Etiket: Emmanuel Macron

  • Ukrayna krizini görüşmek için bir araya gelen Putin ve Macron’un oturduğu masa gündem oldu

    Ukrayna krizini görüşmek için bir araya gelen Putin ve Macron’un oturduğu masa gündem oldu


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Ukrayna krizini görüşmek için Rusya’ya yaptığı ziyarette Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin ile oturduğu toplantı masası sosyal medyada alay ve eleştiri konusu oldu.

    İki liderin oldukça büyük oval masanın iki ucuna oturmuş halde çekilmiş fotoğrafları on binlerce kullanıcının dikkatini çekti.

    İkili bir görüşme için “aşırı” büyük bulunan masanın Rus yetkililerce neden tercih edildiği merak ve tartışma yarattı.

    Kimi internet kullanıcıları iki ülke arasındaki “bakış açısının” ve “görüş farklılıklarının” bu şekilde yansıtıldığını ileri sürerken diğer bir kesim ise liderlerin birbirlerinden uzak oturmalarını Covid-19’a bağladı.

    Bu duruma kanıt olarak da kısa süre önce Putin ile görüşen Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın da aynı masada ağırlandığı belirtildi.

    Ayrıca iki liderin şampanya kadehlerini kaldırdığında da aralarında büyük bir mesafe bulunduğu belirtildi.

    Fakat bu açıklama sosyal medya kullanıcılarını tatmin etmedi. Kriz görüşmesinde “soğuk bir hava oluştuğu” intibasını bırakan beyaz masa, sosyal medyada en çok konuşulan konulardan biri oldu.

    Bir Fransız kullanıcı masa yüzünden iki lider arasında “saat farkı” oluştuğunu belirtirken konuşulanların “birkaç gün gecikme ile geldiği” ve iki liderin birbirini duymakta “güçlük” çekmiş olabileceği de paylaşılan mesajlar arasındaydı.

    Diğer bir Twitter kullanıcısı iki liderin “Whatsapp ile haberleştiğini” ileri sürerken başka bir kullanıcı ise liderlerin masa nedeniyle “diafonla konuştuğunu” yazdı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Putin’den Macron’a Kırım mesajı: Ukrayna, NATO’ya girerse Rusya ile NATO arasında savaş çıkar

    Putin’den Macron’a Kırım mesajı: Ukrayna, NATO’ya girerse Rusya ile NATO arasında savaş çıkar


    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Kremlin Sarayı’nda bir araya geldi. 5 saatten fazla süren görüşmenin ardından her iki lider ortak basın toplantısında konuştu.

    Görüşmenin anlamlı ve faydalı geçtiğini belirten Putin, Macron ile Rusya’nın ABD ve NATO’ya önerdiği güvenlik garantileri meselesi hakkında görüş alışverişinde bulunduklarını söyledi.

    NATO’nun doğuya genişlememesi, 1997’deki sınırlarına geri dönmesi ve Rusya sınırlarına silah yerleştirilmemesi tekliflerinin ABD ve NATO tarafından görmezden gelindiğini kaydeden Putin, “Diğer şeylerin yanında şunu göz ardı edemeyiz: NATO 2019’daki askeri stratejisinde Rusya’yı doğrudan ana güvenlik tehdidi ve düşman olarak adlandırdı. NATO bizi düşman olarak belirledi.” ifadelerini kullandı.

    “NATO, Rusya’ya ders vermeye çalışıyor”

    NATO’nun askeri altyapılarını Rusya sınırlarına yaklaştırdığını vurgulayan Putin, NATO ve üye devletlerinin Rus silahlı kuvvetlerini nereye ve nasıl konuşlandırılacağı konusunda “ders vermeye çalıştığını” söyledi. Rusya’nın NATO’ya değil, NATO’nun Rusya’ya doğru ilerlediğini savunan Putin, “bu yüzden ülkesinin saldırgan davrandığını söylemenin mantıksız olduğuna” işaret etti.

    Rus askeri birliklerin Rusya toprakları içerisindeki hareketinin komşu ülkelere hangi gerekçe ile tehdit olduğunu ‘anlaşılmaz’ bulduğunu vurgulayan Putin, bu durumun Moskova’ya karşı düşmanca bir politika izlemek için kullanıldığını dile getirdi. Putin, “NATO üyesi ülkelerin kendisi Ukrayna’yı modern silahlarla doldurmaya, Ukrayna ordusunun modernizasyonu için önemli mali kaynaklar ayırmaya ve askeri uzmanlar, eğitmenler göndermeye devam ediyor.” şeklinde konuştu.

    “Ukrayna NATO’ya girerse Rusya ile NATO arasında savaş çıkar”

    Ukrayna’nın NATO’ya alınması halinde savaş çıkacağına işaret eden Putin, Fransa dahil Avrupa ülkelerinin Kırım’ı Ukrayna’nın parçası olarak saydığını, Moskova’nın ise Kırım’ı Rusya’nın saydığını hatırlattı. Putin konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Ukrayna’nın doktrin belgelerinde Rusya ‘düşman’ olarak tanımlanıyor ve Kırım’ın askeri yollarla geri alınması belirtiliyor. Öyleyse, Ukrayna’nın NATO üyesi olduğunu tasavvur edin. O zaman Rusya ve NATO arasında askeri çatışma meydana gelecek demektir. Biz NATO ile savaşmak mı istiyoruz? Ya da siz Rusya ile mi savaşmak istiyorsunuz? Fransa’nın Rusya ile savaşmasını ister misiniz?”

    Minsk anlaşmaları dışında alternatif yok

    Mevcut Kiev yönetiminin Minsk anlaşmalarını feshetmek için bir yol izlediği kanaatini taşıdığını bildiren Putin, bu anlaşmaların dışında bir alternatif olmadığını vurguladı.

    Kiev yönetiminin Donetsk ve Lugansk ile doğrudan diyalog yoluyla ülkenin toprak bütünlüğünün sağlanması yönündeki barış imkanlarının tamamını yok saydığını söyleyen Putin, Macron’un bu konuları Kiev ziyaretinde detaylı bir şekilde ele almayı umduğunu dile getirdi ve ziyaret sonrası tekrar telefonda Macron ile görüşeceklerini aktardı.

    Putin, Macron’un bir dizi fikirlerinin Ukrayna konusunda atılacak adımlar için olumlu olduğunu kaydetti.

    ABD ve NATO ile güvenlik garantileri konusunda diyaloğun sona ermediğine dikkati çeken Putin, bu husustaki önerilerine yanıt alamadıklarını hatırlattı.

    Rusya’nın ABD ve NATO’ya güvenlik garantileri konusunda gönderdiği cevaba karşı cevap hazırladıklarını bildiren Putin, “Şimdi kendi vizyonumuzla bir cevap hazırlıyoruz. Cevabı Washington ve Brüksel’e göndereceğiz.” ifadelerini kullandı.

    Macron: Rusya ve Avrupa birlikte güvenlik düzeni inşa etme iradesi göstermeli

    Fransa Cumhurbaşkanı Macron ise Rusya ve Avrupa’nın güvenlik garantileri konusunda birlikte çalışması gerektiğini belirterek, “Avrupa’da yeni bir güvenlik düzeni inşa etmek ve istikrar için güvenlik garantileri üzerinde çalışmaya hazır olduğumuz iradesini birlikte göstermeliyiz. Bu, egemen devletler olarak birlikte inşa ettiğimiz temele dayanmalıdır.” ifadelerini kullandı.

    Bölgede istikrarı sağlayacak yeni mekanizmalar inşa etmek gerektiğini vurgulayan Macron, “Ancak bu, son 30 yılın anlaşmaları ve temel ilkeleri revize ederek veya temel Avrupa haklarını sınırlandırarak inşa edilemez” dedi.

    Rusya ve Avrupa Birliği’nin (AB) gerilimin azalması ve durumun istikrara kavuşmasına yönelik somut önlemler konusunda anlaşması gerektiğine dikkati çeken Macron, Rusya’nın ve Avrupa ülkelerinin kaos istemeyeceğini vurguladı.

    Ukrayna’daki gerilimi AB ve Rusya’nın çözüme kavuşturması gerektiğini belirten Macron, Minsk anlaşmalarının tam uygulanması ve Donbas’taki ihtilafın çözümü için Normandiya formatı çerçevesinde çalışmaların sürdüğünü hatırlattı.

    “Ukrayna meselesi ancak siyasi olarak çözülebilir”

    Minsk anlaşmalarının Ukrayna’daki krizin çözümünde ilerleme sağlamaya neden olacağını, bunu Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e de söyleyeceğini bildiren Macron, “Ukrayna meselesinin çözümü ancak siyasi olabilir ve bu çözümün temeli Minsk anlaşmalarıdır.” dedi.

    Zelenskiy’in Ukrayna sınırları yakınındaki 125 bin kişilik Rus askeri birlikleri konusunda “gergin” olduğunu da aktaran Macron, Zelenskiy’in buna rağmen “soğukkanlı” davrandığını ve bunun memnuniyetle karşılanması gerektiğinin altını çizdi.

    Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) içinde halihazırda sahip oldukları gelişmeleri göz önünde bulundurarak Avrupa’da güvenlik ve istikrarı tesis edebileceklerine emin olduklarını söyleyen Macron, “Ama aynı zamanda yeni çözümler de üretmemiz gerekiyor, bunlar belki de daha yenilikçi olmalı.” dedi.

    Macron, Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko’nun ülkeye nükleer silahlar yerleştirebileceği yönündeki sözleri ve bu ülkedeki anayasa değişikliği konusunda rahatsız olduğunu, ancak Putin’in kendisini bu konuda teskin ettiğini dile getirdi. ​​​​​​​

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya ve Fransa’dan Ukrayna adımı: Macron ve Scholz, Kiev ile Moskova’ya gidiyor

    Almanya ve Fransa’dan Ukrayna adımı: Macron ve Scholz, Kiev ile Moskova’ya gidiyor


    Batılı ülkeler, Rusya-Ukrayna krizinin barış yoluyla çözülmesi için diplomasi trafiği yürütüyor.

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Olaf Scholz, bu kapsamda Moskova ve Kiev’e gidecek.

    Macron, Rusya ve Ukrayna liderleriyle telefon görüşmesinin ardından bu ülkelere ziyaret gerçekleştireceğini duyurdu.

    Elysee Sarayından yapılan açıklamada, Macron’un 7 Şubat’ta Rusya’nın başkenti Moskova’da Devlet Başkanı Vladimir Putin, 8 Şubat’ta da Ukrayna’nın başkenti Kiev’de Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile görüşeceği kaydedildi.

    Alman Başbakan Olaf Scholz ise 14 Şubat’ta Kiev’e ve 15 Şubat’ta Moskova’ya gidecek.

    Almanya, krizde Ukrayna’ya silah göndermeyi reddetti. Scholz ayrıca, krizde kamuoyunda düşük bir profil takip ettiği için ülkesinde eleştirilerle karşı karşıya. Scholz’un gelecek pazartesi günü Washington’da Biden ile önceden planlanmış bir görüşmesi bulunuyor.

    Fransa, NATO’nun olası Rus harekatı için hazırlıklarının bir parçası olarak Romanya’ya asker sevk edeceğini duyururken, Macron, aktif olarak Putin ile diyalog için girişimlerde bulunuyor.

    Macron, perşembe günü Donbass bölgesinin statüsünde ilerleme kaydetmeye çalışmak için Putin ve Zelenskiy ile ayrı telefon görüşmeleri yaptı.

    Macron’un Rusya ve Ukrayna ziyaretleri dönüşünde Almanya Başbakanı Olaf Scholz ve Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda ile görüşmek için başkent Berlin’e gidebileceği belirtildi.

    Telefon diplomasisi

    Macron, Ukrayna konusunda dün ABD Başkanı Joe Biden, Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel ve Almanya, Hollanda ve İtalya’nın başbakanlarıyla telefonla görüştü.

    Fransa lideri, 2 Şubat’ta yaptığı açıklamada, Ukrayna konusunda önceliğinin, gerilimin düşmesi ve Minsk Anlaşmaları temelinde siyasi çözüm bulmak olduğunu belirtmişti.

    Zelenskiy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kiev ziyaretinde, Rusya ile gerilimi azaltmak için Türkiye’nin arabuluculuk önerisini güçlü bir şekilde desteklediğini söylemişti.

    Rusya, Ukrayna’nın kuzey ve doğu sınırlarına 100 binden fazla asker yığdı ve bu, Moskova’nın 2014’te Kırım’da olduğu gibi yeniden işgal planı olduğu endişesini artırdı. Moskova, Ukrayna’ya saldırı hazırlığında olduğuna iddialarını reddediyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’da geniş çaplı Covid-19 aşı kampanyası baharda başlıyor

    Fransa’da geniş çaplı Covid-19 aşı kampanyası baharda başlıyor


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınıyla mücadele kapsamında 2021’nin nisan-haziran döneminde halkın tamamına yönelik aşı kampanyası yürüteceklerini bildirdi.

    Macron, Elysee Sarayı’nda Belçika Başbakanı Alexander de Croo ile ortak basın toplantısı düzenledi.

    Belçika ile terörle mücadele konusunda iş birliğinin artırıldığını ifade eden Macron, ABD Başkanı seçilen Joe Biden’ın ekibinin demokrasi, iklim ve güvenlik konularında Avrupa ile aynı fikirde olduğunu söyledi.

    Macron, Covid-19 salgınıyla mücadele kapsamında gelecek yılın başında riskli grupta yer alan kişilerin aşılanacağını dile getirdi.

    Nisan-haziran 2021 döneminde halkın tamamına yönelik aşı kampanyası başlatacaklarını ifade eden Macron, aşının zorunlu olmayacağını kaydetti.

    Macron, Avrupa Birliği Komisyonunun doz aşılarını rezerve ettiğini ve bunların üye ülkeler arasında nüfusa göre dağıtılacağını bildirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’da Covid-19: Anayasa Mahkemesi, aşı kartı yasasını onayladı; birçok şehirde protestolar var

    Fransa’da Covid-19: Anayasa Mahkemesi, aşı kartı yasasını onayladı; birçok şehirde protestolar var


    Fransa Anayasa Mahkemesi, bar, restoran ve sinema gibi mekanlara girmek için 16 yaş ve üstü kişilere “aşı kartı”nı zorunlu kılan yasa tasarısını onayladı.

    Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un aşı yaptırmayanları hedef almasının ardından kabul edilen ve Covid-19 sağlık sertifikasını aşı kartına dönüştüren yasa 24 Ocak’ta yürürlüğe girecek.

    Yeni düzenlemeye göre, anılan mekanlara girişlerde ve tren yolculuklarında sadece aşıların tamamlandığını gösteren belge istenecek. Aşı kartının geçerli olabilmesi için hatırlatma dozu olarak adlandırılan üçüncü doz aşının da yaptırılması gerekiyor.

    Yeni uygulamada mekan sahipleri ve görevliler, kişinin kimliğini kontrol ederek sahte belge ya da üçüncü kişiye ait kart kullanımının önüne geçecek.

    Ancak mahkeme, yasa teklifindeki, yaklaşan seçimler öncesi siyasi mitinglerde sağlık kartının zorunlu olmasıyla ilgili hükmü kabul etmedi. Bu hükmün insanların görüş ve düşüncelerini paylaşma özgürlüğünü etkileyeceğini belirten mahkeme, mitinglerde diğer tedbirlerin alınabileceğini kaydetti.

    Aşı karşıtları gösteriler düzenliyor

    Anayasa Mahkemesi’nin yasa tasarısını onaylamasının ardından başta başkent Paris olmak üzere bazı kentlerde protesto gösterileri yapıldı.

    Fransızların bir kesimi, aşı olmadıkları için Macron’un kendilerini “ikinci sınıf vatandaş gibi hissettirdiğini” söylüyor.

    Söz konusu tasarı 16 Ocak’ta Ulusal Meclis’te kabul edildi. Muhalefet partilerinden 60 milletvekili, tasarının temel özgürlüklere aykırı olduğunu savunarak Anayasa Mahkemesine başvurmuştu.

    Yoğun bakımdaki hastaların çoğu aşısız

    Fransa’da geçtiğimiz perşembe günü 425 binden fazla koronavirüs enfeksiyonu bildirildi. Hastaneler, yoğun bakımdaki Covid hastalarının büyük çoğunluğunun aşısız olduğunu söylüyor.

    Fransa Halk Sağlığı Kurumunun açıkladığı verilere göre, son 24 saatte 235 kişinin yaşamını yitirmesiyle ülkede virüse bağlı can kaybı sayısı 128 bin 347’e çıktı.

    Pfizer tarafından üretilen ilacın kullanımına onay verildi

    Öte yandan, Fransa Yüksek Sağlık Otoritesinden yapılan açıklamada, ABD şirketi Pfizer tarafından Covid-19’un tedavisi amacıyla üretilen “Paxlovid” isimli ilacın kullanımına onay verildiği belirtildi.

    Fransız basınının Sağlık Bakanı Olivier Veran’ın yakın çevresine dayandırdığı haberlerde, bu ilaçtan 500 bin kutu sipariş edildiği ve bir hafta içinde geleceği aktarıldı.

    Avrupa Birliği’nin (AB) ilaç düzenleyicisi Avrupa İlaç Ajansı (EMA), geçen ay yaptığı değerlendirme sonucunda, ilacın onay almamasına rağmen yetişkinlerde acil durumlarda kullanılmasını tavsiye etmişti.

    Pfizer, aralıkta, ilacın Covid-19 hastalarının hastaneye yatışlarını veya ölüm riskini yüzde 88 azalttığını duyurmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron, kürtaj hakkı ve çevre korumanın AB temel haklar sözleşmesine dahil edilmesini istedi

    Macron, kürtaj hakkı ve çevre korumanın AB temel haklar sözleşmesine dahil edilmesini istedi


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, kürtaj hakkı ve çevre koruma gibi konuların Avrupa Birliği’nin (AB) temel haklarla ilgili sözleşmesine dahil edilmesini arzu ettiğini söyledi.

    Macron, ülkesinin altı ay sürecek AB dönem başkanlığı sırasında öncelik vereceği konularla ilgili olarak Avrupa Parlamentosu’nda konuştu.

    AB temel haklar sözleşmesinin güncellenmesini gerektiğini savunan Macron, “Kürtaj hakkının tanınması ve çevrenin daha iyi korunması konusunda daha açık olmak için bu sözleşmeyi yenilememiz gerekir. “dedi.

    “Rusya ile yeni güvenlik ve istikrar düzeni kuralım”

    Konuşmasında Moskova ile ilişkilere de değinen Macron, AB ülkelerinin gelecek haftalar içinde Rusya ile “yeni bir güvenlik ve istikrar düzeni” kurulması konusunda uzlaşmasını istedi.

    Macron, konu ile ilgili önerilerini önümüzdeki haftalarda kamuoyuna açıkmayacaklarını belirterek, Moskova ile açık ve talepkar bir diyalog oluşturulmasını istediklerini ifade etti.

    Avrupa’nın kendi güvenliğini sağlama konusunda daha fazla adımlar atmasını isteyen Macron “Avrupa’nın kıtamızda kendi kolektif güvenlik çerçevesini oluşturması gerekiyor.” dedi.

    AB-Afrika zirvesi şubat ayında

    AB’nin Batı Balkanlar ve Afrika ile ilişkilerini gözden geçirme ihtiyacı olduğunu vurgulayan Macron, dönem başkanı olarak şubat ayında AB ve Afrika arasında bir zirve düzenlemeyi hedeflediklerini söyledi.

    İngiltere’nin AB’den ayrılma (Brexit) sürecinde yaşananlara sıkıntılara da değinen Macron, AB’nin Londra’ya karşı daha kararlı bir tutum izlemesi gerektiğini belirtti.

    Macron, “AB ve İngiltere karşılıklı güvenin tesisi konsunda bir yol bulmalı. Verilen sözlerin tutulması konusunda kararlılığımız da sürmeli, dost kalabilmenin yolu buradan geçiyor.” dedi.

    Dönem başkanlığı döneminde hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi için Fransa’nın çaba göstereceğini ifade eden Macron, “Hukukun üstünlüğünün bitmesi keyfiliğin saltanatını getirir. Hukukun üstünlüğünün bitmesi otoriter rejimlere geri dönüşü getirir.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron: Türkiye AB üyesi olamaz, Erdoğan’ın siyasi projesi Avrupa değerlerine uymuyor

    Macron: Türkiye AB üyesi olamaz, Erdoğan’ın siyasi projesi Avrupa değerlerine uymuyor


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği’ne karşı olduğunu yineleyerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi projesinin Avrupa değerlerine uymadığını söyledi.

    Le Parisen gazetesinin sorularını yanıtlayan Macron, “Türkiye’nin AB üyeliğine sıcak bakıyor musunuz?” şeklindeki bir soru üzerine verdiği yanıtta şunları söyledi.

    “Hayır, Erdoğan’ın izlediği siyaset ve uygarlık projesi Avrupa değerleriyle uymuyor. Türkiye, siyasal İslam’ı genişletme projesi yürütüyor. AB üyesi Kıbrıs’ı tanımıyor. Doğu Akdeniz’de saldırgan bir politika izliyor. Ben Türkiye’nin Avrupa ile ilişkisi olmasını arzu ederim. Çünkü bizim değerlerimize bağlanırsa, bizden daha fazla uzaklaşamaz.” dedi.

    Macron, aşıyla ilgili tepki çeken sözlerinin arkasında

    Bu arada Emmanuel Macron, Covid-19 aşısını yaptırmayanlar için kullandığı ‘canından bezdireceğim’ ifadelerinin arkasında olduğunu bildirdi.

    Macron, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Elysee Sarayı’nda yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında kendisine yönelik eleştirilere yanıt verdi.

    Açıklamasından geri adım atmayacağını belirten Macron, “İnsanlar konuşma diline uygun görünen bu ifade tarzı karşısında üzülebilir, ama ben tamamen söylediklerimin arkasındayım. İçinde bulunduğumuz duruma üzülüyorum, ülkede asıl bölünmeler burada.” dedi.

    Aşı olmayanları sorumsuz vatandaş olarak nitelemesine de açıklık getiren Macron, “Vatandaşlık haklar getirirken, sorumluluklar da getirir. Bazı vatandaşlarımızın ‘aşı olmamakta özgürüm’ demek için savunduğu özgürlük fikri, başkalarının özgürlüğünü ihlal ettiğiniz, başkalarının hayatlarını tehlikeye attığınız yerde biter.” ifadesini kullandı.

    Macron’un tepki çeken açıklamaları neydi?

    Macron, Le Parisien gazetesine verdiği ve dün akşam yayımlanan demeçte, aşılı olmayanlar üzerinde sosyal hayatı kısıtlayarak baskı kurduklarını belirtmişti.

    Yetişkinlerin yüzde 90’dan fazlasının aşılandığı bilgisini paylaşan Macron, “Covid-19 aşısını yaptırmayanların canını çok sıkmak istiyorum. Bunu sonuna kadar yapmaya devam edeceğiz. Strateji bu. Onları cezaevine göndermeyeceğim, zorla aşılamayacağım. Ancak 15 Ocak’tan itibaren restorana gidemeyeceksiniz, (kafede) kahve içemeyeceksiniz, tiyatro ve sinemaya gidemeyeceksiniz.” ifadelerini kullanmıştı.

    Fransa’da Ulusal Mecliste görüşülen ve Covid-19 sağlık kartını aşı kartına dönüştürecek yeni yasa tasarısına göre kafe, restoran, müze, tiyatro ve sinema salonları gibi belli mekanlara girişlerde sadece aşıların tamamlandığını gösteren belge istenecek ve test artık geçerli olmayacak.

    Hükümet, tasarının 15 Ocak’a kadar yasalaşmasını hedefliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB Merkel sonrası liderini arıyor; Scholz, Macron, Draghi hangisi daha şanslı?

    AB Merkel sonrası liderini arıyor; Scholz, Macron, Draghi hangisi daha şanslı?


    Angela Merkel’in 16 yıllık iktidarının ardından siyaset sahnesinden ayrılması sadece ülkesi Almanya’da değil Avrupa Birliği’nde de güç dengelerini sarstı.

    AB’nin gerçekte lideri gibi görülen Merkel’in bundan sonra yerini kimin alacağı Brüksel’de merak edilen konuların başında geliyor. Merkel’in koltuğunu devralan Avrupa’nın en güçlü ekonomisinin yeni Başbakanı Olaf Scholz, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İtalya Başbakanı Mario Draghi, ilk anda akla gelen üç isim olarak öne çıkıyor.

    AB’nin Brexit, hukuk devleti ilkesinin tesisi gibi Orta Avrupa ve Balkanlarda yaşadığı sıkıntılar ve küresel jeopolitikteki marjinalleşme gibi hala çözülememiş sorunlara dikkat çeken siyasi uzmanlar, üç liderin de bu rolü tam anlamıyla üstlenemeyeceği uyarısında bulunuyor.

    AB’nin yaşadığı krizlerin atlatılamamasında oldukça başarılı bir performans sergileyen Merkel, koltuğu bıraktığında kendisine yöneltilen bazı eleştirilere rağmen hem ülkesinde nem de AB içinde oldukça popüler bir durumdaydı.

    İspanya’daki Sebastian Reiche İşletme Fakültesi öğretim üyelerinden Sebastian Reiche, kaleme aldığı bir makalede, “Angela Merkel, Avrupa Birliği’nin fiili lideri ve ‘özgür bir dünyanın lideri’ olarak bir neslin en önemli politikacılarından biri olarak değerlendirildi.” diyerek, Alman liderle ilgili görüşlerini özetledi.

    Düşünce kuruluşu Avrupa Dış İlişkiler Konseyi tarafından düzenlenen ve AB vatandaşlarına “eğer seçmeniz gerekirse AB lideri olarak kimi seçersiniz?” sorusunun yöneltildiği ankette “Merkel’e oy veririm” diyenlerin oranı yüzde 41 olarak belirlendi.

    Aynı ankete katılanların sadece yüzde 14’ü Macron’a oy vereceğini bildirdi.

    Merkel, AB entegrasyonunu yavaşlattı mı?

    Bununla birlikte bazı uzmanlar, önemli krizleri aşarken Merkel’in Çin ve Rusya ile ilişkilerde bile ekonomik çıkarlara öncelik vermesinin AB’nin entegrasyonunu ciddi bir şekilde yavaşlattığı eleştirisinde bulunuyor.

    Merkel’in liderliği bırakmasının ardından onun koltuğunu kimin devir alacağı konusunda Macron en şanslı adaylardan birisi olarak görülüyor.

    AB dönem başkanlığını ocak ayında devralacak Fransa’nın genç lideri, ülkesinin altı ay boyunca “dünyada güçlü, tamamen egemen, seçimlerinde özgür ve kendi kaderinden sorumlu bir Avrupa oluşturmayı hedeflediğini” açıklayarak iddialı bir program ortaya koydu.

    Almanya’da Sosyal Demokratların liderliğindeki yeni koalisyon ise salgın sonrası yaşanan ekonomik sıkıntıları aşmak için uğraşırken, bütçe disiplinine zarar vermeden bunu başarmanın bir şekilde yollarını arıyor.

    ABD eski Başkanı Donald Trum’ın Almanya’ya savunma harcamaları konusunda daha fazla katkı vermesi için baskı yapmaya başlamasından bu yana Berlin’in eli bu konuda da eskisi kadar rahat değil.

    Sosyal Demokrat Scholz’un Yeşiller ve Liberal Parti ile birlikte oluşturduğu koalisyon hükümeti yayınladığı ortak bildiride,

    “Avrupa’nın merkezinde ekonomik olarak güçlü bir ülke olarak egemen Avrupa’yı mümkün kılmayı, teşvik etmeyi ve ilerletmeyi görev bildiklerini” duyurdu.

    Macron’un AB liderliğinde şansı var mı?

    Montaigne Enstitüsü’nde görevli Alexandre Robinet-Borgomano ise Merkel’in görevden ayrılmasının iktidara geldiğinden bu yana “ güçlü bir Avrupa inşa edilmesi” fikrini savunan Macron’un kendi vizyonunu AB içinde daha rahat bir şekilde ortaya koymasına fırsat vereceğini düşenenler arasında.

    Macron son olarak İtalya Başbakanı Draghi ile birlikte ikili işbirilği anlaşması imzalarken, bu iki lider ortak yazdıkları bir makelede AB içinde yatırım harcamalarını artırmak için mali politikalarda reforma gidilmesini istedi.

    Euro para birimi kurallarını belirleyen Maastricht Sözleşmesinde reform isteyen Macron özellikle Paris ve Brüksel arasında ciddi sorun yaratan bütçe açığının, gayri safi yurt içi milili hasılaya oranının yüzde 3’ü geçmemesini öngören kriterin değiştirilmesini istiyor.

    Bununla birlikte Fransa’nın gelecek yıl seçime gidecek olması istediği köklü reformları yapma konusunda Macron’un önünde ciddi bir sorun olarak görülüyor.

    Siyasi yorumcular, iç sorunların Macron’un bir müddet daha büyük Avrupa vizyonuyla ilgili projelerine sekte vuracağına kesin gözüyle bakıyor.

    Daha önce Merkel hükümetlerinde iki kez maliye bakanı olarak görev yapmış olan 63 yaşındaki Scholz ise 2022’de ülkesi adına G7 dönem başkanlığını üstlenecek. Bu görev küresel lider olma konusunda da Scholz için önemli bir sınav teşkil ediyor.

    Avrupa Dış İlişkiler Konseyi araştırmacılarından Piotr Buras ve Jana Puglierin yazdıkları makalede, zamanla birlikte dünyanın karşılaştığı sorunların içeriğinin de değiştiği uyarısında bulunarak özetle şu görüşleri dile getirdi:

    “Tarafsız kalma ve Avrupa’nın önemli sorunlarına karşı zorlu çözümlerden kaçınma politikası, önümüzdeki zorluklara uygulanabilir bir yaklaşım gibi görünmüyor. Merkelizmin Merkel’den daha uzun yaşaması pek olası değil… Çünkü AB’nin temellerini güçlendirmek ve dünyadaki yerini savunmak için daha vizyoner ve cesur bir Almanya’ya ihtiyaç olacak.”

    Gerek Scholz gerek Macron’un AB içinde liderliklerini kanıtlamıs için hala zamana ihtiyaçları bulunduğu konusunda herkes hemfikir.

    Draghi AB liderliğine oynayabilir mi?

    Bir dönem Avrupa Merkez Bankası Başkanlığı yapan İtalya Başbakanı Mario Draghi, önemli ekonomik ve sosyal sorunların ardından ülkesinde giderek istikararın sağlanması konusunda önemli başarılara imza attı.

    Merkezi Roma‘da bulunan Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde görevli Nicoletta Pirozzi, Draghi’nin Merkel’in AB Konseyi’nde bıraktığı liderlik görevini “konsensüs oluşturucu olarak” doldurabileceği görüşünde.

    Pirozzi bu konudaki görüşlerini şu şekilde özetledi: “Draghi, Merkel’in temkinli yaklaşımına oranla Fransa ve yeni Alman hükümeti ile işbirliği içinde, ekonomik yönetişim reformundan dış politika ve savunmaya kadar Avrupa entegrasyonunun kilit sektörlerine yeni bir dinamizm gektirebilir.”

    Pirozzi, 74 yaşındaki İtalyan liderin öncelikle Avrupa ekonomik kurtarma planını ülkesinde başarıyla yerine getirmesinin şart olduğuna dikkat çekti.

    Bununla birlikte Merkel sonrası bu üç liderin de onun yerini dolduramayacağı ve AB’nin bir bilinmeyene doğru yolculuğa çıkacağını düşününler de oldukta fazla.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron ve Draghi AB’de yatırımı artırmak için mali kurallarda reform istedi

    Macron ve Draghi AB’de yatırımı artırmak için mali kurallarda reform istedi


    İtalya Başbakanı Mario Draghi ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, yatırım harcamalarının artırılması için Avrupa Birliği’ndeki (AB) mali kurallarda reforma gidilmesi çağrısı yaptı.

    İki lider bunu gerçekleştirirken kamu borçlarının düşürülmesinin de önemli olduğunu vurguladı.

    Draghi ve Macron, Financial Times gazetesinin haber sitesinde ortak kaleme aldıkları makalede “Kuralların pandemiye yönelik yanıtımızın önünde durmasına izin verilemeyeceği gibi, yine bu kurallar gerekli tüm yatırımları yapmamızı da engellememeli.” dedi.

    Fransa’ya göre, Maastricht kriterleri eskidi

    Macron, 9 Aralık’ta yaptığı bir açıklamada, ülkesinin AB dönem başkanlığı sırasında Euro Bölgesi’nde para politikalarını belirleyen Maastricht kriterlerini tekrar tartışmaya açacağı ve burada reforma gidilmesi için çalışacağı mesajını vermişti.

    Macron, kamu borçlarının gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 3’ünün geçmemesiyle ilgili kriteri “modası geçmiş” bir kural olarak nitelemişti.

    Fransa’nın borçlarının yüzde 3’ü sürekli geçmesi Paris ve Brüksel arasında yıllardır ciddi sorun yaratıyor.

    Konu ile ilgili reform yapılması konusunda İtalya’nın desteğini de alan Macron, olağanüstü pandemi koşulları sonrasında bir kurtarma bütçesi hazırlanması konusunda çekincelerini ifade eden AB ülkelerini de bir kez daha doğrudan hedef aldı.

    İki lider yazdıkları ortak makalede, “Borçlanma seviyemizi düşürmemiz gerektiğine hiç şüphe yok. Ancak bunu ne yüksek vergilerle, ne sürdürülemeyecek sosyal harcamaları kısarak ne de yaşatılamayacak mali uyum ayarlamalarıyla yapamayız.” denildi.

    AB içinde mali kriterlerin, rekabet ve ticaret kuralları da dahil olmak üzere aynı zamanda dönemin zorluklarına göre yeniden uyarlanması gerektiği vurgulanan makalede, bunun için AB bütçe kuralları da dahil olmak üzere gerekli değişikliklerin yapılması istenerek, şu görüşlere yer verildi:

    “Gelecek için daha fazla bir hareket alanına ve gerekli harcamaları yapmaya ihtiyacımız var. Gelecek nesillerin refahına ve uzun vadeli büyümeye inkar edilemez bir şekilde fayda sağlayan bu tür yatırımları finanse etmek için artırılan borç, bu tür kamu harcamalarının aslında uzun vadede borç sürdürülebilirliğine katkıda bulunduğu göz önüne alındığında mali kurallar tarafından desteklenmeli.”

    Macron’un makamından alınan bilgiye göre, Fransa AB dönem başkanlığı sırasında üye ülke liderleri arasında yatırım ihtiyaçlarıyla ilgili gayriresmi bir zirve düzenlemeyi hedefliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’nın AB dönem başkanlığı öncesi Macron’dan Orban’a ziyaret: Taraflar temkinli ve ılımlı

    Fransa’nın AB dönem başkanlığı öncesi Macron’dan Orban’a ziyaret: Taraflar temkinli ve ılımlı


    Avrupa Konseyi Dönem Başkanlığı’nı alacak olan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa Birliği’nin en sorunlu üyesi Macaristan’a gitti.

    Cumhurbaşkanı Macron ziyaretle ilgili yaptığı açıklamada, “Fransa’nın ülkelerin siyasi farklılıklarına rağmen Macaristan ile Avrupa için birlikte çalışmaya istekli olduğunu ve Paris’in AB başkanlığını devralmaya hazırlanırken uzlaştırıcı bir rol üstleneceğini” söyledi.

    Macaristan Başbakanı Viktor Orban da Budapeşte’deki görüşme öncesi Macron’a zeytin dalı uzattı. Orban, “Macaristan’ın Fransız lidere saygı duyduğunu ve Macron’un AB’yi savunma, nükleer enerji ve tarımda kendi kendine yeterli hale getirmek için yaptığı hamleleri desteklediğini” söyledi.

    Paris ve Budapeşte, LGBT hakları, hukukun üstünlüğü ve demokratik standartlar gibi konularda anlaşmazlık yaşasa da Macron, Macaristan’ın ve tüm AB devletlerinin, AB sınırlarının daha iyi korunması ve kontrolü de dahil olmak üzere, Ocak ayından itibaren Fransa’nın belirlediği öncelikleri desteklemesini istiyor.

    Taraflardan temkinli ve ılımlı mesajlar

    Macron, Budapeşte’ye geldikten sonra, “Siyasi anlaşmazlıklarımız herkesin malumu, ancak Avrupa için birlikte çalışmaya ve birbirine destek olan ortaklar olmayı arzu ediyoruz” dedi.

    Macron, geçtiğimiz hafta “Orban’ı hem siyasi bir rakip hem de Avrupalı ​​bir ortak olarak gördüğünü” söylemişti.

    Orban ise Fransız liderle görüşmeden önce yaptığı açıklamada şunları söyledi:

    “Ülkemizin Cumhurbaşkanı Macron ile ilişkisi saygı çerçevesinde bir ilişkidir. Fransa ansiklopedistlerin yurdudur, tanımlar söz konusu olduğunda onlar en iyisidir, bu yüzden biz de yapılmış olan tanımları kabul ediyoruz: Biz siyasi muhalifleriz ve aynı zamanda Avrupalı ​​ortaklarız.”

    Her iki lider de pozisyonunu farklı yöntemlerle belirtti

    Liderlerin kamuoyuna yönelik açıklamalarındaki bu uzlaşıcı tona rağmen Macron, Budapeşte gezisine Orbán’a muhalif olan ancak 2019’da yaşamını yitiren Macar filozof Agnes Heller’in mezarına çelenk bırakarak başladı. Bu da Macaristan ve Fransız medyasında Orban’a net bir mesaj olarak değerlendirildi.

    Bununla da yetinmeyen Macron, pazartesi günü de gelecek yıl yapılacak seçimde Orban’a meydan okumaya hazırlanan muhalefet ittifakının liderleriyle bir araya geldi.

    Orban da geçtiğimiz iki ay içerisinde Fransa’nın aşırı sağcı liderleri Marine Le Pen ve Eric Zemmour’u kabul etmişti.

    Görüşmelerde her iki figür de Orban’ın göçe karşı muhalefetini övmüş ve Zemmour, “ülkesinin kimliğini, egemenliğini ve sınırlarını savunmasını takdire şayan” bulduğunu belirtmişti.

    Fransa 1 ocak 2022 tarihinde AB’nin dönem başkanlığını Slovenya’dan alacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***