Etiket: Fas

  • Cezayir, ‘düşmanca eylemler’ nedeniyle Fas ile diplomatik ilişkileri kesti

    Cezayir, ‘düşmanca eylemler’ nedeniyle Fas ile diplomatik ilişkileri kesti


    Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtan Lamamra bugün düzenlediği basın toplantısında, ülkesinin Fas’ın “düşmanca eylemleri” nedeniyle diplomatik ilişkileri kesme kararı aldığını açıkladı.

    Lamamra, “Tarih Fas’ın Cezayir’e yönelik kötü ve düşmanca tavırlarını kanıtlamıştır.” İfadelerini kullandı.

    Öte yandan Fas’tan konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

    Fas ile Cezayir arasında kökleri geçmişe uzanan anlaşmazlık

    Batı Sahra sorunu, Fas ile Cezayir arasındaki ilişkilerde eskiden bu yana gerginliğe neden oluyor.

    Fas, Cezayir’i Batı Sahra bölgesindeki ayrılıkçı Polisario Cephesi’ni desteklemekle suçluyor. Cezayir’in de komşusu Fas’ın Batı Sahra’daki adımlarını desteklemediği biliniyor.

    Marakeş kentinde düzenlenen bir terör saldırısının arkasında Cezayirlilerin olduğunu iddia eden Rabat yönetimi, Ağustos 1994’te Cezayir vatandaşlarından vize talep etmeye başladı. Cezayir, Fas’ın bu adımına karşılık Eylül 1994’te iki ülke arasındaki sınır kapılarını kapattı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron, İsrail Başbakanı Bennett’ten ‘Fas tarafından dinlendiği’ iddialarının araştırılmasını istedi

    Macron, İsrail Başbakanı Bennett’ten ‘Fas tarafından dinlendiği’ iddialarının araştırılmasını istedi


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İsrail Başbakanı Naftali Bennett’i arayarak “Pegasus” casus yazılım programıyla telefonunun dinlendiği iddialarının araştırılmasını istedi.

    İsrail basınına göre, Macron perşembe günü Bennett ile yaptığı telefon görüşmesinde, kendi ve diğer önde gelen Fransız siyasetçilerin telefonunun Fas istihbaratı tarafından dinlenmesine dair endişelerini iletti.

    İsrail Kanal 12 televizyonu tarafından yapılan habere göre, Macron, Bennett’ten resmi açıklama istedi.

    Yine aynı habere göre, İsrail’in Binyamin Netanyahu’dan sonra göreve gelen yeni Başbakan’ı Bennett ise Macron’a söz konusu iddiaların kendi başbakanlığı öncesi dönemi kapsadığını ve konunun en üst düzeyde soruşturulacağını söyledi.

    The Guardian, CNN ve Le Monde’un da aralarında bulunduğu 17 medya kuruluşu, İsrail merkezli “NSO Group” isimli şirkete ait “Pegasus” casus yazılımının devletler tarafından insan hakları aktivistleri, gazeteciler ve siyasilerin telefonları dinleme amaçlı kullanıldığını ortaya çıkarmıştı.

    İddiaya göre Fas istihbarat servisi Macron başta olmak üzere Fransız politikacıların ve gazetecilerin telefon numaralarını izleme listesine almıştı.

    Öte yandan Fas hükümeti bu iddiaları reddederek, “Fas Krallığı, ısrarlı yanlış, kitlesel ve kötü niyetli medya kampanyasını şiddetle kınar. Bu yanlış ve asılsız iddiaları reddediyoruz. Bu iddiayı ortaya atanları, gerçeküstü hikayelerini desteklemek için herhangi bir somut ve maddi kanıt sunmaya davet ediyoruz” şeklinde açıklama yaptı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fas’ın casus yazılım programı ile Macron ve birçok bakanın telefonuna sızdığı iddiası

    Fas’ın casus yazılım programı ile Macron ve birçok bakanın telefonuna sızdığı iddiası


    Pegasus adlı casus yazılım programına ilişkin ortaya çıkan haberin yankıları devam ederken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un cep telefonlarından birinin Fas tarafından takip edildiği iddia edildi.

    France Info’nun devlet radyosu Radio France’a dayandırdığı haberine göre, Mart 2019’da Faslı bir istihbarat teşkilatı, Macron’un halen kullandığı akıllı telefonlardan birini Pegasus programı ile takip etmeye çalıştı.

    Söz konusu numara, 2017 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin iki turu arasında “Macronleaks” ile sızdırılmış olsa bile, Emmanuel Macron tarafından kullanılmaya devam ediliyordu. Macron bu numara ile özellikle gazetecilerle iletişime giriyordu.

    Fakat Macron’un telefonunun gerçekten Pegasus yazılımı ile takip edilip edilmediğinden emin olmak için telefonu araştırmak lazım, ancak Elysee’den bu konuda herhangi bir açıklama gelmedi.

    Eğer Macron’un telefonuna sızılmış ise, Faslı kurum, Fransa Devlet Başkanı’nın telefonundaki verileri toplama, konuşmalara erişme ve hatta belki de mikrofonunu veya kamerasını etkinleştirme imkanına sahip olduğu anlamına geliyor.

    Haberde ayrıca, 2019’da Başbakan olan Edouard Philippe’in, dönemin İç işleri Bakanı Christophe Castaner ve birçok Fransız bakanın telefon numarasının da aynı listede yer aldığı ifade edildi.

    Yani Fas, müttefik olan Fransız devletinin en üst devlet yöneticilerin telefonlarına sızmış olabilir.

    Paris Savcılığın’dan soruşturma

    Geçtiğimiz gün Paris Savcılığı, Fransız Mediapart gazetesinin kurucu Edwy Plenel ve bazı gazetecilerin, Pegasus yazılımını kullanan Fas tarafından takip edildikleri suçlamalarına ilişkin soruşturma başlatmıştı.

    Mediapart, Pazar günü paylaştığı bir dizi Twitter mesajında, Fas’ın gizli istihbarat örgütlerinin Pegasus adlı yazımını kullanarak iki gazetecinin akıllı telefonlarının içeriğini ele geçirdiğini açıklamıştı.

    Söz konusu iddiaları reddeden Fas ise, iddiaların “temelsiz ve yalan” olduğunu ifade etti.

    Ne olmuştu?

    İngiliz gazetesi Guardian’ın haberinde, 17 medya kuruluşu tarafından yürütülen araştırmada, İsrail merkezli NSO Group’a ait casus yazılımın, küresel çapta yaygın ve kötü amaçlar için kullanıldığı ileri sürüldü.

    Bahreyn, Kazakistan, Meksika, Fas, Azerbaycan, Ruanda, Suudi Arabistan, Macaristan, Hindistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere en az 10 hükümetin NSO Group’un müşterisi olduğu iddia edildi. Casus yazılımın aktivist, gazeteci, avukat ve siyasileri hedef almak için hükümetlere satıldığı savunuldu.

    İddiaya göre, bir telefonu “gözetleme” cihazına dönüştürebilen bu casus yazılımla, kullanıcının bilgisi ve izni olmadan mikrofon, kamera, mesajlar, ses kayıtları ve rehber gibi çok sayıda uygulamaya erişim sağlanabiliyor.

    Türkiye’den yaklaşık 500 kişi listede

    Ruanda, Fas, Hindistan ve Macaristan, 50 binden fazla telefon numarasının olduğu listede adı geçen kişilerin telefonlarını takip için Pegasus’u kullandıkları iddialarını yalanladı. Azerbaycan, Bahreyn, Kazakistan, Suudi Arabistan, Meksika ve BAE hükümetleri ise henüz iddialara yanıt vermedi. NSO Group da hakkındaki tüm suçlamaları reddetti.

    Dünya genelinde dört kıtadan en az 45 ülkeden NSO’ya telefon numarası takibi talep edildi. Bu sistemle Türkiye’den yaklaşık 500 civarında telefonun izlendiği belirtiliyor

    Listede 180’den fazla gazeteci var

    Aralarında Financial Times, CNN, New York Times, France 24, The Economist, Reuters, Associated Press ve The Economist’teki muhabirler, editörler ve yöneticiler de dahil olmak üzere 180’den fazla gazetecinin listede olduğu kaydedildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB, İspanya-Fas arasındaki göç krizi için Türkiye’yi örnek gösterdi, ‘şantaja boyun eğmeyiz’ dedi

    AB, İspanya-Fas arasındaki göç krizi için Türkiye’yi örnek gösterdi, ‘şantaja boyun eğmeyiz’ dedi


    Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Yardımcısı Margaritis Schinas, Fas’ın İspanya’ya düzensiz göçmen akımını teşvik etmesiyle ilgili olarak Türkiye örneğini vererek, “Kimse AB’ye gözdağı veremez ve şantaj yapamaz.” dedi.

    Fas’tan İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Ceuta kentine gelen düzensiz göçmenlerle ilgili basına konuşan Schinas, AB’nin göçmenler konusunda hiç kimsenin kendisine gözdağı vermesine izin vermeyeceği görüşünü dile getirdi.

    Schinas, “Ceuta, Avrupa sınırıdır ve burada olanlar sadece Madrid’in değil, bütün Avrupalıların sorunudur.” dedi.

    Türkiye’den Yunanistan’a giden düzensiz göçmenlere de atıfta bulunan AB Komisyonu Başkan Yardımcısı, “Kimse, AB’ye gözdağı veremez, şantaj yapamaz, son 15 aydır bu konuda girişimde bulunan üçüncü ülkeler var, onlar göç konusunu araçsallaştırmaya çalışıyor. Biz bunu hoş göremeyiz.” dedi. dedi.

    İspanya hükümetine göre, pazartesi gününden bu yana 8 bine yakın düzensiz göçmen Ceuta’ya giriş yaptı ve bunlar içinden 4 bin 800 kişi Fas’a geri gönderildi. Özel statüsü olan ve sayıları bin 500’ü bulan çocukların durumu ise belirsizliğini koruyor.

    Göç akımı, Fas’ın sınır kontrolüne tekrardan başlamasıyla bugün durduruldu

    Kuzey Afrika’daki İspanyol toprağı Ceuta kentinde iki gündür süren düzensiz göçmen akını, Fas’ın sınır kontrolüne tekrardan başlamasıyla bugün durduruldu.

    Fas yönetimi 17 Mayıs’tan itibaren boş bıraktığı Ceuta sınırını bugün tekrar kapattı.

    Bölgede düzensiz göç akınının çok büyük ölçüde durdurulduğu, sadece bazı küçük grupların denizden gelmeye çalıştığı ve bunların İspanyol güvenlik güçleri tarafından karşılandıkları görüldü.

    Başbakan Pedro Sanchez’den değerlendirme

    Bu arada Fas ile yaşanan kriz, İspanya’nın meclis genel kurulunda bugün yapılan hükümete sorular oturumunun ana maddesi oldu.

    Başbakan Pedro Sanchez, muhalefet partilerinden gelen eleştiriler üzerine, “Bu bir göçmen krizi değil, başka tür bir kriz.” değerlendirmesini yaptı.

    Ceuta’da yaşananları, “sınıra saldırı” olarak yorumlayan Sanchez, İspanya’nın sınırının aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) sınırı olduğunu ve AB’nin de İspanya’ya tam destek verdiğini söyledi.

    Hükümet kaynakları da bölgede düzensiz göçmen akınının sona erdiğini, şimdiki önceliğin Fas ile ilişkilerin normalleşmesi olduğunu vurguladı.

    İspanya’da tedavi gören Polisario Cephesi liderine “soykırım” suçlamasıyla soruşturma açıldı

    Diğer yandan geçmişte benzeri olmayan, rekor düzeydeki düzensiz göçmen akınına neden olduğu varsayılan, İspanyol hükümetinin girişimiyle ülkedeki bir hastanede Covid-19 tedavisi gören ayrılıkçı Polisario Cephesi Genel Sekreteri İbrahim Gali hakkında İspanya Ulusal Mahkemesi tarafından soruşturma açıldı.

    Mahkeme hakimi Santiago Pedraz, Sahra İnsan Haklarını Savunma Derneğinin Gali hakkında yaptığı, Cezayir’deki mülteci kamplarındaki Batı Sahralı nüfusa karşı “soykırım, işkence, cinayet” suçları işlediği iddiasıyla yaptığı başvuruyu kabul ederek, açtığı soruşturma kapsamında Gali’yi 1 Haziran’da ifade vermeye çağırdı.

    Batı Sahra meselesinden dolayı son dönemlerde ciddi gerginlikler yaşanan İspanya-Fas ilişkileri, İspanya’daki sol koalisyon hükümetinin 22 Nisan’da ayrılıkçı Polisario Cephesi Genel Sekreteri İbrahim Gali’yi, yakalandığı Kovid-19 hastalığından dolayı tedavi görmesi için gizlice ülkeye getirip Logrono kentindeki bir hastaneye kaldırmasıyla diplomatik krize dönüşmüştü.

    Hükümet, Gali’nin insani yardım gerekçesiyle getirildiğini savunuyor.

    Fas hükümeti, mevcut krizin ardından Madrid Büyükelçisi Karima Benyaich’i istişarelerde bulunmak üzere Rabat’a çağırmıştı.

  • Yaklaşık 3 bin Fas vatandaşı, İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağına yasa dışı giriş yaptı

    Yaklaşık 3 bin Fas vatandaşı, İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağına yasa dışı giriş yaptı


    İspanya’nın, Kuzey Afrika’daki toprağı Ceuta kentine yaklaşık 3 bin Fas vatandaşının yasa dışı bir şekilde giriş yaptığı bildirildi.

    İspanya hükümetinin bir sözcüsü basına yaptığı açıklamada, kaçak göçmenlerin yüzerek Ceuta kentine ulaştığını ve bu gelenleri üçte birisinin 18 yaşından küçük olduğunu açıkladı.

    İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada ise güvenlik güçlerinin Ceuta kenti etrafındaki önlemlerini artıracağı ve yasa dışı gelenlerin iki ülke arasında yapılan anlaşma gereği Fas’a geri gönderileceği duyuruldu.

    Fas ve İspanya arasında diplomatik gerilim neden tırmanıyor ?

    Bu arada İspanyol basınında çıkan haberlerde, kaçak kitlesel göçün artmasına gerekçe olarak Fas’ın, Polisario Cephesi lideri İbrahim Gali’yi İspanya’nın ülkeye kabul etmesi olarak gösteriliyor.

    Fas Dışişleri Bakanlığı’ndan geçen hafta yapılan yazılı açıklamada, İspanya’nın, savaş suçu ve ağır insan hakları ihlalleriyle suçlanan Polisario Cephesi lideri Gali’yi topraklarına kabul etmesinden bu yana ortaklık ve iyi komşuluk ruhuna aykırı bu tehlikeli eylemini haklı çıkarmaya çalışan açıklamalarının giderek arttığı belirtilmişti.

    İspanya’nın Polisario Cephesi liderinin ülkeye gelişini Fas’a bildirmemesinin “basit bir ihmal olmadığı ve önceden tasarlanmış kasıtlı bir eylem” olduğu aktarılan açıklamada, İspanya’nın bu tercihinin bilinçli olduğu kaydedilmişti.

    Fas Başbakanı Sadeddin el-Osmani 26 Nisan’da yaptığı açıklamada, Gali’nin sahte pasaportla İspanya’da devlet başkanı olarak kabul gördüğünü belirterek, “İspanya’nın Polisario lideri Gali’yi sahte pasaportla kabul etmesi bir skandaldır.” ifadelerini kullanmıştı.

    Fas Dışişleri Bakanlığı da İspanya’nın Rabat Büyükelçisi Ricardo Diez-Hochleitner Rodriguez’e Polisario Cephesi lideri Gali’nin İspanya’da tedavi altına alınması nedeniyle tepkisini dile getirmiş ve Büyükelçi Rodriguez’i 24 Nisan’da Dışişleri Bakanlığına çağırmıştı.

    Batı Sahra sorunu

    Fas’ın 1975’te eski İspanyol sömürgesi Batı Sahra’yı topraklarına katmasının ardından Cezayir’in destek verdiği bağımsızlık yanlısı Polisario Cephesi ile Fas yönetimi arasında başlayan gerginlik devam ediyor.

    Fas, bölgenin kendi egemenliğinde kalması gerektiğini savunurken Polisario Cephesi, Batı Sahra’nın bağımsız devlet olduğunu ileri sürüyor.

    Polisario Cephesi, 1991’de Birleşmiş Milletler’in ara buluculuğunda varılan ateşkes anlaşmasına kadar Fas güvenlik güçlerine karşı silahlı mücadele yürütüyordu. Ateşkes anlaşmasından bu yana Batı Sahra’nın statüsüyle ilgili görüşmeler başarıya ulaşamadı.

  • İsrail’le ilişkilerde normalleşmeye giden Arap ülkeleri çatışmalar sonrası nasıl bir tavır alacak?

    İsrail’le ilişkilerde normalleşmeye giden Arap ülkeleri çatışmalar sonrası nasıl bir tavır alacak?


    İsrail ile ilişkilerinde normalleşme yolunda adımlar atan Arap ülkeleri Filistin ile yaşanan son çatışmaların ardından ne tür adımlar atacak? İsrail ile ilişkilerin yeniden askıya alınması mümkün mü?

    İsrail ve Filistin grupları arasında son dönem tırmanan gerginlikten en fazla rahatsız olan ülkelerin başında Yahudi devletiyle son dönemde ilişkilerini normalleştirme yolunda adımlar atan Arap ülkeleri geliyor.

    Ramazan bayramı sırasında gerçekleşen saldırılar ve akan kanı, İsrail’in ‘yeni Arap dostları’ kınamakta gecikmedi, ancak son gelişmelerin normalleşme yolundaki gelişmeleri yavaşlatması veya bazı ülkelerde tamamen sekteye uğratması da gündemde.

    Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail’e karşı daha ılımlı

    Bir yıldan daha kısa bir süre içinde İsrail ile ilişkileri normalleştirme yolunda imzalar atan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Sudan ve Fas, Yahudi devletini yeniden eleştirmeye başladı.

    Düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu (Crisis Group) araştırmacılarından Elham Fakhro’ya göre, bu Arap ülkelerinden gelen açıklamalar daha çok Filistin’e her zaman yoğun destek veren içerideki ve diğer Arap ülkelerindeki kamu oyununu yatıştırmaya yönelik bir “halkla ilişkiler” girişimi.

    Elham Fakhro, AFP’ye yaptığı açıklamada, İsrail’in bazı Arap ülkeleriyle yaptığı ve “Abraham Anlaşmaları” olarak bilinen yeni uzlaşmanın, Filistinlilerin topraklarının işgal edilmesi ve askeri işgal konuları gibi konulara hiç bir zaman atıfta bulunma niyetinde olmadığına dikkati çekti.

    Bu anlaşmalar, Filistinli liderler tarafından, kendilerine yönelik bir “ihanet olarak” değerlendirilmişti.

    Filistinlilere yönelik son saldırılar İsrail ile anlaşma yapan Bahreyn’de halkın Yahudi devletini protesto için sokağa dökülmesine yol açtı.

    BAE’de yine halkın sosyal medya aracığıyla İsrail’e sert bir şekilde tepki gösterdiği gözleniyor.

    Merkezi Londra’da bulunan bir diğer düşünce kuruluşu Avrupa Dış ilişkiler Konseyi’nde çalışan araştırmacı Hugh Lovatt, bu son kriz uzun zamandır İsrail ile ilişkileri geliştirmeyi planlayan BAE için gerçek bir “sınav” teşkil ettiği görüşünde.

    Lovatt, “Netanyahu’nun bakış açısından, Abraham Anlaşmaları, İsrail’in komşu devletlerle bağlarını geliştirdikçe Filistinlilerin etkin bir şekilde dışlanacağına dair uzun süredir devam eden inancını doğruladı. BAE, İsrail ile ilişkilerini Filistinlilerin iyiliği için riske atmaya hazır mı? Cevap şu anda ‘hayır’ gibi görünüyor.” diyerek, BAE’nin ABD ile teknoloji ortaklığı ve askeri alanda yazılım donanıma erişim gibi avantajları göz ardı edemeyeceği görüşünü dile getirdi.

    Lovatt, İsrail ve BAE için normalleşmenin temelini oluşturan ikili çıkarlar göz önüne alındığında, Filistin’deki gerginliğin tırmanışının, sıkıntı yaratsa bile ortaklığa darbe vurmayacağını iddia etti.

    Suudi Arabistan nasıl tepki verdi?

    Abraham Anlaşmaları geçen eylül ayında imzalandıktan sonra bütün gözler bölgede petrol rezervleri dolayısıyla ekonomik açıdan önemli bir rol oynama potansiyeline sahip Suudi Arabistan’a dönmüştü.

    Suudi Arabistan, Filistin sorunu çözülmeden İsrail ile ilişkilerin normalleşmesine sıcak bakmadığını ifade etmişti. Riyad son olarak İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını şiddetle kınayan ülkeler içinde yer adı.

    BAE’de İsrail’e yönelik kamuoyundan gelen eleştiriler bir şekilde susturulurken, İsrail ile yakınlaşan diğer Arap ülkelerinde yönetimler kamuoyu baskısıyla zor günler geçiriyor.

    Fas hükümetine, kamuoyundan yoğun baskı geliyor

    İsrail ile normalleşme yolunda adımlar atan Fas için bu karar, ABD’nin Batı Sahra’da tartışmalı bölgedeki egemenliğini kabul edebilmesi için stratejik bir tercih oldu.

    Kuzey Afrika ülkesindeki yönetim de, ciddi bir kamuoyu baskısı yüzünden normalleşme yolunda adımlar atsa da İsrail’i kınamakta gecikmedi.

    Rabat Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü Tacettin Hüseyni ise bu konudaki görüşlerini şu şekilde dile getirdi: “Fas, arabulucu rolü oynamalı. Eğer bunu başaramadığı takdirde ilişkileri tamamen koparma yoluna gitmeden normalleştirme sürecinden uzaklaşması tercih edilmeli.”

    Sudan’ın ABD’de çıkmazı

    İsrail ile normalleşme yolunda adım atan Sudan, bunun karşılığını ABD’nin kendisini “terörü destekleyen devletler” listesinden çıkartmasıyla almıştı.

    Sudan, gelişmelerin ardından İsrail’i kınamakta gecikmedi.

    Johns Hopkins Üniversitesi Uluslararası İlişkiler öğretim görevlisi Vali Nasr, sosyal paylaşım hesabından yaptığı açıklamada, “İsrail için Abraham Anlaşmalarının en önemli stratejisi Filistin konusunun artık geçerli olmamasıydı. Bir takım İsrail’in hataları yüzünden Filistin konusunun yeniden gündeme gelmesi zorunlu oldu” diyerek görüşlerini özetledi.