Etiket: G7 Zirvesi

  • G-7 Zirvesi’nde Kuzey İrlanda tartışması: AB ve İngiltere, geri adım atmayacağını duyurdu

    G-7 Zirvesi’nde Kuzey İrlanda tartışması: AB ve İngiltere, geri adım atmayacağını duyurdu


    İngiltere’de yapılan G-7 Zirvesi’nde Brexit sonrasında Avrupa Birliği ve Londra yönetimi arasında yaşanan ‘Kuzey İrlanda’ sorunu tartışmaya yol açtı.

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson, İngiltere’nin AB ile bir ticaret anlaşmazlığında toprak bütünlüğünü korumak için “ne gerekiyorsa yapacağını” ve çözüm bulunamaması halinde acil durum önlemleri alacaklarını söyledi.

    Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen, Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ile birlikte Johnson görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, “Her iki taraf da üzerinde anlaştığımız şeyi uygulamalı” dedi. Leyen, anlaşmanın hem Johnson hükümeti hem de blok tarafından kabul edildiğini, imzalandığını ve onaylandığının altını çizdi.

    Ancak Johnson, anlaşmada geri adım atmayacakları mesajı verdi: “Protokol bu şekilde uygulanmaya devam ederse, o zaman açıkça 16. Maddeye başvurmaktan çekinmeyeceğiz. Bugün burada, Birleşik Krallık’ın tek bir ülke, tek bir bölge olduğunu yanlış anlayan bazı arkadaşlarımızla konuştum. Bunu kafalarına sokmam gerekiyor.”

    Amerika Birleşik Devletleri de anlaşmazlığın 1998’de imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması’nı baltalayabileceği konusunda ciddi endişeleri olduğunu duyurdu.

    Başbakanlık Ofisinden uzlaşma çağrısı

    Başbakanlık Ofisi 10 Numara Sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, Johnson’ın, G7 Zirvesi kapsamında, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen ile Kuzey İrlanda Protokolü’nün uygulanmasıyla ilgili anlaşmazlığı görüştüğü belirtildi.

    Açıklamada, Johnson’ın Avrupalı liderleri, Kuzey İrlanda Protokolü ile ilgili devam eden sorun üzerinde “pragmatizm ve uzlaşmaya” çağırdığı vurgulandı. Johnson ile Merkel’in görüşmesinde, Johnson’ın, İngiltere’nin Kuzey İrlanda Protokolü konusundaki konumu ve İngiltere’nin egemenliğini ile toprak bütünlüğünü koruma ihtiyacına vurgu yaptığı kaydedildi.

    Macron, Johnson’ı uyardı

    Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamada ise Macron’un Johnson’ı uyardığı ve kendisine İngiliz hükümetinin Brexit Anlaşması konusunda sözlerini yerine getirmesi gerektiğini söylediği belirtildi.

    Açıklamada, “Macron, bu yeniden angajmanın İngilizlerin Avrupalılara verdikleri sözü ve Brexit Anlaşması’nın tanımladığı çerçeveyi yerine getirmesini gerektirdiğini şiddetle vurguladı.” ifadesi kullanıldı.

    Von der Leyen: AB’de tam bir birlik var

    Von der Leyen, görüşmeye ilişkin Twitter’dan yaptığı paylaşımda, Belfast Anlaşması ve İrlanda Adası’ndaki barışın her şeyden önemli olduğunu vurguladı.

    AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen, “Bunu koruyan, İngiltere ve AB tarafından imzalanan ve onaylanan Kuzey İrlanda Protokolü’nü müzakere ettik. İngiltere ile mümkün olan en iyi ilişkileri istiyoruz. Her iki taraf da üzerinde anlaştığımız şeyi uygulamalı. Bu konuda AB’de tam bir birlik var.” ifadelerini kullandı.

    Anlaşmazlığa neden olan protokol

    Brexit Anlaşmasının bir parçası olan Kuzey İrlanda Protokolü, Birleşik Krallık’ın parçası olan Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasındaki ticareti düzenliyor.

    Protokole göre Brexit’e rağmen Kuzey İrlanda, AB’nin gümrük birliği kurallarına tabi olmaya devam ediyor. Birleşik Krallık’ın geri kalanıyla ticareti ise Kuzey İrlanda limanlarında gümrüğe tabi tutuluyor.

    Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere’yle birlik yanlısı Protestanlar arasındaki savaşı sona erdiren Belfast Anlaşması (Hayırlı Cuma) gereği, kontrollerin yapılabildiği fiziki bir kara sınırı oluşturulamıyor. Bu yüzden kontrollerin ancak denizde yapılması kararlaştırılsa da uygulanmasında sorunlar yaşanıyor.

    Protokolün ticarete zarar verdiğini ve Kuzey İrlanda’nın Birleşik Krallık’taki konumunu tehdit ettiğini savunan Protestanların protokole karşı mart ve nisan aylarındaki gösterilerinde otobüs ve araçlar ateşe verilmişti. Protestoların Katoliklerle çatışmaları yeniden başlatmasından endişe edilmişti.

    İrlanda sorunu

    İngiliz imparatorluğunun ilk sömürgesi İrlanda Adası’ndan İngiltere’nin elinde kalan kısmı teşkil eden Kuzey İrlanda, 1960’lı yıllardan 1998’e kadar Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere’yle birlik yanlısı Protestanlar arasındaki çatışmalara ve terör olaylarına sahne olmuştu. 40 yıla yayılan ve “Sorunlar” diye anılan yıllarda terör olaylarında 3 bin 500 kişi hayatını kaybetmişti.

    Ada ancak 1998’de imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması ile sükunete kavuşurken, Kuzey İrlanda’da çatışan tarafların ortaklığına dayalı bir bölgesel yönetim kurulması üzerinde anlaşılmıştı.

    Belfast Anlaşması olarak da bilinen metinler, Kuzey İrlanda’da bugün yürürlükte olan bölgesel yönetimin temelini oluşturuyor.

    Barış anlaşmasının üzerinden geçen 20 yılı aşkın süreye karşın, bölge halkı arasında güven tam olarak tesis edilebilmiş değil.

  • Çin’in yol ve kuşak projesine karşı G7 ülkelerinden alternatif altyapı projesi planı

    Çin’in yol ve kuşak projesine karşı G7 ülkelerinden alternatif altyapı projesi planı


    Gelişmiş 7 büyük ekonominin liderlerinin bir araya geldiği G7 Zirvesi’nde Çin’in uluslararası altyapı programı “Kuşak ve Yol”a yanıt olacak yeni bir planın açıklanacağı duyuruldu.

    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın heyetinden isminin açıklanmasını istemeyen bir yetkilinin Reuters’a yaptığı açıklamada, ABD’nin aynı zamanda G7 liderlerinden Çin’deki “zorla çalıştırmalara karşı somut adımlar” atmalarını ve zirvenin kapanış açıklamasında bu eleştirilere yer verilmesini isteyeceğini de ifade etti.

    “Burada sadece Çin’i karşımıza almayı ve Pekin’i eleştirmeyi hedeflemiyoruz” diyen Amerikalı yetkili, “Aynı zamanda ticaret yapış şeklimizi, ilkelerimizi ve değerlerimizi yansıtan olumlu alternatif planlar da önermeyi amaçlıyoruz” açıklamasında bulundu.

    Çin’in 4 trilyon dolarlık uluslararası altyapı projesi

    Çin’in günümüzde enerji, ulaşım, dijital ağlar ve ticaretle ilgili projelerden oluşan ve dünya nüfusunun yüzde 65’iyle yüzden fazla ülkeyi kapsayan devasa uluslararası altyapı programı “Kuşak ve Yol”, 2013 yılında Devlet Başkanı Şi Cinping tarafından duyurulmuştu. Yeni İpek Yolu adı verilen programda Refinitiv’e göre 2019 yılı itibarıyla Çin’in katıldığı tüm projelerin toplam değeri (Kuşak-Yol ve kuşak dışı diğer tüm projeler) dört trilyon dolara yaklaşmış durumda.

    ABD, söz konusu girişimi Çin’in küresel üstünlüğe ulaşmak için kullandığı jeopolitik bir araç olarak algılıyor. Geçen martta ABD Başkanı Biden, İngiltere Başbakanı Boris Johnson’dan üç günlük bir G7 Zirvesi düzenlemesini istediğini açıklamıştı. Bu açıklamada Biden demokratik ülkelerin kendi rakip altyapı projelerini oluşturmaları gerekliliğine vurgu yapmıştı.

    Şu ana kadar Çin’in “şeffaflıktan yoksun, çevre ve çalışma normlarına uyumsuz ve ülkeleri zorda bırakan zorlayıcı” projesine karşı Batı’nın bir alternatif sunamadığını belirten Amerikalı yetkili, sunacakları yeni projenin sadece Çin’in Kuşak ve Yol projesine karşı bir seçenek olmakla kalmayıp “dünyanın yeniden inşasını” planlayan yüksek hedefli bir proje olacağının da altını çizdi.

    Biden’dan Sincan çağrısı

    G7 liderleri ile görüşmelerde ABD tarafı ayrıca Uygurları hedef alan çalışma kampları ve zorla çalıştırılma politikası konusunda liderlerin insan hakları konusundaki tavırlarını net bir şekilde sergilemeleri konusunda baskı yapacak.

    Batı dünyasının Çin’in altyapı uluslararası altyapı projelerine karşı çıkaracağı alternatif planın bütçesi hakkında henüz net bir bilgi paylaşılmazken altyapı ihtiyacı bulunan ülkelere 2035’e kadar 40 trilyon dolarlık bir miktarın kamu ve özel fonlardan toplanarak verilmesi bekleniyor.

  • G7 ülkeleri IMF’den 100 milyar doları yoksul ülkelere aktarmayı planlıyor

    G7 ülkeleri IMF’den 100 milyar doları yoksul ülkelere aktarmayı planlıyor


    G-7 ülkeleri, Covid-19’un en fazla etkilediği yoksul ülkeler için Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) 100 milyar dolarlık yardım tahsis etmeyi planlıyor.

    Dünya’nın en büyük ekonomilerini bir araya getiren ve bu sene 47’incisi düzenlenen G-7 Zirvesi İngiltere’nin Cornwall şehrinde başladı.

    Üç gün sürecek zirvede dünya liderlerinin en önemli iki ana gündem maddesi koronavirüsle mücadele ve iklim krizi olacak.

    Reuters’ın aktardığına göre toplantıda, ABD başkanlık ofisi, IMF’nin acil durumlarda verdiği maddi destek olan “uluslararası rezerv para birimi” Özel Çekim Hakkı (SDR) fonlarının salgınla mücadelede fakir ülkelere verilmesi önerisinde bulundu.

    Yapılan açıklamada, “Zor durumda olan ülkelerin sağlık ihtiyaçları, aşılama kampanyaları, sürdürülebilir doğa dostu kalkınma hareketi ve ekonomik dengeleri için 100 milyar dolara kadar desteklenmeli. ABD ve müttefik ülkeler bu yönde düşünüyor.” ifadelerine yer verildi.

    Macron Afrika’ya gidecek SDR’lerin oranının artırılmasını istiyor

    G-7 Zivesi’ne katılan liderlerden Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, özellikle Afrika ülkelerinin salgında maddi ve sağlık yönüyle zor duruma düştüğünü ve söz konusu maddi yardımın çoğunluğunun bu ülkelere gönderilmesi gerektiğini ifade ediyor.

    İngiliz hükümetinden daha önce yapılan açıklamada Başbakan Boris Johnson’ın G7 liderlerine, Covid-19 salgınının kontrol altına alınabilmesi için tüm dünyadaki insanların 2022’nin sonuna kadar aşılanması gerektiğini” hatırlatacağı kaydedilmişti.

    Toplam 650 milyar dolar SDR dağıtılacak

    Geçtiğimiz nisan ayında G-7 ülkelerinin maliye bakanları ve merkez bankası başkanları, yardıma muhtaç ülkelerin pandemiyle mücadelesine yardım etmek amacıyla IMF’nin SDR fonlarını 650 milyar dolara arttırmayı istediklerini açıklamış, bu fonun sadece 34 milyar doları Afrika ülkelerine ayrılmıştı.

    13 Haziran’da sona erecek olan ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın başkanlığını yapacağı G-7 Zirvesi’ne Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Angela Merkel, İtalya Başbakanı Mario Draghi, Japonya Başbakanı Yoshihide Suga, ABD Başkanı Joe Biden, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel katılıyor.

    Zirveye bu yıl ayrıca, Avustralya Başbakanı Scott Morrison, Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-in, Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi de konuk ülke liderleri olarak davet edildi.

    Özel Çekme Hakları (SDR) nedir, SDR sistemi nasıl işler?

    SDR’ler, IMF’nin uluslararası rezerv para birimi olup dolar, euro, sterlin, yen ya da yuana çevrilebiliyor. SDR’ların tahsisi için oylamada IMF genel kurulunda hissedarların %85’inin onayı gerekiyor. ABD’nin yüzde 16.5’lik bir oy hakkı bulunduğu için Washington yönetiminin görüşü karar alma mekanizmasında önemli bir yer tutuyor. IMF bugüne kadar yaklaşık 285 milyar dolara eş değer SDR tahsis etmişti.

    SDR fonlarının değeri beş büyük uluslararası para biriminin oluşturduğu sepet kurla günlük olarak belirleniyor. Bu para birimleri ve sepet kurdaki oranları, dolar (yüzde 42), euro (yüzde 31), yuan (yüzde 11), yen (yüzde 8) ve sterlin (yüzde 8) olarak hesaplanıyor.

  • G7 Zirvesi İngiltere’de başladı; Yoksul ülkelere 1 milyar doz Covid-19 aşısı bağışlanması bekleniyor

    G7 Zirvesi İngiltere’de başladı; Yoksul ülkelere 1 milyar doz Covid-19 aşısı bağışlanması bekleniyor


    Dünyanın gelişmiş 7 büyük ekonomisinin liderini bir araya getiren G7 Zirvesi’nin bu yılki toplantısına ev sahipliği yapan İngiltere’nin Başbakanı Boris Johnson, G7 ülkelerinin 2022 yılı sonuna kadar yoksul ülkelere toplam 1 milyar doz koronavirüs aşısı bağışlamayı planlandığını söyledi.

    Zirve öncesi açıklama yapan Johnson, 500 milyon dozu ABD’den gelmesi beklenen bu bağışa İngiltere’nin ilk etapta 100 milyon doz Covid-19 aşısı ile katılacağını aktardı.

    Bu yıl 47’ncisi düzenlenen G7 Zirvesi, Galler’e bağlı Cornwall’daki Carbis Koyu’nda bugün başladı. Zirve 13 Haziran’a kadar devam edecek. Salgın nedeniyle az sayıda basın mensubunun katılımıyla yapılacak zirve, yüksek güvenlik önlemleri altında gerçekleştiriyor.

    Zirvede, devam eden salgın, küresel jeopolitik riskler ve iklim değişikliği gibi önemli başlıkların ele alınması bekleniyor.

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın başkanlığını yaptığı zirveye, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Angela Merkel, İtalya Başbakanı Mario Draghi, Japonya Başbakanı Yoshihide Suga, ABD Başkanı Joe Biden, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel katılıyor.

    Zirvenin bu yılki ilkleri

    Zirveye bu yıl ayrıca, Avustralya Başbakanı Scott Morrison, Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-in, Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi de konuk ülke liderleri olarak davet edildi.

    Hindistan Başbakanı Modi’nin, ülkesinde son dönemde artan Covid-19 vakaları nedeniyle zirveye 12 Haziran Cumartesi günü video konferans yoluyla katılması bekleniyor.

    ABD Başkanı Joe Biden ve Japonya Başbakanı Yoshihide Suga, bu yıl ilk kez, Almanya Başbakanı Angela Merkel ise görevinden ayrılmadan önce son kez G7 Zirvesi’ne katılıyor.

    Biden, 95 yaşındaki Kraliçe Elizabeth’in görüşeceği 13. ABD Başkanı olacak

    Biden, 13 Haziran Pazar günü, eşiyle birlikte Windsor Kalesi’nde Kraliçe 2. Elizabeth tarafından kabul edilecek. Ziyaret, ABD Başkanı Biden’ın Beyaz Saray’da göreve gelmesinden bu yana ilk denizaşırı resmi seyahati olması açısından önem taşıyor.

    Biden, 95 yaşındaki Kraliçe Elizabeth’in görüşeceği 13. ABD Başkanı olacak.

    Zirvede, İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın, dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgınının bir an önce sona ermesi için G7 liderlerine iş birliği çağrısında bulunması bekleniyor.

    İngiliz hükümetinden daha önce yapılan açıklamada, Johnson’ın, “G7 liderlerine salgının ortadan kaldırılması için tüm dünyadaki insanların gelecek yılın sonuna kadar aşılanması gerektiğini” hatırlatacağı kaydedilmişti.

    Gündem salgın ve iklim değişikliği ile mücadele

    Zirvede küresel ekonomiyi sarsan salgınla mücadele, küresel jeopolitik riskler ve iklim değişikliği gibi önemli başlıklar ele alınacak.

    Liderlerin yapacağı görüşmelerin ardından zirvenin son gününde özellikle iklim değişikliği ve karbon emisyonunun azaltılması yönündeki hedefleri ve mesajları içeren bir sonuç bildirgesinin yayımlanması bekleniyor.

    İngiltere, kıyı şeridi, yamaçları ve kendine doğal dokusu ile tanınan Cornwall’da düzenlenen zirvede daha çevreci çözümler için küresel işbirliği mesajı vermeyi planlıyor.

    Son dönemde iklim değişikliği ile mücadele konusuna küresel çapta liderlik yapmak isteyen İngiltere, zirveyi, ülkenin ilk jeotermal tesisinin de yer aldığı Cornwall’da düzenleyerek dünyaya daha çevreci çözümler için iş birliği mesajı vermeyi amaçlıyor.

    Zirvede, iklim değişikliği ile mücadelenin önemli gündem başlıkları arasında yer alması bekleniyor. Daha önce İngiltere’nin karbon emisyonunun 2035 yılına kadar yüzde 78 seviyesinde azaltılmasının hedeflendiğini duyuran Başbakan Johnson’ın, zirve sırasında, diğer liderlere benzeri adımları hızlandırmaları çağrısında bulunması bekleniyor.

    Zirvenin gündeminde ayrıca, serbest ve adil ticaretin desteklenmesi, siber güvenliğin artırılması gibi başlıkların da yer alması bekleniyor.

    G7 neyi temsil ediyor?

    G7, dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alan ABD, İngiltere, Japonya, Fransa, Kanada, Almanya ve İtalya’nın bir araya gelmesiyle oluşuyor.

    Ülkeler, ilk toplantılarını 1975 yılında gerçekleştirdi. Rusya, 1998 yılında oluşumda yer almasına rağmen 2014 yılında Kırım’ın ilhakının ardından gruptan çıkarıldı.

    G7, halihazırda dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 40’lık kısmını temsil ediyor.

    Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumunda bulunan Çin, daha çok Batı ekonomik paktını temsil eden bu oluşumda hiç yer almadı.

    Geçen yıl mayıs ayında dönemin ABD Başkanı Donald Trump, gruba, Rusya, Hindistan, Güney Kore ve Avustralya’nın da eklenmesini istediğini ifade ederek, “G7’nin, dünyada olanları düzgün bir şekilde temsil ettiğini hissetmiyorum. Bu ülkeler grubu miadını doldurdu.” ifadelerini kullanmıştı.

    Uluslararası şirketlerin faaliyette bulundukları her ülkede en az yüzde 15 vergi ödemesi gerektiği yönünde ortaklaşa karar alan G7 ülkelerinde hali hazırda farklı kurumsal vergi seviyeleri uygulanıyor.

    Kurumlar vergisi İngiltere’de yüzde 19, Kanada’da yüzde 15, Fransa’da yüzde 32, Almanya’da yüzde 15,8, İtalya’da yüzde 24, Japonya’da yüzde 23,2, ABD’de ise yüzde 21 seviyesinde.

    Zirvede iklim değişikliği ile mücadele konusuna ayrı bir önem atfedilmesi bekleniyor.

    Küresel karbon emisyonunda İngiltere’nin payı yüzde 1, Kanada’nın yüzde 2, Fransa’nın yüzde 1, İtalya’nın yüzde 1, Japonya’nın yüzde 3, ABD’nin ise yüzde 15 seviyesinde seyrediyor.

    Hangi ülkenin ne kadar ekonomik gücü var

    G7’yi oluşturan ülkelerden İngiltere ekonomisi 2,83 trilyon dolar, Kanada ekonomisi 1,74 trilyon dolar, Fransa ekonomisi 2,72 trilyon dolar, Almanya ekonomisi 3,86 trilyon dolar, İtalya ekonomisi 2 trilyon dolar, Japonya ekonomisi 5,08 trilyon dolar ve ABD ekonomisi ise toplam 21,4 trilyon dolar büyüklüğe sahip.

  • G7 Dışişleri Bakanları’ndan Çin’e Uygur eleştirisi: Derin endişe duyuyoruz

    G7 Dışişleri Bakanları’ndan Çin’e Uygur eleştirisi: Derin endişe duyuyoruz


    G7 toplantısı için Londra’da biraraya gelen dışişleri bakanları Çin’i insan haklarını ihlal etmekle suçladı. Giderek güçlenen Pekin yönetimiyle bir çalışma ilişkisi kurulmasının gereğine işaret eden bakanlar somut adımlar konusunda ortak bir girişimi harekete geçiremedi.

    G7 Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın son gününde yapılan ortak açıklamada Çin’in “keyfi, mücbir ekonomik politikalarını ve uygulamalarını” eleştirildi ve bu ülkeye uluslararası ticaret kurallarına ve insan hakları ile temel özgürlüklere saygı duyma çağrısı yapıldı.

    Bakanlar Çin’in özellikle Uygur Türklerine ve diğer azınlıklara yönelik aralarında “yeniden eğitim” adı altında kitlesel toplama kamplarında zorla çalıştırma ve kısırlaştırma eylemlerinin de bulunduğu uygulamalarından derin endişe duyduklarını belirtti.

    Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Çin’in artan ekonomik ve siyasi güvenine karşı daha güçlü bir duruşta ısrarcı olmasına rağmen diğer G7 ülkelerinin bakanlarını bu konuda ikna edemedi.

    Yalnızca “zorla çalıştırma” konusunda taahütte bulunmayı kabul eden dışişleri bakanları bu mücadelede toplu bir hareketten ziyade kamuoyunda farkınlık yaratmak için kampanya düzenlemek ya da işyerleri için yasalar getirmek gibi “kendi iç imkanlarını kullanarak” mücadele verme sözü verdi.

    Rusya’ya Kırım kınaması

    Dünyanın önde gelen sanayileşmiş yedi ülkesinin dışişleri bakanları, “Rusya’nın bölge ülkelerine karşı sorumsuzca ve istikrarsızlaştırmaya yönelik olumsuz davranış biçiminden derin endişe duyduklarını” belirtti.

    Bakanlar, ortak açıklamada Rusya’nın Ukrayna’nın doğu sınırına ve Kırım’a askeri yığınak yapmasını ve “diğer ülkelerin demokratik sistemlerini baltalamayı amaçlayan kötü niyetli eylemlerini” kınadı.

    Bakanlar ayrıca Rusya’daki insan hakları ihlallerinin kötüleşmesinden ve muhalif seslere, insan hakları savunucularına, bağımsız sivil toplum ve basına yönelik sistematik kısıtlamalardan dolayı derin endişe duymaya devam ettiklerini kaydetti.

    ABD’nin Rusya’nın saldırganlığına karşı Ukrayna’ya verdiği desteği göstermek amacıyla, Dışişleri Bakanı Antony Blinken G7 toplantısının hemen ardından iki günlük ziyaret için başkent Kiev’e gitti.

    Covid-19’un gölgesinde

    ABD, İngiltere, Fransa, Kanada, İtalya, Almanya ve Japonya dışişleri bakanları ile ev sahibi İngiltere’nin davetlisi olarak katılan Avustralya, Hindistan, Güney Kore ve Güney Afrika Cumhuriyeti dışişleri bakanları şeffa paneller ve kulaklık sistemleriyle iki yıl aradan sonra ilk defa yüzyüze temaslarda bulunma imkanı buldu.

    Hindistan heyetinden iki kişinin koronavirüs testinin pozitif çıkması üzerine bütün delegasyon kaldıkları otelde karantinaya girdi ve temaslara sanal yoldan katıldı.

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson toplantının kapanışı dolayısıyla yaptığı kısa konuşmada salgına rağmen yüzyüze temasların önemine işaret etti ve hükümet olarak ellerinden geldiğince normale yakın şekilde hareket etmenin önemine işaret etti.

    Toplantı İngiltere’nin Avrupa Birliği üyeliğinden ayrılışının ardınan “küresel” etkinliğini arttırmasının bir yansıması olarak değerlendirildi.

    İngiltere, 11- 13 Haziran tarihlerinde G7 Zirrvesi’nde bu ülkelerin devlet başkanlarını ülkenin güney batısında yeralan Carbis Bay’de yüz yüze ağırlayacak.

  • G7 Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ilk gününde Myanmar, Libya ve İran gündemdeydi

    G7 Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ilk gününde Myanmar, Libya ve İran gündemdeydi


    Dünyanın önde gelen sanayileşmiş yedi ülkesini biraraya getiren G7 grubunun dışişleri bakanları dönem başkanı İngiltere’nin başkenti Londra’da biraraya geldi. İki yıldan uzun süredir ilk defa yüzyüze biraraya gelen dışişleri bakanlarının gündeminde sağlık, refah ve demokrasi gibi konular bulunuyor.

    İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab bu yılki toplantının açık, demokratik toplumları biraraya getirmek ve ortak zorluklar ile yükselen tehditlerle mücadele edilmesi gereken bu zamanda birliktelik sergilemek için bir fırsat olduğunu kaydetti.

    Salı günü başlayan ve iki sürecek olan toplantıda ev sahibi İngiltere, giderek saldırganlaşan faaliyetler içerisinde olan Rusya, Çin ve İran’ın demokratik toplumlara ve uluslararası hukuk kurallarına meydan okuduğu uyarısında bulundu.

    Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya ve İngiltere’nin oluşturduğu G7 grubu dışişleri bakanları toplantısına Avustralya, Hindistan, Güney Kore ve Güney Sfrika Cumhuriyeti dışişleri bakanlrı da davet edildi. Bu davetin sebebinin İngiltere’nin bu coğrafyalarda ilişkilerini derinleştirme arzusunun yattığı belirtiliyor.

    Gündemde uluslararası sorunlu bölgeler ve koronavirüs aşısı da var

    Toplantıya katılan dışişleri bakanlarının koronavirüs salgınıyla mücadele aşının dünya açapında daığıtımı için nasıl bir yol izlenebileceğini de konuşması bekleniyor. Zengin ülkeler önce kendi haklarını aşılamadan ellerindeki aşı stoklarının küresel çapta dağıtımına isteksiz yaklaşıyorlar.

    G7 grubunun Dışişleri Bakanları Toplantısı, 11 – 13 Haziran’da İngiltere’nin Cornwall’daki Carbis Bay’de yapılacak olan Devlet Başkanları Zirvesi’nin ön hazırlıklarından birini oluşturuyor. Toplantının gündemindeki diğer konular arasında Myanmar’daki askeri , Etiyopya’daki Tigray krizi ve Amerikan birliklerinin Afganistan’dan çekilmesi gibi konular da bulunuyor.

    Toplantının ilk gününde Myanmar’daki gelişmelerle iligili görüşmelerin ardından Lİbya ve Suriye’deki iç savaç konularının da ele alındığı bildirildi.

    Borrell: Libya ve İran konusunda umut yaratan ilerlemeler var

    Toplantının gündemine ilişkin en kapsamlı açıklama Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’den geldi. Borrell İran ve Libya ile ilgili umut verici gelişmelerin olduğuna işaret etti.

    İran’ın nükleer anlaşmasıyla ilgili müzakerelerde son durumu ABD Dışişleri Bakanı Blinken’la görüştüklerini ifade eden Borrell, bunun zor bir süreç olduğunu ama devam ettiğini ve cuma gününden itibaren yeni bir tur müzakerelere başlayacaklarını açıkladı.

    Borrell Libya’da ateşkesin sürdüğünü kaydederek, iyimser olduklarını ve iyi haber umduklarını dile getirdi.

    Çin’le ilişkiler, Rusya, Etiyopya, Somali, Sahara bölgesindeki sorunları mevkidaşlarıyla görüşme fırsatı bulduğunu belirten Borrell Kolombiya’da bir haftadır süren protesto eylemlerinde 19 kişinmin hayatını kaydettiği olaylardan endişe duyduğunu da sözlerine ekledi.

    Borrell toplantıda , AB’nin üçüncü ülkelerden birliğe seyahat edeceklerin AB onaylı aşı olduklarını kanıtlamaları halinde sınırların açlıması üzerine görüş alışverişinde bulunduklarını da sözlerine ekledi.