Etiket: faili meçhul cinayet

  • Londra polisiyle ilgili rapor: Faili meçhul cinayetin çözülememesinin nedeni ‘kurumsal yolsuzluk’

    Londra polisiyle ilgili rapor: Faili meçhul cinayetin çözülememesinin nedeni ‘kurumsal yolsuzluk’


    İngiltere’de 1987 yılında özel dedektif Daniel Morgan’ın ölümüyle ilgili bir rapor Londra polis teşkilatıyla ilgili soru işaretleri doğurdu. Cinayetin neden çözülemediğini soruşturan rapor Londra (Metropol) Polis Teşkilatı’ndaki “kurumsal yolsuzluğu” gerekçe gösterdi.

    Teşkilatın cinayeti çözmek yerine kendi itibarını korumayı tercih ettiğini belirten rapor kurumun yapılan hatalarla ilgili dürüst davranmadığına da dikkat çekti.

    37 yaşındaki Daniel Morgan Londra’nın güneyindeki bir pub’ın (Birahane) otoparkında başına balta ile vurularak öldürüldü. Cinayetten bu yana geçen 34 yıl içerisinde masrafı 50 milyon sterlini bulan beş soruşturmaya rağmen faili tespit edilemedi.

    Özel dedektifin öldürüldüğü sırada polis teşkilatındaki yolsuzluğu araştırdığını belirten ve faili meçhul cinayetin peşini bırakmayan Morgan’ın ailesinin talebiyle 2013 yılında dönemin İçişleri Bakanı Theresa May’in talimatıyla bağımsız bir heyet tarafından inceleme başlatıldı.

    Rapor ağır ifadeler içeriyor

    Olayla ilgili incelemelerini tamamlayan heyetin önceki gün yayınlanan rapor cinayetin çözülememesinden Londra Polis Teşkilatını sorumlu tuttu. Teşkilatla ilgili çok ağır bulgular sunan raporda polis memurlarının birbirini kolladığı, cinayetin çözülmesine engel olmak için birçok ciddi tebdirin bilinçli olarak atlandığı sonucuna varıldı.

    Sekiz yılda tamamlanan ve 18,5 milyon sterlin’e mal olan bin 200 sayfalık raporda cinayetle ilgili öne çıkan bulgular arasında:

    • Cinayetin en başından bu yana polis memurlarının failleri koruma ve adalete teslim olmalarına engellemede rol oynadıklarının bilindiği,
    • Olay mahalinde arama yapılmadığı, mahalin tedbirsiz bırakıldığı, tanık aranmadığı,
    • Yapılan hataları rapor etmek isteyen görevdeki ya da emekli bazı memurların dışlandığı, başka birimlere sürüldüğü, istifaya zorlandığı veya disiplin cezasıyla karşı karşıya bırakıldığı,
    • Olayın Londra dışındaki birimlerce incelenmesinde engel çıkarıldığı belirtildi.

    Raporda ayrıca o dönem yardımcı komiser olan Londra Emniyet Müdürü Dame Cressida Dick’in soruşturma için ilk aşamada polis iç bilgi sistemine ve daha hassas bilgilere ulaşma iznini vermediği belirtiyor.

    Bu tür hataların bir daha yaşanmaması için polis memurlarının mason grupları gibi grup üyeliklerini ifşa etme zorunluluğunun getirilmesi ve polis içinde muhbirlerin korunması da raporda önerildi.

    Raporda genel olarak polisin basına hikaye sattığı, yasa dışı kabul edilebilecek kişilerle yakın temas kurduğu, kurumsal bilgisayarı kötüye kullandığı, delillerle oynadığı, sarı zarf içinde “rüşvet” aldığı gibi ifadeler yer aldı.

    Londra Emniyet Müdürü’nün istifası isteniyor

    Rapor İçişleri Bakanı Priti Patel tarafından derinden endişe verici olarak nitelendirildi. Londra polis teşkilatının “hatalar zincirini” açığa çıkardığını belirten bakan bu durumun başarılı bir kovuşturma yürütme şansına tamir edilemez biçimde zarar verdiğinin altını çizdi.

    Londra Polis Teşkilatı raporun ardından yayımladığı bildiride “Daniel’in failinin bulunamamış olmasından dolayı derin üzüntü duyuyoruz. Adalet arayışımızı durdurmadık. 1978’deki soruşturmada yolsuzlukların büyük rol oynadığını kabul ediyoruz” denilerek kurbanın ailesinden özür dilendi. Dick de Morgan’ın ailesinden kişisel olarak özür diledi.

    Ancak açıklamadaki haliyle teşkilatın yaşananları tarihteki bir hata olarak görmeye ve göstermeye çalışması başta Morgan’ın ailesi olmak üzere birçok çevre tarafından tepkiyle karşılandı. Raporda biertilen “kurumsal yolsuzluk” ifadesinin “şimdiki zamanla” yazıldığına dikkat çeken Morgan’ın ağabeyi Alaistar Morgan “Bu hikayede üç eleman var. Biri polis diğeri failler. Ancak bir de hükümet ve basın var” diye konuştu.

    Görev süresi Nisan 2022’de dolacak olan Londra Emniyet Müdürü Dick’in hem İçişleri Bakanı’nın hem de Londra Belediye Başkanı Sadık Khan’ın desteğini aldığı biliniyor. Ancak görev süresinde tepki çeken polis şiddeti ve özellikle genç ve ergen yaş gruplarında artan şiddet olayları teşkilatı zor durumda bıraktı. Teşkilatın bu raporla ilgili atacağı adımların emniyet müdürünün geleceğinde etkili olacağı belirtiliyor.

  • Sedat Peker’in gündeme taşıdığı Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili 25 yıl sonra kim, ne diyor?

    Sedat Peker’in gündeme taşıdığı Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili 25 yıl sonra kim, ne diyor?


    Organize suç örgütü liderliğinden mahkumiyeti bulunan ve yine aynı suçlamadan aranan Sedat Peker’in, yayımladığı videolarda 1996 Lefkoşa’da öldürülen gazeteci Kutlu Adalı cinayetine ilişkin ortaya attığı yeni iddialar faali meçhul cinayeti yeniden gündeme getirdi.

    Peki, Kutlu’nun öldürülmesinin ardından yaklaşık 25 yıl geçtikten sonra gündemi sarsan bu iddialarla ilgili kim, ne dedi ? Bundan sonra ne tür gelişmeler olabilir ?

    Sedat Peker, Kutlu Adalı suikasti hakkında ne dedi ?

    Sedat Peker, son açıklamalarında gazeteci Kutlu Adalı cinayetlerine ilişkin olarak eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve eski MİT’çi Korkut Eken’i hedef gösterdi.

    Peker, Adalı cinayeti için Eken’in o dönem kendisini aradığını belirterek, bu cinayet için kendisinin kardeşi Atilla Peker’i önerdiğini iddia etti.

    Peker, “Biz o zaman Mehmet Ağar, Korkut Eken hep beraberiz… Genciz, vatanseveriz… Bana genelde iş adamlarını yönlendiriyorlar, faili meçhullerden ziyade. Onları da anlatacağım. Bana dedi ki, “Kıbrıs’ta bir adam var, Kıbrıs’ı Rumlara satmak istiyor.” İki profesyonel dedi… Dedim sana öz kardeşimi vereceğim, Atilla Peker’i. Uzmandır, sokaklarda yetişmiştir. Biletlerden bakabilirler. Yüce Allah o insanın kanını bize nasip etmedi. Onlara bağlı başka bir ekip öldürmüş. Karşılaştık Korkut abiyle, “Halloldu o iş” dedi” diyerek iddialarını sıraladı.

    Atilla Peker: MİT’çi Korkut Eken’le Kıbrıs’a gittik

    Hakkında soruşturma açılan Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker, müracaat savcılığına verdiği ve kamuoyuna imzasız nüshanın yansıdığı dilekçede, gazeteci Kutlu Adalı’yı öldürmek için eski MİT’çi Korkut Eken’le Kıbrıs’a gittiklerini iddia etti.

    Atilla Peker, Eken’in kendisine silah verdiğini ve susturucunun nasıl kullanıldığını öğrettiğini belirtti. Peker, Eken’in İstanbul’da gerçekleşen daha sonraki görüşmede kendisine, “Atilla biz Kıbrıs işini hallettik biliyor musun’ dediğini aktardı.

    Atilla Peker, dilekçesinde, Kıbrıs’ta Sivil Savunma Daire Başkanlığı’na gittiklerini, orada Kurmay Albay Galip Mendi ve yardımcısı Enver Tosun yarbay ile tanıştığını ve kendilerine verilen beyaz Renault Toros marka araçla Kutlu Adalı’nın akşam hava karardıktan sonra evinin çevresinde keşif yaptıklarını anlattı.

    Ertesi gün de Adalı’nın evinin etrafında birkaç sefer keşifte bulunduklarını kayda geçen Atilla Peker, “Ertesi gün tekrar geldik, gündüzleri de evinin etrafında birkaç sefer keşifte bulunduk, yine evden çok sesler geliyordu; bunun üzerine Korkut komutan bana dedi ki ‘Üç kişi de olsa bunların hepsi PKK’lıdır. PKK’lı ile dost olan da PKK’lıdır, hepsini öldürmende bir mahsur olmaz’” ifadesini kullandı.

    Korkut Eken: Kutlu Adalı’yı tanımam, Kıbrıs’a Atilla Peker’le gittim

    Bu iddiaların üzerine Korkut Eken, Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk’e konuşarak, suçlamaları reddetti ancak Peker’le Kıbrıs’a gittiğini doğruladı.

    Kutlu Adalı’yı tanımadığını belirten ve olayın soruşturulması için talepte bulunacağını kaydeden Eken, “Ben Sedat Peker’e ne yaptımsa aşırı bir düşmanlığı oluşmuş. Atilla Peker’in buna alet olmaması lazım. Nasıl yaptı bilmiyorum” ifadesini kullandı.

    Korkut Eken, “O gazeteciyi tanıyorsam, biliyorsam şerefsizim. Öldürülmesiyle de alakam yok” dedi. Eken, “her ihtimale karşı” Kıbrıs’a Atilla Peker’le gittiğini doğrularken, “PKK’nın oradaki faaliyetlerine yönelik 3-5 günlük bir inceleme yaptım.” açıklamasını yaptı.

    Dönemin Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hasan Kundakçı’nın yine dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ı, telefonla aradığını ve ‘Kıbrıs’ta çok büyük PKK faaliyetleri var. Teröristler burada cirit atıyor’ dediğini ve bu konuda yardım talep ettiğini kaydeden Eker, şunları söyledi:

    “Ben de o dönemde Emniyet’te Özel Harekat Polislerini yetiştirmekle görevliyim. Mehmet Bey de beni gönderdi. Her ihtimale karşı doğru, Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’le gittim, ben çağırdım. PKK’nın oradaki faaliyetlerine yönelik 3-5 günlük bir inceleme yaptım. PKK’nın yaralılarını Kıbrıs’a götürdüğünü tespit ettik. Rum kesiminde tedavi edildikten sonra Yunanistan’da bulunan Lavrian kampına teröristler sevk ediliyordu. Bunları ben raporladım ve Kolordu Komutanı Hasan Kundakçı paşama verdim.”

    Emekli Orgeneral ve eski Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi’yi ziyaretine ilişkin olarak da konuşan Eken “O dönem Albay rütbesinde olan Galip Mendi Paşa benim çok sevdiğim kahraman askerlerden birisidir. Gitmişken kendilerini ziyaret ettim. Lefke’ye gideceğim zaman da otomobil verdiler.” dedi.

    Eski Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi: Korkut Eken’le KKTC’de görüştük

    Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’in gazeteci Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili ismini verdiği emekli Orgeneral ve eski Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi, MİT görevlisi Korkut Eken’le görüştüklerini doğrularken, Adalı hakkında konuşmadıklarını belirterek “PKK ile ilgili istihbarat çalışması yapılacağını söyledi. Biz de kendisine beyaz Renault marka Toros aracı tahsis ettik” dedi. Mendi, görüşmede yer alan Atilla Peker’in de Sedat Peker’in kardeşi olduğunu sonradan öğrendiğini söyledi.

    Gazeteci Can Özçelik’e konuşan Mendi, “Korkut Eken, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görev yapmış bir büyüğümüz. Saygı duyduğum bir kişi. Kahraman bir subay. Beni de ziyaret etti. Yanında da Atilla Peker isimli kişi vardı. Ama o gün adını bilmiyordum. Onun Sedat Peker’in kardeşi olduğunu sonradan öğrendim. Korkut Eken’in yanında bond çanta vardı. Ama içinde ne vardı onu bilemiyorum.” dedi.

    Adalı cinayetinin nedeni Aziz Barnabas Manastırı’ndaki soygun mu ?

    Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs Rum Kesimi üyesi Niyazi Kızılyürek, Kutlu Adalı cinayetinin nedenini Aziz Barnabas Manastırı’nda aramak gerektiğini söyledi.

    Gazeteci Zeynel Lüle’ye konuşan Kızılyürek, bu konuyu Avrupa Birliği Komisyonu’nun gündemine taşımaya kararlı olduğunu söyledi.

    Adalı’nın ölümünün Kıbrıs’taki politik süreçlerle bir ilgisi olmadığını düşündüğünü, cinayetin Kıbrıs sorunu ile doğrudan ilgili olmadığını kaydeden Kızılyürek, Adalı’nın Aziz Barnabas Manastırı ve müzesi hakkında yazılar yazmaya başlamasının ardından katledildiğini ifade etti.

    Adalı’nın öldürülmeden önceki yazılarında Aziz Barnabas Manastırı’nda yaşanan hırsızlık olaylarını anlattığını hatırlatan Kızılyürek, “Aziz Barnabas Manastırı’nda Mart 1996’da orada Sivil Savunma arabaları görüldü. Dönemin Sivil Savunma başkanı Galip Mendi’ydi. Sonra askerler oraya geldiler ve Kutlu Adalı bunları tespit ettiği için ısrarla şu soruyu soruyordu: ‘Ne arıyorsunuz müzeye dönüştürülen Aziz Barnabas Manastırı’nda?’ İşte bu soruya hala yanıt verilmedi. Kimi oraya PKK’nın silah sakladığını söylüyordu ancak bunun hiç doğru olduğunu düşünmüyorum. Orada PKK’nın silah saklaması mümkün değil. Düz bir ovada her taraftan görünen bir yerde PKK’nın böyle bir iş yapacağı hiç kimseyi ikna etmez. Dolayısıyla Peker’in açıklamasında da dile getirilen hırsızlık olayına yoğunlaşmakta yarar var.” dedi.

    Kutlu Adalı’nın ailesi: Erdoğan ‘Bu işi araştırın’ derse umutlanırız

    Kutlu Adalı’nın oğlu Cüneyt Adalı, son gelişmelerle ilgili olarak, “Bu açıklamalar ve itiraflardan umutlu değiliz. 25 yıldır bu kişileri, ilişkileri zaten biliyoruz. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘Bu işi araştırın’ derse umutlanırız.” dedi.

    Basına yaptığı kısa açıklamada Cüneyt Adalı, aile olarak konuşmak istemediklerini belirterek, “Şu ana kadar yapılan açıklamaları, itirafları kaale almıyoruz. Bunlar bizi umutlandırmıyor. Çünkü biz zaten 25 yıldır bu isimleri, bu ilişkileri biliyoruz. Burada acı olan 25 yıl hiç harekete geçilmemesi” dedi.

    AİHM, Kutlu davasında, ‘etkin soruşturma yapmadığı’ gerekçesiyle Türkiye mahkum etmişti

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 1996’da Kuzey Kıbrıs’ta öldürülen gazeteci Kutlu Adalı ile ilgili eşinin yaptığı başvuruda Türkiye’yi, “ölümü etkin şekilde araştırmadığı” gerekçesiyle altıya karşı bir oyla mahkum etti. AİHM, 2005’te aldığı kararda, Türkiye’yi toplam 95 bin Euro ödemeye mahkum etti.

    AİHM, gazetecinin Türkiyeli veya KKTC güçlerince öldürüldüğü iddiasının ispatlanamadığı ancak iddianın etkin şekilde araştırılmadığına karar verdi.

    Eşinin yazıları nedeniyle birçok kez tehdit edildiğini savunan İlkay Adalı, 6 Temmuz 1996’da işlenen cinayetten Türkiye’den giden veya KKTC’deki hükümet ajanlarını sorumlu tutuyordu.

    Eşinin ölümünde beri yetkililerin taciz, yıldırma ve ayrımcı gibi muamelelerine tabi tutulduğunu iddia eden İlkay Adalı, izlendiği, telefonlarının dinlendiği, telefonla tehdit edildiği ve zaman zaman telefon ve faks hattının kesildiği görüşünü dile getirmişti

  • Sedat Peker’in açıklamaları sonrası KKTC’de muhalefetten Kutlu Adalı cinayeti için suç duyurusu

    Sedat Peker’in açıklamaları sonrası KKTC’de muhalefetten Kutlu Adalı cinayeti için suç duyurusu


    Sedat Peker’in Youtube üzerinden yayınladığı videolarda Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı cinayetine ilişkin yaptığı açıklamanın ardından Halkın Partisi, bu sabah KKTC Emniyet Genel Müdürlüğü’ne ihbar başvurusunda bulundu.

    HP Genel Başkanı Kudret Özersay, yaptığı açıklamada, ‘polise yapılan ihbar başvurusunda son günlerde yaşanan gelişmelerin, kamuoyunda görgü tanıklarının kendi ifadelerine dayalı iddiaların yer aldığını ve polisten geçmişte açılan ve sonuçsuz kalan ya da kapatılan dosyanın yeniden canlandırılmasını, yeniden açılmasını talep ettiklerini’ duyurdu.

    Özersay, polisin Türkiye ile geçmişte yapılmış olan adli yardımlaşma anlaşmasının ilgili maddelerine dayalı olarak Türkiye’de bulunan bazı kişilerin ifadelerinin alınması için iş birliği mekanizmalarını devreye sokmasını da talep ettiklerini belirtti.

    HP lideri Özersay “Aslında dün duyduklarımız bu ülkenin alnında insan hakları ve demokrasi açısından kara bir leke olarak durmakta olan Kutlu Adalı faili meçhul cinayetini biraz olsun takip eden kimse için bir sürpriz değildir. Ancak konunun görgü tanığı olduğunu söyleyen bir şahsın kamuoyu önünde açık itirafıdır. Bahse konu şahıs bu cinayetin azmettiricilerinin, öldürme talimatını verenlerin kimler olduğunu isim, tarih ve mekan bilgisi vererek iddia etmektedir. Bu açıdan yeni bilgiler, iddialar ve ifadeler vardır. Bu nedenle dosya canlandırılmalı, yeniden açılmalı ve bu cinayetin sorumluları derhal araştırılıp bulunup cezalandırılmalıdır” dedi.

    “Adli Yardımlaşma Anlaşması devreye sokulsun”

    Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki Ticari ve Cezai konularda adli yardımlaşma, tanıma ve tenfiz, suçluların geri verilmesi ve nakli sözleşmesine atıfta bulunan Özersay, açıklamasının devamında, buradaki mekanizmaların çalıştırılması için polise başvurduklarını kaydetti.

    Özersay “Bu adli işbirliği anlaşmasına göre başka hususlar yanında suç ihbarında bulunularak kovuşturma talep edilmesi mümkündür. Bu çerçevede talep edilmesi durumunda Türkiye’de bulunan kişilerin ifadelerinin Türkiye Cumhuriyeti yetkililerince alınması, sorgulamalarının yapılması mümkündür. Dün ismi verilen kişilerden birisinin Türkiye’de göz altına alındığı da dikkate alındığında bu faili meçhul cinayetin aydınlatılmasına dair çok önemli bir kapı aralanmıştır. Bu adli yardımlaşma anlaşmasının yarattığı imkanları Polis Genel Müdürlüğü derhal kullanmalıdır.” ifadelerini kullandı.

  • Mehmet Ağar ve 18 sanığın ‘faili meçhul cinayetler’ davasında beraat kararı bozuldu

    Mehmet Ağar ve 18 sanığın ‘faili meçhul cinayetler’ davasında beraat kararı bozuldu


    Susurluk JİTEM davasında eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın da bulunduğu 19 sanık hakkında verilen beraat kararı istinaf mahkemesinde bozuldu. Sedat Peker 7. videosunda Kürt iş insanlarının Mehmet Ağar’la ilişkilerine yönelik iddialar ortaya atmıştı.

    Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 13 Aralık 2019’da verdiği beraat kararı bozuldu. 1990’lı yıllarda ’19 kişinin zorla kaybedilmesi veya keyfi infaz edilmesine’ ilişkin aralarında Mehmet Ağar’ın da bulunduğu 19 kişinin yargılandığı davada, sanıklar hakkında verilen beraat kararı ‘yetersiz gerekçe’ hükmüyle bozuldu.

    Kararda sanık Ayhan Çarkın aşamalardaki beyanlarının dosya kapsamındaki diğer bildirim ve deliller ile teyit edilip edilmediğinin, bu beyanların maddi olay-olaylar ile uyuşup uyuşmadığının karar yerinde tartışılmamasına dikkat çekildi.

    Karar şu ifadeler yer verildi:

    “Olaylarda ele geçen kovan ve mermi çekirdeklerinin menşei, kullanımlarına ilişkin aidiyetleri, bunların ve diğer maddi olguların birbirleri ile ilişkisi, itham edilen failler, hedef alınan maktuller, organizasyon, oluş ve netice itibariyle olaylar arasında bir irtibat bulunup bulunmadığının değerlendirilmemesi,

    Sadece sanık Ayhan Çarkın’ın beyanları arasında var olduğu bildirilen bir kısım farklılıklara işaret edilmek; ancak maddi olaylarla uyuşan bildirimlerinin ise irdelenmemek suretiyle, yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması, Sanıklar hakkında beraat kararları verildiği sırada uygulama maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nun 232/6. maddesine aykırı davranılması”

    Peker, Ağar hakkında ne demişti

    Son dönemde yayınladığı videolar ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve eki İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ı hedef alan Sedat Peker 7. kaydında öldürülen iş insanları konusunda bazı iddialar ortaya attı. Peker yayının bu kısmında şu ifadeleri kullandı:

    Bu Mehmet Ağar varya bu Ağar, tüm uyuşturucu işi yapanlar bunun arkadaşı. Mehmet Ağar’ın Emniyet Müdürü olduğu dönemde en iyi arkadaşları Behçet Cantürk, Hüseyin Baybaşin, Savaş Buldan. Kürt iş adamı diyorlar ya hayır uyuşturucu işi yapıyorlar, hepsinden para aldı. Her işlerini hallediyorlardı. En son siyasete girip, hayali cumhurbaşkanlığı, hikâye böyle. Adam tüm geçmişi temizlemek için MGK’ya sunum yaptı. O zaman Tansu Hanım, onu ikna etti. Sonra başladılar hepsini öldürmeye başladı. Kendi geçmişini temizlemek için yaptı.”

    Kimler öldürülmüştü?

    İddianameye göre sanıklar, Abdülmecit Baskın, Namık Erdoğan, Metin Vural, Recep Kuzucu, Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Haci Karay, Adnan Yıldırım, İsmail Karaalioğlu, Yusuf Ekinci, Ömer Lutfi Topal, Hikmet Babataş, Medet Serhat, Feyzi Aslan, Lazem Esmaeılı, Asker Smıtko, Tarık Ümit, Salih Aslan Faik Candan’ın öldürülmesi ile suçlanıyordu.