Etiket: Emmanuel Macron

  • Fransa’da Elysee Sarayı’nda Hanuka kutlaması laiklik tartışmalarına neden oldu

    Fransa’da Elysee Sarayı’nda Hanuka kutlaması laiklik tartışmalarına neden oldu


    Fransa’da Elysee Sarayı’nda düzenlenen Avrupa Hahamlar Konferansı’nda Fransa Hahambaşısı Haim Korsia, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un da hazır bulunduğu bir programda Hanuka mumu yaktı. Törene ait görüntülerin sosyal medyada yayılması ülke genelinde laiklik tartışmalarına yol açtı.

    REKLAM

    Fransa’da, Yahudilerce kutsal sayılan Hanuka Bayramı’nın Elysee Sarayı’nda kutlanması ve törene Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un da katılması laiklik tartışmalarını beraberinde getirdi. 

    Hükümet kanadı töreni savunurken aralarında milletvekilleri, gazeteciler, tarihçiler ve Yahudi cemaatinin önde gelen bazı isimleri törene sert tepki gösterdi. Fransa’nın laik bir ülke olduğunu dile getirenler, din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini ifade etti. 

    Başbakan Elisabeth Borne, Elysee Sarayı’ndaki Hanuka kutlamasını, ülkede “yükselen antisemitizm karşısında bir destek sinyali” olarak gördüklerini belirterek savundu. 

    Yahudi lider: Başkanlık sarayında kutlanması hata

    Ancak ülkedeki Yahudi örgütlerinin çatı kuruluşu Fransa Yahudi Konseyi (CRIF) Başkanı Yonathan Arfi, bayramın başkanlık sarayında kutlanmasının “hata” olduğunu söyledi. 

    “Elysee Sarayı’nda Hanuka mumu yakılmasının cumhuriyetin DNA’sında” olmadığını kaydeden Arfi, Radyo Sud’a verdiği demeçte “Hanuka mumu yakmak Elysee Sarayı’nın işi değil. Fransız Cumhuriyeti’nin DNA’sı, dini olan her şeyden uzak durmaktır.” sözleriyle hem Macron’un dini törene katılımını hem de törenin başkanlık sarayında yapılmasını eleştirdi. 

    “Şaşırdığını” söyleyen Yonathan Arfi, eleştirilerini şöyle sürdürdü: 

    “Dini bir törene ev sahipliği yapmak geleneksel olarak bir kamu otoritesinin rolü değil. Bunun tekrarlanmaması gereken bir şey. Fransa Yahudileri laikliği her zaman bir koruma ve özgürlük yasası olarak görmüştür. Laikliği zayıflatan herhangi bir şey Fransa Yahudilerini de zayıflatır”.

    Fransa İçişleri Bakanı Darmanin: Laikliğe aykırı değil

    Tartışmalara müdahil olan Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin’e göre ise Cumhurbaşkanı Macron’un, Fransa Hahambaşısı Haim Korsia’nın sarayda Hanuka mumu yakmasına izin vermesi “laikliğe aykırı bir davranış değil”.

    Franceinfo’ya konuşan Darmanin, “Cumhurbaşkanı dinlerin savunucusudur. Hepsine saygı duyuyor. Devlet Başkanı olarak laikliği ihlali de söz konusu değildir.” ifadesini kullandı. 

    Ayrıca Bakan Dermanin, “Bu önemli Yahudi bayramında, Yahudi yurttaşlarımızın antisemit eylemlere maruz kaldığı, hahamların, sinagogların saldırıya uğradığı, sokakta dini işaretler taşıyan insanların saldırıya uğradığı bir dönemde, Cumhurbaşkanının Yahudi yurttaşlarımızın yanında durmasının son derece normal olduğunu düşünüyorum.” şeklinde konuştu. 

    “Cumhuriyetin temel ilkesi Macron’un umurunda değil”

    Ritüele tepki gösteren tarihçi Eric Anceau, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Elysee Sarayı’nda dini bir tören! Yakın tarihli bir kitabımda gösterdiğim gibi, Fransız laikliği büyük bir esnekliğe sahiptir, ancak burada o laiklikten son derece uzağız. Ya Emmanuel Macron’un kafası karışık ya da Cumhuriyetimizin temel ilkesi umurunda bile değil… Kararı size bırakıyorum.” sözleriyle kutlamaya karşı çıktı. 

    Ülkenin tanınmış tarihçilerinden Paris Siyasi Araştırmalar Enstitüsü öğretim görevlisi Charles-Louis Foulon da kaleme aldığı bir makalede, Fransa Cumhuriyeti’nin laik bir devlet olduğunu hatırlattı ve Cumhurbaşkanı Macron’un bu törene katılımının çelişki yarattığını aktardı. 

    Foulon, laiklik kapsamında kilise ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasına uygun olarak, devlet başkanının, başkanlık sarayındaki dini kutlamalardan kaçınması ve bunun yerine dini mekanlardaki etkinliklere katılması gerektiğini dile getirdi. 

    Gazeteci Degois: Yahudiler bile bu kadarını istememişti

    Gazeteci Francoise Degois de sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Macron’un programa katılmasını eleştirerek bundan böyle diğer dinlere de eşit mesafede durması gerektiğini belirtti. 

    Degois, “Yahudi vatandaşlara duyduğum tüm dostluğa ve Hanuka’nın güzelliğine rağmen, Macron’un ne yapmaya çalıştığını hiç anlayamıyorum. Paris’te yapılan antisemitizme karşı yürüyüşü katılmayı reddetti. Hanuka’nın ilk mumunu yakması … (İsrail / Filistin konusunda bir ileri bir geri konuşmasından bahsetmiyorum bile)  Ve tüm bunları da laikliğin mabedi sayılan Elysee Sarayı’nda yapması… Umarım bundan böyle hepimize (Katolik, Protestan ve Ortodoks) Mutlu Noeller, (Müslümanlara) Mutlu Ramazanlar, Buda’nın güzel doğumu, Mutlu Nevruz, Mutlu Çin Yeni Yılı diler… Eminim ki Yahudiler de bu kadarını istememişti ve eğer yangına körükle gitmek istiyorsanız, yapacağınız şey budur.” ifadelerine yer verdi. 

    Enerji Bakanı Agnes Pannier-Runacher, katıldığı bir televizyon programında “Cumhurbaşkanı’nın ve hükümetin laiklik için verdiği mücadele konusunda hiçbir belirsizlik yok. Okullarda çarşaf giyilmesini yasaklayan ve geçtiğimiz haftalarda değerleri laikliğe zarar veren dernekleri kapatan ve yasaklayan hükümetin bu hükümet olduğunu hatırlatmak isterim.” açıklamasında bulundu. 

    Ulusal Meclis Milletvekili David Guiraud ise, Pannier-Runacher’in laiklikliği savunmaya çalıştığı sırada aslında Müslümanlara yönelik yasakçı bir hükümet oldukları suçlamasında bulundu.

    Guiraud, “Hükümete göre, Cumhurbaşkanı’nın Elysee Sarayı’nda Hanuka Bayramı’nı kutlaması laikliğe aykırı değilmiş. Çünkü Bakan’a göre de bunun kanıtı, Müslüman kadınların uzun elbise giymesini yasaklayanların kendileri olması. Kazmaya devam ederlerse, petrol bulacaklar.” sözleriyle Bakan Pannier-Runacher’in ifadelerini tiye aldı. 

    REKLAM

    4 Ekim 1958 tarihli Fransa Anayasası’nın 1’inci Maddesi’ne göre “Fransa, bölünmez, laik, demokratik ve sosyal bir cumhuriyettir”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’nın Orta Doğu diplomatlarından Macron’a eleştiri mektubu: İtibar kaybediyoruz

    Fransa’nın Orta Doğu diplomatlarından Macron’a eleştiri mektubu: İtibar kaybediyoruz


    Fransa’nın Orta Doğu ve bazı Mağrip ülkelerindeki diplomatik misyon temsilcileri, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “İsrail yanlısı tutumundan üzüntü duyduklarını” belirtti.

    REKLAM

    Fransa’nın Orta Doğu ve bazı Mağrip ülkelerindeki 10 Fransız büyükelçisi, Paris’in İsrail-Hamas çatışması konusundaki tutumunu eleştirdi. 

    Diplomatik misyon temsilcileri, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “İsrail yanlısı tutumundan üzüntü duyduklarını” belirtti.  

    Büyükelçiler, krizin başlangıcında “Fransa’nın İsrail lehine aldığı pozisyonun Orta Doğu’da yanlış anlaşıldığını ve bunun İsrailliler ile Filistinliler arasındaki geleneksel dengeli pozisyonuyla çeliştiğini” ileri sürdü. 

    Fransız basınında çıkan haberlerde mektupta, “Fransa’nın itibar ve nüfuz kaybına uğradığı belirtiliyor ve ülkenin Arap dünyasındaki kötü imajına” dikkat çekilerek bunun Macron’un aldığı pozisyonun sonucu olduğu ifade ediliyor. 

    Fransa ile Orta Doğu arasındaki güven krizinin ‘ciddi’ olduğu ve ‘uzun süreli’ olma riski taşıdığı uyarısında bulunulan mektupta, “Geçmişte Hz. Muhammed karikatürleriyle ilgili krizler yaşadık, ancak bunları oldukça hızlı bir şekilde etkisiz hale getirebildik. Ancak bu kez bize karşı güvensizlik derin ve muhtemelen sürecek.” deniliyor. 

    Mektupta, “Muhataplarımız kendimize ihanet ettiğimizi düşünüyorlar; hümanizme dayalı söylemimizin yeni yaklaşımımızla çeliştiğine inanıyorlar. Onlar için Fransa’nın alternatif sesi artık yok.” ifadeleri yer alıyor. 

    Macron’un Gazze savaşı pozisyonu

    Fransa lideri, 7 Ekim’deki Hamas saldırısının hemen ardından “İsrail’in kendini savunma hakkını koşulsuz olarak desteklediğini” dile getirdi; Hamas’a karşı mücadele için IŞİD’e karşı olduğu gibi bir uluslararası koalisyon kurulması görüşünü ifade etti. 

    Macron, son olarak BBC’ye İsrail’in Gazze’deki bebekleri ve kadınları öldürmeyi bırakması gerektiğini söyledi. Ateşkes çağrısı yapan Macron, bombalamanın “hiçbir gerekçesi” olmadığını kaydetti. 

    Fransa Cumhurbaşkanı, “Fiilen, bugün siviller bombalanıyor. Bu bebekler, bu kadınlar, bu yaşlı insanlar bombalanıyor ve öldürülüyor. Yani bunun hiçbir gerekçesi ve hiçbir meşruiyeti yok. Bu yüzden İsrail’i durmaya çağırıyoruz.” ifadelerini kullandı. 

    Ancak gelen tepkiler üzerine Macron, İsrail Cumhurbaşkanı Yitzhak Herzog’u telefonla arayarak “Gazze’deki savaşla ilgili tutumunu açıklığa kavuşturdu”

    Herzog’un ofisine göre, Macron, görüşmede “İsrail’i, terör örgütü Hamas’a karşı yürütülen kampanyada masum sivillere kasıtlı olarak zarar vermekle suçlamadığı ve niyetinin de bu olmadığını” açıkça belirtti.

    Filistin yanlısı gösterilerin yasak olduğu Fransa’da 12 Kasım’da Paris’te Senato ve Meclis Başkanlarının çağrısı ile ‘antisemitizme karşı yürüyüş’ eylemi yapıldı. 

    Yürüyüşe katılmayan Macron “kalben ve ruhen” katılacağını ancak şahsen katılmayacağını belirterek “Benim rolüm ülkenin birliğini inşa etmek ve değerler konusunda kararlı olmaktır” dedi.

    “Fransız diplomasisi rahatsız”

    Le Monde gazetesi “Fransız diplomasisi Emmanuel Macron’un Orta Doğu’daki tercihlerinden rahatsız” başlıklı haberinde “Devlet başkanının İsrail’in Gazze’ye karşı savaşı konusunda bazen Quai d’Orsay’a danışmadan benimsediği tutumun huzursuzluğa neden olduğunu yazdı.

    Gazeteye konuşan bir diplomat, “Şu anda yaşananlar, önümüzdeki on yıllar boyunca Fransa’nın imajı ve güvenliği üzerinde büyük bir etkiye sahip olacak. Kazananlar Rusya ve Türkiye. Her şey ateşkes meselesiyle bağlantılı: Fransa, Netanyahu’ya savaşı yönetmesi için ahlaki ve siyasi destek veriyor” ifadelerini kullandı. 

    Fransa Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde Paris’in Filistin politikası şu şekilde özetleniyor: “Fransa uzun zamandır bir Filistin devletinin kurulmasını savunuyor. Fransa, 22 Kasım 1974’te Filistin halkının devredilemez haklarını yeniden teyit ederek Filistin Kurtuluş Örgütü’nün BM’de gözlemci üye olarak tanınması lehinde oy kullandı. Daha yakın bir tarihte Fransa, Filistin Yönetimi’nin 2011 yılında UNESCO’ya katılması ve Kasım 2012’de Birleşmiş Milletler’de üye olmayan gözlemci statüsü kazanması lehinde oy kullandı”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AP Başkanı Metsola, Gazze’nin ciddi insani krizle karşı karşıya olduğunu söyledi

    AP Başkanı Metsola, Gazze’nin ciddi insani krizle karşı karşıya olduğunu söyledi



    Başkent Paris’te bulunan AP Başkanı Metsola, Elysee Sarayı’nda ikili görüşme öncesi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile ortak basın toplantısı düzenledi.

    Macron, Metsola ile yapılacak ikili görüşmede, 6-9 Haziran 2024’te düzenlenecek AP milletvekili seçimlerine kadar parlamentoda tamamlanması gereken yasama çalışmalarını ele alacaklarını ifade etti.

    Metsola’nın girişimiyle AP’nin, Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısından itibaren İsrail’e desteğini gösterdiğini kaydeden Macron, AP Başkanı’na hitaben “Özellikle Avrupa Parlamentosunun 19 Ekim’de kabul ettiği önergeyle İsrail’e destek ve uluslararası insancıl hukuka saygı çağrısı konusunda net ve inandırıcı bir ses oldunuz.” dedi.

    Macron, Metsola’nın Karabağ meselesinde Ermenistan’a desteğini göstermek için seferber olduğuna da dikkati çekti.

    AP’DEN İNSANİ MOLA ÇAĞRISI

    Metsola da “İsrail’deki saldırılar, Gazze’deki vahim durum Orta Doğu’ya gölge düşürdü.” değerlendirmesini yaptı.

    Gazze’nin ciddi bir insani krizle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Metsola, “Siviller hedef alınamaz, esirler serbest bırakılmalı. İsrail’in verdiği karşılık, uluslararası ve insancıl hukuka uygun olmalı. Bu nedenle Avrupa Parlamentosu insani mola çağrısında bulundu.” diye konuştu.

    Metsola, çatışmalara insani ara verilmesiyle masumların hayatının kurtulabileceği ve uluslararası yardımın Gazze’ye ulaşabileceğini kaydetti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron İsrail’de: ‘Terör örgütleriyle, çatışmayı büyütmeden mücadele etmek görevimiz’

    Macron İsrail’de: ‘Terör örgütleriyle, çatışmayı büyütmeden mücadele etmek görevimiz’


    Macron’un, bölgesel güçlerin “İsrail’in güvenliğine” yönelik garantileri karşılığında yaşayabilir ve sürdürülebilir bir Filistin devleti kurulması hedefine ulaşmak amacıyla “gerçek bir barış sürecinin” başlatılmasını önerecek

    REKLAM

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin İsrail ile ‘tam dayanışmasını’ göstermek için Tel Aviv’e geldi.

    Macron, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında İsrail ve Hamas arasındaki “çatışmanın genişletilmemesi” çağrısında bulunurken, Gazze’de tutulan rehinelerin serbest bırakılmasının “ilk hedef” olduğunu bildirdi.

    “İsrail’e terörle mücadele tam destek veriyoruz”

    Herzog’a “terörle mücadelede yalnız olmadığınızdan emin olmanızı istiyorum” diyen Macron, “Bu terör örgütleriyle kafa karışıklığı yaratmadan, çatışmayı büyütmeden mücadele etmenin görevimiz olduğunu düşünüyorum. Bugün sahip olmamız gereken ilk hedef, tüm rehinelerin ayrım gözetmeksizin serbest bırakılması.” ifadesini kullandı.

    Macron, terör gruplarını açıkça hedef almanın ve buna uygun hedefe yönelik operasyonlar düzenlemenin bir zorunluluk olduğu görüşünü dile getirdi.

    Fransa’nın İsrail ve tüm bölgeye barış, güvenlik ve istikrarın gelmesi için elindren gelen her şeyi yapacağını kaydeden Macron, “Yaşananlar elbette unutulmayacak. Biz bugün, yarın ve ertesi gün barış ve istikrarı savunuyoruz çünkü bu insanlar sırf Yahudi oldukları ve barış içinde yaşamak istedikleri için öldürüldü.” dedi. 

    Fransa Cumhurbaşkanı, ziyareti sırasında 7 Ekim’de Hamas saldırıları sonucunda ölen Fransızların aileleriyle görüştü.

    Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklama

    Bu arada Elysee Sarayı’ndan ziyaret öncesi yapılan açıklamada, Macron’un ziyaret nedenini ‘İsrail’i ve Fransız İsraillileri desteklemenin yanı sıra gerçek bir barış süreci’ önermek olduğu bildirildi.

    İsrail ile Lübnan’daki İran destekli Hizbullah arasındaki sınır çatışmalarnının artmasına dikkat çekilen açıklamada, Macron’un “bölgede gerginliğin tehlikeli tırmanışını önleme çabalarını sürdürmeyi” hedeflediği aktarıldı.

    Açıklamada Macron’un, bölgesel güçlerin “İsrail’in güvenliğine” yönelik garantileri karşılığında yaşayabilir ve sürdürülebilir bir Filistin devleti kurulması hedefine ulaşmak amacıyla “gerçek bir barış sürecinin” yeniden başlatılmasını önereceği kaydedildi.

    Macron’un ziyareti sırasında kayıp veya rehin olan 7 Fransız vatandaşının kurtarılması için girişimlerde bulunması bekleniyor.

    Hamas’ın saldırılarıyla başlayan ve en az 1400 İsrail vatandaşının hayatını kaybettiği saldırılara yanıt veren Yahudi devletinin misillemelerinde ise 5 bine yakın Filistinlinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron’dan Korsika’ya tarihi hamle: ‘Devletten kopmadan özerklik’ teklifi

    Macron’dan Korsika’ya tarihi hamle: ‘Devletten kopmadan özerklik’ teklifi


    Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil İngilizce

    Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Korsika Bölgesel Meclisi’nde yaptığı konuşmada, Fransız Devleti içinde Korsika’nın özerkliğini inşa edecek bir anayasa metni teklifinde bulundu

    REKLAM

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Korsika Adası’nın Ajaccio kentinde özerklik konusunda tarihi bir konuşma yaptı.

    Cumhurbaşkanı, Korsika’nın seçilmiş temsilcilerine “devletten kopmadan” ada için özerklik inşa edecek bir anayasa metni önerdi.

    Tarihi olarak nitelendirilen teklifte Macron, “Devlete karşı özerklik ya da devletsiz özerklik değil, Korsika için ve cumhuriyet içinde özerklik olacak” dedi.

    Fransa lideri, “Başlatmak istediğimiz yeni kurumsal aşama, Korsika’nın Cumhuriyet sınırları içinde kalarak ruhunu ve kimliğini korumasını sağlamalıdır” dedi.

    Korsika’nın seçilmiş temsilcilerine “altı ay içinde onaya sunulacak anayasal bir metin” sözü veren Macron, bu metnin adaya Danıştay ve Anayasa Konseyi’nin kontrolü altında “farklı konularda standartlar belirleme ya da yetki devri yapma imkanı” vereceğini ifade etti.

    Cumhurbaşkanı’nın diğer teklifleri arasında Korsika dilinin daha iyi öğretilmesi çağrısında bulunarak “iki dilliliği teşvik etmek için bir kamu eğitim hizmeti” oluşturulacağını söyledi.

    “Gelecek nesillerin Korsikalı ve Fransız olmanın zenginliğini ve gücünü birleştirebilmesi için gençlerimizin hak ettiği seçim budur. Onlar Fransız oldukları için Korsikalı. Korsikalı oldukları için Fransız. Avrupalı ve Akdenizli, hepsi aynı anda” diyerek Korsikalı seçilmiş temsilcilerin yoğun alkışları arasında sözlerini tamamladı.

    2022’de adada patlak veren şiddet olayları sonrası başlayan müzakerelerin sonucunda gelen benzersiz teklif, hükümet ile yerel siyasi liderler arasında aylardır süren tartışmaların sonunda geldi.

    Bağımsızlık yanlısı aktivist Yvan Colonna’nın, 1998’de Ajaccio’da Korsika valisi Claude Erignac’a düzenlenen suikast nedeniyle ömür boyu hapis cezasını çektiği Arles cezaevinde saldırıya uğrayarak hayatını kaybetmesi, şiddetli gösterilerin fitilini ateşlemişti.

    Milliyetçiler kendi yasama güçlerini talep ediyor

    Korsika Meclisi’ni kontrol eden milliyetçiler, kendi yasama yetkilerini, Korsika’da ikamet statüsünü, Korsika dilinin ortak resmi statüsünü ve Korsika halkı kavramının Anayasa’ya dahil edilmesini talep ediyor.

    Adanın sağ kanadı ise sadece Fransız yasalarının Korsika’nın kendine has özelliklerine “uyarlanmasından” yana olduğunu söylüyor.

    Cumhurbaşkanı ise Fransa’da iki vatandaş kategorisinin reddedilmesinden başlayarak, ikamet statüsünü ve Korsika dili için ortak resmi statüyü dışlayan çok sayıda kırmızı çizgi belirlemişti.

    Cumhurbaşkanı suç ve organize suçlarla mücadeleye ayrılan kaynakların ve sağlık alanında kaydedilen ilerlemenin altını çizerken Ajaccio Hastanesi için ayrılan 171 milyon euronun yanı sıra Korsika için Dönüşüm ve Yatırım Planı kapsamında çevre ve altyapıya yapılan 500 milyon euroluk yatırıma işaret etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa, darbenin olduğu eski sömürgesi Nijer’deki büyükelçisini ve askerlerini geri çekiyor

    Fransa, darbenin olduğu eski sömürgesi Nijer’deki büyükelçisini ve askerlerini geri çekiyor


    Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil İngilizce

    Fransa, eski sömürgesi Nijer’deki büyükelçisini ve bu ülkede görev yapan askelerini geri çekeceğini duyurdu.

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin Nijer’deki askeri varlığına son vereceğini ve büyükelçisini ülkeden çekeceğini duyurdu. 

    REKLAM

    Bu karar, demokratik yollarla seçilmiş Cumhurbaşkanı Mohamed Bazoum’un temmuz ayında bir darbeyle görevden alınmasının ardından geldi.

    Fransız askerleri geçtiğimiz yıllarda Mali ve Burkina Faso’daki darbelerin ardından bu ülkelerden çekildi. Bu adımların Paris’in Afrika politikasına da bir darbe anlamına geldiği yorumları yapılıyor. 

    Fransa, Afrikalı liderlerin talebi üzerine “cihatçı gruplarla mücadele etmek” üzere bölgeye binlerce asker konuşlandırmıştı.

    Temmuz darbesinden bu yana Nijer’de yaklaşık 1,500 asker bulunduran Fransa, yeni cuntanın büyükelçisinin ülkeyi terk etmesi yönündeki emrini defalarca reddetmiş ve Fransa’nın darbe liderlerini meşru olarak tanımadığını söylemişti.

    Macron, ulusal televizyona verdiği bir mülakatta devrik Cumhurbaşkanı Mohamed Bazoum ile konuştuğunu ve ona: “Fransa büyükelçisini geri getirmeye karar verdi ve önümüzdeki saatlerde büyükelçimiz ve birkaç diplomat Fransa’ya dönecek.” dediğini aktardı. 

    “Nijer yetkilileriyle askeri işbirliğimize de son vereceğiz.” diyen Macron, askerlerin muhtemelen yıl sonuna kadar kademeli olarak çekileceğini kaydetti.

    Fransa’nın Nijer’deki askeri varlığının o dönemde bu ülkenin hükümetinden gelen bir talebe karşılık olduğunu ifade etti. 

    İki ülke arasındaki askeri işbirliği darbeden bu yana askıya alınmıştı. Cunta liderleri Bazoum hükümetinin ülkeyi isyandan korumak için yeterince çaba göstermediğini iddia ediyordu.

    Cunta Ağustos ayında Fransız Büyükelçisi Sylvain Itte’ye ülkeyi terk etmesi için 48 saat süre verdi. Fransa’nın kendisini geri çağırmaması üzerine verilen sürenin dolmasının ardından darbe liderleri diplomatik dokunulmazlığını kaldırdı.

    Batılı ve bölgesel Afrika güçleri cunta yönetimi altındaki ülkeye yaptırım uyguluyor. 

    Nijer’de yönetime el koyan askeri hükümet, cuma günü New York’ta BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’i Fransa ve müttefiklerini yatıştırmak için Batı Afrika ülkesinin BM’nin yıllık dünya liderleri toplantısına tam katılımını “engellemekle” suçladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Pasifik turuna çıkan Macron ‘yeni bir emperyalizmin’ yükseldiği uyarısında bulundu

    Pasifik turuna çıkan Macron ‘yeni bir emperyalizmin’ yükseldiği uyarısında bulundu


    Indo-Pasifik bölgesinde Fransız Polinezyası gibi adalara sahip olan Fransa, Çin’in etkinliğini dengelemek için Hindistan gibi ülkelerle savunma ilişkilerini artırmıştı

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Pasifik bölgesinde yeni bir emperyalizmin yükselişine karşı uyararak Çin’in bölgede yükselen gücüne dikkat çekti.

    Indo-Pasifik bölgesinde Fransız Polinezyası gibi adalara sahip olan Fransa, Çin’in etkinliğini dengelemek için Hindistan gibi ülkelerle savunma ilişkilerini artırmıştı.

    Fransa’nın İkinci Dünya Savaşı’ndaki ünlü generali ve sonrasında cumurbaşkanı Charles de Gaulle’den bu yana Pasifik adası Vanuatu’yu ziyaret eden ilk cumhurbaşkanı olan Macron bölgedeki ülkelerin bağımsızlıklarını koruyabilmeleri için omuz omuza çalışacaklarını söyledi.

    Macron “Indo-Pasifik bölgesi, özellikle Okyanusya’da, yeni bir emperyalizmin yükseldiği ve bir çok küçük ve kırılgan ülkenin egemenliğini tehdit eden yeni bir güç dengesinin oluştuğu görülüyor,” ifadelerini kullandı.

    Büyük güçlerin yağacı tavırları nedeniyle Indo-Pasifik’in egemenliği ve bağımsızlığının tehdit altında olduğunu vurgulayan Macron yabancı gemilerin yasadığı bir şekilde avlandığını, ağır koşullarda verilen kredilerle gelişimin engellendiğini belirtti.

    Çin son yıllarda Pasifik adalarının altyapı yatırımlarındaki en büyük kreditör konumunda geldi. IMF verilerine göre Vanuatu’nın dış borçlarının üçte birinin alıcısı Çin devleti kontrolündeki EXIM bankası.

    Çin’in bögede artan faaliyetleri sonrası Amerika Birleşik Devletleri de adalarda Soğuk Savaş sonrası kapatılan bir çok elçiliğini geri açmaya başladı.

    Macron’un Vanuatu’dan sonra Papua Yeni Gine’ye geçecek. Amerikan Savunma Bakanı Lloyd Austin de geçtiğimiz hafta Papua Yeni Gine’yi ziyaret etmişti.

    ABD ve müttefikleri Pasifik’teki ada ülkelerini Çin’le güvenlik anlaşmaları imzalamaktan caydırmaya çalışırken Fransa ise bu ülkelere bir alternatif sunarak tek bir ülkeye bağımlı kalmak zorunda olmadıklarını göstermeye çalışıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron’dan Nahel isyanı tepkisi: Otoriteyi her düzeyde tekrar kurmalıyız

    Macron’dan Nahel isyanı tepkisi: Otoriteyi her düzeyde tekrar kurmalıyız


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Nahel protestoları sonrası “Ülkemizin aileden başlayarak her düzeyde otoriteye geri dönmeye ihtiyacı var.” dedi.

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 17 yaşındaki Nahel’in polis kurşunuyla ölmesiyle patlak veren şiddet olayları sonrası ‘her düzeyde otoritenin tekrar sağlanması gerektiği” mesajı paylaştı. 

    Macron, “Düzen hakim olmalı. Düzen olmadan özgürlük olamaz ve bu da cumhuriyetçi düzen ve sükunete dönüş anlamına geliyor” dedi. 

    Yeni Kaledonya’da bir televizyona konuşan Macron, “Okulların, belediye binalarının, spor salonlarının, kütüphanelerin yakılmasına; yağmaya yol açan şiddetten çıkardığım ders düzen, düzen, düzendir” ifadelerini kullandı. 

    Polisin ve seçilmiş temsilcilerin otoriteyi sağlamadaki rolünden bahseden Macron, “Ülkemizin aileden başlayarak her düzeyde otoriteye geri dönmeye ihtiyacı var. Bazı aileleri daha sorumlu hale getirmeliyiz, ayrıca sıkıntı içindeki diğer aileleri de desteklemeliyiz ve gençlerimize  büyük yatırımlar yapmalıyız” şeklinde konuştu.

    Macron, şiddet olaylarının yayılmasında sosyal medyanın etkisini eleştirdi.

    Gençlerin çoğunun sosyal ağlar üzerinden isyanları organize ettiğine dikkat çeken Macron, “Öncelikle çocuklarımızı ve gençlerimizi ekranlardan daha iyi korumayı başarmalıyız” dedi.

    “Macron radikalleşiyor”

    Sosyalist Parti birinci sekreteri Olivier Faure, Macron’un “düzen” vurgulu açıklamasına tepki gösterdi. 

    La France insoumise ve Nupes Seine-Saint-Denis milletvekili Aurelie Trouve da Macron’un politikalarında “radikalleşme” olduğunu söyledi. 

    Cumhuriyetçiler Partisi Genel Başkanı Eric Ciotti, “Sayın Başkan, durumun vahameti karşısında kelimeler artık bir etki yaratmıyor. İşe yaramazlar. Fransızlar harekete geçilmesini istiyor.” dedi. 

    Bu arada muhalif partilerden, Fransa Emniyet Genel Müdürü Frederic Veaux’ya eleştiriler yapıldı. 

    Veaux, protestolar sırasında polis şiddeti uyguladığı iddiasıyla Marsilya’da yürütülen bir soruşturma kapsamında hapsedilen bir memurun serbest bırakılması çağrısında bulunarak, “Olası bir yargılamadan önce, bir polis memurunun hapishanede yeri yoktur” demişti. 

    Emmanuel Macron bu sözlerle ilgili yorum yapmayı reddetti ancak “Cumhuriyet’te hiç kimsenin hukukun üstünde olmadığını” tekrarladı. 

    Şiddet olayları 27 Haziran’da bir polis memurunun Paris’te bir trafik çevirmesi sırasında 17 yaşındaki Kuzey Afrika kökenli bir genci vurarak öldürmesiyle başladı. Dört gece süren olaylar 45 bin güvenlik gücünün konuşlandırılmasıyla kontrol altına alındı.

    Ülkede son büyük ayaklanmaların yaşandığı 2005 yılında yaklaşık 400 kişi hapse gönderilmişti.

    BM’den Fransa’ya ırkçılık uyarısı

    Birleşmiş Milletler, bu ayın başlarında Nahel M.’nin polis tarafından öldürülmesiyle ilgili, ‘ırksal profilleme’ ve ‘kolluk kuvvetlerinin aşırı güç kullanımı’ konusunda Paris yönetimine uyarılarda bulundu.

    BM’nin 18 bağımsız uzmandan oluşan Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi (CERD), “protestocuların toplu olarak tutuklanması ve gözaltına alınmasına ilişkin haberleri” de kınadı. Fransa ise BM’nin açıklamasını ‘aşırı’ ve ‘temelsiz’ bularak itiraz etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron: Fransa’nın son ayaklanmalardan ders çıkarması gerekiyor

    Macron: Fransa’nın son ayaklanmalardan ders çıkarması gerekiyor


    Hükümet değişikliğinden bir gün sonra kabine toplantısında konuşan Fransa lideri Emmanuel Macron, ülkede patlak veren gösterilerin “ulusun parçalanma ve derin bölünme riskini” ortaya çıkardığını dile getirdi.

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, hükümetin, geçen ay 17 yaşında bir gencin polis tarafından öldürülmesi sonrası patlak veren son isyanlardan ders çıkarmasını ve ülkede derin bölünmeler yaşanması riskini dikkate alması gerektiğini söyledi.

    Nahel M. isimli gencin bir trafik çevirmesi sırasında polis kurşunuyla ölmesi protestolara, ayaklanmalara ve yağmalamalara yol açmış, bu, birçok kişinin hükümeti polis teşkilatında kurumsal ırkçılık kültürünün yerleşmesine izin vermekle suçlamasına neden olmuştu.

    İkinci görev süresinde protestolar, grevler ve isyanlarla mücadele etmek zorunda kalan Macron, perşembe günü İçişleri, Eğitim, ve Sağlık olmak üzere 8 bakanlıkta değişikliğe gitmişti. 

    Cumhurbaşkanı, kabine değişikliğinin ardından ilk kez toplanan yeni kabinesine mesajlar verdi. 

    Hükümet değişikliğinden bir gün sonra kabine toplantısında konuşan Macron, isyanların “ulusun parçalanma, derin bölünme riskini” ortaya çıkardığını dile getirdi. 

    Bakanlara “otorite ve saygıya ihtiyaç olduğunu” söyleyen Macron, “Yaşananlardan dersler çıkarmalı ve sağlam cevaplar vermeliyiz” ifadesini kullandı. 

    Fransız lider, bu görevin hükümetin yaz tatilinden sonraki çalışmalarını “şekillendireceğini” dile getirdi. 

    Ülkede 2005’ten bu yana yaşanan en ciddi şiddet olayları “kanun ve düzen”, “göçmenlik”, “ırkçılık” ve “polis şiddeti” gibi konularda yoğun tartışma başlatmış durumda. 

    Son kabine değişikliği, Macron’un geçen yıl yeniden seçilmesinden bu yana yaşanan ve emeklilik yaşının yükseltilmesi dahil çeşitli protestoları da içeren krizlerden çıkış adımı olarak yorumlandı.

    Başbakan Elisabeth Borne’un görevinde kalması, kabine değişikliğinin kapsamınının sınırlı kalacağı ve Macron’un “süreklilik ve verimlilik” arzusunu yansıttığı değerlendirmesinde bulunuldu.

    Macron ayrıca kabine toplantısında, Covid-19 salgını sırasında ekonomiyi desteklemek amacıyla yapılan yoğun harcamaların ve hane halkına yönelik enerji sübvansiyonlarının açık ve borçlarda keskin artışı tetiklemesi nedeniyle Fransa’nın finansal durumunu yeniden sağlam bir zemine oturtması gerektiğinin altını çizdi. 

    Yoğun bir mali düzenlemeye işaret eden Macron, “Yazdan sonra ülkeyi bir bakıma kamu maliyesi açısından zorlu bir çerçeve ve düzene hazırlamamız gerekecek” diye konuştu. 

    Fransa’nın bu sayede borçlarını geri ödemeye başlayabileceğini ve vergileri de daha fazla azaltabileceğini belirten Marcon, “Açıklarımızı makul bir şekilde yönetebileceğiz” ifadesini kullandı. 

    Temmuz ayının ilk haftası yapılan bir ankette Macron’un popülaritesi yüzde 31’ide kalmıştı. Nisan ayında ise rekor bir düşüş yaşamıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’da ülke genelinde gösteriler sürüyor, hükümet artık OHAL seçeneğini dışlamıyor

    Fransa’da ülke genelinde gösteriler sürüyor, hükümet artık OHAL seçeneğini dışlamıyor


    İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, dün gece 79 polis karakolunun yanı sıra 34 belediye binası ve 28 okul içinde olmak üzere 119 kamu binasının saldırıya uğradığını duyurdu.

    Paris’in Nanterre banliyösünde Nael M. isimli 17 yaşındaki genç sürücünün polis tarafından öldürülmesine tepki gösterenler, 3 gecedir ülke genelinde protestolarını sürdürürken hükümet, Olağanüstü Hal Uygulaması (OHAL) ilanını dışlamayarak, kamu düzeninin tesisi için bütün seçeneklerin değerlendirildiğini bildirdi.

    Göstericilerin ülke genelinde çok sayıda aracı ve kamu binasını ateşe vermesi ve mağazaları yağmalaması üzerine Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından önceki gün dışlanan OHAL ilanının bugünkü olağanüstü bakanlar kurulu toplantısında ciddi bir şekilde gözden geçildiği bildirildi.

    Fransa’da 2005’teki banliyö olayları sırasında dönemin Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, OHAL ilan etmişti.

    Gözaltına alınanlar 875’e çıktı

    Bu arada Reuters, 200’den fazla polisin yaralandığı olaylarda gözaltına alınanların sayısının 875’e çıktığını aktardı.

    İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, dün gece 79 polis karakolunun yanı sıra 34 belediye binası ve 28 okul içinde olmak üzere 119 kamu binasının saldırıya uğradığını duyurdu.

    Başbakan Elisabeth Borne, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şiddet olaylarının “kabul edilemez olduğunu” belirterek, hükümetin kamu düzenin yeniden tesisi için tüm seçenekleri” incelediğini” bildirdi.

    Borne, olayların başladığı Nanterre banliyösünü yaptığı ziyarette gazetecilere yaptığı açıklamada, “Öncelik hedefimiz milli birliğin sağlanması ve bunun yolu da düzeni yeniden tesis etmekten geçiyor.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Macron bakanlar kurulu toplantısında yaptığı açıklamada, “gencin ölümünün kabul edilemez bir şekilde araçsallaştırılmasını” kınadı ve üç gündür süren ve adeta isyana dönüşen olaylara müdahale için İçişleri Bakanı tarafından “ilave önlemlerin” alınacağını duyurdu.

    Macron ayrıca ailelere çağrı yaparak çocuklarını evlerinde tutmalarını istedi. 

    Marsilya’da olağanüstü önlemler

    Fransa’nın ikinci büyük şehri olan güneydeki Marsilya kentinde yetkililer cuma günü bütün gösterileri yasaklarken, tüm toplu taşıma araçlarının yerel saatle 19.00’da durdurulması talimatını verdi.

    Paris ve Marsilya dışında Lyon, Pau, Toulouse, Lille en fazla araçların kundaklandığı ve yağmalamaların yaşandığı kentler arasında.

    Fransa’da 17 yaşındaki bir genci trafik kontrolünde vurarak öldüren polis memuru, dün çıkarıldığı mahkemece ‘kasten adam öldürmek’ suçundan tutuklandı.

    BM’den Fransa’ya uyarı

    BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) Sözcüsü Ravina Shamdasani, Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında, Kuzey Afrika kökenli gencin 27 Haziran’da polis kurşunuyla öldürülmesi nedeniyle endişe duyduklarını söyledi.

    Olayla ilgili soruşturma açıldığını dikkate aldıklarını vurgulayan Shamdasani, “Fransa’nın, kolluk kuvvetlerindeki derin ırkçılık ve ayrımcılık sorunlarını ciddi şekilde ele almasının zamanıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

    Shamdasani, barışçıl şekilde toplanmanın önemini vurgulayarak, yetkililerden, polisin gösterilerde şiddet içeren unsurları ele almak için güç kullanımının bazı ilkelere saygı gösterdiğine her zaman emin olmalarını istediklerini belirtti.

    Söz konusu ilkelerin meşruluk, gereklilik, ölçülülük, ayrımcılık yapmama, ihtiyatlı olma ve hesap verilebilirlik olduğuna dikkati çeken Shamdasani, “Orantısız güç kullanımına ilişkin tüm iddialar, hızla soruşturulmalıdır.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***