Etiket: Emmanuel Macron

  • Macron, Suudi Arabistan ve Lübnan arasındaki diplomatik krizde arabuluculuk üstlendi

    Macron, Suudi Arabistan ve Lübnan arasındaki diplomatik krizde arabuluculuk üstlendi


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa ve Suudi Arabistan’ın Lübnan ile bazı Körfez ülkeleri arasında yaşanan diplomatik gerginliği çözmek için ortak girişimde bulunduğunu açıkladı.

    Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı seri paylaşımlarda Macron, Suudi Arabistan’ın fiili lideri olan Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile bölgesel güvenlik ve istikrar gibi konularda açık ve verimli bir görüşme yaptığını, özellikle Lübnan üzerinde durduklarını belirtti.

    Fransız lider ülkesinin ve Suudi Arabistan’ın Lübnan’ın içinde bulunduğu krizden çıkması, bütünlüğünü korumasına ve reformları hayata geçirmesine destek olmak için ortak hareket etme kararı aldığını duyurdu.

    Lübnan Başbakanı Necib Mikati de Macron aracılığıyla Muhammed bin Selman ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini açıkladı.

    Mikati, Twitter hesabından yaptığı açıklamada Macron ve Bin Selman ile yaptığı görüşmeye değindi.

    Mikati, Bin Selman ve Macron ile yaptığı görüşmenin Suudi Arabistan ve Lübnan arasındaki tarihi ilişkilerin yeniden başlamasına yönelik önemli bir adım şeklinde nitelendirdi.

    Lübnan ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin kopmasına sebebiyet veren Lübnan Enformasyon Bakanı George Kardahi, dün düzenlediği basın toplantısında istifa ettiğini duyurmuştu.

    Lübnan ile Körfez ülkeleri arasındaki kriz

    Lübnan Enformasyon Bakanı Kardahi, daha önce katıldığı belirtilen ve 27 Ekim’de yayımlanan bir televizyon programında, Yemen’deki tutumu nedeniyle Suudi Arabistan’a yönelik suçlayıcı ifadeler kullanmıştı.

    “Hizbullah gibi Husilerin de silahlı bir örgüt olarak kendi toprağını savunduğunu düşünüp düşünmediğine” ilişkin soruya Kardahi, “Tabii ki toprağını koruyor. Şahsi görüşüm, Yemen’de bu savaşın sona ermesi gerekiyor. Savaş uçaklarıyla evler, binalar, köyler ve şehirler saldırılara maruz kalıyor.” yanıtını vermişti.

    Kardahi’nin özellikle Riyad yönetiminin tepkisini çeken ifadeleri üzerine Lübnan Başbakanı Necib Mikati, yazılı bir açıklama yayımlamıştı. Mikati, Kardahi’nin açıklamalarının hiçbir şekilde Lübnan’ın Arap ülkeleri ve özellikle Suudi Arabistan ile siyasetini yansıtmadığını bildirmişti.

    Buna rağmen Suudi Arabistan ve Bahreyn 29 Ekim’de, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri 30 Ekim’de, Yemen de 2 Kasım’da Lübnan’daki büyükelçilerini geri çağırmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’da gelecek cumhurbaşkanlığı seçiminde Macron’un rakipleri kim?

    Fransa’da gelecek cumhurbaşkanlığı seçiminde Macron’un rakipleri kim?


    Fransa’da Nisan 2022’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde adaylar belli olmaya başladı.

    İkinci dönem için adaylığını henüz açıklamayan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un seçimde yarışması bekleniyor.

    İktidar partisi Cumhuriyet Yürüyüşü Hareketi (LREM) içindeki ana rakibinin eski başbakan Edouard Philippe olduğu düşünülüyordu, ancak Le Havre belediye başkanı, böyle bir planı olmadığını ilan etti.

    Seçimin kilit konuları arasında 2018’de Sarı Yelekliler’in ateşlediği iş, yaşam maliyeti ile çevre, göçmenlik ve güvenlik konuları yer alıyor.

    Fransızların 10 ve 24 Nisan 2022’de cumhurbaşkanlığı seçimi için sandık başına gitmesi öngörülüyor. Seçimin ilk turunda en az yüzde 50 oy alan aday, cumhurbaşkanı olacak. Seçim ikinci tura kalırsa ilk turda en çok oy alan iki aday yarışacak.

    Cumhurbaşkanlığı seçimi için adı geçen isimler şu şekilde:

    Marine Le Pen, Ulusal Birlik Partisi (RN)

    Macron’un ana rakibi olarak görülen 53 yaşındaki Marine Le Pen, göç ve güvenlik konusundaki çıkışlarıyla biliniyor.

    Aşırı sağcı liderin ana hatlarıyla belirttiği önlemler arasında, Fransız topraklarında doğan kişilerin evlilik yoluyla vatandaşlığa alınmasına ve otomatik vatandaşlığa son verilmesi yer alıyor.

    Ayrıca, rüzgar ve fotovoltaik enerji de dahil olmak üzere bazı enerji kaynakları için sübvansiyonları kaldırmak istiyor.

    Son dönemde Fransa’yı Avrupa Birliği’nden, Schengen Bölgesi’nden veya Euro’dan çıkarma fikrinden vazgeçen Le Pen, görevi antisemitik yorumlarından dolayı birçok kez mahkum edilen babasından devraldığından beri partisinin imajını yumuşatmaya çalışıyor.

    Tecrübe ve ekonomik bilgi eksikliğinin Macron ile 2017’deki TV tartışma programında açıkça ortaya çıktığı eleştirileri yapılmıştı.

    Jean-Luc Melenchon, Boyun Eğmeyen Fransa Hareketi (LFI)

    Sol popülist lider, son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilk tur oyların yaklaşık yüzde 20’sini alarak dördüncü oldu. Şu anda, anketler 70 yaşındaki siyasetçinin yaklaşık yüzde 10 oy alabileceğini gösteriyor.

    Şimdiye kadar, teklifleri sağlam bir şekilde sosyal meseleler ve hayat pahalılığı üzerineydi. Örneğin, yakıt, gaz, elektrik ve bazı gıda maddeleri de dahil olmak üzere temel ihtiyaçların fiyatlarının dondurulmasına izin verecek bir “sosyal acil durum yasası” oluşturmayı planladığını duyurdu.

    Ayrıca aylık asgari ücreti net 1.258 Euro’dan net 1.400 Euro’ya çıkarmak istiyor.

    Finansman usulsüzlükleri soruşturmasında ofisinde arama yapan yetkililere müdahale ettiği için Aralık 2019’da üç ay ertelenmiş hapis cezası ve 8.000 Euro para cezasına çarptırıldı.

    Anne Hidalgo, Sosyalist Parti (PS)

    Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo, bu koltuktaki ikinci dönemini yaşıyor.

    62 yaşındaki siyasetçi, eğitim ve sağlık sistemlerinin “yeniden inşa edilmesi” için çağrıda bulundu ve “çalışma sorununun bir kez daha merkezi bir konu haline gelmesi gerektiğini” söyledi.

    Melenchon gibi o da ücretleri artırmayı planlıyor. Başkan olarak ilk işlerinden birinin “Fransızları işlerinden onurlu bir şekilde yaşayabilecekleri bir konuma geri getirmek” için sendikalarla müzakereler yapmak olacağını dile getirdi.

    Kendisini bir ekolojist olarak konumlandırıyor. Fransa’nın başkentinde uygulamaya koyduğu önlemler arasında şehrin bazı bölgelerinde araç trafiğine kısıtlamalar getirilmesi ve daha fazla bisiklet şeridi yer alıyor. 170 bin ağacın dikilmesi, binaların enerji yenilenmesi ve okul kantinlerinde plastiğin sona ermesi için planlar yaptı.

    İki büyük zorlukla karşı karşıya. Birincisi, Paris’e bağlı yerel bir politikacı olarak görülmesi. İkincisi de partisinin son dönemde ciddi kan kaybetmesi. Sosyalistlerin 2017’deki adayı, oyların, rekor düşük bir rakam olarak ifade edilen yüzde 6,2’sini aldı. Bunu yasama ve Avrupa parlamentosu seçimlerinde ağır yenilgiler izledi. Anketlere göre oy oranı yüzde 4 ila yüzde 7 arasında.

    Yannick Jadot, Yeşiller Partisi (EELV)

    54 yaşındaki Yannick Jadot, 2017’deki cumhurbaşkanlığı seçimleri için Yeşiller Partisi biletini zaten kazanmış bir isim.

    Programında, yoğun hayvancılığa son verme ve “iklim, sağlık, çevre ve sosyal adaletin nihayet öncelik kazanması için sübvansiyonları ve kamu politikalarını yutma” dediği lobileri zayıflatma vaatleri yer alıyor.

    “Kamu parasının her eurosu çevrenin korunmasına bağlı olacak. Total’e her zaman daha fazla petrol ve daha fazla gaz arama mantığını bozana kadar tek bir euro yok” dedi.

    Ayrıca servet vergisini geri getirmeyi ve fosil yakıtlara yatırım yapan finansal varlıkları daha fazla vergilendirmeyi planlıyor.

    Son olarak, ülkeyi “onarmak” ve ekonomiyi “yeniden inşa etmek” için beş yıllık görev süresi boyunca yılda 50 milyar Euro enjekte etme planını açıkladı. Fonlar altyapı projelerine, konutlara, ulaşıma gidecek ve ekonominin “erdemli bir yatırım ve sorumlu tüketim döngüsüne” dönüşmesine yardımcı olacak.

    Anketlere göre onun oy oranı yüzde 6 ila 9 arasında.

    Cumhuriyetçiler Partisi (LR)

    Merkez sağ partinin cumhurbaşkanlığı seçimleri için adayını Aralık’ta belirlemesi bekleniyor. Partide üç isim ön plana çıkıyor.

    Xavier Bertrand

    Hauts-De-France bölgesinin başkanı 56 yaşındaki Xavier Bertrand, bir dönem sağlık ve çalışma bakanlığı yaptı.

    Programının ana hatlarıyla belirttiği maddeler arasında, ücretleri müzakere etmek için büyük bir “sosyal konferans”, ülkenin enerji karışımında nükleerin payını yüzde 50’ye düşürme hedefinin gözden geçirilmesi ve Selefiliğin yasaklanması yer alıyor.

    Valerie Pecresse

    Paris’in bulunduğu kalabalık Ile-De-France bölgesinin başkanı, yüksek öğrenim ve bütçe bakanlığı yaptı.

    Nükleer reaktörleri kapatma planlarını gözden geçirme sözü verdi; ancak nükleerin yeterli olmayacağını ve yenilenebilir kaynakların güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Diğer öneriler arasında Avrupa sınırlarında bir karbon vergisi ve “kamu alımlarında Avrupa tercihi” yer alıyor.

    Ayrıca ücretlerin yükseltilmesi, işsizlik ve emeklilik sistemlerinde reform yapılması çağrısında bulundu ve kamu borcunu düşürme sözü verdi.

    Michel Barnier

    70 yaşındaki Barnier, Tarım ve Avrupa İşleri bakanlıkları yaptı. Kariyerinin önemli bir bölümünü Avrupa sahnesinde geçirdi.

    İki kez AB Komiseriydi, ancak bloğun İngiltere ile ayrılma müzakerelerine öncülük ettikten sonra şimdi “Bay Brexit” olarak biliniyor.

    “Fransızların uzlaşmasının başkanı olmak istiyorum” dedi. Önerileri arasında öğretmenler ve sağlık çalışanları için ücret artışları, işverenler için daha düşük sosyal yardım ücretleri, üretim vergilerinin düşürülmesi ve göçle ilgili bir referandum yer alıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransız-İtalyan paktı Avrupa Birliği’ni yeniden şekillendirir mi?

    Fransız-İtalyan paktı Avrupa Birliği’ni yeniden şekillendirir mi?


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Roma’yı ziyaret ederek İtalya Başbakanı Mario Draghi ile “Fransız-İtalyan Gelişmiş İşbirliği Anlaşması”nı imzalayacak.

    Bir İtalyan hükümet yetkilisi, bu adımın Brexit ve Almanya’daki siyasi geçiş sonrası istikrarsızlığın damga vurduğu Avrupa’da “önemli bir sembolik değere” sahip olacağını söyledi. Yine bir İtalyan hükümet kaynağı, anlaşmanın Almanya Başbakanı Angela Merkel’in görevden ayrılmasından sonra Avrupa’daki güç dengesini değiştirmeyi hedefleyeceğini dile getirdi.

    Elysee Sarayı’na göre anlaşma, ‘Paris’le Roma’nın pozisyonlarının yakınlaşmasının yanı sıra iki ülkenin Avrupa, dış politika, güvenlik, savunma, göç politikası, ekonomi, eğitim, araştırma, kültür ve sınır ötesi’ konularındaki işbirliğini teşvik edecek.

    Söz konusu anlaşma, dönemin Almanya Başbakanı Konrad Adenauer ve Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle tarafından imzalanan ve Avrupa entegrasyon sürecine yeni bir ivme kazandıran Fransız-Alman anlaşmasından (Elysee Antlaşması) yaklaşık 60 yıl sonra geliyor.

    Peki yeni Fransız-İtalyan paktı, on yıllar önce imzalanan Alman-Fransız anlaşması gibi Avrupa Birliği’ni yeniden şekillendirebilir mi?

    İşte anlaşmanın içeriği ve Avrupa’ya olası yansımalarıyla ilgili bilinenler.

    Anlaşmanın içeriği ne?

    Adını Roma’daki İtalyan Cumhurbaşkanlığı sarayından alan “Quirinale Antlaşması”, Fransız-İtalyan işbirliğine “daha istikrarlı ve iddialı bir çerçeve” vermek için 2017 yılında ilan edildi. Paris ve Roma, ocak ayında 7 yıllık görev süresi dolacak olan İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella’nın görevden ayrılmadan önce anlaşmayı sonuçlandırmak istedi. Keza Fransa’da 2022 yılında cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak.

    Anlaşmanın detayları henüz açıklanmasa da Paris merkezli Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nden program koordinatörü Mathilde Ciulla, euronews’e verdiği mülakatta, “Gençlik ve araştırma gibi iç meselelerden Avrupa entegrasyonu ve dış politikasına kadar birçok farklı konuyu kapsayan 11 fasıl olacağını biliyoruz. Yani temel olarak Fransa ve İtalya arasındaki ortaklığı kurumsallaştırmak ve yapılandırmakla ilgili.” diye konuştu.

    Ayrıca Ciulla, “Açıkçası, iki ülke uzun süredir birlikte çalışıyor ama Fransız-İtalyan ilişkisi, Alman-Fransız ilişkisinin Elysee Antlaşması ile sahip olduğu duruma sahip değildi. Bence bu ilişkileri yapılandırmakla ve uzunca bir süredir gecikmiş olan işbirliği düzeyine uymaya çalışmakla ilgili.” değerlendirmesinde bulundu.

    Krizden ‘balayı’na?

    Anlaşma, Roma ile Paris arasında yaşanan son gerilimlerin ele alınmasına da katkı sağlayacak. Özellikle 2018 yılında 5 Yıldız Hareketi ve aşırı sağ Lig Partisi tarafından yönetilen popülist hükümetin kurulması sonrası yaşanan bazı anlaşmazlıklar, transalp ilişkilerini gerdi. Hatta kriz, 2019’da İtalyan Konseyi Başkan Yardımcısı Luigi Di Maio’nun Fransa’daki “Sarı Yelekliler” protesto hareketinin lideriyle bir araya gelmesiyle zirve yaptı. Bundan kısa süre önce İçişleri Bakanı Matteo Salvini, Fransa Cumhurbaşkanı’nın istifa etmesini istedi. Bu durumu protesto eden Paris, iki komşu arasında 1945’ten bu yana yaşanan en ciddi diplomatik krizde, İtalya’daki büyükelçisini geçici olarak geri çağırdı. İtalya, göçmen akışıyla başa çıkmada Paris’in kendisini yalnız bıraktığını belirtti. Roma ayrıca Paris’i, Fransa’ya sığınan aşırı sol “Kızıl Tugaylar”ın eski üyelerini barındırdığı için eleştirdi. Ancak Emmanuel Macron, geçtiğimiz nisan ayında bu kişilerin tutuklanmaları talimatını vererek Mitterrand dönemi doktrinine son verdi.

    İki ülke, Avrupa yanlısı duruşu ve merkeziyetçi görüşleri ile Macron’a yakın olan Draghi hükümeti döneminde ilişkilerini tamamen restore etti. Fransa’nın önde gelen üniversitelerinden Sciences Po’da görev yapan tarihçi profesör Marc Lazar, “Şu an itibarıyla Paris ve Roma arasında tam bir balayı yaşanıyor. Hele de Almanya’nın iki taraf arasında gidip geldiği bir ortamda, İtalya ile Fransa arasında birçok yakınlaşma noktası var.” dedi.

    Ancak İtalya’da bazıları, zaman zaman açgözlü bir iş partneri olarak algılanan Avrupalı komşularına karşı temkinli yaklaşıyor. Sene başında, İtalyan Fincantieri grubunun Fransız Chantiers de l’Atlantique tersanesini devralmasındaki başarısızlık, Roma’yı hayal kırıklığına uğrattı. Kimi İtalyanlar için Fransızlar, İtalyan şirketlerine karşı iştahlı ama mütekabiliyeti kabul etmekte zorlanıyorlar. Bu nedenle anlaşma İtalya’da eleştirilere yol açtı. Starmag dergisi ekonomi yazarı Carlo Pelanda bu durumu, “Sınai ve stratejik düzeyde kendi kendini Fransa’ya ilhak ettirme.” sözleriyle tanımladı.

    Ne Roma’nın ne de Paris’in göç gibi hassasiyetini koruyan konularda naif olmadığını söyleyen Ciulla, euronews’e verdiği mülakatta, anlaşmanın “birlikte çalışma taahhüdü” sunduğunu ve gerginliğin büyükelçileri geri çağırma noktasına kadar tırmanmayı engelleyeceğini savundu.

    Anlaşma AB’nin geri kalanı için ne anlama geliyor?

    Güney (AB) ülkelerinin daha fazla dinlenmesinin anlaşmanın olumlu bir sonucu olacağını söyleyen Ciulla, “Fransa’nın buna katkı sağlayabileceğini düşünüyorum. Çünkü İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi bazı güney ülkelerine daha yakın. Örneğin ekonomik kaygılar veya göç konusunda, Fransızlar destek olabilir ve bunu kuzeydeki tutumlu devletlerin de gündemine getirebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

    Yeni ittifakın Berlin’e karşı olmadığının altını çizen Ciulla, “Bence Almanya bunun olmasından oldukça memnun çünkü her zaman Fransız-Alman ilişkisinin gerçekten önemli olduğu konusunda ısrar ettiler, ancak Avrupa Birliği sadece Fransız-Alman ilişkilerinden ibaret değil. Bu adım ayrıca daha küçük ülkelerde de olumlu karşılanabilir. Bu da Fransa’nın yönünü sadece Almanya’ya dönmediğini ve Fransa’nın diğer devletlerin önemini ve görüşünü kabul ettiğini gösterir.” şeklinde konuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Denizaltı krizi NATO’nun geleceğini nasıl etkiler? Fransa askeri birlikten ayrılabilir mi?

    Denizaltı krizi NATO’nun geleceğini nasıl etkiler? Fransa askeri birlikten ayrılabilir mi?


    Avustralya’nın Çin tehdidine karşı denizaltı filosu için Fransa ile yaptığı anlaşmayı bozup ABD ve İngiltere ile anlaşması Paris-Washington hattında uzun zamandır görülmemiş bu krize neden oldu.

    Canberra ve Washington büyükelçilerini geri çağıran Fransız Dışişleri Bakanı Le Drian, ABD ve Avustralya’nın Fransa’yı ‘sırtından bıçakladığını’ söyledi. Le Drian, Avustralya hükümetini yalan söylemekle suçladı.

    Paris’in Fransa ile İngiltere arasında bu hafta düzenlenmesi beklenen ‘savunma zirvesini’ de iptal ettiği öğrenildi.

    Denizaltı krizinin NATO’da daha büyük bir krizi tetikleyebileceği yönünde kaygılar bulunuyor. Zira Fransa Dışişleri Bakanı Le Drian, söz konusu krizin NATO’nun “yeni stratejik kavramının tanımına” yol açabileceğini vurguladı.

    ‘Fransa, NATO’nun askeri komutasından çıkmalı’

    Nicolas Sarkozy döneminde bakan olan ve gelecek cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylığını açıklayan Xavier Bertrand, “olağanüstü bir NATO zirvesi” çağrısında bulunarak, “Amerikalılara şu güven sorusunu sormalıyız: bize saygı duyuyor musunuz, ittifak nereye gidiyor?” diye konuştu.

    ABD’den gelecek olası bir olumsuz cevap karşısında Bertrand, böyle bir durumda Fransa’nın NATO’nun askeri komuta yapısından çıkması gerektiğini önerdi.

    NATO Askeri Komitesi Başkanı Amiral Rob Bauer ise Avustralya ile yapılan anlaşmanın bazı sonuçlara yol açabileceğini kabul etti ancak bunun ittifak içinde “askeri işbirliği” üzerinde bir etkisi olmayacağını söyledi.

    ‘ABD ile böyle bir krize girdiğinizde hangi kapıdan çıkabileceğinizi bilmelisiniz’

    Fransa’nın Avrupalı ​​müttefiklerinden açık bir destek almadığını ve diplomatik alanda elinde çok az seçenek olduğunu hatırlatan uluslararası ilişkiler uzmanları, ABD ile cepheden bir krize girmenin riskli olduğu konusunda uyarıda bulunuyor.

    Paris’teki Sciences Po üniversitesinde uluslararası ilişkiler profesörü Bertrand Badie, “Bu tür bir krize girdiğinizde hangi kapıdan çıkabileceğinizi baştan hesaplamalısınız. Başta Washington’daki büyükelçi olmak üzere Fransız diplomatların görevlerine geri dönmesi gerekecek. Bu durum da Fransa’nın teslim olduğu veya kontrolü kaybettiği izlenimi verebilir” ifadelerini kullandı.

    Paris Uluslararası ve Stratejik İlişkiler Enstitüsü (Iris) müdürü Pascal Boniface ise, Fransa De Gaulle döneminde olduğu gibi askeri komiteden ayrılmayı düşünebilir, çok güçlü bir mesaj olurdu ama Emmanuel Macron’un o kadar ileri gideceğinden şüpheliyim. Macron, ABD ve aynı zamanda NATO üyesi diğer Avrupa ülkeleriyle de bir ilişkiyi korumak istiyor” diye konuştu.

    Fransa şubat 1966’da NATO Askeri Komitesi’nde çıkmıştı, ancak 2009’da Nicolas Sarkozy’nin kararıyla tekrar eski görevini üstlenmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Paris’te tarihi gün: Macron Fransa’da öldürülen Cezayirlileri anma törenine katılacak

    Paris’te tarihi gün: Macron Fransa’da öldürülen Cezayirlileri anma törenine katılacak


    Fransa’nın başkenti Paris’te bugün tarihi bir gün yaşanacak. Paris’te Cezayir’in bağımsızlık mücadelesine destek olmak için 1961’de sokağa çıkan yüzlerce kişinin polis tarafından öldürülmesinin yıl dönümü anmalarına ilk kez bir cumhurbaşkanı katılacak.

    Fransa’nın başkenti Paris’te 17 Ekim 1961’de Cezayir’in bağımsızlık mücadelesini desteklemek ve uygulanan sokağa çıkma yasağını protesto etmek için binlerce kişinin katılımıyla gösteri düzenlendi. Polisin sert şekilde müdahale ettiği olaylarda en az 14 bin kişi gözaltına alındı.

    Çıkan olaylarda yaşamını yitirenlerin sayısı resmi olarak hiçbir zaman açıklanmadı. Ancak bağımsız kaynaklar olaylarda en az 300 kişinin öldürüldüğünü belirtti. Tanıklar göstericilerin bir kısmının da Paris polis karargahının bahçesinde ya da metro istasyonlarında öldürüldüğünü aktarıyor.

    Tarihçi Jean-Luc Einaudi, 1999’da gösteriye müdahale emrini veren Papon’a karşı açtığı davayı kazandı. Böylece katliamın kasıtlı yapıldığı resmileşti. 2012 yılından beri de izin alınarak olaylar için anma törenleri düzenleniyor.

    Kurbanlar Paris’in sorumluluğu kabul etmesini istiyor

    Son günlerde Cezayir ile yaşanan gerginliği azaltmak isteyen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bugün katliamda hayatını kaybedenleri anmak için düzenlenen törene katılacak. Ülkede ilk kez bir cumhurbaşkanı bu olaya ilişkin bir anma töreninde yer almış olacak.

    Macron’un törende konuşma yapmaması, etkinliğinin ardından yazılı açıklama yapması bekleniyor. Katliamın 60. yıl dönümünde Macron’a bu olaylarda Fransa’nın sorumluluğunu kabul etmesine yönelik çok sayıda çağrı yapılıyor.

    Cezayir’in Fransa’ya karşı verdiği 8 yıl süren bağımsızlık mücadelesinde 1,5 milyon Cezayirli hayatını kaybetti

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a yumurtalı saldırı

    Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a yumurtalı saldırı


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Lyon kentinde bir fuarın açılışı sırasında yumurtalı saldırıya uğradı.

    Fırlatılan yumurta Macron’un omuzuna isabet etti.

    Olayın ardından Cumhurbaşkanı Macron kısa süreli panik yaşarken korumaları da etrafını sardı.

    Yumurtayı atan kişi olay yerinden uzaklaştırıldıktan sonra elleri kelepçelenerek gözaltına alındı.

    “Bana söylemek istediği bir şey varsa gelsin söylesin.” diyen Macron, “Birazdan onu görmeye gideceğim.” diye konuştu.

    Olay, Macron’un Lyon’da açılan ve gastronomi, ikram ve otelcilik sektörünün devlerinin buluşma noktası olarak kabul edilen Uluslararası SIRHA Fuarı’nı (Salon international de la restauration, de l’hôtellerie et de l’alimentation) gezdiği sırada yaşandı.

    Macron, stantları 3 bakanla birlikte dolaşıyordu.

    Cumhurbaşkanı Macron, 8 Haziran’da Tain-l’Hermitage kentine gerçekleştirdiği ziyaret sırasında bir kişinin tokatlı saldırısına uğramıştı.

    Şahıs saldırıdan iki gün sonra yargılandığı davada dört ay hapis cezasına çarptırıldı ve 11 Eylül’de de cezaevinden çıktı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa Cumhurbaşkanı Macron’dan 30 milyar euroluk ‘2030 hedefi’: Yeşil hidrojende lider olacağız

    Fransa Cumhurbaşkanı Macron’dan 30 milyar euroluk ‘2030 hedefi’: Yeşil hidrojende lider olacağız


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin 2030 yılına kadar yeşil hidrojende lider olmasını ve daha küçük nükleer reaktörler inşa etmeyi hedeflediğini söyledi.

    Macron, iş dünyası liderleri ve genç girişimcilerden oluşan bir toplantıya yaptığı açıklamada, ülkeyi “yeniden sanayileştirmek” için 30 milyar euro ek yatırım yapılacağını kaydetti.

    Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden 6 ay önce yeni planını duyuran Macron, “İnovasyon ve sanayileşme savaşını aynı anda yürütmeliyiz” dedi.

    Çok sayıda elektrikli araç üretileceğinin altını çizen Macron, Fransa’nın on yılın sonuna kadar düşük karbonlu bir uçak, küçük bir modüler reaktör ve yeşil hidrojen üretimi için iki mega fabrika inşa edeceğini ifade etti.

    “Start-up’lara önemli bir rol vereceğiz”

    Macron, ‘Fransa 2030’ olarak adlandırılan uzun vadeli yol haritasının, Fransa’nın endüstriyel geleceğini inşa etmede köklü devlerle birlikte küçük, çevik start-up’lara önemli bir rol vereceğini dile getirdi.

    Liderlik ve hammaddelere erişim için küresel rekabetin ortasında inovasyonun kilit önemde olacağını vurgulayan Fransa Cumhurbaşkanı, “Fransa ve Avrupa’nın üretken bağımsızlığını sağlamak için bir çerçeveyi yeniden inşa etmeliyiz. Kazanan hepsini alır” dedi.

    Diğer hedefler arasında yarı iletkenlere yatırım yapmak ve biyotıp da dahil olmak üzere Fransız sağlık sektöründe yeniliği güçlendirmek yer alıyor.

    Paris yönetimi, koronavirüs pandemisiyle mücadele kapsamında geçen yıl 100 milyar euroluk plan açıkladı. Bu miktarın büyük kısmı yeşil enerji politikalarını teşvik için ayrıldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron, Cezayir savaşında Fransa adına çarpışan Harkilerden özür diledi

    Macron, Cezayir savaşında Fransa adına çarpışan Harkilerden özür diledi


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Cezayir’in bağımsızlık savaşında Fransa adına savaşan Müslüman Harkilerden Fransa adına özür diledi ve ülkesinin sorumluluğunu yerine getiremediğine inandığını belirtti.

    1954-1962 yılları arasında süren ve Cezayir’in bağımsızlığı ile sonuçlanan savaşta Fransa adına Cezayir halkına karşı savaşan Harkiler için anma resepsiyonu düzenleyen Macron “Savaşanlara minnetimizi ifade etmek istiyorum. Sizi unutmayacağız. Affınızı diliyorum, sizi unutmayacağız” diye konuştu ve Fransa’nın Harkilere, eşlerine çocuklarına olan görevlerini yerine getiremediğini belirtti.

    Hükümetin bu yılın sonuna kadar Harkilerin tanınmasını ve özrünü kalıcı hale getirecek projeyi tamamlayacaklarını kaydeden Macron “Harkilerin hatırasını bedeninizde taşıyorsunuz. Harkilerin onuru ulusal hafızaya kazınmalıdır” ifadesini kullandı.

    Macron yaraların “gerçeklerin sözcükleri, hafızanın jestleri ve adaletin hareketleriyle” kapatılması çağrısında bulundu.

    Harkiler kimdir?

    Cezayir’in kurtuluş savaşı sırasında Fransa’nın yanında çarpışan Harkilerin bir kısmı ülkenin bağımsızlık kazanmasının ardından Fransa’ya yerleşmiş, Cezayir’de kalanların çoğu ise ya katledilmiş ya da onursuz yaşam koşullarına terk edilmişti.

    Bazı çevreler Harki kelimesini biraz daha geniş anlamda değerlendirerek savaşta bilfiil yer almasa da Fransa’nın Cezayir’deki sömürge yönetiminin devamından yana olanları da kapsadığını ileri sürüyor.

    Fransa Cumhurbaşkanı geçtiğimiz aylarda devlet arşivlerindeki gizli belge statüsüne sahip elli yıldan eski dosyaların kamuya açılmasına izin vermiş, karar ile başta Cezayir Savaşı ile ilgili belgeler olmak üzere tüm gizli statüye sahip dokümanların gün ışığına çıkmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa Cumhurbaşkanı Macron: Cezayir ile diplomatik gerilimin yakın zamanda ‘yatışmasını’ umuyorum

    Fransa Cumhurbaşkanı Macron: Cezayir ile diplomatik gerilimin yakın zamanda ‘yatışmasını’ umuyorum


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Cezayir ile yaşanan diplomatik gerilimin yakın zamanda ‘yatışmasını’ umduğunu söyledi.

    France Inter radyosuna röportaj veren Macron “Arzum, durumu sekinleştirebilmemiz yönündedir, çünkü birbirimizle konuşmanın çok daha iyi olacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    İki ülke arasındaki ilişkiler Macron’ın Cezayir yöneticilerinin Fransa’ya karşı nefrete dayanan söylemle ülkenin sömürgeleştirme tarihini yeniden yazdığı” ifadeleri üzerine gerildi.

    Fransız Le Monde gazetesinde yayınlanan haber üzerine Cezayir hükümeti, Paris Büyükelçisini acil istişareler için geri çağırdı. Fransız ordusu da Cezayir’in hava sahasını tüm Fransız askeri uçaklarına kapattığını açıkladı.

    Cezayir Cumhurbaşkanlığı tarafından yayınlanan açıklamada ise, ülkenin “içişlerine hiçbir dış müdahalenin kabul edilmeyeceği” belirtildi.

    Macron ne demişti?

    Le Monde’un aktardığına göre Fransa cumhurbaşkanın gençlerle yaptığı toplantıda “Fransız sömürgesinden önce Cezayir’de bir ulus var mıydı?” sorusunu sormuş ve Osmanlı İmparatorluğu’na atfen daha önce de ülkede “kolonileştirilme” yaşandığını söylemişti.

    Haberde Macron, “Türkiye’nin Cezayir’de oynadığı rolü ve sahip olduğu hakimiyeti tamamen unutturabilme kapasitesini görmek beni büyülüyor” ifadelerini de kullanmıştı.

    Haberden bir hafta önce de Fransa Kuzey Afrika ülkelerine ayıracağı vize sayısını azaltacağını açıklamış, karar Cezayir’de protesto edilmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çavuşoğlu’ndan Fransa’ya ‘Osmanlı’ tepkisi: Türkiye’yi sömürgecilik tartışmasına çekmek yanlış

    Çavuşoğlu’ndan Fransa’ya ‘Osmanlı’ tepkisi: Türkiye’yi sömürgecilik tartışmasına çekmek yanlış


    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Cezayir ve Türkiye hakkındaki açıklamalarına ilişkin, “Tarihinde sömürgecilik gibi kara bir lekesi olmayan Türkiye’yi de bu tartışmaların içine çekmesi son derece yanlıştır.” dedi.

    Çavuşoğlu, “Bu tür ucuz yaklaşımların seçimlerde de bir faydası olmadığını gördük, görüyoruz. Bizimle ilgili söyleyecek sözü varsa arkamızdan değil doğrudan yüzümüze söylemesini tercih ederiz.” diye konuştu.

    Ukrayna’nın Lviv kentinde mevkidaşı Dmitro Kuleba ile ortak basın toplantısında konuşan Çavuşoğlu, “Son zamanlarda Fransa’nın kendi sömürgecilik tarihiyle yüzleşmeye çalıştığını görüyoruz ve bunu da olumlu karşıladığımızı daha önce ifade etmiştik.” ifadelerini kullandı.

    Çavuşoğlu, son dönemde tarihi konularda yanlış yorum ve çarpıtmaların görüldüğünü belirterek, “Bu konuda Fransa’nın ne kadar samimi olduğuna dair soru işaretleri artmaya başladı. Özelikle tarihinde sömürgecilik gibi kara bir lekesi olmayan Türkiye’yi de bu tartışmaların içine çekmeye çalışması son derece yanlıştır. Cezayir de zaten bu konuda gerekli tepkiyi gösterdi.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Macron’la, kendisinin de Fransız mevkidaşıyla basın üzerinden değil de doğrudan konuşma konusunda hemfikir kaldıklarının altını çizen Çavuşoğlu, şunları söyledi:

    “Bu bakımdan da bu tür açıklamaları doğru bulmuyoruz. Şu anda Fransa seçim atmosferine girmiş durumda ve seçimler sebebiyle Macron’un bu yollara tevessül ettiğini görüyoruz. Oysa gerek Fransa’da gerek başka ülkelerde bu tür ucuz yaklaşımların seçimlerde de bir faydası olmadığını gördük, görüyoruz. O nedenle bu tür popülist yaklaşımlar yerine kendi halkının güvenini kazanacak adımlar atması daha faydalı olur diye düşünüyorum. Bizimle ilgili de söyleyecek bir sözü varsa arkamızdan değil, doğrudan yüzümüze söylemesini tercih ederiz. Tıpkı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı gibi.”

    Ne olmuştu?

    Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un 2 Ekim Cumartesi günü Le Monde gazetesinde yer alan Cezayir’e yönelik suçlayıcı ifadeleri, iki ülke arasındaki gerginliği yeniden tırmandırdı.

    Cezayir’de “askeri-siyasi bir sistemin hüküm sürdüğünü ve ülkenin resmi tarihinin tamamıyla yeniden yazıldığını, gerçeklere dayanmadığını ve Fransa’ya düşmanlık üzerine inşa edildiğini” ileri süren Macron, “Cezayir’in bir ulus olarak inşası, izlenmesi gereken bir fenomendir. Fransız sömürgesinden önce Cezayir ulusu var mıydı? Soru bu. (Cezayir’de) Daha önce sömürgeler vardı. Türkiye’nin Cezayir’de oynadığı rolü ve kurduğu hakimiyeti tamamen unutturabilmesi beni büyüledi ve tek sömürgecinin biz olduğumuzu açıklamak, bu harika. Cezayirliler buna inanıyor.” ifadelerini kullandı.

    Bunun üzerine Cezayir Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamada, Macron’un ifadeleri “Fransız sömürgeciliğine karşı direnen 5 milyondan fazla şehidin anısına yönelik kabul edilemez bir hakaret” şeklinde nitelendirilmiş ve kınanmıştı.

    Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un, ülkesinin Paris Büyükelçisi Muhammed Anter Davud’u istişare için derhal geri çağırdığı bildirilmişti.

    Ayrıca Cezayir’in hava sahasını Fransız askeri uçaklarına kapattığı duyurulmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***