Etiket: emniyet müdürlüğü

  • Fransa’da polis şiddeti yüzünden siyaset ve emniyet teşkilatı arasında yeni gerilim

    Fransa’da polis şiddeti yüzünden siyaset ve emniyet teşkilatı arasında yeni gerilim


    Sosyalist Parti lideri Olivier Faure: Ülkedeki polis şeflerinin duruşma öncesi kendilerini adalet ve hukukun üstünde görmesi çok ciddi bir sorun

    Fransa’nın Marsilya kentindeki şiddet olayları sırasında 21 yaşındaki bir göstericiye karşı “orantısız güç kullandığı” gerekçesiyle bir polisin tutuklanması, emniyet teşkilatı ile siyaset dünyasını karşı karşıya getirdi.

    Marsilya kentinde polislerin pazartesi günü hastalık izni alarak “pasif greve gitmesinin ardından Emniyet Genel Müdürü Frederic Veaux, Le Parisien gazetesine yaptığı açıklamada polisin tutuklu yargılanmasına tepki göstererek, “Onun cezaevinde tutuklu olduğunu düşükçe uyuyamıyorum. Genelde bir polis memuru görevi dolayısıyla ciddi bir suç işlese bile olası duruşma öncesi tutuklanmamalı.” dedi.

    Paris Emniyet Müdürü Laurent Nunez sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Veaux ile aynı fikirde olduğu mesajını verdi.

    Polis sendikaları Marsilya’daki “pasif greve” giden meslektaşlarına destek verirken, bu kentte acil aramalara cevap veren karakollar, suç ve şikayet başvurularını geri çevirmek suretiyle iş yavaşlatma eylemine gitti.

    Sol partiler ise emniyet müdürlerinin polisin derhal serbest bırakılması yolundaki çağrısına tepki gösterdi.

    Aşırı solcu Boyun Eğmeyen Fransa (LFİ) lideri Jean-Luc Melenchon, ülkedeki siyasi parti liderlerinin polise “hukuk devleti ilkesine saygı göstermesi çağrısı yapmak yerine tersini yaptığını” suçlamasında bulundu.

    Sosyalist Parti lideri Olivier Faure, “ülkedeki polis şeflerinin duruşma öncesi kendilerini adalet ve hukukun üstünde görmesi çok ciddi bir sorun. Demokrasi ve hukuk devletine saygı tartışma konusu oluyor, parlamento acil olarak toplanmalı.” dedi.

    Paris’te başlayan isyan diğer kentlere nasıl sıçradı?

    Paris’in Nanterre banliyösünde 27 Haziran’da “dur” ihtarına uymadığı gerekçesiyle 17 yaşındaki Nael’in polis tarafından öldürülmesinden sonra başkentte başlayan isyan ülke geneline yayılmıştı.

    Fransa genelinde yaşanan yağma, talan ve şiddet olayları sırasında Marsilya’da 21 yaşındaki bir göstericiye “orantısız güç kullanmak” suretiyle şiddet uyguladıkları ileri sürülen ve haklarında dava açılan 4 polisten birinin daha sonra tutuklanmasına karar verilmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa: Paris Emniyeti, ‘spor müsabakalarında başörtüsü yasağı’ protestosunu iptal etti

    Fransa: Paris Emniyeti, ‘spor müsabakalarında başörtüsü yasağı’ protestosunu iptal etti


    Paris Emniyet Müdürlüğü spor müsabakalarında başörtüsünün yasaklanmasını öngören yasa teklifini protesto etmek için bugün düzenlenecek gösteriyi iptal etti.

    Fransa Ulusal Meclisi, Senatonun kabul ettiği ve spor müsabakalarında başörtüsünün yasaklanmasını öngören yasa teklifini görüşecek.

    Teklifi protesto etmek için gün içinde düzenlenmesi kararlaştırılan gösteriyi Paris Emniyet Müdürlüğü “kamu düzenini tehlikeye atacağı” gerekçesiyle iptal etme kararı aldı.

    Emniyetten yapılan açıklamada, “başörtülüler ve destekçilerinin” yanı sıra karşıt görüştekilerin de alana gelmesinin söz konusu olduğu, bunun da göstericilerin güvenliğini tehlikeye atacağı gerekçesiyle gösterinin yasaklandığı belirtildi.

    Öte yandan gösteriyi organize eden Başörtülüler Kolektifi karara tepki gösterdi.

    Kolektiften yapılan açıklamada, Fransa Futbol Federasyonu (FFF) ve Senatodan sonra, şimdi de Fransa Emniyet Müdürlüğünün, başörtülülerin futbol oynamalarına “engel olma sırası”na girdiği belirtildi.

    Açıklamada, “Spor müsabakalarında başörtüsüyle katılma hakkımız yok. Bu yasağı protesto etmek için toplanmaya hakkımız yok. Peki ne yapmaya hakkımız var?” ifadesine yer verildi.

    Paris Emniyet Müdürlüğünün gösteriyi yasaklamak için sunduğu gerekçelerin “ırkçı önyargı ve siyasi kafa karışıklığına dayandığının” kaydedildiği açıklamada, kolektifin, yasağa itiraz etmek için mahkemeye başvurduğu aktarıldı.

    Yasa teklifi süreci

    18 Ocak’ta Fransa Senatosu, spor müsabakalarında başörtüsünün yasaklanmasını öngören yasa teklifini kabul etmişti.

    Akabinde 31 Ocak’ta Senato ve Ulusal Meclis üyelerinden oluşan bir komisyonda yeniden değerlendirilen teklif karara bağlanması için Ulusal Meclise gönderilmişti.

    Söz konusu değişiklik kabul edildiği taktirde, Fransa’daki spor federasyonları ve bağlı kuruluşlarca düzenlenen spor etkinliklerinde ve müsabakalarında, “bariz dini sembollerin” kullanılmasına müsaade edilmeyecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKM’nin Emniyet’e devredilmesine sanatçılar tepki gösterdi

    AKM’nin Emniyet’e devredilmesine sanatçılar tepki gösterdi


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İstanbul emniyetinden çıplak arama iddialarına suç duyurusu

    İstanbul emniyetinden çıplak arama iddialarına suç duyurusu


    İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Boğaziçi Üniversitesi önündeki protestolara ilişkin gözaltına alınan bazı şüphelilerin “çıplak arama ve kötü muameleye maruz kaldıkları” yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek, asılsız iddialarda bulunan şahıslar hakkında suç duyurusunda bulunulacağını bildirdi.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, 4 Ocak’ta Boğaziçi Üniversitesi giriş kapısı önünde yapılan gösteriler sırasında “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet ve polise karşı mukavemet” gösterdiği tespit edilen şahıslara yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı talimatları doğrultusunda 5 ve 6 Ocak tarihlerinde düzenlenen iki ayrı operasyonda gözaltına alınan şüphelilerin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldıkları hatırlatıldı.

    Gözaltı sırasında yapılan işlemlere ilişkin E. G, Y. Ö, Z. A. Ç, Ö. Ö. ve H.R.S. isimli şahıslar tarafından basın ve sosyal medya yoluyla “çıplak arama ve kötü muameleye maruz kalındığı” iddialarında bulunulduğuna işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Konuya ilişkin yapılan işlemlerin tetkiki ve yakalama/üst arama sırasındaki kamera kayıtları titizlikle incelenmiştir. Görüntülerden de anlaşılacağı üzere bütün şahıslarda olduğu gibi iddialarda bulunan şahısların da üst aramaları çok kısa sürelerde tamamlanmıştır. Bu kadar kısa süre içerisinde kıyafet çıkarılması ve tekrar giyilmesi kesinlikle mümkün değildir . İşlemler Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği 8. maddesi ile Emniyet Genel Müdürlüğü Nezarethane Talimatnamesi’nin 9. maddesinde belirtilen hususlara uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. Asılsız ve mesnetsiz iddialarda bulunan şahıslar hakkında adli makamlara suç duyurusunda bulunulacaktır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Son dönemde artan polis intiharlarının sebepleri neler? Uzmanlar ne diyor?

    Son dönemde artan polis intiharlarının sebepleri neler? Uzmanlar ne diyor?


    Türkiye’de son aylarda yaşamına son veren polislerin sayısında görülen artış dikkat çekiyor. Bu duruma Emniyet Genel Müdürlüğü raporlarında da yer veriliyor.

    Geçtiğimiz günlerde Gaziantep’te görev yapan Muhammed Arslan isimli polis memuru ailesine yazdığı mektupta meslek yaşamında yaşadığı şiddeti şu sözlerle anlatmıştı:

    “Canım ailem, vefakar anam, asker babam, canım kardeşim… Biliyorsunuz ki Peygamber ocağında darp edildim, küfür, tehdit ve hakarete maruz kaldım. Adalet kapısını yüzüme kapattılar, sürgüne gönderildim. Ama din kültürü öğretmenliğini bırakıp, baba mesleğini seçtiğim gün bana oğlum, ‘gitme’ demesinde ben senin gönlünü edip ikna edip gitmiştim polisliğe. Sen haklıydın ana her şeyimi söküp aldılar. Canım anam sakın hiç üzülmeyesin, ağlamayasın. Senin oğlun vatanına ve milletine asla ihanet etmedi. Alnınız açık, başınız dik olsun. Tarafıma yapılan onca baskı, zulüm, mobbing ve psikolojik işkenceden sonra dayanamayıp hayatıma son veriyorum.”

    Kendisine bir süre ulaşılamayan Arslan’ın bulunduğuna dair açıklama yapan Emniyet Genel Müdürlüğü Arslan’a psikolojik destek sağlandığını duyurdu.

    Polis memuru Muhammed Arslan hayatta. Ama bir hafta önce Antalya’da emniyet binasının 4’üncü katında, başına dayadığı tabancasını ateşleyerek yaşamına son veren 15 yıllık polis memuru Hakan A. değil.

    Emniyet Genel Müdürlüğü 2021 yılında geçmiş yıllara kıyasla intihar oranlarında bir artış olduğunu kabul ediyor.

    Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yazılı olarak yaptığı açıklamaya göre 2017’de yüz binde 20 olan intihar oranı 2020’de yüz binde 11’e düştü.

    Emniyet-Sen: 2021 yılının ilk altı ayında 40 polis intihar etti

    Ama Emniyet-Sen verileri 2021’nin ilk altı ayında 40 polisin yaşamına son verdiğini söylüyor.

    Yargıtay kararıyla kapatılan Emniyet-Sen Genel Başkanı Faruk Sezer ise polis intiharlarına dair sağlıklı bir veri paylaşılmadığı gibi, insan canının matematik hesabı yapılarak açıklanmasına tepki gösteriyor.

    Sezer, bu intiharların altında yatan gerekçeleri polislerin çalışma koşullarının zorluğu, mobbing ve ekonomik zorluklar olarak sıralıyor.

    “Uzun mesailer, ekonomik sıkıntılar, mobbing”

    Emniyet mensuplarının mesai saatlerinin uzunluğu, yıllık ve idari izinlerin kullandırılmamasından şikayet ederek başlıyor söze Sezer.

    Emniyet teşkilatı çalışanları yıllık izinlerini aylar öncesinden bildirmiş olmalarına rağmen kullanamazlar. Önünümüzde kurban bayramı var. Polisler dokuz günlük tatilden faydalanmak için ya senelik iznini kullanacak ya da o tatilden faydalanamayacak. Bütün devlet memurları tatil yaparken siz daha fazla çalışacaksınız. O zaman bana bu dokuz günün parasını ver ya da o dokuz günü yıl içinde kullandırttır. Bu bir mobbingdir. Kişinin öz hakkın olan idari ve de yıllık iznini gasp ediyor. Bu izin vermeme hali keyfidir. Mobbing illa fiziksel şiddet değildir. Bu da psikolojik şiddettir. Hakkını isteyen polisler de sürgün tehdidi ile karşı karşıya kalıyor. Ya da il içi tayini polislerin üzerinde sopa olarak kullanılabiliyor. Bu ne demek, sizin kurulu bir düzeninizin bozulması… İşte o zaman soruyorsunuz, hakkımı arayıp yerimden mi olayım yoksa susup yerimde mi kalayım? Yani canından vazgeçme bir anda olmuyor, o bardağın son damlası artık. Çalışma şartları, ekonomik şartları düzeltmek lazım. Evet göreve gideceğiz ama bana bunun parasını vereceksin. Sorun yokmuş gibi davranıyorlar ama sorunlar bitmiyor.”

    ”Polis şikayetlerinin olduğu Kamu Denetçiliği Emniyet Raporu Meclis’te okunmadı”

    Aslında mesai dışında verilen görevlerin yarattığı sıkıntılar ve ağır çalışma saatleri nedeniyle psikolojik olarak yaşanan sorunlara dair 2014 yılında Kamu Denetçiliği Kurumu’na çeşitli polislerin şikayetlerinin sonucu hazırlanan bir rapor var. Adı Kamu Denetçiliği Emniyet Raporu.

    Emniyet mensuplarının şikayetlerinin yer aldığı bu raporun konusu şu sözlerle ifade ediliyor:

    Şikayetçiler, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olarak görev yaptıklarını, kanunla haftalık çalışma sürelerinin 40 saat olarak belirlenmesine rağmen bu zamanın çok üstünde çalıştıklarını, mesai dışında ek görevler verildiğini ve bu çalışmaları karşılığında fazla mesai ücreti almadıklarını, bu ağır çalışma saatleri nedeniyle psikolojilerinin, sosyal ve aile hayatlarının bozulduğunu, bununla birlikte kendileri gibi polis memuru olan ancak büroda çalışan meslektaşlarıyla aynı maaşı ve ek ödemeyi aldıklarını, yaptıkları fazla mesaiye karşılık olarak verilmesi gereken idari izinlerinin verilmediğini belirterek, bu uygulamaların hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu gerekçesiyle polislerin özlük haklarının düzeltilmesi konusunda tavsiye kararı verilmesini talep etmişlerdir.

    Ancak raporun Meclis’te okunma zorunluluğu olmasına rağmen, okunmadı.

    Polislerin meslek yaşamlarından kaynaklı yaşadığı sorunlara dair Emniyet Genel Müdürlüğü’nün çözüm üretmediğini savunan Sezer, Emniyet Genel Müdürlüğü’nde rehberlik ve psikolojik danışma ve sağlık birimlerinin de ”fişleme merkezleri” olduğunu öne sürüyor:

    Bir birim kuruldu, destekler verilmeye başlandı. Fakat burada konuştuğunuzda, derdinizi anlattığınızda, anlatılanlar gizli kalmıyor. Hasta doktor gizliliği ihlal ediliyor. Siz odadan çıktığınız an, anlattıklarınızla ilgili rapor hazırlanır. Ve ilgili makama yani polisin bağlı olduğu il emniyet müdürlüğüne sunulur. O nedenle yaşanan intiharlarda kolaylıkla maddi, alevi, psikolojik ve gönül ilişkisi sorunları vardı deniliyor. Bu tespitleri rehberlik ve psikolojik danışma ve sağlık birimlerinde yapılan görüşmelerden biliyorlar. En acı kısmı da bu. Bu merkezlerden destek alan polis arkadaşlarımız, iş yaşamında yaşadıkları şiddeti ve baskıyı anlatıyor ya da görev sırasında insan üstü çalıştırılma sonucunda nasıl yıprandığını anlatıyor hatta bunun aile ilişkilerine nasıl yansıdığından bahsediyor ama sizin isminizin karşısına ailevi sorunları var diye not düşülüyor. Halbuki anlatılan bu değil. İş yaşamında yaşanan o sıkıntılara dair anlatılanlar not düşülmüyor. Madem bu polislerin psikolojik, ekonomik, ailevi ya da başka sorunları olduğunu biliyorsunuz neden bunlara dair bir çözüm bulmuyorsunuz? Neden polisler canına kıymadan önce önlem almıyorsunuz?

    ”POLSAN’ın 465 milyon lirasının kayıp, ihtiyacı olan emniyet mensubuna bu sandıktan kredi verilmiyor”

    Sezer’e göre aslında polis teşkilatının yaşadığı ekonomik sorunlara da çare bulunabilir. Çünkü polisler için emekli sandığı olarak bilinen ve ihtiyaç duyan üyelerine kredi ve sosyal yardımlar sağlamak için kurulan bir yardım sandığı var. Ama Sezer, bu yardım sandığının 465 milyon lirasının kayıp olduğunu, maddi ihtiyacı olan emniyet mensubuna bu sandıktan kredi verilmediğini ifade ediyor:

    Polis yardım sandığında yıllar önce 2013’te yaşanan yolsuzluk 465 milyon civarında. Bunu ben ve ekibim ortaya çıkardık. Normal şartlarda bu yolsuzluk hükümet devirir. 90’lı yıllarda İKSAN yolsuzluğunda hükümet devrildi. Ama meşhur bir laf var; ”Türkiye’de her şey olabilirsiniz ama rezil olamazsınız.” Ne yazık ki bu işin sorumlusu yok. Sandığı paravan şirketler kurarak polis memurlarının ortağı olduğu parayı iç edeceğinize, kredi kullandırtın. Polisin ne kadar borcu olduğu ya da maddi sıkıntısının ne olduğu çok rahat görülüyor iş verenleri tarafından. Ama polis canına kıydıktan sonra maddi sorunları vardı deniliyor. Sanki bilinmiyormuş gibi…”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ” Polislik bir maaş mesleği değildir, kim öyle düşünüyorsa bir dakika durmasın” açıklamasına da tepkili Sezer. Mobbing olarak değerlendiriyor:

    Soylu, bu açıklaması ile emniyet teşkilatın tamamına mobbing uygulamıştır. Tehdit etmiştir. Türkçe meali şudur; sesinizi çıkarmayacaksınız, kuzu kuzu çalışacaksınız. Eğer sesiniz çıkarsa babasının köyüne geri gönderirim. Bu üst perdeden bir baskı ve mobbingdir. Bu alttaki birimlerin işini daha da kolaylaştıracak. Yani altta kalanın da canı çıkmış oluyor zaten.”

    Umut Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Psikiyatr Doktor Ayhan Akcan ise polislerin en yüksek oranda intihar eden meslek gruplarından biri olduğunu söylüyor:

    Polis intiharları meslek grupları içerisinde en riskli grup. Nedeni de meslekle beraber ortamda silah bulunması. İkincisi de meslek kendi içinde zaten toplumun en problemli, en yasadışı grupla uğraşıyor. Belli bir noktadan sonra meslek ve kişilik örtüşmesi oluşabiliyor. Ve her şeyde kuşkucu ve şüpheci araştırmacı bir yaklaşım sergileyebiliyorlar. Bu günlük yaşamını etkilediğinde önce evlilikleri bozuluyor. Diğer insanlarla iletişimde kopukluk oluyor. Üçüncüsü sosyal anlamda kendini saklama eğilimi oluyor. Dördüncü öfke problemleri çıkabiliyor, ruhsal problemler çıkıyor. Bunlarla boğuşurken destek alması lazım. Ama bizim ülkemizde yasalarda polislerin psikolojik destek alması yok. Zorunlu değil. Ve kayda geçtiğinizde bu sefer silahlı olarak mesleğini icra edip edemeyeceği sorgulanıyor. O nedenle saklama eğilimi ön planda oluyor ya da özelde takip ediliyor. Sonuç olarak tedavi edilemediği ve destek alamadığı için hem depresyon hem de meslekten kaynaklanan ciddi soruşturmalarda çok çabuk intihar eğilimleri olabiliyor.

    ”Emniyet içinde verilen psikolojik desteklerin tarafsız olduğu anlamı çıkarılamaz ”

    Tarafsız bir merkezden bu sürecin yürütülmesi gerektiğini ifade eden Psikiyatr Doktor Ayhan Akcan, ”Emniyet çalışanlarına her yıl en az bir defa psikolojik destek alma zorunluluğu getirilmeli” diyor.

    ”Türkiye’de polislik mesleği sosyo ekonomik seviyesi düşük grubun tercih ettiği bir durum. Onun için de aile içinde bu durum saklanıyor, yüz kızartıcı olarak görülüyor. Mesleğim elimden mi alınır kaygısı yaşanıyor. Polislerde intihar nedenlerinin başında sosyal nedenler geliyor. Mesainin sonu belli değil, bayram seyran yok. Bu bir sorun. Eğer eşi idare edemezse çok ciddi boşanmalar, sonuçlar oluyor.

    Polis intiharları ile ilgili CHP’den önerge

    CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal polis intiharlarının araştırılması için Meclis Başkanlığı’na önerge sunmuştu.

    Son bir ayda 20 polisin intihar ettiğine dikkat çeken Tanal’ın önerge gerekçesinde amir baskısına, pandeminin polislere getirdiği iş yükü ve strese, özlük hakları ve maaş konusundaki haksızlıklara, kumanyaların yetersiz ve sağlıksız olmasına, tayin, terfi, atama ve görevlendirmelerle ilgili sorunlara vurgu yapıldı.

  • Londra polisiyle ilgili rapor: Faili meçhul cinayetin çözülememesinin nedeni ‘kurumsal yolsuzluk’

    Londra polisiyle ilgili rapor: Faili meçhul cinayetin çözülememesinin nedeni ‘kurumsal yolsuzluk’


    İngiltere’de 1987 yılında özel dedektif Daniel Morgan’ın ölümüyle ilgili bir rapor Londra polis teşkilatıyla ilgili soru işaretleri doğurdu. Cinayetin neden çözülemediğini soruşturan rapor Londra (Metropol) Polis Teşkilatı’ndaki “kurumsal yolsuzluğu” gerekçe gösterdi.

    Teşkilatın cinayeti çözmek yerine kendi itibarını korumayı tercih ettiğini belirten rapor kurumun yapılan hatalarla ilgili dürüst davranmadığına da dikkat çekti.

    37 yaşındaki Daniel Morgan Londra’nın güneyindeki bir pub’ın (Birahane) otoparkında başına balta ile vurularak öldürüldü. Cinayetten bu yana geçen 34 yıl içerisinde masrafı 50 milyon sterlini bulan beş soruşturmaya rağmen faili tespit edilemedi.

    Özel dedektifin öldürüldüğü sırada polis teşkilatındaki yolsuzluğu araştırdığını belirten ve faili meçhul cinayetin peşini bırakmayan Morgan’ın ailesinin talebiyle 2013 yılında dönemin İçişleri Bakanı Theresa May’in talimatıyla bağımsız bir heyet tarafından inceleme başlatıldı.

    Rapor ağır ifadeler içeriyor

    Olayla ilgili incelemelerini tamamlayan heyetin önceki gün yayınlanan rapor cinayetin çözülememesinden Londra Polis Teşkilatını sorumlu tuttu. Teşkilatla ilgili çok ağır bulgular sunan raporda polis memurlarının birbirini kolladığı, cinayetin çözülmesine engel olmak için birçok ciddi tebdirin bilinçli olarak atlandığı sonucuna varıldı.

    Sekiz yılda tamamlanan ve 18,5 milyon sterlin’e mal olan bin 200 sayfalık raporda cinayetle ilgili öne çıkan bulgular arasında:

    • Cinayetin en başından bu yana polis memurlarının failleri koruma ve adalete teslim olmalarına engellemede rol oynadıklarının bilindiği,
    • Olay mahalinde arama yapılmadığı, mahalin tedbirsiz bırakıldığı, tanık aranmadığı,
    • Yapılan hataları rapor etmek isteyen görevdeki ya da emekli bazı memurların dışlandığı, başka birimlere sürüldüğü, istifaya zorlandığı veya disiplin cezasıyla karşı karşıya bırakıldığı,
    • Olayın Londra dışındaki birimlerce incelenmesinde engel çıkarıldığı belirtildi.

    Raporda ayrıca o dönem yardımcı komiser olan Londra Emniyet Müdürü Dame Cressida Dick’in soruşturma için ilk aşamada polis iç bilgi sistemine ve daha hassas bilgilere ulaşma iznini vermediği belirtiyor.

    Bu tür hataların bir daha yaşanmaması için polis memurlarının mason grupları gibi grup üyeliklerini ifşa etme zorunluluğunun getirilmesi ve polis içinde muhbirlerin korunması da raporda önerildi.

    Raporda genel olarak polisin basına hikaye sattığı, yasa dışı kabul edilebilecek kişilerle yakın temas kurduğu, kurumsal bilgisayarı kötüye kullandığı, delillerle oynadığı, sarı zarf içinde “rüşvet” aldığı gibi ifadeler yer aldı.

    Londra Emniyet Müdürü’nün istifası isteniyor

    Rapor İçişleri Bakanı Priti Patel tarafından derinden endişe verici olarak nitelendirildi. Londra polis teşkilatının “hatalar zincirini” açığa çıkardığını belirten bakan bu durumun başarılı bir kovuşturma yürütme şansına tamir edilemez biçimde zarar verdiğinin altını çizdi.

    Londra Polis Teşkilatı raporun ardından yayımladığı bildiride “Daniel’in failinin bulunamamış olmasından dolayı derin üzüntü duyuyoruz. Adalet arayışımızı durdurmadık. 1978’deki soruşturmada yolsuzlukların büyük rol oynadığını kabul ediyoruz” denilerek kurbanın ailesinden özür dilendi. Dick de Morgan’ın ailesinden kişisel olarak özür diledi.

    Ancak açıklamadaki haliyle teşkilatın yaşananları tarihteki bir hata olarak görmeye ve göstermeye çalışması başta Morgan’ın ailesi olmak üzere birçok çevre tarafından tepkiyle karşılandı. Raporda biertilen “kurumsal yolsuzluk” ifadesinin “şimdiki zamanla” yazıldığına dikkat çeken Morgan’ın ağabeyi Alaistar Morgan “Bu hikayede üç eleman var. Biri polis diğeri failler. Ancak bir de hükümet ve basın var” diye konuştu.

    Görev süresi Nisan 2022’de dolacak olan Londra Emniyet Müdürü Dick’in hem İçişleri Bakanı’nın hem de Londra Belediye Başkanı Sadık Khan’ın desteğini aldığı biliniyor. Ancak görev süresinde tepki çeken polis şiddeti ve özellikle genç ve ergen yaş gruplarında artan şiddet olayları teşkilatı zor durumda bıraktı. Teşkilatın bu raporla ilgili atacağı adımların emniyet müdürünün geleceğinde etkili olacağı belirtiliyor.

  • Güney Amerika’dan Avrupa ve Asya’ya kokain sevkinde yeni rota Türkiye oldu

    Güney Amerika’dan Avrupa ve Asya’ya kokain sevkinde yeni rota Türkiye oldu


    Hakkında kırmızı bülten talep edilen ve ‘organize suç örgütü lideri’ olmakla suçlanan Sedat Peker’in iddiaları ile varış yeri Türkiye olan 616 paket kokainin Panama’da yakalanması uyuşturucu kaçakçılığını tekrar ülke gündemine taşıdı.

    Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, kokainin Güney Amerika’dan Avrupa ve Asya’ya sevkinde Türkiye üzerinden yeni bir rota oluştuğunu bildirdi.

    Başkanlığın Twitter hesabından, Güney Amerika’dan sevk edilen kokainin Türkiye üzerinden Avrupa ve Asya’ya dağıtımını içeren rota ile 2016-2020 yıllarında kokainle mücadele verilerini içeren grafiğin yer aldığı paylaşım yapıldı.

    Paylaşımda, Güney Amerika’dan sevk edilen kokain maddesi bakımından, Türkiye üzerinden Avrupa ve Asya’ya doğru yeni bir rota oluştuğu belirtildi.

    Daire Başkanlığının, Avrupa Birliği ulusal temas noktası olduğu anımsatılan paylaşımda, her yıl “Türkiye Uyuşturucu Raporu” yayımlandığı ifade edildi. Son iki yıldır yayımlanan raporlarda, Güney Amerika’dan Avrupa’ya sevk edilen kokain maddesi bakımından Türkiye’nin basamak haline geldiğinin delilleriyle vurgulandığı aktarılan paylaşımda, şunlar kaydedildi:

    “Yıllara göre ülkemizde ele geçirilen kokain miktarı ve müdahale edilen uyuşturucu olay sayıları artmasına rağmen kokain bazlı olay sayısı düşmektedir. Bu da ülkemizin kokain konusunda transit/basamak konumuna geldiğinin göstergelerinden biridir. Türk kolluk birimleri, ülkemizin içinde bulunduğu uyuşturucu tehdidinin farkındadır ve polisinden jandarmasına, sahil güvenlik unsurlarından gümrük muhafaza ekiplerine kadar, samimiyetle mücadele etmektedir. Yapılan uyuşturucu yakalamalarından endişe yerine, memnuniyet duymak gerekir. Çünkü narkotik suçlar, kolluk müdahalesiyle ortaya çıkarılabilir.”

  • Emniyet’ten camide biber gazı açıklaması: Orada bulunmaması gereken bir personel açığa alınmıştır

    Emniyet’ten camide biber gazı açıklaması: Orada bulunmaması gereken bir personel açığa alınmıştır


    Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), Gaziantep’teki bir camide polis ve bekçinin itikaf yapmak isteyenlere biber gazlı müdahalesiyle ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamada bir personelin açığa alındığı belirtildi.

    Açıklamada, “silahlı terör örgütlerini övme” gerekçesiyle Furkan Vakfı’na daha önce kayyum atandığı hatırlatıldı ve Gaziantep’te yaşanan olayda Alparslan Kuytul ile taraftarlarının itikaf ibadeti bahane edilerek bir ‘provokasyon girişiminde’ bulundukları belirtildi.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Diyanet İşleri Başkanlığının, itikaf ibadetinin pandemi dolayısıyla geçen yıl olduğu gibi bu yıl da evlerde yapılmasına dönük tavsiyesine rağmen anılan şahıslar, camiden çıkmama konusunda direnmiş ve daha önceden yaptıkları hazırlıklarla sosyal medya üzerinden gerçekleştirdikleri canlı yayınlarla örgütlü provokasyonda bulunmuşlardır. Yaşanan olay karşısında anılan şahıslar, kolluk güçlerince defalarca uyarılmış, uyarılara hakaret ve küfürlerle karşılık verilmiş, bunun üzerine kademeli güç kullanmak suretiyle müdahale edilmiştir. Müdahale sırasında yapılan yanlış yönlendirme ile orada bulunmaması gereken bir personel, tam da aranılan provokasyonun nedenini oluşturacak şekilde göz yaşartıcı gaz kullanmıştır. Olayla ilgili adli ve idari soruşturma açılmış, bahsedilen personel açığa alınmıştır.”

    Ne olmuştu?

    Furkan Vakfı, 3 Mayıs Pazartesi günü sabahı, Gaziantep Emniyeti’nin 3 Mayıs sabahı cami içinde itikaf ibadetinde olan üyelerine müdahale ettiğini açıkladı.

    Sosyal medyada yayılan görüntülerde polisin ibadet için toplananlara biber gazıyla müdahale ederek cemaati cami içinde dağıtmaya çalıştığı görülüyor.

    Furkan Vakfı lideri Alparslan Kuytul, sosyal medya hesabında polisin müdahalesini eleştirerek “İtikâf ibadetimiz hakkımızda hayırlara vesile olsun. İtikâf sünnetini unutturmama ve diriltme gayreti içinde olan tüm kardeşlerimi tebrik ediyorum. Ataları olan nice Firavun ve Nemrutlar İslam’ı yok edememiştir. Kendilerinin de buna gücü yetmeyecektir. Devlet içindeki din düşmanı komite hükümeti esir almış, baskı ve şantajla dediğini yaptırıyor olsa bile tüm Müslümanları ve İslami Furkan Hareketini esir alamayacak ve Allah’ın izni ile mücadelemizi durduramayacaktır.” dedi.

    Öte yandan olaydan saatler sonra Alparslan Kuytul ile birlikte bazı Furkan Vakfı üyeleri gözaltına alındı.