Etiket: G7 Zirvesi

  • Liderlerin ‘sabrını zorlayan’ Biden yüzünden Meloni, gözlerini devirmede ustalaştı

    Liderlerin ‘sabrını zorlayan’ Biden yüzünden Meloni, gözlerini devirmede ustalaştı


    – G7 zirvesine evsahipliği yaparken ABD Başkanı Joe Biden’ın ‘tuhaflıklarıyla’ uğraşmak zorunda kalan İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, bir ay sonraki NATO zirvesinde Biden’a tahammülü kalmamış gözüktü.

    11 Temmuz’da Washington’da diğer NATO liderleriyle birlikte Biden’ın teşrifini bekleyen Meloni’nin gözlerini devirmesinin videosu sosyal medyada viral oldu.

    Gözlerini tavana çevirmek, hayali bir saate bakmak, gözlerini devirmek ve yüzünü buruşturmak gibi tepkiler veren Meloni, kameralara yakalandığını anlayınca yüz ifadesini düzeltmeye çalıştı.

    Yanında duran Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb’un da saati kontrol etmek için telefonuna baktığı görüldü.

    81 yaşındaki Biden’ın zihinsel koordinasyonunda sorunların fark edildiği ve kasımdaki ABD başkanlık seçimlerinden çekilip adaylığı başkasına bırakması için çağrılar aldığı dönemde gelen görüntüler, sosyal medyada alaycı yorumlar eşliğinde defalarca paylaşıldı.

    KAMERALARIN YAKALADIĞI MELONİ’NİN G7’DEKİ ‘BİDEN SINAVI’

    Biden, haziran ortasında İtalya’da düzenlenen G7 zirvesinin açılışında da evsahibi Meloni başta olmak üzere diğer liderleri uzun süre bekletmişti.

    Bütün liderleri kısa aralıklarla tek tek içeri alan İtalya Başbakanı, en son gelen ABD Başkanı tarafından 20 dakika ayakta bekletilmişti. Kameralar karşısında sıkıldığını belli etmemeye çalışan Meloni, kendisiyle beraber bekleyen basın mensuplarının özçekim talebini geri çevirmemişti. Biden nihayet geldiğinde Meloni’ye asker selamı vermişti.

    Liderlerin paraşütle atlama gösterisini izlediği sırada aralarından kopup meçhule uzaklaşan Biden’ı geri getirme görevi de Meloni’ye düşmüştü. (Dış Haberler)


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dünyanın en büyük ekonomilerini bir araya getiren G20 Zirvesi’nin gündeminde ne var?

    Dünyanın en büyük ekonomilerini bir araya getiren G20 Zirvesi’nin gündeminde ne var?


    G20 Liderler Zirvesi bu yıl İtalya’nın başkenti Roma’da yapılıyor. İtalya’nın dönem başkanı olduğu zirvede liderler, Covid-19 salgını nedeniyle iki yıllık aradan sonra ilk yüz yüze buluşuyor.

    Dünyanın en büyük ekonomilerinin devlet ve hükümet başkanları bugün ve yarın küresel çapta öne çıkan sorunları değerlendirecek.

    Roma’daki Nuvola Kongre Merkezi’nde düzenlediği zirvenin açılışı, ev sahibi İtalya Başbakanı Mario Draghi’nin konuklarını karşılamasıyla yapıldı. Başbakan Draghi ve konukları, daha sonra birlikte aile fotoğrafı çektirdi.

    Liderler, zirvenin ilk gününde “Küresel Ekonomi ve Küresel Sağlık” oturumunda bir araya gelecek.

    Bu seneki gündem ne?

    Her sene G20 Zirvesi’ne ev sahipliği yapan ülke, toplantı için bir tema seçiyor. Daha önce Avrupa Merkez Bankası Başkanı olarak görev yapan ve bir ekonomist olan İtalya Başbakanı Mario Draghi, kadınları ekonomik olarak güçlendirmeyi ön plana çıkarmayı istiyor.

    Bu yılki zirvede liderlerin gündeminde şu konuların olması bekleniyor

    İklim değişikliğiyle mücadele

    Covid-19 salgını ve pandemi sonrası ekonomik toparlanma

    Dijital ekonominin vergilendirilmesi

    Afganistan

    Mülteciler

    Diğer dış politika konuları

    Cumhurbaşkanı Erdoğan İtalya’da

    Zirve kapsamında resmi karşılama töreninde ve G20 aile fotoğrafında yer alacak olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Küresel Ekonomi ve Küresel Sağlık” ve “Daha İyi Toparlanma için KOBİ’lerin ve Kadınların Sahip Olduğu İşletmelerin Desteklenmesi” temalı oturumlar ile çalışma yemeğine katılacak.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, liderlerle ikili görüşmeler yapacak, İtalya Başbakanı Mario Draghi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek kültürel etkinliğe iştirak edecek ve İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella’nın heyet başkanları onuruna vereceği akşam yemeğine katılacak.

    G20 Zirvesi nedir?

    Yirmilik Grup anlamına gelen “Group of Twenty” 1999 yılında, dönemin G7 maliye bakanları ve merkez bankası başkanlarının kararıyla kuruldu.

    G20’nin kurulmasındaki amaç gelişmiş ekonomilerle gelişmekte olan ülkeleri bir araya getirerek, dünyanın ekonomik sorunlarına daha kalıcı çözümler üretmekti.

    G20 ilk kurulduğu yıllarda sadece bakanların toplandığı bir zirve olsa da, 2008’deki dünya krizi sonrasında bu toplantıya en üst düzeyde katılım yapılması kararlaştırıldı.

    Bu tarihten itibaren her yıl dünyanın en büyük devletlerinin liderleri toplanarak, dünya ekonomisinin yanında, ticareti ve gelişimini de şekillendiriyor.

    G-20 nüfus ve ekonomik ağırlık açısından dünyanın en güçlü yapılarından biri olarak öne çıkıyor. Üye ülkeler dünya nüfusunun yüzde 60’ını ve dünya ekonomisinin yüzde 80’ini oluşturuyor. Üyeler arasında farklılık olsa da G-20 ülkeleri uluslararası ticaretin yüzde 75’ine sahip.

    G20 üye ülkeleri hangileri?

    G20 üyeleri arasında 19 ülke ve Avrupa Birliği bulunuyor.

    Üyeler arasında G7’yi oluşturan Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Almanya, Japonya, Fransa, İtalya ve Birleşik Krallık bulunuyor.

    Bunların haricindeki zirvede bulunan diğer ülkeler ise Arjantin, Avustralya, Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Güney Kore ve Türkiye.

    Bu yılki zirveye Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası, Finansal İstikrar Kurulu (FSB), Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası Çalışma Örgütü ve Birleşmiş Milletler (BM) gibi uluslararası kuruluşlardan lider ve temsilciler katılacak.

    Ev sahibi ülke, G20 üyelerinin haricinde istediği ülkeleri de toplantıya çağırabiliyor.

    Ayrıca G20 zirvelerinde İspanya düzenli olarak “kalıcı bir konuk” ülke olarak katılırken; İtalya dönem başkanı olarak Azerbaycan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Ruanda, Filipinler, Yeni Zelanda, Hollanda ve Singapur’u da zirveye davet etti.

    Liderler, Roma’ya gelmeye başladı

    ABD Başkanı Joe Biden ve eşi Jill Biden, bu sabaha karşı Roma’ya ulaşarak, zirve için İtalya’nın başkentine gelen ilk liderlerden oldu. Biden, gün boyu Roma’da ikili görüşmelerde bulunacak.

    Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da Roma’ya gelip temaslarını başlattı.

    Zirvede, Türkiye’yi temsil edecek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bu akşam Roma’da olması bekleniyor.

    Zirve programı

    İtalya Başbakanlığının paylaştığı programa göre, liderler, “Küresel Ekonomi ve Küresel Sağlık”, “İklim Değişikliği ve Çevre” ile “Sürdürülebilir Kalkınma” başlıklarında 3 oturuma katılacak.

    Zirvenin ilk günün ev sahibi İtalya Başbakanı Mario Draghi, zirve için gelen bütün liderleri kongre merkezi önünde tek tek karşılayacak. Zirvede ilk oturuma geçilmeden önce liderler, aile fotoğrafında buluşacak.

    İlk gün oturumunun ardından, liderler için özel kültürel program hazırlandı. İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella da konuk liderlere Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda akşam yemeği daveti verecek.

    G20 liderleri, zirvenin ikinci ve son gününde ise “İklim Değişikliği ve Çevre” ile “Sürdürülebilir Kalkınma” oturumlarına katılacak.

    Kapanış oturumunun ardından liderler, kendi ülkelerinden gelen gazetecilere yönelik birer basın toplantısı düzenleyecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • G7, Afganistan’da tahliyelerin uzatılmasını istedi; Taliban ile ilişkilerin yol haritası hazır

    G7, Afganistan’da tahliyelerin uzatılmasını istedi; Taliban ile ilişkilerin yol haritası hazır


    Covid-19 salgını nedeniyle sanal ortamda Afganistan ana gündemiyle yapılan G7 liderler zirvesi sona erdi. G7 ülkelerinin liderleri, önceliklerinin Afganistan’dan tahliyelerin güvenli şekilde sağlanması olduğunu belirterek, Taliban’ı sözlerine göre değil, eylemlerine göre değerlendireceklerini ve kurulacak hükümetin meşruiyetinin, uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmedeki yaklaşıma bağlı olduğunu duyurdu.

    Avrupa Birliği, zirvede ABD’ye hayatı tehlikede olan Afganlıların tahliye operasyonlarını tamamlamak için Kabil Havaalanı’nın güvenliğinin “gerekli olduğu sürece” güvence altına alınması çağrısında bulundu.

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson ise G7 liderlerin Taliban ile kurulacak ilişki konusunda bir yol haritası üzerinde uzlaştığını duyurdu. İngiltere Başbakanı, Afganistan’ın yurt dışındaki fonlarının Taliban için koz olarak kullanılacağı mesajını verdi.

    Buna göre planın en önemli maddesi ABD’nin çekilme tarihi ilan ettiği 31 Ağustos’tan sonra da Taliban militanlarının ülkeyi terk etmek isteyenlerin güvenli geçişine izin vermesi için baskı yapmak olacak.

    Johnson, Biz sadece tahliye operasyonlarına nasıl yaklaşacağımız konusunu değil ayrıca Taliban ile nasıl bir ilişki kuracağımıza dair bir yol haritası konusunda da uzlaştık.” dedi.

    Afganistan’ın yurt dışındaki fonları Taliban için koz olarak kullanılacak

    Taliban’a sunulacak koşullardan bahseden Johnson, “Belirlediğimiz bir numaralı koşul, 31 Ağustos ve sonrasında da yurt dışına çıkmak isteyenler için güvenli geçişi garanti etmeleri gerektiği. Bazıları bunu kabul etmediklerini söyleyebilir, bazıları da umarım bunun anlamını gayet iyi anlayacak. Çünkü G7’nin çok önemli bir ekonomik, diplomatik ve siyasi ağırlığı var.” dedi.

    Johnson, Taliban ülkede kontrolü ele geçirmesinden sonra G7 ülkelerini Afganistan’ın yurt dışındaki fonlarını askıya aldığını hatırlattı.

    AB Konseyi Başkanı Charles Michel, ABD’den Afganlıların tahliye operasyonlarını tamamlamak için Kabil Havaalanı’nın güvenliğinin “gerekli olduğu sürece” güvence altına alınması çağrısında bulunduklarını söyledi.

    G7 zirvesi bildirisinden

    G7 ülkelerinin liderleri, önceliklerinin Afganistan’dan tahliyelerin güvenli şekilde sağlanması olduğunu belirterek, Taliban’ı sözlerine göre değil, eylemlerine göre değerlendireceklerini ve kurulacak hükümetin meşruiyetinin, uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmedeki yaklaşıma bağlı olduğunu duyurdu.

    Birleşmiş Milletler (BM) ve NATO genel sekreterlerinin de katıldığı zirve sonrasında yayımlanan bildiride, Afganistan’daki durumla ilgili “ciddi şekilde endişeli” olunduğu belirtildi.

    Savunmasız Afganistan ve diğer ülkelerin vatandaşlarının güvenliğinin sağlanması ve insani bir krizin önlenmesi için itidal çağrısında bulunulan bildiride, kadınların, kız çocuklarının ve azınlık gruplarının haklarının korunmasına ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmesi istendi.

    “Afganistan’ın bir daha asla terör için güvenli bir bölge veya başkalarına yönelik terör saldırılarının kaynağı olmaması” gerektiği kaydedilen metinde, NATO müttefikleri başta olmak üzere ortaklarla beraber nerede olursa olsun terörizmle kararlılık ve dayanışma içinde mücadele edileceği mesajı verildi.

    Beklentiler

    Bildiride, gelecekte kurulacak bir Afgan hükümetinin, ülkenin uluslararası yükümlülüklerine uyması, terörizme karşı koruma sağlaması, başta kadınlar, çocuklar, etnik ve dini azınlıklar olmak üzere tüm Afganların insan haklarını güvence altına alması, hukukun üstünlüğünü koruması, engelsiz ve koşulsuz insani erişime izin vermesi, insan ve uyuşturucu kaçakçılığına karşı etkili şekilde karşı koyması gerektiği belirtildi.

    Afganistan’daki tüm tarafların, kadınların ve azınlık gruplarının önemli derece katılımıyla kapsayıcı bir hükümet kurmak için iyi niyetle çalışmaya davet edildiği aktarılan bildiride, insani yardım ve mültecilerin desteklenmesi sözü verildi.

    Tahliyeler

    “Acil önceliğimiz, vatandaşlarımızın ve son 20 yılda bizimle çalışan ve çabalarımıza yardım eden Afganların güvenli bir şekilde tahliyesini ve Afganistan’dan sürekli güvenli çıkışı sağlamaktır.” ifadesine yer verilen bildiride, G7 ülkelerinin bu konuda yakın iş birliğine devam edeceği vurgulandı.

    Tüm tarafların bunu kolaylaştırmaya devam etmesi, insani ve sağlık personelleri dahil uluslararası hizmet sağlayıcıların güvenliğinin temin edilmesinin beklendiğinin altı çizilen bildiride, mültecilere ev sahipliği yapan bölgedeki komşu ülkeler ve diğer ülkelerle birlikte iş birliği yapılacağı da duyuruldu.

    “Sözleriyle değil, eylemleriyle değerlendireceğiz”

    Afganistan’ın karşı karşıya olduğu kritik sorunları ele almak için BM, G20 ve diğer müttefikler ve bölge ülkeleriyle birlikte çalışılacağı belirtilen metinde, “Bunu yaparken Afgan partilerini sözleriyle değil, eylemleriyle değerlendireceğiz. Özellikle, Taliban’ın terörü önleme, kadın hakları, kız çocukları ve azınlıkların insan hakları ve Afganistan’da kapsayıcı bir siyasi çözüm arayışı konusundaki eylemlerinden sorumlu tutulacağını bir kez daha teyit ediyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

    Bildiride, gelecekteki bir Afgan hükümetin meşruiyetinin de uluslararası yükümlülüklerini ve taahhütlerini yerine getirmedeki yaklaşıma bağlı olduğu vurgulandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • G7: Avrupa liderleri, ABD’ye Afganistan’dan çekilme sürecini uzatması çağrısı yapacak

    G7: Avrupa liderleri, ABD’ye Afganistan’dan çekilme sürecini uzatması çağrısı yapacak


    Avrupalı ​​liderler, bugün yapılacak G7 zirvesine hazırlanırken, ABD’ye, askerlerinin geri çekilmesi sürecini uzatması çağrısı yapılması bekleniyor.

    Afganistan’dan tahliyeleri 31 Ağustos’a kadar tamamlamaya çalışan Biden yönetiminin ise mümkün olduğu kadar çabuk sürecinin bitmesi için uğraştığı biliniyor.

    Birleşik Krallık’ın ev sahipliğinde yapılacak sanal toplantıda özellikle İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, Biden’ı ikna çabasında olacağı tahmin ediliyor.

    Çekilmenin yavaşlatılmasının talebi arkasında binlerce yabancı uyruklunun yanı sıra Amerikan liderliğindeki NATO operasyonu için çalışan veya başka bir şekilde koalisyon güçlerini, temsilciliklerini desteklemiş ve onlar hesabına çalışmış Afganların belirlenmesi ve onlara yardımcı olunması için. Batılı liderler çekilme sonrası yaşanan görüntülerin onları zor duruma düşürdüğü inancında.

    Ancak, Taliban, “kırmızı çizgimiz” diyerek Batılı güçlerin ay sonuna kadar tahliyeleri tamamlaması konusunda ısrar ediyor.

    İngiltere Başbakanının ayrıca dünya liderlerini Afgan mültecilere ve insani yardıma desteklerini güçlendirmeye ve Afganistan için uzun vadeli bir strateji geliştirmeye çağırması da bekleniyor.

    Boris Johnson pazartesi günü yaptığı açıklamada, Batılı müttefiklerin “insan haklarını korumak için her türlü insani ve diplomatik aracı kullanacağını” söyledi ve İslamcı militanların “sözleriyle değil, yaptıklarıyla yargılanacaklarını” da sözlerine ekledi.

    Biden: Konuyu tartışıyoruz

    Geçen hafta Kabil’deki tahliyeleri çevreleyen kaosun ortasında ve müttefiklerin baskısı altında Biden, olası bir uzatma konusunda askeri tartışmaların devam ettiğini söylemişti.

    Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, çıkış tarihi hakkında endişeli olduğunu ve devam eden tahliye operasyonlarını hakkıyla gerçekleştirmek için bir uzatma gerekli olduğunu söyledi.

    Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Mass da Almanya’nın Kabil havaalanını 31 Ağustos’tan sonra tahliyelere açık tutmak için ABD, Türkiye ve diğer müttefiklerle de görüştüğünü duyurdu ve “Taliban ile görüşmeye devam etmeliyiz çünkü Amerikan birliklerinin çekilmesinden sonra havaalanının işleyişinde rolleri olacak” diye ekledi.

    NATO ve BM Genel Sekreterleri de zirvede olacak

    Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere, ABD, Kanada ve Japonya’nın liderlerini bir araya getirecek G7 zirvesi öğleden sonra video bağlantısıyla gerçekleşecek. NATO ve BM Genel Sekreterleri de zirveye davet edildi.

    Boris Johnson, Pazartesi günü toplantıdan önce Joe Biden ile telefonda görüştü. Yapılan açıklamada, iki liderin Afganistan’dan ayrılma hakkı olanların bunu yapabilmelerini sağlamak için birlikte çalışmaya söz verdikleri belirtildi.

    Ancak açıklamada, Londra’nın asker çekme son tarihinin 31 Ağustos’un ötesine uzatılmasını görmek istediğinden söz edilmedi.

    ABD Dışişleri Bakanlığı ise inceleme ve tahliye çabalarını artırdığını söyledi.

    Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, 22 Ağustos’tan başlayarak 24 saatlik bir süre içinde 28 ABD askeri uçuşunun Kabil’den yaklaşık 10 bin 400 kişiyi tahliye ettiğini söyledi. Price, 61 koalisyon uçağının da havaalanından yaklaşık 5 bin 900 kişiyi tahliye ettiğini söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Merkel: Pekin, AB-Çin ticaret anlaşmasının onayı için işçi haklarında önemli ilerleme kaydetmeli

    Merkel: Pekin, AB-Çin ticaret anlaşmasının onayı için işçi haklarında önemli ilerleme kaydetmeli


    Almanya Başbakanı Angela Merkel, Avrupa Birliği’nin Çin ile yaptığı yatırım anlaşmasını ancak Pekin’in işçi hakları konusunda ilerleme kaydetmesi halinde onaylayacağı konusunda uyardı. Merkel, “Hedefimiz, Çin’de işçi hakları konusunda önemli ilerlemeler görmek” dedi.

    Merkel, geçen yıl Almanya’nın AB Konseyi başkanlığı sırasında imzalanan anlaşmanın ana savunucularından biriydi.

    Anlaşmada Pekin, işçileri koruyan ve zorla çalıştırmayı yasaklayan birkaç Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) normunu geçirmeye yönelik “sürekli çaba” göstermeyi taahhüt etti.

    Merkel, Cornwall’daki G7 zirvesinde, ILO normlarının uygulanması konusunda mevcut duruma kıyasla ilerleme olması gerektiğini kaydetti.

    AB-Çin anlaşması askıda

    Avrupa Parlamentosu, Pekin’in AB parlamenterlerine karşı mevcut yaptırımlarını sürdürdüğü sürece, geçtiğimiz yıl aralık ayında imzalanan AB-Çin anlaşmasını onaylamama sözü verdi.

    Merkel, “Yürürlükteki yaptırımlar nedeniyle, şu anda onay biraz zor durumda. Yani onay için hala biraz zamanımız var.” dedi.

    Pekin hükümeti, 1 milyon kadar Uygur ve diğer azınlıkları “adil yargılanmadan gözaltına almak ve onları ucuz işgücü kaynağı olarak kullanmakla” suçlanıyor.

    İngiltere’de yapılan G-7 Zirvesi’nin sonuç bildirisinde liderler Çin’i, Hong Kong’ta ve Uygur azınlığın yaşadığı Sincan’da insan haklarına saygı duymaya çağırmıştı.

  • Von der Leyen: Çin’in aksine bizim yardımlarımız şartlara bağlı değil

    Von der Leyen: Çin’in aksine bizim yardımlarımız şartlara bağlı değil


    AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, G7 liderlerinin gelişmekte olan ülkelere yardım planlarının, Çin’in yatırımlarının aksine koşulsuz şartsız olduğunu söyledi.

    G7 Zirvesi için İngiltere’de bulunan von der Leyen, euronews’e özel mülakatta, G7 ülkeleri ile Çin’in ekonomik açıdan birbiri ile yarışan “güçlü rakip”, insan hakları ve demokrasi alanında ise “sistematik rakipler” olduğunu ifade etti.

    G7 Zirvesi’nde, Çin’in son 40 yıldaki ekonomik ve askeri yükselişine karşı atılabilecek adımlar gündem maddeleri arasındaydı. Bu kapsamda, G7 liderleri, düşük ve orta gelirli ülkelerin daha iyi altyapı inşa etmeleri amacıyla, Pekin’in ‘Kuşak ve Yol Girişimi’ne rakip olacak bir yatırım planının oluşturulmasında uzlaştı. “Dünyayı Yeniden Daha İyi İnşa Et” adı verilen girişimin ilk duyurusunu ABD Başkanı Joe Biden yapmıştı.

    euronews’e konuşan Komisyon Başkanı, AB’nin 2019’da başlatılan “Avrupa ve Asya’yı Birleştirme” stratejisine de atıfta bulunarak, “G7 Zirvesi’nde bu tür girişimleri derinlemesine ele aldık, daha iyi ve daha inandırıcı modellere ihtiyacımız olduğu hususunda mutabık kaldık” dedi. G7’nin gücünün altını çizen von der Leyen, “Öncelikle ortaklarımızı, yatırımlarımızın Çin’in (yatırımlarının) aksine koşullara bağlı olmadığına ikna etmeliyiz” diye konuştu.

    “Brexit ile ne üzerinde anlaştıysak o uygulanmalı”

    İngiltere ile Avrupa Birliği arasında, Kuzey İrlanda meselesiyle ilgili Brexit sonrası devam eden anlaşmazlığa da değinen Vvn der Leyen, İrlanda adasında barışın, istikrarın ve Belfast Anlaşmasının devamının her şeyden önemli olduğunu vurguladı.

    “İngiliz dostlarımıza karşı oldukça esnek davrandık, onlardan da aynı esnekliği görmek istiyoruz” diyen AB Komisyonu Başkanı, “Brexit ile ilgili neyde anlaştıysak onun uygulanması gerekiyor, tek çözüm budur” diye konuştu.

  • G-7 Zirvesi’nde Johnson ve Macron arasında ‘Brexit coğrafyası’ tartışması

    G-7 Zirvesi’nde Johnson ve Macron arasında ‘Brexit coğrafyası’ tartışması


    İngiltere’de yapılan G-7 Zirvesi’nde, Paris ve Londra arasında “Brexit coğrafyası” tartışması yaşandı.

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, zirve sırasında “Kuzey İrlanda’nın Birleşik Krallık’ın bir parçası olmadığını” öne sürdü.

    Öncesinde İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Macron’a “Fransız mahkemelerinin Toulouse sosislerinin Paris’e gönderilmesini engellemesi halinde nasıl tepki vereceğini” sormuştu.

    Bunun üzerine Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamada, “Cumhurbaşkanı (Macron), Toulouse ve Paris’in tek bir coğrafi bölgenin parçası olduğunu ve Kuzey İrlanda’nın bir adada olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı, durumun oldukça farklı olduğunu ve bu tür bir karşılaştırma yapmanın doğru olmadığını vurgulamak istiyor.” denildi.

    İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab da “AB’nin Kuzey İrlanda’ya Birleşik Krallık’ın bir parçası değil, ayrı bir ülke gibi davranmasını” eleştirerek, bu yaklaşımın İngiltere’nin bölgesine zarar verdiğini söyledi.

    Raab, BBC’nin Andrew Marr programına verdiği demeçte, “Carbis Körfezi’ndeki çeşitli AB rakamları, aylardır ve yıllardır Kuzey İrlanda’yı bir şekilde ayrı bir ülke olarak nitelendiriyor, bu yanlış. Bu, gerçekleri anlamakta bir başarısızlık” dedi.

    İngiliz yönetimindeki bölge derinden bölünmüş durumda. Birçok Katolik milliyetçisi İrlanda ile birleşmeyi arzularken, Protestan sendikacılar Birleşik Krallık’ta kalmak istiyor.

    İngiltere’nin 2016 yılında Avrupa Birliği’nden ayrılma yönünde oy kullandığından bu yana, iki taraf AB üyesi İrlanda ile kara sınırı olan Kuzey İrlanda hakkında ne yapılması gerektiği sorununu çözmeye çalışıyor.

    Johnson-Macron gerginliği

    İngiltere Başbakanı Johnson, Londra’nın AB ile bir ticaret anlaşmazlığında toprak bütünlüğünü korumak için “ne gerekiyorsa yapacağını” ve çözüm bulunamaması halinde acil durum önlemleri alacaklarını söyledi.

    Macron da Johnson’a bloktan ayrılmanın bir İngiliz kararı olduğunu hatırlattı. Elysee, “İngiltere’nin AB’den çıkışının bir İngiliz kararı olduğunu ve verilen söze bağlı kalmanın gerekli olduğunu (Johnson’a) hatırlattı” açıklaması yaptı.

    Raab: İngiltere, Kuzey İrlanda konusunda AB ile gerilimi azaltmak istiyor

    İngiltere’nin AB ile gerilimi azaltmak istediğini söyleyen İngiltere Dışişleri Bakanı Raab, bloğun Kuzey İrlanda’nın Birleşik Krallık’ın bir parçası olduğunu anlaması gerektiğine dair uyarısını yineledi.

    Raab, G7 toplantısı sırasında Sky News’e verdiği demeçte, “Gerginliklerin azalmasını istiyoruz, esnek, pragmatik bir yaklaşım istiyoruz. Sahip olamayacağımız şey, hem Kuzey İrlanda protokolünün çok dengesiz bir şekilde uygulanması hem de Hayırlı Cuma Anlaşması’nın bunun sonucunda baltalanmasıdır” dedi.

    İrlanda sorunu

    İngiliz imparatorluğunun ilk sömürgesi İrlanda Adası’ndan İngiltere’nin elinde kalan kısmı teşkil eden Kuzey İrlanda, 1960’lı yıllardan 1998’e kadar Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere’yle birlik yanlısı Protestanlar arasındaki çatışmalara ve terör olaylarına sahne olmuştu. 40 yıla yayılan ve “Sorunlar” diye anılan yıllarda terör olaylarında 3 bin 500 kişi hayatını kaybetmişti.

    Ada ancak 1998’de imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması ile sükunete kavuşurken, Kuzey İrlanda’da çatışan tarafların ortaklığına dayalı bir bölgesel yönetim kurulması üzerinde anlaşılmıştı.

    Belfast Anlaşması olarak da bilinen metinler, Kuzey İrlanda’da bugün yürürlükte olan bölgesel yönetimin temelini oluşturuyor.

    Barış anlaşmasının üzerinden geçen 20 yılı aşkın süreye karşın, bölge halkı arasında güven tam olarak tesis edilebilmiş değil.

  • G-7’de liderler Çin’i, Sincan bölgesindeki insan haklarına saygı duymaya çağırdı

    G-7’de liderler Çin’i, Sincan bölgesindeki insan haklarına saygı duymaya çağırdı


    İngiltere’de yapılan G-7 Zirvesi’nin sonuç bildirisinde liderler Çin’i, Hong Kong’ta ve Uygur azınlığın yaşadığı Sincan’da insan haklarına saygı duymaya çağırdı.

    Bildiride Çin’in ekonomi politikası eleştirilirken, “küresel ekonominin adil ve şeffaf işleyişini baltalayan piyasa dışı politikalara ve uygulamalara meydan okumak için kolektif yaklaşımlara danışmaya devam edileceği” ifade edildi.

    Zirveye ev sahipliği yapan İngiltere Başbakanı Boris Johnson, G-7 liderleri arasında dünyanın geri kalanına demokrasi ve insan haklarının değerini göstermek ve “dünyanın en fakir ülkelerinin kendilerini bir şekilde geliştirmelerine yardımcı olmak” için “harika bir uyum” olduğunu söyledi.

    1 milyar doz Covid-19 aşısı hibe edilecek

    Sonuç bildirisinde ihtiyacı olan ülkelere gelecek yıl içinde toplam 1 milyar doz Covid-19 aşısı hibe edileceği duyuruldu.

    Ayrıca Covid-19’un kökenleri hakkında Dünya Sağlık Örgütü tarafından yürütülecek şeffaf ve bilime dayalı soruşturma çağrısında bulunuldu.

    İngiltere Başbakanı Johnson, vaat edilen aşı dozlarının hem doğrudan hem de uluslararası COVAX programı aracılığıyla geleceğini söyledi. Ancak taahhüt, Dünya Sağlık Örgütü’nün dünya nüfusunun en az yüzde 70’ini aşılamak ve pandemiyi sona erdirmek için gerekli olduğunu söylediği 11 milyar dozun çok altında kalıyor.

    G7 neyi temsil ediyor?

    G7, dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alan ABD, İngiltere, Japonya, Fransa, Kanada, Almanya ve İtalya’nın bir araya gelmesiyle oluşuyor.

    Ülkeler, ilk toplantılarını 1975 yılında gerçekleştirdi. Rusya, 1998 yılında oluşumda yer almasına rağmen 2014 yılında Kırım’ın ilhakının ardından gruptan çıkarıldı.

    G7, halihazırda dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 40’lık kısmını temsil ediyor.

    Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumunda bulunan Çin, daha çok Batı ekonomik paktını temsil eden bu oluşumda hiç yer almadı.

  • DSÖ: Salgını bitirmek için G7 ülkelerinin vaadinden 10 kat daha fazla aşıya ihtiyaç var

    DSÖ: Salgını bitirmek için G7 ülkelerinin vaadinden 10 kat daha fazla aşıya ihtiyaç var


    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), koronavirüs salgınını sonlandırmak için G7 ülke liderlerinin ihtiyacı olan ülkelere vadettiğinden 10 kat daha fazla aşıya ihtiyaç olduğu uyarısında bulundu.

    Açıklama DSÖ Genel Sekreteri Tedros Adhanom Ghebreyesus’tan geldi. G7 Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapan İngiliz Başbakan Boris Johnson, 100 milyon dozu kendi ülkesinden, 500 milyon dozu ise ABD’den olmak üzere, G7 ülkelerinin toplamda 1 milyar doz aşı bağışlıyacağını açıklamıştı. Bu duyuruyu değerlendiren Tedros, salgını bitirmek için küresel nüfusun yüzde 70’inin aşılanması gerektiğini ifade etti ve “Bunu başarmak için en az 11 milyar doz aşıya ihtiyacımız” var dedi.

    DSÖ Genel Sekreteri ayrıca koronavirüse karşı geliştirilen aşıların üretim kapasitesini artırmak için bu alanda fikri mülkiyet hakkının kaldırılması talebini de yineledi. Söz konusu öneri Washington’dan destek görse de Avrupa’da yanıtsız kalmıştı.

    G7 ülkelerinin toplam nüfusunun neredeyse yarısının en az bir doz aşı olduğunu aktaran Tedros, Afrika’da bu oranın sadece yüzde 2,2 olduğunu hatırlattı. DSÖ verilerine göre dünya nüfusunun yüzde 13’ünden daha azı tek doz koronavirüs aşısı yaptırabildi.

    DSÖ, aşı tedarikindeki sıkıntılar nedeniyle her 10 Afrika ülkesinden 9’unun eylül ayı aşı hedefine ulaşamayacağını öngörüyor.

  • Çin’den G-7’ye uyarı: Küresel kararlar, küçük ülke grupları tarafından alınmıyor

    Çin’den G-7’ye uyarı: Küresel kararlar, küçük ülke grupları tarafından alınmıyor


    Çin, dünya ekonomisinin yüzde 40’ını temsil eden ülkeleri bir araya getiren G-7 Zirvesi’nde Pekin’e karşı yapılan planlara tepki gösterdi.

    Çin’in Londra Büyükelçiliği’nden bir sözcü, “Küresel kararların küçük bir grup ülke tarafından dikte edildiği günler çoktan geride kaldı” dedi.

    Sözcü, “Büyük-küçük, güçlü-zayıf, fakir-zengin, ülkelerin eşit olduğuna ve dünya meselelerinin tüm ülkelerle istişare yoluyla ele alınması gerektiğine her zaman inanıyoruz.” ifadesini kullandı.

    Soğuk Savaş’ı sona erdiren Sovyetler Birliği’nin 1991’deki dağılmasıyla birlikte, Çin’in önde gelen bir küresel güç olarak yeniden ortaya çıkması, son zamanların en önemli jeopolitik olaylarından biri olarak kabul ediliyor.

    İngiltere’de yapılan G-7 Zirvesi’nde Çin’in son 40 yıldaki ekonomik ve askeri yükselişine karşı atılabilecek adımlar konuşuluyor.

    Bu noktada G-7 liderleri, düşük ve orta gelirli ülkelerin daha iyi altyapı inşa etmeleri amacıyla Pekin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne rakip olacak bir yatırım planının oluşturulması konusunda uzlaşmaya vardı.

    Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun Çin’e karşı ortak politika geliştirmede öncülük ettiği belirtiliyor.

    Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, İngiltere, Almanya, İtalya, Fransa ve Japonya’dan oluşan G-7 ülkeleri Galler’deki sahil beldesi Carbis Bay’de toplantılara devam ediyor.

    Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumunda bulunan Çin, daha çok Batı ekonomik paktını temsil eden bu oluşumda hiç yer almadı.

    Trudeau, Çin’e uyumlu G-7 yaklaşımı çağrısında bulundu

    Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun yedi kişilik tartışmaya öncülük ettiği ve liderleri “Çin’in ortaya çıkardığı zorluklara birleşik bir yaklaşım getirmeye çağırdığı” belirtiliyor.

    Tartışmaların bilgisine sahip bir kaynak Reuters’e verdiği demeçte, birlikte yaklaşık 40 trilyon dolarlık ekonomik nüfuzu kontrol eden G7 liderlerinin Çin’e uyumlu bir yaklaşım oluşturma konusunda geniş bir anlaşmaya vardıklarını söyledi.

    Kaynak, “Trudeau’nun bugünkü mesajı, Çin’in hepimize sunduğu zorluklara birleşik bir yaklaşım üzerinde bir fikir birliği oluşturmak için gerçekten çalışmamız gerektiğiydi” dedi.

    G7’de Çin konusunda “genel bir uyum” olduğunu söyleyen kaynak, “Grup olarak dayanışma göstermeli ve grup olarak da eylem göstermeliyiz.” dedi.

    Kuşak ve Yol Girişimi’ne alternetif

    Çin’e rakip olmak isteyen G7 liderleri, daha iyi altyapı inşa etmede düşük ve orta gelirli ülkeleri desteklemek için bir yatırım planının üzerinde anlaştığı belirtildi.

    G7 ülkelerinden yapılan açıklamada, düşük ve orta gelirli ülkelerin daha iyi altyapı inşa etmeleri amacıyla Pekin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne rakip olacak bir yatırım planının oluşturulması konusunda uzlaşmaya varıldığı ifade edildi.

    Açıklamada, yatırım planına ilişin olarak G7 liderlerinin “değer odaklı, yüksek standartlı ve şeffaf” bir ortaklık teklif edilmesinin planlandığı kaydedildi.

    Son yıllarda Çin, özellikle Afrika ülkelerinde geniş çaplı altyapı projelerinin finansmanını sağlarken; bu ülkelerin borcunun artmasıyla etki alanını genişletmişti.