Etiket: fakir

  • Oxfam: Dünyanın en zengin 5 kişisi, servetini ikiye katladı

    Oxfam: Dünyanın en zengin 5 kişisi, servetini ikiye katladı


    Oxfam araştırmasına göre, dünya nüfusunun yüzde 60’ını oluşturan ve sayıları 4,77 milyarı bulan en yoksul kesimin serveti ise yüzde 0.2 oranında geriledi.

    REKLAM

    Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam’ın “Eşitsizlik A.Ş.” (Inequality Inc) başlıklı raporu, dünyanın en zengin beş iş insanının servetinin 2020’den beri iki kattan fazla arttığını, dünya nüfusunun yüzde 60’ını oluşturan en yoksul kesimin (yaklaşık 5 milyar kişi) ise bu süre içinde daha da yoksullaştığını ortaya koydu.

    Merkezi İngiltere’de bulunan Oxfam’ın İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen ekonomi zirvesi öncesi yayımladığı yıllık rapora göre, küresel şirketlerin ve tekel gücünün yoğunlaşması, en zengini daha zengin, en fakiri daha fakir yapan eşitsizliğin derinleşmesine katkıda bulunuyor.

    Araştırma şirketi Wealth X’in verilerine göre, dünyanın en zengin beş iş insanı Elon Musk, Bernard Arnault, Jeff Bezos, Larry Ellison ve Mark Zuckerberg’in toplam serveti 2020’den bu yana 423,8 milyar euro, yani kişi başına yüzde 114 artış gösterdi.

    Aynı araştırmaya göre, dünya nüfusunun yüzde 60’ını oluşturan ve sayıları 4,77 milyarı bulan en yoksul kesimin serveti ise yüzde 0,2 oranında geriledi.

    Zenginlerin serveti enflasyondan üç kat hızlı arttı

    Milyarderlerin toplan servetinin 2020’ye kıyasla 3,3 trilyon dolar daha fazla olduğu kaydedilen Oxfam araştırmasında, bu servetin enflasyondan üç kat hızlı arttığına dikkat çekildi.

    Oxfam’ın yayımladığı geleneksel raporda, zenginlerle yoksullar arasındaki gelir adaletsizliğinin mevcut eğilimlere göre daha açılacağı vurgulanırken, mevcut eğilimlerin sürmesi halinde dünyada yoksulluğu ortadan kaldırmak için 229 yıl gerekeceği uyarısı yapıldı.

    Oxfam raporuna göre, dünyanın en zengin yüzde 1’i ise tüm küresel finansal varlıkların yüzde 43’üne sahip.

    Önümüzdeki 10 yıl içinde ilk kez bir kişi trilyoner olabilir

    Oxfam raporunda, dünyanın en büyük 10 şirketinin yedisinin üst yöneticisinin veya ana hissedarının milyarder olduğuna dikkat çekilirken, buna karşılık, dünya çapında milyonlarca işçinin yaşam standartlarının gerilediği vurgulandı.

    Raporda, “Dünya çapında insanlar sıklıkla riskli ve güvenli olmayan işlerde, asgari ücret karşılığında daha yoğun, daha uzun çalışıyor. 52 ülkede yaklaşık 800 milyon işçinin reel ortalama maaşı düştü. Bu işçiler son iki yılda toplamda 1.5 trilyon dolar kaybetti; bu her biri için 25 günlük maaş kaybı anlamına geliyor.” denildi.

    Rapora göre, dünyanın en büyük 148 şirketinin kar oranı 2018-2021 arasındaki ortalamanın yüzde 52 oranında üzerine çıktı.

    Rapora göre zenginlerle yoksullar arasındaki eşitsizliğin derinleşmesi beklenirken, önümüzdeki 10 yıl içinde ilk kez bir kişi trilyoner olabilir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dünya Sefalet Endeksi: Türkiye 156 ülke içinde 21. sırada

    Dünya Sefalet Endeksi: Türkiye 156 ülke içinde 21. sırada


    İşsizlik, enflasyon, faiz oranı ve milli gelir gibi ekonomik göstergelerin esas alınarak hesaplandığı Dünya Sefalet Endeksi’nde Türkiye 156 ülke içinde 21. sırada yer aldı.

    Sefalet sıralamasında Türkiye Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer alıyor.

    Endekste sıralamanın yükselmesi ülkede sefaletin arttığını ve ekonomin kötüye gittiğini gösteriyor.

    Dünya Sefalet Endeksi’nin zirvesinde enflasyonun rekor seviyelere ulaştığı Güney Amerika ülkesi Venezuela bulunuyor.

    Venezuela’nın komşusu Guyana ise Sefalet Endeksi’nin son sırasında yer alarak bu alanda en iyi ekonomik göstergelere sahip ülke oldu.

    Sefalet Endeksi; bir ülkedeki işsizlik, enflasyon ve banka kredi faizi oranlarının toplamından; kişi başına düşen reel gayrisafi yurt içi hasıla büyümesi çıkarılarak hesaplanıyor.

    Amerikan John Hopkins Üniversitesi’nden ekonomist Steve H. Hanke’nin analizine göre işsizliğin yükselmesi geliri olmayanların sayısının artmasına, enflasyonun yükselmesi ise yaşamın pahalanmasına işaret ediyor.

    2020 Dünya Sefalet Endeksi sıralamasında Venezuela ilk sırada yer alıyor. Güney Amerika ülkesinde 2020 enflasyonu yüzde 3 bin 713, faiz yüzde 37, işsizlik oranı yüzde 50,3 ve ekonomik küçülme yüzde 30,9 olarak hesaplandı.

    Venezuela’nın sefalet puanı ikinci sıradaki Zimbabve’nin yaklaşık 7 katı.

    Bu ülkeleri Sudan, Libya ve Surinam takip etti. 2020’de sefalet endeksinin en alt sıralarında sırasıyla Guyana, Tayvan, Katar ve Japonya yer alıyor.

    Sefalet endeksinin düşük olması bu ülkelerde ekonomik göstergelerin iyi olduğu anlamına geliyor.

    Türkiye endekste 41,2 puan ile 21’inci sırada yer aldı.

    Listede yer alan Avrupa ülkeleri içinde sefalet endeksinin en yüksek olduğu ülke Türkiye oldu. Endekse göre Türkiye’de ekonomik veriler bazı Afrika ve Ortadoğu ülkelerinin gerisinde.

    Hanke’nin 2019 Sefalet Endeksi’nde Türkiye 95 ülke arasında 5. sırada yer almıştı.

    Komşuları arasında Türkiye’den daha kötü durumda olan tek ülke 92,1 puan ile 8. Sırada yer alan İran.

    Irak ise 39,5 puan ile 26. sırada bulunuyor. Enflasyon-faiz ilişkinin tartışıldığı Türkiye’de liranın döviz kurları karşısında değer kaybı sürüyor. 2021 yılının Ekim ayında rekor kıran dolar kuru 9 lirayı aşmış durumda.

    2020 Dünya Sefalet Endeksi’nde diğer bazı ülkelerin sıralaması ise şöyle: Ermenistan (34), Etiyopya (37), Pakistan (49), Yunanistan (53), Azerbaycan (62), Mozambik (71), Bosna-Hersek (77), Rusya (94), ABD (109), Tanzanya (142), Almanya (145), Çin (152), Japonya (153), Katar (154) ve Guyana 156.

    Dünya Sefalet Endeksi, Amerikan John Hopkins Üniversitesi’nden ekonomist Steve H. Hanke tarafından hazırlandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ILO: Covid-19 krizi nedeniyle 2021’in ilk çeyreğinde 140 milyon kişi işini kaybetti

    ILO: Covid-19 krizi nedeniyle 2021’in ilk çeyreğinde 140 milyon kişi işini kaybetti


    Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), koronavirüs krizinin sona ermekten çok uzak olduğu uyarısında bulunarak 2021’in ilk çeyreğinde küresel çapta çalışma saatlerinde yüzde 4,8 kayıp yaşandığını, bunun da 140 milyon kişinin tam zamanlı işini kaybettiği anlamına geldiğini bildirdi.

    Cenevre merkezli örgütün, “Dünyada İstihdam ve Sosyal Görünüm: Eğilimler 2021” başlıklı raporu, Dünya Sağlık Örgütünün, Covid-19’u pandemi ilan etmesinden yaklaşık 15 ay sonra yayımlandı.

    ILO Genel Direktörü Guy Ryder, Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında, “2021 yılının ilk çeyreğinde, Covid-19 krizi nedeniyle toplam çalışma saatlerinde yüzde 4,8 kayıp yaşandı ve bunun 140 milyon tam zamanlı işe tekabül ettiğini tahmin ediyoruz.” dedi.

    Covid-19 salgınının iş gücü piyasasında oluşturduğu krizin bitmekten çok uzak olduğu ve istihdam artışının kayıpları telafi etmeye yetmeyeceği uyarısında bulunan Ryder, “Bu sadece bir halk sağlığı krizi değil, aynı zamanda bir istihdam krizi ve insani kriz.” değerlendirmesinde bulundu.

    Ryder, küresel işsizliğin 2019’da 187 milyon olduğunu, 2022’de ise bu rakamın 205 milyona ulaşmasını beklediklerini, bunun da küresel işsizlik oranının yüzde 5,7 seviyesinde seyredeceği anlamına geldiğini aktardı.

    Tüm olumsuzluklara rağmen 2021’in ikinci yarısında ILO’nun önemli bir istihdam artışı beklediğini dile getiren Ryder, “Fakat bu dengesiz (istikrarsız) olacak ve krizin yol açtığı hasarı onarmaya yetmeyecek. Dolayısıyla 2021’i bir bütün olarak ele alırsak, çalışma saatlerindeki ortalama açığın 100 milyon tam zamanlı işe eş değer olacağı tahmin ediliyor.” ifadelerini kullandı.

    Öte yandan, ILO raporunda, Covid-19 salgınının neden olduğu krizden 2021’in ilk yarısında en kötü etkilenen bölgelerin Latin Amerika, Karayipler ve Orta Asya olduğu kaydedildi.

    Pandemi, 100 milyondan fazla işçiyi yoksulluğa itti

    Birleşmiş Milletler’e bağlı örgüt, pandemi nedeniyle dünya genelinde 100 milyondan fazla işçinin yoksulluğa sürüklendiğini bildirdi.

    İstihdamın en erken 2023 yılına kadar pandemi öncesi seviyelere dönmesinin beklenmediği belirtilirken bu yılın sonuna kadar en az 75 milyon iş kaybının yaşanacağı, bu rakamın gelecek yıl 23 milyon civarında olacağı dile getirildi.

    ILO, gelişmekte olan ve yükselen ekonomilerin çoğunun güçlü mali teşvik önlemlerini destekleme konusundaki kapasitesinin sınırlı kalacağını ya da zarar göreceğini bildirdi. Ayrıca bu ülkelerde yeni yaratılan işlerin kalitesinin de muhtemelen kötüleşeceği değerlendirmesinde bulundu.

    İstihdamdaki ve çalışma saatlerdeki azalmanın, emek gelirinde keskin bir düşüşe, yoksullukta ise artışa dönüştüğünün altı çizildi.

    Raporda 2019 ile karşılaştırıldığında, dünya genelinde 108 milyon işçinin yoksul veya aşırı yoksul olarak sınıflandırıldığı ve bunun, kendilerinin ve ailelerinin günlük 3,20 dolardan daha az bir gelirle yaşamaya çalıştıkları anlamına geldiği yer aldı.

    Koronavirüs salgınının çocuk işçiliği ve zorla çalıştırmayla mücadelede onlarca yıllık ilerlemeyi trajik bir şekilde tersine çevirdiği bilgisi aktarıldı.

    Rapor, Covid-19 krizinin savunmasız işçileri daha fazla vurarak önceden var olan eşitsizlikleri daha da kötüleştirdiğini ortaya koydu.