 ceset bulundu; yanmış cesetlerin göçmenlere ait olduğu öngörülüyor


    Yunan medyası, Avantas köyünün güneyinde bulunan cesetlerin göçmenlere ait olduğunun düşünüldüğünü aktardı.

    Güney Avrupa’yı vuran sıcak hava dalgasının ölümcül bir hal aldığı ve günlerdir orman yangınlarının devam ettiği Yunanistan’ın kuzeyindeki Meriç Bölgesi’nde ücra bir köyde 18 yanmış ceset bulundu.

    REKLAM

    Yunan medyası, Avantas köyünün güneyinde bulunan cesetlerin göçmenlere ait olduğunun düşünüldüğünü aktardı. 

    Meriç Bölgesi, Türkiye üzerinden Yunanistan’a geçen göçmenler için popüler bir rota.

    Bölgede dün çıkan yangın nedeniyle çok sayıda yerleşim alanında tahliyeler yapılmış, bölge sakinlerinin cep telefonlarına uzaklaşmaları için uyarı mesajı gönderilmişti.

    Yunanistan İtfaiye Teşkilatı Sözcüsü Yannis Artopios, kendilerine herhangi bir kayıp bildiriminin olmadığını söyledi. 

    Onlarca hasta feribotlarla tahliye edildi

    Öte yandan itfaiye, liman kenti Dedeağaç’ta kontrol altına alınamayan orman yangınlarının dördüncü gününe girmesi ve Atina yakınlarında iki yeni yangının patlak vermesi üzerine aralarında yeni doğan bebeklerin de bulunduğu onlarca hastanın bugün feribotla tahliye edildiğini açıkladı.

    Yüzlerce itfaiye eri, Dedeağaç yakınlarında cumartesi günü çıkan ve hızla yayılan yangını kontrol altına almak için mücadele ediyor. 

    Şiddetli rüzgârlar şehrin üzerine duman bulutlarına neden olurken gece gökyüzünü kızıla boyadı. Bölgedeki yangında bir kişi hayatını kaybetti.

    Ayrıca itfaiye, başkent Atina’nın eteklerindeki Parnitha Dağı civarında bugün (22 Ağustos) çıkan orman yangınının evleri tehdit ettiğini ve Kleiston Manastırı’ndaki rahibelerin tahliyesi için operasyon başlatıldığını duyurdu. 

    Yunanistan’da bir başka yangın ise sanayi kenti Aspropyrgos’ta kontrolsüz bir şekilde devam ediyor. 

    İtfaiye, 120’den fazla itfaiyeci ve dokuz uçağın Atina civarındaki yangınlarla mücadele ettiği bilgisini paylaştı. 

    Yetkililer, Dedeağaç Üniversite Hastanesi’ndeki 65 hastanın önlem olarak salı günü erken saatlerde limandaki bir feribota tahliye edildiğini dile getirdi.

    REKLAM

    “27 yıldır burada çalışıyorum, hiç böyle bir şey görmedim” diyen hemşire Nikos Gioktsidis, “Sedyeler her yerde, hastalar burada, serumlar orada… Savaş alanı gibiydi, sanki bir bomba patlamış gibiydi.” diye o an yaşadıklarını anlattı. 

    Bir başka tahliye hadisesi, Makri köyü yakınlarında gerçekleşti. Sahil Güvenliğe bağlı bir gemi, on dört kişiyi sahilden tahliye etti. 

    Gece boyunca alevler Dedeağaç Metropoliten Kilise Vakfı binasındaki bir başka kliniğe yaklaştı. Bu klinikteki hastalar da farklı yerlere  tahliye edildi.

    Bir feribot geçici hastaneye dönüştürülürken yaşlı hastaların kafeteryanın zeminindeki şiltelerde yattığı belirtildi. 

    Devlet yayın kuruluşu ERT, hastaneye dönüştürülen feribotun daha sonra Kavala Limanına doğru yola çıktığını bildirdi. 

    REKLAM

    Dedeağaç Kutsal Metropoliti Rahip Christodoulos Karathanasis, her iki tesisten en az 200 hastanın tahliye edildiğini ve bu işlemin dört saatten fazla sürdüğünü ifade etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • BM: Yerinden edilenlerin sayısı 110 milyona ulaşırken Türkiye’deki sığınmacılar yüzde 5 azaldı

    BM: Yerinden edilenlerin sayısı 110 milyona ulaşırken Türkiye’deki sığınmacılar yüzde 5 azaldı


    Rapora göre Türkiye’deki sığınmacı sayısı 2022 sonunda yüzde 5 azalmış olsa da dünyada hala en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke olmaya devam ediyor.

    Birleşmiş Milletler’in son raporuna göre, zorla yerlerinden edilen insan sayısı dünya genelinde 110 milyona yaklaşarak rekor seviyelere ulaştı. Türkiye hala en çok sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke.

    Çarşamba günü açıklanan rakamlar bu alanda ciddi ve büyük bir artış olduğuna işaret ediyor. 

    BM Mülteciler Yüksek Komiserliği UNHCR; Ukrayna savaşı, Afganistan’dan kaçanlar, Suriye’de yaşananlar ve Sudan’daki çatışmalar gibi gelişmelerin toplam sayıyı daha önce eşi görülmemiş bir düzeye çıkardığını belirtti.

    Rapora göre Türkiye’deki sığınmacı sayısı 2022 sonunda yüzde 5 azalmış olsa da dünyada hala en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke olmaya devam ediyor. 

    UNHCR, en önemli yıllık raporu olan ‘Zorla Yerinden Edilmede Küresel Eğilimler’ çalışmasında, geçen yılın sonu itibari ile 108,4 milyon kişinin yerinden edildiğini tespit etti.

    Sayı, 2021 yılının sonundan bu yana da 19,1 milyon kişi daha arttı. Bu da kayıtların tutulmaya başlandığı 1975’ten bu yana şimdiye kadarki en büyük artış. O zamandan bu yana, Sudan’daki çatışmanın patlak vermesi daha fazla insanın yaşadığı yerden ayrılmasını tetikledi ve bu da küresel toplamı mayıs ayına kadar tahmini olarak 110 milyona çıkardı.

    İklim değişikliği önemli rol oynadı

    UNHCR başkanı Filippo Grandi Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında, “Çatışma, zulüm, ayrımcılık, şiddet ve özellikle de iklim değişikliği nedeniyle yer değiştirmek zorunda kalan 110 milyon insanımız var. Bu, dünyamızın gidişatı hakkında oldukça alarm verici bir durum” dedi.

    Artma ihtimali olan sayılar

    2022 yılı küresel toplamının 35,3 milyonluk kısmını yurt dışına kaçan mülteciler oluşturdu. 62,5 milyonluk kısmı ise ülke içinde yerlerinden edilenlerden oluşuyor. 

    Çoğu Venezuelalı olmak üzere uluslararası korumaya ihtiyaç duyan sığınmacı sayısı 5,4 milyon oldu. 

    Liderlere mesaj

    Grandi, “Korkarım bu rakamlar daha da artmaya devam edecek ve hemen hemen her yerde, özellikle mülteciler söz konusu olduğunda, daha düşmanca bir ortam ile karşılaşacağız” dedi ve dünya liderlerine çağrıda bulundu:

    “Liderlik, kamuoyunu uluslararası korumayı hak eden insanlar olduğuna ikna etmektir.” 

    UNHCR, mültecilerin yaklaşık yüzde 76’sının düşük ve orta gelirli ülkelere kaçtığını, yüzde 70’inin ise komşu ülkelerde kaldığını kaydetti.

    Kapı ‘açık kalmalı’

    Konuşmasında özel olarak bazı ülkelere değinen Grandi, İngiltere’nin Ruandalı sığınmacıları geri gönderme planının “iyi bir fikir olmadığını” söylerken ABD’deki vaziyetin daha da karmaşık olduğunu söyledi ve ekledi:

    “Amerika Birleşik Devletleri’nde ilticaya erişimin büyük ölçüde engellenmesinden endişe duyuyoruz”.

    ABD’de artık daha katı olan yeni kurallar uyarınca, sığınmacılar bir akıllı telefon uygulaması veya belirli ülkelerde kurulan merkezler aracılığıyla yetkililerle görüşme randevusu ayarlamaları gerekiyor. Süreç için gerekli olan prosedürler ve bürokrasi önemli ölçüde arttırılmış durumda. 

    “AB’nin adımlarından memnunuz”

    Grandi, Avrupa Birliği’nin iltica ve göç anlaşmasına yönelik adımlarını ise memnuniyetle karşıladığını ifade ederek, kıtanın konuyla ilgili gerilimleri dengelemek için iyi bir girişim içerisinde olduğunu ve bu nedenle sığınmacılar için “nispeten adil” bir bölge olduğunu söyledi.

    Göçmen girişlerini azaltma baskısı altındaki AB hükümetleri, geçen hafta göçmenlerin “güvenli” kabul edilen menşe ülkelerine veya geçiş ülkelerine dönüşlerini hızlandıracak adımlar üzerinde anlaştılar.

    Grandi başta AB, ABD ve İngiltere olmak üzere her yerde sığınma kapılarının açık kalması gerektiğini belirtti ve “İnsanlar kendilerini güvende hissettikleri yerde sığınma talebinde bulunabilmelidirler. Sığınmacılar hapse atılmamalı. Sığınma istemek suç değil” dedi.

    Sudan korkuları

    Grandi, UNHCR’nin bu yıl mali açıdan iyi durumda olmadığını da söyleyerek, yerinden edilmenin nedenlerini ve etkilerini hafifletmek için acil küresel eylem çağrısında bulundu.

    Örneğin rapora göre UNHCR’nin Sudan krizine yönelik bütçe başvurularının yalnızca yüzde 16’sı finanse edildi ve mültecilere ev sahipliği yapan diğer ülkeler için yaptığı başvuruların da sadece yüzde 13’ü finansman buldu.

    Nisan ortasında taraflar arasında çatışmaların tekrar başlamasından bu yana yaklaşık 467 bin kişi Sudan’ı terk etti ve 1,4 milyondan fazla kişi de ülke içinde yer değiştirmek zorunda kaldı. 

    Suriye ve Ukrayna

    2022’nin sonunda 6,5 milyon Suriyeli mülteci olduğu belirtildi ve bunun 3,5 milyonunun komşu Türkiye’de yaşadığı not düşüldü.

    Şubat 2022’de başlayan Rus işgali ise II. Dünya Savaşı’ndan bu yana en hızlı mülteci çıkışını tetikledi. Bugün dünya genelinde 5,7 milyon Ukraynalı mülteci bulunuyor.

    Dönüş yapanlar da var

    Geçen yıl 339 binden fazla mülteci çıkış yaptıkları 38 ülkeye geri dönerken, ülke içinde yerinden edilmiş 5,7 milyon insan da evlerine geri dönebildi. Türkiye’deki nüfusun 2021 sonuna göre yüzde 5 (191 bin kişi) azalarak 3,6 milyona indiği tahmin ediliyor.

    Rapora göre en çok mülteci barındıran ülkeler şöyle:

    3,6 milyon ile Türkiye. Onu 3,4 milyon ile İran izliyor. Ardından 2,5 milyon kişi ile Kolombiya ve 2,1 milyon kişi ile Almanya dördüncü sırada. Beşinci sırada da 1,7 milyon sığınmacı ile Pakistan yer alıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB ülkelerine şubat ayında yapılan iltica başvuruları 76 bini aştı

    AB ülkelerine şubat ayında yapılan iltica başvuruları 76 bini aştı


    Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) bugün yayımladığı verilere göre, AB ülkelerine şubat ayında yapılan iltica başvuruları 76 bini geçti. Başvurularda ilk sırayı iç savaşın devam ettiği Suriyeliler alırken ikinci sırada Afganlar bulunuyor.

    Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) yayımladığı rapora göre, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde uluslararası koruma (sığınma) talep eden kişilerin sayısı bu yılın şubat ayında 76 bin 505 kişiye ulaştı. 

    Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 41’lik artış anlamına geliyor. 

    Şubat 2022’de, AB ülkelerinde sığınma talebinde bulunanların sayısı 54 bin 370 kişiydi.

    Eurostat tarafından bugün yayınlanan aylık iltica verilerine göre, başvurularda ilk sırayı Suriyeliler aldı. Onları Afganlar, Kolombiyalılar ve Venezuelalılar takip etti.

    Kurum verileri, başvuruların dörtte üçünden fazlasının (yüzde 77) Almanya, İspanya, Fransa ve İtalya’ya olduğunu ortaya koyuyor. 

    Başvurulardan 2 bin 745’i refakatsiz çocuklarca yapıldı. Çocuklardan bin 25’inin Afganistan, 675’inin de Suriye’den geldiği bilgisine yer verildi. 

    Ukrayna ve Suriye gibi ülkelerde devam eden savaş ve işgallerin yanı sıra, siyasi baskı ve iklim değişikliğinin etkileri çok sayıda insanın kendi ülkesini terk etmesine neden oluyor.

    Buna bağlı olarak hem yasal hem de yasa dışı göç, birçok Avrupa hükümetinin gündeminde üst sıralarda yer alıyor.

    Bu arada önceki aylarda olduğu gibi, Şubat 2023’te de Suriyeliler (9 bin 885 ilk kez başvuran) sığınma talebinde bulunan en büyük grup oldu.

    Suriyelileri, 9 bin 310 kişi ile Afganlar, 5 bin 160 kişi ile Kolombiyalılar ve Venezuelalılar (5 bin 115) takip etti.

    AB tarafından geçici koruma statüsü verilen Ukraynalılar ise hesaplamanın içerisinde yer almıyor. 

    Ukrayna’yı işgal eden Rusya’dan kaçarak AB ülkelerinde sığınma talebinde bulunan Rus vatandaşları ise 2 bin 385 başvuru ile 8. sırada yer aldı.

    Yasal sığınma taleplerinin yanı sıra Avrupa bu yıl rekor sayıda yasa dışı giriş girişimiyle de karşı karşıya. 

    AB Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı Frontex, bu ay başında yaptığı açıklamada, 2016’dan bu yana en yüksek sayıda izinsiz geliş olduğunu bildirmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AİHM, Fransa’yı bebek göçmenleri gözaltı merkezlerinde tuttuğu için mahkum etti

    AİHM, Fransa’yı bebek göçmenleri gözaltı merkezlerinde tuttuğu için mahkum etti


    AİHM, Fransa’nın iki davada da AİHS’nin 3. maddesi dışında özgürlük ve güvenlik hakkıyla, gözaltı süreleriyle ilgili 5. maddenin 1. ve 4. fıkralarını da ihlal ettiğine hükmetti

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), aralarında bebeklerin de bulunduğu yaşı küçük göçmenleri gözaltı merkezlerinde tuttuğu için Fransa’yı mahkum etti.

    AİHM, Fransa aleyhine konuyla ilgili açılan iki davayı bugün karara bağladı.

    Strasbourg mahkemesi, ilk başvuruda Gineli bir göçmen kadını, 2021 yılı ocak ayında 7,5 aylık oğluyla sınır dışı etmeden önce 9 gün boyunca Metz kentindeki gözaltı merkezinde tuttuğu gerekçesiyle Paris’in “insan hakları ihlalinde bulunduğuna” hükmetti.

    AİHM, Fransa’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) kötü muamele ve işkencenin yasaklanmasıyla ilgili 3. maddesini ihlal ettiği görüşüne vardı. Karar gereği Fransa, başvuru sahiplerine 19 bin euro tazminat ödeyecek.

    Fransa, Gineli anne ve oğlunu gözaltı merkezinde tuttuktan sonra Dublin Sözleşmesi uyarınca İspanya’ya sınır dışı etmişti.

    Dublin Sözleşmesi, AB üyesi ülkeye, yine başka bir AB üyesi ülkeden kaçak göçmen geldiğinde, “geri kabul anlaşması” uyarınca ilgili ülkenin gerekli izinleri olmayan göçmeni AB’de ilk ayak bastığı ülkeye geri göndermesini ve geri göndereceği ülkenin de bunları kabul etmesini zorunlu kılıyor.

    AİHM başka bir davada Angolalı bir anneyi 8 aylık, 6 ve 8 yaşlarındaki üç çocuğuyla Metz kentindeki gözaltı merkezinde 2020 yılında Portekiz’e sınır dışı etmeden önce 10 gün süreyle tutan Fransa’yı mahkum etti.

    Fransa’nın AİHS’nin 3. maddesini ihlal ettiğine hükmeden AİHM, Paris’in 8 bin euro maddi tazminat ödemesini kararlaştırdı.

    AİHM, Fransa’nın iki davada da AİHS’nin 3. maddesi dışında özgürlük ve güvenlik hakkıyla, gözaltı süreleriyle ilgili 5. maddenin 1. ve 4. fıkralarını da ihlal ettiğine hükmetti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa Birliği, iltica başvurusu yapanların şartlarını iyileştiren reformu kabul etti

    Avrupa Birliği, iltica başvurusu yapanların şartlarını iyileştiren reformu kabul etti


    Avrupa Birliği, üye ülkelere iltica başvurusu yapanların şartlarını iyileştirme konusunda anlaşmaya vardı.

    Parlamento ve Konsey tarafından kabul edilen yasa tasarısına göre, sığınma başvurusunda bulunanlar daha erken çalışmaya başlayabilecek ve entegrasyon süreçleri iyileştirilecek. 

    Ancak yeni kurallar, başvuru sahiplerinin kayıt olduktan sonra AB içinde hareket etmesini engelliyor. 

    ‘Kabul Koşulları Direktifi’, maddi koşullar, barınma, sağlık hizmetleri gibi alanlarda AB üye ülkeleri arasında eşdeğer standartları sağlamayı amaçlıyor. 

    Avrupa Parlamentosu’nun Hollandalı raportörü Sophie in ‘t Veld, anlaşma, “AB genelinde sığınma başvurusunda bulunanların yaşamlarında somut iyileşmeler sağlayacak” dedi. 

    AB üyesi ülkelerin, yürürlüğe girmesinden sonra direktifi iki yıl içinde kendi ulusal yasalarına aktarmaları gerekiyor. 

    Entegrasyon şartlarının iyileştirilmesi

    İltica başvurusunda bulunanların yeni sisteme entegre olmasını kolaylaştırmak amacıyla mevcut 9 ay yerine ilk kayıtlarının yapıldığından itibaren en geç altı ay içinde çalışmalarına izin veriliyor. 

    Yine entegrasyon sürecini hızlandırmak için dil kurslarına, yurttaşlık eğitimi kurslarına veya mesleki eğitim kurslarına erişimleri sağlanıyor. 

    Küçüklerin korunması

    Yeni direktife göre, üye devletler, refakatsiz her çocuğa, uluslararası koruma başvurusunda bulunduktan sonra en geç 15 gün içinde bir vasi atanmasını sağlamakla yükümlü olacak. Çocuklar ülkeye geldikten en geç iki ay sonra eğitim hayatına başlayacak. 

    Gözaltı

    Uygulamayla ülkeler, başvuru sahibinin kaçmasını etkili bir şekilde önlemek için bu kişilerin belirli bir yerde ikamet etmesi gerektiğine karar verebiliyor. İltica başvurusunda bulunanlar ulusal hukukta belirlenen gerekçelerle gözaltına alınabiliyor. 

    “AB’nin insan yüzünü göstermesinin zamanı geldi”

    Kabul koşullarında varılan anlaşmayı ‘dönüm noktası’ olarak değerlendiren Hollandalı raportörü Sophie in ‘t Veld, “Yasa koyucular nihayet ortak bir Avrupa sığınma sistemi üzerinde çalışmalarını ilerletti. Anlaşma, AB genelinde sığınma başvurusunda bulunanların yaşamlarında somut iyileşmelere yol açacak. Özellikle de bazı üye devletlerde sokaklarda uyumak zorunda kalan sığınma başvurusu sahiplerinin fotoğraflarını gördüğümüz şu günlerde, Avrupa’nın insani yüzünü göstermesinin; yüksek ve tutarlı kabul standartları sağlamasının zamanı geldi” değerlendirmesinde bulundu. 

    Üzerinde anlaşmaya varılan metnin AP Sivil Özgürlükler Komitesi ve Konsey tarafından da onaylandıktan sonra AB Resmi Gazetesinde yayınlanarak yürürlüğe girmesi bekleniyor. 

    Avrupa Parlamentosu, İltica ve Göç yasal çerçevesi reformunun Nisan 2024’ten önce tamamlanması için her türlü çabanın gösterileceğini kaydetti. 

    Avrupa Komisyonu ilk olarak 2016’da iltica başvurusu yapanlarla ilgili “Kabul Koşulları Direktifi” teklifini sunmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kanal D’nin ‘Arka Sokaklar’ dizisinde ‘göçmen’ sözcüğü sansürlendi

    Kanal D’nin ‘Arka Sokaklar’ dizisinde ‘göçmen’ sözcüğü sansürlendi


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HRW: Yunanistan, göçmenleri göçmenlerle sınır dışı ediyor

    HRW: Yunanistan, göçmenleri göçmenlerle sınır dışı ediyor


    İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Yunanistan’ı, sınırı geçen göçmenleri Türkiye’ye geri göndermek için belge vaadi verilen başka göçmenleri kullanmakla suçladı. HRW, göçmenleri geri itenlerin Orta Doğu ve Güney Asya’dan geldiğinin tahmin edildiğini kaydetti.

    Konu ile ilgili bugün yayımlanan 29 sayfalık raporda, Yunan polisinin, Meriç Nehri sınırında gözaltına alınan düzensiz göçmenlerin giysilerini çıkartıp, üstlerini soyup paralarını, cep telefonlarını ve diğer önemli eşyalarını çaldığı yolunda şikayetler geldiği aktarıldı.

    Yunanistan’da sığınma başvurusunda bulunmak isteyenlerin yüzleri maskeli ancak Orta Doğu veya Güney Asyalı olduğu tahmin edilen diğer göçmenlerin kullandığı botlarla Meriç Nehri’nin ortasında kaderleriyle baş başa bırakıldığı şikayetinde bulunulan raporda, Avrupa Birliği’nin acilen duruma müdahale etmesi istendi.

    “AB Komisyonu harekete geçmeli”

    Yunan hükümetinin sınırlarındaki “yasadışı geri itmelerle ilgili sorumluluğunun yadsınamayacağını” belirten İnsan Hakları İzleme Örgütü Göçmen ve Mülteci Hakları Direktörü Bill Frelick, “Yunanistan’ın bu yasadışı eylemleri gerçekleştirmek için vekiller kullanması onu herhangi bir sorumluluktan kurtarmaz. Avrupa Birliği Komisyonu acilen yasal işlem başlatmalı ve Yunan hükümetini toplu sınır dışı eylemlerini yasaklayan AB yasalarını ihlal etmekten sorumlu tutmalı.” dedi.

    Eylül 2021 yılı ve Şubat 2022 arasında Meriç Nehri üzerinden Türkiye’ye geri itilen toplam 26 Afgan göçmenle konuşulduğu belirtilen raporda, bu kişilere yönelik Yunan polisinin kötü muamelesinden örnekler verildi.

    23’ü erkek, 2’si kadın ve biri çocuk bu kişilere yeteri kadar su ve yiyecek verilmesinin dışında polisin kendilerini suistimal ettiği ve dövdüğü bildirildi.

    Göçmenleri götüren göçmenlere ne vaatler veriliyor?

    Bu kişilerden 16’sı kendilerini küçük botlarla Meriç Nehri’nin ortasında bırakanların özel üniforma giyip, yüzlerini sakladıklarını ve Arapça ve Asya dilleri konuştuğunu söyledi.

    Türkiye’ye geri geri gönderilenlerden üçü, bu kişilerle konuşmayı başardıklarını belirterek, botları kullananların kendilerinin de göçmen olduğu ve bu işi yapmaları halinde kendilerine yolculuk yapmalarına imkan sağlayacak belgelerin verilmesi vaadinde bulunulduğunu aktardı.

    Afganistan ordusundan ayrılan 28 yaşındaki bir Afgan, botu süren Pakistanlı ile Peştu dili konuştuğunu belirterek, “Bu kişi bana eğer üç ay daha bu şekilde çalışırsa, yolculuk için Yunanistan’dan gerekli belgeleri alacağını söyledi.” dedi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya’nın işgali sonrası Türkiye’ye gelen Ukraynalı sayısı 20 bini geçti

    Rusya’nın işgali sonrası Türkiye’ye gelen Ukraynalı sayısı 20 bini geçti


    İçişleri Bakan Yardımcısı ve Bakanlık Sözcüsü İsmail Çataklı, Rus işgalinin başladığı 24 Şubat’tan bu yana 20 bin 550 Ukrayna vatandaşının Türkiye’ye giriş yaptığını açıkladı. Ukraynalıların 90 günlük vize muafiyeti bulunduğunu hatırlatan Çataklı, bu süreyi dolduranlar için de gerekli kolaylığın sağlanacağını vurguladı.

    Sözcü Çataklı, yaptığı yazılı açıklamada, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından (AFAD) 11 kişilik insani yardım ekibinin, göç hareketliliğinin başlamasıyla ihtiyaçları belirlemek ve Türkiye’den gönderilen yardımların eş güdümünü sağlamak üzere Romanya’nın Ukrayna sınırındaki Siret noktasına gönderildiğini belirtti.

    İnsani yardım malzemesi taşıyan 5 tırın, 26-27 Şubat’ta Türkiye’den yola çıkarak, 1-2 Mart’ta Ukrayna sınırına ulaştığını ve yardımların burada ilgililere teslim edildiğini vurgulayan Çataklı, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları tarafından sağlanan insani yardım malzemesi taşıyan 5 tırın da 5 Mart’ta Türkiye’den yola çıktığını aktardı.

    Özel sektör, STK ve belediyelerin katılımıyla, 10 tırlık insani yardımın daha AFAD eş güdümünde bu hafta bölgeye sevkinin planlandığını ifade eden Çataklı, yardımlara devam edileceğini bildirdi.

    İsmail Çataklı, Göç İdaresi Başkanlığında 24 saat esasına göre Kriz Koordinasyon Merkezinin bölgede aktif hale getirildiğini, Sağlık Bakanlığı tarafından acil müdahale ünitesi kurmak için gönderilen 10 kişilik Ulusal Medikal Kurtarma (UMKE) ekibinin Romanya sınırında çalışmalarını sürdürdüğünü, Romanya sınırında 2 mobil mutfak kurulduğunu ve günlük 10 bin kişiye sıcak yemek sağlandığını anlattı.

    20 bin 550 Ukrayna vatandaşı Türkiye’de

    Göçnet altyapısı ve bilgisayarda parmak izi alma ekipmanlarıyla donanmış 2 hizmet tırı ve ilave personelin Edirne’ye, bir hizmet tırının da Kırklareli’ne sevk edildiğini bildiren Çataklı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Görevlendirilen personel tarafından sınır kapılarında geçişlerde kolaylık ve işlemlerin hızlı sonuçlanması sağlanmaktadır. Bu kapsamda 24 Şubat’tan bu yana tüm hudut kapılarımızdan 20 bin 550 Ukrayna vatandaşı Türkiye’ye giriş yapmıştır.

    Ülkemiz ile Ukrayna arasında geçerli vize muafiyeti anlaşması kapsamında Ukrayna vatandaşları ülkemize pasaport veya kimlikle giriş yapabilmekte ve 90 güne kadar vize muafiyetiyle yasal olarak ülkemizde kalabilmektedir.

    Çatışma dönemi öncesinde ülkemize yasal olarak giriş yapmış ancak çıkış yapamayan Ukrayna vatandaşlarına yönelik olarak ise ikamet izni başvurularında gerekli kolaylığın sağlanmasına yönelik valiliklere talimat verilmiştir.”

    Türkiye’ye gelen Ukrayna vatandaşları arasında 551 Kırım Tatarı ve Ahıska Türk’ünün de bulunduğu belirten Çataklı, bu kişilerin Edirne ve Kırklareli’nde yurtlara yerleştirildiğini, ihtiyaçlarının AFAD tarafından karşılandığını kaydetti.

    İsmail Çataklı, Ukrayna’dan ayrılan bin 711 Azerbaycan, 447 Türkmenistan ve 62 Gürcistan vatandaşının da transit geçmek üzere Türkiye’ye geldiğini aktardı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB’den fon alan İspanya yeni ‘mega projeler’ için 500 bin inşaat işçisine ihtiyaç duyuyor

    AB’den fon alan İspanya yeni ‘mega projeler’ için 500 bin inşaat işçisine ihtiyaç duyuyor


    Avrupa Birliği’nin (AB) Covid-19 sonrası ekonomik canlanmayı desteklemek için oluşturduğu fondan ilk faydalanan ülkelerden olan İspanya, ‘mega projeler’ olarak nitelendirilen yatırımlarını hayata geçirmek için eleman sıkıntısı çekmeye başladı.

    2008 yılında o zamanların parlayan yıldızı olan İspanyol gayrimenkul sektörü çöktüğünde yaklaşık 1,8 milyon kişi işsiz kalmış ve ülke yarım kalmış inşaat şantiyesi ve vinç yığını haline gelmişti. Şimdi ise bu ülke o inşaat işçilerine tekrar ihtiyaç duyuyor. Şirketler ve sendikaların bildirimlerine göre acil olarak en az yarım milyon inşaat işçisi aranıyor.

    Şirketler sürekli olarak eğitimler verirken, maaşları yükseltiyor ve Afrika ile Güney Amerika’dan gelen göçmen işçilere yöneliyor.

    Madrid’de inşaat iskelesi eğitimi için bir akşam kursuna katılan ve Reuters’e konuşan Mustafa Diyediyu “Sertifikanızın olması yeterli, şirketler sizi hemen işe alıyor” ifadelerini kullandı.

    32 yaşındaki Senegalli ülkeye 2019 yılında eski bir tekneyle gelmiş. Pandemi sırasında meyve toplayarak geçimini sağlayan Diyediyu, sonrasında bir kursa giderek duvar örmeye başlamış. Şimdi ise daha riskli olmasına rağmen daha çok para kazandıran iskele kurma işine girmek istiyor.

    Öte yandan İspanya’nın en büyük inşaat birliği tarafından yapılan bir ankete göre şirketlerin yüzde 70’i 2021 yılında eleman yetersizliği yüzünden gelen iş tekliflerini geri çevirmek zorunda kalmış.

    Bu durum AB’den konutların yenilenmesi için alınan fonla bahar ayında yapılacak toplamda 5 milyar euroluk ihaleden önceydi.

    İtalya’dan sonra 140 milyar euro ile AB’de en yüksek fonu alacak olan İspanya, bu paranın yarısı karşılıksız destek diğer yarısını da kredi olarak kullanacak.

    Hükümet bu fonun da desteğiyle bu yıl yüzde 7’lik bir ekonomik büyüme bekliyor. Fakat bürokrasi, tedarik sıkıntısı ve eleman açığı gibi nedenlerden yatırımlar gecikiyor.

    Kriz korkusu

    2008 krizinden önce İspanya’da yaklaşık 3 mliyon kişi gayrimenkul sektöründe çalışıyordu. Kriz sonrası bunun önemli bir kısmı turizm sektörüne kaydı ve şimdi tekrar inşaata dönme konusunda isteksiz.

    Bu nedenle şirketler, sendikalar ve devlet hep bir koldan inşaat sektöründe çalışmak isteyenler için ücretsiz kurslar organize ediyor. 2021 yılında 90 bin kişi bu kurslara katılırken bu yılki hedef 200 bin kişi.

    Madrid’deki bir kursa kayıt olanların çoğunluğunu AB dışı ülkelerden gelen göçmenler oluşturuyor.

    Bir eğitim merkezinin direktörü Fransisco Dieguez bir inşaat işçisinin yıllık gelirinin 24 bin euro olduğunu ve bunun bazı mimarların aldığından bile fazla olduğunu vurguluyor. Ülkede el emeğiyle yapılan diğer işlerdeki ortalama yıllık gelir ise 18 bin 500 euro civarında.

    Diyediyu’nun eğitmenliğini yapan Jose Adel Sosua yeni öğrenci çekmenin çok zor olduğunu çünkü hala herkesin aklına 2008’deki çöküş geldiğini aktarıyor. 15 öğrencisinden sadece biri İspanyol olan Sosua İspanyolların tekrar inşaat sektörüne dönmekten korktuğunu vurguluyor.

    Sektörde vinç operatörü, marangoz, kaynakçı ve şantiye şefi gibi kalifiye pozisyonlarda ise açık çok daha büyük.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***