Etiket: Fransa Cumhurbaşkanlığı Seçimleri 2022

  • Fransa seçimlerinde sistem tartışması: Avrupa’da en güçlü yetkilere sahip cumhurbaşkanı Fransa’da

    Fransa seçimlerinde sistem tartışması: Avrupa’da en güçlü yetkilere sahip cumhurbaşkanı Fransa’da


    Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunun yankıları sürerken, Avrupa’da en güçlü cumhurbaşkanlığı yetkilerine sahip Fransa’da bu sistemin faydaları ve zararları yeniden tartışılmaya açıldı.

    Son 50 yıldır ülkede yönetim kurallarını belirleyen 5. Cumhuriyet döneminde sistem tartışması içinde en fazla öne çıkan konu, cumhurbaşkanının yetkileri artarken, parlamentonun yetkilerinin düşmesi ve “kuvvetler ayrılığı” ilkesinin zarar görmesi.

    Lyon Üniversitesi’ndeki görevli Profesör Christophe Chabrot, “Fransa’da Cumhuriyeti yöneten, hükümeti, parlamentoyu ve Anayasa Mahkemesini kontrol eden bir başkanımız var. Jüpiter gibi bir süper başkan var onun ismi de Macron.” diyerek, siyasi sisteme yönelik eleştirisini dile getirdi.

    Fransa’daki mevcut sistemi 1830’lu yıllardaki Avrupa monarşilerine benzeten Chabrot, “Avrupa monarşilerinde kralın yetkilerini başbakana devretmeye başladığı, ancak yine de çok fazla gücü elinde tuttuğu 1830’a dönmüş gibiyiz.” diyerek sisteme yönelik eleştirisini özetledi.

    Fransa’da, sisteme karşı görüşte olanlar parlamentonun, cumhurbaşkanının istediğini sadece onaylamak durumunda kalan bir organ haline gelmesini eleştirirken, kuvvetler ayrılığının daha iyi işlemesi için reform çağrıları yapıyor.

    Sorbonne Üniversitesi’nde siyaset bilimi dersi veren Profesör Delphine Dulong, “Yasalara göre, Fransa’da cumhurbaşkanı Avrupa’daki mevkidaşlarına göre en fazla güce sahip siyasetçi. Pratikte bu koltuğa oturan siyasetçiler anayasadan gelen haklarını en geniş bir şekilde kullandı.” diyerek Fransız sistemini özetledi.

    Neden 5. Cumhuriyet?

    Cezayir’deki iç savaşın ardından dönemin Cumhurbaşkanı General Charles de Gaulle’ün girişimiyle, 1958 yılında 5. Cumhuriyet diye anılan yeni Anayasa yürürlüğe girdi.

    Bazı uzmanlara göre, 2. Dünya Savaşı öncesi parlamentoya daha fazla yetki veren sistem, ülke yönetimine istikrarsızlık getirirken, siyasi partiler arasında büyük ve acımasız bir rekabete yol açıyordu.

    Cumhuriyet’in, özellikle yönetimin gücünün artmasını öngördüğünü belirten Dulong, “De Gaulle sınırı olmayan bir cumhurbaşkanı yaratmak istedi. Ona göre cumhurbaşkanı tarafsız ve partiler üstü olmalıydı.” dedi.

    Yine siyasi yorumculara göre, sonradan yapılan değişiklikler ile bu orijinal vizyon hem güçlendirilirken, hem de başlangıçtaki fikirden uzaklaşılarak, bugünkü başkanlık sistemi yaratıldı.

    Bu sistemdeki en büyük değişiklik, 1962 yılındaki referandumda gerçekleşti.

    Kendi pozisyonunu güçlendirmek isteyen de Gaulle, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini öngören referanduma gitti.

    Buradan yüzde 62 oranında “evet” oyu çıkmasıyla cumhurbaşkanının siyasetçiler tarafından değil, halk tarafından seçilmesinin önü açıldı.

    Bu durum cumhurbaşkanının gücü ve meşruluğunu artırırken, bu kez tarafsız ve partiler üstü değil daha siyasi bir cumhurbaşkanı kimliği ortaya çıktı.

    Dulong, “Cumhurbaşkanı zorunlu olarak bu durumda kazanan siyasi tarafın lideri olurken, cumhurbaşkanı rolünün artık bir anlamda siyasileşmesine yol açtı.” dedi.

    Ülke yönetiminde yetkileri elinde tutan de Gaulle, bir keresinde de parlamentoyu feshederek, seçime gidilip yeniden arkasındaki desteği güçlendirme yoluna gitmişti.

    Cumhurbaşkanlığının seçim süresi neden değişti?

    Bu sistemde en büyük sorun, cumhurbaşkanı ve parlamentoda çoğunluğu elde eden başbakanın farklı siyasi partilerden gelmesi sonucu ortaya çıktı.

    1986, 1993 ve 1997’de üç kez ülke farklı siyasi partiden cumhurbaşkanı ve başbakan tarafından yönetildi.

    Son olarak sağcı Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Sosyalist Lionel Jospin’ı Başbakan olarak atamak zorunda kaldı.

    Bu kez 2000 yılında Chirac, referanduma giderek, cumhurbaşkanının görev süresini yedi yıldan beş yıla düşürülmesini halkın oyuna sundu.

    Halkın yüzde 73’ünün bu teklifi kabul etmesiyle, yeni sistemde cumhurbaşkanlığı seçiminin hemen ardından düzenlenecek genel seçimlerle cumhurbaşkanına yönelik parlamentodaki desteğin de bir anlamda güvence altına alınması öngörüldü.

    Bu değişiklikle ilgili görüşlerini aktaran Chabrot, “Seçmen bir ay içinde siyasi görüşlerini değiştirmeyeceği için genel seçim sonuçlarında da cumhurbaşkanını destekleyecek bir oluşumun parlamentoda çoğunluğu sağlaması hedeflendi.” dedi.

    Sonuç olarak, daha sonraki cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerde aynı siyasi partiler kazandı.

    Macron seçildikten çok kısa bir süre sonra kurulan partisi de genel seçimleri kazanarak bu eğilimi değiştirmedi

    Sistem değişebilir mi?

    Sistemi eleştirenler en fazla kurumlar arası dengelerin güçlendirilmesini savunuyor. Bu yorumcular önemli konularda sadece bir kişinin hesap veremeyeceği konuda söz sahibi olmaması gerektiği görüşünü dile getiriyor.

    Covid-19 salgını dönemi ülke yönetimiyle ilgili örnek veren Dulog, “Fransa’da son olarak Cumhurbaşkanı Macron’un bütün kararları verdiğini gördük. Ama Cumhurbaşkanı Macron’a tepki gösterilemeyeceği için Başbakan Edouard Philippe’in saldırıları hatta mahkemeye taşınan davaları göğüslemek zorunda kaldığını gözlemledik.” ifadesini kullandı.

    Cumhurbaşkanlığı seçiminin adaylarından radikal sol eğilimli Jean-Luc Melenchon, anayasada değişikliğe gidilip. 6. Cumhuriyet’in kurulmasını isteyenlerin başında geliyor.

    Chabrot, Cumhurbaşkanını bakanlar kuruluna başkanlık etmesini öngören Anayasanın 9. maddesinin kaldırılmasının sisteme daha fazla denge katabileceği görüşünde.

    Diğer bir değişiklik önerisi ise cumhurbaşkanının halk tarafından değil, 1958 anayasasında öngörüldüğü gibi milletvekili, senatör yerel yöneticilerinden seçilmesi önerisi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa seçimleri: Katolikler aşıra sağ adaylara, Müslümanlar ise aşırı solcu Melenchon’a oy verdi

    Fransa seçimleri: Katolikler aşıra sağ adaylara, Müslümanlar ise aşırı solcu Melenchon’a oy verdi


    Fransa’da düzenlenen bir anket, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda Katoliklerin aşı sağcı adaylara Müslümanların ise aşırı solcu adaya oy verdiklerini ortaya koydu.

    Ifop araştırma şirketinin düzenlediği ankete göre, Müslüman seçmenin yüzde 69’u, yarışı üçüncü sırada bitiren radikal solcu Jean-Luc Melenchon için oy verdi.

    Macron Müslümanlardan fazla oy alamadı

    Yine aynı ankete göre yarışı ilk sırada bitiren Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Müslüman seçmenden sadece yüzde 14 oranında oy alabildi.

    Protestan seçmenin en fazla oy verdiği siyasetçi ise yüzde 36 ile Macron oldu.

    Katoliklerin oyları aşı sağ adaylara gitti

    Katolik seçmenin oylarının yüzde 40’ı ise aşırı sağcı adaylar Marine Le Pen, (yüzde 27) Eric Zemmour (yüzde 10) ve Nicolas Dupont-Aignan (yüzde 3) için kullanıldı.

    İlk turu yüzde 23,97’lik oyla ikinci sırada tamamlayan Le Pen, oyların 27,35’ini alarak seçimden birinci çıkan Macron’un iki hafta sonraki ikinci tur için rakibi oldu.

    Araştırma Katoliklerin sadece yüzde 29’unun Macron için oy verdiğini ortaya koydu. Sol adaylara oy veren Katolik seçmenin oranı ise yüzde 14’de kaldı.

    Fransa’da son iki seçimde aşırı sağ ve aşırı sol oylarını artırırken Macron’un dışında merkezdeki sağ ve sol partilerin ciddi bir kan kaybı yaşadığı görülüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa Cumhurbaşkanlığı Seçimleri: Macron ve Le Pen ikinci turda yarışacak

    Fransa Cumhurbaşkanlığı Seçimleri: Macron ve Le Pen ikinci turda yarışacak


    Fransa’da Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde sandık çıkış anketlerine göre, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve aşırı sağcı Marine Le Pen ikinci tura kaldı.

    Ülkede 12 adayın yarıştığı cumhurbaşkanı seçiminin ilk tur oylaması, yerel saatle 20.00’de sona erdi.

    Sandık çıkışı anketine göre hiçbir aday, cumhurbaşkanı seçilebilmek için ilk turda gerekli yüzde 50 salt çoğunluğu elde edemedi.

    Buna göre, Macron oyların yüzde 28,1’sini alarak seçimin ilk turundan birinci çıktı. Le Pen de yüzde 23,3 ile ikinci oldu.

    Aşırı solcu aday Jean-Luc Melenchon yüzde 20,1, aşırı sağcı Eric Zemmour yüzde 7,2 ve merkez sağdaki Cumhuriyetçiler Partisinin adayı Valerie Pecresse yüzde 5 oy aldı.

    Yeşiller Partisinin Başkanı ve Avrupa Parlamentosu milletvekili Yannick Jadot yüzde 4,4 ve Sosyalist Partisinin (PS) adayı Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo da yüzde 2,1 oyda kaldı. Hidalgo böylece Sosyalist Parti’den seçimlere katılan adaylar arasında en az oyu alan isim oldu. Aynı şekilde merkez sağdaki Cumhuriyetçiler Partisi’nin adayı Pecresse de partisinin seçimlerde en düşük oy olan adayı oldu.

    Adaylar Le Pen’e karşı birleşti

    Sandıkların kapanmasının ardından çıkış anketlerinde mevcut Cumhurbaşkanı Macron ile aşırı sağcı lider Marine Le Pen’in ikinci tura kaldıklarının görülmesinin ardından birçok aday Macron’a destek mesajları yayınladı. Aralarında Melenchon, Hidalgo, Pecresse ve Roussel gibi isimlerin bulunduğu adaylar seçmenlerden Le Pen’e oy vermemelerini ve tercihlerini Macron’dan yana kullanmalarını istedi.

    İkinci defa Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde ikinci tura kalmayı başaran Marine Le Pen ise sonuçların ardından yaptığı ilk konuşmada “kendisine güvenen milyonlarca seçmene teşekkür” ederken “Macron’a oy vermeyen ya da çekimser kalan tüm seçmenleri kendisine oy vermeye” çağırdı.

    İkinci tur 24 Nisan’da

    İlk turda ilk iki sırayı alan Macron ve Le Pen, 24 Nisan’da düzenlenecek ikinci tur oylamada yarışacak.

    İlk tur seçimin resmi sonuçları Anayasa Mahkemesi tarafından 13 Nisan’da açıklanacak.

    İkinci turda kazanan aday, 13 Mayıs’a kadar görevini devralacak.

    Macron ve Le Pen, 2017’de de cumhurbaşkanı seçiminin ilk turunu ilk iki sırada bitiren adaylar olmuştu.

    İkinci turda yüzde 66,1 oy alan Macron cumhurbaşkanı seçilmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***