Etiket: Gezi Davası

  • İmamoğlu’ndan Gezi tutuklusu Tayfun Kahraman’a: Döndüğünde çok daha ağır bir iş yükün olacak

    İmamoğlu’ndan Gezi tutuklusu Tayfun Kahraman’a: Döndüğünde çok daha ağır bir iş yükün olacak


    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, hukuk tarihine skandal olarak adını yazdıran Gezi davasında 18 yıl hapis cezasına çarptırılan İBB Şehircilik Proje Koordinatörü Dr. Öğretim üyesi Tayfun Kahraman için bir mektup kaleme aldı.

    Birgün gazetesinde yayımlanan mektubunda İmamoğlu, “Martın sonu bahar, baharın ardı adalet. Buna o kadar çok inanıyorum ki. Yalnız sen ve senin gibi siyasetin dizaynı maksadıyla üretilmiş davalarla tutsak edilmişler için değil, bütün ülke için adalet. Yoksulluğun, çaresizliğin, ezilmenin, dışlanmanın baskısı altında hayatları bir tür hapishaneye dönüşmüş herkes için adalet” ifadesini kullandı.

    İmamoğlu’nun kaleme aldıkları şöyle:

    “Sevgili Tayfun,

    Bugünlerde İstanbul’da herkesin dilinde sen varsın. Adını, bu şehir için yaptıklarını, sana yaşatılanları bilmiyorlar belki ama herkes farkında olmadan senden söz ediyor.

    Geliştirilmesine öncülük ettiğin Hızlı Tarama Testi hiç bu kadar revaçta olmamıştı. Yaşadığımız büyük deprem felaketi herkesi daha özenli, daha sorumlu davranmaya yöneltti. Herkes diyorum ama ülkeyi yönetenler hariç maalesef.

    Bundan on yıl önce, Gezi Parkı park olarak kalsın diye harekete geçmenin ne kadar normal, ne kadar gerekli bir şey olduğunu herkese anlatmak pek kolay değildi. İnsanların gözlerinin inşaatla boyandığı günlerdi…

    Bugün herhangi bir yönetici Gezi Parkı’na herhangi bir yapı dikmeye kalkacak olsa, “Orası bizim deprem toplanma alanımız, bizim hayat kaynağımız” diyerek bu rant hevesinin karşısına dikilmeyecek tek bir İstanbullu olabileceğini hiç zannetmiyorum. İstanbul’da kurdukları israf ve istismar düzenini hep birlikte yıktığımız o bir avuç insan Gezi Parkı’na dair kirli projelerini artık tamamen unutmak zorunda.

    Bir zorunluluk daha var. Gezi Parkı park olarak kalmalıdır diyerek kente, doğaya, insana sahip çıktıkları için tutsak edilen, haksızlığa uğratılan, acı çektirilen, bedel ödetilen herkes için adaleti sağlamak zorundayız.

    Martın sonu bahar, baharın ardı adalet. Buna o kadar çok inanıyorum ki. Yalnız sen ve senin gibi siyasetin dizaynı maksadıyla üretilmiş davalarla tutsak edilmişler için değil, bütün ülke için adalet. Yoksulluğun, çaresizliğin, ezilmenin, dışlanmanın baskısı altında hayatları bir tür hapishaneye dönüşmüş herkes için adalet.

    Martın sonu bahar, baharın ardı özgürlük. Buna o kadar çok inanıyorum ki. Yalnız sen ve senin gibi tutsaklar için değil, bütün ülke için özgürlük. Farklı düşünen, farklı inanan, farklı yaşayan herkese özgürlük.

    Az kaldı. Hep birlikte ‘nerede kalmıştık?’ diyeceğiz. Cumhuriyet ve demokrasi yolculuğunda, hukukun üstünlüğüne dayalı bir sosyal devlet kurma hedefinde ‘nerede kalmıştık?’ diyeceğiz. Ve eskisinden de kararlı, eskisinden de cesur, yola koyulacağız.

    Her şey çok güzel olacak.

    Sevgi ve dostlukla.

    Not: Her şey çok güzel olacak ama bunu, yeniden aramıza, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne döndüğünde görev ve sorumluluklarının bir nebze olsun azalacağı şeklinde yorumlamamanı tavsiye ederim. Aksine, her zamankinden çok daha fazla, çok daha ağır bir iş yükün olacak. Fakat sevgili eşini ve kızını görme imkânının Silivri’ye oranla daha fazla olacağının sözünü verebilirim.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gezi tutukluları: Bizim davamızdaki müştekiler, bugünkü depremin sorumlusudur

    Gezi tutukluları: Bizim davamızdaki müştekiler, bugünkü depremin sorumlusudur


    CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, Gezi Parkı davası kapsamında Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan mimar Mücella Yapıcı, film yapımcısı Çiğdem Mater ile belgeselci Mine Özerden’i bugün ziyaret etti.

    Ziyareti sonrasında cezaevi önünde ANKA Haber Ajansı’na açıklama yapan Karaca, tutukluların daha önceki ziyaretlerinde kendilerine hep moral verdiklerini, fakat bu sefer üzgün olduklarını dile getirdi.

    Karaca, “‘Bugünkü depremin sorumluları kim’ diye sorduğumda, ‘Bizim davamızdaki müştekiler, bugünkü depremin yıkıcılığı ve o enkazın altında can veren yurttaşların başlıca sorumlusudur’ ifadelerini kullandılar” dedi.

    Karaca, şunları söyledi:

    “Hep bize onlar için duyduğumuz kaygılar için ‘Hayır kaygı duymayın. Biz burada iyiyiz’ demişlerdi. İlk defa çok üzgünler. İlk defa 6 Şubat depremi sonrasında, deprem yaralarını sarabilmek ve orada olarak insanlara destek olabilmek olanağı olmadığı için; kapalı duvarlar, kapalı kapılar, kalın duvarlar arkasında olmaktan çok üzgün olduklarını ifade ettiler. Ayrıca bütün milletimize de hem başsağlığı hem de geçmiş olsun dileklerini ilettiler. Bugün, İstanbul’un deprem toplanma alanlarını beton ormanına dönüştürenlerle mücadele edenlerle, bugün neredeyse İstanbul merkezde bir tek deprem toplanma alanı, sahra hastanesi kurabilme, belki de helikopter inebilecek tek alan olarak kalan Gezi Parkı için mücadele eden ve o mücadelelerinden dolayı ve aynı zamanda tabii ki ranta ve betona karşı İstanbul’un hukukunu korudukları için içeride olan bu tutsakları ziyaret etmek anlamlıydı.

    DEPREMİN SORUMLULARININ, DAVALARINDAKİ MÜŞTEKİLERİN OLDUĞUNU SÖYLEDİLER

    ‘Bugünkü depremin sorumluları kim’ diye sorduğumda şunu söylediler: ‘Bizim davamızdaki müştekilerin bugünkü depremin yıkıcılığı ve o enkazın altında can veren yurttaşların başlıca sorumlusudur’ ifadesini kullandılar. Biz de içeriden, onların bu düşüncelerini sizlere aktarmak istedik. Mücella Yapıcı’nın da bir mesajı var. Sizlere onu okumak isterim. ‘Öncelikle tüm insanlarımızın acısını yürekten paylaşıyorum. Bütün meslek hayatını; bilimin, mesleğin ilkelerini esas alarak topluma aksettirmeye çalışan biri olarak, bu süreçte topluma derdimizi anlatmanın yolunu bulamadığımız, sesimizin boğulmasına izin verdiğimiz için ve şu anda bilgi ve birikimimizi ve dayanışma eylemimizi paylaşamadığım için çok üzgünüm, öfkeliyim ve özür diliyorum. Bilimin, tekniğin, kadim bilginin, etik, ahlaki ve toplumsal değerlerinin yeniden inşası ile hep birlikte daha sağlıklı, dayanıklı ve huzurlu hayatlara ve kentsel yapılara ve kırsal yerleşmeye olabilecek en kısa sürede erişmek üzere. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz. Hepimize kolay gelsin. Sevgiyle kalın’ diyor Mücella Hanım.

    ‘SORUMLUYUZ’ DİYEREK TEK İSTİFA GÖRMEDİĞİMİZ SÜRECİ YAŞIYORUZ’

    İçeride, hâlâ bir yurttaş olmanın ve aynı zamanda bu işin ehli olan bir yurttaş olarak, mesleği icra eden bir birey olarak yaşanan süreçten dolayı duyduğu hüznü, sorumluluk duygusuyla, bu milletten özür dileyecek erdeme sahip bir bilim insanının; bilimin, tekniğin bileşkesi olan ve kent suçlarıyla mücadeleye ömrünü adamış bir sorumlu birey anlayışının düşüncelerini sizlerle paylaştık. Ne yazık ki, o, içeride bu sorumlulukla milletten, bu enkazın, bu felaketin, bu depremin sorumluluğunu hissederek özür dileyebilme erdemini gösteriyor. Ama asıl sorumlular, bırakın özür dilemeyi, yurttaşlara hakaret ederek, daha depremin 25’inci gününde ‘Sorumluyuz’ diyerek, bir tek özür cümlesi duymadığımız, bir tek istifa görmediğimiz bir süreci yaşıyoruz. Bu nedenle işte erdemli insan olarak, sorumluluğunun bilincinde olanlar içerideyken özür diliyor, o yüzden içerideler. Özür dilemesini beceremeyen, özür dilemeyi kendilerine zül sayanlar, bugün bu ülkeyi yönetiyor.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gezi tutukluları için başlatılan adalet nöbeti 9. ayında: ‘Mayıs ayında biz kazanacağız’

    Gezi tutukluları için başlatılan adalet nöbeti 9. ayında: ‘Mayıs ayında biz kazanacağız’


    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası’nın sekreteryasında Gezi davası tutukluları için başlatılan Adalet Nöbeti’nin 9. ayı nedeniyle Mimarlar Odası Ankara Şube’de basın toplantısı düzenlendi.

    Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Türkiye açısından seçimlerin mayısa gelmesi aslında böyle herkesin kanının kaynadığı, isyanının büyüdüğü o ortak, kolektif olarak yarattığımız değerlerin üst üste geldiği tarihler silsilesi aslında mayıs. Bir kez daha 29 Mayıs’ta arkadaşlarımızla birlikte Gezi’nin yıl dönümünü kutlayacağız. Mayıs toplumsal muhalefet ayıdır. Mayıs bizim ayımızdır. 1 Mayıs’ı, 19 Mayıs’ı, 29 Mayıs’ı olan bir ülkede mayıs ayında iktidarın kazanması zordur. Dolayısıyla mayıs ayında biz kazanacağız Gezi kazanacak, arkadaşlarımız serbest kalacak” dedi.

    Tezcan Karakuş Candan, şunları söyledi:

    “Tutuklu olan arkadaşlarımız Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman ve Can Atalay 271 gündür cezaevindeler. Onlar için Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği’ne bağlı olarak Şehir Plancıları Odası ve Mimarlar Odası’nın sekreteryasında yürütülen Adalet Nöbeti’nin de 270. Günü. 270 gündür kar, kış, bayram, seyran, soğuk, sıcak demeden arkadaşlarımız için adalet arıyoruz. Bugün, adalet arayışımızın 9’uncu ayı. Her gün Mimarlar Odası önünde Ankara’da, İzmir’de ve İstanbul’da Adalet Nöbeti devam ediyor. Buradan aslında bir kez daha bu sürecin ne kadar hukuksuz olduğunu ifade etmek için 9. ay basın toplantısını yapıyoruz.

    “ONLAR ÇIKACAK BUNA OLAN İNANCIMIZ ÇOK YÜKSEK”

    14 Mayıs seçim tarihi olarak kamuoyuna deklere edildi. Kesinleşecek muhtemelen. 29 Mayıs da Gezi’nin yıl dönümü. Biz, arkadaşlarımızla birlikte Gezi’nin yıl dönümünü kutlayacağız. Onlar çıkacak, buna olan inancımız çok yüksek. Ama bu hukuksuzluğun, üst üste gelen aslında kamuoyunda belediye başkanlarından tutun da meslek örgütü yöneticilerine kadar uzanan bu hukuksuzluk ve baskı ortamının bitmesi gerekiyor. Bugün Türkiye’nin en büyük sorununun adalet olduğu açık. Başınıza bir iş geldiğinde, bir haksızlık yaşadığınızda başvuracağınız yer aslında adalet arayışıdır, mahkemelerdir. Bugün mahkemelerin bile verdiği hukuksuz kararlarla birlikte bugün en yukarısından en aşağısına kadar herkesin en önemli sorunu adalet sorunu oluyor. Dolayısıyla bu adalet sorununun çözülmesi, adaletin yeniden tahsis edilmesi sürecinin aslında başlangıcındayız.

    “1 MAYIS’I, 19 MAYIS’I, 29 MAYIS’I OLAN BİR ÜLKEDE MAYIS AYINDA İKTİDARIN KAZANMASI ZORDUR”

    Türkiye, bir seçime gidecek ve adaletli bir ortamın yaratılması için her birimiz geleceğe dair oylarımızı kullanacağız. Biz o gün oy kullanırken cezaevindeki arkadaşlarımız için de oylarımızı kullanacağız. Onların özgür kalması için. Bizim Adalet Nöbeti’miz devam edecek. Seçim süreçlerinde sadece Adalet Nöbeti değil, bu süreci kamuoyunun gündemine getirmek için bir dizi etkinlik yapılacak. Çünkü Mayıs, bahardır. Mayıs, bütün her şeyin isyana durduğu, doğanın uyandığı bir zamandır. Türkiye açısından seçimlerin mayısa gelmesi aslında böyle herkesin kanının kaynadığı, isyanının büyüdüğü o ortak, kolektif olarak yarattığımız değerlerin üst üste geldiği tarihler silsilesi aslında mayıs. Bir kez daha 29 Mayıs’ta arkadaşlarımızla birlikte Gezi’nin yıl dönümünü kutlayacağız. Mayıs toplumsal muhalefet ayıdır. Mayıs bizim ayımızdır. 1 Mayıs’ı, 19 Mayıs’ı, 29 Mayıs’ı olan bir ülkede mayıs ayında iktidarın kazanması zordur. Dolayısıyla mayıs ayında biz kazanacağız Gezi kazanacak, arkadaşlarımız serbest kalacak.”

    “HUKUKSUZLUK FARKLI ŞEKİLLERDE HAYATLARIMIZA YANSIMAYA DEVAM EDİYOR”

    Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Başkanı Ceren İlter, “Adalet Nöbeti’nin dokuzuncu ayındayız, maalesef basın açıklamaları yapmaya ve nöbetlerimizi tutmaya devam ediyoruz. Arkadaşlarımızın haklılığını savunan bir mekâna dönüşen Mimarlar Odası’nda sürdürdüğümüz Adalet Nöbetlerimiz devam edecek. Hukuksuzluk farklı şekillerde hayatlarımıza yansımaya devam ediyor. Bu nöbetleri belki daha geniş kitlelerle yapacağımız bir dönem var önümüzde. Arkadaşlarımıza desteğimizi daha güçlü göstermemiz gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    “SKANDAL HUKUK KARARLARI VERİLİYOR, ADALET ARAYAN HERKESİ NÖBETLERİMİZE DESTEK VERMEYE DAVET EDİYORUZ”

    Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Nihal Evirgen ise, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Adalet nöbetlerimizi sürdüğümüz bu süreçte onlarca adaletsizlikle karşı karşıya kaldık. Can Atalay içerde ancak onun takip ettiği Çorlu davasında, tren katliamı faciasındaki faillerin bulunmasına yönelik adalet arayışı devam ediyor. Ne yazık ki, skandal kararlar görüyoruz. Onun devamında Ali İsmail Korkmaz davasında verilen skandal bir karar daha var. Yalnızca 7 ayla cezalandırılan tutuksuz yargılanan bir sanık var. Arkadaşlarımız aslında delile muhtaç bir iddianame ile içerde 9 aydır tutukluyken Ali İsmail Korkmaz’ın gencecik 19 yaşında bir arkadaşımızın ölümüne yol açanlar 7 ayla cezalandırılıyor. Adaletsizlikler devam ediyor, en önemlisi de tam da seçim sürecine giderken doğrudan Anayasa’nın ihlal edilmesidir. Bir adaylık süreci tartışılırken aslında Anayasa ihlalinin karşısında kimse durmuyor. Adalet yokmuş gibi bu ülkenin anayasası sistemli bir biçimde delinebilirmiş gibi bir durum devam ediyor. Dolayısıyla biz aslında bu nöbetleri tek başına Gezi davası üzerinden değil, ülkede herkesin adalet arayışını sürdürmesi açısından da önemsiyoruz. 270 gündür Mimarlar Odası’nın anlamı ülkenin adalete susamışlığının bir şekilde aslında mekansallaştığı bir yere dönüşmesidir. O nedenle seçim sürecine girerken nöbet mekanlarımızın, yalnızca Gezi tutukları için değil, kamusal tartışmaların siyasete yön veren her türlü etkinliğin ve eylemin de gerçekleştirileceği birer mekâna dönüşmesini önemsiyoruz. Adalet arayan herkesi nöbetlerimize destek vermeye davet ediyoruz.”

    “YARGILANAN SADECE MÜCELLA YAPICI VE ARKADAŞLARI DEĞİL, TOPLUMUN TAMAMIDIR”

    Mimarlar Odası Ankara Şube Başkan Yardımcısı Ali Atakan da “Gezi’de herkes oradaydı, 81 ilde tüm siyasi partiler dahil tüm örgütler, emekçiler Gezi’deydi. Yargılanan sadece Mücella Yapıcı ve arkadaşları değil toplumun tamamıdır. Bizler yargılanıyoruz, niçin yargılanıyoruz özgürlük, adalet ve demokrasi istediğimiz için yargılanıyoruz. Seçimlere yaklaştığımız şu günlerde Gezi’nin 10. yılı dolmak üzere. Fakat maalesef bu ülkede düşünceyi yasaklama devam ediyor anacak düşünceyi yasaklayamayacaklar. Arkadaşlarımızla ve bizlere prangalar vurabilirler ancak düşünceye pranga vuramazlar. Biz mücadeleye devam edeceğiz, bu seçimlerde de halkımız kazanacak arkadaşlarımız serbest bırakılacak. Gezi’de kaybettiğimiz 8 yoldaşımızı da saygıyla yad ediyorum” diye konuştu.

    “14 MAYIS TÜRKİYE İÇİN BİR DÖNÜM NOKTASI OLACAK”

    Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu üyesi Muteber Osmanpaşaoğlu, “14 Mayıs Türkiye için bir dönüm noktası olacak. Adalet Nöbeti’nin 9. ayında arkadaşlarımızın özgürlüklerinin elinden alındığı bu süre zarfında ülke daha ağır koşullar içine sürüklendi. Ama bu bir dönüm noktası olacak. Gezi’nin 10. yılında kaybettiğimiz genç insanların çocukların hatta ölümünün 10. yılı olacak. 14 Mayıs’ta bir Anneler Günü olacak ve o annelerin yakınlarının acısının hafifleyeceği bir gün olacağını düşünüyorum. Biz tutuklu arkadaşlarımızın da mayıs ayı sonunda serbest kalacağını umut ediyoruz” dedi.

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Can Atalay’dan yeni yıl mesajı: ‘Ben inanıyorum siz de inanın’

    Can Atalay’dan yeni yıl mesajı: ‘Ben inanıyorum siz de inanın’


    Gezi Davası yargılamasında 18 yıl hapis cezası alan ve Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan avukat Can Atalay sosyal medyadan bir yeni yıl mesajı yayınladı. 

    Atalay mesajında ”Vallahi ben inanıyorum, siz de inanın. Yeni yılımız kutlu olsun. Bu daha başlangıç” ifadelerini kullandı. 

    Atalay’ın mesajının tamamı şöyle: 

    ”Yılbaşı kültürden, inançtan, coğrafyadan gayrı kendini kabul ettirmiş bir gün/gece. En ferahından en yoksuluna, felekten gecelerin en güzeli. Daha önce çok müvekkilimi ziyaret ettim, yeni yıl muhabbeti yaptım, umut verdim, umut aldım. Ben ilk kez mahpusta giriyorum bir yeni yıla. Yalan yok, insan bi buruluyor. Ama bu da yalan değil, kaç nesil büyüğümüz, yoldaşımız buralarda girdi yeni yılına. 

    Kaçı yoldaşının yeni yaşının göremedim vefat etti ama 

    ‘Ölenler dövüşerek öldüler; 

    güneşe gömüldüler’ 

    Yine de yeni yıldan yeni direnişler ördüler kendilerine. 

    Belki ilk olduğundan, belki bir geleneğin evladı olmaktan, benim de bir yılbaşı sözüm olsun; biz her yeni yıla bir inatla gireriz, takvim gününden bağımsız. 2023’ün ilk günü hayalini kurduğumuz yılın ilk günü olacak, hep beraber serin bir kış güneşine uyanacağız. 

    Zalimin zulmünden geçip, kardeşçe yaşayacak, içinde bulunduğumuz karanlığı hep birlikte aydınlatacağız. 

    Vallahi ben inanıyorum, siz de inanın. Yeni yılımız kutlu olsun. Bu daha başlangıç. ”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Son dakika: İstinaf, Gezi davasında verilen cezaları onayladı

    Son dakika: İstinaf, Gezi davasında verilen cezaları onayladı


    İstinaf mahkemesi Gezi Parkı davasında verilen cezaları onadı. Osman Kavala için ağırlaştırılmış müebbet hapis kararı. 7 sanık için ise 18’er yıl hapis cezası karara bağlandı.

    Hükümete yakın Sabah gazetesinin haberine göre; Gezi davasında “Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla İstanbul 13. Ağır Ceza mahkemesi tarafından Osman Kavala için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmişti. 

    Mahkeme, Ayşe Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi ise “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan 18 yıl hapis cezasına hükmetmişti. 

    Karar, İstanbul Bölge Adliye mahkemesi 3. Ceza Dairesi tarafından onandı. Dosyanın önümüzdeki günlerde, Yargıtay’a gönderilmesi bekleniyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sinemacılar: ‘Bir korku imparatorluğu kurmak adına girişilen hukuksuzluğa seyirci kalmayacağız’

    Sinemacılar: ‘Bir korku imparatorluğu kurmak adına girişilen hukuksuzluğa seyirci kalmayacağız’


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***