Etiket: Faik Öztrak

  • Faik Öztrak’tan kurultay açıklaması: ‘Kimse delegelerinin iradesine ipotek koyamaz’

    Faik Öztrak’tan kurultay açıklaması: ‘Kimse delegelerinin iradesine ipotek koyamaz’



    CHP Sözcüsü Faik Öztrak, parti genel merkezinde MYK gündemine ilişkin basın toplantısı düzenledi.

    Öztrak, “Kimsesizlerin kimsesi olan bu cumhuriyet, evlatları için her zaman fırsat eşitliği demekti. Sağladığı eğitim olanaklarıyla, azmeden çoban Sülü’nün Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel olmasının yolunu açtı. Cumhuriyetin eğittiği, yurt dışına gönderdiği öğrenciler, ‘Bir kıvılcım olarak’ gitti; ‘Yurda ışık saçacak alevler’ olarak döndü. Tıpta, hukukta, bilimde, arkeolojide, sanatta, sporda, sanayide; hayatın her alanında ülkemizin önünde yeni ufuklar açtı. Doktor ve eski Başbakan Sadi Irmak, o gençlerden biriydi. Bugün, 10 liralık banknotun arkasında resmi olan büyük matematikçi Cahit Arf, o gençlerden biriydi. Edebiyatçı Sabahattin Ali ve Sabahattin Eyüpoğlu, tarihçi Enver Ziya Karal, Türkiye’nin ilk kadın arkeoloğu Jale İnan onlardan biriydi… Ama bugün işbaşında olan, kifayetsiz kadroların elinde, yoksulluk ana-babalarından evlatlarına miras kalır hale geldi. Artık liyakatin, fırsat eşitliğinin ruhuna rahmet okutuluyor. Bu rejimde sadakat, tek geçer akçe oldu” ifadelerini kullandı.

    “EKREM BEY DE PARTİMİZİN 1368 DELEGESİNDEN BİRİDİR”

    Öztrak, kurultay ile ilgili bir soru üzerine “CHP’de demokrasi var. Kimse delegelerinin iradesine ipotek koyamaz. Delegeler özgürdür. Ekrem Bey de partimizin 1368 delegesinden biridir. Kendi takdiridir” diye konuştu.

    CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Öztrak, şunları söyledi:

    “CUMHURİYETİMİZ, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN ‘BENİM KARAKTERİMDİR’ DEDİĞİ TAM BAĞIMSIZLIKTIR”

    “Bugün, yeni bir yüzyılın, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının ilk günü. Cumhuriyetimiz, Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘benim karakterimdir’ dediği tam bağımsızlıktır. Cumhuriyetimiz, tebaa olmaktan millet olmaya giden, demokrasiye, özgürlüklere açılan yoldur. Cumhuriyetimiz, kadın devrimidir. Cumhuriyetimiz, ulusumuzun çağdaş medeniyetler seviyesini aşma hedefiyle geleceğe el ele, omuz omuza yürümesidir. Cumhuriyetimiz, ‘Bilhassa kimsesizlerin kimsesi’dir. Cumhuriyetimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün komutasında, ‘Milletin hayat ve istiklaline suikast eden düşmanların saldırılarına karşı verilen’ dünyanın tüm mazlum uluslarına örnek olan, emperyalizme karşı en meşru ve en şanlı mücadeleyi; istiklal mücadelemizi taçlandırmıştır. Cumhuriyetimiz; tam bağımsızlık, ulusun egemenliği ve devrimler üzerinde yükselen bir var olma projesidir. Cumhuriyetimiz, millet iradesinin her şeyin üstünde olması demektir. İlmek ilmek örülen demokrasi yolunun ilk ve en önemli adımıdır. Cumhuriyetle aziz milletimiz, ‘Az zamanda çok ve büyük işler’ başarmıştır.

    “CUMHURİYETİMİZİN 100’ÜNCÜ ŞEREF YILINI HÜKÜMET, ALELADE SIRADAN BİR ŞEKİLDE GEÇİŞTİRMEYİ TERCİH ETTİ”

    CHP’nin 1930’lu yıllardaki bir afişinde yer alan, bugün de birilerinin eğip bükerek kopyalamaya çalıştığı, ‘Asrı yıla sığdırdık’ sözleri, cumhuriyet ve devrimlerinin arkasında yatan azmin ve kararlılığın ifadesidir. Cumhuriyetimizin 100’üncü şeref yılını hükümet, alelade sıradan bir şekilde geçiştirmeyi tercih etti. Şanlı cumhuriyetimizin, önemli yıl dönümlerinde yapılan ve tarihe şerh düşen hazırlıklar da etkinlikler de cumhuriyetin 100’üncü yıl dönümünde maalesef yoktu. Cumhuriyetimizin 10’uncu yılında, sınırlı imkanlarla düzenlenen görkemli törenlerde Atatürk, ‘Bugün Cumhuriyet’imizin 10’uncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun’ diyerek başladığı söylevini, ‘Sonsuza akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, mutluluklarla, huzur ve rahatlık içinde kutlamanızı gönülden dilerim. Ne mutlu Türküm diyene’ diyerek Cumhuriyet Bayramlarının nasıl kutlanmasını istediğini söylemişti.

    “CUMHURİYETİN 100’ÜNCÜ YILINI HAKKIYLA KUTLAMAK, HER NESLE NASİP OLMAYACAK BİR ŞEREFTİR”

    Cumhuriyetin 75’inci yılında da dönemin Cumhurbaşkanı rahmetli Süleyman Demirel; başbakanı, bakanları, kutlama programında görev alacak bürokratları, özel sektör ve STK temsilcilerinin katıldığı Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde, basına açık bir toplantıda yaptığı konuşmada: ‘Törenler şaşaalı, tantanalı ve görkemli olmalıdır. Cumhuriyetin 75’inci yıl dönümü, ayakları yerden kesecek kadar heyecan verici olmalıdır. Cumhuriyetin yıl dönümünde halk heyecan duymazsa, rejimle arasının açıldığı intibaı oluşur. Hiçbir şeyden heyecan duymazsak, müştereğimiz kaybolur’ demişti. Bu toplantıya katılanlar arasında, İstanbul Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da vardı. Ama Süleyman Demirel’in sözlerinden hiç nasibini almadığı cumhuriyetin 100’üncü yıl kutlamalarında ortaya çıktı. Cumhuriyetin 100’üncü yılını hakkıyla kutlamak, her nesle nasip olmayacak bir şereftir. Bu heyecan, bugün ihtiyacımız olan müştereğimizi, birlikteliğimizi yaşatmak için bir büyük fırsattır. Ama siyasetini, milleti birleştirmek değil; ayrıştırmak üzerine kuran bir yönetim, maalesef böyle büyük fırsatı heba etmiştir.

    “NE YAPARLARSA YAPSINLAR BOŞUNA. BU MİLLETİN GÖNLÜNDEN ATATÜRK SİLİNMEZ”

    Bu ülkenin kurucu babası Atatürk’ün ismini bile telaffuz etmekten imtina edenlerin, fesli meczupların anlattığı dedikodudan bozma tarihe takılanların, cumhuriyetle hesaplaşmaya kalkanların anlayışının hâkim olduğu tek kişilik vesayet düzeninde; Atatürk’ün kurduğu Diyanet, Atatürk’ün adını dualarda bile geçirmemek için türlü çeşitli laf cambazlıkları sergiliyor. Saray şürekası cumhuriyete ‘100 yıllık narkoz’, Erdoğan’a da ‘İkinci Atatürk’ demeye cüret edebiliyor. 100’üncü yıl kutlamalarında yapılan drone gösterilerinde, döne döne cumhurbaşkanlığı forsları, AK Parti’nin 100’üncü yıl logoları gösterilirken Atatürk’e yer verilmiyor. 100’üncü yılda, iktidar ve muhalefet Anıtkabir’de, Ata’nın manevi huzuruna birlikte çıkıyor. Erdoğan, Anıtkabir defterine yazdığı yazıda, muhalefeti bir tarafa itiyor kendilerinden ve ittifak ortaklarından söz ediyor. Ata’nın huzurunda bile milleti, bölüp parçalamaya devam ediyor. Anıtkabir’de, kabir adabından nasibini almamış bindirilmiş kıtalar, Erdoğan’a tezahürat yapıyor. Sarayın kibirlisi, bu yıl törenleri başkent Ankara’dan İstanbul’a aldı. Resmi geçit yapan donanmamızı da Atatürk’ün hayata gözlerini yumduğu Dolmabahçe Sarayı yerine, Vahdettin’in adıyla anılan köşkten selamladı. O Vahdettin ki ülkesinden bir İngiliz zırhlısına binerek kaçmıştı. Atatürk de nutkunda, onu ‘soysuzlaşmış’, ‘hain’ diye tarif etmişti. Bunların hepsi, sarayın kendi alternatif tarihini yazma, Atatürk’ü unutturma çabalarının birer parçasıdır. Ama ne yapsalarsa yapsınlar boşuna. Bu milletin gönlünden Atatürk silinmez.

    “MİLLETİMİZ, ATA’SINA DA CUMHURİYETİMİZE SAHİP ÇIKTI. TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN DAHİLİ VE HARİCİ BEDHAHLARA RAĞMEN İLELEBET PAYİDAR KALACAĞINI BİR DEFA DAHA GÖSTERDİ”

    Atatürk, sadece milletimizin değil; dünya üzerindeki tüm mazlum milletlerin de kutup yıldızıdır. Yolunu kaybedenlere yol gösterir. Bundan bir asır önce, emperyalizme karşı verdiğimiz istiklal mücadelemizi, dünyanın bu en meşru savaşını taçlandıran, ülkemizi medeni âlemin saygın bir üyesi yapan, cumhuriyetimizin 100’üncü şeref yılını en görkemli şekilde kutlamak, aynı zamanda 100 yıl sonra, ‘Mazlum milletlerin zulme ilelebet tahammül etmeyeceğini, bir kere daha tüm dünyaya haykırmak için’ de büyük bir fırsattı. Saray, bu fırsatı da kullanamadı. Ama sarayın yapmadığını, aziz milletimiz yaptı. Cumhuriyetin 100’üncü şeref yılını, ona yakışır bir biçimde kutladı. Binler oldu, on binler oldu, yüz binler oldu, milyon oldu. Cumhuriyetin 100’üncü yılında Anıtkabir’e aktı. Yolları, caddeleri bizim belediyelerimiz, ay yıldızlı bayrağımızla doldurdu. Gece de partimizin ve CHP’li belediyelerin düzenlediği etkinliklerde, cumhuriyetimizin 100’üncü yılı coşkuyla kutlandı. Milletimiz, Ata’sına da cumhuriyetimize de sahip çıktı. Türkiye Cumhuriyeti’nin dahili ve harici bedhahlara rağmen ilelebet payidar kalacağını bir defa daha gösterdi.

    “BİZ TERÖRÜ DEĞERLENDİRİRKEN KİMİN YAPTIĞINA DEĞİL, NE YAPTIĞINA BAKARIZ. TERÖRÜN HİÇBİR HAKLI GEREKÇESİ OLAMAZ”

    Gazze’deki vahşet, insan hakkı ihlalleri, savaş suçları, sarayın aklına nedense çatışmaların başlamasından üç hafta sonra, cumhuriyetin 100’üncü yılını kutladığımız günden bir gün önce geldi. Erdoğan, Gazze’de yaşananları protesto mitinginde, yine bir gece ansızın gelmelerden, destan yazmalardan dem vurdu. Meseleyi, Gazzelilerin haklı olduğu insani zeminden çıkarıp kabadayılığa, restleşmeye, dine, imana, hamasete döktü. Her zaman yaptığını yaptı, yeni bir ağa-maraba hikayesinin de kapağını açıverdi. Dış siyaseti, bir kere daha iç siyasete alet edip diplomasiyi kör, sağır ve topal bıraktı. Bu arada altını çizerek ifade edelim: Bize göre, kim yaparsa yapsın, nereden gelirse gelsin, masum çocukları, kadınları, sivilleri hedef alan her saldırı terördür. Biz terörü değerlendirirken kimin yaptığına değil, ne yaptığına bakarız. Terörün hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Ne bir dava ne de bir saldırıya verilen cevap, terörü haklı çıkarmaz.

    “EĞER SARAYIN GAZZE’DE ARABULUCULUK, GARANTÖRLÜK GİBİ BİR NİYETİ VARSA BU, DİPLOMASİNİN ÖNÜNÜ KAPATAN LAFLARLA OLMAZ”

    Hükümetin başı, kendisini kimse ciddiye almayınca, bu perspektifi ve Gazze saldırılarının başında gösterdiği sözde itidali kaybetti. İhvan aşkını yeniden depreştirip meseleyi insani boyutundan öteye taşıyarak bir taraftarlığa çevirdi. Eğer sarayın Gazze’de arabuluculuk, garantörlük gibi bir niyeti varsa bu, ‘İsrail’in elini sıkmam, bir kere sıktım, ama iyi niyetimi suistimal ettiler, bunlar akıl hastası’ gibi iç siyasete dönük, diplomasinin önünü kapatan laflarla olmaz. Sonra bir bakarsınız, İsrailli esirlerin salıverilmesinde arabuluculuğu yapan Türkiye değil, Katar ve Mısır oluverir. Amerikan Kongresi’nden bir grup senatör çıkar; Türkiye ile Hamas arasındaki siyasi, lojistik, mali bağlantılardan, Erdoğan’ın Müslüman Kardeşlerle ideolojik bağlarından, Türkiye’nin Hamas için bir sığınak haline geldiğinden, Hamas’ın İstanbul ofisindeki para trafiğinden, bunlara verilen vatandaşlıktan, pasaportlardan bahsetmeye başlar. Türkiye’yi üstü örtülü olarak 7 Ekim saldırılarında rol almakla suçlamaya varacak hadsizliklerin önü açılır. Buradan ifade ediyorum: Bu hadsizliğe derhal en sert cevap verilmelidir.

    “‘DIŞARIDAN SALDIRIYORLAR’ OYUNUYLA EKONOMİDEKİ ÇARESİZLİKLERİNİ PERDELEMEK İSTİYORLAR”

    Ama eğer hükümetin derdi, ‘Dış güçler, Gazze’ye destek verdik diye bize saldırıyor’ hikâyeleri anlatarak yandaşlarının dahi rasyonel olmadığını söylediği politikalarının sebep olduğu, zulme dönüşen vergilerin, zamların, hayat pahalılığının üstünü örtmekse o başka… Malum, Hazine ve Maliye Bakanı, para bulmak için Körfez’den batıya yolları arşınlamaya devam ediyor. Ama suyun başında hala Erdoğan’ın oturduğunu görenler, Mehmet Şimşek’e sadece temennilerini ve iyi niyetlerini sunuyor, ‘Para için başka kapıya’ diyorlar. Anlaşılan, artık umut kalmadı. Seçimden önce, ekonomide milleti ferahlatma imkanı da tükendi. Şimdi, ‘Dışarıdan saldırıyorlar’ oyunuyla ekonomideki çaresizliklerini perdelemek istiyorlar.

    “ZEREN İÇİN TEPKİLERİNİ GÖSTEREN ÖĞRENCİLERE, BAŞKA BİR İLDEKİ YURT MÜDÜRÜNÜN ‘KORKUYORSAN BİNME ASANSÖRE’ DİYE BAĞIRMASINI, BU ÜLKEDE VİCDANI OLANLAR ASLA UNUTMAYACAK”

    Gençler okuyup geleceklerini kurmaya çalışıyorlar. Ama iş bulup bulamayacakları, özledikleri hayata kavuşup kavuşamayacakları da belli değil. Diğer yandan da hükümet, onlara doğru dürüst bir yurt, doğru dürüst bir beslenme imkanı sağlayamıyor. Üniversite öğrencilerinin çoğu, bu nedenle çalışmak zorunda kalıyor. Öğrenciler, bir yandan çalışarak yaşam kavgası verirken okuma baskısı altında. Geçtiğimiz haftalarda, üniversitede okuyan gençlerimizden üçünün intiharıyla bu ülke sarsıldı. Aydın’daki KYK yurdunda, bindiği asansörün düşen Zeren kızımızın hayatını kaybetmesiyle dehşete kapıldık. Evladını yitiren babanın ‘Çocuğumu devlete emanet ettim ama devlet benim çocuğuma bakamadı’ sözleri hâlâ kulaklarımızda. Bu sözler, insanlıktan nasibini alan herkesin vicdanlarında çınlıyor. Ama bir de bu vicdana sahip olmayanlar var. Zeren için tepkilerini gösteren öğrencilere, başka bir ildeki yurt müdürünün ‘Korkuyorsan binme asansöre’ diye bağırmasını, bu ülkede vicdanı olanlar asla unutmayacak.

    “HİÇ KİMSE VE HİÇBİR MAKAM, BU GÜZEL ÜLKENİN GÜZEL EVLATLARINDAN BÜYÜK DEĞİLDİR”

    Evladımızın canına mal olan; bu işgüzarlıktır, bu kibirdir, bu küstahlıktır. Zeren kızımızın ölümünden kim sorumluysa; kimin kusuru, ihmali, beceriksizliği varsa hepsi hesap vermelidir. Genel Başkanımızın da dediği gibi, ‘Hiç kimse ve hiçbir makam, bu güzel ülkenin güzel evlatlarından büyük değildir.’ Gençlerine sahip çıkamayan, kucaklayamayan, umut veremeyen bir ülke, geleceğine de umutla bakamaz. Ama bizde, gençlere bırakın umut vermeyi; açık açık gençlere yalan söyleyen, onları aldatmak için bin dereden su getiren bir hükümet var. Seçimden önce, gençlere cep telefonu, bilgisayar alımlarında vergi muafiyeti sözü verdiler. Şimdi, diyorlar ki ‘9 bin 500 liraya kadar olan telefon ve bilgisayarda, en fazla 5 bin 500 liraya kadar destek veririz.’ Şimdi her şeyin fiyatı almış yürümüş. 9 bin 500 liraya zaten bilgisayar yok. Gençlerin aklıyla açıkça dalga geçmeye kalkıyorlar.

    “HÜKÜMET, ‘2028 YILINDA, EVİNDE TEMEL İHTİYACI KARŞILANAMAYAN ÇOCUKLARA ON BİNLERCESİNİN DAHA EKLENECEK’ DİYOR”

    Gençlerin bu hükümetin umurunda bile olmadığı, bu hükümetin açıkladığı son Kalkınma Planı’ndan da belli. Şu anda Meclis’te görüşmeleri devam eden plana göre, 2028’e geldiğimizde hâlâ her beş gençten biri, ne eğitimde olacak ne de çalışacak. Ev genci olarak anne-babasının eline bakmaya devam edecek. Yine bu plana göre, Aile Bakanlığı’nın Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) adlı hizmetinden yararlanan çocukların sayısı, 157 binden 230 bine çıkacak. ‘Bu SED nedir’ derseniz, çocuklarının temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve yaşamlarını en düşük seviyede dahi sürdürmekte güçlük çeken ailelere, çocuklarının bakımı ve desteklenmesi amacıyla verilen destek. Yani hükümet, ‘2028 yılında, evinde temel ihtiyacı karşılanamayan çocuklara on binlercesinin daha eklenecek’ diyor. Bizim cumhuriyetimiz, ne yaptıysa bu ülkenin evlatları için yaptı. Bu ülkenin kurucuları, ‘Ey yükselen yeni nesil; İstikbal sizindir. Cumhuriyet’i biz kurduk, onu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz’ dedi. Gençlerin üretime katılmasını hedef koydu. Yarı sömürge, savaşta yıpranmış, borç kıskacına sarılmış bir ekonomi devraldı. Sanayi alt yapısı yoktu. Demiryolu ağları bile, zenginliklerini yağmalayan yabancıların ihtiyaçlarına göre oluşturulmuştu.

    “‘FAİZ ARTTI, ARTTI’ DEDİĞİMİZ RUSYA’DA DA FAİZ, BUGÜN YÜZDE 13; BİZDEKİ POLİTİKA FAİZİNİN ÜÇTE BİRİ”

    Fred Burnaby adlı bir gezgin, 1800’lü yıllarda Anadolu topraklarında yaptığı seyahati anlattığı ‘At Sırtında Anadolu’ kitabında; Türklerin demir yolu yapımında nasıl aldatıldığını, düz ovada rayların da devletin de nasıl dolandırıldığını, 150 sterlinlik topların 750 sterline nasıl satıldığını ayrıntılarıyla açıklıyor. Cumhuriyet, bir taraftan Osmanlı’dan kalan borçları öderken bir taraftan da devletin üretken, yatırımcı ve denetleyici işlevini kullanarak dış denge içinde büyümeyi sağladı. Bu hükümet ise ekonominin can damarlarını dışarıdan gelecek paraya bağladı. Cari açığı, dış borcu azdırdı. Sonunda borç alan emir almaya başladı. Ekonominin vidalarını öyle bir gevşetti, ‘Faiz sebep’ diyerek tüm ayarlarıyla öyle bir oynadı ki şimdi ‘rasyonelleştik’ dediklerinde bile ne döviz kurlarını tutabiliyorlar ne de enflasyonu. Seçimlerden sonra 4 ayda, Türkiye’de politika faizi, 4 kattan fazla arttı. Aynı dönemde, bize benzeyen ülkelerin çoğunda politika faizi ya düştü ya da sabit kaldı. Bunun birkaç tane istisnası var. Örneğin savaş halindeki Rusya. Yani bizdeki faiz artışının dünyadaki gelişmelerle açıklanacak bir yanı yok. ‘Faiz arttı, arttı’ dediğimiz Rusya’da da faiz, bugün yüzde 13; bizdeki politika faizinin üçte biri.

    “EKONOMİDE VE DEVLET YÖNETİMİNDE, ÇOKLU ORGAN YETMEZLİĞİYLE MALUL VE MEFLUÇ OLDUĞU, ‘DURGUNLAŞARAK ÇÜRÜME’ DÖNEMİNİ YAŞIYORUZ”

    Şu anda Arjantin, Zimbabve ve Venezuela’nın ardından dünyada en yüksek faiz uygulayan ülkeyiz. Geçtiğimiz hafta yapılan 500 baz puanlık artışa rağmen paramız dolar karşısında pul olmaya devam ediyor. Duymayacaklar ama bir kere daha tekrarlayalım: Ne kadar faiz artırırsanız artırın, sarayın kibirlisi iş başında oldukça güven olmaz. Devletin bir kurulu olan Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantılarına, devlette hiçbir görevi olmayan sarayın partisinin yöneticileri katılırsa bu siyasi baskı görüntüsü yaratır. Dolayısıyla bu yüzden de size güven olmaz. Bu Kurul’un kararlarına hiçbir şekilde güven olmaz. Yine bağımsız Merkez Bankası yönetiminin görevden aldığı bir genel müdür, sarayın baskısıyla göreve iade ediliyorsa, bu Merkez Bankası’nın aldığı kararlara da güven olmaz Ve son olarak, saray dış politikayı iç politikaya malzeme yaptıkça, ağzına geldiği gibi konuştukça, güven de olmaz ekonomide istikrar da sağlanmaz. Güvenilmez yöneticilerin milletlere çıkardığı fatura, olağanüstü yüksek faiz oranları ve bunun ardında da duran ve daralan bir ekonomidir. Bundan birkaç yıl önce, ekonomideki vaziyeti ‘kriz’ olarak adlandırıyorduk. Sonra birden fazla krizin birleşmesiyle kriz, buhrana dönüştü. Şimdi ise ekonomide ve devlet yönetiminde, çoklu organ yetmezliğiyle malul ve mefluç olduğu, ‘durgunlaşarak çürüme’ dönemini yaşıyoruz.

    “YAYINLADIKLARI KALKINMA PLANI’NDA DA YILLIK PROGRAMDA DA ‘FAİZ SEBEP’ DİYEREK EKONOMİYİ ALTÜST ETMELERİNDEN TEK BİR CÜMLEYLE DAHİ BAHSEDİLMİYOR”

    Hükümet, sebep olduğu bu tablonun sorumluluğunu, hiçbir şekilde almıyor. Yayınladıkları Kalkınma Planı’nda da yıllık programda da ‘Faiz sebep’ diyerek ekonomiyi altüst etmelerinden tek bir cümleyle dahi bahsedilmiyor. Bu dokümanlarda, milleti ezen enflasyonun sebebi olarak kur gelişmeleri gösteriliyor. Peki bu kur gelişmelerine ne, kim sebep oldu? Cevap yok. Artan enflasyon için tarihsel ortalamaların üzerindeki gıda fiyatları gerekçe gösteriliyor. Dünyada gıda fiyatları düşerken bizde niye artıyor? Cevap yok. Çiftçiye kanunen hak ettiği desteği vermezseniz, ona 850 milyar lira borç takarsanız, çiftçiyi kanunun emrettiği şekilde desteklemezseniz gıda fiyatları da artar. Bunu kim yapıyor? Ona da cevap yok. Sonra dönülüyor, ‘Enflasyonun sebebi vergi artışları’ deniyor. IMF ile çay partileri yapıp vergileri artıran kim? Kimi kime şikayet ediyorsunuz? Sizsiniz. En sonunda bir de çıkıp maliyet artışı örtüsü altında ücretlerin, emekli aylıklarının enflasyonu artırdığını iddia ederek hepsinin üstüne tüy dikiyorlar. Pes doğrusu. Bir de milletimizden bu planlara programlara destek vermesini bekliyorlar.

    “LİMANLARDA UYUŞTURUCULAR GRAMLA, KİLOYLA DEĞİL; ARTIK TONLARLA YAKALANIYOR”

    Ülkemizin artık bir demokrasi olarak tanımlanmaktan giderek uzaklaştığını, yabancı yatırımcılar raporlarında yazmaya başladı. Nasıl yazılmasın. Hatay’ın seçilmiş vekili Anayasa Mahkemesi kararına rağmen hâlâ içeride. Sinan Ateş cinayeti soğumaya bırakıldı. Nazilli’de bununla ilgili olarak hakkında soruşturma izni verilen belediye başkanı, soluğu sarayda alıp fotoğraf çektiriyor. Seçim bitti, İçişleri Bakanı değişti, Türkiye’de her gün çeteler yakalanır oldu. Limanlarda uyuşturucular gramla, kiloyla değil; artık tonlarla yakalanıyor. Biz seçimden önce, bu ülkenin ne hale getirildiğini hep söyledik, şimdi bunu her yerde artık görüyoruz.

    “NATO PROTOKOLÜNÜN MECLİS’E SUNULMASI KARŞILIĞINDA NE ALINDI SORUYORUZ”

    Bir ülkede hukuk, ekonomi, istikrar ve güven dip taramaya başlayınca, o ülkenin diplomaside de sözü dinlenmiyor. ABD Dışişleri Bakanı, Gazze’de süren savaş nedeniyle bölge ülkelerini ziyaret ediyor ama Türkiye’ye uğramıyor. İşte en son İsveç’in NATO’ya üyeliği için imzalanan protokol, sarayda imzalandı, TBMM’ye gönderildi. Hatırlayın, saray da ortağı da İsveç’in NATO’ya üyeliği konusunda günlerce esip gürlediler, dünyaya racon kestiler. Şimdi bu protokolün Meclis’e sunulması karşılığında ne alındı soruyoruz. Yunanistan’ın hukuksuz şekilde silahlandırdığı adalardan çekilmesi mi sağlandı? Türkiye dışlandığı F35 projesine geri mi döndü? ABD ile Türkiye arasındaki F16 meselesi mi çözüldü? Amerika, PYD’ye desteğine son vereceğini mi açıkladı? İsveç ülkesindeki teröristleri teslim mi etti? AB bizi üyeliğe almaya mı karar verdi? Hayır. Yine dış politikanın iç politikaya alet edilmesine bağlı bir u dönüşü, yine bir ağa-maraba hikâyesi. Oysa ülkemiz bundan çok daha iyi bir yönetimi hak ediyor.

    “PARTİMİZİN 100’ÜNCÜ KURULUŞ YILINDA, KURULTAYIMIZ, BİR DEMOKRASİ ŞENLİĞİ OLACAK”

    Yaklaşan yerel seçimler, bu yönetime layüsel olmadığını hatırlatmak için bir fırsattır. Bu zulme ‘dur’ demek için bir vesile; siyasi parti, inanç, etnik köken ayırmadan milletimizin üstünden silindir gibi geçen bu zulme ‘dur’ demenin zamanıdır. İnsanlarımızı ayrıştıran, milleti bölen siyasete ‘dur’ diyelim. Bu hafta sonunda, 38’inci Kurultayımızı yapacağız. Partimizin 100’üncü kuruluş yılında, Kurultayımız, bir demokrasi şenliği olacak. Cumhuriyetimizin yeni yüzyılına birlik içinde güçlenerek gireceğiz. 100 yıl önce, tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik için yola çıkan Büyük Atatürk ve yol arkadaşlarından aldığımız miras, asla vazgeçmemektir. Cumhuriyetimizin temel direği olan milletin egemenliğini, tek kişinin vesayetinden kurtaracağız. Millet iradesinin tek tecelligahı Gazi Meclisimiz olacak. İkinci yüzyılda, şanlı Cumhuriyetimizi hep birlikte, eksiksiz bir demokrasiyle taçlandıracağız.”

    “ERDOĞAN, BAŞKA BİR ŞEY İLAN EDEMEYİNCE, OKULLARI TATİL ETTİĞİNİ İLAN ETTİ”

    Öztrak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün okulları tatil etmesinin ve 100. Yıl kutlaması için Vahdettin Köşkü’nde bulunmasının anımsatılması üzerine “İzin verirseniz, sosyal medyada çok beğendim bir yorumla buna yanıt vereyim: ‘Erdoğan, başka bir şey ilan edemeyince, okulları tatil ettiğini ilan etti.’ Tabii bu, devletteki çürümeyi ve keyfiliği de gösteriyor. Az önce bu konuyla ilgili gerekenleri söyledim. Atatürk ve cumhuriyet devrimlerini bir türlü içine sindiremeyen saraydan başka bir şey beklemek abes olur” dedi.

    “AK PARTİ KENDİNDEN ÖNCEKİ 57 HÜKÜMETİN 79 YILDA KULLANDIĞI KAYNAĞIN 4 KATINI KULLANMIŞ”

    CHP Sözcüsü, Erdoğan’ın 1923-2023 kıyaslaması ile ilgili bir soru üzerine de şunları söyledi:

    “Bugün, cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün koltuğuna oturup onunla yarışmaya kalkmak aklı başında bir cumhurbaşkanının yapacağı en zor iştir. Savaştan çıkmış bir ulusun kalkınma adımlarıyla bugünü karşılaştırmak, elmayla armudu bir sepete koymaktır. Kaldı ki o dönem, yolsuzluğa aman vermeyen, yetim hakkına sonuna kadar sahip çıkan bir hükümet anlayışıyla rüşvet alanı büyükelçi yapan bir hükümet anlayışını nasıl karşılaştıracaksınız? O dönemde devlet yönetiminde liyakati esas alan bir hükümet anlayışıyla, bu dönemde ‘Benden olsun da nasıl olursa olsun’ diyerek sadakati esas alan bir anlayışı nasıl karşılaştıracaksınız? Kendisinden önce alınan Osmanlı borçlarını ödeyen bir hükümetle, seçim kazanmak için ülkeyi borç bataklığına sürükleyen bir hükümeti nasıl karşılaştırabileceksiniz? Erdoğan, eğer böyle bir hesaba girişecekse öncelikle ekonomide işler yolunda havası vermek için buharlaştırdığı yüz milyarlarca doların hesabını versin. Yine cumhuriyetin kuruluşundan AK Parti’nin iş başına geldiği 2002 yılına kadar geçen 79 yılda görev yapan tüm cumhuriyet hükümetleri, toplam 713 milyar dolar kaynak kullanmış. Kullanılan her 100 dolarlık kaynak karşılığında da millete 714 dolarlık gelir sağlanmış. AK Parti ise 2002’den bugüne tam 2 trilyon 883 milyar dolar kaynak kullanmış. Yani kendinden önceki 57 hükümetin 79 yılda kullandığı kaynağın 4 katını kullanmış. Ama bu dönemde, kullanılan her 100 dolarlık kaynak karşılığında millete topu topu 553 dolar gelir sağlanabilmiş. Yani saray hükümetleri, kullandığı kaynaklarla kendilerinden önceki hükümetlerden çok daha az gelir yaratabilmiş. Ayrıca bu gelirleri de son derece adaletsiz paylaştırmış. Hesap ortadadır. Erdoğan’ın yaptığı lafügüzaftır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Öztrak’tan ‘Bahçeli’ açıklaması: Uyarılınca çark etmeye başladılar

    Öztrak’tan ‘Bahçeli’ açıklaması: Uyarılınca çark etmeye başladılar



    CHP Sözcüsü Faik Öztrak, MYK gündemine ilişkin partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

    Öztrak, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Gazze’deki saldırılarla ilgili “24 saat içinde ateşkes sağlanmazsa Türkiye, süratle devreye girmelidir” sözleriyle ilgili bir soru üzerine şunları söyledi:

    “Bir yandan yabancı askeri, Türkiye’ye davet eden tezkereye imza atacaksın, diğer yandan Türk askerini Gazze’ye göndermekten bahsedeceksin. Ardından da ‘Parti kaynaklarına dayanarak’ diyerek düzeltme demeçleri vereceksin, garantörlük diye top çevireceksin. Öyle görünüyor ki bir hevesle, savaş çığlıklarıyla ortaya atılanlar, uyarılmaları üzerine bu işten çark etmeye başladılar. Söylenen bu sözleri ciddiye almak mümkün değil bu durumda.”

    ‘GENEL BAŞKANIMIZ ÇEŞİTLİ GÖRÜŞLERDEN KANAAT ÖNDERLERİYLE BİR ARAYA GELİYOR’

    Öztrak, bir başka soru üzerine CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “İstanbul’da altılı masanın örgüt yöneticileriyle bir araya geldiği, sandıkta ve tabanda ittifak kurmak için çağrı yaptığı” yönündeki haberin gerçeği yansıtmadığını belirterek “Genel Başkanımız seçim öncesinde de yaptığı gibi İstanbul’da çeşitli görüşlerden kanaat önderleriyle bir araya geliyor” dedi.

    ‘PARTİ MECLİSİMİZDE DİSİPLİN CEZALARI KONUSUNDA BİR PRENSİP KARARI ALINMASI GÖRÜŞÜLECEK’

    Öztrak, “Kurultay öncesi yapılacak son Parti Meclisi toplantısında, partiden ihraç edilenler için 100’üncü yıl affı geleceği iddia edildi. Tanju Özcan, Mehmet Sevigen gibi isimler de konuşuluyor. Böyle bir çalışma var mı” sorusuna ise “Parti Meclisimizde 100’üncü yıl münasebetiyle disiplin cezaları konusunda, bağışlanma talepleriyle ilgili olarak kadına karşı işlenen suçlar ve yüz kızartıcı suçlar hariç, bir prensip kararı alınması görüşülecek. Bu çerçevede bir bireysel çalışma yok. İsim bazında bir değerlendirme yapabilmek için bağışlanma taleplerinin gelmesi lazım” yanıtını verdi.

    ‘100’ÜNCÜ YIL ETKİNLİKLERİNİN ERTELENMESİNİ DOĞRU BULMUYORUZ’

    CHP Sözcüsü, “TRT, Filistin’de yaşananları gerekçe göstererek Cumhuriyet’in 100’üncü yılı etkinliklerini erteledi. Bugün de Türkiye’nin Doha Büyükelçiliği, 100’üncü Yıl Resepsiyonu’nun ertelendiğini açıkladı. 100’üncü yıl etkinliklerinin ertelenmesini nasıl yorumluyorsunuz” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Doha’daki erteleme, güvenlik gerekçesiyleyse, buna diyecek bir şey yok. Ama genel olarak bu ertelemeleri, doğru bulmuyoruz. Emperyalizme karşı verilen, dünyanın en onurlu mücadelesi sonrasında kurulan cumhuriyetimizin 100’üncü yılını, övünçle ve kıvançla, Cumhuriyetimize yakışan bir biçimde kutlamamız, egemen güçlerin pençesine düşen mazlum milletler adına verilen önemli bir mesaj da olacaktır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’de Kılıçdaroğlu polemiği: Öztrak’tan Özel’e yanıt

    CHP’de Kılıçdaroğlu polemiği: Öztrak’tan Özel’e yanıt



    CHP Sözcüsü Faik Öztrak, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

    4-5 Kasım tarihlerinde yapılacak kurultay için “Ülkemizi ikinci yüzyılda yeniden lider ülke yapma, birliğimizi beraberliğimizi güçlendirme azmimizi taçlandıracak” diyen Öztrak, yerel seçimlere yönelik ise “CHP, önümüzdeki yerel seçimlerden, 2019’dakinden çok daha büyük bir zaferle çıkacaktır” iddiasında bulundu.

    “EN İYİ SAYIN ÖZEL’İN BİLMESİ GEREKİR”

    CHP Sözcüsü Öztrak, Özgür Özel’in CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kim kongrelerden sonra parti aleyhine konuşursa, partiyi televizyonlarda tartışılır hale getirirse, kimse kusura bakmasın onu partiden ayıracağım” sözlerini eleştirmesine de yanıt verdi.

    Öztrak, Özel’in “Daha yapılmamış kurultaydan, kurultay sonrası kapı önüne koymaları değil, babaevinin kapılarını açmayı vadediyorum” sözlerine şu cevabı verdi:

    “Genel Başkanımızın kastettiği parti disiplinidir. Kurultaydan sonra partide kaosa yol açabilecek açıklamalara izin verilmemesi hususunun partinin kurumsal yapısını korumaya dönük olduğu partilerimiz tarafından anlaşılmıştır. Bunu en iyi bilmesi gereken sayın Özel’dir. Disiplinin olmadığı hiçbir örgütün ayakta kalamayacağını en iyi sayın Özel’in bilmesi gerekir.”

    NE OLMUŞTU?

    CHP Genel Başkan adayı Özgür Özel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kim kongrelerden sonra parti aleyhine konuşursa, partiyi televizyonlarda tartışılır hale getirirse, kimse kusura bakmasın onu partiden ayıracağım” sözlerine, “Kurultay sonrası kapı önüne koymaları değil, babaevinin kapılarını açmayı vadediyorum” diyerek yanıt vermişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Resmi açıklama geldi: CHP’nin kurultay tarihi yarın belli olacak

    Resmi açıklama geldi: CHP’nin kurultay tarihi yarın belli olacak



    CHP Sözcüsü Faik Öztrak, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.

    İktidarın ekonomi politikalarını ve Merkez Bankası’nın faiz kararı üzerinden AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştiren Öztrak, yerel seçimlere ilişkin de konuştu.

    İktidarın muhalefeti parçalayarak seçimleri kazanma peşinde olduğunu söyleyen Öztrak, “Şimdi Erdoğan, Partisinin yüzde 30’un da altına inen oyuyla seçim kazanmak için her yolu denemek istiyor. Tek ümidi, muhalefeti ne yapıp edip dağıtmak. Yüzde otuzla ülkenin yüzde yüzüne el koymak. Havuz gazetelerinde kendi belediyelerinin rezilliklerinin üstünü örtüyor, bizim belediyelerimize ise kara çalmaya çalışıyor.

    Hükümet belediyelerimizin hizmetlerini önlemeye çalışırken, iktidarın çoğunlukta oldukları belediye meclisleri de hemşerileri için çalışan CHP’li başkanları engelliyor. Ankara’da atık su arıtma tesisi için bulunan dış kaynaklı krediyi Erdoğan onaylıyor, Belediye Meclisi taş koyuyor.

    İstanbul’da Belediyemizin, otizmli ve down sendromlu çocukların kullandığı merkez haline getirdiği spor tesisini kendi ilçe belediyelerine devrediyorlar. Özel ihtiyacı olan çocuklarımıza hizmeti engellemeye çalışıyorlar. Ama onlar ne yaparlarsa yapsınlar. CHP’li başkanların yönettiği belediyelerde, vatandaşlarımız rahat bir nefes alıyor. Daha önce görmedikleri hizmeti görüyor” dedi.

    KURULTAY TARİHİ YARIN KESİNLEŞECEK

    Öztrak ayrıca seçimlerin ardından partisince alınan kurultayın tarihinin yarın Parti Meclisi toplantısında belli olacağını da söyledi.

    Öztrak, “Kongrelerimizi bitiriyoruz. Yarın Parti Meclisimiz Kurultay tarihine karar verecek. Bu ülkenin aydınlık yarınlarına inananlar olarak, bu süreçten de yenilenerek, güçlenerek çıkacağız. Ülkemizi, kifayetsiz muhterislerin elinden kurtaracak yolun kapısını açacağız” ifadelerini kullandı.

    CHP KONGRELERİNDEKİ KAVGALAR

    Öztrak, CHP’nin il kongrelerinde çıkan kavgalara ilişkin gelen soruya şöyle yanıt verdi:

    “Her partide olduğu gibi biz de benzer durumlar oluyor, inceliyoruz. Öyle görünüyor ki bu soruyu soranlar bizim kongrelerimizdeki uygar tartışmalarımızı da kavga olarak sınıflandırıyorlar.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP Sözcüsü eğitimi eleştirdi ama… 100 yaşındaki partinin yönetiminde eğitim yönetimi nasıl değişti

    CHP Sözcüsü eğitimi eleştirdi ama… 100 yaşındaki partinin yönetiminde eğitim yönetimi nasıl değişti



    Türkiye’de okulların zilleri bugün itibariyle çalmaya başladı. 2023-2024 eğitim-öğretim yılının başlamasının ardından Türkiye’deki eğitime yönelik eksikliklere de bir kez daha dikkat çekildi.

    Yöneylem Araştırma Şirketi, “Okullar Açılırken Eğitim Sistemine Bakış” başlıklı anketini yayınladı. Yöneylem’in anketine göre, eğitim konusunda iktidar yanlısı vatandaşlar çok daha az eleştirel, muhalif vatandaşlar çok daha az memnun görünüyor. Parti tercihlerine göre Türkiye’de eğitim sisteminin durumuna bakıldığında diğer siyasi partilere göre eğitim sistemini çok iyi gören en fazla AKP’li katılımcılar. HDP’li (Yeşil Sol Parti) katılımcılar eğitim sisteminin en kötü olduğunu düşünürken onu sırayla TİP, CHP ve İYİ Parti takip ediyor.

    Ankete göre son 5 yılda eğitimin kalitesinin daha kötü olduğunu düşünenler yüzde 64,5 oldu. Son 5 yılda eğitimin kalitesi hakkında parti tercihlerine göre dağılımlarına baktığımızda ise yüzde 97,4 oran ile TİP eğitim kalitesinin daha da kötü olduğunu düşünüyor. Yüzde 28 oranla ise MHP, eğitimin daha iyi olduğu düşüncesinde.

    ÖZTRAK’TAN EĞİTİM SİSTEMİNE ELEŞTİRİ

    Öte yandan bugün CHP Sözcüsü Faik Öztrak da partisinin MYK toplantısı sonrasında basının karşısına geçerek açıklamada bulundu.

    Öztrak’ın da gündeminde bugün açılan okullar sebebiyle eğitimdeki son durum vardı. Konuşmasında “Eğitim sistemi sürekli hallaç pamuğu gibi atılıyor” diyen Öztrak sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Önce sınıfta kalma kalkıyor, sonra geri geliyor, sınav konuyor, sınav kaldırılıyor. Eğitim sistemindeki kaos bir türlü bitmiyor. Diğer taraftan, sarayın azdırdığı hayat pahalılığı nedeniyle bir öğrenciyi okula başlatmak el yakıyor. Kıyafeti, eşofmanı, ayakkabısı, kırtasiyesi derken masraf 5 bin lirayı buluyor. Bunun daha servisi var, bunun daha yemesi içmesi var” dedi.

    100 YILLIK PARTİNİN EĞİTİM POLİTİKASI

    Öztrak’ın bu sözlerinin ardından CHP’nin genel başkan yardımcıları merak konusu oldu. Her dönem birçok alanda olduğu gibi eğitim alanında genel başkan yardımcısı çıkaran CHP, bu dönem eğitim alanında farklı bir yöntem izledi. CHP MYK’sında eğitim alanı, işveren örgütleriyle birleştirildi ve Lale Karabıyık’a verildi.

    Karabıyık, İşveren Örgütleri ve Eğitim Politikaları’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı yapıldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP Sözcüsü eğitimi eleştirdi ama… 100 yaşındaki partinin yönetiminde eğitimden sorumlu kimse yok!

    CHP Sözcüsü eğitimi eleştirdi ama… 100 yaşındaki partinin yönetiminde eğitimden sorumlu kimse yok!



    SERBEST GÖRÜŞ – HABER MERKEZİ

    Türkiye’de okulların zilleri bugün itibariyle çalmaya başladı. 2023-2024 eğitim-öğretim yılının başlamasının ardından Türkiye’deki eğitime yönelik eksikliklere de bir kez daha dikkat çekildi.

    Yöneylem Araştırma Şirketi, “Okullar Açılırken Eğitim Sistemine Bakış” başlıklı anketini yayınladı. Yöneylem’in anketine göre, eğitim konusunda iktidar yanlısı vatandaşlar çok daha az eleştirel, muhalif vatandaşlar çok daha az memnun görünüyor. Parti tercihlerine göre Türkiye’de eğitim sisteminin durumuna bakıldığında diğer siyasi partilere göre eğitim sistemini çok iyi gören en fazla AKP’li katılımcılar. HDP’li (Yeşil Sol Parti) katılımcılar eğitim sisteminin en kötü olduğunu düşünürken onu sırayla TİP, CHP ve İYİ Parti takip ediyor.

    Ankete göre son 5 yılda eğitimin kalitesinin daha kötü olduğunu düşünenler yüzde 64,5 oldu. Son 5 yılda eğitimin kalitesi hakkında parti tercihlerine göre dağılımlarına baktığımızda ise yüzde 97,4 oran ile TİP eğitim kalitesinin daha da kötü olduğunu düşünüyor. Yüzde 28 oranla ise MHP, eğitimin daha iyi olduğu düşüncesinde.

    ÖZTRAK’TAN EĞİTİM SİSTEMİNE ELEŞTİRİ

    Öte yandan bugün CHP Sözcüsü Faik Öztrak da partisinin MYK toplantısı sonrasında basının karşısına geçerek açıklamada bulundu.

    Öztrak’ın da gündeminde bugün açılan okullar sebebiyle eğitimdeki son durum vardı. Konuşmasında “Eğitim sistemi sürekli hallaç pamuğu gibi atılıyor” diyen Öztrak sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Önce sınıfta kalma kalkıyor, sonra geri geliyor, sınav konuyor, sınav kaldırılıyor. Eğitim sistemindeki kaos bir türlü bitmiyor. Diğer taraftan, sarayın azdırdığı hayat pahalılığı nedeniyle bir öğrenciyi okula başlatmak el yakıyor. Kıyafeti, eşofmanı, ayakkabısı, kırtasiyesi derken masraf 5 bin lirayı buluyor. Bunun daha servisi var, bunun daha yemesi içmesi var” dedi.

    100 YILLIK PARTİNİN EĞİTİMDEN SORUMLU GENEL BAŞKAN YARDIMCISI YOK

    Öztrak’ın bu sözlerinin ardından CHP’nin genel başkan yardımcıları merak konusu oldu. Her dönem birçok alanda olduğu gibi eğitim alanında genel başkan yardımcısı çıkaran CHP, bu dönem eğitim alanını boş bıraktı. AKP iktidarının eğitim sistemini eleştiren ana muhalefet partisinin eğitim alanında genel başkan yardımcısının olmadığı görüldü.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Faik Öztrak: ‘Silkinip ayağa kalkmak zorundayız, ‘Kırıldım, küstüm’ diye mücadeleyi bırakamayız’

    Faik Öztrak: ‘Silkinip ayağa kalkmak zorundayız, ‘Kırıldım, küstüm’ diye mücadeleyi bırakamayız’



    CHP Sözcüsü Faik Öztrak, partisinin MYK toplantısı devam ettiği sırada basın toplantısı düzenledi.

    Öztrak, konuşmasına Sırbistan’ı mağlup ederek Avrupa şampiyonu olan A Milli Kadın Voleybol Takımı’nı tebrik ederek başladı. Öztrak, “Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin kadınları, milletimize yeni bir gurur daha yaşattı” ifadelerini kullandı.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Putin’in görüşmesinden bahseden Öztrak, “Bugün Erdoğan, daha önce ‘Türkiye’ye gelecek’ dediği Putin’in ayağına gitti. Neden? Seçim öncesinde ertelenen 20 milyar dolarlık gaz borcunun karşılığında Putin’e hangi tavizleri verdiniz? Şimdi ne vereceksiniz? Borç alan emir alır.” şeklinde konuştu.

    “‘KIRILDIM, KÜSTÜM, ÜZÜLDÜM’ DİYE BIRAKAMAYIZ”

    Önümüzdeki yerel seçimler hakkında açıklamalarda bulunan Öztrak, şunları söyledi:

    “Artık bütün gücümüzle silkinip ayağa kalkmak zorundayız. Bu sürdürülemez gidiş, bu nobranlık karşısında ‘Kırıldım, küstüm, üzüldüm’ diye mücadeleyi bırakamayız. Ayağa kalkacağız, bu gidişe hep beraber dur diyeceğiz. Yaklaşan yerel seçimlerde önceki seçimde kazandığımız belediyelere yenilerini ekleyeceğiz. CHP’li başkanlarca yönetilen belediyelerde sosyal demokrat belediyeciliğin en güzel örneklerini veriyoruz. Son yerel yönetim seçimlerinde büyük bir zafer kazandık, şimdi bir kere daha çok daha iyisini yapacağız.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Kılıçdaroğlu çekip gitmelidir’ demişti: CHP’den Erdoğan’ın sözlerine ilk yanıt

    ‘Kılıçdaroğlu çekip gitmelidir’ demişti: CHP’den Erdoğan’ın sözlerine ilk yanıt



    CHP Sözcüsü Faik Öztrak, partisinin MYK toplantısı sonrası düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “MİLLET FATURAYI SANDIKTA SARAYIN ÖNÜNE KOYACAKTIR”

    2024 Yerel Seçimleri’ne ilişkin konuşan Öztrak, “Seçimlerden bugüne kadar geçen 2,5 aylık süre, önümüzdeki günlerde yaşayacaklarımızın fragmanıdır. Milletimiz 7 ay sonra sandıkta, bunun faturasını sarayın önüne koyacaktır. “Zamma, zulme, yoksulluğa, Erdoğan’a yeter” diyecektir. Saray ilk günden beri bunun farkındadır. Tek çaresi muhalefetin 25,5 milyon oyunu dağıtmaktır. CHP’yi dağıtmaktır. Sarayın kibirlisi, Mart sonundaki seçimlerin, hak hukuk adalet tanımayan, bilimden uzak siyasetiyle millete ağır bedeller ödeten, keyfi yönetiminin önündeki son engel olduğunun farkındadır. Onun için 29 Mayıs sabahı ilk sözü, “İstanbul’u alacağız” olmuştur. Biz de hedefimize mahalli idare seçimlerinde tarihi bir zaferi koyuyoruz. Tüm büyük şehirleri almayı hedefliyoruz. Kadim şehrimiz Konya’yı da alacağız diyoruz” ifadelerini kullandı.

    ERDOĞAN’A YANIT

    Macaristan dönüşü uçaktan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun görevinden istifa etmesini söyleyen ve CHP’li belediyeleri hedef alan AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da yanıt veren Öztrak şöyle konuştu:

    “Bizim Erdoğan’a tavsiyemiz, belediyelerimizi ziyaret etmesidir. Dedikodu üzerine konuşmasın. Erdoğan büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyeleri arasındaki görev dağılımını da unutmuş. Bizim kendisine tavsiyemiz büyükşehir belediyelerimizle uğraşmak yerine kendi Sarayı’nın çerini çöpünü süpürüversin. Bizim belediyelerimiz pandemide ve ekonomik krizde, son olarak da depremde hükümetin yapmadığı şekilde vatandaşların yanında dimdik durdu. Belediyelerimiz vatandaşlarımıza gerek hizmette gerek ulaşımda sosyal demokrat belediyeciliğin rahatlığını hükümetin tüm engellere rağmen hemşerilerine yaşatıyorlar.

    Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a defalarca canlı yayın çağrısı yaptı. Bunu genel başkanımızın yüzüne söylesin cevabını alsın. 2019’daki seçim başarısızlığında neden istifa etmediğini açıklasın. Son seçimlerde partisinin oy oranındaki düşüşü millete anlatsın. Geçtiğimiz seçimlerde konuşacak son kişi Erdoğan’dır. Çünkü gösterdiği sahte videolarla seçimin ahlaki meşruluğunu bitirmiştir. Çekip gitmesi gereken Erdoğan’dır.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Faik Öztrak: ‘Yerel seçimlerde tarih yazacağız’

    Faik Öztrak: ‘Yerel seçimlerde tarih yazacağız’



    CHP Sözcüsü Faik Öztrak, partisinin bugün yapılan MYK toplantısının ardından CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. İktidarın hayat pahalılığı ile mücadele edemediğini vurgulayan Öztrak, CHP’nin ‘yenilendiğini’ ve yaklaşık 7 ay sonra yapılacak yerel seçimlerde başarılı olacaklarını dile getirdi.

    İktidarın ekonomi politikasıyla enflasyonun tek haneye inmesinin mümkün olmadığını belirten Öztrak, “Fatura her zaman dar ve sabit gelirli yurttaşlarımıza çıkıyor. Bunlar vatandaşımıza aşağı mahallede talkını veriyor, kendileri yukarı mahallede yandaşlarıyla birlikte salkımı yutuyor” dedi.

    Farklı alanlarda peş peşe gelen zamlara dikkat çeken Öztrak, “Genel seçimden önce tüm tuşlara basıldı. Yerel seçimlerden önce de artık elde kalan ne varsa sonuna kadar kullanılacak. Mayıs seçiminden sonra yaşadıklarımız yerel seçimlerde sağlam durmazsak yaşayacaklarımızın sadece fragmanıdır” diye konuştu.

    “TARİH YAZACAĞIZ”

    Geçen hafta yaptığı bazı açıklamaları tekrarlayan Öztrak, yerel seçimlere ilişkin yine “25 milyon oyu, 30 milyona, 35 milyona çıkartacağız” dedi.

    Partinin yerel seçimleri kazanmak için tüm gücüyle çalıştığını iddia eden Öztrak, şunları söyledi:

    ”Meclis’in kapalı olduğu bu dönemde boş durmuyoruz. İllerimizde esnafımızla, çiftçimizle emekçimiz-emeklimizle vatandaşlarımızla birlikteyiz. Partimizin yenilenme süreci de ilerliyor. İlçe Kongrelerimizi hızla tamamlıyoruz. İl kongrelerimizin ardından da kurultayımızı yapacağız. Kurultayımızı yapacak ve yenilenmenin heyecanıyla, yeni kadrolarla bugün başarıyla yönettiğimiz kentlerimize yerel seçimde yenilerini ekleyeceğiz. Mahalli idare seçimlerinde tarih yazacağız.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Öztrak’tan iktidara ‘Barış Pehlivan’ tepkisi: Bunlar duyulmasın diye harıl harıl gazeteciler tutuklanıyor

    Öztrak’tan iktidara ‘Barış Pehlivan’ tepkisi: Bunlar duyulmasın diye harıl harıl gazeteciler tutuklanıyor



    CHP’nin bugünkü MYK toplantısının ardından Parti Sözcüsü Faik Öztrak, basının karşısına geçerek açıklamalarda bulundu.

    Öztrak, açıklamalarında Türkiye İşçi Partisi’nin Gezi tutuklusu milletvekili Can Atalay’ın halen hukuksuzca cezaevinde tutulduğunu hatırlatarak, “Hataylıların, milletin iradesine pranga vuruluyor” diye konuştu.

    Öztrak, gazeteci Barış Pehlivan’ın denetimli serbestlik başvurusunun reddedilmesiyle 5’inci kez cezaevine girmesine de tepki göstererek, “Gazeteci Barış Pehlivan, denetimli serbestlikten yararlanabilecekken 8 ay daha içeri atılma tahdidi altında. Memleketin her yanında her gün silahlar patlıyor.

    Sinan Ateş cinayetinin soruşturması bir türlü ilerlemiyor. Limanlarımız uyuşturucu rotalarının uğrak noktası haline gelmiş. Türkiye “dünyanın en tehlikeli 20 ülkesinden biri” sayılıyor. Dünya klasmanında yerimiz Kolombiya ile Pakistan arasında bir yerde. Hükümet bunlar duyulmasın diye, harıl harıl gazetecileri tutuklattırıyor” ifadelerini kullandı.

    Öztrak’ın basın toplantısından öne çıkanlar ise şöyle:

    “Baskıcı ve hukuk dışı uygulamalarına karşı yapılacakları konuştuk. Partimize yakışan büyük bir olgunlukla ilerleyen ilçe kongrelerimiz de, bugün kurulumuzun gündemindeydi. Saray yönetiminin sebep olduğu güven bunalımını gidermek için vitrinine koyduğu, Merkez Bankası Başkanının ve Hazine ve Maliye Bakanının son açıklamaları, sekiz ay sonra yapılacak yerel seçimlere kadar, enflasyonla mücadele konusunda, hiçbir şey yapmak niyetinde olmadıklarını gösteriyor.

    En önemli önceliklerinin, “Enflasyonu düşürmek” olduğunu söyleyerek iş başına gelen vitrin yönetimi de, sonunda Saray’a uydu. Verdikleri ücretleri, maaşları, aylıkları, her şeyi, vergiyle, zamla, enflasyonla misliyle geri alacaklarını, göz boyama stratejisini sürdüreceklerini, milleti ezmeye devam edeceklerini açıkladılar.

    Yandaş basın, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleyi, “Dezenflasyon süreci”, “Gerçek dezenflasyon“, “İstikrar” gibi yaldızlı laflarla, süreçlere ayırarak, bir başka bahara ertelemesine, “ne kadar da rasyonel”, “ne kadar da gerçekçi” diyerek alkış tutuyor.

    ‘BİR ELİ YAĞDA BİR ELİ BALDA YAŞAYAN SARAY’IN KİBİRLİSİ…’

    Anlaşılan Bakan Şimşek de, doğru dürüst, bütüncül, çapalara bağlanmış bir program yapma imkanı kalmadığını görmüş. Sorunların temelindeki asıl sebebin, ekonomi bilimiyle uzaktan yakından ilişkisi olmayan, ama “Ben ekonomistim” diye caka satan, safsatalarıyla ekonominin altını üstüne getiren, enflasyona rekor üstüne rekor kırdıran, “İtibardan tasarruf olmaz” diyerek bir eli yağda, bir eli balda yaşayan Saray’ın kibirlisi olduğunu biliyor. Fakat onun adını ağzına almaktan korkuyor. Bu yüzden Bakan Şimşek, olmayacak işi yaptı, enflasyonun sebebi olarak memur maaşlarına yapılan zamları gösterdi.

    Enflasyonun sorumlusu, enflasyonun ezdiği memur oldu. İnsan bu sözleri söylerken biraz utanır. “Memura zam yaptık” dediniz, çoğu yoksulluk sınırının altında.

    “Asgari ücrete zam yaptık” dediniz, açlık sınırının altında. Emekliye zam yaptık dediniz. “Kök aylık, seyyanen zam” diye lafa boğdunuz.

    ‘AKP KADROLARININ GÜZEL OLAN HİÇBİR ŞEYE TAHAMMÜLÜ KALMAMIŞ’

    Enflasyon telafisi için dediğiniz yüzde 25 zammı, emeklilerin çoğuna vermediniz. Emeklileri enflasyona ezdirip perişan ettiniz. Kaderine terk ettiniz. Çoğu 7 bin 500 liralık sefalet aylığına mahkum edilen emeklilerimize, bizim belediyelerimiz el uzattı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız, “İnsanı önceleyen belediyecilik, darda olanın yanında olmaktan geçer” diyerek, şartları uyan tüm emekli hemşerilerinin sosyal yardımlardan yararlanmak için belediyeye başvurmalarını istedi. AK Partili belediye başkanları ise bunu alkışlayacaklarına, örnek alacaklarına, hakaret ettiler, iftira ettiler.

    Zamlarla ezdikleri milletimizle büyük bir duygusal kopuş yaşayan, AK Parti kadrolarının, güzel olan, insani olan hiçbir şeye tahammülü kalmamış. Bunlar hakir gördüğü millete talkını vermeye, kendileri, yandaş müteahhitlerle bir olup salkımı yutmaya alışmış.

    “AMERİKAN ENFLASYONU DA TÜRK MİLLETİNİN SIRTINDA”

    Emekliye, emekçiye, memura üç kuruşu çok gören Erdoğan ve şürekası, yandaşlarına yaptırdıkları yollar, köprüler, tüneller için, dolarla, avroyla verdikleri garantiler karşılığında, bu yılın ilk 6 ayında 25 milyar lira ödemiş. Geçen yılın ilk 6 ayına göre artış yüzde 167. Emekliye yüzde 25 artışı çok gören hükümet.

    Yandaşa yaptığı ödemeleri yüzde 167 artırıyor. Emekliye, kendisinin neden olduğu enflasyon farkını vermeyen hükümet, geçiş ücretlerini, bırakın bu ülkedeki enflasyona göre güncellemeyi, Amerikan enflasyonuna göre güncelliyor. Garantili geçiş ücretlerinde, sebebi olduğu kur artışları yetmez gibi, Amerikan enflasyonunu da Türk milletinin sırtına bindiriyor.

    Tüm bunlara para var. Memura, emekliye, emekçiye yok. İşte AK Parti yönetiminin adaleti bu: Aşağı mahalleye ver talkını, yukarı mahalledeki yandaşlara yuttur salkımı.

    Hafta sonunda gençlerimiz bu ballı projelerin yapıldığı yerlere gittiler. Proje görünümlü soygunların ayrıntılarını “Köprülerde soygun var” afişleriyle milletimizle paylaştılar.

    “MuazZAM” SERGİSİNE ENGEL

    Diğer taraftan İstanbul’daki örgütlerimiz, seçimlerden sonra başlayan zam yağmuruna milletimizin tepkisini “MuazZAM” sergileriyle gösteriyor. Hükümet ise bu sesin duyulmaması için elinden geleni yapıyor. En son İstanbul’da Eyüpsultan Kaymakamlığı, İstanbul örgütümüzün zam sergisini yasakladı.

    Kaymakamlık kararında, Erdoğan Hükümetinin eseri olan zamları gösteren ve örgütümüzün çabasıyla sokak sokak halkla buluşan bu serginin “Mitinge dönüşebileceğini”, “Güvenlik yönünden sakıncalı olacağını” söylemiş. Anlaşılan hükümet değil ama kaymakam, milletin asabını ne kadar bozduklarının farkında.

    Bir serginin, zammın protesto edildiği bir mitinge dönüşmesinden korkuyor. Ama onun da şunu bilmesi lazım, protesto anayasal bir haktır. Bu yasaklar bizi korkutmaz, yıldırmaz. Biz milletimizin derdini duyurmaya, hükümeti çözüme zorlamaya devam edeceğiz. İstanbul İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu, bu süreci takip ediyor.

    Erdoğan hükümetinin eseri zamların sergilendiği MuazZAM sergi, tüm engellemelere rağmen İstanbul’un sokaklarında vatandaşla buluşmaya devam ediyor. Hükümetin zamlarla ezdiği tüm vatandaşlarımızı bu sergilere bekliyoruz.

    Bir yandan, Kadın kollarımız “Pazar Yeri Yangın Yeri” projesini başlattı. 81 il ve 973 ilçede semt pazarlarında açılacak stantlarda, vatandaşın derdini dinleyecekler, Mutfaktaki yangının sebebinin hükümet olduğunu anlatacaklar.

    “ZAM YAĞMURU DURMAK BİLMİYOR”

    Milletvekillerimiz ve Genel Başkanımız dört koldan sahada, vatandaşlarımızın yanındayız. Yanında olmaya devam edeceğiz. Nitekim Akbelen’deki çevre katliamını görüşmek için, bu hafta Salı günü, bizim talebimiz üzerine Meclis toplanıyor.

    Bu defa AK Parti vekilleri, çocuklar gibi kapıların arkasına saklanmasınlar. Millet inim inim inlerken tatillerinden vazgeçsinler de, Meclis çalışmaya başlasın. İşleri sarayın keyfine bırakmayalım. Milleti ezdirmeyelim.

    Seçimlerden sonra başlayan zam yağmuru durmak bilmiyor. Sabah raftan aldığınız bir malı, akşam aynı fiyata bulmak, adeta mucize haline geldi. Saray bütçeyi, insafsızca artırdığı harçlarla ve vergilerle, kamu mallarına yaptıkları zamlarla, anayasaya aykırı şekilde, bir defa aldıkları Motorlu Taşıtlar Vergisini, bir kere daha alarak vatandaşın sırtından, zar zor dolduruyor. Diğer taraftan sarayın itibarına, faiz lobilerine, döviz baronlarına, yandaşlarına ödediği garantilerle hovardaca boşaltıyor.

    ‘GELİR DAĞILIMI HIZLA BOZULUYOR’

    İlk 6 ayda bütçe 483 milyar lira açık verdi. Bunun yarısından fazlası, 275 milyar lirası faiz harcaması. Kur Korumalı Mevduat garantilerine 25 milyar lira, KÖİ’lerin dövizli garantilerine bir o kadar daha gitmiş. Merkez Bankası’nın döviz kasasından satışlar da, yeniden başlamış görünüyor. Seçim sonrasında biraz toparlanan rezervler, yeniden piyasaya sürülüyor.

    Temmuz ortasında 56 milyar dolara kadar inen net rezerv açığı yeniden 60 milyar dolara yükseldi. Dünyada kredi temerrüt riski primleri düştü. Biz de de 400’ün altını gördü. Şimdi yeniden ayrışarak 400’ün üzerine doğru hareketlendi.

    Bütçe açığı ve rezerv açığına, 60 milyar doları bulan bir cari açık eklendi. Temmuz ayı dış ticaret verilerine göre enerji fiyatlarındaki düşüşe rağmen dış ticaret açığı, önceki yılın aynı ayına göre yüzde 16 artmış. Yıllık dış ticaret açığı ise yüzde 46 artışla 121 milyar dolara yükselmiş. Dış dengedeki bozulma devam ediyor.

    Gelir dağılımı da hızla bozuluyor. En zengin yüzde 20, toplam gelirin yarısını alıyor. Gelir adaletsizliğinde son 16 yılın rekoru kırıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre destek alan aşırı yoksul hanelerin sayısı geçen yıla göre 1 milyon artışla 3,7 milyona ulaşmış.

    “ENFLASYON ÜÇ HANEYE DAYANDI”

    Bir yılda; dana eti yüzde 143, yumurta yüzde 114, kuru soğan yüzde 113, kuru fasulye yüzde 101 zam görmüş. Patatesin fiyatı yüzde 99, beyaz peynirin fiyatı yüzde 83 artmış.

    TÜİK aylık enflasyonu ısrarla tek hanede tutmaya çalışırken, vatandaşın en çok kullandığı gıdalarda enflasyon bırakın iki haneyi çoktan üç haneye dayanmış.

    Resmi verilere göre, 63 milyon vatandaş konut masraflarının, 44 milyon vatandaş borçlarının altında eziliyor. 35 milyon vatandaş iki günde bir sofrasına bir kap et yemeği koyamaz halde. Yaz geldi vatandaş tatili unuttu. 50 milyon yurttaş, evden uzak 1 hafta tatil masrafını karşılayamaz durumda. OECD içerisinde vatandaşları en çok geçim kaygısı taşıyan ülke Türkiye.

    ‘JP MORGAN’IN YATIRIMCI TOPLANTISINA KOŞA KOŞA GİTTİLER’

    Şimşek ve Erkan ikilisi geçtiğimiz hafta da, SPK’nın daha 3 ay önce 33 milyon TL “piyasa bozucu eylem cezası” kestiği JP Morgan’ın basına kapalı yatırımcı toplantısına koşa koşa gittiler.

    Ama sızan bilgilere bakılırsa, kan emici, vur-kaççı kısa vadeli fonlar hariç, Şimşek-Erkan ikilisinin anlattıklarına ciddi yatırımcılar fazla itibar etmemiş. Para politikasına dair, “Somut ve öngörülebilir” bir çerçeve bulamamışlar. Nasıl bulsunlar. Zaten Merkez Bankası Başkanı “Dinamik optimizasyon problemindeki en büyük kısıt” sözleriyle vaziyeti anlattı.

    CAN ATALAY, BARIŞ PEHLİVAN, MERDAN YANARDAĞ…

    Depremin vurduğu Hatay’ın milletvekili Can Atalay hala haksız, hukuksuz şekilde içeride tutuluyor. Hataylıların, milletin iradesine pranga vuruluyor.

    AK Parti Diyarbakır milletvekilinin sözlerini anımsatarak, Erdoğan Hükümeti’nin yeni bir açılım süreci başlatma, ve terörist başını salıverme niyetinde olduğunu açıklayan, gazeteci Merdan Yanardağ tutuklanıyor. TELE-1 ekranları, Merdan Yanardağ’a isnat edilen suçla uzaktan yakından alakası olmayan, bir yasa maddesine dayanılarak, hukuksuz bir şekilde 7 gün karanlığa gömülüyor.

    Gazeteci Barış Pehlivan, denetimli serbestlikten yararlanabilecekken 8 ay daha içeri atılma tahdidi altında. Memleketin her yanında her gün silahlar patlıyor.

    Sinan Ateş cinayetinin soruşturması bir türlü ilerlemiyor. Limanlarımız uyuşturucu rotalarının uğrak noktası haline gelmiş. Türkiye “dünyanın en tehlikeli 20 ülkesinden biri” sayılıyor. Dünya klasmanında yerimiz Kolombiya ile Pakistan arasında bir yerde. Hükümet bunlar duyulmasın diye, harıl harıl gazetecileri tutuklattırıyor.

    ‘SINIR KEVGİRE DÖNMÜŞ’

    Milletin artık sadece sofrasındaki ekmek değil, canı da tehlikede. Sınır kevgire dönmüş, her yer kaçak sığınmacı dolmuş. Elini kolunu sallayarak sınırlarımızdan geçenler, Sığınmacı mıdır, terörist midir belli değil. Avrupa ülkeleri Erdoğan’la anlaşmışlar. “Al sana birkaç avro, bu sığınmacılar bize gelmesin” diye oturmuşlar imzaları da atmışlar. İstanbul Valisi de, “Türkler sığınmacılardan daha çok suç işliyor” diye, açıklamalar yapıyor.

    DEPREM BÖLGESİNDEKİ SORUNLAR ÜZERİNE

    Depremin üstünden 6 koca ay geçmiş. Hala barınma sorunu, hala tuvalet sorunu, hala temiz suya ulaşım sorunu konuşuyoruz.

    Bu Hükümet, kendi seçmenleri dahil tüm milletle bağını koparmış bir vaziyette. Bu aralar hiçbiri ortalıkta gözükmüyor. Herhalde bu zamlar unutulsun diye bekliyorlar.

    ‘YEREL SEÇİMLERE BÜYÜK BİR HIZLA HAZIRLANIYORUZ’

    Yerel seçimlere de büyük bir hızla hazırlanıyoruz. Ve bir kere daha bizlere oy veren milyonlara sesleniyoruz.

    Mayıs seçimlerini kazanamadık. Bunun için en çok biz üzgünüz. Ama şimdi vakit yılgınlık vakti değil, ayağa kalkacağız, eksikleri gidereceğiz, hataları telafi edeceğiz, yenileneceğiz, ve yerel seçimlerde 25 milyonu 30 milyona, 35 milyona çıkaracağız. Bu gün olduğu gibi belediyelerimizle milletimizin yanında olacağız. Biz pandemide de, depremde de bu işi iyi bildiğimizi gösterdik. Yerelde de bu iktidarın sebep olduğu yoksullukla mücadele etmek için projelerimizi geliştireceğiz. Seçimden sonra da belediyelerimiz çok başarılı hizmetlere imza atacak.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***