Etiket: Gezi Davası

  • Almanya’dan Osman Kavala’ya Goethe Madalyası

    Almanya’dan Osman Kavala’ya Goethe Madalyası


    Almanya’nın en prestijli devlet nişanlarından biri olan Goethe Madalyası’nın 2025 yılı sahipleri açıklanırken, Gezi Davası tutuklusu Osman Kavala da ödüle layık görülen isimler arasında yer aldı.

    Ödül bu yıl, Çinli dil bilimci Li Yuan, Belçikalı yazar David Van Reybrouck ve Türkiye’den iş insanı ve sivil toplum aktivisti Osman Kavala’ya verildi.

    Ödül töreninin Alman yazar ve bilim insanı Johann Wolfgang von Goethe’nin doğum günü olan 28 Ağustos’ta verilecek.

    ÖDÜLÜ AYŞE BUĞRA ALACAK

    Ödülü Kavala’nın eşi Prof. Dr. Ayşe Buğra alacak. Buğra, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Kendisinin gidip madalyayı alması çok güzel olurdu. Biraz ümitlenmekte kendimi hâlâ engelleyemiyorum” ifadelerini kullandı.

    DW’ye konuşan Buğra, “Biraz burukluk duygusu veriyor insana… Kendisinin gidip madalyayı alması çok güzel olurdu. Biraz ümitlenmekte kendimi hâlâ engelleyemiyorum, belki kendisi gidebilir, kendisi alabilir ödülünü diye…

    Bu ödülü Osman’ın durumuna bağlamak istemiyorum. Hukuki süreci nasıl etkiler, cezaevinden çıkmasını ya da kalmasını nasıl etkiler, bunları düşünmek istemiyorum” dedi.

    Kaynak: DW Türkçe

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gezi Parkı Soruşturmasında Tutuklanmıştı: Menajer Ayşe Barım Hastaneye Kaldırıldı

    Gezi Parkı Soruşturmasında Tutuklanmıştı: Menajer Ayşe Barım Hastaneye Kaldırıldı


    Gezi Parkı soruşturmasında tutuklanan ID İletişim’in sahibi menajer Ayşe Barım’ın hastaneye kaldırıldığı ortaya çıktı.

    Gazeteci Nevşin Mengü sosyal medya hesabından Ayşe Barım’ın fenalaştığını açıkladı. Mengü, “Ayşe Barım tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde fenalaşarak hastaneye kaldırıldı” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    Ayşe Barım, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Gezi eylemlerine iştirak ettiğine ilişkin yazılı ve görsel medyada çıkan iddialar sonucu gözaltına alınmıştı.

    Sulh Ceza Hakimliği tarafından savunması alınan Ayşe Barım, ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme’ suçundan tutuklanmıştı.

    Kaynak: Haber Merkezi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • DEM Parti Eş Genel Başkanları, Gezi Tutuklularını Ziyaret Edecek

    DEM Parti Eş Genel Başkanları, Gezi Tutuklularını Ziyaret Edecek

    DEM Parti Eş Genel Başkanları Hatimoğulları ve Bakırhan, Gezi Davası tutuklularından Çiğdem Mater ve Mine Özerden’i yarın ziyaret edecek.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Gezi Davası’nda tutuklanan Çiğdem Mater ve Mine Özerden’i ziyaret edecek.

    Bakırköy Kadın Cezaevi’inde yarın saat 11.00’de yapılacak ziyaretin ardından saat 14.00’te cezaevi önünde “Özgürlüğe Ses Ver” başlıklı basın açıklaması yapılacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’li Tuğrul Türkeş, Gezi Tutuklularını Ziyaret Ettiğini Duyurdu

    AKP’li Tuğrul Türkeş, Gezi Tutuklularını Ziyaret Ettiğini Duyurdu


    AKP Ankara Milletvekili ve AKPM Parlamenterler Meclisi Türk Delegasyonu Başkanı Tuğrul Türkeş, Gezi Davası tutukluları Osman Kavala, Mine Özerden, Çiğdem Mater, Tayfun Kahraman ve Can Atalay’ı ziyaret ettiğini sosyal medya hesabından açıkladı.


    AKP Ankara Milletvekili ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Türk Delegasyonu Başkanı Tuğrul Türkeş, MHP ile arasında gerilime sebep olan ‘Gezi Tutukluları Ziyaretini’ gerçekleştirdiğini açıkladı.

    Tuğrul Türkeş, daha önce ziyaretlere ilişkin yapmış olduğu başvurunun, değerlendirme sürecinin uzaması nedeniyle tepki gösterdiği Adalet Bakanı Tunç’a da teşekkür etti.

    Ziyareti sosyal medya hesabından duyuran Türkeş, şu açıklamalarda bulundu:

    “Gezi Parkı Davası” Tutuklu Sanıklarının Ziyaretlerinin Gerçekleştirilmesine İlişkin Açıklama

    Daha önceden yapmak arzusunu belirttiğimiz ve yapılacağına ilişkin duyurusunu ilan ettiğimiz Osman Kavala, Tayfun Kahraman ve Can Atalay’ ın ziyaretleri Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda; Çiğdem Mater Utku ve Mine Özerden’ in ziyaretleri Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ nda 31.07.2024 tarihinde gerçekleştirilmiştir.

    Bu süreçte yardımlarını ve katkılarını esirgemeyen Adalet Bakanı Sayın Yılmaz Tunç ve Adalet Bakan Yardımcısı Sayın Ramazan Can’ a teşekkür ederiz.


    Etiketler

    Osman Kavala


    Tuğrul Türkeş


    Gezi


    Gezi davası

    Kimse Bilmiyordu! Temizlik Uzmanlarından Beyaz Sabun Gerçeği - Herkes Denemeli
    Kimse Bilmiyordu! Temizlik Uzmanlarından Beyaz Sabun Gerçeği – Herkes Denemeli

    CHP'li Tanrıkulu'ndan, Selahattin Demirtaş'a Ziyaret
    CHP’li Tanrıkulu’ndan, Selahattin Demirtaş’a Ziyaret

    Meclis, Olağanüstü Toplanıyor
    Meclis, Olağanüstü Toplanacak

    Bu Bitkiden Yetiştiren Zengin Oluyor! 2 Tondan Fazla Ürün Veriyor, Kilosu 200 TL'ye Dayandı
    Bu Bitkiden Yetiştiren Zengin Oluyor! 2 Tondan Fazla Ürün Veriyor, Kilosu 200 TL’ye Dayandı


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tuğrul Türkeş’ten MHP’ye Sert Sözler: Soyadımın Ekmeğini Yiyorlar, Gangsterliği Size Türkeş Mi Öğretti?

    Tuğrul Türkeş’ten MHP’ye Sert Sözler: Soyadımın Ekmeğini Yiyorlar, Gangsterliği Size Türkeş Mi Öğretti?


    Gezi Davası tutuklularını görme talebi Adalet Bakanlığı tarafından onaylanan fakat hakkındaki tartışmaların devam ettiği AKP’li Tuğrul Türkeş, MHP’li olduğunu söyleyen kişiler tarafından tehdit edildiğini söyledi. “30 yıldır soyismimden ekmek yiyor hepsi” diyen Türkeş, MHP’ye yönelik sert açıklamalarda bulundu: Gangsterliği size Türkeş mi öğretti?


    AKP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş’in Gezi Parkı Davası tutuklularını görme talebiyle başlayan tartışmalar gündemdeki yerini koruyor. Türkeş, Adalet Bakanlığı’nın talebine izin vermesi sonrası Gerçek Gündem’e yaptığı ilk açıklamanın ardından bir kez daha konuştu.

    MHP’YE SERT SÖZLER

    halktv.com.tr yazarı İsmail Saymaz’a konuşan Türkeş, ilk kez MHP’ye yönelik sert açıklamalarda bulundu. Saymaz Türkeş’in MHP ile gerilimine yönelik “Çok merak ediyorum, neden hakaret etmeden düzgün bir tartışmanın tarafı olamıyorlar. Bunca hakarete ne gerek var, onu anlamıyorum” dediğini aktardı.

    Tartışmaların hakaret boyutuna ulaşmasının sebebini soran Saymaz’a Türkeş “Bana şöyle karşılık verdi: 2015 yılında anayasal görev olan seçim hükümetine girdiğim için hukuksuz şekilde beni MHP’den ihraç ettiler. Seçim sonrası AK Partide yer alınca bununla ilgili de hakaret ettiler. Hem ihraç ettikleri ve partilerinde bulunmasını arzu etmedikleri bir şahsın başka bir partideki faaliyeti onları niye bu kadar ilgilendiriyor? Niye bu kadar rahatsız ediyor bunu anlamak mümkün değil” dedi.

    ’30 YILDIR SOYİSMİMDEN EKMEK YİYORLAR’

    Saymaz: Acaba size yönelik böyle bir üsluba başvurulmasının sebebi soy isminiz olabilir mi? Alparslan Türkeş’in oğlu olmanız mı?

    “Soyismim onları niye rahatsız etsin ki? Onlar ondan geçiniyorlar. 30 yıldır soyismimden ekmek yiyor hepsi. Sonra da Türkgün gazetesinde Türkeş’in çocuklarına saldırıyorlar. 30 yıldır mirasını yedikleri Türkeş’in kendi çocuklarını yetiştiremediğini her fırsatta ifade ediyor. Bunu kabul etmem mümkün değil de bir an için doğru kabul etsek kendi evindeki çocuğu yetiştirememiş Türkeş’in dağdaki çobanı nasıl adam ettiğini iddia ediyorlar o zaman. ​​​Gangsterliği size Türkeş mi öğretti?”

    MHP’LİLERDEN TEHDİT

    Saymaz, Türkeş’in Gezi tutuklusu Kavala’yı ziyaret edeceğini belirtmesinin üzerine kendisini MHP’li olduğunu ifade eden kişiler tarafından sosyal medyadan ‘Sana gümüş mermi hazırladım, seni mermi manyağı yapacağım’ diye tehdit edildiğini aktardı.

    NE OLMUŞTU?

    AKP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, Gezi Parkı Davası sanıklarından Osman Kavala’yı ziyaret etmek istemiş, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç konuya ilişkin “Talebi değerlendiriyoruz” açıklamasında bulunmuştu.

    Türkeş, Bakan Tunç’un açıklamalarına tepki gösterirken “Talebimiz karşılığında Sayın Adalet Bakanımızın davanın içeriği ile alakalı açıklamaları şık ve yerinde olmamıştır. Adalet Bakanı hak arayışlarına engel olmamalıdır” ifadelerini kullanmıştı.

    AKP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, 27 Temmuz’da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ‘Gezi Parkı Davası’ tutuklu sanıklarından Osman Kavala ile yapacağı görüşme için Adalet Bakanlığı’ndan izin alındığını belirtmişti.

    Türkeş, Adalet Bakanlığı’nın izni sonrası ilk açıklamasını Gerçek Gündem’e yapmıştı. Türkeş, en kısa zamanda ziyaretleri gerçekleştireceğini söylemişti. Türkeş, ziyarette ne konuşulacağına ilişkin, “Tanışacağız. Çünkü birbirimizi tanımıyoruz. Önce tanışacağız” demişti.


    Etiketler

    Tuğrul Türkeş


    Osman Kavala


    Gezi davası


    MHP

    Aylar Geçse Bile Bozulmuyor! Soğanları Mutlaka Böyle Saklayın
    Aylar Geçse Bile Bozulmuyor! Soğanları Mutlaka Böyle Saklayın

    Dev Market Zincirinde Nakit Ödeme Kalktı
    Dev Market Zincirinde Nakit Ödeme Kalktı

    Pişi Hamuruna Eklenmeliymiş! Balon Gibi Kabaran Pişileri Üsküp'te Böyle Yapıyorlar
    Pişi Hamuruna Eklenmeliymiş! Balon Gibi Kabaran Pişileri Üsküp’te Böyle Yapıyorlar

    İTÜ'de Yangın! Bina Tahliye Edildi
    İTÜ’de Yangın! Bina Tahliye Edildi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’li Türkeş’ten Adalet Bakanı Tunç’a Osman Kavala Tepkisi: ‘Dosyayı Sümen Altı Ediyor’

    AKP’li Türkeş’ten Adalet Bakanı Tunç’a Osman Kavala Tepkisi: ‘Dosyayı Sümen Altı Ediyor’

    AKPM Türk Delegasyonu Başkanı ve AKP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş’in Osman Kavala’yı ziyaret edeceğini açıklamasının üzerine başlayan tartışmalar devam ediyor. Son olarak Türkeş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a tepki gösterdi. Tunç’un başvuruyu tarafsız bir şekilde yönetmediğini ifade eden Türkeş, Bakan Tunç tarafından yapılan açıklamayı “Dosyayı sümen altı etmeye yönelik bir açıklama” olarak tanımladı.

    Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Türk Delegasyonu Başkanı da olan AKP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, Gezi Davası tutukluları Osman Kavala, Can Atalay, Mine Özerden, Tayfun Kahraman ve Çiğdem Mater’i cezaevinde ziyaret edeceğini açıklayarak, görüşme için başvuruda bulunmuştu.

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise Türkeş’in başvurusuna ilişkin, açıklamalarda bulunarak, “Tabii onula ilgili bir dilekçe verildi, 19 Temmuz’da bize ulaştı. Değerlendirme aşamasındayız, gerekli kararı veririz” demişti.

    Tuğrul Türkeş’in ziyaret talebi kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya devam ederken, Türkeş’ten konuya ilişkin yeni bir açıklama geldi.

    ‘DOSYAYI SÜMEN ALTI ETMEYE YÖNELİK BİR AÇIKLAMA’

    Sosyal medya hesabı X (Twitter) üzerinden paylaşımda bulunan Türkeş, Adalet Bakanı’nın cevabına tepki gösterdi.

    Türkeş’in açıklamaları şu şekilde:

    “Zorunlu bir açıklama

    Türkiye genelinde oluşan gündemin yanı sıra, yurtdışında da geniş yankı bulan ve kamuoyunda “ Gezi Parkı Davası ” olarak bilinen derdest davanın yargılanan tutuklu sanıklarından;

    -Osman Kavala, Mine Özerden, Çiğdem Mater, Can Atalay ve Tayfun Kahraman’ı,

    AKPM Türk Delegasyonu Başkanı sıfatı ile ziyaret zarurete hasıl olmuştur. Bu zaruret ortaya çıkınca, vaki talebimiz usulüne uygun olarak Adalet Bakanlığı’ na 19.07.2024 tarihinde iletilmiştir. Aradan 7 gün (1 hafta) geçmesine rağmen Bakanlığın bu konu hakkında müspet veya menfi herhangi bir kanaat bildirmemesi nedeniyle konu, kamuoyunun ve medyanın beklentisi ve takibinde kalmıştır.

    Görüşme talebim ile ilgili nihai karar mercii ve takdir yetkisi Adalet Bakanımızdadır. Bu konuda herhangi bir ısrarım söz konu olmamıştır ve olamaz.

    Ancak geçen bu süre içerisinde medya tarafından konu ile ilgili yöneltilen ziyaret izni sorularına cevaben Adalet Bakanımız Yılmaz Tunç’un basında yer alan ifadeleri aşağıdaki gibidir;

    Bakan ;

    “ Yeniden yargılanma talebinde, “Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçunun parlamenter sistem döneminde olduğu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildiği için suçun mağdurunun değiştiğine ilişkin gerekçe sunulduğunu anlatan Tunç, bu gerekçeyi uygun görmediklerini söyledi.

    Yılmaz Tunç, “Gezi davasıyla ilgili istinaf ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen durum söz konusu. Temyiz incelemesinden geçen kararlarla ilgili kanun yararına bozmaya gidilemiyor. Hem usul, hem esas bakımından uygun olmayan başvuru olarak değerlendirildi.” diye konuşmuştur.

    Her gün onlarca tutuklunun ziyaret edilmesi hususunda Bakanlığa müracaatlar yapılıp bunlar gün içerisinde sonuçlandırılır iken, yukarıda bahse konu talebimiz karşılığında Sayın Adalet Bakanımızın davanın içeriği ile alakalı açıklamaları şık ve yerinde olmamıştır. Adalet Bakanı hak arayışlarına engel olmamalıdır.

    Zaten ben, bu tutuklu sanıkları “Ziyaret edeyim, gitmişken de ellerinden tutup alıp getireyim” demedim. Keza yargılanma usul ve esasları ve/veya yargı süreci ve/veya tutuksuz yargılama imkanlarının olup olmadığını da sormuş değiliz. Talebimiz Gezi Parkı davası kapsamındaki yargılamaları süren tutuklu sanıklardan 5 kişiyi Bakanlık takdirinde ve yasal sınırlar içinde ziyaret etmekten ibarettir.

    Ama madem konu bir ziyaret izninin ötesinde muhtevası ile de tartışılıyor, bu konuda ben de birkaç katkı sunmak istiyorum. Daha önce de ifade ettiğim gibi ben de verilen yargılamanın yenilenmesi dilekçesini okudum. Dilekçede Adalet Bakanımızın ifade ettiği gibi “suçun mağduru değişmiştir gibi bir gerekçe” değil tam tersine “suçun mağduru anayasal reform ile lağv edilmiş, ilga edilmiş ve ortadan kaldırılmıştır” açıklaması mevcuttur. Dolayısıyla “mağdur değişmemiştir”; “mağdur ortadan kalkmıştır”. İkisi farklı kavramlardır. Takdir buyurulur ki; Hukuk kavramlar üzerinde yürür.

    Devam eden bir hukuki ihtilaf vardır. Yargılanmanın yenilenmesi eski davanın devamıdır. Kesinleşmiş bir durum söz konusu değildir. Kaldı ki eski kanun geçerli olup, “idam” cezası kaldırılmasa idi, insanların hayatı söz konusu idi. Keza bugün de, onun yerine verilmiş bir “ağırlaştırılmış müebbet hapis” söz konusudur. Yani bir sanığın suçlu bulunması ile suçsuzluğu arasında verilecek kararda risk büyüktür. Ceza hukuku bütün evrensel ülkelerde gerçeğin ortaya çıkarılması için çalışır.

    Halbuki Adalet Bakanımız kamuoyunda makes bulmuş bu gelişmeyi, başvuruyu tarafsız bir şekilde yönetmesi gerekirken tam tersine dosyayı sümen altı etmeye yönelik açıklama, değerlendirme yapma cihetine gitmiştir. Kanaatimce bu, doğru bir yaklaşım değildir.

    Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kimse Bilmiyordu: Tayfun Kahraman’ın Cezaevindeki Büyük ‘Sınavı’

    Kimse Bilmiyordu: Tayfun Kahraman’ın Cezaevindeki Büyük ‘Sınavı’


    Gezi Davası’nda 805 gündür Can Atalay, Çiğdem Mater, Mine Özerden ile birlikte hapiste tutulan Tayfun Kahraman’a MS hastalığı tanısı konulduğu ortaya çıktı. Gazeteci Murat Sabuncu, Kahraman’ın hiç kimse tarafından bilinmeyen hastalığını duyurarak, yazısının başlığında “Tayfun Kahraman egzersiz yapmazsa ne olur?” sorusunu sordu.

    Gezi tutuklusu Tayfun Kahraman’ın cezaevinde ‘zor bir hastalıkla’ mücadele ettiğini yazan Sabuncu, Kahraman’a 2005 yılında MS (multiple skleroz) teşhisi konulduğunu duyurdu. Kahraman’ın hastalık teşhisi konulmasının ardından yıllardır İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı’nda görevli doktorların takibinde olduğu aktarılırken, 27 aydır da üç ayda bir hastaneye kontrole götürüldüğünün altı çizildi.

    DOKTOR RAPORU VAR AMA GEREKEN YAPILMIYOR

    Kahraman için cezaevi yönetimine verilmek üzere yazılan 26 Nisan 2022 tarihli doktor raporunda da Kahraman’ın düzenli egzersiz yapması gerektiği yazmasına rağmen, raporun gereği yerine getirilmedi.

    Sabuncu’nun yazısında aktardığı doktor raporunda “Hastanın mevcut MS hastalığında egzersiz ve hareket en az kullanılan tedaviler kadar önemli olup, Tayfun Kahraman’ın düzenli her gün spor saatlerinin ayarlanması ve egzersiz yapmasının sağlanması rica olunur” denilmesine rağmen, yazıda, Kahraman’ın yalnızca haftada bir gün spor saatinde egzersiz yapma imkanı bulabildiğinin altı çizildi.

    ‘AİLESİ BU DURUMU ÇOK FAZLA DUYURMUYOR’

    Sabuncu yazısında, “Tayfun Kahraman ve ailesi bu durumu çok fazla duyurmuyor. Ancak bir yandan da zor, ihmâl edilmemesi gereken bir sağlık sorunu ile baş edilmeye çalışılıyor. Gezi’de uygulanmayan mahkeme kararlarının uygulanması, Anayasa Mahkemesi önünde bekleyen dosyanın hızlı bir şekilde gündeme alınması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tutuklu milletvekili Can Atalay’dan mektup: Benim için TBMM bu hücredir

    Tutuklu milletvekili Can Atalay’dan mektup: Benim için TBMM bu hücredir



    Gezi Davası kapsamında halen Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde bulunan TİP Hatay Milletvekili Can Atalay, Anayasa Mahkemesi’nin hakkında iki kez hak ihlaline hükmetmesine rağmen Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararı uygulamamasına tepki gösterdi.

    Tutuklu milletvekili Can Atalay'dan mektup: Benim için TBMM bu hücredir - Resim : 1

    ‘TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BURASIDIR, CEZAEVİDİR’

    Atalay’ın konuya ilişkin mektubu, avukatları tarafından yönetilen kişisel X hesabından yayınlandı.

    Atalay mektubunda “Bulunduğum 20 metrekarelik hücreden çıkıp Mecliste yemin etmem, siyaset yapmam istenmiyor. Hatay halkı için çalışmam engelleniyor. Engelleri aşmak gerekiyor. O halde artık benim için Türkiye Büyük Millet Meclisi burasıdır, cezaevidir, bu hücredir” ifadelerini kullandı.

    Can Atalay şunları kaydetti:

    “Demokrasi ve hukukun üstünlüğü için endişe duyarak Anayasa Mahkemesinin verdiği kararların uygulanması beklendiği halde uygulanmadı. Oysa; Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararları temel insan hak ve özgürlüklerin, demokrasi ve hukuk devletinin geleceğini belirleyen kararlardır. Anayasa Mahkemesi kararları hakkımda verilmiş olsa dahi; sahip çıkılması gereken demokrasidir, insan haklarıdır, hukuk devletinin ve hukukun üstünlüğüdür.

    Tartışılan Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olan bir milletvekilinin özgürlüğüdür. Ancak asıl mesele vatandaşların seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma hakkına sahip çıkabilmektir. Asıl meselemiz demokrasi ve hukukun üstünlüğü olmalıdır.

    Hangi şartlar altında olursa olsun bu sorumluluğu yerine getirmek topluma olan borcumdur.

    Bulunduğum 20 metrekarelik hücreden çıkıp Mecliste yemin etmem, siyaset yapmam istenmiyor. Hatay halkı için çalışmam engelleniyor.

    Engelleri aşmak gerekiyor.

    O halde artık benim için Türkiye Büyük Millet Meclisi burasıdır, cezaevidir, bu hücredir.

    Dün olduğu gibi bugün de Anayasa’nın uygulanmasını savunuyorum.

    Hukukun egemen olması için başta Hataylılar olmak üzere hepimiz için mücadele vermeyi sürdürüyorum, sürdüreceğim.

    Yolumuza devam ederken Hatay’da yitirdiklerimizin davasını üstleneceğimizi, 6 Şubat depremleri ile yerle bir olan Hatayı hep birlikte ayağa kaldırmak için canla başla çalışacağımızı, insan canını imar rantı içerisinde bir maliyet kalemi olarak görenlere ve insanımızı bu yıkıma mahkûm eden anlayışa karşı mücadele edeceğimizi söylemiştik.

    Keyfiliğin sonucunun otoriterliktir. 100 yılını arkada bırakan Cumhuriyetimiz, ancak demokratik hukuk devletinin kurallarıyla daha da ileri taşınabilir.

    Sözümüz, sözdür.

    Yolumuzdan dönmeyeceğiz.

    Karşı karşıya olduğumuz tehlikelerin farkındayız. Yöneticilerin keyfiliğine, hukuksuzluğuna karşı çıkan bütün yurttaşlarımızı, yan yana duruşumuz ve dayanışmamız kurtaracaktır.

    Bu nedenle; hangi mahkeme kararının ne zaman ve ne şekilde uygulanacağını, uygulanıp uygulanmayacağını bir kenara bırakmanın vaktidir. Mücadele ve dayanışmayı sürdürmeye devam etmenin zamanıdır.

    Bir kez daha söylüyorum: mevcut durum ve önüme çıkarılabilecek hiçbir engel, beni Hatay halkına karşı olan sorumluluğumu yerine getirmekten alıkoyamayacaktır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Osman Kavala’nın eşi Ayşe Buğra: ‘Eşimin neyle suçlandığını 6 yıldır anlamıyorum’

    Osman Kavala’nın eşi Ayşe Buğra: ‘Eşimin neyle suçlandığını 6 yıldır anlamıyorum’



    Gezi Direnişi Davası’nda tutuklanan ve halen tutuklu bulunan Osman Kavala’nın eşi Prof. Dr. Ayşe Buğra ve Kavala’nın avukatı Deniz Tolga Aytöre TELE1’de yayınlanan Merdan Yanardağ’ın konuğu oldu.

    Buğra, eşinin 6 yıldır neyle suçlandığını anlayamadığını söyledi ve “Duruşmalara ümitlenmeden gittim çünkü umutlanıp gidince daha yıkıcı oluyor. Duruşmalar boyunca eşimin neyle suçlandığını anlamadım” ifadelerini kullandı.

    “BİR İNSANIN YILLARCA ÖZGÜRLÜĞÜNDEN YOKSUN BIRAKILMASI DEMEK Kİ BU KADAR KOLAY”

    Buğra, Kavala hakkında düzenlenen 2. iddianamenin kendisi için çok sarsıcı olduğunu söyleyerek, ”Çünkü hiçbir delilden bahsetme gereğini duymuyor. Bir takım soyut siyasi analizler yapılıyor. ‘Memleketin dış güçler ve onun yerli işbirlikçileri’ bütün sivil toplum kuruluşlarının nasıl memleket aleyhine faaliyette bulundukları… Bunu okuyunca ‘artık bize yalan söylemeye tenezzül etmiyorlar’ dedim. Bir insanın yıllarca özgürlüğünden yoksun bırakılması demek ki bu kadar kolay” ifadelerini kullandı.

    Buğra’nın açıklamaları şöyle:

    “İnanılır gibi bulmuyorum. 6 yıldır bunun içinde yaşıyoruz. Ama inanılmaz gelen bir tarafı var. Darbe girişimine destek vermek, cebir ve şiddetle hükümeti devirmek, organize ve finanse etmek. Bunlar fantastik suçlamalar. Bunlarla birlikte eşimin kim olduğunu düşünüyorum. Bütün hayatı boyunca şiddete karşı çıkmış bir insan. Sanat kültür faaliyetleri içinde olmuş biri. Bunlar da çatışmaların ortadan kalmasına yönelik. Ve bu insan darbe girişimi gibi suçlamalarla tutuklanıyor. Sürecin anlaşılmazlığı kendi içinde yıpratıcı. 20 duruşmaya ümitlenmeden gittim çünkü umutlanıp gidince daha yıkıcı oluyor. Duruşmalar boyunca eşimin neyle suçlandığını anlamadım. Ve bu duruşmalar aynı cümleyle ‘Tutukluluğun devamı’ kararıyla bitti. Tabi bu kolay kaldırılır bir şey değil.”

    “ARTIK BİZE YALAN SÖYLEME TENEZZÜLÜNDE BULUNMUYORLAR”

    “Başka kolay kaldırılmayacak şeyler de var. Mesela beraat kararı… Beraat kararı veriliyor. Akşam çıkmasını bekliyoruz. Cezaevinden alınıp emniyete götürülüyor ve tekrar tutuklanıyor. Bu noktada ben işkence lafını kullanmaya başladım. 2’nci iddianame benim için çok sarsıcıydı. Çünkü hiç bir delilden bahsetme gereğini duymuyor. Bir takım soyut siyasi analizler yapılıyor. ‘Memleketin dış güçler ve onun yerli işbirlikçileri’ bütün sivil toplum kuruluşlarının nasıl memleket aleyhine faaliyette bulundukları… Bunu okuyunca ‘artık bize yalan söylemeye tenezzül etmiyorlar’ dedim. Bir İnsanın yıllarca insanın yıllarca özgürlüğünden yoksun bırakılması demek ki bu kadar kolay. Artık üniversite öğrencisi değiliz.. 3 yıl 6 yıl önemli süreler. Annesi 96 yaşında ve artık iyi değil. ‘Görür müyüm acaba?’ diyor. Bunu duymak iyi değil.”

    “ALGILARA YÖNELİK HUKUKİ GİRİŞİMLERİMİZ GERİ ÇEVRİLDİ”

    “Osman, çok fazla insan tanıyor. Herkesin derdini dinler herkesle konuşur bütün amacı diyalog genişletilmesi… Bir siyasi söyleme destek olarak seçilmiş olabilir. Gezinin kriminalize edilmesi için seçilmiş olabilir. Benzer hareketlerin caydırılması… Türkiye’nin demokratik bir hukuk bir devleti olmasını isteyen geniş bir kesim var. Bir de bunların karşısında Türkiye’nin demokratik dünyadan kopmasını isteyen bir bir kesim var. Bu kesim için iyi bir örnek olarak kullanılacak bir şey. Osman son zamanlarda Sivil Toplum alanında çalışıyordu. Onun öne çıktığını zannediyorum. Tüm bu karalama kampanyalarını düşünüyorum. Çok karanlık bir insanmış algısını düşünüyorum. Ve bunlara hukuki girişimde bulunuldu. Girişimler ifade özgürlüğüne atıfla geri çevrildi.

    Hukuk herkese lazım. Hukuksuz yargılamaların yapıldığı bir yerde kimsenin güvenliği yoktur. Ormanda yaşar gibiyiz. Bunun idrak edilmesi lazım. İnsanlar bunu ne kadar önemsiyorlar. Bunu merak ediyorum.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan, Can Atalay’a ‘terörist’ dedi; Özgür Özel’i hedef aldı: “Teröristi adeta Meclis’ten cezaevine tünel kazarak kurtarma peşinde”

    Erdoğan, Can Atalay’a ‘terörist’ dedi; Özgür Özel’i hedef aldı: “Teröristi adeta Meclis’ten cezaevine tünel kazarak kurtarma peşinde”



    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, İstanbul’da partisinin aday tanıtım toplantısında konuşma yaptı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile Gezi davasında 18 yıl hapis cezasına çarptırılan ve tutukluluğu sürerken 14 Mayıs’ta milletvekili seçilmesine rağmen tahliye edilmeyen avukat Can Atalay’ı hedef alan Erdoğan, “31 Mart seçimlerinde Özgür efendiyi de özgürleştireceğiz. Biz kendisinin zincirlerinden kurtularak özgürleştirmesini isteriz. Bu zatın gidişatı şu anda pek de iyi gözükmüyor. Daha bismillah demeden, anayasal düzene kastetmekten 18 yıl ceza almış bir teröristi adeta Meclis’ten cezaevine tünel kazarak kurtarma peşinde düşüyor.” dedi.

    Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

    “Siyasi hayatımızın her safhasında bunlarla karşılaştık, mücadele ettik. Bu milletin ne cumhuriyetle ne de cumhuriyetin banisi Mustafa Kemal Atatürk’le bir derdi yoktur. Türkiye bu tuzağa düşmeyecek bir ülkedir. Her karışı terle ve kanla sulanmış vatan toprakları üzerinde meydanın boş olmadığını göstermek boynumuzun borcudur. Riyad’dan size ekmek çıkmak. Tişörtleri farklı bir şekilde boyamak size ekmek kazandırmak. Samimiyseniz bunu ülke genelinde yerli ve milli olarak ifade edin. Bizi üzen ülkemizin 2. büyük partisi hüviyetine sahip CHP’nin Türkiye düşmanlarına kuyruk olmasıdır. Bu partinin emanetçi genel başkanı milleti tahrik ederek, parti içi iktidar kavgasını unutturmaya… Bundan başka bir işe yaramıyor. 31 Mart seçimlerinde Özgür efendiyi de özgürleştireceğiz. Biz kendisinin zincirlerinden kurtularak özgürleştirmesini isteriz. Bu zatın gidişatı şu anda pek de iyi gözükmüyor. Daha bismillah demeden, anayasal düzene kastetmekten 18 yıl ceza almış bir teröristi adeta Meclis’ten cezaevine tünel kazarak kurtarma peşinde düşüyor. Siyaset her kişinin değil, er kişinin hakkıdır. Fatih’in fethettiği İstanbul’u muradına kavuşturacağız.”

    CAN ATALAY DAVASINDA NE OLMUŞTU?

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 26 Nisan 2022’de Gezi Parkı davasında Osman Kavala’yı “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Can Atalay dahil 7 sanığı ise “hükümetin ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırdı.

    25 Nisan 2022’de tutuklanan Can Atalay, tutukluluğu sürerken 14 Mayıs’ta milletvekili seçildi.

    Milletvekili seçilmesinin ardından avukatları aracılığıyla mazbatasını alan ancak tutukluluğu nedeniyle milletvekili yeminini edemeyen Atalay ile ilgili Yargıtay’a yapılan tahliye talepli başvuru reddedildi.

    Atalay talebi reddedilince “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlâl edildiği” gerekçesiyle AYM’ye başvurdu.

    Atalay’ın avukatları, Anayasa’nın milletvekillerine yasama dokunulmazlığı getiren 83. maddesine dayanarak seçim sürecinin ardından müvekkillerinin tahliyesi ve hakkındaki yargılamanın durması gerektiğini vurguladı.

    Anayasa’nın 83. maddesinde, “Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclis’in kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz” ifadesi yer alıyor.

    AYM, Can Atalay ile ilgili olarak 25 Ekim’de 5’e karşı 9 oyla hak ihlâli kararı verdi ve dosyayı, milletvekilinin tahliye edilmesi ve yargılamanın durması için yerel mahkemeye gönderdi.

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ise Atalay için hüküm verildiği gerekçesiyle dosyanın Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne gönderilmesini kararlaştırdı.

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 8 Kasım’da hem karara uymadı hem de Türkiye’de ilk kez görülen bir karara imza atarak ihlâl yönünde oy kullanan AYM üyeleri hakkında ise suç duyurusunda bulundu.

    “Yargı krizi” olarak adlandırılan olaya tepkiler sürerken, Can Atalay’ın avukatları bu kez AYM kararına uyulmaması nedeniyle bir kez daha Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

    AYM Genel Kurulu 21 Aralık’ta Can Atalay hakkında daha önce verdiği hak ihlâli kararına uyulmaması nedeniyle yapılan ikinci başvuruyu inceledi.

    AYM, Anayasa’nın 67. maddesinde güvence altına alınan “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı” ile 19. maddesinde güvence altına alınan “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı”nın ihlal edildiğine bu kez 3’e karşı 11 oyla karar verdi. İrfan Fidan, Muhterem İnce ve Muammer Topal karşı oy kullandı.

    AYM, Anayasa’nın 148. maddesinde güvence altına alınan “bireysel başvuru hakkı”nın ihlâl edildiğine ise oy birliğiyle karar verdi.

    AYM ayrıca; hak ihlallerinin ortadan kaldırılması, yeniden yargılanmasına başlanması, infazın durdurulması, tahliyesinin sağlanması ve yeniden yapılacak yargılamada durma kararı verilmesi için kararın İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine oy birliğiyle karar vermiş ve Can Atalay’a 100 bin lira tazminat ödenmesine de hükmetmişti.

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti ise AYM’nin Can Atalay hakkındaki kararını uygulamayarak, dosyayı bir kez daha Yargıtay’a göndermişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***