Etiket: Erdoğan Toprak

  • CHP’li Toprak: Yılda Bir Kez Zammı IMF Dayatıyor

    CHP’li Toprak: Yılda Bir Kez Zammı IMF Dayatıyor


    CHP’li Toprak, memura ve emekliye yılda bir kez zam yapılmasını IMF’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dayattığını söyledi. Toprak, “İktidar, IMF’ye boyun eğerse milyonlarca memur ve emekli 2025’te yüzde 14 zamma mahkum edilecek” dedi.


    CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, IMF’nin iktidara ağır koşullar dayattığını ifade ederek, “Yeni vergiler ve yüksek faize devam edilmesini isteyen IMF, maaşlara 6 ayda bir zam yerine yılda bir kez hedef enflasyon oranında zam dayatıyor. İktidar, IMF’ye boyun eğerse milyonlarca memur ve emekli 2025’te yüzde 14 zamma mahkum edilecek” dedi.

    Erdoğan Toprak, yaptığı açıklamada, ”iktidarın sıcak paraya muhtaçlık açmazında IMF dayatmalarına sessiz ve tepkisiz kaldığını” vurgulayarak, şunları dile getirdi:

    ”Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) rutin ekonomik konsültasyonlar çerçevesinde hazırladığı Türkiye Raporu açıklandı. Uygulanan ekonomik programın parasal sıkılaştırma, yüksek faiz, harcamaların kısılması vb. alanlarda olumlu sonuçlarının görüldüğü, güven ortamının oluşmaya başladığı vurgulanırken, maliye politikaları, bütçe, vergi vb. alanlarda ise başarılı olunamadığı dile getirildi. IMF maaş, kira, tarımsal ürün taban fiyatları vb. artışların ‘gerçekleşen enflasyona göre değil, hedeflenen enflasyona göre yapılmasını’ istedi. Ayrıca programın başarısı için emekliler, kamu çalışanları ve asgari ücretlilere daha düşük zam verilmesini savunan IMF, maaşlara ve asgari ücrete yılda bir kez zam yapılması görüşünde. IMF’nin bu dayatması bu yıl asgari ücrette uygulandı. Milyonlarca asgari ücretliye sadece yılbaşında zam yapıldı. Yüksek enflasyona rağmen temmuzda zam verilmedi. Şimdi IMF’nin talebiyle memur ve emeklilere 6 ayda bir verilen zam ve enflasyon farkından vazgeçilmesi gündemde.

    Merkez Bankası’nın 8 Ağustos’ta açıkladığı son Enflasyon Raporu’nda 2025 için öngörülen enflasyon hedefi yüzde 14. IMF talebiyle ocakta memur, emekli, asgari ücretliye yüzde 14’lük hedef enflasyon hedefi kadar zamdan sonra temmuzda yeni bir zam söz konusu olmayacak. IMF enflasyonda katılığın sürmesi halinde MB’nin yüzde 50 politika faizini daha da yükseltmesi gerektiği görüşünde. Dolayısıyla ekim-kasımda faiz indirimi beklentilerine karşı çıkan IMF, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olası faiz indirimi talimatının önünü kesip uygun bulmadığını gösteriyor.

    “ÖRTÜLÜ BİR IMF PROGRAMI UYGULANIYOR”

    IMF Türkiye Raporu’nda; geçen yıldan beri uygulanan ekonomik programın bazı pozitif sonuçlarına karşılık ‘çok yavaş ilerlediği’, bütçe açıklarının artmaya devam ettiği, tasarruf ve harcamaların kısılmasında başarılı olunamadığı dile getiriliyor. Ekonomideki ciddi risklerin bir kısmının geride kaldığı, ancak küresel enerji fiyatlarının yükselmesi, Orta Doğu’daki çatışmalar, Ukrayna’daki savaştan kaynaklanan jeopolitik gerginlikler, sermaye akışlarının tersine dönmesi gibi enflasyonun kontrolden çıkmasına yol açabilecek risklerin halen mevcut olduğu uyarısı yapılıyor. Programın ‘mali, parasal ve gelir politikalarının birlikte çalıştırılmasını’ isteyen IMF, sıkı para-yüksek faiz politikasının büyümeye ciddi bir maliyeti olsa da enflasyonla mücadelede ısrarcı olunması, sıkı para ve maliye politikalarının sürdürülmesini şart koşuyor. Bu ay açıklanacak Orta Vadeli Program (OVP) için de taleplerde bulunan IMF, yeni vergilerle vergi tabanının genişletilmesini, acil ve temel olmayan projelere harcamaların sınırlandırılmasını, enerji sübvansiyonlarının azaltılmasını, KDV oranlarında değişikliğe gidilmesini istiyor.

    Dış kaynak ihtiyacı had safhada olan iktidar, küresel piyasaları ve sıcak para sermayedarlarını karşısına almamak için IMF’nin taleplerine tepki göstermek istemiyor. Kaldı ki bir yılı aşkın süreden bu yana zaten örtülü bir IMF programı uygulanıyor.”

    Kaynak: ANKA


    Etiketler

    Erdoğan Toprak

    Kahve Davetine Giden Kadın, Altın İçin Öldürüldü
    Kahve Davetine Giden Kadın, Altın İçin Öldürüldü

    Sivas'ta AKP'li Abdullah Güler'e Protesto! Vatandaşlar Alanı Terk Etti
    ‘Mahvettiler Bizi, Eleştirmeyelim mi Kardeşim?’

    Yoğurt Çabuk Mu Ekşiyor? İşte Yoğurdu Taş Gibi Tutan Yöntem
    Yoğurt Çabuk Mu Ekşiyor? İşte Yoğurdu Taş Gibi Tutan Yöntem

    Çok Konuşulacak İddia! Ünlü Anket Şirketinden 'Mansur Yavaş' Çıkışı
    Ünlü Anket Şirketinden ‘Mansur Yavaş’ Çıkışı

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Toprak: Yılda Bir Kez Zammı IMF Dayatıyor

    CHP’li Toprak: Yılda Bir Kez Zammı IMF Dayatıyor


    CHP’li Toprak, memura ve emekliye yılda bir kez zam yapılmasını IMF’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dayattığını söyledi. Toprak, “İktidar, IMF’ye boyun eğerse milyonlarca memur ve emekli 2025’te yüzde 14 zamma mahkum edilecek” dedi.


    CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, IMF’nin iktidara ağır koşullar dayattığını ifade ederek, “Yeni vergiler ve yüksek faize devam edilmesini isteyen IMF, maaşlara 6 ayda bir zam yerine yılda bir kez hedef enflasyon oranında zam dayatıyor. İktidar, IMF’ye boyun eğerse milyonlarca memur ve emekli 2025’te yüzde 14 zamma mahkum edilecek” dedi.

    Erdoğan Toprak, yaptığı açıklamada, ”iktidarın sıcak paraya muhtaçlık açmazında IMF dayatmalarına sessiz ve tepkisiz kaldığını” vurgulayarak, şunları dile getirdi:

    ”Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) rutin ekonomik konsültasyonlar çerçevesinde hazırladığı Türkiye Raporu açıklandı. Uygulanan ekonomik programın parasal sıkılaştırma, yüksek faiz, harcamaların kısılması vb. alanlarda olumlu sonuçlarının görüldüğü, güven ortamının oluşmaya başladığı vurgulanırken, maliye politikaları, bütçe, vergi vb. alanlarda ise başarılı olunamadığı dile getirildi. IMF maaş, kira, tarımsal ürün taban fiyatları vb. artışların ‘gerçekleşen enflasyona göre değil, hedeflenen enflasyona göre yapılmasını’ istedi. Ayrıca programın başarısı için emekliler, kamu çalışanları ve asgari ücretlilere daha düşük zam verilmesini savunan IMF, maaşlara ve asgari ücrete yılda bir kez zam yapılması görüşünde. IMF’nin bu dayatması bu yıl asgari ücrette uygulandı. Milyonlarca asgari ücretliye sadece yılbaşında zam yapıldı. Yüksek enflasyona rağmen temmuzda zam verilmedi. Şimdi IMF’nin talebiyle memur ve emeklilere 6 ayda bir verilen zam ve enflasyon farkından vazgeçilmesi gündemde.

    Merkez Bankası’nın 8 Ağustos’ta açıkladığı son Enflasyon Raporu’nda 2025 için öngörülen enflasyon hedefi yüzde 14. IMF talebiyle ocakta memur, emekli, asgari ücretliye yüzde 14’lük hedef enflasyon hedefi kadar zamdan sonra temmuzda yeni bir zam söz konusu olmayacak. IMF enflasyonda katılığın sürmesi halinde MB’nin yüzde 50 politika faizini daha da yükseltmesi gerektiği görüşünde. Dolayısıyla ekim-kasımda faiz indirimi beklentilerine karşı çıkan IMF, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olası faiz indirimi talimatının önünü kesip uygun bulmadığını gösteriyor.

    “ÖRTÜLÜ BİR IMF PROGRAMI UYGULANIYOR”

    IMF Türkiye Raporu’nda; geçen yıldan beri uygulanan ekonomik programın bazı pozitif sonuçlarına karşılık ‘çok yavaş ilerlediği’, bütçe açıklarının artmaya devam ettiği, tasarruf ve harcamaların kısılmasında başarılı olunamadığı dile getiriliyor. Ekonomideki ciddi risklerin bir kısmının geride kaldığı, ancak küresel enerji fiyatlarının yükselmesi, Orta Doğu’daki çatışmalar, Ukrayna’daki savaştan kaynaklanan jeopolitik gerginlikler, sermaye akışlarının tersine dönmesi gibi enflasyonun kontrolden çıkmasına yol açabilecek risklerin halen mevcut olduğu uyarısı yapılıyor. Programın ‘mali, parasal ve gelir politikalarının birlikte çalıştırılmasını’ isteyen IMF, sıkı para-yüksek faiz politikasının büyümeye ciddi bir maliyeti olsa da enflasyonla mücadelede ısrarcı olunması, sıkı para ve maliye politikalarının sürdürülmesini şart koşuyor. Bu ay açıklanacak Orta Vadeli Program (OVP) için de taleplerde bulunan IMF, yeni vergilerle vergi tabanının genişletilmesini, acil ve temel olmayan projelere harcamaların sınırlandırılmasını, enerji sübvansiyonlarının azaltılmasını, KDV oranlarında değişikliğe gidilmesini istiyor.

    Dış kaynak ihtiyacı had safhada olan iktidar, küresel piyasaları ve sıcak para sermayedarlarını karşısına almamak için IMF’nin taleplerine tepki göstermek istemiyor. Kaldı ki bir yılı aşkın süreden bu yana zaten örtülü bir IMF programı uygulanıyor.”

    Kaynak: ANKA


    Etiketler

    Erdoğan Toprak

    Kahve Davetine Giden Kadın, Altın İçin Öldürüldü
    Kahve Davetine Giden Kadın, Altın İçin Öldürüldü

    Sivas'ta AKP'li Abdullah Güler'e Protesto! Vatandaşlar Alanı Terk Etti
    ‘Mahvettiler Bizi, Eleştirmeyelim mi Kardeşim?’

    Yoğurt Çabuk Mu Ekşiyor? İşte Yoğurdu Taş Gibi Tutan Yöntem
    Yoğurt Çabuk Mu Ekşiyor? İşte Yoğurdu Taş Gibi Tutan Yöntem

    Çok Konuşulacak İddia! Ünlü Anket Şirketinden 'Mansur Yavaş' Çıkışı
    Ünlü Anket Şirketinden ‘Mansur Yavaş’ Çıkışı

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’den ‘Gizli Servet’ Sahiplerine Tepki: İktidar Yıllardır Vergi Kaçıranları Koruyor

    CHP’den ‘Gizli Servet’ Sahiplerine Tepki: İktidar Yıllardır Vergi Kaçıranları Koruyor


    CHP Milletvekili Erdoğan Toprak, vergi rekortmenleri listesindeki çoğu kişinin adını gizlemesine tepki gösterdi. Toprak, durumun şaibeli olduğunu belirterek, “Gelir vergisi kesilen ücretliler ülke ekonomisini ve bütçesini ayakta tutarken, ismini gizleyen servet sahibi rekortmenler ve kazancının vergisini ödemeyenler iktidarın gölgesinde yıllardır korunuyor” diye konuştu.


    Gelir İdaresi Başkanlığı, 2023 yılının vergi rekortmenlerini geçtiğimiz hafta açıkladı. Gelir vergisinin 100 kişilik listesinden ise yalnızca 27 kişi adını açıkladı. Bu durum şeffaf olmadığı için dikkat çekerken, CHP İstanbul Milletvekili Toprak da haftalık değerlendirme raporunda konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.

    ‘VERGİ KAÇIRANLARI SAKLIYORLAR’

    Toprak, raporunda şu ifadelere yer verdi:

    2023 yılı Gelir ve Kurumlar Vergisi rekortmenlerinden ‘ismini açıklamak istemeyenlerin’ sayısındaki artış, AKP döneminde servetini katlayanların mahcubiyetini yansıtıyor. Milyar dolarlık iktidar müteahhitleri vergi sıralamasında görünmüyor. Vergi yüzsüzleri listesi 2019’dan bu yana yayınlanmıyor. Gelir İdaresi Başkanlığı, büyük bölümü ismini gizleyen vergi rekortmenlerinin neredeyse boş listesini kamuoyuna açıklarken, kazancının vergisini o demeyen ‘Vergi Yüzsüzleri’ listesini ise 2019’dan beri açıklamıyor. Vergi kaçıranlar, vergi ödemeyenler beş yıldır kamuoyundan gizleniyor. Gelir vergisi kesilen ücretliler ülke ekonomisini ve bütçesini ayakta tutarken, ismini gizleyen servet sahibi rekortmenler ve kazancının vergisini ödemeyenler iktidarın gölgesinde yıllardır korunuyor.

    CHP'den 'Gizli Servet' Sahiplerine Tepki: İktidar Yıllardır Vergi Kaçıranları Koruyor - Resim : 1

    ‘BİR YILDIR ÖRTÜLÜ IMF PROGRAMI UYGULANIYOR’

    Maliye, bütçe, vergi politikalarını başarısız bulan ve yeni vergiler isteyen Uluslararası Para Fonu (IMF), faiz indirimine karşı çıktı. Gerekirse politika faizinin daha da artırılmasını önererek memur, emekli, asgari ücret zammının da yılda bir kez ve hedef enflasyona göre yapılmasını istiyor. İMF raporundaki talepler ve koşullara Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekonomi yönetiminin suskunluğu dikkat çekici. Anlaşılan dış kaynak ihtiyacı had safhada olan iktidar, küresel piyasaları ve sıcak para sermayedarlarını karşısına almamak için İMF’nin taleplerine karşı çıkmak, şartlarına tepki göstermek istemiyor. Kaldı ki bir yılı aşkın süreden bu yana zaten örtülü bir IMF programı uygulanıyor.

    ‘İSTİŞARE EDİLSEYDİ MİLYONLAR MAĞDUR OLMAYACAKTI’

    Ekonomide milyonlarca vergi mükellefini mağdur eden enflasyon muhasebesinde ısrarcı olan ekonomi yönetimi, iş dünyasının tepkileri yükselince geri adım atmak zorunda kaldı. Hazine ve Maliye Bakanlığı, 1,5 milyon mükellefi enflasyon muhasebesi ve ek vergi kapsamından çıkarttı. 2023 cirosu 50 milyon liranın altında olan yaklaşık 1,5 milyon gelir ve kurumlar vergisi mükellefi 2024 ek geçici vergi döneminde enflasyon muhasebesi uygulaması kapsamından çıkartılırken, bu kişi ve kurumlar gecikme faizi ve cezası o dememek için şimdi 6 Eylül’e kadar yeniden düzeltme beyannamesi vermek zorundalar. Oysa uygulamayı yürürlüğe koymadan önce TOBB, TÜRMOB, MÜSİAD vb. kuruluşlarla istişare edilseydi milyonlarca mükellef bu yanlışlarla mağdur edilmeyecekti.

    Kaynak: ANKA


    Etiketler

    Erdoğan Toprak


    CHP


    Vergi

    Promosyon Tutarları Değişti : Garanti BBVA Eylül Ayına Özel Promosyonu Duyurdu
    Promosyon Tutarları Değişti : Garanti BBVA Eylül Ayına Özel Promosyonu Duyurdu

    Emeklilik Sistemi ve Maaş Hesabı Sil Baştan! İşte Düşünülen Yeni Sistem
    Emeklilik Sistemi ve Maaş Hesabı Sil Baştan! İşte Düşünülen Yeni Sistem

    CHP'ye İl Binasını Satan Kişinin Şoke Eden Kimliği... 650 Milyon Euroluk Uyuşturucu Dosyasından Çıktı!
    650 Milyon Euroluk Uyuşturucu Dosyasından Çıktı!

    MHP'ye Dokunan Yanıyor: Şimdi de Ceza Hukukçusu Gözaltına Alındı
    Şimdi de Ceza Hukukçusu Gözaltına Alındı

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Toprak: Milli Eğitim Bakanı, partizan öğretmenler yetiştirmeyi hedefliyor

    CHP’li Toprak: Milli Eğitim Bakanı, partizan öğretmenler yetiştirmeyi hedefliyor


    Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, “Milli Eğitim Bakanı, şimdi ‘Öğretmenlik Mesleği ve Milli Eğitim Akademisi’ kanunuyla bu müfredatı uygulayacak ideolojiyi benimsemiş partizan öğretmenler yetiştirmeyi hedefliyor” dedi.


    CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, haftalık değerlendirme raporunu yayınladı. Raporda “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ne değerlendiren Toprak, “Dini ağırlıklı ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ müfredatını uygulamaya koyan Milli Eğitim Bakanı, şimdi ‘Öğretmenlik Mesleği ve Milli Eğitim Akademisi’ kanunuyla bu müfredatı uygulayacak ideolojiyi benimsemiş partizan öğretmenler yetiştirmeyi hedefliyor. Kurulan akademi ile eğitim fakülteleri işlevsiz hale getiriliyor” dedi.

    “ATAMALARIN ANAYASAYA AYKIRI OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI”

    Anayasa Mahkemesi’nin 703 sayılı KHK hakkında verdiği iptal kararlarını da yorumlayan Toprak, “Anayasa Mahkemesi’nin 703 Sayılı KHK ile ilgili iptal kararı, Türkiye’nin 6 yıldır ‘keyfi-yetkisiz ve hukuksuzca’ yönetildiğini tescil etti. İktidarın yayınladığı Cumhurbaşkanı kararlarının, duble maaşların, Rektör, Merkez Bankası Başkanı, Büyükelçi, Diyanet İşleri Başkanı vb. atamaların anayasaya aykırılığı açığa çıktı” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE’DE 348 BİN 265 TUTUKLU-HÜKÜMLÜ VAR”

    Raporda Türkiye’de hapishanelerdeki tutuklu sayısının Avrupa Konseyi’ne üye 46 ülkedeki toplam tutuklu sayısının üçte birine yaklaştığı kaydedildi. Rapordan, öne çıkanlar şöyle:

    “31 Ocak 2023 itibarıyla hapishanelerindeki 348 bin 265 tutuklu-hükümlüyle birinci konumdaki Türkiye’nin ardından 90 bin 964 kişiyle ikinci sıradaki İngiltere arasındaki fark 248 bin kişi. İngiltere’yi 72 bin 934 kişiyle Fransa, 71 bin 228 kişiyle Polonya izliyor. Avrupa Konseyi üyeleri arasında 86 milyonluk Türkiye’den sonra 83 milyon nüfusla ikinci konumdaki Almanya’nın cezaevlerinde tutuklu-hükümlü sayısı 56 bin 294.

    “SUÇ DAĞILIMINDA UYUŞTURUCU İLK SIRADA”

    Suç dağılımına bakıldığında ilk sırada yüzde 34,4 ile uyuşturucu suçlarından yatanlar geliyor. Bunu yüzde 9,3 ile hırsızlık, yüzde 16,7 ile şiddet suçları, yüzde 12,4’le cinayet veya cinayete teşebbüs, yüzde 8’le tecavüz ve diğer cinsel suçlardan hüküm giyenler izliyor. Türkiye’deki cezaevlerine bulunan 348 bin kişinin yüzde 7,6’sı ise terör suçlarından mahkum edilenlerden oluşuyor.

    Mahkemelerdeki konkordato davalarında karar sayısı mayıs sonu itibarıyla 491’e yükseldi. Aynı dönemde 233 şirketin konkordato talebi mahkemelerce reddedilirken, 44 şirketin iflas başvuruları kabul edilerek iflas kararı verildi. 2023 yılının tamamındaki konkordato kararı sayısı 519 iken iflas kararı sayısı 65 idi.”

    “HAYAT PAHALILIĞI AĞIRLAŞARAK DEVAM EDİYOR”

    Bir yıl önce yüzde 38 enflasyonla görevi devralan Bakan Mehmet Şimşek’in bir yıl sonra yüzde 75’e çıkan enflasyonu, ‘programın başarısı olarak nitelendirmesi’ çaresizliğin ifadesidir. Hayat pahalılığı ve yaşamı sürdürme güçlükleri ağırlaşarak devam ediyor! Ekonomi yönetimi, dikiş tutmayan bütçe açıklarını çözebilmek için yeni borçlanmaya hız veriyor. Haziran-ağustos döneminde 637 milyar TL yeni borçlanmayla piyasalardaki parayı çekecek.

    Mayıs ayında kalemler itibarıyla bakıldığında yıllık en yüksek enflasyon artışı yüzde 104,8’le eğitimde gerçekleşmiş. Bunu yüzde 93,21’le konut, yüzde 92,94’le lokanta ve oteller, yüzde 86,48’le alkollü içecekler ve tütün, yüzde 79,10’la ulaştırma, yüzde 77,67 ile sağlık harcamalarındaki fiyat artışları izliyor. 1 Temmuz’dan itibaren kira artışlarına yüzde 25 sınırı getiren yasanın süresinin uzatılmayacağı açıklandı. Her ne kadar yasada olmasına rağmen kira sınırı fiilen uygulanmasa da şimdi kira artışları tümüyle serbest kalacak ve enflasyona endeksli şekilde yüzde 70’e varan kira artışları devreye girecek.

    “F-35’TEN DIŞLANIP F-16’YA RAZI OLDU”

    ABD’nin CAATSA yaptırımları ve F-35 savaş uçağı projesinden Türkiye’yi çıkartması ardından F-16 savaş uçağı alımı için sürdürülen pazarlıklar noktalandı. İktidar, İsveç’in NATO üyeliğine verdiği onay sonrası hızlanan süreçte, F-35’ten dışlanıp F-16’ya razı oldu.”

    Kaynak: ANKA


    Etiketler

    Erdoğan Toprak


    Yusuf Tekin


    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB)


    yeni müfredat

    Show TV'den beklenmedik hamle. Bahar dizisinin yerine yeni program
    Show TV’den beklenmedik hamle. Bahar dizisinin yerine yeni program

    Özgür Özel duyurdu: Tekirdağ'da "Buğday Mitingi" düzenlenecek
    Tekirdağ’da “Buğday Mitingi” düzenlenecek

    2.sezon iddiaları doğru çıkmadı. NOW TV dev bütçeli diziyi bitiriyor
    2.sezon iddiaları doğru çıkmadı. NOW TV dev bütçeli diziyi bitiriyor

    Akşener-Erdoğan görüşmesi: Müsavat Dervişoğlu'ndan sert tepki
    Müsavat Dervişoğlu’ndan sert tepki

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Toprak Merkez Bankası’ndaki değişim hakkında konuştu: Yeni başkan yine ABD’den ve aileden

    CHP’li Toprak Merkez Bankası’ndaki değişim hakkında konuştu: Yeni başkan yine ABD’den ve aileden



    CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, haftalık değerlendirme raporunu bugün yayınladı.

    Toprak, raporunda Merkez Bankası’nda yaşanan değişime de dikkat çekti.

    Erdoğan Toprak’ın açıklamaları şöyle:

    “Rasyonel politikalara geçiş ve uluslararası para piyasalarından dış kaynak temin etmesi umuduyla Merkez Bankası’nın (MB) başına getirilen Gaye Erkan, 8 ayda görevden ayrıldı. Tek adam yönetiminde MB Başkanlığı sıradanlaştı. Atanan yeni başkan yine ABD’den ve aileden. Merkez Bankası yönetimi, kasası, rezervleri, Cumhurbaşkanının sözünden çıkmayacak, hem partiden hem de aileden yakın bir isme emanet edildi. Son toplantıda seçime kadar faiz artışına ara verildiği için en az 3 ay, faiz konusunda Erdoğan ile karşı karşıya gelmeyecek.”

    NE OLMUŞTU?

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek yönetimindeki yeni dönemde Merkez Bankası Başkanlığı’na atanan, ilk kadın başkan Hafize Gaye Erkan, 7 ay 23 gün sonra “görevden affını” istemiş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından görevinden alınmıştı.

    Erkan’ın yerine Fatih Karahan getirilmişti.

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Aytun Çıray, Akşener’in Altılı Masa’dan kalktığı geceyi anlattı: Belediye başkanları önerisi Erdoğan Toprak’a ait

    Aytun Çıray, Akşener’in Altılı Masa’dan kalktığı geceyi anlattı: Belediye başkanları önerisi Erdoğan Toprak’a ait



    Genel seçimler öncesinde partisinden istifa eden Aytun Çıray, İYİ Parti lideri Akşener’in Altılı Masa’dan kalktığı gün yaşananları anlattı.

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 3 Mart günü sert bir açıklama yaparak Altılı Masa’ya rest çekmişti. Akşener, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Yardımcısı olma şartının kabul edilmesi sonrası masaya dönmesinin ardından bir süre sonra Altılı Masa toplanmış ve cumhurbaşkanı adayı olarak Kemal Kılıçdaroğlu açıklanmıştı.

    Seçimler öncesinde partiden istifa eden 27’inci dönem İYİ Parti İzmir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Aytun Çıray, Xsosyal medya hesabından 3 Mart ve sonrasında yaşananları yazdı.

    “Yaşadıklarımı yazmam artık millete ve tarihe karşı zorunlu bir görev oldu diye düşündüm” diyen Çıray, “İmamoğlu-Yavaş Cumhurbaşkanı Yardımcısı olsun” teklifinin CHP’den geldiğini öne sürdü. Seçim sonucunun faturasını tamamen Kılıçdaroğlu’na kesildiğini söyleyen Çıray, “Anlatacaklarım saat saat belgelidir” dedi.

    Çıray’ın açıklamaları şu şekilde:

    “Birinci sıradan kontenjan milletvekili yapılan İYİ Parti’li, Gürkan Hacır’ın ‘Taksim Meydanı’ programında..

    ‘Meral Hanım’a dua edin’ diye başlayarak..

    ‘O masadan kalkmasaydı ve cumhurbaşkanı adayı olmasını istediği belediye başkanlarını -cumhurbaşkanı yardımcısı olacak şekilde- o karenin içine koymasaydı -Kemal Kılıçdaroğlu- %48 de oy alamazdı’ mealinde bir açıklama yapınca..

    Yaşadıklarımı yazmam artık millete ve tarihe karşı zorunlu bir görev oldu diye düşündüm.

    ***

    Hatırlayalım…

    3 mart 2023 tarihinde Akşener, hepimize büyük sürpriz olan “Altılı Masa”dan kalkarken konuşmasını şöyle tamamlamıştı:

    ‘Dün nihayet ortak Cumhurbaşkanı adayının kim olacağını tartıştık. 5 siyasi parti tek bir ismi dile getirerek Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığına ‘evet’ dedi. Biz iki ismi beyan ettik, Mansur Yavaş ile Ekrem İmamoğlu’ydu.

    Yenilgi yenilgi büyüyen küçük hesaplar 85 milyonun kutlu zaferine tercih edilmiştir. Şahsi hırslar Türkiye’ye tercih edildi.

    Üzülerek söylüyorum ki dün itibarıyla 6’lı masa artık millet iradesini kararlarına yansıtma kabiliyetini kaybetmiştir. Ne kumar masasında ne de noter masasında olmayacağız.”

    ***

    Ama aynı gün Ekrem İmamoğlu da bir açıklama yapmış ve “Ekrem İmamoğlu’nun adaylığı diye bir mesele yok ki… Her CHP’linin adayı genel başkanıdır. Benim de adayım Genel Başkan’dır.” demişti.

    Yani İmamoğlu, Akşener’in “kazanacak aday”ı aday olmadığını, Kılıçdaroğlu’nu desteklediğini açıklayarak Akşener’i tekzip ediyordu.

    Mansur Yavaş ise 1 martta yaptığı söyleşide: “Kılıçdaroğlu ve Akşener’in iradesi dışında hiçbir harekete girmem” demişti.

    Eh Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin iradesi belli olduğuna göre Yavaş da aday değildi.

    Masa’da aday gösterdiğini söyledikleri Başkanlar, “biz aday değiliz” dediklerine göre Meral Hanım onları neye dayanarak aday göstermişti?

    Esasen Masa’yı dağıtmasının anlamı neydi?

    Bu hamle kime yarıyordu?

    ***

    Bütün bu soruların cevapları elbette ortaya çıkacaktır.

    Ancak “Taksim Meydanı” programı göstermiştir ki…

    Bu cevapları ortaya çıkaracaklar için doğru bilgiler gerekiyor.

    Bu nedenle Meral Hanım’ın tekrar Masa’ya oturmasını sağlayan sürecin..

    Ve Belediye Başkanlarının kim tarafından, neden ve nasıl “cumhurbaşkanı yardımcıları” olmalarına karar verildiğinin doğru bilinmesi gerekiyor.

    ***

    (Anlatacaklarım saat saat belgelidir.)

    O günlerde Akşener’in Başdanışmanları olarak ben, Turhan Çömez, Ahmet Fakıbaba ve Birol Aydemir sürekli durumu izleyip irtibat halinde oluyorduk.

    4 Mart akşamı Turhan Bey beni arayarak durumun vahim olduğunu ve buluşmamız gerektiğini söyledi.

    “Masa’ya tekrar otuması için Meral Hanım’ı ikna edecek biriyle ertesi sabah buluşacağını” da anlattı.

    O akşam dördümüz 5 mart öğle saatlerinde Atakule’de buluşmaya karar verdik.

    Buluştuk.

    Saatlerce konuştuk.

    Birol Bey, güvenilir anket firmalarının sahipleri ile konuşmalarını ve kendi hesaplamalarını anlatarak durumun vahim olduğunu matematiksel olarak ortaya koydu.

    Turhan Bey’e ‘sorunu çözerim’ diyen kişi ise benim de tanıdığım biriydi ve etkisi olamazdı, nitekim olamadı.

    ***

    O gün sabah bana gelen bir ankete göre İYİ Parti % 6,4’e düşmüştü.

    Kendi yaptırdığım ankette ise İzmir’de İYİ Parti oyları % 6,8 idi.

    Bu Türkiye anketini de doğrulamaktaydı.

    ‘Eyvah!’ dedim ve sabah Kılıçdaroğlu’nun güvendiği..

    3 marttan itibaren de istişarelerde bulunduğumuz Erdoğan Toprak’ı aradım..

    ‘Sayın Bakanım’ dedim, ‘durum tahminimizden fazla vahamet arz ediyor. Sayın Kılıçdaroğlu’nu bilgilendirinde bir araya gelelim.’

    İstanbul’daymış…

    ‘Hemen yola çıkıyorum’ dedi.

    ***

    Arkadaşlar Atakule’de beklerlerken öğleden sonra TBMM’deki odamda Toprak’la buluştuk.

    Meral Hanım’ı onore ederek masaya oturtacak bir formül gerekiyordu.

    O öneri Erdoğan Toprak’tan, yani CHP’den geldi:

    ‘Kemal Bey, Akşener’in aday yapmak istediği belediye başkanlarını cumhurbaşkanı yardımcısı yapacağını açıklasın ve bunu da İYİ Parti önermiş olsun.’

    ‘Tamam’ dedim, ‘ben şimdi Sayın Akşener’e bu teklifi götüreyim. Daha sonra tekrar bir araya geliriz.’

    ***

    Şahit olması için Turhan Çömez’i de alarak Akşener’e gittim.

    Bilge Yılmaz da oradaydı.

    Olduğu gibi anlattım.

    Çömez’le birlikte neden tekrar Masa’ya dönülmesi gerektiği konusunda görüşlerimizi de ilettik.

    Akşener, ‘Bilge tekrar masaya oturmaya karşı; ama bu öneri değerlendirmeye değer,’ dedi.

    ***

    Tekrar Meclis’te buluştuğumuz Toprak’a Meral Hanım’ın sözlerini ilettim.

    ‘Yumuşama var, artık Kemal Bey doğrudan devreye girmeli’ dedim.

    ‘Tamam’ dedi, Erdoğan Bey, ‘zaten İstanbul’dan Ekrem Bey’i de çağırdı.’

    Sonra süreci çok geç saatler kadar izledim.

    ***

    Değerli okurlar..

    Kulislerde söz edilse de..

    Bu konuda ne ben ne Erdoğan Bey bugüne kadar konuştuk.

    Terbiyemiz elvermezdi.

    Ancak bürokrasi yıllarından bu yana tanıdığım dürüst ‘arkadaşım’ Kemal Kılıçdaroğlu seçim sonuçlarının tek hedefi haline getirildi..

    Herkes elini yıkayıp sıvışırken ‘Asalım şu Kılıçdaroğlu’nu!’ demedikleri kaldı.

    Bir de..

    Dönemin tarihini yazacak olanlara doğru bilgiler ulaşsın istedim.

    ***

    Yaptıklarım ve yazdıklarım bir kısmınızın hoşunuza gitmeyebilir..

    Zaten ‘devlet’in bazı mahfillerinde hoş karşılanmamış olmalı ki..

    Birincisinde başarılamayan tasfiye operasyonunun ikincisi ile karşılaştım.

    Vatan sağolsun!

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Toprak: İktidar servet aktarma politikalarıyla 21 yılda AKP zenginlerini yarattı

    CHP’li Toprak: İktidar servet aktarma politikalarıyla 21 yılda AKP zenginlerini yarattı



    CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, iktidarın ekonomi politikaları sonucu ulusal servetin yüzde 70’inin 8,5 milyon kişiye ait olduğunu, iktidarın ‘servet aktarma’ politikalarıyla 21 yılda AKP zenginlerini yarattığını belirterek, “İktidar sözcülerinin ‘ülkede aç, ekmek bulamayan yok. Tatil yerleri, kafeler dolup taşıyor, trafikte lüks araçtan geçilmiyor’ vb. ifadelerle savundukları tablonun aktörleri, 85 milyon nüfuslu ülkede, 1 trilyon doları aşan ulusal servetin yüzde 70’ine el koyup, aralarında paylaşan 8,5 milyon kişi” dedi.

    “CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, haftalık değerlendirme raporunu yayınladı. Toprak, raporda şu saptamalara yer verdi:

    TOPLAM SERVETİN YÜZDE 70’İ NÜFUSUN YÜZDE 10’UNA AİT

    İsviçreli Credit Suisse’in açıkladığı ‘Küresel Servet Raporu’; Türkiye’nin 1 trilyon doları aşan gayri safi milli hasılasının yüzde 40’ının 850 bin kişiye, Türkiye’deki toplam servetin yüzde 70’i nüfusun yüzde 10’unu oluşturan 8,5 milyon kişiye ait olduğunu, ortaya çıkarttı. İktidar, ‘servet aktarma’ politikalarıyla 21 yılda AKP zenginlerini yarattı!

    NÜFUSUN EN YOKSUL YÜZDE 30’U SADECE BORÇ SAHİBİ

    Nüfusun en zengin yüzde 5’lik kesimi (4 milyon 250 bin kişi) toplam servetten yüzde 59,2 (616 milyar dolar) pay alırken, nüfusun yüzde 95’i ulusal servetin yüzde 40,8’ini (424 milyar dolar) paylaşıyor. Nüfusun en yoksul yüzde 30’u (2 milyon 550 bin kişi) ulusal servetten pay alamadığı gibi sadece borç sahibi. Borç tutarı da 1 milyar dolar. Türkiye’de 10- 50 milyon dolar arası serveti olan 2 bin 920, 50-100 milyon dolar arası serveti olan 320, 500 milyon dolar ve üstü serveti olan 31 kişi.

    İktidar sözcülerinin ‘ülkede aç, ekmek bulamayan yok. Tatil yerleri, kafeler dolup taşıyor, trafikte lüks araçtan geçilmiyor’ vb. ifadelerle savundukları tablonun aktörleri, 85 milyon nüfuslu ülkede, 1 trilyon doları aşan ulusal servetin yüzde 70’ine el koyup, aralarında paylaşan 8,5 milyon kişi!

    TÜRKİYE’YE SURİYE’DE ‘İŞGALCİ’ DENİLDİ

    Suriye ile normalleşme girişimleri çıkmaza girmiş görünüyor. İktidar Suriye’de ABD ile yakınlaşırken, Arap medyası Türkiye destekli ÖSO’nun Suriye’de İran’a karşı kullanılacağını öne sürüyor. Şam yönetimi, 20 Suriye askerinin öldürüldüğü IŞİD saldırısından ABD, İsrail ve ‘işgalci’ diye nitelendirdiği Türkiye’yi sorumlu tuttu! İktidarın Suriye’de ABD ile yakınlaşması, Türkiye’yi Rusya ve İran ile karşı karşıya getirebilir. Rusya ve İran da PYD-YPG ile yakınlaşma yanında, yaklaşan kış öncesinde her iki ülke Türkiye’ye karşı enerji kozunu masaya sürebilir. Tüm gelişmeler, Suriye’de tablonun karmaşık ve kritik bir sürece doğru ilerlediğini, Suriye ile normalleşme girişimlerinde çıkmaza girildiğini gösteriyor.

    “KEYFİ BANKACILIK DÖNEMİ

    İki kamu bankası yurt dışından toplam 1,1 milyar kaynak bulduğunu açıkladı. Bankalar yasası ve dış kaynak teminine dönük yasal resmi teamüller gereği paranın kaynağı kamuoyuna açıklanması gerekirken bu yapılmadı. Devlet yönetimindeki keyfilik, sermayesi millete-hazineye ait kamu bankalarına da yayılıyor. Şimdi de en büyük hissedarları olan hazinenin gücünü, itibar ve güvencesini arkalarına alarak buldukları milyarlarca dolarlık borcun, kredinin kaynağını gizliyorlar. Rasyonel politikaya geçiş bu mu? Bu tefeci parası veya kara para mı ki, parayı verenin adı açıklanmıyor? Keyfi yönetimin devlette hızla yaygınlaşmasının yansıması, kamu bankalarında da şeffaf olmayan, sadece tek kişiye hesap veren ‘keyfi bankacılık’ olarak karşımıza çıkıyor.

    KÜÇÜK YATIRIMCIYA BORSA UYARISI

    Borsa İstanbul’da patlama yapan halka arzlar ve her gün yeni rekor kıran yükselişler, seçeneksiz bırakılan tasarruf sahipleri ve küçük yatırımcıların borsada ağır mağduriyetler yaşamasıyla sonuçlanacak bir süreci işaret ediyor. Şirketler, halka arz gelirleriyle borçlarını kapatıp farklı alanlara kaynak aktarımı ve yığınak yapıyor! TÜİK’in inandırıcı olmayan enflasyon verileri gibi, borsada da medya aracılığıyla desteklenen ‘endeks yeni rekor kırdı’ manşetleri, geçmişi belirsiz sosyal medya fenomenleriyle yönlendirilen milyonlarca küçük yatırımcının ciddi bir vurgunla mağdur edilmesi, her şeyini yitirmesi yüksek ihtimal. SPK hemen her hafta çok sayıda isme, aracı şirkete, foreks sitesine işlem ve erişim yasağı getiriyor. Bu tablo manipülasyon ve vurgun riskinin ulaştığı boyutları sergilerken, yakında borsazedelerin ülke gündeminde ilk sıraya yükseleceğini gösteriyor!

    SIĞINMACI POLİTİKASI RİSK OLUŞTURUYOR

    Şanlıurfa’da infiale yol açan çocuk tecavüzünde failin Suriyeli olmasına gösterilen tepkilere karşın bugüne kadar yaşanan benzer pek çok olaydaki toplumsal tepkisizlik, cezasızlık ve iktidarın örtbas etme yaklaşımı ‘tacizleri’ yaygınlaştırıyor. Ülkemizdeki sığınmacı tehlikesinin geldiği noktayı sergileyen bu olaylara rağmen iktidarın hâlâ ortaya bir plan ve strateji koyamamış olması öngörüsüzlüğün sonucudur. Şanlıurfa-Bozova’da yaşananların gerekçesi çocuk tacizi olsa da gelinen aşamada sığınmacılardan kaynaklı tehdit, risk ve toplumsal gerginliğin hangi noktalara varabileceğini gösteriyor. Aradan geçen 12 yıla karşılık hâlâ ortaya bir sığınmacı-kaçak göçmen planı-programı koyamayan iktidar, aynı beceriksizlik ve öngörüsüzlüğü hızla büyüyen siyasi, ekonomik, etnik ve insani risk boyutunda da sergiliyor.

    GÜVEN VERMİYOR

    Merkez Bankası’nın (MB) yaptığı Piyasa Katılımcıları Anketi’nde yükseltilen yeni hedefler, inandırıcı ve güvenilir bulunmadı. Yıl sonu enflasyon hedefini yüzde 58’e, 2024 hedefini yüzde 33’e yükselten MB’nin ağustos anketindeki beklenti, yıl sonu yüzde 60, 2024 yüzde 42, 2025 yüzde 22 oldu. Dolar kuru ise 35 TL’ye ulaştı! Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına yansıyan bu tablo; mevcut ekonomi yönetiminin de iktidarın önceki kadroları gibi inandırıcılık sorununu aşamadığını, şu ana kadar atılan adımların iç ve dış piyasalara güven veremediğini, sergiliyor.

    CARİ FAZLA MÜJDESİ CARİ AÇIK OLACAK

    Ekonomide atılan adımların etkisiyle haziranda cari fazla verildiğine yönelik açıklamalar tümüyle algı yaratma çabasıdır. 9 güne uzatılan Kurban Bayramı tatilinde gümrüklerin kapalı olmasıyla yüzde 25 düşen ithalatın yarattığı bu tablo, temmuzda 12,5 milyar dolar olan aylık dış ticaret açığının yansımasıyla cari açığa dönüşecek! İktidarın ‘cari fazla’ müjdesi temmuz verileri açıklandığında en az 5-7 milyar dolar arası cari açığa dönüşecek. Ocak-haziran döneminde 6 aylık cari açığın 36 milyar 803 milyon dolar ve yıllık cari açığın 56,5 milyar dolar olması, hazirandaki ‘bir aylık molaya’ rağmen cari açığın ekonominin geneli üzerinde ciddi bir risk olmaya devam edeceğinin göstergesi!

    ÖRTÜLÜ FİNANSMAN

    Temmuzda 48 milyar TL ‘fazla’ veren merkezi yönetim bütçesinde gerçek yük milyonlarca dar gelirli, çalışan, emekliye bindirildi. KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerde yapılan artışlar sonrası, bir avuç servet sahibiyle aynı vergiyi ödeyen milyonlar sayesinde vergi gelirleri yüzde 167 arttı. Bütçeden Kur Korumalı Mevduata (KKM) yapılan ödemelerin 15 Temmuz’dan itibaren Merkez Bankası’na yıkılmasıyla temmuz bütçe açığı 35 milyar TL düşürülerek, fazlaya dönüştürüldü! Merkez Bankası, hazinenin KKM ödemelerini üstlenerek, MB yasasının yasaklamasına rağmen dolaylı ve örtülü şekilde bütçeye kaynak aktarıp, hazineyi finanse edecek. Torba yasayla üzerine bindirilen bu ekstra milyarları ödeyebilmek için karşılıksız para basacak. Büyük ihtimalle bilançosunda ‘zarar’ yazacağı için hazineye kâr aktaramayacak!

    ERDOĞAN KENDİ SORUMLULUĞUNU GİZLEMEYİ AMAÇLIYOR

    İktidar enflasyon ve hayat pahalılığının halkı bunalttığını itiraf etmesine karşılık bu noktaya gelinmesinde kendi sorumluluğunu görmezden gelip, küresel kriz ve küresel gıda fiyat artışı bahanesine sarılıyor. Aksine dünyada gıda fiyatları ve enflasyon düşerken, TÜİK’in Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi verileri de iktidarı yalanlıyor! Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yönetiminin ekonominin her alanında yaptığı yanlışların üzerini örtme çabasına girişip, Türkiye’deki enflasyonun küresel fiyat artışları ve krizin yansımasıyla yükseldiğini iddia etmesi, halkın hayat pahalılığından bunaldığının farkında olduklarını söylemesi tümüyle anlamsız, kendi sorumluluklarını gizleme amaçlı içi boş söylemlerdir.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Toprak’tan “Değişim” talebine tepki: Dayatmayla ‘değişim’ diyenler DSP örneğine iyi baksın

    CHP’li Toprak’tan “Değişim” talebine tepki: Dayatmayla ‘değişim’ diyenler DSP örneğine iyi baksın



    CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, partisindeki ‘değişim’ tartışmalarına ilişkin olarak konuştu. 

    Diken’den Altan Sancar‘a konuşan Toprak aynı zamanda, üç gün önce partide ‘köklü bir reforma ihtiyaç olduğunu’ söyleyen CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’a da tepki göstererek “Tamam da kardeşim sen de o kurulun üyesiydin. Niye çıkıp o gün bunu söylemedin?” dedi. 

    27 yıldır milletvekilliği yapan, parti örgütü ve delege üzerinde etkili olduğu belirtilen isimlerden olan Toprak, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na ‘haksızlık’ yapıldığını söyledi.

    Seçim döneminde Kılıçdaroğlu’nun koordinatör başdanışmanı olan Toprak’a göre değişim isteyenlerin ‘ortaya koydukları bir paradigma bulunmadığı için CHP’nin ara dönem yaşama riski bulunuyor.’

    ‘KILIÇDAROĞLUNUN KENARA ÇEKİLMESİ DOĞRU OLMAZDI’

    Seçimlerin ardından konuşmayan ancak tartışmalar çıktığında ne söyleyeceği merak edilen isimlerdensiniz. Partinizdeki ‘değişim’ tartışmalarını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Tabi ki seçimi kazanamamanın yarattığı zemin ortada durduğu için ne söylersek söyleyelim biliyorum ki tepkiyle karşılanabilir. Seçimi kaybettikten sonra dile getireceğimiz gerçekler çok akıllıca dahi olsa kaybetmenin yarattığı zemin, sizin söylediğiniz doğruları bir noktada gölgeliyor.

    Ben parti içindeki tartışmaların kamuoyu önünde bu kadar açıkça tartışılmasını doğru bulmuyorum. Bu tartışmaların daha farklı şekilde yapılması gerekiyor. Sayın Kılıçdaroğlu’nun bir grup toplantısında yol haritasını ortaya koydu. Kendisi “Ben değişme açığım. Bu noktada bir sorumluluğum var. O sorumlunun gereğini yapmak zorundayım” dedi ki doğru söylüyor. Cumhuriyet Halk Partisi’ni başsız bırakıp, kenara çekilmesi doğru olmazdı.

    ”BIRAK O GELSİN‘ DEMEK DOĞRU DEĞİL’

    Oy veren yüzde 48’lik kesimin umutlarını hayal kırıklığına çevirmesini doğru bulmam. Onun için kendisinin de dediği gibi Cumhuriyet Halk Partisi gibi 99 yıllık bir partiyi, sağlam limana hiç hasar almadan götürmek zorundayız. Kendisi de bunun işaretini verdi. Her bir CHP’li de bu hedef etrafında buluşmalıdır ki AK Parti’nin hukuksuzluğu önündeki en büyük engel olan CHP’yi koruyabilelim.

    İkincisi, kongre kararı alındı. Değişim sürecinin sandıkta sağlıklı bir şekilde yapılması gerekiyor ki bunu yaptı. Fakat çıkıp “Bırak” demek farklı bir şey, “Bırak, o gelsin” demek doğru değil. Kılıçdaroğlu padişah değil ki ülke de padişahlıkla yönetilmiyor. Kimin geleceğine partimizin delegasyonu özgür iradesiyle karar verir. Cumhuriyet Halk Partisi demokrasiyi içine sindirmiş bir partidir. Bu partinin değişimi sandıkta, kurultaylarda olur.

    ‘KİŞİLER ÜZERİNDEN TARTIŞMAYI SÜRDÜRÜRSEK HATA YAPARIZ’

    Deniyor ki ‘Kemal bey değişim istemezse olmaz.’ Buna katılmıyor musunuz?

    Hayır ben katılmıyorum. Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olduğunda, İnönü Milli Şef olarak adlandırılıyordu ve Kurtuluş Savaşı’nın büyük aktörlerinin bir tanesiydi. Ona karşı bir paradigma ortaya koydu, ortanın solu adıyla ve “Toprak işleyenin, su kullananın” dedi. Kongre salonunda başarı elde etti. Cumhuriyet Halk Partisi’nde bu tip örnekler vardır. Bu nedenle ben buna katılmıyorum.

    Eğer ortaya bir paradigma koyarsak ve değişim isteğindeki güçlü argümanları iyi anlatabilirsek, değişim diyenlerin yüzde 48’in, yüzde 50+1’e nasıl getirileceği sorusunun cevabını verebiliriz. Bu yüzden 50+1’e gelebilmek için hangi politikalar ortaya konulmalı ve bunun üzerinden tartışmalıyız. Biz kişiler üstünden tartışmayı sürdürürsek hata yaparız. Bence politikalar üzerinden düşünülmeli, yani ortaya bir yol haritası konulmalı. Hepimizin ortak derdi CHP’yi bugün bulunduğu noktadan daha ileriye taşımak olmalı.

    Unutulmamalıdır ki, birçok alanda değişimi bu partiye yaşatan, birçok noktada adım atan kişi Kemal Kılıçdaroğlu’dur ve onun dönemidir.

    ‘SOMUT BİR YOL HARİTASINA SAYGI DUYARIM’

    Çağrıların altının doldurulması gerektiğini mi söylüyorsunuz?

    Yeni bir şey ortaya konulmalıdır. Mesela bu ucube sistemde ittifaklara mecbur kaldık. Bu sistem, değişim için ittifakları mecbur kıldı. Peki değişim isteyen arkadaşlar ittifaklarla ilgili ne düşünüyor? Ben mesela bunu merak ediyorum. Yani ‘değişim’ kelimesi güzeldir fakat bunların altını doldurmazsanız sloganlardan öteye gidemezsiniz. Siz bunun altını doldurursanız, o zaman o kongre salonunda Cumhuriyet Halk Parti delegesi bunun karşılığını verir. Partimizin delegesi net, akıllı ve doğru kararlar verir. Değişimde yüzde 50+1’e nasıl ulaşılacağının somut bir yol haritasını ortaya koyduğunuz zaman ben buna saygı duyarım.

    ‘DEĞİŞİM ADI ALTINDA GENEL BAŞKANIMIZI YIPRATIRSANIZ BU OLMAZ’

    Kemal bey değişim iradesini yüzde 48 olarak etrafımızda kenetlenmiş durumda. Bundan sonraki hedef bunun üzerine çıkmak olmalıdır. Duygusal tepkiler, anlık olarak verilebilir; ama nihayetinde değişim iradesi akılla ve sağduyuyla sağlanacaktır. Mesele bu değişim iradesini korumak ve yükseltmektir. Bunun öncü gücü de partimiz olacaktır. Ama bu iradeyi önce partimizin kurullarında ortak akılla şekillendirmeliyiz, bunu kamuoyu önünde yapmamalıyız. Kamuoyu bizi sürekli tartışan değil, üreten bir parti olarak görmelidir.

    Siz tutar değişim adı altında genel başkanı yıpratırsanız bu olmaz. Genel başkan, gece gündüz çalıştı. İttifakı kurdu, bu ülkede herkes susarken adalet yürüyüşünü başlattı. Baro başkanı bile
    bu yürüyüşe katılmazken, iktidarı karşısına almaya cesaret edemezken, genel başkan toplumdaki tek adam rejimiyle sorunu olanları bir çatı altında toplayıp Ankara’dan İstanbul’a yürüdü. Buradaki bilinci doğru okuyamazsak partide duygusal ve küskün bir kesim yaratılır ve bunun sonu kopuşlara gider. Vicdanıyla hareket eden insanlar “Kemal beye yapılan bu haksızlığı oldu bittiye getiriyorlar” diye düşünür ve partiye olan güven azalır. Bu da sadece bizim değil, tüm Türkiye’nin kaybına olur.

    Siz Kemal Kılıçdaroğlu’nun da dile getirdiği ‘paradigma’ konusuna işaret ediyorsunuz…

    Şimdi değişimi kişilere indirgemeyi doğru bulmuyorum. Paradigmayla partiyi bugünden daha ileri taşıyacak bir tartışmaya ihtiyaç var. Bu tartışmanın da parti içinde olmasına ve kamuoyunun önünde olmaması gerektiğine inanıyorum. CHP’de daha önce görev yapmış, parti politikalarında sorumluluğu olan kişilerin kenara çekilip ‘değişim’ çıkışı yapmasını doğru bulmuyorum.

    Peki değişim yerel seçimler öncesi olmaz ise yerel seçimlerde yenilgi yaşanacağını düşünüyor musunuz? Zira Ekrem İmamoğlu bu konuda uyarılarda bulunuyor.

    Belediyelerde birinci dönemler partilerin güçleriyle ve kampanyasıyla kazanılır. İkinci döneminde ise belediye başkanların beş yıl içinde verdiği hizmetten toplumun memnun olup olmaması etkili olur. İkinci dönemde partilerden önce başkanlara bakılır, başkanlar başarılıysa seçilirler. Bunun en bariz örneği, Yılmaz Büyükerşen’in kendisidir. 2002’de partisi yüzde 1 oy almışken, ardından gelen 2004 yerel seçimlerde kendisi Eskişehir’i açık ara farkla kazandı. Yani belediye başkanları başarılıysa kendi belediyelerini bir kez daha alırlar.

    ‘DEĞİŞİM TARTIŞMASI KISIR BİR TARTIŞMA’

    Ama bir heyecan dalgasına ihtiyacınız yok mu?

    Elbette ihtiyaç var. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Balıkesir, Manisa gibi illerde de iddialıyız. Oralarda kazanmak istiyoruz. Ama değişimle ilgili kongre takvimi başlamış ve bu süreç artık hayata geçirilmiştir. Yani bu süreci durdurmak mümkün değil. Parti meclisi böyle bir karar verdi ve süreç başladı. Artık sandıklar önümüze gelmeye başladı. Birkaç ay içerisinde de bunlar sonuçlanacak.

    Değişimin toplumda büyük bir heyecan yaratabilmesi için, partimizin herkesin katkı koyarak oluşturduğu yeni yol haritasını kamuoyuyla paylaşması gerekir. Kamuoyunda fikirleri tartışmaya açmazsanız, kişiler üzerinden giderseniz hata yaparsınız. Delege o heyecanı ve neyin nasıl yapılacağını görmek ister. Bugün değişim adi altında yürütülen tartışma, kısır ve kişiler üzerinden sürdürülen bir tartışma halini almıştır. Bunun partinin faydasına olacağına inanmıyorum.

    ‘HATALAR DA KONUŞULMALI AMA O GÜN BUGÜN DEĞİL’

    Hiç hata olmadı mı bu süreçte? Partide üst yönetimde görev yapmış kişiler bu yönde açıklamalar yaptılar bu hafta. Hatta fikirlerinin alınmadığını belirttiler. Siz ne düşünüyorsunuz?

    Hatalar elbette vardır. Bu hataları konuşurken, geleceği kaybetmemeliyiz. Hatalar da konuşulmalı katılıyorum, ama o gün bugün değil. Bu sürece son bir yılda bilerek veya bilmeyerek zarar verenler oldu, bu da toplumda kırılmalar ve güven sorunları yarattı. O nedenle bugün bu tartışmaların dışına çıkmalıyız.

    Yani listeler için konuşuluyor, tamam da kardeşim sen de o kurulun üyesiydin. Niye çıkıp o gün bunu söylemedin? Onu söylemen lazımdı. Bugün niye söylüyorsun? O gün çıkıp “Ben bu listelere evet diyemem” diyebilirdiniz. Yani o gün onu söylemiyorsun, bugün söylüyorsun. Onun için geçmişi bırakarak, geleceği nasıl kurtaracağız ona bakmalıyız.

    ‘YEREL SEÇİMDEN ÖNCE BU TARTIŞMALAR AKP’NİN İŞİNE YARAR’

    Kılıçdaroğlu son yaptığı açıklamalarda değişime dair ‘Bazen ileri değil, geri götürebilir’ anlamına gelecek sözler söyledi. Burada dile getirilen o endişe nedir?

    Değişim derken, biz bunu ortak akılla yönetemez, doğru temellere ve paradigmaya oturtamazsak parti karpuz gibi ikiye bölünür ve kurultaylar partisi olur. CHP’de bir ara dönem yaşanır bu da partiye zarar verir.

    Değişim bir kelimeden öteye geçmelidir. Bunun altının doldurulması gerekiyor. Toplum bu değişime karşılık verir, heyecan dalgası nasıl yaratılır bunu görmemiz lazım. Yani her değişim doğrudan ileri götürecek değil ki geriye de götürebilir. Siz parti içinde tartışmayı kişi üzerinden kurarsanız parti içerisindeki bunca şeyi yok sayarsanız, 48’e gelen oy oranını görmezseniz doğru olmaz. Bardağın dolu tarafından da bakmak lazım.

    Tek bir kişinin değişimi ile değişim olmaz, küskünlükler olur. Yerel seçimden önce bu tartışmalar AKP’nin işine yarar. Havuz medyasının bunu her gün işlemesinin altında yatan neden budur. Bu tuzağa düşmemek lazım. Tekrarlamak istiyorum ki hiçbir yere aday değilim. Ama ben siyasetçiyim, bana ne yazarlarsa yazsınlar ben siyasetçiyim ve bu ülke için bu görevimi yapmaya devam ediyorum. Aday değilim, aday da olmayacağım. Ama kimse beni sosyal demokrat kimliğimden, bu ülkeye hizmet etmemden alıkoyamaz.

    ‘YAPAY BİR RÜZGARLA YARATILAN DEĞİŞİM SÖYLEMİ’

    Bakın 2000’li yılların başında DSP’de bir olay yaşandı, şimdi kimse hatırlamıyor. O gün orada değişim dediler, dayatmaya getirdiler. Değişimi dayatmayla getirdikleri için de Ecevit’in o süreci çok kötü işledi. Çok fazla geriye gitmeye gerek yok, baksınlar o dayatmaların neyle sonuçlandığını görsünler. Dayatmayla değişim diyenler yakın zamandaki DSP örneğine iyi baksınlar. Başbakanlık kendisi olan bir partinin nasıl dağıldığını, milletvekillerinin yarısının bir yere, diğer yarısının başka bir yere nasıl gittiğine baksınlar.

    Yapay bir rüzgarla yaratılan değişim söyleminin nasıl da hiçbir şey olmadığını görsünler. Bunun için değişim güçlü bir şekilde, altı doldurularak, ortak akılla ve birliktelikle yapılmadığı müddetçe iyi sonuç vermeyebilir. Tek kişiye suçu yüklemenin haksızlık olduğunu düşünüyorum. Bir ara dönem yaşanmasından da endişe ediyorum.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***