Etiket: Filistin toprakları

  • İsrail’den ramazana kadar rehinelerin serbest bırakılmaması halinde Refah’a girme tedidi

    İsrail’den ramazana kadar rehinelerin serbest bırakılmaması halinde Refah’a girme tedidi


    Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil İngilizce

    Ramazana kadar olan süre, İsrail başbakanı Netanyahu’nun üç üyeli Savaş Kabinesi’nin üyesi emekli general Benny Gantz tarafından dillendirildi

    REKLAM

    İsrail Savaş Kabinesi Üyesi Benny Gantz, Hamas’ın elinde kalan İsrailli rehinelerin ramazana kadar serbest bırakılmaması halinde Refah’ın işgal edileceğini açıkladı.

    Amerikalı Yahudi liderlerin katıldığı bir konferansta konuşan Gantz, “Ramazan ayına kadar rehinelerimiz evlerine dönmezse, çatışmalar Refah bölgesinde devam edecek” sözlerini kullandı.

    Gantz, İsrail’in “sivil kayıpları en aza indirmek için Amerikalı ve Mısırlı ortaklarımızla diyalog halinde sivillerin tahliyesini kolaylaştırarak koordineli bir şekilde hareket edeceğini” ekledi.

    İsrail hükümeti şu ana kadar Refah’a yönelik bir kara harekâtının zaman çizelgesini kamuoyuna açıklamadı. Ancak pazar günü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze’de “işi bitirme” sözü vererek yaklaşan saldırının durdurulması yönünde artan çağrıları geri çevirdi.

    Bu sebeple İsrail’in Filistinlileri Mısır’a itmeye çalışabileceğine dair endişeler artmış durumda.

    Netanyahu tarafından bu ayın başlarında açıklanan İsrail’in sınır kentini işgal etme planı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) gibi ülkenin en güçlü müttefiklerinden bazıları da dahil olmak üzere dünya çapında endişeye yol açtı.

    Gazze nüfusunun yarısından fazlası, İsrail güçlerinin tahliye emri vermesinin ardından Mısır sınırındaki Refah kentine sığınmıştı.

    Mısır ve diğer bazı Arap ülkeleri, İsrail’in Refah’taki saldırısının birçok Filistinliyi Mısır’a itme riski taşıyacağı konusunda defalarca uyardı ve bunu kabul edilemez buldu. Suudi Arabistan, Refah’a saldırılması halinde bunun “çok ciddi sonuçlar doğuracağı” konusunda uyardı.

    Başbakandan ‘işi bitirme’ sözü

    Netanyahu İsrail’in Hamas’a karşı “tam zafer” elde etmesini istiyor. Ancak bunun ne ölçüde mümkün olduğu ve ne pahasına olacağı konusunda İsrail içinden de eleştiriler yükseliyor.

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail’in saldırılarında çoğu kadın ve çocuk olmak üzere en az 28 bin 985 Filistinli hayatını kaybetti.

    Hamas’ın 7 Ekim’de düzenlediği saldırıda çoğu sivil yaklaşık bin 200 kişi hayatını kaybetti ve yaklaşık 250 kişi rehin alındı.

    Filistinli militanların elinde halen 130 civarında rehine bulunuyor ve bunların dörtte birinin -bazılarının İsrail ateşi nedeniyle- öldüğüne inanılıyor.

    Diğerlerinin çoğu Kasım ayında bir hafta süren ateşkes sırasında serbest bırakıldı.

    Nasır Hastanesi kullanılamıyor

    Dünya Sağlık Örgütü (WHO), İsrail baskını sonrasında Gazze’deki en önemli hastanelerden biri olan Nasır hastanesinin hizmet veremez hale geldiğini açıkladı.

    İsrail ordusu aldıkları istihbaratın Hamas tarafından rehin alınan kişilerin burada tutulduğunu gösterdiğini söyleyerek komplekse girdi.

    Ordu, Nasır’daki operasyonunu “hedefli ve sınırlı” olarak nitelendirerek Hamas’ı “hastaneleri terör için kullanmakla” suçladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail Başbakanı Netanyahu, Refah’taki sivillerin tahliyesi için orduya emir verdi

    İsrail Başbakanı Netanyahu, Refah’taki sivillerin tahliyesi için orduya emir verdi


    Netenyahu’nun bu açıklamasından önce İsrail ordusunun 1,5 milyon kişinin yaşadığı Refah şehrine yönelik hava saldırıları sabah saatlerinde de devam etti.

    REKLAM

    İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Gazze Şeridi’nin güneyinde yer alan Refah kentindeki sivillerin tahliyesi için orduya emir verdiğini açıkladı.

    Washington yönetiminin, Gazze Şeridi’nin güneyine yapılacak bir operasyonu, “felaket” olacağı gerekçesiyle desteklemeyeceği uyarısına Netenyahu’dan bugün olumsuz yanıt geldi.

    Refah’ta “büyük bir operasyona” ihtiyaç duyulduğunu” kaydeden İsrail Başbakanı, Gazze halkının sığındığı son bölge olan Refah’taki sivillerin tahliye edilmesi ve geriye kalan Hamas güçlerini yenilgiye uğratmak için orduya “ikili bir plan hazırlama” talimatı verdiğini söyledi.

    Netenyahu’nun bu açıklamasından önce İsrail ordusunun 1,5 milyon kişinin yaşadığı Refah şehrine yönelik hava saldırıları sabah saatlerinde de devam etti.

    Hamas’a bağlı Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre, saldırıda bir ailenin beş üyesi hayatını kaybetti.

    UNRWA) Refah için uyardı

    ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby, son açıklamasında İsrail’in Refah’a kara saldırısını ülkesinin desteklemedeğini açık bir dille ifade etmişti.

    Bu arada BM Filistinli mültecilere yardım kuruluşu (UNRWA) başkanı bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in, Gazze’nin güneyindeki Refah’a yönelik büyük bir askeri harekâtının siviller üzerinde daha fazla yıkım yaratacağı uyarısında bulundu.

    Başbakan Netanyahu bu hafta yaptığı açıklamada, İsrail’in Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlediği saldırının arkasındakileri yakalamak için askerlere kente girme emri verdiğini söylemişti.

    Ancak İsrail’in ajansın 12 personelinin, 7 Ekim saldırısında yer aldığını iddia etmesinin ardından, baskı altında kalan UNRWA’nın başkanı Philippe Lazzarini, Refah’taki insani durumun giderek daha da vahim hale geldiğini söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İran Dışişleri Bakanı Davos’ta: İsrail’e yönelik saldırılar Gazze savaşı biterse sonlanır

    İran Dışişleri Bakanı Davos’ta: İsrail’e yönelik saldırılar Gazze savaşı biterse sonlanır


    İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Gazze’deki çatışmanın Orta Doğu’daki gerilimi artırabileceği uyarısında bulundu

    REKLAM

    İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Gazze’de savaşın bitmesi halinde “Direniş Ekseni”nin İsrail ve İsrail çıkarlarına yönelik saldırılarının da biteceğini söyledi.

    Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’na katılan İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan burada yaptığı konuşmada, Gazze’deki çatışmanın Orta Doğu’daki gerilimi artırabileceği uyarısında bulundu.

    Emir Abdullahiyan, “Gazze’deki soykırımın sona ermesi, bölgedeki askeri eylemlerin ve krizlerin de sona ermesini sağlayacak. Kızıldeniz’in güvenliği Gazze’deki gelişmelere bağlı ve İsrail’in Gazze’deki suçları durmadığı takdirde herkes zarar görecek… Bütün (direniş) cepheleri aktif kalacak,” dedi.

    İran’ın Irak’taki bazı hedeflere yönelik saldırısına da değinen Emir Abdullahiyan, Tahran’ın İsrail istihbarat teşkilatı Mossad’ın Irak’ın yarı özerk Kürt bölgesindeki faaliyetleri hakkında Bağdat yönetimiyle istihbarat bilgilerini paylaştığını söyledi.

    İran Devrim Muhafızları pazartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail’in Irak’taki Erbil kentindeki “casus karargahına” saldırdığını duyurmuştu.

    Irak ise daha sonra yaptığı açıklamada ülkede böyle bir casusluk merkezinin bulunduğunu yalanlamıştı.

    İranlı bakan konuşmasında, “Direniş Ekseni”nin Yemen ayağını oluşturan Husilerin İsrail bağlantılı gemilere saldırılarının küresel deniz nakliyatını etkilemesine göndermede bulunarak, Kızıldeniz’in güvenliğinin Gazze’deki gelişmelere bağlı olduğunu vurguladı.

    Yemen’in geçen cuma gününden bu yana ABD ve İngiltere Britanya hava saldırılarına hedef olması ve ardından Husilerin “güçlü ve etkili” yanıt verme tehdidi petrol fiyatlarının dalgalanmasına ve küresel tedarik ağları için yeni bir sıkıntıya yol açmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gazze Savaşı: ABD’nin İsrail’deki gizli silah depoları mercek altında

    Gazze Savaşı: ABD’nin İsrail’deki gizli silah depoları mercek altında


    İsrail’de konumları gizli, ABD hükümetine ait milyarlarca dolar değerinde silahın bulunduğu çok sayıda depo olduğu biliniyor. Bu depolar ilk olarak 1980’lerde gelecekteki olası Orta Doğu çatışmaları için ABD kuvvetlerine hızlı bir şekilde tedarik sağlamak amacıyla kuruldu.

    REKLAM

    İsrail’in Gazze’deki savaşı aralıksız sürerken bu ülkenin silah mühimmatı ve ABD’den gelen önemli destek uluslararası kamuoyunun dikkatini çekiyor.

    İngiltere’de yayımlanan The Guardian gazetesinde çıkan bir analizde, İsrail devletinin silah envanteri konusunda fazla “şeffaf olmayan tutumu” ve ABD’nin desteği gündeme getirildi.

    İsrail’de kesin konumları gizli, ABD hükümetine ait milyarlarca dolar değerinde silahın bulunduğu çok sayıda, sıkı korunan depoların var olduğu biliniyor.

    Uzun süredir gizlilik içinde korunan bu silah depoları, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin İsrail’in Gazze’yi bombalamasına verdiği destek nedeniyle üzerindeki baskı arttıkça, daha fazla uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmeye başladı.

    İsrail’deki ABD silah depoları ne zaman kuruldu?

    İsrail’deki silah ve mühimmat depoları ilk olarak 1980’lerde gelecekteki olası Orta Doğu çatışmaları için ABD kuvvetlerine hızlı bir şekilde tedarik sağlamak amacıyla kuruldu.

    Bununla birlikte zamanla İsrail’in belirli durumlarda bu silah depolarından yararlanmasına izin verildi.

    İsrail’in şu anda Gazze’ye karşı yürüttüğü savaşta da bu silah depolarında önemli miktarlarda faydalandığı tahmin ediliyor.

    Ancak bu sevkiyatın boyutu ve detayları konusunda İsrail yönetimi tarafından şeffaf bir tutum izlenmiyor.

    Guardian’a konuşan İsrail’e yapılan güvenlik yardımını bilen çok sayıda eski ABD’li yetkili, Washington’un silah stoklarını İsrail ordusuna hızlı bir şekilde transferinin nasıl mümkün kılındığına açıklık getirdi.

    Bu yetkililer, ABD yönetimlerinin İsrail’e yönelik silah sevkiyatını kamuoyunun dikkatini çekmeden ve kongre denetimi olmadan nasıl gerçekleştiği konusunda önemli bilgiler verdi.

    Emekli bir üst düzey Pentagon yetkilisi, bu gönderilen silahların “resmi olarak ABD’nin kullanımına yönelik ABD ekipmanı” olarak görüldüğünü hatırlattıktan sonra “Acil bir durumda, onlara bu silah depolarının anahtarlarını vermeyeceğimizi kim söyleyebilir?” diyerek, ABD’nin konuya bakışıyla ilgili genel politikasını özetledi.

    İsrail Gazze saldırılarında ABD mühimmatını kullanıyor?

    İsrail, 7 Ekim’deki Hamas saldırılarından bu yana Gazze’ye on binlerce bomba atarken, ABD tarafından sağlanan büyük miktarlarda mühimmatı kullanma konusunda da çekingen davranmadı.

    İsrail’in Gazze’yi bombalamasının gelişigüzel olduğuna dair endişeler giderek artarken, ölü sayısının 20 bini aştığı biliniyor.

    Bu durum ABD’nin, İsrail’e tedarik ettiği bombaların miktarı ve kategorisi ile bunların son saldırılarda ne oranda kullanıldığı yolundaki soruları da beraberinde getiriyor.

    Washington’da Kongre üyeleri, Beyaz Saray’ın İsrail’deki depolara konulan ABD silahlarının türlerine ilişkin kuralları gevşetecek, yeni sevkiyat için harcama tavanlarından feragat edecek ve Pentagon’a cephanelikten transfer yapma konusunda daha fazla esneklik sağlayacak teklifleriyle ilgili olarak endişelerini dile getirmeye başladı.

    Washington’un İsrail’e sunduğu bu desteği protesto etmek amacıyla kısa süre önce Dışişleri Bakanlığı’ndaki görevinden istifa eden Josh Paul, silah depolarının İsrail’in kullanımına açılmasının Biden yönetiminin İsrail’e silah sevkiyatı sağlamanın yeni bir çabası olduğu eleştirisini getirdi.

    Josh Paul istifa sonrası yaptığı bir açıklamada, Beyaz Saray’dan, İsrail’e mümkün olan en kısa sürede silah verilmesi için her türlü olası yasal yetkinin bulunması gerektiği konusunda kendilerine bir baskı oluştuğunu ifade etti.

    ABD’nin İsrail’de önemli miktarda silahı bulunuyor

    ABD-İsrail askeri ittifakı kapsamında Savaş Yedek Stokları (WRSA-I) olarak bilinen önceden konumlandırılmış silah cephaneliğinin tüm içeriği kamuya açıklanmıyor.

    REKLAM

    Ancak yetkililer, Pentagon’un Kongre’yle ellerindeki verilerin yıllık dökümünü paylaştığı bilgisini veriyor.

    Bu raporlar genelde gizli tutulmasına rağmen söz konusu depoları gezen emekli bir Pentagon yetkilisinin 2023 yılı başındaki gözlemleri basında geniş yer aldı.

    WRSA-I deposunu gezen bu yetkili, mevcut cephanelikte gelişmiş yönlendirme sistemleri olmayan önemli miktarda uçaklardan atılan bomba bulunduğunu belirtti.

    İsrail yanlısı düşünce kuruluşu olan Amerika Ulusal Güvenlik Yahudi Enstitüsü tarafından 2020 yılında yayımlanan bir raporda da gelişmiş yönlendirme sistemleri olmayan bombalardan önemli miktarda stoklarda bulunmasına ve hassas güdümlü mühimmatın yeteri kadar olmamasına dikkat çekilmişti.

    Askeri uzmanlar İsrail ordusunun hava saldırılarında hassas güdümlü mühimmat yerine gelişmiş yönlendirme sistemleri olmayan bombaları kullanmasının sivil kayıpları önemli ölçüde artırdığı görüşünde.

    REKLAM

    İsrail, nüfusun yoğun olduğu bölgelerde kullanıldığında siviller için ciddi riskler oluşturabilecek güdümsüz mühimmat kullandığını inkar etmezken ordu, hava saldırılarında kullandığı gelişmiş yönlendirme sistemleri olmayan “M117s” bombaların görüntülerini sosyal medyada defalarca paylaştı.

    M117’lerin Gazze’de ne sıklıkta kullanıldığını tespit etmek mümkün değil, ancak CNN tarafından bildirilen ABD istihbarat değerlendirmelerine göre İsrail tarafından kullanılan mühimmatların yüzde 40 ila yüzde 45’i güdümsüz.

    Beyaz Saray, WRSA-I ile ilgili kuralları daha da gevşetmek için ek harcama talebini kullanmak istiyor.

    ABD’de tepki gösterenlerin sayısı artıyor

    Bu arada, Elizabeth Warren öncülüğünde bir grup senatör ise bu girişimin ABD yardımının orantısız bir şekilde sivillere yönelik zararı artıracağı yolundaki endişesini dile getiriyor.

    ABD’nin İsrail’e yönelik silah desteğini sorgulayanlar bunun bölge için tehlikeyi sonuçlar doğurabileceğine işaret ediyor.

    REKLAM

    Dışişleri Bakanlığı’nın eski hukuk danışmanı Brian Finucane, İsrail’in ABD ile savunma ortaklığındaki usul açısından sağlanan güvencelerin mevcut birçok istisnadan yararlandığını belirterek, bu durumunu Orta Doğu’da çatışmayı körükleyecek bir hale gelmesinin endişe verici olduğu uyarısını yaptı.

    Brian Finucane, “Bu silah transferleri stratejik açıdan mantıklı mı? Ateşe daha fazla benzin dökmek ABD’nin ulusal çıkarları açısından mı, yoksa bölgede barış ve istikrarın sağlanması açısından mı mantıklı?” ifadesini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron İsrail’de: ‘Terör örgütleriyle, çatışmayı büyütmeden mücadele etmek görevimiz’

    Macron İsrail’de: ‘Terör örgütleriyle, çatışmayı büyütmeden mücadele etmek görevimiz’


    Macron’un, bölgesel güçlerin “İsrail’in güvenliğine” yönelik garantileri karşılığında yaşayabilir ve sürdürülebilir bir Filistin devleti kurulması hedefine ulaşmak amacıyla “gerçek bir barış sürecinin” başlatılmasını önerecek

    REKLAM

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin İsrail ile ‘tam dayanışmasını’ göstermek için Tel Aviv’e geldi.

    Macron, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında İsrail ve Hamas arasındaki “çatışmanın genişletilmemesi” çağrısında bulunurken, Gazze’de tutulan rehinelerin serbest bırakılmasının “ilk hedef” olduğunu bildirdi.

    “İsrail’e terörle mücadele tam destek veriyoruz”

    Herzog’a “terörle mücadelede yalnız olmadığınızdan emin olmanızı istiyorum” diyen Macron, “Bu terör örgütleriyle kafa karışıklığı yaratmadan, çatışmayı büyütmeden mücadele etmenin görevimiz olduğunu düşünüyorum. Bugün sahip olmamız gereken ilk hedef, tüm rehinelerin ayrım gözetmeksizin serbest bırakılması.” ifadesini kullandı.

    Macron, terör gruplarını açıkça hedef almanın ve buna uygun hedefe yönelik operasyonlar düzenlemenin bir zorunluluk olduğu görüşünü dile getirdi.

    Fransa’nın İsrail ve tüm bölgeye barış, güvenlik ve istikrarın gelmesi için elindren gelen her şeyi yapacağını kaydeden Macron, “Yaşananlar elbette unutulmayacak. Biz bugün, yarın ve ertesi gün barış ve istikrarı savunuyoruz çünkü bu insanlar sırf Yahudi oldukları ve barış içinde yaşamak istedikleri için öldürüldü.” dedi. 

    Fransa Cumhurbaşkanı, ziyareti sırasında 7 Ekim’de Hamas saldırıları sonucunda ölen Fransızların aileleriyle görüştü.

    Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklama

    Bu arada Elysee Sarayı’ndan ziyaret öncesi yapılan açıklamada, Macron’un ziyaret nedenini ‘İsrail’i ve Fransız İsraillileri desteklemenin yanı sıra gerçek bir barış süreci’ önermek olduğu bildirildi.

    İsrail ile Lübnan’daki İran destekli Hizbullah arasındaki sınır çatışmalarnının artmasına dikkat çekilen açıklamada, Macron’un “bölgede gerginliğin tehlikeli tırmanışını önleme çabalarını sürdürmeyi” hedeflediği aktarıldı.

    Açıklamada Macron’un, bölgesel güçlerin “İsrail’in güvenliğine” yönelik garantileri karşılığında yaşayabilir ve sürdürülebilir bir Filistin devleti kurulması hedefine ulaşmak amacıyla “gerçek bir barış sürecinin” yeniden başlatılmasını önereceği kaydedildi.

    Macron’un ziyareti sırasında kayıp veya rehin olan 7 Fransız vatandaşının kurtarılması için girişimlerde bulunması bekleniyor.

    Hamas’ın saldırılarıyla başlayan ve en az 1400 İsrail vatandaşının hayatını kaybettiği saldırılara yanıt veren Yahudi devletinin misillemelerinde ise 5 bine yakın Filistinlinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hamas’ın mali kaynakları nereden geliyor? Kripto şebekesi, nakit akışı ve bağışlar…

    Hamas’ın mali kaynakları nereden geliyor? Kripto şebekesi, nakit akışı ve bağışlar…


    ABD Hazine Bakanlığı geçen yıl mayıs ayında Hamas’ın Türkiye’den Suudi Arabistan’a kadar 500 milyon dolarlık yatırımı yöneten şirketlerden oluşan gizli bir ağ kurduğu suçlamasında bulundu.

    REKLAM

    Gazze’yi kontrol eden ve İsrail’e yönelik roket saldırılarıyla bölgedeki çatışmaların fitilini ateşleyen Filistinli militan grup Hamas’ın mali kaynakları şu günlerde dünya kamuoyunun belki de en merak ettiği konuların başında geliyor.

    Uzmanlara ve yetkililere göre Hamas, yardım kuruluşlarından ve kendine dost ülkelerden destek sağlamak için küresel bir finansman ağı kullanırken, Gazze tünellerinden nakit aktarıyor ve uluslararası yaptırımları aşmak için kripto para birimlerinden faydalanıyor.

    Bununla birlikte Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas’ın çoğunluğu sivil olmak üzere yüzlerce İsrailliyi öldüren füze saldırısının ardından bu mali kaynaklara artık erişiminde çok daha fazla zorlukla karşılaşacağına ise kesin gözüyle bakılıyor.

    İsrail, Hamas ile bağlantılı banka hesaplarını bloke etti

    Hamas’ın saldırılarına son 75 yılın en ağır karşı saldırılarıyla yanıt veren İsrail, bu hafta başında Hamas’ın bağış toplama faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu ileri sürdüğü bir Barclays Banka hesabını dondurduğunu, kaç hesap olduğu veya varlıkların değerini belirtmeden bağış toplamak için kullanılan kripto para hesaplarını bloke ettiğini açıkladı.

    İsrail’in bu adımı, Gazze Şeridi’ni kontrol eden ve buradaki yerel hükümetin arkasındaki Hamas veya diğer adıyla İslami Direniş Hareketi’ni destekleyen bazıları meşru, bazıları da gizli olan karmaşık bir mali ağın yeniden odak noktası olmasına yol açtı.

    Hamas’ın bütçesi ne kadar?

    ABD’de eski terörle mücadele uzmanlarından Matthew Levitt Reuters’e yaptığı açıklamada, Hamas’ın 300 milyon doları aşan bütçesinin büyük kısmının ticari vergilerden, ayrıca İran ve Katar gibi ülkelerden veya hayır kurumlarından geldiği öngörüsünde bulundu.

    ABD Dışişleri Bakanlığı şubat ayında yaptığı bir açıklamada, Hamas’ın diğer Körfez ülkelerinden para topladığını ve Filistinlilerden, diğer göçmenlerden ve kendi hayır kurumlarından bağış aldığını duyurmuştu.

    Reuters bu haberle ilgili yorum almak için şu ana kadar Hamas yetkililerine ulaşamadı. Hamas, daha önce yaptığı bir açıklamada, bağışçılarına uygulanan mali kısıtlamaların İsrail’e karşı meşru direnişi etkisiz hale getirme girişimi olduğu görüşünü dile getirmişti.

    Hamas neden kripto para kullanıyor?

    Terörle mücadele uzmanı Levitt, ABD ve İngiltere gibi ülkeler tarafından terör örgütü olarak görülen Hamas’ın artan uluslararası kısıtlamalardan kaçınmak için giderek daha fazla kripto para birimi, kredi kartı kullandığını veya uydurma ticari anlaşmalar yaptığını söyledi.

    Blockchain araştırma şirketi Elliptic’in kurucu ortağı Tom Robinson, “Hamas’ın terör finansmanı için kripto paranın en başarılı kullanıcılarından biri olduğunu” iddia etti.

    Bununla birlikte Hamas, bu yıl kripto para borsasındaki çalkantıların ardından yaşanan bir dizi kaybın ardından bu para biriminden uzak duracağını açıkladı.

    Bunun dışında kripto para birimi sistemi, son düzenlemelerle birlikte burada yapılan işlemleri daha rahat izlenebilir hale getirdi.

    Blockchain araştırma şirketlerinden TRM Labs, bu hafta yayımladığı bir raporda, Hamas’ın saldırılarının ardından kripto para toplamanın daha önce arttığını açıkladı.

    TRM Labs, 2021 yılı mayıs ayındaki çatışmaların ardından Hamas kontrolündeki kripto adreslerinin 400 bin dolardan fazla para aldığına dikkat çekti.

    TRM bununla birlikte, geçen hafta sonu yaşanan şiddet olaylarından bu yana Hamas bağlantılı önde gelen destek gruplarının kripto yoluyla yalnızca birkaç bin dolar aktardığını belirtti.

    “Düşük bağış hacminin olası bir nedeni, İsrail yetkililerinin onları derhal hedef alması” denilen TRM raporunda, İsrail’in son yıllarda Hamas bağlantılı adreslerden “on milyonlarca dolar” değerinde kripto para birimi ele geçirdiği kaydedildi.

    İsrail, Hamas’la bağlantılı yaklaşık 190 kripto hesaba el koydu

    İsrail, 2021 yılı aralık ayı ile bu yılın nisan ayı arasında Hamas’la bağlantılı olduğunu söylediği yaklaşık 190 kripto hesaba el koydu.

    Bütün önlemlere rağmen Hamas’ın müttefikleri kripto ya da başka yollarla Gazze’ye para göndermenin bir şekilde yollarını buldu.

    REKLAM

    ABD Dışişleri Bakanlığı, İran’ın Hamas da dahil olmak üzere Filistinli gruplara yılda 100 milyon dolara kadar destek sağladığı görüşünde.

    Washington bu paranın paravan şirketlerin, nakliye işlemleri ve değerli metaller aracılığıyla taşındığı düşüncesinde.

    İran yönetimi ise bu iddialara ilişkin şu ana kadar bir açıklama yapmadı.

    ABD: Hamas Türkiye’den Suudi Arabistan’a kadar 500 milyon dolarlık yatırımı yöneten şirketlerden oluşan gizli bir ağ kurdu

    ABD Hazine Bakanlığı geçen yıl mayıs ayında Hamas’ın Türkiye’den Suudi Arabistan’a kadar 500 milyon dolarlık yatırımı yöneten şirketlerden oluşan gizli bir ağ kurduğu suçlamasında bulundu.

    İran Hamas’a nasıl yardım ediyor?

    İsrail uzun süredir İran’ın din adamlarını Hamas’a silah sağlayarak şiddeti körüklemekle suçluyor.

    REKLAM

    İsrail’i tanımayan Tahran, Hamas’a silah verdiği suçlamasını reddederken, Filistinli militan gruba manevi ve mali destek verdiğini söylüyor.

    Filistin davasına destek vermek, 1979 devriminden bu yana İslam Cumhuriyeti’nin en önemli dış politika hedefi.

    Tahran, bu sayede kendisini Müslüman dünyasının lideri olarak ön plana çıkartmak için çalışıyor.

    Katar’ın Hamas’a yaptığı yardımlar

    Petrol zengini Katar, 2014 yılından bu yana Gazze’ye yüz milyonlarca dolar yardım yaparken, bölgenin tek elektrik santralinin işletilmesine yardımcı oluyor.

    Katar, Hamas yönetimindeki hükümetteki muhtaç aileleri ve kamu görevlilerini desteklemek için ayda 30 milyon dolar harcıyor.

    REKLAM

    Katarlı bir yetkili, ülkesinin çok yoksul Filistinli ailelere 100 dolar sağladığını ve Gazze’ye elektrik verilmesine destek sağladığını belirterek, bu yardımlarla bölgenin “istikrarı ve yaşam kalitesini korumaya yardımcı olduğunu” söyledi.

    Katar, bölgenin en büyük ABD askeri üssüne, Taliban’a ve diğer gruplara ev sahipliği yaparken, bölgedeki çatışmalarda çoğu zaman arabuluculuk rolü üstlenerek dış politikasını ince bir çizgi üzerinde yürütüyor.

    Katar yardımı İsrail üzerinden Gazze’ye ulaşıyor

    Bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden bir kaynak, Katar’ın Gazze’ye sağladığı mali yardımın aslında İsrail üzerinden geçtiğini bildirdi. Buna göre, yardımlar elektronik olarak Katar’dan İsrail’e aktarılıyor.

    İsrailli ve BM yetkilileri sınırdan Gazze’ye nakit taşıyor

    Buna göre nakit para doğrudan Gazze’deki ihtiyaç sahibi ailelere ve kamu görevlilerine dağıtılıyor ve her aile veya birey, parayı aldıklarına dair isimlerinin yanına imza atıyor. İmza atılan belgelerin bir kopyası İsrail’e, biri BM’ye, biri de Katar’a gönderiliyor.

    Katarlı bir hükümet yetkilisi de hükümetinin Gazze Şeridi’ne yaptığı yardımın tamamen İsrail, BM ve ABD ile koordine edildiğini bildirdi.

    REKLAM

    Katar, son yıllarda Gazze’nin tek elektrik santrali için İsrail’den yakıt satın aldı.

    Royal United Services Institute adlı düşünce kuruluşundan Stephen Reimer, Hamas’ın resmi mali kanallara erişimini tamamen kısıtlamaya yönelik yeni girişimlerin de sınırlı başarıya sahip olacağı görüşünde.

    Reimer, buna gerekçe olarak dünyada finans transferi yolarının ortaya çıkan engelleri aşmak için sürekli gelişim içinde olduğunu sözlerine ekledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail ve Hamas arasındaki çatışmalar daha geniş çaplı bölgesel savaşa yol açabilir mi?

    İsrail ve Hamas arasındaki çatışmalar daha geniş çaplı bölgesel savaşa yol açabilir mi?


    Uzmanlara göre en büyük risk, İsrail’i tanımayı her zaman reddeden ve onu İran İslam Cumhuriyetinin “baş bölgesel düşmanı” olarak gören Tahran’ın dini liderliğinden gelebilir

    REKLAM

    Siyasi yorumculara göre, Tahran destekli Lübnanlı Şii milis grubu Hizbullah’ın potansiyel müdahalesi ve bizzat İran’ın oynadığı role ilişkin belirsizlik, İsrail ile Hamas arasındaki daha önce eşi benzeri görülmemiş çatışmayı daha geniş bir bölgesel savaşa itebilecek risk faktörleri arasında yer alıyor.

    Son günlerde artan sınır gerilimlerine rağmen, şimdilik Hizbullah’ın İsrail’e karşı bir saldırı gerçekleştireceğine dair herhangi somut bir belirti bulunmuyor.

    İran, en azından resmi olarak, Filistinli militan grubun İsrail’e yönelik saldırısında herhangi bir ilgisinin olmadığını açık bir şekilde dile getirdi.

    Bu arada İsrail’le ilişkilerini son dönemde geliştirmek isteyen bazı komşu Arap ülkelerinin ise arabulucu rolü oynama şansını ciddi bir şekilde değerlendirdikleri görülüyor.

    Ancak bölgede son durum son derece hassas ve gergin.

    Hamas’ın cumartesi günü İsrail’in sivil hedeflerine yönelik yıkıcı saldırılarını başlatmasından bu yana her iki taraftan da binlerce kişi öldü.

    İsrail, Hizbullah’a karşı ikinci bir  cephe açar mı?

    Hamas’ın saldırıları İsrail’in abluka altındaki Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere yönelik geniş çaplı misillemesine yol açtı.

    Bununla birlikte İsrail, Gazze’ye kara saldırısı yapmayı düşünürken bile, kuzey sınırında 2006’da savaşa girdiği Hizbullah’a karşı kabus gibi ikinci bir cepheyle karşı karşıya kalabilir.

    İki taraf çatışmaların beşinci gününde yine karşılıklı saldırılarını sürdürmeyi tercih etti.

    Bu hafta başında Hizbullah, İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği saldırılarda üyelerinden üçünün öldürüldüğünü duyurdu.

    ABD Hizbullah’ın yeni bir cephe açmasından endişe ediyor

    ABD Savunma Bakanlığı’ndan adının açıklanmasını istemeyen üst düzey bir yetkili, Washington’daki gazetecilere yaptığı açıklamada, “Hizbullah’ın yanlış karar verip, bu çatışmada ikinci bir cephe açmasından derin endişe duyuyoruz.” dedi.

    ‘Sınırlı tepki’

    Bölgeyi bilen siyasi yorumcular, Filistinli müttefiki Hamas’tan daha önemli bir savaşma potansiyeli olan Hizbullah’ın da benzer bir saldırı başlattığı yönünde şu ana kadar bir işaret olmadığı görüşünde birleşiyor.

    Merkezi Cenevre’de bulunan Arap Dünyası ve Akdeniz Araştırma Merkezi’nin (CERMAM) Direktörü Hüsnü Abidi, bölgeyi saracak bir savaşın büyük bir siyasi ve ekonomik krizden geçen Lübnan’ın kesinlikle çıkarına olamadığı saptamasında bulundu.

    Abidi, “Evet, çatışmaların yayılma riski var ama Hizbullah’ın bile kontrol altına alınmış ve ölçülü bir tepkisi var.” diyerek görüşlerini özetledi.

    Akdeniz Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü (IREMMO) Başkan Yardımcısı Agnes Levallois ise Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki faaliyetleri bir uyarı niteliği taşıdığı görüşünü dile getirse bile bu durumun tırmanmasının Hizbullah’ın çıkarına olmayacağını düşünüyor.

    Mısır ve Suudi Arabistan arabulucu rolü üstlenebilir mi?

    Öte yandan Mısır ve Suudi Arabistan gibi önemli bölgesel güçler de arabulucu rolü oynayarak gerilimleri yatıştırma ve uluslararası prestijlerini artırma konusunda geçmişe kıyasla daha istekli görünüyor.

    İsrail ile ilişkileri son dönemde normalleştirme arzusunda olan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ile yaptığı telefon görüşmesinde, çatışmaların bölgeye sıçramasını önlemek için çalıştığını söyledi.

    Merkezi New York’ta bulunan düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi’nin araştırmacılarından Steven Cook, Arap ordusu ile İsrail arasında herhangi bir tür “devletlerarası çatışma” olmasının “olası” olmadığını söyledi.

    REKLAM

    Cook, bununla birlikte Hizbullah ile İsrail arasında bir gerilimin tırmanması yönünde “gerçek bir tehlike”, bir “kabus senaryosu” olduğunu da sözlerine ekledi.

    Cook, “Bu herkesin yüksek düzeyde tetikte olması gerektiğini düşündüğüm bir durum.” ifadesini kullandı.

    İran’ın tavrı ne olacak?

    Yine uzmanlara göre en büyük risk, İsrail’i tanımayı her zaman reddeden ve onu İran İslam Cumhuriyetinin “baş bölgesel düşmanı” olarak gören Tahran’ın dini liderliğinden gelebilir.

    İran uzun süredir Hamas’ı mali ve askeri açıdan destekliyor ancak dini lider Ayetullah Ali Hamaney salı günü Tahran’ın Hamas’ın saldırısının arkasında olduğu yönündeki “söylentileri” yalanladı.

    Hamaney bununla birlikte “Tüm İslam dünyasını Filistinlileri destekleme” çağrısı yaptı.

    REKLAM

    Bu tür konular hakkında yorum yapmadan önce genellikle günlerce bekleyen Hamaney’in açıklaması ise alışılmadık derecede hızlı ve açıktı.

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron salı günü yaptığı açıklamada, Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısında dışarıdan “yardım almasını muhtemel bulduğunu” söyledi.

    Macron, bununla birlikte İran’ın “doğrudan müdahalesine” dair “resmi bir kanıt” bulunmadığını sözlerine ekledi.

    İsrail ve İran savaşır mı?

    İsrail ise İran’ın nükleer programını engellemek için askeri eylem düzenleme ihtimalini hiçbir zaman dışlamadı.

    İsrail’in 2020 yılı kasım ayında nükleer bilim adamı Muhsin Fahrizade’ye düzenlenen suikast da dahil olmak üzere son yıllarda İran’daki birçok operasyonun arkasında olduğu tahmin ediliyor.

    REKLAM

    Akdeniz Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü Başkan Yardımcısı Agnes Levallois, İran’ın Hamas’la işbirliğinin yeni olmadığını ancak Tahran’ın bölgesel bir çatışma riskini göze aldığını düşünmediğini bildirdi.

    Fransız Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nün (IFRI) Orta Doğu uzmanı Denis Bauchard’a göre asıl mesele İsrail’in bu çatışmadaki ana düşmanının kim olduğu.

    Bauchard, “Sadece Hamas mı yoksa İran mı? İsrail’in, doğru ya da yanlış, bu operasyonun İran tarafından kışkırtıldığını düşünmesi halinde, her şeyden önce çatışmaların bölgeye yayılma riski var.” diyerek endişesini dile getirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail polisi, işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya baskın düzenledi

    İsrail polisi, işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya baskın düzenledi


    İsrail polisi, işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleyerek Kıble Mescidi’ne sığınanlara ses bombası ve kauçuk kaplı mermiyle müdahale etti, buradaki kişileri copla darbetti.

    Fanatik Yahudi yerleşimcilerin Yahudilerce kutsal Pesah Bayramı nedeniyle Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleme ve burada kurban kesme çağrıları üzerine teravih namazının ardından bir grup Filistinli Mescid-i Aksa içindeki Kıble Mescidi’ne sığındı.

    Aralarında kadın ve çocukların da yer aldığı grup, Kıble Mescidi’nin kapılarını kapattı. İsrail polisi, Mescid-i Aksa’nın avlusuna girerek temizlik görevlileri ve Müslümanları buradan güç kullanarak çıkardı, Aksa’nın kapılarını kapattı.

    Kıble Mescidi’nin etrafını sararak mescidin çatısına çıkan İsrail polisi, mabedin camlarından bazılarını kırarak önce içeridekilere ses bombasıyla müdahale etti. Mescid’deki gruptan bazıları havai fişek atarak İsrail polisine direnmeye çalıştı. İsrail polisi, daha sonra Kıble Mescidi’ne girerek içeridekilere ses bombası, göz yaşartıcı gaz ve kauçuk kaplı mermilerle müdahale etti.

    İsrail polisinin, mescide sığınan aralarında kadınların da yer aldığı grubu coplarla darbettiği görüntüler sosyal medyada paylaşıldı.

    Filistin Kızılayı, olayda çok sayıda kişinin yaralandığını ve yaralılara müdahale için sağlık ekiplerinin Aksa’ya doğru harekete geçtiğini bildirdi. Filistin Kızılayı, ikinci açıklamasında İsrail polisinin sağlık ekiplerinin yaralılara müdahale edilmesini engellediğini aktardı. Görgü tanıkları, olayda çok sayıda yaralı olduğunu aktardı.

    İsrail polisi, olayda onlarca kişinin gözaltına alındığını açıkladı. İsrail polisi, Eski Şehir bölgesinde Mescid-i Aksa’ya çıkan yollarda demir barikatlar kurdu ve bölgeye çok sayıda takviye gönderdi.

    Öte yandan görgü tanıkları, İsrail polisinin baskının ardından Mescid-i Aksa’nın kapıları çevresinde İsrail polisi ve Filistinliler arasında olaylar çıktığını aktardı.

    İsrail polisinin, Mescid-i Aksa’ya baskını üzerine Doğu Kudüs’teki bazı camilerden, Filistinlilere Aksa’ya gitmeleri için çağrılar yapıldı. İsrail vatandaşı Filistinlilerin yaşadığı İsrail’in kuzeyindeki bölgelerinde de sabah namazını Aksa’da kılmak üzere otobüslerin hareket ettiği bildirildi.

    İşgal altındaki Doğu Kudüs’te fanatik Yahudi yerleşimcilerin Yahudilerce kutsal Pesah Bayramı (Hamursuz Bayramı) nedeniyle Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleme ve burada kurban kesme çağrıları nedeniyle Doğu Kudüs’te gerilimin tırmanmasından endişe ediliyor.

    İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu’nun 2022 sonunda kurduğu koalisyon hükümetinde, Filistinlilere yönelik ırkçı eylem ve söylemleriyle tanınan, Yahudi yerleşimcilerin destekçisi aşırı sağcı Bezalel Smotrich ve Itamar Ben-Gvir gibi isimler kritik görevlere getirilmişti.

    Ben-Gvir, Yahudi yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlemesini destekleyen açıklamalar yapmıştı.

    Gazze’den İsrail yönüne roket fırlatıldı

    İsrail polisinin Mescid-i Aksa’ya kauçuk kaplı mermi, ses bombalarıyla düzenlediği baskının ardından abluka altındaki Gazze şeridinden İsrail yönüne roket atıldı.

    İsrail ordu sözcülüğünden yapılan açıklamada, abluka altındaki Gazze şeridi çevresindeki Sderot kentinde saldırı sirenlerinin çaldığı bildirildi. Gazze şeridinden Sderot kenti yönüne beş roket atıldığı, bunlardan dördünün hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği aktarıldı. Bir roketin de açık araziye düştüğü belirtildi. Ayrıca Gazze şeridinden atılan 4 roketin de açık araziye düştüğü paylaşıldı.

    İsrail basını, bir roketin Sderot kentinde sanayi bölgesine düştüğü ve hasara yol açtığını duyurdu.

    İsrail uçakları Gazze Şeridi’ne hava saldırısı düzenledi

    İsrail savaş uçakları, abluka altındaki Gazze Şeridi’nin batısında iki noktaya hava saldırısı düzenledi.

    İsrail basınının aktardığına göre, İsrail savaş uçakları, Gazze’nin batısında iki ayrı noktayı vurdu.

    Saldırıda yaralanma veya can kaybına ilişkin İsrail veya Filistin tarafından açıklama yapılmadı.

    Öte yandan, İsrail polisinin, gece saatlerinde Mescid-i Aksa’daki Kıble Mescidi’ne sığınanlara kauçuk kaplı mermi, ses bombası, göz yaşartıcı gaz ve coplarla müdahalesinin ardından işgal altındaki Doğu Kudüs’te olaylar çıktı.

    İsrail polisi, Mescid-i Aksa’nın bulunduğu Eski Şehir bölgesi çevresine yoğun takviye gönderdi. Doğu Kudüs’ün farklı mahallelerinde Filistinliler, İsrail polisine havai fişek atarak direnmeye çalıştı.

    İsrail polisi, Mescid-i Aksa’ya gruplar halinde ulaşmaya çalışan Filistinlilere ses bombaları ve kauçuk kaplı mermilerle müdahale etti.

    Filistin Kızılayı’ndan yapılan açıklamada, sağlık ekiplerinin Mescid-i Aksa çevresinde çıkan olaylarda 7 yaralıya müdahale ettiği ikisinin hastaneye kaldırıldığı paylaşıldı. Yaralanmaların kauçuk kaplı mermi ve darp sonucu oluştuğu kaydedildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail ve Filistin meselesine yeni çözüm önerisi: 2 devletli konfederasyon

    İsrail ve Filistin meselesine yeni çözüm önerisi: 2 devletli konfederasyon


    İsrail ve Filistin’den önde gelen isimler yıllardır süren çıkmaza çare olmasını ümit ettikleri iki devletli konfederasyon önerisi hazırladı.

    Öneride bir çok tartışmalı madde bulunuyor ve henüz İsrailli ve Filistinli liderlerin desteğini alıp almadığı bilinmiyor. Fakat bu hafta ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Birleşmiş Milletler genel sekreterine sunulacak olan planın bölgede krizin çözümüne katkıda bulunabileceği belirtiliyor.

    Taslakta Filistin’in 1967 Savaşı’nda işgal edilen Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’ün büyük bir kısmında bağımsız bir Filistin devleti kurulması öngörülüyor. İsrail ve Filistin tamamen ayrı iki hükümete sahip olacak fakat bu hükümetler üst düzeyde güvenlik, altyapı ve iki toplumu etkileyen konularda koordine olacak.

    Öneri ayrıca Batı Şeria’daki yaklaşık 500 bin Yahudi yerleşimcinin de bulunduğu yerlerde kalmasını içeriyor. Buna göre sınıra yakın yerleşimler bire bir toprak değişimi karşılığında İsrail’e dahil olurken bölgenin derinliklerinde yerleşimcilere taşınma ya da Filistin devletinde kalıcı oturum sahibi olma hakkı tanınacak.

    1948 savaşından sonra mülteci konumuna düşen aynı sayıda Filistinliye de Filistin devleti vatandaşı olarak kalıcı oturum hakkıyla İsrail’e yerleşmelerine izin verilecek.

    Girişim büyük oranda 2003 yılında hazırlanan kapsamlı Cenevre Uzlaşmasına dayanıyor. 100 sayfalık konfederasyon planında temel sorunların çözümüne dair detaylı öneriler bulunuyor.

    Cenevre Girişimi’nin eş kurucusu ve eski bir İsrailli yönetici olan Yossi Beilin, yerleşimcilerin tahliye edilmesini masadan kaldırmanın planı daha uygulanabilir yaptığını belirtti.

    İsrail’in siyasi sisteminde Batı Şeria’yı Yahudilerin tarihi merkezi ve İsrail’in bir parçası olarak gören yerleşimciler ve destekçilerinin büyük etkisi bulunuyor.

    Filistinliler de uluslararası toplum tarafından yasadışı olarak görülen yerleşimleri barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak görüyor.

    Batı Şeria’nın derinliklerindeki yerleşimlerde yaşayanlar da en radikal görüşlüler olarak biliniyor ve bölgenin Filistin’e bırakılmasına büyük tepki göstermeleri bekleniyor.

    Beilin ise “Yerleşimcilerle herhangi bir sürtüşme olmadığı takdirde iki devletli çözüm isteyenlerin işinin daha kolay olacağına inanıyoruz,” ifadelerini kullandı. Beilin bu fikrin daha önce de öne sürüldüğünü ama bunu konfederasyon çatısı altında uygulamanın daha kolay olacağını vurguladı.

    Güvenlik, hareket özgürlüğü ve belki de en önemlisi yıllar süren çatışmalar ve başarısız müzakereler nedeniyle kaybolan güvenin inşası gibi konular hala cevaplanmayı bekliyor.

    İsrail Dışişleri Bakanlığı ve Filistin Otoritesi konuyla ilgili yorum yapmayı reddetti.

    Girişimin arkasındaki en önemli isim ise Kudüs’ün en köklü ailelerinden gelen Hiba Husseini. Husseini 1994 yılına kadar giden müzakerelerde Filistin ekibine danışmanlık yapan bir isim.

    Yerleşimcilerle ilgili önerinin “oldukça tartışmalı” olduğunu kabul eden Husseini, bütün olarak ele alındığında planın Filistinlilerin kendi devletlerine sahip olma emellerini yerine getireceğini vurguladı.

    Devlet kurmanın kolay olmayacağını belirten Husseini, “1948’den beri çalıştığımız kendi geleceğimizi belirleme hakkını elde edebilmek için bazı tavizler vermemiz gerekiyor,” ifadelerini kullandı.

    Kudüs’ün statüsü, nihai sınırlar ve Filistinli mültecilerin durumları gibi büyük sorunlarda nihai bir anlaşma öncesinde tüm detayların görüşülmesi yerine konfederasyon içerisinde çözümün daha kolay olacağını savunan Husseini, “Br süreci tersine çevirerek önce tanımayla başlıyoruz,” sözlerini kullandı.

    İsrail ve Filistinli yetkililerin Oslo sözleşmesini imzalamalarının üzerinden neredeyse 30 yıl geçmiş olmasına rağmen barış görüşmelerinde henüz bir ilerleme kaydedilmedi. Defalarca yinelenen müzakereler şiddet sarmalı nedeniyle sekteye uğradı ve nihai bir taslak çıkarılamadı.

    Eski bir yerleşimci olan İsrail Başbakanı Naftali Bennet, Filistin devletine karşı çıkıyor. 2023 yılında başbakanlığı devralacak olan Dışişleri Bakanı Yair Lapid ise iki devletli bir çözüme sıcak baksa da kırılgan dengeler üzerine kurulu koalisyon hükümetinin büyük tavizler vermeye dayanamayacağı düşünülüyor.

    Filistin tarafında ise Gazze’yi kontrol eden Hamas, İsrail’in varlığını reddederken Başkanlık dönemi 2009 yılında dolan El Fetih lideri Mahmud Abbas’ın da popülaritesi giderek düşüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Blinken, Trump döneminde kapanan Kudüs’teki ABD Konsolosluğu’nun yeniden açılacağını duyurdu

    Blinken, Trump döneminde kapanan Kudüs’teki ABD Konsolosluğu’nun yeniden açılacağını duyurdu


    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken ülkesinin Kudüs Konsolosluğunu yeniden açacaklarını duyurdu, ancak ne zaman açılacağına dair bir tarih vermedi. Blinken’ın bu açıklamalarının ABD’nin Filistin’le Trump döneminde zayıflayan bağlarını yeniden güçlendirmeyi hedeflediği belirtiliyor.

    Blinken, Ramallah kentinde Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’la görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, “Devlet Başkanına da söylediğim gibi, ben ABD’nin Filistin yetkilileri ve Filistin halkıyla ilişkilerini, karşılıklı saygı ve Filistin ile İsrail’in eşit ölçüde güvenlik, özgürlük fırsatı ve haysiyet hak ettiği görüşünün paylaşıldığı inancıyla yeniden inşa etme vaadinin altını çizmek için buradayım” diye konuştu.

    ABD Abbas’ı yeniden güçlendirme çabasında

    İsrail ile Hamas arasında 11 gün süren çatışmaların ardından varılan ateşkesi desteklemek amacıyla bölgede bulunan Blinken, Gazze’ye yardım için uluslararası desteği harekete geçirme sözü verdi. Ayrıca Filistinlilere, 5,5 milyon doları Gazze’ye acil yardım olmak üzere toplam 40 milyon dolara yakın yardımda bulunacaklarını açıkladı. Böylelikle Biden yönetiminin Filistinlilere yönelik Amerikan yardımının 360 milyon doları aşması bekleniyor. Trump yönetimi bu yardımı neredeyse tamamen kesmişti.

    ABD son olaylarda arka plana itilen uluslararası toplum tarafından tanınan Batı Şeria’daki Filistin yönetiminin lideri Abbas’ı yeniden güçlendirme çabasında. Mahmut Abbas hala Filistin halkının temsilcisi ve uzun süredir duran barış sürecinin kilit ortağı olarak görülüyor.

    Blinken Abbas’la görüşmesinin öncesinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşmüş, “İsrail’in kendini savunma hakkını tümüyle destekliyoruz” açıklamasında bulunmuştu.

    Konsolosluk Trump döneminde kapatılmıştı

    Filistin yönetimiyle diplomatik ilişkileri yürüten ofis olarak uzun yıllar hizmet veren konsolosluğun faaliyetleri, eski Başkan Donald Trump’ın döneminde azaltılmış, ABD’nin başkent Tel Aviv’deki büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasınınardından büyükelçinin yetkisine bağlanmıştı.

    Trump’ın bu girişimine öfkelenen Filistinliler doğu Kudüs’ü işgal altındaki toprak olarak değerlendiriyor ve gelecekte kuracakları devletin başkenti yapmak istiyor.