Etiket: Gaz

  • ABD’de yeni bir infaz yöntemi ilk kez denendi: Bir kişi nitrojen gazıyla idam edildi

    ABD’de yeni bir infaz yöntemi ilk kez denendi: Bir kişi nitrojen gazıyla idam edildi


    ABD’nin Alabama eyaletinde cinayetten suçlu bulunan bir kişi nitrojen gazıyla idam edildi. Bu infaz yöntemi ülkede ilk kez kullanıldı.

    REKLAM

    Amerika Birleşik Devletleri’nin Alabama eyaletinde ilk kez bir kişinin nitrojen gazıyla idam edilmesi ülkede idam tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Eyalet yetkilileri bu yöntemin “insani” olduğunu savunurken eleştiriler “acımasız” ve “deneysel” olduğu yönünde. 

    Yetkililer, cinayet işlemekten suçlu bulunan 58 yaşındaki Kenneth Eugene Smith’in Alabama’daki bir hapishanede yüz maskesiyle saf nitrojen (azot) gazı soluyarak infaz edildiğini açıkladı. 

    Böylece, şu anda en yaygın yöntem olan zehirli iğnenin 1982 yılında kullanılmaya başlanmasından bu yana ABD’de ilk kez yeni bir infaz yöntemi denenmiş oldu.

    İnfazın yaklaşık 22 dakika sürdüğü ve mahkumun birkaç dakika boyunca bilincinin açık olduğu, en az iki dakika boyunca titrediği ve kıvrandığı belirtildi.

    Smith’in son sözleriyse şöyle oldu: “Bu gece Alabama insanlığın geriye doğru bir adım atmasına neden oluyor. … Sevgi, barış ve ışıkla ayrılıyorum.”

    Alabama Valisi Kay Ivey, infazın 1988 yılında 45 yaşındaki kiralık katil tarafından öldürülen Elizabeth Sennett’in için adaleti sağladığını söyledi.

    İnfazdan önce avukatları, eyaletin Smith’i anayasanın “zalimce ve olağandışı cezalandırma” yasağını ihlal edebilecek deneysel bir infaz yönteminin deneği haline getirdiğini iddia etmişti.

    Federal mahkemeler Smith’in avukatlarının taleplerini reddetti ve en son karar perşembe gecesi ABD Yüksek Mahkemesi’nden geldi.

    Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları 3 Ocak’ta yaptıkları yazılı açıklamada, Smith’in yaklaşmakta olan infazıyla ilgili endişelerini dile getirmiş, bunun “ciddi acı veya ıstırap veren cezalarla” ilgili ABD’nin taraf olduğu “İşkenceye Karşı BM Sözleşmesi” kurallarına aykırı olduğunu belirtmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • COP28: Üye ülkeler fosil yakıtlardan uzaklaşmak için ilk kez anlaşmaya vardı

    COP28: Üye ülkeler fosil yakıtlardan uzaklaşmak için ilk kez anlaşmaya vardı


    Dubai’de iki hafta süren müzakereler neticesinde üzerinde mutabakat sağlandığı açıklanan taslak metin, fosil yakıtları “aşamalı olarak kaldırma” terimini kullanmadı, bunun yerine fosil yakıtlardan “uzaklaşma” çağrısı yaparak dili bir ton daha sertleştirdi.

    REKLAM

    Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 28. Taraflar Konferansı (COP28) kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri’nde bir araya gelen devletler, fosil yakıtların küresel bazda tüketimini azaltmaya geçiş konusunda uzlaşı sağladı. 

    “Fosil yakıtlardan aşamalı olarak uzaklaşma”ya yönelik taslak anlaşma, iklim krizine karşı verilecek mücadelenin kilometre taşlarından biri olarak nitelendirildi. 

    İmzalanan metin, iklim değişikliğinin temel nedeni olarak görülen fosil yakıt tüketimi çağının nihai olarak sona ermesine işaret eden türünün ilk örneği bir anlaşma olarak görülüyor. 

    İki hafta süren çetin müzakere süreci sonrası Dubai’de varılan mutabakat, yatırımcılara ve politikacılara dünyanın fosil yakıtlardan kurtulma arzusunda birleştiği mesajı veriyor. 

    Bilim insanları, bunun iklim felaketini engellemek için son umut olduğunu dile getiriyor.

    100’den fazla ülke lobi yaptı, OPEC muhalefet etti

    Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide anlaşmayla ilgili “Dünya ilk kez fosil yakıtlardan uzaklaşılması gerektiği konusunda bu kadar net bir metin etrafında birleşiyor. Bu durum, odadaki fil gibiydi. Meseleye nihayet doğrudan değinildi.” diye konuştu. 

    COP 28 kapsamında 100’den fazla ülke petrol, gaz ve kömür kullanımının “aşamalı olarak kaldırılması” yönünde güçlü bir dil kullanılması için yoğun lobi faaliyetleri yürüttü. 

    Ancak bu ülkeler, dünyanın belirli yakıtların kullanımını tamamen bitirmeden emisyonları azaltabileceğini savunan Suudi Arabistan liderliğindeki OPEC grubu ülkelerinin güçlü muhalefetiyle karşılaştı.

    Taraflar arasındaki mücadele, çarşamba günü zirvenin uzatmalara gitmesine neden oldu.

    Yenilenebilir enerjiye geçiş üç katına çıkarılmalı

    Henüz taslak halindeki anlaşma özellikle “enerji sistemlerinde fosil yakıtlardan adil, düzenli ve hakkaniyetli bir şekilde uzaklaşılması… böylece bilime uygun olarak 2050 yılına kadar net sıfıra ulaşılması” çağrısında bulunuyor.

    Ayrıca 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji kapasitesinin küresel olarak üç katına çıkarılması, kömürün azaltılmasına yönelik çabaların hızlandırılması ve karbondan arındırılması zor endüstrileri temizleyebilecek karbon yakalama ve depolama gibi teknolojilerin hızlandırılması çağrısı yapıyor. 

    Anlaşmada fosil yakıtlardan ‘uzaklaşma’ terimi kullanıldı

    Günün erken saatlerinde Dubai’de üzerinde mutabakat sağlandığı açıklanan taslak metin, “aşamalı olarak kaldırma” terimini kullanmasa da fosil yakıtlardan “uzaklaşma” çağrısında bulunarak dili bir ton daha sertleştirdi.

    Devletler arasında yoğun pazarlıklara sahne olan bir gecenin ardından (üye devletlerce) değerlendirilmek üzere açıklanan metin, gelecek 10 yıla atıfla, “kritik on yıl boyunca eylemin hızlandırılması” çağrısında bulunuyor. 

    Keza taslak, tüm üye ülkeleri çeşitli adımlarla yeni yol haritasına net olarak katkıda bulunmaya çağırıyor.

    COP28 Başkanı Cabir’den anlaşmaya övgü

    COP28 Başkanı Sultan el Cabir, yaklaşık 200 ülke tarafından onaylanan iklim anlaşmasını, 1,5 derece hedefini ulaşılabilir kılmak için “sağlam bir plan” sunan “tarihi bir önlem paketi” olarak niteledi. 

    El Cabir, anlaşmanın onaylanmasından kısa süre sonra COP28 zirvesi kapanış oturumunda yaptığı konuşmada “Ekonomilerimizi yeniden tanımlama potansiyeline sahip bir paradigma değişikliği gerçekleştirdik” ifadesini kullandı. 

    COP28 başkanlığının yanı sıra BAE Sanayi ve İleri Teknoloji Bakanı olan Sultan bin Ahmed el Cabir, konuşmasını, “Bir anlaşma ancak uygulandığı kadar iyidir. Biz söylediğimiz değil, yaptığımız şeyiz.” ifadeleriyle sonlandırdı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB, Rusya’ya kömür ithalatı yasağının ardından yeni pazar arayışı içerisinde

    AB, Rusya’ya kömür ithalatı yasağının ardından yeni pazar arayışı içerisinde


    Resmi veriler, Avrupalı alıcıların, Avrupa Birliği Komisyonu’nun Rusya’ya kömür ithalatı yasağı getirmesi ve gaz arzını rahatlatma mücadelesi kapsamında dünyanın dört bir yanından kömür alımı ve sevkiyatını arttırdığını gösteriyor.

    Avrupa Birliği Komisyonu, Moskova’nın Ukrayna işgali nedeniyle Rusya’ya yönelik açıkladığı 5’inci yaptırım paketi kapsamında, Rusya’dan kömür ithalatına yılda 4 milyar euro değerinde ithalat yasağı getirileceğini duyurmuştu.

    Keza Rusya’ya ait ve bu ülke tarafından işletilen gemilerin AB limanlarına erişiminin yasaklanması da aynı paket içerisinde yer alıyor.

    AB Komisyonu’nun önerdiği yeni yaptırım paketi, Moskova’nın “dost olmayan ülkelere” doğal gaz satışı ödemelerinde rubleye geçtiğini duyurması ile aynı zamana denk geliyor.

    Bu durum Rusya’dan gaz alımını daha da belirsiz bir hale sokuyor.

    Gemi komisyoncusu Braemar ACM’nin gemi izleme verilerinden yola çıkılarak yapılan analizlere göre Avrupa ülkeleri mart ayında, elektrik ve ısı üretiminde kullanılan 7,1 milyon ton termal kömür ithal ederek, geçen yıla göre yüzde 40,5 artışla Mart 2019’dan bu yana en yüksek seviyeyi gördü.

    Braemar’dan kuru yük analisti Mark Nugent, “Rusya’nın mart ayında Avrupa’ya kömür sevkiyatları savaş öncesi seviyelerde devam etse de artık kömür akışındaki beklenen değişiklik kendini göstermeye başladı” diye konuştu.

    Nugent, Avrupalı nihai kullanıcılar için maliyet açısından en iyi alternatifin Kolombiya ve ABD’den yapılan sevkiyatlar olduğu bilgisini de paylaştı.

    Karar tasarısı bugün AP’de kabul edildi

    Bu arada Avrupa Parlamentosu, Rusya’dan petrol, gaz, kömür ve nükleer yakıt ithalatına yönelik ambargo uygulaması çağrısının da yer aldığı karar tasarısını kabul etti.

    Strazburg’da toplanan Avrupa Parlamentosu Genel Kurulunda, Rusya’dan petrol, kömür, nükleer yakıt ve gaz ithalatına tam ve acil ambargo konulması dahil olmak üzere Rusya’ya ek cezai önlem alınması çağrısında bulunulan karar 22 hayır oyuna karşı 513 evet oyuyla kabul edildi. 19 milletvekili çekimser kaldı.

    Karar ağustos ortasından itibaren yürürlüğe girecek.

    İki AB kaynağı ise kömür ithalatı yasağının ağustos ortasını bulmasının sebebinin Almanya’nın söz konusu yaptırımın tarihinin ertelenmesi yönünde yaptığı baskı olduğunu dile getirdi.

    Braemar verileri, mart ayında AB’nin 3,5 milyon ton Rus termal kömürü ithal ettiğini gösteriyor.

    Bu, Ekim 2020’den bu yana en yüksek aylık toplam olarak kayıtlara geçti.

    Alman kömür ithalatçıları grubu VDKi, yaptığı açıklamada, ülkenin talebin en yüksek olduğu kış sezonunda Rus taş kömürü ithalatına alternatifler bulması gerektiğini bildirdi.

    VDKi bununla birlikte teknik sorunlar ve artan maliyetler olabileceği konusunda uyarıda bulundu.

    Danışmanlık şirketi Eurasia Group, Rus kömürüne alternatiflerin olduğunu ancak maliyetlerin oldukça yüksek olduğunu kaydetti.

    Bu arada Braemar verilerine göre, Güney Amerika ülkesi Kolombiya’dan yapılan termal kömür ithalatı mart ayında yıllık yüzde 47,3 artarak 1,3 milyon tona ulaştı.

    Keza mart ayında ABD’den yapılan ithalat, yıllık yüzde 30,3 artarak ve Ekim 2019’dan bu yana en yüksek seviyesine çıkarak 809 bin ton oldu.

    Madencilik sektörü uzmanları, dünyanın en büyük kömür ihracatçıları arasında yer alan Endonezya ve Avustralya’nın üretim üst limitine ulaştıklarını ve AB’nin Rusya’dan kömür ithalatını yasaklaması halinde Avrupa’nın ek arz talebini karşılamalarının mğmkün olmadığını belirtti.

    Avrupa ayrıca çelik üretiminde kullanılan metalürjik kömür tedariki arayışı içerisinde.

    Bu arada elektrik üretiminde gaz, kömürden daha maliyetli olsa da, ısınma ve elektrik üretimi için kullanılan termal kömür fiyatı bu yıl, tüm zamanların en yüksek seviyelerine ulaştı.

    Reuters’ın haberine göre MSI nakliye danışmanlık şirketinden kuru dökme yük analisti Alex Stuart-Grumbar, Avrupa’nın daha uzak kaynaklardan daha fazla kömür ithal etme ihtiyacının, daha büyük gemi ve uzun mesafeli kömür ticaret rotalarındaki nakliye segmentleri için olumlu olacağını söyledi.

    Stuart-Grumbar, ancak günün sonunda bu durumun küresel kömür fiyatlarını daha da yükselteceği ve Çin ile Hindistan’ı yurt içinde daha fazla kömür üretmeye mecbur edeceği değerlendirmesinde bulundu.

    Avrupa Komisyonu’nun web sitesine göre AB, kömür ithalatının yaklaşık yüzde 45’i, gaz ithalatının yüzde 45’i ve petrol ithalatının da yaklaşık yüzde 25’inde Rusya’ya bağımlı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya Devlet Başkanı Putin: Rubleyle ödeme yapılmazsa Rus gazı sözleşmeleri durdurulacak

    Rusya Devlet Başkanı Putin: Rubleyle ödeme yapılmazsa Rus gazı sözleşmeleri durdurulacak


    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “dost olmayan” ülkelerin Rus gazına rubleyle ödeme yapmalarına ilişkin ilgili kararnameyi imzaladığını belirterek, “Rubleyle ödeme yapılmazsa Rus gazı sözleşmeleri durdurulacak.” dedi.

    Putin, başkent Moskova’da havacılık sektörü yetkilileriyle gerçekleştirdiği toplantıda, yaptırımlar ve Rusya’nın enerjide attığı karşı adımları anlattı.

    Rusya’nın doğal gaz ihracatında rubleyle ödeme sistemine geçmesiyle ilgili adım attığına işaret eden Putin, “Bugün Rus gazının dost olmayan ülkelerle ticaretinde kuralları belirleyen kararnameyi imzaladım. Rus gazını satın alabilmek için Rus bankalarında ruble hesabı açmaları gerekiyor. Bu hesaplar, 1 Nisan’dan itibaren sevk edilen gazın ödemesi için kullanılacak.” diye konuştu.

    Putin, söz konusu ödemelerin yapılmaması halinde doğal gaz sevkiyatının duracağını aktararak, “Ödemeler yapılmazsa bunu tüm sonuçlarıyla birlikte alıcılar açısından bir temerrüt olarak kabul edeceğiz. Kimse bize bedava bir şey satmıyor ve biz de hayır işi yapmayacağız. Rubleyle ödeme yapılmazsa Rus gazı sözleşmeleri durdurulacak.” dedi.

    Batılı ülkelerin finansal sistemi bir silah gibi kullandığını belirten Putin, “Avrupalı tüketicilere kaynaklarımızı sağladık ve bize avro olarak ödeme yaptılar, sonra bu kaynaklarımızı dondurdular. Bu bağlamda, Avrupa’ya gazın bir kısmını ücretsiz olarak teslim etmiş olduk. Bu elbette devam edemez.” ifadelerini kullandı.

    Avrupa’ya yeni bir göç dalgası uyarısı

    Putin, Rus gazının rubleyle sevk edilmesinin, Rusya’nın mali ve ekonomik bağımsızlığını güçlendireceğini ifade ederek, “Uzun bir plan çerçevesinde bu yönde ilerlemeye devam edeceğiz. Güvenilir ortaklarla dış ticarette ulusal para birimlerini daha fazla kullanacağız.” dedi.

    Avrupa’da bazı siyasilerin, “denizaşırı sahiplerine” verdikleri değeri kendi vatandaşlarına vermediklerini kaydeden Putin, “İnsanlar daha az yemeye, ısınmadan tasarruf etmek için daha sıcak giyinmeye, seyahat etmeyi reddetmeye zorlanıyor. Gıda krizini, her şeyden önce Avrupa ülkeleri dahil olmak üzere başka bir göç dalgası izleyecektir.” dedi.

    ABD’nin, kendi yarattığı sorunları tekrar çözmeye çalışacağını ifade eden Putin, “Enflasyon önde gelen Avrupa ekonomilerinde ve ABD’de rekor kırıyor. Bir yandan da ekonomi politikasındaki hatalarını bize yüklemeye çalışıyorlar, hep suçlayacak birilerini arıyorlar.” diye konuştu.

    “ABD, Avrupa’yı pahalı LNG tüketimine geçirmek için her yolu deniyor”

    Putin, ABD’nin mevcut küresel istikrarsızlıktan faydalanmaya çalışacağını aktararak, şunları kaydetti:

    “Küresel pazarlar düşüyor, ABD savunma sanayi sektörlerindeki şirketlerin hisseleri ise değer kazanıyor. Sermaye ABD’ye akıyor ve dünyanın diğer bölgelerini kaynaklardan mahrum bırakıyor. ABD, Avrupa’yı pahalı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tüketimine geçirmek için her yolu deniyor. Avrupa sanayisi zarar görecek ve milyonlarca kişi işsiz kalacak, hayat standartları düşecek.”

    Rusya’nın yıllardır yaptırım altında olduğuna işaret eden Putin, son uygulanan yaptırımların da uzun süredir hazırlandığını ve her koşulda Rusya’ya karşı uygulanacağını savundu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • G7: Rusya’nın sattığı gazın Ruble üzerinden ödenmesi koşulu kabul edilemez

    G7: Rusya’nın sattığı gazın Ruble üzerinden ödenmesi koşulu kabul edilemez


    G7 ülkeleri, Rusya’nın sattığı gazın ücretinin ulusal para birimi ruble üzerinden ödenmesi için getirdiği uygulamanın “kabul edilemez” olduğunu duyurdu.

    G7 dönem başkanı Almanya’nın Ekonomi Bakanı Robert Habeck, üye ülkelerin bakanlarıyla çevrim içi yaptığı görüşmeden sonra Rusya’nın gaz sattığı AB ülkeleriyle ilgili son kararına yönelik açıklamalarda bulundu.

    Habeck, “G7 ülkelerinin bütün bakanları, mevcut kontratlara aykırı olarak Rus gazı karşılığında ruble ödenmesi koşulunu tek taraflı ihlal olarak görüyor… Ödemelerin ruble karşılığı ödenmesi koşulu kabul edilemez.” dedi.

    Habeck, Moskova’nın bu kararının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “sırtının duvara sıkıştığı” şeklinde yorumlamak gerektiği görüşünü dile getirdi.

    Rusya’yı “güvenilir olmayan bir tedarikçi” olarak niteleyen Habeck, ilgili şirketlerden Putin’in bu talebine yanıt vermemelerini istediklerini söyledi.

    Habeck, Putin’in bu girişiminin üye ülkeler arasında görüş ayrılığı yaratmayı hedeflediğini savundu.

    Putin, geçen hafta yaptığı açıklamada AB ülkelerine yaptığı gaz ihracatı karşısında dolar veya euro almayı kabul etmeyeceğini duyurmuş ve Rus yetkililere bir hafta içinde ödemelerin ruble üzerinden yapılması için gerekli çalışmalara başlamaları talimatı vermişti.

    Putin, Ukrayna’nın işgalinin ardından Rusya’nın yurt dışındaki varlıklarının Batı ülkeleri tarafından dondurulmasına karşılık bu kararın aldığını savunmuştu.

    Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline rağmen Rus doğal gazı, AB ülkelerine gönderilmeye hala devam ediyor.

    Almanya geçen hafta, Rusya’ya enerji alanındaki bağlılığını kademeli olarak düşürme kararı almıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Biden, Rusya’nın enerji alanındaki etkisini azaltmak için Avrupa’ya gaz sevkıyatı planlıyor

    Biden, Rusya’nın enerji alanındaki etkisini azaltmak için Avrupa’ya gaz sevkıyatı planlıyor


    ABD Başkanı Joe Biden’in Avrupa’ya sıvılaştırılmış doğal gaz sevkıyatlarının arttırılacağını duyurması bekleniyor.

    Ukrayna’nın işgalinden sonra müttefiklerin Rus enerjisine olan bağımlılığını azaltmak adına uzun vadeli bir girişimin parçası olarak düşünülen sevkıyatın stratejik bir avantaj sağlayabileceği belirtiliyor.

    Bir endüstri lobi grubu olan Sıvılaştırılmış Doğal Gaz Merkezi’ne göre ABD ithalatının çoğu zaten Avrupa’ya gidiyor.

    ABD son yıllarda Avrupa’ya olan ihracatını önemli ölçüde arttırmış olsa da, kıtaya daha fazla sıvılaştırılmış doğal gaz getirmenin zorlukları bulunuyor çünkü birçok tesis halihazırda tam kapasiteyle çalışıyor ve yeni terminallerin çoğu henüz planlama aşamasında.

    Yani ABD Avrupa’ya daha fazla gaz gönderebilse bile, kıta bunu almakta zorlanabilir. Terminaller, dağıtım için daha az boru hattı bağlantısının olduğu kıyı bölgelerinde bulunuyor.

    Ayrıca Avrupa’nın tüm tesislerinin tam kapasiteyle çalıştığı varsayıldığı takdirde bile gaz miktarının Rusya’nın boru hatlarından sağladığının sadece üçte ikisi kadar olabileceği belirtiliyor.

    Rystad gaz piyasaları analisti Emily McClain, “ABD benzersiz bir konumda, çünkü bu fiyatı kimin ödemeye istekli olduğuna bağlı olarak Avrupa’ya veya Asya’ya yönlendirilebilecek bir altyapıya sahip.” diyor.

    Konu Avrupa ile görüşülüyor

    Biden dört günlük Avrupa ziyaretinin son ayağı olan Polonya’ya gitmeden önce konuyu Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile de görüşecek.

    Hafta başında yaptığı açıklamada Von der Leyen, “Önümüzdeki iki kış için ek tedarik hazırlığı yapacağız.” demişti. Biden’ın ulusal güvenlik danışmanı Jake Sullivan da geçtiğimiz günlerde gazetecilere verdiği demeçte, Washington’ın gazı Avrupa’ya hızla ulaştırmak istediğini söyledi.

    Rus enerjisi, Moskova için önemli bir gelir ve siyasi kaldıraç kaynağı olduğu için Avrupa’ya enerji alternatifi yaratılması bu noktada müttefikler adına hayati önem taşıyor.

    Avrupa Birliği’nin doğal gazının neredeyse yüzde 40’ı evleri ısıtmak, elektrik üretmek ve enerji endüstrisi için Rusya’dan geliyor.

    Biden, Ukrayna sınırı yakınına gidecek

    Brüksel’den ayrıldıktan sonra Biden, Ukrayna sınırına yaklaşık bir saat mesafede bulunan ABD birliklerinin yer aldığı Polonya’nın Rzeszów şehrindeki askeri üsse gidecek.

    Ukrayna’dan gelen mültecilere ve Ukrayna’da zor durumda olanlara verilen insani yardım hakkında bir brifing alacak.

    Biden, Polonya birliklerinin yanında görev yapan 82. Hava İndirme Tümeni’nden komutanlarla ve askerlerle görüşecek.

    Üs ziyaretinin ardından Biden Cumartesi günü başkent Varşova’ya geçerek Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda ile görüşecek.

    Kimyasal ve nükleer silah riski yükseliyor

    Ukrayna, Rus işgaline beklenenden çok daha başarılı bir şekilde direnmiş olsa da, çatışma her iki tarafta da binlerce zayiat ve ülkeden kaçan milyonlarca mülteciye neden oldu ve sayılar her geçen artıyor. Gelişmeler her iki taraf için de son derece yorucu ve kanlı hale geldi.

    Batılı liderler, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yeniden ivme kazanmak için kimyasal ve hatta nükleer silahlar kullanabileceğinden endişe duyuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD Başkanı Biden: Rus petrolü, gazı ve enerjisinin ithalatını yasaklıyoruz

    ABD Başkanı Biden: Rus petrolü, gazı ve enerjisinin ithalatını yasaklıyoruz


    Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden, Ukrayna işgali yaptırımları kapsamında ABD’nin Rusya’dan tüm enerji, petrol ve gaz ithalatını yasakladıklarını duyurdu.

    Biden, Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada, Ukrayna savaşından dolayı Rusya’ya uygulanan yaptırımlar konusunda değerlendirmelerde bulundu.

    ABD’nin Rusya ekonomisinin atardamarlarından birini hedef aldığını belirten Biden, “Rus petrolü, gazı ve enerjisinin ithalatını yasaklıyoruz. Rus petrolü artık ABD limanlarında kabul edilmeyecek.” dedi.

    Biden, bu adıma ABD Kongresi ve halkından çok büyük destek olduğuna işaret ederek, “Biz bu adımı atarken Avrupalı ortaklarımızın ve müttefiklerimizin bizimle aynı pozisyonda olmamasını anlıyoruz. ABD, Avrupa’nın tamamından daha çok petrolü kendi ülkesinde üretiyor.” diye konuştu.

    Rusya, ABD’nin en çok petrol ve petrol ürünleri ithal ettiği 3. ülke

    Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verilerine göre, ABD geçen yıl petrol ve petrol ürünleri ithalatının çoğunu Kanada’dan gerçekleştirdi.

    Kanada’yı Meksika takip ederken, Rusya ABD’nin geçen yıl en çok petrol ve petrol ürünleri ithal ettiği 3’üncü ülke konumunda yer aldı.

    ABD’nin 2021’de Rusya’dan petrol ve petrol ürünleri ithalatı günlük 672 bin varili buldu.

    ABD’nin petrol ve petrol ürünleri ithalatının yaklaşık yüzde 8’i Rusya’dan karşılandı.

    ABD ve İngiltere’nin ambargosu, Rusya’nın ihracatının yüzde 2,8’ini kapsayacak

    ABD ile birlikte İngiltere de benzeri bir karar alarak, Rusya’dan petrol ve petrol ürünleri alımını durduruyor. İngiltere hükümeti, 2022 sonuna kadar Rus petrol ve petrol ürünlerinin ithalatını aşamalı olarak durduracağını açıkladı.

    Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, ABD ve Suudi Arabistan’dan sonra dünyanın en büyük petrol üreticisi konumunda bulunan Rusya’nın ham petrol ve petrol ürünleri ihracatı günlük 10,5 milyon varil seviyesinde bulunuyor. Bu miktarın 7,8 milyon varilini ham petrol oluşturuyor.

    Geçen yıl ham petrol ve petrol ürünleri ihracatından yaklaşık 180 milyar dolar gelir elde eden Rusya, toplam ham petrol ve petrol ürünleri ihracatının yüzde 1,5’ini Birleşik Krallık’a, yüzde 1,3’ünü ise ABD’ye yapıyor.

    Böylece, ABD ve İngiltere’nin açıkladığı ambargo kararı, Rus ham petrol ve petrol ürünleri ihracatının yüzde 2,8’ini kapsayacak.

    Bu nedenle ambargo kararının petrol fiyatlarındaki etkisinin sınırlı kalabileceği öngörülüyor.

    Avrupa’nın da petrol ambargosu uygulaması durumunda petrol fiyatlarının tırmanacağı tahmin ediliyor.

    Başkan Biden dün, Fransa, Almanya ve İngiltere liderleriyle Rusya-Ukrayna savaşındaki son gelişmeleri ve Rusya’ya uygulanan yaptırımları ele aldıkları telekonferans görüşmesi gerçekleştirmişti.

    Brent petrolün varil fiyatı Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başladığı 24 Şubat’tan 8 Mart’a kadar 96,6 dolar seviyesinden yüzde 37,6 artışla yüzde 133 doları gördü.

    Rusya toplam ham petrol ve petrol ürünleri ihracatının yaklaşık yüzde 40’ını Avrupa’ya yapıyor.

    ABD’nin petrol ürünleri ithalatının yüzde 9’u Rusya’dan

    ABD’nin toplam ham petrol ve petrol ürünleri ithalatında Rusya’nın payı yüzde 9, Birleşik Krallık’ın ithalatında ise yüzde 19 seviyesinde bulunuyor.

    TankerTrackers.com verilerine göre, ABD’nin Rusya’dan en son sipariş ettiği petrol kargolarının değeri 600 milyon dolar seviyesindeydi.

    ABD, Ukrayna saldırısının başladığı 24 Şubat’tan itibaren Rusya’dan petrol ithalatını sıfırladı.

    ABD, Rus petrolüne ambargo ihtimalini gündeme getirmesinden bu yana hali hazırda yaptırım uyguladığı Venezuela ile uzun bir aradan sonra resmi temasları başlattı.

    Öte yandan, Rus petrolüne yönelik yasağın, ABD’de galon başına 4 doların üzerine çıkan benzin fiyatlarını daha da yukarıya taşıyabileceği yönelik eleştiriler de dile getiriliyor.

    Dünyanın en büyük petrol üreticisi konumunda bulunan ABD’nin Rus petrolünü ilk etapta farklı ülkelerden tedarik edebileceği, orta vadede ise üretimiyle ikame edebileceği öngörülüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya’ya Ukrayna yaptırımı Avrupa’da en çok hangi sektör ve şirketleri olumsuz etkiler?

    Rusya’ya Ukrayna yaptırımı Avrupa’da en çok hangi sektör ve şirketleri olumsuz etkiler?


    Ukrayna’yı olası işgali halinde Batılı ülkelerin Rusya’ya yaptırım uygulama olasığı, Moskova ile yakın ilişkileri olan Avrupa şirketlerini zor durumda bırakacağı belirtiliyor.

    Batı’nın olası yaptırımlarının ilk olarak Rus enerji şirketleri ve bankaları olumsuz yönde etkileme ihtimali bulunuyor.

    Associated Press’in derlediği verilere göre, Almanya’nın önde gelen sanayi şirketi Siemens AG, İtalyan lastik üreticisi Pirelli, otomobil üreticileri Volkswagen ve Mercedes-Benz yaptırımlardan en fazla etkilenmesi beklenen Avrupalı şirketlerin başında geliyor.

    Dünya enerji pazarının önemli aktörü olan ve küresel finans pazarında payı artan Rusya, son yıllarda bir çok Avrupalı şirketle ortak yatırım ve üretim anlaşması imzaladı. Bu yüzden Moskova’ya yönelik yaptırımların kesinlikle Avrupa’daki şirketlere de olumsuz etkileri olacak. Ancak bunun derecesi ve gücü en önemli soru olarak karşımıza çıkıyor.

    AB Komisyonu olası yaptırımların içeriği konusunda şu ana kadar ayrıntılı bir açıklama yapmamayı tercih etti. Ancak, olası yeni yaptırımların, 2014 yılında Rusya’nın Kırımı’ı tek taraflı ilhakından çok daha fazla sert olacağına kesin gözüyle bakılıyor.

    Batı’nın Rusya’ya yaptırımlarının Avrupa ekonomisine etkisi ne olur?

    Rusya ile iş yapan Avrupalı büyük şirketler, son krizle ilgili yorum yapmaktan kaçınırken, soruna diplomatik çözüm bulunmasını “adeta dört gözle bekliyor.”

    Avrupa’nın en büyük otomobil üreticilerinden Alman BMW yönetimi, olası yaptırımlarla ilgili yaptığı açıklamada, “Çerçeve koşullar değişirse, bunları değerlendirip onlarla nasıl başa çıkacağımıza bakıp ona göre karar vereceğiz diyerek. “ temkinli ve diplomatik bir yanıt vermeyi tercih etti.

    Toplam gelirlerinin yüzde 1’ini Moskova’dan sağlayan Siemens AG ise Rus ortaklarıyla birlikte bu ülkede yeni nesil hızlı tren üretimi için yatırımlarını hızlandırma aşamasında gelişmeleri en yakından takip eden şirketlerin başında geliyor.

    Siemens AG’nin ortağı Siemens Energy, Rusya’da enerji santralleri ve 57 rüzgar çiftliği kurulmasında ekipman üretimi için önemli anlaşmalar yaptı.

    Avrupa’nın önde gelen otomobil ürteticileri Volkswagen, Stellantis, Renault ve Mercedes-Benz’in, Rusya’da fabrikaları bulunuyor.

    Alman BMW, Rus ortağı Avtotor ile Fransa’nın Renault grubu ise Rus ortağı Avtovaz ile ortak üretim yaparken, Fransız ve İtalyan Stellantis şirketi, Rusya’nın Kuluga kentinde üreteceği ticari minübüsleri Avrupa’da satmayı planlıyor.

    Çinlilerin kontrolünü geçen İtalyan lastik üreticisi Pirelli, hem iç pazar talebi karşılayan hem ihracat yapan Rusya’daki iki fabrikasında 2 bin 500 kişi çalışıyor.

    Bu grubun CEO’su Marco Tronchetti Provera geçen ay son krizle ilgili basına yaptığı açıklamada, “Rusya’da yatırım yapmaya devam ediyoruz, Rusya pazarının gelişmesine ve uluslararası pazara daha fazla katılması gerektiğine inanıyoruz. Krizlerde bile bir buluşma noktası bulmamız gerektiğini ve sonunda dengenin bulunacağına inanıyoruz.” diyerek görüşlerini dile getirmişti.

    Avrupa’nın Rusya’ya yönelik 2014 yılında uyguladığı yaptırımlarda en fazla etkilenenlerin başında et ve peynir satışları düşen İtalyan tarım sektörü geliyordu.

    İtalyan tarım sektörü de olası yeni yaptırımlar yüzünden yatırımlarının ve satışlarının yeniden düşeceğinden endişe ediyor.

    İtalyan iş insanlarını Rusya’da destekleyen İtalyan bankası Intesa SanPaolo’nun Geo’su Carlo Messina ise basına yaptığı açıklamada, “Kurallara saygı duyuyoruz, ancak biz İtalyan müşterilere hizmet veriyoruz ve bunu Rusya dahil tüm ülkelerde yapıyoruz. Kuralların değişmesi ve bir engel teşkil etmesi halinde gerekli adımları atacağız.” diyerek temkinli bir dillle gelişmeleri yakından izledikleri mesajını verdi.

    Hangi yaptırımlar daha çok zarar verecek?

    Batı’nın olası yaptırımlarından en çok dolar da içinde olmak üzere finansal işlemlerde borçlanma limitlerinin düşürülmesi beklenen Rus bankalarını olumsuz yönde etkilemesi bekleniyor.

    Diğer bir hedef tahtası ise olası yaptırımla Batılı yatırımcılardan ve kredi şirketlerinden borçlanmalarının önü kapanacak olan Rus enerji şirketleri Rosneft ve devlet kontrolündeki Gazprom olacak. Bu şirketler, ilk etapta yeni projeler için yatırımlarını kısacak. Bu şirketler belki de ilk etapta Avrupa’nın yüzde 40 oranında bağımlı olduğu Rus doğal gazını kesmeyecek.

    Batı ülkeleri Rusya’ya karşı ortak tutum sağlayacak mı?

    Batılı ülkeler, Rusya’ya yaptırımları uygulamaya sokmadan önce bunun kendilerine de ne kadar zarar verip vermeyeceğini ayrıntılı bir şekilde hesaplamak zorunda kalacak. Aksi takdirde AB üyesi 27 ülkenin ortak bir tutum sergilemesi kolay olmayacak.

    Örneğin, Rus doğal gaz üreticisi ve yaptırımlar için hedefte olan ilk şirketlerden birisi olan Novatek’in hisselerinin yüzde 19,45’i Fransız Total Energies şirketinin elinde olması bu konuda önemli bir örnek.

    2014’deki yaptırımları kaleme alan diplomatların oluşturduğu heyetin içinde olan ABD’li emekli büyükelçi Dan Fried, yeni yaptırımların kaleme alınmasındaki diplomatik zorluklara özellikle dikkat çekti.

    Rusya’ya yönelik yaptırımlar, Çin ve diğer rekabete girmeye hazırlanan şirketler için belki de yeni bir fırsatlar penceresi oluşturacak.

    2014 yılındaki son yaptırımlardan sonra silah üretilebilecek makina sanayi ihracatına gelen yasaklarla, Alman şirketler bu pazarı terk etmiş onların yerine hemen Çinli şirketler almıştı.

    Çinli makina üreticileri, bir anda Alman rakiplerinin önüne geçerken, 2010 yılında Rusya ile iş yapan 6 bin civardında olan Alman şirketinin sayısı 2021 yılında 3 bin 500’lere düştü.

    Buna rağmen Silahlı Çatışmalar Araştırma Merkezine göre, Rusya’nın silah savunma sanayi hala İngiliz, Çek, Fransız Alman, İspanyol ve ABD’li ara ürünlere önemli ölçüde ihtiyacı bulunuyor.

    Rusya’ya Batı ülkelerine ne kadar bağımlı?

    Rusya’nın, 2014’deki yaptırımlardan sonra Batı ülkelerine bağımlığını azaltacak önemli adımlar attığı biliniyor. Rusya’nın kamu borçları düşük seviyede ve Moskova’nın 630 milyar dolar ve altın rezervi bulunuyor.

    Rusya ve Çin ile ilişkilerde uzman profesör Harley Balzer, son kaleme aldığı bir makalede yine de olası yeni yaptırımların Rusya’nın canını acıtacağı görüşünü dile getirdi. Balzer, özellikle Rusya’nın ABD’den elektronik parça tedarik edememesinin en önemli baskı unsuru olabileceğini savundu.

    Rusya’nın silah üretiminin yüzde 20 ila 30’unun ithalata bağımlı olduğunu söyleyen Balzer, aşırı gelişmiş cipler üretemeyen Çin’in bu ihtiyacı karşılayamayacağı kaydetti.

    Rusya Avrupa için önemli pazar mı?

    Berenberg Bankası Başekonomisti Holger Schmieding, büyüklüğü ve genişliğine rağmen kötü yönetildiği için Rusya’nın Avrupa için önemli bir pazar olmadığı görüşünde.

    Enerji ihracatı dışında Rusya’nın Avrupa’ya çok az mal göndermesi bu görüşteki en önemli unsur olarak ortaya çıkıyor.

    Avrupa’nın en büyük ekonomisine sahip Almanya, ihracatının yüzde 1,9’unu Rusya’ya yapıyor. Almanya komşusu ve diğer bir AB üyesi Polonya’ya toplam ihracatının yüzde 5,6’sını yaptığı gözönüne alındığında bu oran daha fazla anlamlı oluyor.

    Schmieding, Rusya’nın uzun dönem Avrupa’ya doğal gazı kesmesinin Moskova’nın da olumsuz yönde etkilenmesine yol açacağını düşünenler arasında.

    Schmieding’e göre, yaptırımlar ve karşı yaptırımlar nedeniyle Rusya ile enerji dışı ticarette yaşanan bazı kayıplar, önümüzdeki bir veya iki ayın ötesinde Avrupa’nın büyüme görünümü üzerinde neredeyse ihmal edilebilir bir etkisi olacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tesla’nın hayvan ya da gaz çıkarma sesleriyle yayaları uyaran ‘Boombox’ opsiyonu yasaklandı

    Tesla’nın hayvan ya da gaz çıkarma sesleriyle yayaları uyaran ‘Boombox’ opsiyonu yasaklandı


    Amerika Birleşik Devletleri’nde elektrikli araç üreticisi Tesla, araçlarında yayaları uyarmak için farklı sesler çıkarılmasını sağlayan ‘Boombox’ özelliğini kaldırmak zorunda kaldı.

    Tesla’nın kurucusu Elon Musk, pazar günü kendisine yöneltilen araçlardaki güncelleme sorusuna (iç geçirerek) “Eğlence polisi bizi bunu yapmaya zorladı” dedi.

    Musk’ın “eğlence polisi” olarak tabir ettiği Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA), aracın Boombox özelliğinde bulunan inek, keçi ve gaz çıkarma gibi seslerin yaya uyarı sesi ile karışabileceği konusunda yayınladığı açıklamanın ardından şirketten bu özelliği kaldırmasını talep etmişti.

    Tesla da 4 Şubat’ta, elektrikli araçlarda sürüş sırasında, geriye giderken ya da vites boştayken Boombox’ı devre dışı bırakacak bu işlemi yeni bir güncelleme ile yapmayı kabul etti. Boombox’ın teoride “yayalar için aracın görünürlüğünü” artırabileceğini, ancak sunulan farklı ses seçeneklerinin aslında ilgili güvenlik yönetmeliklerine “uyumsuz” olabileceğini kabul ettiğini açıkladı.

    579 bin araçta uzaktan güncelleme yapacak şirket, bu sorunla ilgili bir ölüm, yaralanma ya da kaza haberinin ellerine ulaşmadığını da kaydetti.

    Motor gürültüleri olmadığı için yayaların fark etmekte zorlandığı elektrikli araçlarda sesli uyarı sistemleri kullanılmasının ABD’de yasal zorunluluğu bulunuyor.

    Avrupa Birliği’nde ise bu yasal zorunluluğun 1 Temmuz 2021’de yürürlüğe girmesinden dolayı Avrupa’da çoğu Tesla’da Boombox seçeneği ve aracın bu sesleri dışarıya verecek harici hoparlörü bulunmuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya’da gaz stoku ‘kritik seviyeye’ düştü

    Almanya’da gaz stoku ‘kritik seviyeye’ düştü


    Rusya’nın Ukrayna’yı olası işgaline ilişkin endişeler Avrupa’daki enerji kaynakları üzerinde baskı oluştururken Almanya Ekonomi ve İklimi Koruma Bakanlığı, ülkedeki gaz stokunun “kritik seviyeye” indiği uyarısında bulundu.

    Ekonomi ve İklimi Koruma Bakanlığı sözcüsü haftalık basın toplantısında ülkedeki gaz depolama tesislerinde doluluğun “kritik seviyeye” indiğini belirterek, bakanlığın depolama seviyelerinin durumunu yakından izlediğini bildirdi.

    Gas Infrastructure Europe verilerine göre, 30 Ocak itibarıyla Almanya’da gaz depolama tesislerinin doluluk oranı yüzde 36,88 seviyesine indi. Bu oran 2020’de yüzde 90 seviyesinde idi.

    Almanya Ekonomi ve İklimi Koruma Bakanlığı’na göre, 7 gün boyunca aşırı soğuklara dayanmak için tesislerde doluluk oranının kritik seviye olan yüzde 40’ta olması gerekiyor.

    Almanya Gaz Depolama Girişimi (INES) verilerine göre, Almanya’da 25 şirket tarafından işletilen 47 yer altı gaz depolama tesisi bulunuyor. Bu tesislerin toplam kapasitesi yaklaşık 25 milyar metreküp.

    Doğal gaz ihtiyacının yarıdan fazlasını Rusya’dan karşılayan Almanya’nın, gazda yaşadığı stok düşüşünün yanı sıra fiyat dalgalanmaları ve jeopolitik gerilimlerle savunmasız hale gelmesi Rusya’ya ihtiyacını yeniden gündeme taşımıştı.

    Rusya-Ukrayna krizinden en fazla Almanya mı etkilenecek?

    Uzmanlar, Rusya-Ukrayna krizinin derinleşmesinin AB ve özellikle Almanya için enerjide olumsuz sonuçları olabileceğine işaret ediyor.

    LNG’nin şu an Rus doğal gazını ikame etmesinin mümkün olmadığı belirtilirken, doğal gazın Almanya’nın enerji tüketimindeki payı ise yüzde 32 olarak hesaplanıyor.

    Rusya’nın Ukrayna’yı olası işgalinin ardından Batı’dan gelecek yaptırımlara Moskova’nın Avupa’ya giden doğal gaz boru hattının vanalarını kapatarak yanıt vermesi, bundan da en fazla Almanya’nın olumsuz etkilenmesi bekleniyor.

    ABD, Avrupa için LNG arıyor

    Avrupa’nın yaşayacağı olası enerji krizine çare olmak için ABD’nin ürettiği ve başka ülkelere satma konusunda anlaşma sağladığı LNG’yi son aylarda Avrupa’ya yönlendirmek için yoğun çaba gösterdiği biliniyor.

    Japonya Ticaret Bakanı Koichi Hagiuda dün yaptığı açıklamada, ülkeye ithal edilen sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) bir bölümünün, Rusya’nın Ukrayna’yı olası işgalinin ardından yaşanabilecek sıkıntıya karşı Avrupa’ya gönderildiğini duyurmuştu.

    Japonya’dan gelecek ilave gazın Rusya’ya büyük ölçüde bağımlı Avrupa’nın ihtiyacını karşılaması beklenmiyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***