Etiket: eşcinsel hakları

  • Katar: Dünya Kupası’nda taraftarları korumak için gökkuşağı bayraklarını toplatabiliriz

    Katar: Dünya Kupası’nda taraftarları korumak için gökkuşağı bayraklarını toplatabiliriz


    21 Kasım’da başlayacak olan 2022 FIFA (Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği) Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmaya hazırlanan Katarlı yetkililer turnuva için güvenlik planları kapsamında daha toleranslı olacaklarını açıkladı.

    Emniyet ve Güvenlik Operasyonlar Komitesi Başkanı Tümgeneral Abdülaziz El Ensari ırk, din, cinsiyet, uyruk ya da cinsel tercih ayrımı yapmadan herkesi turnuvada memnuniyetle ağırlayacaklarını belirtti, ancak LGBTQ+ gruplarınca kullanılan gökkuşağı bayraklarının taraftarları korumak adına ellerinden alınabileceğini söyledi.

    Normalde yasaya aykırı olarak addedilen ufak tefek olaylara karşı daha toleranslı olunması için yeni bir yasa çıkarıldığını kaydeden Ensari, yetkililerin daha affedici olmak üzere eğitildiğini, daha toleranslı davranmaları için yetki verildiği ve insanların sokaklarda ifade ve kutlamasına şiddete kalkışmamaları durumunda izin verileceğinin altını çizdi.

    Birçok yerel polis memurunun Dünya Kupası hazırlıkları kapsamında dünyanın diğer ülkelerindeki turnuvalara gönderildiğini anlatan Ensari, başka ülkelerden de turnuvaya destek vermek için polis gücünün geleceğini, bu kapsamda Türkiye’nin 3 bin polis memuru göndereceğini aktardı.

    “Lütfen bu noktada bu bayrağı taşımanın gereği yok derim”

    Ülkede eşcinsel birlikteliklerin yasak olmasına rağmen LGBTQ çiftlerin turvunada iyi karşılanacağını, kabul edileceğini ve bu konuda bir ayırım yapmayacaklarını ifade eden Ensari gökkuşağı bayrağına ilişkin olarak “Eğer bir taraftar gökkuşağı bayrağı taşımak isterse ve ben onu elinden almışsam bu ben o kişiyi aşağılamak istediğmimden değil, onu korumak için alırım” dedi.

    AP haber ajansına bilgi veren Ensari “Bütün insanların davranışını garantileyemem ve o kişiye ‘Lütfen bu noktada bu bayrağı taşımanın gereği yok derim’ ifadelerini kullandı.

    FIFA sosyal sorumluluk ve eğitim başkanı Joyce Cook 2020’deki bir mülakatta gökkuşağı bayrakları, tşörtlerinin stadyumlarda kabul göreceğinş belirterek “Bunun bizim yaklaşımımız olduğunu anlamalaını isterim” diye konuşmuştu.

    Dünya Kupası İcra Direktörü Nasır Al-Khater de FIFA kuralları gereğince gökkuşağı bayraklarına “saygı göstereceklerini” belirtmişti.

    Katar’ın Dünya Kupası yönetimi FIFA’ya LGBTQ haklarını destekleyen işaretlerin kaldırılmayacağını ifade etmişti.

    Katar’da geçtiğimiz yıl gökkuşağı renklerindeki çocuk oyuncaklarına ‘İslami değerlere aykırı’ olduğu gerekçesiyle el konulmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Parayla kendini dövdürten siyahi oyuncu Jussie Smollett nefret suçu işletmekten suçlu bulundu

    Parayla kendini dövdürten siyahi oyuncu Jussie Smollett nefret suçu işletmekten suçlu bulundu


    Para verip kendini dövdürten Amerikalı siyahi oyuncu Jussie Smollett ‘sahte nefret suçu’ işletmekten suçlu bulundu.

    Savcılık, Hip-Hop dünyasını anlatan ülkenin ünlü dizilerinden “Empire”da rol alan Smollett’e “sempati kazanmak ve kariyerini ilerletmek amacıyla kendisine karşı nefret suçu işletme” suçlamasını yöneltmişti.

    Mahkeme jürisi, oyuncu Smollett’i bu iddialardan suçlu buldu.

    Smollett, Ocak 2019’da Chicago’nun karanlık bir sokağında iki maskeli kişi tarafından saldırıya uğradığını söylemiş fakat sonradan ortaya çıkan delil ve şahitler olayın Smollett tarafından organize edildiğine işaret etmiş ve hakkında dava süreci başlatılmıştı.

    15 yıla varan hapis cezası talebiyle açılan davada jüri aktörün polise yalan söylediğine karar verdi.

    Mahkeme, son kararını 27 Ocak’taki celsede açıklayacak.

    Aktörün hapis cezası alma olasılığı bulunsa da bu cezanın zorunlu kamu hizmetine ve denetimli serbestliğe çevrilmesi ihtimali belirtiliyor.

    Müvekkilinin yalan söylemediğini savunan aktörün avukatı, mahkemeden çıkacak olumsuz kararın temyizde bozulacağından ’emin olduğunu’ söylüyor.

    “Saldırganlara 3 bin 500’er dolar ödedi”

    Smollett, saldırganların eski Başkan Donald Trump lehinde ırkçı ve homofobik ifadeler kullandığını ve boynuna düğüm attıklarını, üzerine kimyasallar döktüklerini iddia etmişti.

    Olaydan bir ay sonra polis, aktörü, şov dünyasındaki profilini yükseltmek amacıyla iki erkek kardeşe saldırıyı gerçekleştirmesi için 3 bin 500’er dolar ödediği iddiası ile gözaltına almıştı.

    Saldırıyı gerçekleştirmekle suçlanan Abimbola ve Olabinjo Osundairo adlı iki kardeş, Smollett’in onlara bir aldatmacaya katılmaları için para ödediğini ve ona nasıl saldıracaklarını öğrettiğini söyledi.

    Smollett’in oyunculuk kariyeri olaydan sonra düşüşe geçti. 5 sezonun ardından 2020’de sonlanan “Empire”ın son sezonunda aktör rolünü kaybetti.

    Olaydan birkaç ay sonra ortaya çıkan deliller ve tanıklar nedeniyle Smollett, saldırı iddiasını geri çekmişti.

    Bu da kendisine karşı hukuki sürecin başlamasına neden olmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsviçre, eşcinsel evliliklerin yasallaşması için pazar günü referanduma gidiyor

    İsviçre, eşcinsel evliliklerin yasallaşması için pazar günü referanduma gidiyor


    Orta Avrupa ülkesi İsviçre, ülkedeki eşcinsel evliliklerin yasallaşması ve aynı cinsten partnerlerin çocuk sahibi olmalarının kanunlaşmasını oylamak için 26 Eylül Pazar günü referanduma gidecek.

    Yapılan son anketlere göre, halkın çoğunluğunun eşcinsel evliliklere onay vererek tasarıyı kabul edeceği öngörülüyor.

    İsviçre’de 2005’te yapılan referandumunun ardından 1 Ocak 2007’den bu yana eşcinsel çiftler için kayıtlı birlikteliklere izin verilmişti. Eşcinsel evliliklere izin veren mevzuatsa 2013’te tanıtılmış ve İsviçre Parlamentosu tarafından 18 Aralık 2020 tarihinde kabul edilmişti.

    Ancak LGBTİ+ örgütlerinin aşırı sağcı politikacılara karşı başlattığı yoğun kampanyalar sonrası, İsviçre Parlamentosu söz konusu mevzuatın kanunlaşıp kanunlaşmayacağına dair işlemleri hızlandırarak, referandum kararı verdi. Pazar günü yapılacak referandumda söz konusu mevzuatın yasallaşması için halkın en az yüzde 51’nin eşcinsel evliliklere “evet” demesi gerekiyor.

    Halkın yüzde 63’ü eşcinsel evlilikleri onaylıyor

    Ülkede geçtiğimiz yıllarda yapılan anketlerde halkın yüzde 80’inden fazlasının eşcinsel evlilikleri desteklediği sonucu çıkmıştı.

    Bu oran 2021 yılında giderek düşse de SRG televizyonunun Gfs.Bern şirketine yaptırdığı son anketlere göre şu anda İsviçre halkının yüzde 63’ü eşcinsel evliliklere onay veriyor.

    8.5 milyon nüfuslu ülkede yüzde 35’lik bir kesim eşcinsel evliliklere karşı çıkarken, yüzde 2’lik bir kesimse kararsız durumda.

    1942’de kanun değişti, eşcinsellik suç olmaktan çıktı

    İsviçre’de 1942 yılına kadar eşcinsel olmak suç kabul ediliyordu. 1950’den 1990’lara kadar ise ülkedeki eşcinsel kişiler, cinsel tercihlerini devlete bildirmek zorundaydı.

    Eşcinsellerin uzun bir süre devlet tarafından kayıt altına alınması ve bazı bireylere eşcinsel olduğu için ev ya da arsa satmama gibi ayrımcılık yapılması eğitim seviyesi yüksek ve ekonomisi gelişmiş bir ülke için bazı kesimlerce utanç olarak görülüyordu.

    İsviçre’de halihazırda eşcinsel partnerler sperm bağışı yoluyla çocuk sahibi olabiliyor ve çiftlerin ikisi de doğan bebeğin resmi olarak ebeveyni sayılıyor. Ancak eşcinsel çiftlerin evlat edinmelerineyse izin verilmiyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Norveç ile Macaristan arasında hibe anlaşmazlığı: Oslo, Budapeşte’ye yardımı kesti

    Norveç ile Macaristan arasında hibe anlaşmazlığı: Oslo, Budapeşte’ye yardımı kesti


    Norveç, mali yardımların nasıl dağıtılacağına ilişkin anlaşmaya varamadığı Macaristan’a fon ayrılmayacağını duyurdu.

    Avrupa Birliği ülkelerindeki sosyo-ekonomik eşitsizliğin iyileştirilmesi kapsamında, Avrupa Ekonomik Alanı ve Norveç Hibe Programının Macaristan’a 220 milyon euro yardımda bulunması öngörülüyordu.

    Norveç Dışişleri Bakanlığı, konuya ilişkin açıklamasında hibelerle ilgili bağış yapan ülkelerin şartını hatırlattı. 15 alıcı ülkeye koşulan şarta göre sivil toplum için ayrılan hibelerin devletten bağımsız kurumlarca dağıtılması isteniyor.

    Açıklamada, “Macaristan, bu kuralı tanımasına rağmen bu göreve getirilen adayı kabul etmedi. Dolayısıyla bir anlaşmaya varılamadı. Aralık 2020’de imzalanan mutabakat zaptındaki koşullar gereği Macaristan’da hibe programları uygulanmayacaktır” denildi.

    Söz konusu programlar için 9,6 milyon euro ayrılmıştı.

    Macaristan’ın Norveç’e tepkisi gecikmedi

    Budapeşte yönetimi, Oslo’nun kararını eleştirerek, “Norveç bize bu parayı borçlu. Zira Norveç hem AB üyesi olmadan ortak pazardan faydalanıyor, öte yandan bütçeye katkıda bulunmak gibi AB üyesi olmanın getirdiği sorumlulukları üstlenmek zorunda kalmıyor.” yanıtını verdi.

    Açıklamayı yapan Macaristan Devlet Bakanı Gergely Gulyas, “Norveç bize borçlu. Geri ödemenin nasıl olacağı henüz netleşmedi ancak üzerinde çalışıyoruz” dedi.

    AB ile Orban iktidarı arasında gerilim

    Muhafazakar politikaları ve göçmen karşıtlığı ile tanınan Macar Başbakan Viktor Orban ile Brüksel arasında gerilim gündemden düşmüyor.

    Hayata geçirdiği reformlarla yargı bağımsızlığını zayıflatmakla suçlanan Orban’ın son olarak LGBT+ karşıtı olarak bilinen yasayı yürürlüğe sokması AB’de gerginliği had safhaya çıkardı. Ağır tepkiler üzerine geri adım atmak zorunda kalan Orban, eşcinselliğin ‘teşvik edilmesini yasaklamak için’ olduğunu savunduğu yasayı referanduma götürme kararı aldı.

    Budapeşte ve Brüksel arasında sivil toplum kuruluşları ile ilgili de tansiyon yükselmişti. Macar meclisin dış yardımlarla ilgili 2017’de kabul ettiği bir düzenleme Avrupa Adalet Divanına taşınmıştı. Söz konusu yasa, Macaristan’a yapılan dış yardımların yıllık 22 bin euroyla sınırlandırılmasını, her yıl bin 400 eurodan fazla bağış alan STK’ların yabancı bağışçıları devlete bildirmesini kapsıyordu.

    Adalet Divanı ise düzenlemenin, serbest sermaye dolaşımı ile temel hakları ihlal ettiğinden AB yasalarına aykırı olduğuna hükmetmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD Yüksek Mahkemesi eşcinsel çiftin siparişini almayan çiçekçinin temyiz başvurusunu geri çevirdi

    ABD Yüksek Mahkemesi eşcinsel çiftin siparişini almayan çiçekçinin temyiz başvurusunu geri çevirdi


    ABD Yüksek Mahkemesi, Hristiyan inancını gerekçe göstererek eşcinsel bir çiftin siparişini almayan çiçekçinin itiraz başvurusunu geri çevirdi.

    Barronelle Stutzman adlı çiçekçi, 2013 yılında Robert Ingersoll ve Curt Freed’in nikah törenleri için istediği çiçek aranjmanını yapmayı reddetti. Gerekçesi, bir Katolik olarak iki erkeğin evlenmesinin dinen yasak olduğuna inanmasıydı.

    Yargıya taşınan olayda Washington’daki yerel bir mahkeme, ayrımcılık karşıtı yasayı ihlal ettiği gerekçesiyle Stutzman’a bin dolar para cezası kesti. Hakim, çiçekçinin müşteriler arasında cinsiyete göre ayrımcılık yapamayacağına hükmetti. Washington Temyiz Mahkemesi’nin de kararı onamasının ardından Stutzman ABD Yüksek Mahkemesi’ne başvurdu.

    İşletme sahipleri tarafından geri çevrilen eşcinsel çiftlerin yasal mücadelesinde, bir taraf ayrımcılığa maruz kaldığını, diğer tarafsa inanç ve ifade özgürlüklerinin ihlal edildiğini savunuyor.

    Stutzman avukatları da müvekkillerinin ABD anayasasının ilk maddesinde koruma altına alınan haklarının ihlal edildiği kanısında. Avukatlar, eşcinsel bir çiftin nikahına çiçek hazırlamanın da “ifade” türü olduğunu öne sürüyor.

    Çiçekçi ve pastacı: Benzer dava farklı hüküm

    Çiçekçinin temyiz başvurusunu reddeden aynı mahkeme, daha önce benzer bir olaya karışan pastacıdan yana karar almıştı.

    Colorado eyaletinde pastacılık yapan Jack Philips, 2012 yılında eşcinsel bir çiftin düğün pastasını yapmayı geri çevirmişti. Eyalet yargısı Philips’in tutumunu “ayrımcılık” olarak tanımladı ancak Yüksek Mahkeme, 2018 yılında görülen davada, pastacının haklarının ihlal edildiğine kanaat getirdi.

    Pastacı veya çiçekçi davalarının emsal teşkil etmemesi, “hangi durumlarda dini inanç özgürlüğünün, ayrımcılık yasası ihlallerine karşı muafiyet sağladığı” sorusu yanıtsız kaldı.

  • Fransız Bakan Yardımcısı Moreno: Siyah ve engelli bir kadın olarak bütün ayrımcılıklara maruz kaldım

    Fransız Bakan Yardımcısı Moreno: Siyah ve engelli bir kadın olarak bütün ayrımcılıklara maruz kaldım


    Küresel tartışmalar programının bu bölümünde Fransız Bakan Yardımcısı ve eski yönetici Elisabeth Moreno ile cinsiyet eşitliği, kadına yönelik şiddet ve kadının iş dünyasındaki yeri gibi önemli konuları masaya yatırdık.

    Cabo Verde’li göçmen bir ailenin kızı olan Moreno, teknoloji sektöründe güçlü bir iş lideri olarak taktire şayan bir kariyere imza attı. Siyaset dünyasına yeni adımını atan Moreno, geçen yaz Cinsiyet Eşitliği, Çeşitlilik ve Fırsat Eşitliği Bakan Yardımcısı olarak göreve başladı.

    Anne Devineaux, euronews:

    “Bugün asıl göreviniz ayrımcılıkla mücadele etmek. Ancak Covid-19 salgını özellikle kadınlar açısından, eşitsizliği ve ayrımcılığı daha da artırdı. Bu acil durum karşısında nasıl bir politika izliyorsunuz?”

    Kadınlar salgında, hem çalışarak, hem de çocuklarla ve evle ilgilenerek çok yıprandı

    Elisabeth Moreno, Bakan Yardımcısı:

    “Sorunuzu dinlerken, Simone de Beauvoir’ın kadın hakları hakkındaki bir sözü aklıma geldi. Beauvoir, ekonomik, siyasi ve dini krizler ile kadınların zorla elde ettiği hakların geri aldığını söylemişti. Aslında bugün yaşananlar tam da bu durumu yansıtıyor.

    Baktığınızda, icra ettikleri mesleklerle bu salgında da kadınlar hep ön safta yer aldı. Sağlıktan, eğitime veya alışveriş merkezlerine kadar, Covid-19 riski karşısında hep en önde yine kadınlar bulundu. Mesela bu süreçte huzur evlerinde yine en çok kadınların çalıştığını gördük.

    Sizin de çok iyi ifade ettiğiniz gibi, bu salgının ilk mağdurları yine kadınlar oldu. Çünkü Covid-19 ile mücadele için karantina süreci başladığında, hem evden çalışan hem çocuklarla ilgilenmek zorunda kalan, ve aynı zamanda ev işleri için koşturan çoğunlukla kadınlar oldu. Aslında bu süreç özellikle kadınlar için oldukça yıpratıcı oldu.

    Yıllarca teknoloji alanında çalıştığım için, hep yeni teknolojilerin kadınların kişisel ve profesyonel yaşamları arasında daha iyi bir dengeye sahip olmalarını sağlayan, onlara daha fazla esneklik kazandıran güçlü araçlar olduğunu düşünmüşümdür. Fakat baktığınızda, aslında bu durum kadınları tuzağa düşürebilir. Çünkü hem ev işleriyle ilgilenmek ve aynı zamanda ofisteymiş gibi çalışmak, dayanılmaz bir zihinsel baskıya sebep oluyor.

    Covid-19 sonrası dünyanın, hem haklar açısından hem de imkanlar açısından, kadınlar için daha eşit ve kapsayıcı olmasını sağlamalıyız. Bunu yapmak zorundayız.”

    Anne Devineaux:

    “Sizinle ayrıca kadın yönelik şiddet konusu hakkında konuşmak istiyorum. Özellikle karantina dönemlerinde dramatik olaylar yaşandı. Sizce, diğer Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında Fransa’nın durumu nasıl? Sizce diğerlerine göre, gerçekten daha iyi bir durumda mıyız?”

    Elisabeth Moreno:

    “Kadına yönelik şiddet, öncelikle fiziksel olarak öldürüyor ama hayata yönelik hayalleri ve motivasyonu da öldürüyor.

    Hükümet olarak 2019 yılında, şiddet mağduru kadınlara acilen yardım elimizi uzatmak için, yeni barınma alanları gibi 46 somut ve pratik önlemin ortaya çıktığı bir aile politikası başlattık. Kadına yönelik şiddete karşı pratik çözümler üzerine çalıştık. Mesela saldırganları, mağdur kadınlardan uzak tutan elektronik bileklik uygulamasını başlattık.”

    ‘Toplumun geneli aile içi şiddetin çiftler arasındaki özel bir mesele olduğunu düşünüyordu’

    Anne Devineaux:

    “Kesinlikle, ama işte daha önce de sormaya çalıştığım gibi, mesela elektronik bileklik uygulaması İspanya’da 10 yıldır var. Sizce bu konularda geç kalmadık mı?

    Elisabeth Moreno:

    “Haklısınız. Söz konusu bileklikler geçen yılın aralık ayında Fransa’nın tüm yargı bölgelerinde kullanılmaya başladı. Mayıs ayındayız, işlerin tam yerine oturması için biraz zaman tanımalıyız.

    Ama bundan bir kaç yıla kadar kadına yönelik şiddet olayları sadece 3’ncü sayfa haberleri olarak görülüyordu. Yine birkaç yıl önce, aile içi şiddet mağdurları bugün olduğu gibi kolaylıkla yargı yoluna başvuramıyordu. Hatta en kötüsü birkaç yıla kadar, toplumun geneli aile içi şiddetin çiftler arasındaki özel bir mesele olduğunu düşünüyordu. Yani eskiye nazaran bu konularda çok mesafe kat ettiğimizi düşünüyorum.”

    ‘Binden fazla çalışanı olan şirketlerde en az yüzde 30 kadın yönetici olacak’

    Anne Devineaux:

    “Biraz da iş dünyasından bahsetmek istiyorum. Yakın zamanda Ulusal Meclis, binden fazla çalışanı olan şirketlere kota zorunluğu getiren bir tasarıyı oyladı. Yani eşitlilik için zorunlu kotalar uygulanacak. Sizce başka bir çözüm yolu yok mu? “

    Elisabeth Moreno:

    “Aslında bu yasa birkaç önlem içeriyor. 1000’den fazla çalışanı olan şirketlerde, yönetici kadroların en az yüzde 30’unun kadınlara tahsis edilmesi zorunlu hale gelecek. Bu hedeflerin bazı şirketler için zorunlu hale gelmesi önemli bir konu.

    Ancak bu yasada sadece kota konusunun bulunmadığında da dikkat çekmek istiyorum. Bugün bilim, teknoloji veya mühendislik gibi alanlarda çok az kadın çalışan var. Kadınları bu meslek gruplarına yönlendirmek için de düzenlemeler getirdik. Dijitalde bugün profesyonel fırsatlar katlanarak artıyor. Kadınlar ise bu fırsatları kaçırıyor. Örneğin Fransa’da yeni startup kuranların sadece yüzde 12’si kadınlar oluşuyor. Sadece yüzde 12!

    ‘Bekar kadınlar için üremeye yardımcı tedavi yöntemlerini yasal hale getireceğiz’

    Anne Devineaux:

    “Bu hafta Uluslararası Homofobi ve Transfobi Karşıtlığı Günü vardı.

    Sivil Toplum Kuruluşları, Macaristan ve Polonya gibi bazı Avrupa ülkelerinde LGBT bireylerinin haklarında ciddi bir düşüş olduğunu vurguluyor. Eleştirilen ülkeler arasında Fransa da var. Dernekler, Fransa’nın bu konuda yeterince mücadele etmediğini ileri sürüyor. Bu iddialara nasıl cevap veriyorsunuz?”

    Elisabeth Moreno:

    LGBT bireylerin haklarının tanınması adına, mağdur oldukları nefret ve ayrımcılıkla mücadele etmek için ve tüm bu haklara gerçek erişimi sağlamak ve günlük yaşamlarını iyileştirmek için tam 42 eylemi hayata geçirdik. Gelecek yakın zamanda da , lezbiyen çiftler veya bekar kadınlar için üremeye yardımcı tedavi yöntemlerini yasal hale getireceğiz.

    Tüm bu önlemlerle, Fransa’nın LGBT bireyleri için yeterince mücadele etmediğini iddia etmek gerçekten haksızlık olur.

    Polonya, LGBT’siz bölgeleri ilan ettiğinde biz bu fikre çok karşı çıktık ve tepkimizi gösterdik. Hatta bu konuda Polonya’ya yaptırımların uygulanması için konuyu Avrupa Birliği’ne taşıdık. Birlik olarak bunlar bizin birlikte taşımamız ve paylaşmamız gereken değerler.

    ‘Göçmen bir aileden gelen siyah ve engelli bir kadın olarak, hayal edebileceğiniz tüm ayrımcılıklara maruz kaldım’

    Anne Devineaux:

    “Göçmen kökenli bir kadın olarak, özel hayatınızda ayrımcılıkla karşı karşıya kaldınız. Nasıl tepki verdiniz?”

    Elisabeth Moreno:

    “Göçmen bir aileden geliyorum, siyah ve engelli bir kadınım. Bu yüzden ben, hayatımda hayal edebileceğiniz tüm ayrımcılıklara maruz kaldım. Bugün size yaşadığım tüm yaralardan ve aşağılanmalardan size bahsetmeyeceğim, ama bu günlere gelmek hiç kolay olmadı. Aynı zamanda Cumhuriyet okulundan yararlanabildiğim bir ülkede büyüme şansım oldu. Bugün ulaştığım mevkilere gelmem için çabaladım, ailem bunun mümkün olabileceğini asla hayal edemedi. Ben de bunun mümkün olabileceğini düşünmedim.

    Çünkü benim gibi insanlar sürekli otosansür içindeler, çünkü, kim olduğunu sanıyorsun”, “Yerinde kal” gibi bizi demotive edecek o kadar çok kötü şeyler duyduk ki, çoğumuz pes etti. Benim çevremde bana destek çıkan insanlar olduğu için çok şanslıydım aslında. Bana elini uzatan, bana yardım eden insanların rolü çok büyük. Ve bugün ben de zorda olanlar için yardım elimi uzatmak istiyorum.”

  • Macaristan’da eşcinselliğin ‘teşvik edilmesini’ yasaklayan teklif protesto edildi

    Macaristan’da eşcinselliğin ‘teşvik edilmesini’ yasaklayan teklif protesto edildi


    Macaristan’da binlerce kişi 18 yaş altı için eşcinselliğin ‘teşvik edilmesini’ yasaklamak adına parlamentoda oylanacak yasa teklifini protesto etti.

    Gösteride 5 binden fazla kişi Macaristan parlamentosu önünde toplandı. Organizatörlerden biri olan Uluslararası Af Örgütü, protestonun “Macaristan’daki birçok insanın homofobi, transfobi ve hükümetin nefreti yayma girişimini reddettiğini gösterdiğini” duyurdu.

    Açıklamada, “Milletvekilleri oy kullanırken, acımasız siyasi kampanyaları için insanların hayatlarını riske attıklarını hatırlamalılar” denildi.

    Yasa teklifi, 18 yaşın altındaki küçüklere, pornografik materyal ile eşcinselliği veya cinsiyet değişikliğini teşvik eden herhangi bir içeriğin gösteriminin yasaklanmasını öngörüyor.

    Muhafazakar parti bu yasa teklifiyle, çocuk istismarcılığının önüne geçilmesinin hedeflendiğini bildirdi.

    “Rusya’daki yasanın benzeri”

    Tasarının 2013’te Rusya’da eşcinsel propagandanın yasaklandığı yasa ile aynı doğrultuda olduğu belirtiliyor.

    Muhalefet partilerinin çoğu oylamayı boykot edeceklerini söyledi, ancak yasayı hazırlayan Başbakan Viktor Orban’ın iktidardaki sağcı Fidesz partisinin hakimiyetindeki parlamentonun bunu onaylaması bekleniyor.

    Organizatörler, yasanın ifade özgürlüğü ve çocuk haklarını “ciddi biçimde kısıtlayacağını” söyledi.

    Televizyon kanalı RTL Klub Macaristan, “Bridget Jones’un Günlüğü”, “Harry Potter” ve “Billy Elliot” gibi popüler filmlerin yalnızca gece geç saatlerde 18 artı bir sınıflandırma ile gösterilebileceğini kaydetti.

    Geçen aralık ayında parlamento, geleneksel aileyi koruyan ve eşcinsel çiftlerin evlat edinmesini fiilen yasaklayan bir önlem paketini kabul etti.

  • ABD Başkanı Biden: Federal kurumlara yaptığım atamaların yüzde 14’ü eşcinsel

    ABD Başkanı Biden: Federal kurumlara yaptığım atamaların yüzde 14’ü eşcinsel


    Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden, federal kurumlara yaptığı bin 500 atamanın yüzde 14’ünün eşcinsel bireylerden oluştuğunu bildirdi.

    Kongre’ye seslenen Demokrat Partili Biden, LGBTQ bireyleri hayatın birçok alanında ayrımcılığa karşı koruyacağını belirttiği Eşitlik Yasası’nı kabul etmeye çağırdı.

    Bir Başkanlık kararnamesiyle haziran ayını ‘Onur ayı’ olarak tanıyan Biden, eşcinsel Amerikalılar için tam eşitlik sağlanana ve hakları kanunlarla garanti altına alınana kadar durmayacağını da ifade etti.

    Yaptığı konuşmada eşcinsel bireylere, “Başkanınız arkanızda, sizi destekliyor.” diye hitap eden ABD Başkanı, ülkesinde transseksüellere, özellikle de akademik çevrelerde zorbalık ve tacize maruz kalan ve intihar yoluyla kendine zarar verme, ölüm riskine haiz beyaz olmayan trans kadınlar ile LGBTQ gençlere yönelik şiddette trajik bir artış olduğunu dile getirdi.

    Biden’ın Ulaştırma Bakanlığı görevine getirdiği Pete Buttigieg, kabinede görev yapan ilk açıktan eşcinsel kişi oldu.

    Keza eşcinsel olduğunu açıktan duyuran Sağlık Bakanı Yardımcısı Rachel Levine de Senato tarafından onaylanan ilk transseksüel kişi olmuştu.

    Biden, göreve geldiği ilk gün federal kurumları, cinsiyete dayalı ayrımcılığı yasaklayan federal yasalar kapsamında LGBTQ bireyleri korumaya mecbur eden bir başkanlık kararnamesi imzalamıştı.

    Aktivistler Biden yönetimini, ABD tarihindeki en eşcinsel yanlısı hükümet olarak tanımlıyor.

    Joe Biden’ın atama yaptığını belirttiği federal kurumlar, Senato onayı gerektirmeyen pozisyonlar olarak tanımlanıyor.

    Beyaz Saray’ın sitesine göre, Biden’ın yaptığı atamaların yüzdelik birimleri şu şekilde;

    Yüzde 58’i kadın, yüzde 18’i siyah veya Afrikalı Amerikalı, yüzde 15’i Latin kökenli, yüzde 15’i Asya kökenli Amerikalı veya Pasifik Adalı, yüzde 3’ü Orta Doğu veya Kuzey Afrikalı yüzde ikisi Kızılderili veya Alaska Yerlisi, yüzde 14’ü LGBTQ +, yüzde 4’ü gazi, yüzde 3’ü engelli, yüzde 15’i ailesinde üniversiteye giden ilk kişi, yüzde 32’si vatandaşlığa kabul edilmiş kişiler veya göçmen çocukları.