Etiket: Emmanuel Macron

  • Macron: Dünya Bankası ve IMF’de reform konusunda tam görüş birliği var

    Macron: Dünya Bankası ve IMF’de reform konusunda tam görüş birliği var


    Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Dünya Bankası ve IMF’nin “daha verimli, daha adil ve günümüz dünyasına daha uygun” hale getirilmesi konusunda görüş birliğine varıldığını kaydetti.

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi küresel finans kuruluşlarında reform yapılacağını söyledi. 

    Paris’te düzenlenen yaklaşık 40 devlet ve hükümet başkanının katıldığı dünya liderleri zirvesinde konuşan Macron, bu kurumların “daha verimli, daha adil ve günümüz dünyasına daha uygun” hale getirilmesi konusunda görüş birliğine varıldığını kaydetti. 

    Dünya liderleri de İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan Bretton Woods kurumları olarak adlandırılan Dünya Bankası ve IMF’de reform yapılması fikrine destek verdi.

    Almanya Başbakanı Olaf Scholz “bu bankaların nasıl yönetildiği ve faaliyetlerinin çerçevesi” ile ilgili reformların arkasında olduklarını ifade etti. 

    Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, zirvenin kapanış oturumunda halihazırdaki Dünya Bankası ve IMF’nin dünyanın beklentilerini karşılamadığını ifade etti.

    IMF’nin Arjantin’e “çok sorumsuzca büyük bir kredi verdiğini ve Arjantin devlet başkanının bu parayla ne yaptığını bilmediklerini” belirten Silva, bugün Arjantin’in IMF’ye geri ödeyecek yeterli doları olmadığını hatırlattı. 

    Fransa, iki gün sürecek Yeni Küresel Finansman Paktı Zirvesi’ni, reform için fikirlerin tartışılması için bir fırsat olarak nitelendirmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron, Putin’in Ukrayna’yı işgal ederek NATO’yu uyandırdığını savundu

    Macron, Putin’in Ukrayna’yı işgal ederek NATO’yu uyandırdığını savundu


    Macron, gelecekte Moldova ve Ukrayna’nın AB üyeliğinin jeopolitik açıdan Avrupa’nın çıkarına olduğunu söyledi

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’yı işgal ederek NATO’yu uyandırdığını söyledi.

    Slovakya’nın başkenti Bratislava’da düzenlenen uluslararası bir toplantıda konuşan Macron, Avrupa savunmasına ilişkin önemli mesajlar verdi.

    Daha önce 2019 yılında NATO için “beyin ölümü gerçekleşti” diyerek sert tepkiler alan Macron, bu kez Putin’in Ukrayna’yı işgal ederek “en kötü elektroşokla ittifakı uyandırdığını” ifade etti.

    AB üyelerinin NATO dışında Avrupa savunması güçlendirmeleri gerektiğini yinelen Macron, AB’nin uzun dönemi itibarı için Avrupa savunma yapısının güçlendirilmesinin “kaçınılmaz” olduğu görüşünü dile getirdi.

    Macron, “Gelecekte kendimizi savunma yeteneğimize sahip olmak biz Avrupalıların elinde.” ifadesini kullandı.

    Macron, gelecekte Moldova Ukrayna’nın da AB üyeliğinin jeopolitik açıdan Avrupa’nın çıkarına olduğunu savundu.

    Ukrayna’daki gelişmelere de değinen Macron, Batı’nın şimdiye kadar olduğundan “çok daha iddialı” olarak “Ukrayna’ya somut ve inandırıcı güvenlik garantileri” sağlaması gerektiğini söyledi.

    Fransa Cumhurbaşkanı, “Bizim coğrafyamız değişmeyecek, Rusya aynı sınırlarda yine Rusya olarak kalacak ve yarının Rusya’sı ile en barışçıl, saflıktan uzak bir şekilde bir arada var olmamızı sağlayacak bir alanı bizim inşa etmemiz gerekecek.” ifadesini kullandı.

    Macron, Ukrayna’ya verilen desteğin artırılarak sürdürülmesi gerektiğini belirterek bu yolla kalıcı bir barışın sağlanabileceği görüşünü dile getirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Medvedev: Baltık ülkeleri bizim vilayetlerimiz, Polonya geçici işgal altında

    Medvedev: Baltık ülkeleri bizim vilayetlerimiz, Polonya geçici işgal altında


    Eski Rusya Başbakanı Dmitriy Medvedev, yaptığı açıklamada üç Baltık ülkesinden “bizim” diye söz etti ve Polonya’nın “geçici olarak işgal edildiğini” ileri sürdü.

    Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı ve eski Başbakan Dmitri Medvedev, yaptığı açıklamada Baltık ülkelerinin Rusya’ya ait olduğunu iddia etti. 

    Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Litvanya, Letonya ve Estonya’yı “bizim vilayetlerimiz” şeklinde nitelendiren Medvedev, bu ülkelerin Ukrayna savaşı sırasında “kendilerini kirlettiklerini” ileri sürdü.  

    Medvedev’in “kışkırtıcı” olarak değerlendirilen açıklaması, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un geçen hafta Moskova’nın “jeopolitik olarak çoktan kaybettiği” yönündeki sözlerine cevaben geldi.

    Fransız lider, Opinion gazetesine verdiği demeçte, “Rusya fiili olarak Çin’e karşı bir anlamda boyun eğme sürecine girdi ve İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım kararını tetiklediği için de kritik öneme sahip olan Baltık’a erişimini kaybetti.” değerlendirmesinde bulunmuştu. 

    Üç Baltık ülkesi, 1991’de dağılıncaya kadar SSCB tarafından işgal edilmişti. 

    Geleceklerini AB ve NATO içinde gören Baltık ülkelerinin vatandaşları Sovyetler Birliği’ne karşı yoğun olumsuz bir görüşe sahip. 

    Keza Moskova’nın geçen yıl şubat ayında başlayan Ukrayna işgali sonrası Baltık ülkelerinde de Rusya’nın olası saldırı ihtimaline yönelik endişeler artmış durumda. 

    Bu nedenle söz konusu ülkeler, finansal yardım ve silah desteğinin yanı sıra önemli sayıda Ukraynalı mülteciye ev sahipliği yapıyor. 

    Rusya Başbakanı olarak 2000-2004 yılları arasında görev yapan Medvedev, Kremlin içinde Batı karşıtı ve savaş yanlısı şahin bir isim olarak öne çıkıyor. 

    Yaptığı kışkırtıcı açıklamalar da uluslararası kamuoyunda sık sık tartışmalara neden oluyor.

    Ayrıca Medvedev, Polonya’dan da “geçici olarak işgal edilmiş” bölge olarak bahsetti. 

    AP’nin haberine göre bu tanımlama, ülkedeki 10 bin Amerikan askeri dahil NATO’nun varlığı.

    Polonya doğrudan SSCB’ye bağlı olmasa da Sovyetler Birliği’nin uydu devletlerinden biriydi. 

    Ülke halkı nezdinde “yozlaşmış ve etkisiz” olarak algılanan komünist sistem ise 1989 yılında çöktü.

    Rus siyasetçi, Macron’un değerlendirmesine, “Jeopolitik bir kayıp mı?” sorusunu yöneltti ve açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:

    “Artık tüm NATO üyesi ülkeler gece Rusya’yı düşünerek yatıyor ve sabah Rusya’yı düşünerek uyanıyor. Dahası, geçici olarak işgal edilen Polonya ve Baltık vilayetlerimiz gibi özellikle korkak ve hayali ağrılardan muzdarip olan bazıları da kendilerini iyice kirlettiler. Dolayısıyla, eğer gerçekten bir kayıp varsa, bu, 21. yüzyılda istisnai bir rol oynama hırsının altında yatan ilkel NATO politikasının kaybıdır.” 

    Bir milyondan fazla görüntülenen Twitter paylaşımında Medvedev, Avrupa’nın “Amerikalıların sapkın kaprislerine” boyun eğdiğini de öne sürdü. 

    AB’ye sert sözlerle yüklenen Medvedev, “Bu süreçte, mazoşist bir şehvetle kendi ekonomisine ve sıradan Avrupalılara zarar veriyor” yorumunu yaptı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’da köleliğin kaldırılışının yıl dönümü: Macron’dan Haiti devriminin liderine saygı duruşu

    Fransa’da köleliğin kaldırılışının yıl dönümü: Macron’dan Haiti devriminin liderine saygı duruşu


    Emmanuel Macron, Haiti’nin bağımsızlığının sembolü eski köle Toussaint Louverture’ün öldüğü hapishanede ona resmi saygı duruşunda bulunan ilk Fransız lider oldu.

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkede köleliğin kaldırılmasının 175. yıl dönümünde Haiti’nin bağımsızlığının sembolü eski köle Toussaint Louverture’ün öldüğü hapishaneyi ziyaret etti. 

    Louverture’ü Aydınlanma ve Fransız Devrimi’nin gerçek değerlerini somutlaştıran bir kahraman olarak nitelendiren Macron, onun büstünün önüne çelenk bıraktı. 

    Louverture’ün öldüğü hapishanede ona resmi saygı duruşunda bulunan ilk Fransız lider olan Macron, “Toussaint Louverture, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesine hayat vermek için çabaladı. Bu bildirge herkese özgürlük, eşitlik ve kardeşlik sunuyordu.” dedi.

    Ancak Macron’un konuşmasında “Louverture’ün hapsedilmesine neden olan ırkçılık ve sömürgeci baskıyı görmezden geldiği” eleştirisi yapıldı. 

    “Louverture, ihanete uğradı mı?”

    Louverture, 220 yıl önce Fransa’ya getirildikten sonra Chateau de Joux’ya hapsedildi ve burada hayatını kaybetti.

    Fransa’nın sömürgesi olan Saint-Domingue’de (Haiti) köleleştirilerek büyüyen Louverture, 1794 yılında Fransa’daki devrimci hükümetin tüm kolonilerde köleliğe son verdiğini ilan etmesine yol açan köle isyanının liderlerinden biri oldu.

    Ancak daha sonra Napolyon iktidara geldi ve Fransız imparatorluğunda köleliği uygulamaya başladı.Louverture, o dönemde yargılanmadan hapsedildi. Paris’teki Uluslararası Kölelik ve Kölelik Sonrası Araştırma Merkezi Direktörü Myriam Cottias, Louverture’ün “Napolyon tarafından ihanete uğradığını” kaydetti. 

    İhanet konusuna da değinen Macron, Louverture ve isyancı arkadaşlarının, onları yakalamak için gönderilen birliklerin aksine Fransız devrimci ideallerini temsil ettiklerini söyledi.

    Macron, “Toussaint Louverture’ün askerleri, köleliği geri getirmeye gelen Fransız birliklerinin önünde Marseillaise’i söylediler” dedi. 

    Fransa’nın kölelik ve sömürgecilik geçmişinin daha fazla tanınması için kampanya yürüten Memories and Sharing’in kurucusu Karfa Diallo, “Toussaint Louverture’ün Fransız Devrimi’nin en parlak tarafını temsil ettiği doğru” diye konuştu. 

    “Louverture’u kimse bilmiyor”

    1998 yılında Louverture’ün adı Fransa’nın kahramanlar mezarı Pantheon’daki bir duvara eklendi.

    Fransa Köleliği Anma Vakfı tarafından 2020 yılında yayınlanan bir rapora göre, her 10 Fransız ilk ve ortaokul öğrencisinden sadece biri Louverture ve Haiti Devrimi hakkında bilgi sahibi.

    Fransa Eğitim Bakanı Pap Ndiaye, bu ayın başlarında Pantheon’da Louverture için düzenlenen anma töreninde “Haitili öğrencilerin hepsi Fransız Devrimi’ni bilirken, çok az Fransız öğrenci Haiti Devrimi’ni biliyor. Bunun değişmesi gerekiyor.” demişti. 

    Fransa’da ve Haiti’de birçok aktivist ve siyasetçi uzun süredir Fransa’nın Haiti’ye tazminat ödemesi gerektiği konusunu gündeme taşıyor.

    Fransa Köleliği Anma Vakfı Başkanı, eski Başbakan Jean-Marc Ayrault, vakfının bu ödemelerin geçmişine ışık tutacak bir komisyon için lobi yapacağını söyledi.

    Ancak Macron konuşmasında borçtan ve günümüzde Haiti’deki ‘çete şiddetinden’ bahsetmedi.

    Fransa, 27 Nisan 1848’de köleliği ikinci ve son kez kaldırmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa Cumhurbaşkanı Macron, emeklilik reformu sonrası ilk gezisinde yuhalandı

    Fransa Cumhurbaşkanı Macron, emeklilik reformu sonrası ilk gezisinde yuhalandı


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, tartışmalı emeklilik düzenlemesinin yasalaşmasının ardından kamuoyunun karşısına çıktığı ilk gezisinde, kalabalıklar tarafından yuhalandı ve istifaya davet edildi.  

    Ülkenin doğusundaki Alsace bölgesindeki Selestat’a giden Macron, halk tarafından, “Macron istifa” sloganları ile karşılandı.  

    Ziyaret ettiği bir fabrika çıkışında, kapının önünde bekleyen kalabalık tarafından uzun süre protesto edildi. 

    Macron içerideyken işçiler kısa süreliğine fabrikanın elektriğini kesti.

    Kimileri pankart taşırken kimileri de tencere ve tavalara vurarak tepkisini gösterdi. 

    Daha sonra yakındaki bir köyde kalabalığın arasından geçerken birçok kişi “Macron, istifa” diye bağırdı ve içlerinden biri, “Emeklilik reformunu istemiyoruz, siz neyi anlamıyorsunuz?” sorusunu yöneltti. 

    Bir başka vatandaş ise Macron’a ‘yozlaşmış bir hükümete liderlik ettiğini’ söyleyerek “Yakında düşeceksin, bekle ve gör.” sözleriyle tepki gösterdi. 

    Kamuoyu yoklamaları halkın büyük çoğunluğunun reforma karşı olduğunu gösteriyor.

    Bu arada bir gazetecinin kendisini nasıl hissettiği sorusuna Macron, “Daha kötülerini de yaşadım.” diye cevap verdi.

    Emeklilik reformu

    Hükümetin, emeklilik yaşının 62’den 64’e çıkarılmasını içeren yasa tasarısını oylamadan Meclisten geçirme kararı üzerine, 16 Mart’ta Fransa’da kitlesel gösteriler başladı.

    Gösterilere sert müdahale eden polis ile göstericiler arasında ülkenin birçok yerinde şiddet olayları yaşandı.

    Ülke genelinde 16 Mart’tan bu yana düzenlenen protestolarda 1000’den fazla kişi gözaltına alındı.

    Muhalefet ve hükümetin, reformun anayasaya uygun olup olmadığının belirlenmesi için başvurduğu Anayasa Konseyi, önceki gün yasa tasarısının emeklilik yaşını 64’e çıkaran maddesini onayladı, 6 maddeyi ise tamamen veya kısmen reddetmişti.

    Söz konusu tasarı, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından imzalanarak Resmi Gazete’de yayımlandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Paris-Berlin arasında Tayvan çatlağı: Almanya, AB’nin gerilime göz yummaması uyarısında bulundu

    Paris-Berlin arasında Tayvan çatlağı: Almanya, AB’nin gerilime göz yummaması uyarısında bulundu


    Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Avrupa’nın Çin ile Tayvan arasındaki gerilime göz yummaması gerektiğini belirterek, bölgedeki askeri gerilimin tırmanmasının küresel ekonomi için “en kötü durum senaryosu” olacağı uyarısında bulundu.

    Çin’e resmi bir ziyarette bulunan Alman bakanın, geçen hafta Pekin’i ziyaret eden Emmanuel Macron’nun Tayvan açıklamalarından farklı bir söylemde bulunması dikkat çekti.

    Avrupa’nın “ABD’nin takipçisi” olması yolundaki baskıya direnmesi gerektiğini savunan Macron, Tayvan sorununa da atıfta bulunarak, Avrupa’nın karşı karşıya olduğu en büyük risklerden birinin kendisinden kaynaklanmayan krizlere yakalanmak olduğu görüşünü dile getirmişti.

    Macron, Çin ve ABD arasındaki bu konuda yaşanan gerilime Avrupa’nın taraf olmaktan kaçınması gerektiğini savunmuştu.

    Reuters’in aktardığına göre Baerbock, Çin’in Tianjin kentinde düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, Almanya ve Avrupa Birliği’nin ekonomik olarak savunmasız durumda olduğu görüşünü dile getirerek, “Bu durum da Tayvan Boğazı’ndaki gerilimlere kayıtsız kalamayacağımız anlamına geliyor.” ifadesini kullandı.

    AB ve ABD’de tepkiyle karşılanan Macron’un Tayvan açıklaması, dış politika uzmanları tarafından “Çin’e taviz ve Atlantik ittifakında çatlak” olarak yorumlanmıştı.

    AB içinde bazı üyeler, Baerbock’un Çin ziyaretindeki söylemlerinin AB’nin Pekin politikasında değişiklik olmadığı göstermek açısından önemli bir fırsat olarak görüyor.

    Baerbock, “Küresel ticaretin yüzde ellisi Tayvan Boğazı’ndan, ciplerin yüzde 70’i Tayvan Boğazı’ndan geçiyor, dolayısıyla buradaki serbest ticaret ve geçiş bizim de ekonomik çıkarımıza. Tayvan Boğazı’ndaki gerilimde askeri tırmanma … küresel olarak en kötü durum senaryosu olur ve özellikle en büyük sanayi ülkelerinden biri olarak bu bizi etkiler.” dedi.

    Almanya ve Çin arasındaki ekonomik ilişkiler

    Alman şirketleri geçen yıl Çin’e 11,5 milyar euro tutarında rekor yatırım yaptı

    Alman Ekonomi Enstitüsü araştırmasına göre, 2016’dan sonra istikrarlı bir düşüş görülen Alman şirketlerinin Çin’deki yatırımlarında son iki yılda ise önemli ölçüde artış yaşanıyor

    Rhodium Group tarafından geçen yıl yapılan bir araştırmaya göre ise 2019 ile 2021 yılları arasında Çin’deki Alman yatırımlarının üçte birinin ülkenin üç büyük otomobil üreticisi Volkswagen (VW), BMW ve Mercedes-Benz’in yanı sıra kimya grubu BASF’den geldi.

    Çin’e karşı dış ticaret açığı 84,1 milyar euro

    Almanya’nın toplam ithalatının yüzde 12,8’i Çin’den geliyor. Ülkenin Çin’den bir sonraki en büyük ticaret ortağı ise yaklaşık yüzde 8 ile Hollanda. Hollanda’yı da ABD izliyor.

    İhracatta ise Çin, Almanya’nın ihracatında dördüncü sırada yer alıyor. Alman ürünlerinin en önemli ihracat pazarları sıralamasında başı ABD çekerken, onu Fransa ve Hollanda izliyor.

    Almanya’nın Çin’e karşı 2010’da 23,5 milyar euro olan dış ticaret açığının geçen yıl 84,1 milyar euroya yükselmesi de dikkati çekiyor.

    Alman şirketleri, özellikle nadir toprak elementleri veya magnezyum gibi kritik ham maddeler söz konusu olduğunda, Çin’den yapılan ithalata bağımlı kalıyor.

    Alman Sanayi Federasyonu’nun (BDI) analizine göre, Almanya’ya ithal edilen tüm nadir elementlerin yaklaşık yüzde 94’ün Çin’den geliyor. Diğer kritik ham maddeler için de benzer şekilde Almanya Çin’e büyük bağımlılık yaşıyor.

    Bazı Alman şirketlerinin, kazançlarının büyük bir bölümünün Çin’den gelmesi de dikkati çekiyor. Alman otomobil üreticileri VW , Mercedes ve BMW gelirlerinin yüzde 30’dan fazlası Çin’den geliyor.

    Çin’e ekonomik bağımlılık tartışma konusu

    Çin, son 7 yıldır Almanya’nın en büyük ticaret ortağı olarak kayıtlara geçerken, Alman kamuoyu, son dönemde Rusya’ya enerji bağımlılığının “enerji kriziyle” sonuçlanmasının ardından Çin’e olan ekonomik bağımlılığı tartışıyor.

    Alman hükümeti de aylardır Alman şirketlerinin Çin’e bağımlılığı konusunda uyarıyor.

    Başbakan Olaf Scholz, Alman şirketler “tüm yumurtalarını tek sepete koymamalı” uyarısında bulunuyor.

    Almanya-Çin ilişkileri

    Başta ABD, Kanada ve Avustralya olmak üzere Batılı ülkeler, ekonomisini ve etkisini genişleten Çin karşısında daha sert tutum sergilemeye başlarken, Almanya’nın, ticari ilişkilerini politikadan önde tutarak buna yanaşmadığı gözleniyor.

    Çin’in Avrupa Birliği (AB) ülkeleri dahil olmak üzere, altyapı ve teknoloji gibi kritik sektörlerde de yatırım ve satın alma yoluyla Avrupa’da etkinliğini artırması, kamuoyunda uzun süredir tartışma konusu oluyor.

    Avrupa’nın en büyük ekonomisine sahip Almanya’nın Çin ile ekonomik ilişkilerinin siyasi ilişkiler üzerinde belirleyici bir rol oynaması da kıtada eleştirilere yol açıyor.

    Eski Almanya Başbakanı Angela Merkel, 16 yıllık iktidarı döneminde Çin’i 12 kez ziyaret etti. Hükümet, insan haklarından ziyade ekonomik ilişkilere öncelik veriyordu. Merkel dönemi Çin politikası muhalifler tarafından sıkça eleştirilirken, Başbakan Olaf Scholz’un da Merkel’e benzer bir yaklaşımla ticari dengeleri göz önünde bulundurarak Çin ile ekonomik iş birliğine devam etmesi dikkati çekiyor.

    Almanya, Çin’in küresel ekonomiye açılmasından en çok yararlanan ülkelerden

    AB, Çin’i birlik için müzakere ortağı olmakla birlikte ekonomik ve sistemik bir rakip olarak görürken, ihracat ağırlıklı bir ekonomiye sahip olan Almanya, yıllardır Çin’in küresel ekonomiye açılmasından en çok yararlanan ülkelerden biri konumunda bulunuyordu.

    Alman arabaları ve makineleri Çin’de yoğun talep görüyor. Çin’e yapılan ihracat, son 10 yılda Almanya’nın 2. Dünya Savaşı sonrası en uzun ekonomik büyümesini desteklerken, Çin, 2016 yılında Almanya’nın en büyük ticaret ortağı oldu.

    Almanya’nın Çin’e bağımlılığı dış ticaret, tedarik zincirleri veya büyük pazar konusunda dikkati çekiyor. Almanya’nın elektrikli otomobiller için önemi giderek artan lityum bataryalar ve nadir toprak elementleri gibi ham maddelerde bile Çin’e “güçlü bir ithalat bağımlılığı” olduğu görülüyor.

    Almanya ile Çin arasındaki ticaret hacmi 2021’de 245 milyar euroya aştı

    Geçen yıllarda dünya çapında tedarik zincirlerini ciddi şekilde bozan Şanghay’daki Covid-19 karantinası, Alman ekonomisinin Çin’den gelen birincil ve ara ürünlere ne kadar bağımlı olduğunu da ortaya koydu.

    Alman Dış Ticaret Odası (AHK) verilerine göre, Çin’de yaklaşık 5 bin Alman şirketi faaliyet gösteriyor. Almanya’da 1,1 milyon kişilik istihdam, Çin ile ticarete bağlı durumda.

    Çin pazarı, başta Alman otomobil üreticileri olmak üzere Alman şirketleri için hem satış hem de büyüme açısından büyük önem taşıyor. Alman şirketleri, küresel pazar için Çin’deki en son teknolojileri geliştiriyor ve test ediyor.

    Çin, son 7 yıldır Almanya’nın en büyük ticaret ortağı olurken, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2021’de 245 milyar euroyu (246 milyar dolar) aştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron, Putin’in ikna edilmesi için Çin’den yardım istedi

    Macron, Putin’in ikna edilmesi için Çin’den yardım istedi


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Ukrayna savaşının sona ermesi için Rusya’nın ikna edilmesi konusunda katkı vermesini istedi.

    Şi Cinping, ülkesini ziyaret eden Macron’u kabul etti. Görüşme öncesi kısa bir açıklama yapan Macron, “Ukrayna’daki Rus saldırganlığı (uluslararası) istikrara bir darbe vurdu. Rusya’yı yeniden mantıklı düşünmeye ve herkesi yeniden müzakere masasına oturtma konusunda size güvenebileceğimi biliyorum.” dedi.

    Macron ayrıca Çin lideri Şi’den Rusya’ya nükleer silahların yayılmasının önlenmesine ilişkin uluslararası kurallara uyması için baskı yapmasını istedi.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in geçen ay Belarus’ta nükleer taktik silahları konuşlandırma kararı, bir yılı aşkın süren savaşta “gerginliğin tırmanmasına yol açacak yeni bir adım” olarak değerlendirilmişti.

    Macron’un Çin’e yaptığı ziyarete AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de eşlik ediyor.

    Avrupa Birliği’nin Çin’le imzalamış olduğu yatırım anlaşmasını 2021 yılında askıya almasının ardından AB temsilcisinin de bu ziyarette yer alması Brüksel ve Pekin ilişkilerinin geleceği açısından önem taşıyor.

    Macron, Pekin’e vardığında basına yaptığı açıklamada Avrupa’nın Çin ile ticari ve diplomatik bağların azaltılmasına karşı çıkmasını gerektiğini belirterek, bazılarının Çin ile Batı asında “kaçınılmaz bir sarmal” olarak gördüğü gerilimi reddetmesi gerektiğini söylemişti.

    Reuters ise bazı yorumculara atıfta bulunarak Pekin’e karşı ılımlı bir mesaj verecek Macron ve daha sert mesaj vermesi beklenen von der Leyen’nın Çin ile ilişkilerde “iyi polis”, “kötü polis” rolünü oynayacağı görüşünü dile getiriyor.

    Bu arada Çin’de devlet kontrolündeki Global Times, Macron’un ziyaretinin Pekin ve Paris arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin ve karşılıklı güven ve anlayışın güçlenmesine katkı vereceğini yazdı.

    Macron’un ziyaretine 50’ye yakın şirketin üst düzey yöneticisi de katılıyor.

    Fransa, Avrupa ülkeleri içinde Almanya ve Hollanda’nın ardından Çin’in en büyük üçüncü ortağı konumunda bulunuyor.

    Çin ayrıca Macron’un Çin ile Batı arasında artan jeopolitik rekabette üçüncü bir yol arayışı öneren fikirlerini Avrupa ile son dönemde bozulan ilişkilerini düzeltmek için fırsat olarak görüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’da emeklilik karşıtı gösteriler: İngiltere Kralı 3. Charles’ın ziyareti ertelendi

    Fransa’da emeklilik karşıtı gösteriler: İngiltere Kralı 3. Charles’ın ziyareti ertelendi


    Fransa Cumhurbaşkanlığı Sarayı, ülkede emeklilik reformuna yönelik protestolar sürerken İngiltere Kralı 3. Charles’ın Paris’e yapacağı resmi ziyaretin ertelendiğini duyurdu.

    İngiltere Kralı 3. Charles’ın, ilk yurt dışı gezisini yapacağı ziyaretin pazar günü başlaması öngörülüyordu.

    Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamada Fransa ve İngiltere hükümetlerinin erteleme kararını Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Charles ile sabah yaptığı telefon görüşmesinin ardından birlikte aldığı bildirildi.

    Açıklamada, salı günü ülke genelinde kitlesel grev yapılacağı hatırlatıldı.

    Ziyaret Brexit nedeniyle İngiltere ile Fransa arasında yıpranan ilişkilerin yeniden inşası çabalarında simgesel olarak önemli görülüyordu. 

    Fransa’da emeklilik yaşının 2 yıl artırılarak 64’e yükseltilmesini içeren reforma karşı sendikaların çağrısıyla dün ülke genelinde bir çok iş dalında çalışanlar greve giderken, geniş katılımlı gösteriler düzenlendi.

    Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, basına yaptığı açıklamada, gösterilerde en az 457 kişinin gözaltına alındığını, 441 polis ve jandarmanın yaralandığını belirtti.

    Muhalefet de emeklilik reformunu meclis oyuna sunmadan geçirmesinden dolayı “dokunulmaz” olmakla suçladığı Macron’a tepki gösteriyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’da emeklilik reformunu Meclis’e sunmadan kabul eden Macron’a tepkiler büyüyor

    Fransa’da emeklilik reformunu Meclis’e sunmadan kabul eden Macron’a tepkiler büyüyor


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, emeklilik yaşını 62’den 64’e çıkaran reform tasarısını Meclis oylamasına sunmadan Anayasa’nın 49 maddesinin 3. fıkrasını uygulayarak yürürlüğe koyma kararı alması sendikaların sert tepkisine yol açtı.

    Öfkeli işçiler başkent çevre yollarında barikatlar kurarak ulaşımı engellerken, petrol rafinerilerinde çalışanlar greve gitme kararı aldı.

    Rafinerilerde çalışan işçilerin grevinin uzaması halinde ülke genelinde yakıt sıkıntısının ortaya çıkmasından endişe ediliyor.

    Paris’de 258 kişi gözaltına alındı

    İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, ülke genelinde dün akşam düzenlenen gösterilerde 258’i Paris olmak üzere toplam 310 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.

    Darmanin, “Muhalefet meşru, gösteri yapmak meşru ancak yıkıp dökmek meşru değil.” diyerek tepkisini dile getirdi. Paris’te dün akşamki gösterilerin en önemli adresi Meclis binasının önü oldu.

    Meclis’e yakın Concorde Meydanı’nda binlerce reform karşıtları toplandı. Gösteride polis ile göstericiler arasında gergin anlar yaşanırken, polislerin meydandan tahliye ettiği göstericiler ara sokaklara dağıldı.

    Göstericiler Paris sokaklarından günlerdir temizlik işçileri grevi nedeniyle yığılan çöplerin yanı sıra araç ve bazı kamu mallarını ateşe verdi.

    Marsilya, Nantes, Rennes ve Lyon kentlerinde öfkeli işçiler ile polis arasında arbede çıktı.

    Başbakan Meclis’te çoğunluk sağlayamadıklarını kabul etti

    Başbakanı Elisabeth Borne, basına yaptığı açıklamada, emeklilik yaşını kademeli olarak 64’e çıkarmayı hedefleyen emeklilik reformuna ilişkin tasarıyı kabul ettirmek için Ulusal Meclis’te yeterli oya sahip olmadıklarını kabul etti.

    Anayasa’nın 49. maddesinin 3. fıkrası, bir yasa tasarısının oylanmadan Meclis’ten geçirilmesi için hükümete yetki veriyor ve buna karşı muhalefetin gensoru önergesi vermesine olanak sağlıyor.

    Gensoru önergesi meclisteki milletvekillerinin çoğunluğunun desteğini alırsa hükümet düşüyor. Gensoru önergesi, mecliste çoğunluk tarafından desteklenmediğinde ise yasa tasarısı mecliste oylanmadan geçilmiş sayılıyor ve Senatonun önüne geliyor.

    Fransa’da emeklilik yaşını kademeli olarak 64’e çıkarmayı hedefleyen reforma ilişkin yasa tasarısının nihai olarak dün Meclis’te görüşüldükten sonra oylanması bekleniyordu.

    Macron’un ısrarla kabul edilmesini istediği emeklilik reform tasarısı dün Senato’da ikinci kez oylanarak kabul edilmişti.

    Reforma ilişkin yasa tasarısıyla ilgili uzlaşı, Meclis ve Senato üyelerini bir araya getiren ortak komisyonda bugün kabul edilmişti.

    Buna rağmen iktidar partisinin Meclis’te çoğunlukta olmaması ve diğer muhafazakar partilerin uzlaşı metnine ne kadar destek vereceği konusundaki belirsizlik Macron’un Anayasa’nın 49. maddesinin 3. fıkrasının işletilmesini zorunlu kıldı.

    Grevlerin sürmesi bekleniyor

    Son anketler seçmenlerin tasarıya önemli oranda karşı çıktığını gösterirken, sendikalar grev ve protestoların süreceği uyarısında bulunuyor.

    Yasa tasarısına ilişkin son iki aydır ülke genelinde düzenlenen grevler ve protestolar özellikle ulaşım sektörünü felce uğrattı.

    Son olarak çöpçülerin Paris’te geçen hafta başlattığı greve yüzünden başkentte “çöp dağları” oluştu.

    Macron ve hükümetinin reformun gerçekleşmemesi halinde sosyal güvenlik sisteminin iflas edeceği ve maaşların ödenemeyeceği uyarısında bulunuyor.

    Fransa Başbakanı Elisabeth Borne, 10 Ocak’ta, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un seçim vaatleri arasında yer alan emeklilik reformunun hayata geçirileceğini açıklamıştı.

    Emeklilik yaşının 62 olduğu ülkede 1 Eylül’den itibaren yasal emeklilik yaşının kademeli olarak her yıl 3 ay yükseltilerek 2030’da 64’e çıkarılacağını ifade eden Borne, 2027’de emeklilik maaşının tamamını alabilmek için 43 yıl prim ödeme şartı getirileceğini söylemişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron, tartışmalı emeklilik reformunu oylama yapmadan parlamentoda geçirme kararı aldı

    Macron, tartışmalı emeklilik reformunu oylama yapmadan parlamentoda geçirme kararı aldı


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, emeklilik yaşını 62’den 64’e çıkaran reform tasarısını Meclis oylamasına sunmadan Anayasa’nın 49 maddesinin 3. fıkrasını uygulayarak yürürlüğe koyma kararı aldı.

    Cumhurbaşkanı Macron’un, Meclis’te bugün tasarının kabul edilme ihtimalinin düşük olması üzerine bu yönde bir karar aldığı tahmin ediliyor.

    Anayasa’nın 49. maddesinin 3. fıkrası, bir yasa tasarısının oylanmadan Meclis’ten geçirilmesi için hükümete yetki veriyor ve buna karşı muhalefetin gensoru önergesi vermesine olanak sağlıyor. Gensoru önergesi meclisteki milletvekillerinin çoğunluğunun desteğini alırsa hükümet düşüyor.

    Gensoru önergesi, mecliste çoğunluk tarafından desteklenmediğinde ise yasa tasarısı mecliste oylanmadan geçilmiş sayılıyor ve Senatonun önüne geliyor.

    Bu arada hükümetin oylama yapmadan tasarıyı geçirme kararının açıklanmasının ardından aşırı sağ parti lideri Marine Le Pen, iktidar aleyhine gensoru verdiğini açıkladı.      

    Fransa’da emeklilik yaşını kademeli olarak 64’e çıkarmayı hedefleyen reforma ilişkin yasa tasarısının nihai olarak bugün Meclis’te görüşüldükten sonra oylanması bekleniyordu. 

    Macron’un ısrarla kabul edilmesini istediği emeklilik reform tasarısı dün Senato’da ikinci kez oylanarak kabul edilmişti.

    Reforma ilişkin yasa tasarısıyla ilgili uzlaşı, Meclis ve Senato üyelerini bir araya getiren ortak komisyonda bugün kabul edilmişti.

    Buna rağmen iktidar partisinin Meclis’te çoğunlukta olmaması ve diğer muhafazakar partilerin uzlaşı metnine ne kadar destek vereceği konusundaki belirsizlik Macron’un Anayasa’nın 49. maddesinin 3. fıkrasının işletilmesini zorunlu kıldı.

    Son anketler seçmenlerin tasarıya önemli oranda karşı çıktığını gösterirken, sendikalar grev ve protestoların süreceği uyarısında bulunuyor.

    Ülkenin sol eğilimli en büyük işçi sendikaları konfederasyonlarından CGT Başkanı Philippe Martinez, basına yaptığı açıklamada “Yasa geçse de mücadelemiz sürecek.” diyerek grevlerin devam edeceği tehdidinde bulundu.

    Yasa tasarısına ilişkin son iki aydır ülke genelinde düzenlenen grevler ve protestolar özellikle ulaşım sektörünü felce uğrattı.

    Son olarak çöpçülerin Paris’te geçen hafta başlattığı greve yüzünden başkentte “çöp dağları” oluştu.

    Macron ve hükümetinin reformun gerçekleşmemesi halinde sosyal güvenlik sisteminin iflas edeceği ve maaşların ödenemeyeceği uyarısında bulunuyor.

    Fransa Başbakanı Elisabeth Borne, 10 Ocak’ta, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un seçim vaatleri arasında yer alan emeklilik reformunun hayata geçirileceğini açıklamıştı.

    Emeklilik yaşının 62 olduğu ülkede 1 Eylül’den itibaren yasal emeklilik yaşının kademeli olarak her yıl 3 ay yükseltilerek 2030’da 64’e çıkarılacağını ifade eden Borne, 2027’de emeklilik maaşının tamamını alabilmek için 43 yıl prim ödeme şartı getirileceğini söylemişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***