Etiket: Elektrikli otomobil

  • Çin’de Elektrikli Araç Faciası: Kapılar Kilitlendi, Sürücü Yanarak Öldü

    Çin’de Elektrikli Araç Faciası: Kapılar Kilitlendi, Sürücü Yanarak Öldü


    Çin’in Sichuan eyaletine bağlı Chengdu kentinde yüksek hızla seyreden elektrikli bir araç, orta refüje çarpıp karşı şeride geçtikten sonra alev aldı. Kazanın ardından çevredekiler, araçtaki sürücüyü kurtarmak için seferber oldu.

    SÜRÜCÜ YANARAK ÖLDÜ

    Tanıklar, bir kişinin yumruklarıyla kapıları açmaya ve camları kırmaya çalıştığını, ancak aracın kapılarının kilitli olması nedeniyle başarısız olduğunu anlattı. Olay yerine kısa sürede ulaşan itfaiye ekipleri, alevleri söndürdü ve aracın kapılarını çekiç ve motorlu testereyle açabildi. Ancak araçta bulunan 31 yaşındaki sürücü olay yerinde yaşamını yitirdi.

    Polis, sürücünün alkollü olduğundan şüphelenildiğini, kazadan önce önündeki bir araca çarptığını, ardından orta refüjü aşarak karşı şeride geçtiğini belirtti. Çarpışmanın ardından aracın kısa sürede alev aldığı açıklandı.

    ELEKTRİKLİ ARAÇLAR TARTIŞMA KONUSU OLDU

    Çin medyası, kazaya karışan aracın Xiaomi SU7 Ultra modeli olduğunu ve otomatik kilit sisteminin, çarpışmanın ardından devreye girerek kapıları kilitlediğini aktardı. Olayın ardından elektronik kapı kollarının güvenliği yeniden gündeme geldi. Uzmanlar, bu tür sistemlerin kaza anında manuel açılma mekanizması bulunmaması halinde hayati risk oluşturduğunu vurguladı.

    XIAOMI HİSSELERİ DÜŞTÜ

    Kazanın ardından şirketin hisseleri yüzde 8,7 oranında değer kaybetti. SU7, teknoloji devi Xiaomi’nin geçtiğimiz yıl Mart ayında piyasaya sürdüğü ilk elektrikli araç modeli olarak biliniyor.

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’nin ilk yerli otomobili Togg’un T10X modelinin fiyatı belli oldu

    Türkiye’nin ilk yerli otomobili Togg’un T10X modelinin fiyatı belli oldu


    Türkiye’nin ilk yerli otomobili Togg’un T10X modelinin fiyatı belli oldu. 

    Togg’dan yapılan açıklamada, “16-27 Mart’ta Trumore dijital platformu ve Togg web sitesi üzerinden ön siparişleri alınacak olan Togg T10X, 953 bin TL’den başlayan fiyat etiketine sahip olacak” denildi. 

    Togg, “T10X” adını verdiği, kullanıcıyı merkeze koyan, akıllı yaşam çözümleriyle sürekli internetin içinde olan, uzaktan güncellenebilen akıllı cihazını, iki farklı donanım seviyesi ve iki batarya seçeneğiyle 953 bin TL’den başlayan fiyatla satışa sunuyor.

    523 kilometre menzil seçeneği

    Togg, “doğuştan elektrikli”, “doğuştan sürdürülebilir”, “doğuştan dijital” ve “doğuştan yeşil” kavramlarının altını çizdiği ilk akıllı cihazı C-SUV’u, ‘T10X’ adıyla kullanıcılarla buluşturacak. Model adındaki T’nin Türkiye’yi ve Togg’u, 10’un cihazın üzerine inşa edildiği C segmenti platformunu, X’in ise SUV gövde tipini ifade ettiği T10X, iki farklı donanım ve iki batarya seçeneğiyle kullanıcılara sunulacak.

    314 ve 523 kilometre menzilli iki batarya seçeneği

    160 kW / 218 Beygir güç ve 350 Nm tork üreten T10X RWD (arkadan itiş), iki farklı batarya seçeneğiyle 314 ve 523 kilometrelik menzillere sahip olacak. T10X’in 52,4 kWh kapasiteye sahip batarya seçeneği 16,7 kWh/100 km (WLTP) enerji tüketimi değeri sunarken, 88,5 kWh kapasiteye sahip batarya seçeneğinin tüketim değeri ise 16,9 kWh/100 km (WLTP) olarak açıklandı.

    T10X’in fiyatları V1 RWD Standart Menzil 953 bin TL, V2 RWD Standart Menzil 1 milyon 55 bin TL ve V2 RWD Uzun Menzil 1 milyon 215 bin TL olarak belirlendi.

    Çift motorlu T10X AWD 29 Ekim’de özel seri ile yollarda olacak

    T10X’in 0-100 km/s hızlanması 4,8 saniye olan, 700 Nm tork üreten çift motorlu 435 beygir gücündeki AWD (all-wheel drive) versiyonu ise 29 Ekim 2023 tarihinden itibaren teslim edilmeye başlanacak olan 100. Yıl Özel Serisi’yle birlikte yollara çıkacak.

    28 dakikadan daha kısa sürede yüzde 80 doluluk

    Togg T10X, hızlı şarj ile 28 dakikadan daha kısa sürede yüzde 20’den yüzde 80 batarya doluluk seviyesine ulaşabiliyor. Böylece kullanıcılar uzun yolculuklarda kısa bir kahve molası süresince dinlenirken, akıllı cihazları da yolculuğun kalan bölümü için hazır hale gelecek. Ayrıca kullanıcılar, sıfır emisyon salımıyla çevre dostu bir yolculuğun keyfini de çıkaracak.

    Uzaktan sürekli güncellenen ileri seviye veri gizliliği ve sürüş güvenliği

    Kullanıcıların kişisel verilerini ve akıllı cihazın dijital güvenliğini blok zinciri teknolojisiyle sağlayan Togg T10X, Avrupa pazarındaki otomobillerin güvenliğinin değerlendirildiği bağımsız Euro NCAP programının tüm testlerinden en yüksek seviye olan 5 yıldızı alacak şekilde tasarlandı. T10X standart olarak sunduğu 7 adet hava yastığı, dayanıklı ve sağlam altyapıyı destekleyen ileri seviye sürüş asistan sistemleriyle de her türlü yol koşulunda güvenli bir sürüş sağlıyor.

    T10X, sürekli öğrenme ile olgunluğunu geliştirebilen ve uzaktan güncellemeler (OTA: over-the-air) ile sürekli kendini yenileyebilen sürücü destek sistemleri sayesinde sürüş güvenliği ve konforunu en üst seviyeye yükseltiyor. T10X, trafik işareti algılama sistemiyle birlikte çalışan dur-kalk fonksiyonlu akıllı adaptif hız sabitleyici ve akıllı şerit takip sistemi & şeritten ayrılma ikazıyla birlikte 2’nci seviye otonom sürüşü kullanıcılarına sunuyor.

    T10X Türkiye’de ve sınıfında ilk kez “yoğun trafik pilotu” asistan özelliğini sunarak kullanıcıların 15km/saat hıza kadar olan yoğun trafikte ellerini direksiyondan ayırıp T10X’in kontrolünde ilerlemelerini sağlayacak. Bu özellik, 2023 yılı içerisinde uzaktan güncellemeler (OTA:over-the-air) ile V2 donanım seviyesi ve lansman özel paketine sahip olan akıllı cihazlarda aktif hale gelecek.

    “Siparişleri bireysel kullanıcılar öncelikli olmak üzere 2023 boyunca teslim edeceğiz”

    Togg Üst Yöneticisi (CEO) Gürcan Karakaş, Türkiye’nin doğuştan elektrikli ilk akıllı cihazını mart sonunda kullanıcılarla buluşturacak olmanın gururunu yaşadıklarını belirterek, şunları kaydetti:

    “İlk günden itibaren, küresel boyutta rekabet edebilir ve fikri mülkiyeti yüzde 100 Togg’a, Türkiye’ye ait bir mobilite teknoloji markası geliştirmek ve kullanıcıyı merkeze alarak akıllı cihazımız ve dijital ürünlerimizin etrafında herkes için erişilebilir ve herkes tarafından geliştirilebilir bir ekosistem oluşturmak hedefiyle yola çıktık. Geride bıraktığımız beş yılda planlarımız doğrultusunda adım adım ilerledik ve söz verdiğimiz gibi mart ayında akıllı cihazımızı kullanıcılarla buluşturuyoruz. Kullanıcılarımız web sitemiz veya Trumore uygulamamız üzerinden katılacakları çekiliş ile akıllı cihazımıza ön sipariş verme hakkını elde edebilecekler. Siparişleri bireysel kullanıcılar öncelikli olmak üzere 2023 boyunca teslim edeceğiz. Kullanıcılarımıza bağlantılı bir akıllı cihazdan çok daha ötesini sunarak, konforlu ve sorunsuz bir mobilite deneyimi yaşatmayı hedefliyoruz.”

    Togg T10X çekiliş yöntemiyle kullanıcıyla buluşacak

    Öte yandan açıklamaya göre, Türkiye’nin doğuştan elektrikli ilk akıllı cihazı Togg T10X, çekiliş yöntemiyle belirlenecek kullanıcılarıyla 2023 yılı boyunca buluşacak. 16-27 Mart tarihleri arasında T10X için “togg.com.tr” ve Trumore uygulaması üzerinden ön sipariş süreci gerçekleşecek. App Store, Google Play ve App Gallery üzerinden kullanıma sunulan Trumore uygulamasını indiren veya Togg websitesi üzerinden Tru.ID oluşturan her bir tekil kullanıcı, nakit ya da kredi kartı aracılığıyla cüzdanlarına aktardıkları 60 bin TL ön ödemeyi yaparak, çekiliş sürecine katılmaya hak kazanacak.

    Çekilişe katılan kullanıcılar, ön ödeme öncesi akıllı cihazlarını modelinden rengine konfigüre edebilecek. 28 Mart’ta noter huzurunda yapılacak dijital çekiliş sistemiyle de ön sipariş sahipleri belirlenecek.

    Ön sipariş dönemi sonunda noter huzurunda yapılacak çekilişle, sipariş hakkı kazananlar teslimat önceliğiyle birlikte belirlenecek. Teslimat tarihi belirlenirken seçilen versiyonun yaklaşık teslimat dönemi ile kullanıcının çekiliş sıralamasındaki yeri dikkate alınacak. Örneğin Kasım 2023’ten itibaren teslim edilmeye başlanacak olan 953 bin TL’lik V1 standart menzil için ön sipariş geçen bir kullanıcı çekilişte birinci sırada yer alması halinde, (1/12.000), V1 standart menzil seçeneğinin ilk teslimatı bu kullanıcıya yapılacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Soğuk Savaş bitti; şimdi sıra ‘Serin Savaş’ta mı?

    Soğuk Savaş bitti; şimdi sıra ‘Serin Savaş’ta mı?

    Tarih de canlı bir organizma gibidir; olağan akışına yapılan bir müdahale güzergâhını değiştirir. Bu müdahale, bir doktorun bir hastasına neşteri vurması şeklinde de olabilir, kişinin bile isteye kendini zehirlemesi şeklinde de olabilir.

    Bilinçle yahut bilinçsiz yapılan her müdahale belli sonuçlara yol açar.

    Mesela 20’inci yüzyılın ilk büyük felaketi olarak kabul edilen Birinci Dünya Savaşı’nın, nam-ı diğer Saraybosna Suikastı’nın, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun 1908’de işgal ettiği Bosna-Hersek’in Saraybosna kentinde, 28 Haziran 1914’te, Gavrilo Princip isimli bir Sırp milliyetçisinin Arşidük Franz Ferdinand’ı öldürmesi üzerine başladığı söylenir. Dünya o ilk kurşundan sonra asla eskisi gibi olmamıştır.

    Mesela atom bombası olarak bilinen ilk nükleer silahın 1945 yılında tamamlanarak, ABD tarafından İkinci Dünya Savaşı’na direnen son ülke Japonya üzerinde kullanılması böyle bir hadisedir.  Mucidi Robert Oppenheimer’ın dahi “nasıl olsa kullanılmaz” diye düşündüğü silah, Hiroşima ve Nagazaki’de yalnız yüz binlerce insanı bir anda yok etmedi, tarihi de rayından çıkardı. Artık ne Japonya eski Japonya’ydı ne de Amerika…

    TARİHİN RAYINI DEĞİŞTİREN İKİ ‘OLAY’

    Eskiden, çok eskiden yüz yılda bir, iki yüz yılda bir yaşanan bu tür hadiseler, günümüze yaklaştıkça 30-40 yıl gibi kısa aralıklarla yaşanır oldu. Şu talihe bakın ki, tarihin rayını, kimyasını değiştiren iki olay yaşadık peş peşe… Biri koronavirüs pandemisi, diğeri ise Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi…

    Pandemi ekonomiden sosyal ilişkilere kadar nice ezberi bozdu. “Home Office” denilen esnek işyeri istihdam düzenlemesi, yani evden çalışma, pandemi sonrasında da sürdü. Hibrit çalışma diye bir kavram girdi hayatımıza; belirli günler ofiste, belirli günler de ofis dışında çalışmaya başlandı insanlar.

    Lakin pandemi iş hayatı dışında da etkin bir rol üstlendi; boşanma oranları arttı, aile içi şiddet olayları arttı; dükkândan, mağazadan satın alma alışkanlığı internet üzerinden alışverişe döndü; uzaktan eğitim sistemi yerleşti, hatta bazı üniversitelerde öğrenciler video kayıtları üzerinden ders almaya başladı, üç kuruş karşılığında nice akademisyen evine mahkûm edildi.

    Öte yandan bilhassa Almanya, İsviçre gibi gelişmiş ülkelerde aşı sonrası sendromları inceleme ve tedavi amaçlı klinikler bile kuruldu.

     SOĞUK SAVAŞ BİTTİ, SIRADA ‘SERİN SAVAŞ’ VAR

    Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi de tarihin güzergâhını bir kez daha bozdu. Ukrayna’nın NATO’ya üye olma çabası daha bir anlam kazandı. Buğdayın ne kadar stratejik öneme sahip olduğu anlaşıldı. Malûm; Ukrayna, verimli toprakları ve uygun iklim koşulları ile tarım alanında dünyada en yüksek üretim potansiyeline sahip ülkelerden biri. Öyle ki sadece Avrupa’nın değil, dünyanın da ekmek sepeti…

    Rusya’nın Ukrayna’da müşkül duruma düşmesi, Kafkaslar, Orta Asya ve Suriye gibi nüfuz alanının içinde bulunan bölgelerdeki etkisini kaybetmesine yol açtı. Örneğin Kafkasya’da Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çatışmalar tekrar alevlendi. Orta Asya’da Kazakistan Rus etkisinden kurtulma çabasına girdi. Tacikistan ile Kırgızistan arasındaki sınır çatışmaları şiddetlendi. Türkiye’nin buralardaki boşluğu doldurabilir mi, bu konuşulmaya başlandı.

    Dünyanın çift kutuplu düzene geçip geçmeyeceğini üç vakte kadar göreceğiz. Bloklaşmaların çok katı çizgilerle ayrılmadığı bir düzeni tarif eden “Serin Savaş”ın başlayıp başlamayacağını da…

    Dünyadaki jeopolitik fay hatlarını tetikleyen bu iki olay, pandemi ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi, kim bilir daha nelere gebe. İçinden geçilirken manzaranın bütününü görmek zor, nadiren mümkün oluyor.

    Rusya’nın Ukrayna’ya askerî müdahalesi sonrası Batı’nın uyguladığı ekonomik yaptırımların Rus ekonomisine yansıması ne kadar ‘ciddi’, bunu da göreceğiz çok yakında. Gerçi Rusya gibi medyanın ciddi anlamda kontrol altında olduğu bir ülkede gerçek rakamları görmek pek kolay olmayacak. Eski Maliye Bakanı ve mevcut hesaplama kurumunun başkanı Aleksey Kudrin, Rus ekonomisinin yeniden inşasına ihtiyaç olduğunu ve bunun gerçekleşmesinin de en az iki yıl sürebileceğini söylemesi, belki bize bir ipucu verebilir Unutmayalım ki, 2022 yılında Rusya Gayri Safi Milli Hasılası’nın yüzde 8-10 oranında küçüldüğü kulis dedikoduları arasında.

     

    Aleksey Kudrin

     

    “TÜRKİYE HAKKINDA HERKESİN YANILDIĞI ŞEY”

    Tam da burada uluslararası politikanın önemli dergilerinden Foreign Affairs’de yayımlanan Steven Cook imzalı yazıya (What Everyone Gets Wrong About Turkey – Turkey isn’t East or West. It’s Turkey ) bakmak gerek.

    Gerçi Cook, kimi çevrelerce “Fetö”cüleri övdüğu söylenen, hatta Saray’da ballarla böreklerle ağırlandığı iddia edilen biri. Öte yandan, Gezi Parkı olayları sonrası Nasuhi Güngör, Taha Özhan ve benzeri AK Parti’ye yakın isimlerin kendisine Yahudilik, Amerikalılık ve İsrailcilik üzerinden eleştiriler yağdırdığı biri de…

    Oysa Cook, Council on Foreign Relations (CFR), yani Dış İlişkiler Konseyi’nin Orta Doğu ve Afrika üzerine çalışan kıdemli araştırmacılarından. Siyaset Bilimi alanında doktora derecesine sahip. İngilizce, Arapça ve Türkçe biliyor. Farkı dillere çevrilmiş 3 kitabı bulunmakta…

    Cook, NATO üyesi Türkiye’nin Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasındaki söylem ve eylemlerine bakıyor. Bir yanda Ukrayna’yı desteklediğimize dikkat çekiyor, aynı zamanda da Rusya ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizi geliştirdiğimizi, tahıl koridoru meselesinde diyalog aradığımızı söylüyor.

    Uzatmadan sözü ona verelim. Diyor ki Cook: “Türkiye ile ilgili haberler yanlış değil. Ekonomisinin içinde bulunduğu korkunç durum Erdoğan’ın Rusya’ya yaklaşımında önemli bir etken. ABD’nin yaptırım baskılarına direnen Ankara, 2022 yılında Moskova ile ticaretini ikiye katlayarak Türkiye’yi Rusya’nın en büyük üçüncü ticaret ortağı haline getirdi. Bu ortaklığın büyük bir kısmı enerji sektöründe. Rusya, Türkiye’ye ciddi miktarda doğalgaz, petrol ve kömür ihraç ediyor ve Türkiye bunların bir kısmını ruble ile ödüyor. Erdoğan ve Putin geçtiğimiz Ekim ayında Kazakistan’da bir araya geldi ve bu ticarete dayanarak Türkiye’yi Rus doğalgazı için bir merkez haline getirecek bir plan üzerinde anlaştı.”

     

    Steven Cook

     

    Cook’a göre Türkiye bir NATO müttefiki olsa da bir ortağı değil. Türkiye’yi eleştirenler Ankara’nın Batı’dan uzaklaşmasını yanlış anlıyor: “Ankara’da NATO’ya şüpheyle yaklaşan ve Türkiye’yi Moskova’nın yanına çekmek isteyen bir kesim olduğu sır değil. Bu grubun etkisi azalıp artma eğiliminde olsa da, daha fazla söz sahibi olduğu zamanlarda bile Erdoğan dış politikayı Avrasyacılar olarak adlandırılan gruba devretmeye direndi. Böyle bir şey yaptığı takdirde, bu muhtemelen Türkiye’nin Batı’dan kopuşu anlamına gelecektir ki Türkiye’nin Rusya ile artan bağlarına rağmen bu Türk liderin istediği bir şey değil.”

    AVRUPA SANAYİSİ YOK MU OLUYOR?

    İşte tam da bu süreçte, Avrupa Birliği’nin sanayi sektörü yükselen enerji fiyatları sonucu artan maliyetler ile karşı karşıya kaldı. Avrupa’daki hükümet çevreleri fabrikaların kapanması ve Avrupa sanayisinin yok olması tehlikesinden endişeleniyor.

    Eski Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varoufakis ise asıl tehlikenin fabrikaların kapanması olmadığını söylüyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarına ve başta Almanya olmak üzere Avrupa sanayisinin önemli bir kısmını oluşturan otomotiv sektöründe elektrikli araçlara geçişin artık her zamankinden daha büyük bir önem taşıdığını söylüyor. Ama bir şeyin de altını çiziyor: Avrupa Birliği ‘bulut sermayesi’ olarak tabir edilen bu alanda ABD ve Çin’e kıyasla çok geride kaldı.

    Varoufakis’in çeşitli küresel konularda yorum ve analiz yayınlayan uluslararası medya kuruluşu Project Syndicate’teki yazısında (Is Europe Deindustrializing?) önemli noktalara değiniliyor.

     

    Yanis Varoufakis

     

    İlkin bir durum tespitinde bulunuyor Varoufakis: “Avrupa sanayi sektörü, yüksek enerji fiyatları ve ABD Başkanı Joe Biden’ın Avrupa’nın çevre dostu enerji sektörünü ABD’ye göç etmeye teşvik etmeyi amaçlayan Enflasyon Azaltma Yasası gibi tehditler karşısında sarsılıyor. Avrupa’nın endüstriyel kalbi, sanayisizleşme, ekonomik düşüş, nüfusun azalması ve kentsel bozulmayı ifade eden yeni bir “Rust Belt” vakasıyla mı karşı karşıya? Almanya, İngiltere’de olduğu gibi fabrikaların kapanmasına sebep olan ve yüksek vasıflı üretime dayalı işgücünü düşük vasıflı, düşük verimli ve düşük ücretli işleri kabul etmeye zorlayan bir travmayı yaşayacak mı?”

    KİŞİSEL KURTULUŞLARIN TOPLUMSAL ÇÖKÜŞTE ANLAMI VAR MI?

    Ne tuhaf ki, iletişim çağında insanlar her zamankinden daha çok kör, daha çok sağır. Kendini odağa aldığından mıdır, bilinmez; küresel olaylara, küresel reflekslere ya duyarsız ya da meraksız. Kişisel kurtuluşların toplumsal çöküşte ne tür anlamı olabilir, sorgulayan pek az.

    Varoufakis, biraz da bu kaygılarla tane tane anlatıyor: “Bu tehlike Avrupa’nın iktidar çevrelerinde yankılanıyor. Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, ABD teşviklerinin cezbettiği AB şirketlerine devlet yardımı sağlayacak yeni bir Avrupa Birliği fonu teklifi için hızla harekete geçti. Ancak Avrupa’nın özellikle de herhangi bir şeyi finanse etmek için ortak bir bütçe çıkarılması gerektiğinde ne kadar yavaş hareket ettiği göz önüne alındığında, AB teşviklerinin ABD teşviklerine zamanında ve orantılı bir şekilde karşılık verip veremeyeceği tartışmaya açık.”

    Almanya’nın otomobil endüstrisi nelerin tehlikede olduğuna dair iyi bir örnek.

    Varoufakis otomobil üreticileri enflasyonun tekrar ortaya çıkması ile çifte darbe aldığı görüşünde: “Artan yakıt fiyatları müşterileri otomobillerden uzaklaştırdı ve üretim maliyetlerini artırdı. Alman sanayisinin önemli bir kısmının otomobil üretimine dayandığı düşünüldüğünde, analistler ülke sanayisinin yok olmasından endişe duymaya başladı. Endişelerinde haklı olsalar bile analizlerinde önemli bir noktayı gözden kaçırıyorlar.

    Alman otomobil üreticileri, yenilenebilir enerji üretiminin artışı ile hızlı bir şekilde elektrikli araç üretimine geçerek, çevre dostu enerjiye geçişin ve artan fosil yakıt maliyetlerinin ortaya çıkardığı zorlukların üstesinden gelebileceklerini şimdiden gösterdi. Eğer Alman hükümetinden ya da AB’den bir miktar devlet yardımı da alırlarsa, muhtemelen geçmişte olduğu gibi gelecekte de Almanya’da çok sayıda otomobil üretmeye devam edecekler.”

    ABD VE ÇİN KARŞISINDA AB GÜÇ KAYBETTİ

    Varoufakis’i okuyunca insan ister istemez şu soruyu soruyor: Avrupalı kapitalistler hangi konuda geride kaldı?

    Bu durum tespitlerini takiben can alıcı noktaya geliyor nihayet Varoufakis: “Ancak Almanya sanayisinin yok olacağına dair korkular abartılıyorsa dahi Almanya’nın ve dolayısıyla Avrupa’nın ABD ve Çin karşısında güç kaybetmek üzere olduğuna dair endişelerde haklılık payı var.”

    Sebeplerini ve neticelerini de şöyle yorumluyor: “Enerji fiyatlarındaki enflasyonun hızlandırdığı elektrikli otomobillere geçiş süreci, Avrupa sermayesinin gücünü ve derinliğini azaltıyor. Alman sermayesinin gücünün kaynağını, hassas makine ve elektrik mühendisliğini düşünün. Alman otomobil üreticileri, yüksek kaliteli içten yanmalı motorlar ve bu motorların ürettiği gücün otomobilin tekerleklerine aktarılması için gerekli olan tüm parçaları (vites kutuları, akslar, diferansiyeller, vb.) üreterek elde ettikleri kârlar sayesinde zengin oldular. Ancak elektrikli araçlar mühendislik açısından çok daha basit bir mekanik bir tasarıma sahipler. Elektrikli araçların katma değeri, otomobilin bulut ağına bağlanmasını sağlayan yapay zekâ ve akıllı yazılımlardan geliyor. Alman kapitalistlerin geçtiğimiz yıllarda bu teknolojilere yatırımları yetersiz kaldı. Dolayısıyla, AB devlet yardımları Volkswagen, Mercedes-Benz ve BMW’yi ABD’nin Enflasyon Azaltma Yasası teşviklerinden faydalanmak için Amerika’ya göç etmek yerine, elektrikli otomobillerini Avrupa’da üretmeye ikna etse bile, Almanya ve Avrupa’da otomobil üretimi asla eskisi kadar kârlı olmayacak.”

    ENERJİ SEKTÖRÜ NASIL BİR DÖNÜŞÜMÜN EŞİĞİNDE?

    İnsan bu satırları okuyunca, acaba Türkiye TOGG’u tasarlama, üretme ve fizibilite aşamasında bunları düşündü mü, diye soruyor kendi kendine. Zira bir işe ne kadar iştahla başladığımız ve süreç içinde karşımıza çıkan engeller neticesinde iştahımızın ne kadar çabuk ve bir balon gibi söndüğü aşikâr.

    O halde soralım: Enerji sektörü nasıl bir dönüşümün eşiğinde?

    Soralım ve yanıtını Varoufakis’den okuyalım: “Pandemi sona erdiğinde ve enerji fiyatları yükseldiğinde, büyük petrol ve doğalgaz şirketleri servet elde etti. Bugün ise salgın sonrası enflasyonda yaşanan artış, bulut sermayesinin enerji sektörüne girişini hızlandırıyor. Fosil yakıt sektörü, feodal dönem sözleşmeleri ve yeraltı sermayesinin bir ittifakıdır. Sektör, hükümetlerin ve özel mülk sahiplerinin eskiden olduğu gibi toprak kirası aldığı belirli araziler veya okyanus yatağı üzerinde sondaj yapmak için verilen ruhsatlara dayanıyor. Sektör ayrıca fosil yakıtları hem estetik hem de ekonomik açıdan on dokuzuncu yüzyıl fabrikalarını, William Blake’in betimlemesiyle “karanlık şeytani değirmenleri” hatırlatan büyük, son derece merkezi, dikey olarak (veya yukarıdan aşağıya) entegre enerji santrallerini beslemek için petrol kuleleri, tankerler, boru hatları ve yeniden gazlaştırma tesisleri gibi geleneksel sabit varlıklara dayanıyor.

    Buna karşılık yenilenebilir enerji kaynakları, merkezi olmayan bir şekilde, güneş panelleri, rüzgâr türbinleri, ısı pompaları, jeotermal üniteler, dalgayla çalışan cihazlar ve benzerlerinin hepsi bulut sermayesinden oluşan sinir sistemine benzeyen bir ağın parçası olarak yatay bir şekilde entegre edilerek kullanılır. Arazi için kira ödemeye sebep olan ruhsatlara ihtiyaç duymayan bu şirketlerin üretkenliği, gelişmiş yazılımlara ve yapay zekaya dayanan akıllı ağlara bağlı.

    Kısacası çevre dostu enerji, tıpkı elektrikli otomobil endüstrisi gibi bulut sermayesine dayalı bir sektör.”

     GAF MI, BİLİNÇALTININ DIŞA VURUMU MU?

    Hemen bitişiğimizdeki bir ülkenin eski Maliye Bakanı bunları düşünüyor. Bizim Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin ise her çıkışı tartışma yaratıyor. Gaf mı yapıyor, yoksa Freud’un ruhuna rahmet okuturcasına bilinçaltı gerçekleri mi dışa vuruyor, bunu kestirmek zor.

    Üstü Lütfü Elvan susarken bir gece yarısı tweet’lerin etkisiyle belki de, bir hafta sonra bakan olan Nebati’nin ilk röportajı da (Habertürk, Sevilay Yılman. 13 Aralık 2021) ne kadar ‘büyük’ düşündüğünü gösterdi bize. Ekonominin çok hızlı bir şekilde düzeleceğini savunurken, şöyle deyiverdi: “Sen maaş alıyorsun, en fazla neyini kaybedersin? Enflasyonun altında ezilirsin; ama ben bu işi düzelmezsem eğer 1000 çalışanımla beraber bütün varlığımı kaybederim, bunu göze alır mıyım?”

    Halkı küçümseyen bu bakış tepki çekti. Ancak koltuk sallanmadı bile.

    Her ne kadar sıra dışı bir siyasi hayatımız varsa da alışık değildik böylesine. Ama bunun ilk olduğunu ve daha vahimlerine hazır olmamızı müjdeleyen (!) eylem gecikmedi. Bakan Nebati, bu sefer TRT ekranlarına çıktı (21 Aralık 2021) ve programın sunucusuna. “Gözlerime bakar mısınız? Ne görüyorsunuz?” diye sordu.

    Sunucu, kendisini zor duruma sokan bu soru karşısında ne diyebilirdi ki… “Ekonomi rakam işidir” dedi masumcca… Nebati ise onu düzeltti: “Ekonomi rakam işi, temenni, güven, istikrar, beklenti, gözlerdeki ışıltıdır.”

    Nurtopu gibi bir “gözlerdeki ışıltı” polemiği gelip kuruldu soframıza. Bu arada faiz indirimi gerçekleşti. Bazılarının gözleri fazlasıyla ışıldadı.

    “EKONOMİ İLE OLAN MÜKTESEBATINIZ NEDİR?”

    Bir süre de bu ışıltıyla oyalanırken Bakan Nebati, CNN Türk’te (30 Aralık 2021) Ahmet Hakan’ın sunduğu Tarafsız Bölge programına çıktı.

    Nebati, Ahmet Hakan’ın, “Ekonomi ile olan müktesebatınız nedir?” sorusunu şöyle yanıtladı: “Piyasadan geliyorum demek şu: Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğmuşsunuz. Viranşehir’de bir defa çiftçilik yapıyorsunuz. Doğal olarak benzin istasyonunuz olur. Çocukluğunuzdan itibaren işin içerisindesiniz. Daha ilkokulda iş yerinde çalışmaya başladım. İstanbul’da ağabeylerim var, piyasa ile her alanda iletişim kurma imkanınız var. Turizmi bilirim çünkü babamın oteli vardı. Akaryakıt işini bilirim. Otomobil işini bilirim, bir şirketin bayisi olmuştuk ben işletiyordum. Bu hayat gelişimi içerisinde de siyasete bulaştıktan sonra zaten sağ olsun kardeşlerim, ortaklarım işi götürüyorlar.”

    Ne hoş değil mi?

    Yanis Varufakis ise bir ‘ortadirek’… Dünyaya sol pencereden bakıyor. Bakan seçilmeden önce Atina Üniversitesi’nde İktisat Teorisi Profesörü ve Valve Corporation’da danışmandı.

    Hadi, takılmış plak gibi, “Bayrak yere inmeyecek, ezan susmayacak. Bırakın onlar kafalarını duvara vursunlar” nakaratını dile getiren Bakan Nebati’yi bir kenara bırakıp, Varufakis nasıl nokta koymuş yazısına, ona bakalım: “Tekrar ifade etmek gerekirse, AB teşvikleri Avrupa sanayisinin güneş panelleri, rüzgâr türbinleri ve diğer çevre dostu enerji ekipmanlarını seri bir şekilde üretmesini sağlasa bile, Avrupa değer zincirinin en kazançlı kısmına, çevre dostu enerji şebekelerinin üzerinde çalıştığı bulut tabanlı sermayeye erişimden mahrum kalacak.

    Enflasyonun geri dönüşü Avrupa sanayisini yok etmese bile, Avrupa’nın imalat sanayisini, Avrupa’da eksik olan bulut sermayesine çok daha fazla dayanan üretim yöntemlerini benimsemeye zorlayacaktır.

    Bulut sermayesi ya da bulut sistemi kiralama için yeterli getiri sağlayamayan Almanya’nın üretimi zarar görecek ve bundan Avrupa ekonomisi de etkilenecektir.”

    Bir Maliye Bakanı, düzeltiyorum eski bir Maliye Bakanı, Avrupa Sanayisi’nin çökme olasılığından ve bulut sermayesinden söz ediyor; görevini sürdürmekte olan bir başka Maliye Bakanı ise “Türkiye ekonomisini kurtardık elhamdülillah” diyor.

    Büyüğümüzdür; muhakkak bir bildiği vardır. Bunun ne olduğunu kavramak ise bizlere kalıyor galiba…

    Daha Fazla Göster:

    Avrupabulut sermayesielektrikli otomobilenerjienflasyon azaltma yasasıfosil yakıtnureddin nebatiotomotiv sektörürobert oppenheimerSANAYİserin savaşsoğuk savaşsteven cookyanis varoufakis

    BERKE KAYA
    29 Ocak 2023 HABER ANALİZ

    Kaynak: Kronos
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tesla 817 bin aracı emniyet kemeri sesli uyarı sistemi hatası nedeniyle geri çağıracak

    Tesla 817 bin aracı emniyet kemeri sesli uyarı sistemi hatası nedeniyle geri çağıracak


    Tesla, Amerika Birleşik Devletleri’nde 817 bin aracı emniyet kemeri sesli uyarı sisteminin araç çalıştıktan sonra devreye girmemesi ihtimali nedeniyle geri çağırıyor.

    Ulusal otomobil güvenliği denetleme kuruluşu NHTSA’dan yapılan açıklamada 2021-2022 model Model S ve Model X, 2017 ve 2022 yılları arasında üretilen Model 3, 2020 ve 2022 yıllar arasında üretilen Model Y otomobillerin emniyet kemeri takılı olmadığında çalması gereken ikazın aktive olmaması nedeniyle federal motorlu araç güvenlik standartlarına uymadığı belirtildi.

    Tesla’dan yapılan açıklamada 31 Ocak itibariyle bu konuyla ilgili herhangi bir kaza veya yaralanma rapor edilmediği vurgulandı. Şirket ayrıca sorunu gidermek için yazılım güncellemesi yapacağını duyurdu.

    Elektrikli otomobil üreticisi hatanın ilk olarak 6 Ocak’ta Güney Kore Otomobile Test ve Araştırma Enstitüsü tarafından kendilerine bildirildiğini aktardı.

    Tesla söz konusu hataya bir yazılım hatasının yol açmış olabileceğini ve otomobil çalıştıktan sonra emniyet kemeri ikaz alarmının çalışmamasının sadece belirli koşullarda meydana gelmiş olabileceğini savundu.

    Şirket ayrıca ikaz sesinin aracın saatte 22 kilometre hızı aştığında çalışmama gibi bir durumunun olmadığını ve hatanın sadece sürücü koltuğu ile ilgli olduğunu ve yolcu koltuğunu etkilemediğini duyurdu.

    Salı günü de Tesla 53 binden fazla aracı tam otonom sürüş halinde kavşaklarda tam durmayabildikleri gerekçesiyle geri çağıracağını açıklamıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dünyanın en hızlı elektrikli araç şarj cihazı üretildi; bataryalar 15 dakikada dolacak

    Dünyanın en hızlı elektrikli araç şarj cihazı üretildi; bataryalar 15 dakikada dolacak


    İsviçreli teknoloji şirketi ABB, dünyanın en hızlı elektrikli araç şarj cihazını piyasaya sürdüğünü açıkladı.

    Elektrikli araçların en büyük handikaplarından biri olan şarj etme sürelerine çözüm getirdiğini açıklayan firma, normalde saatler alan şarj sürelerinin en büyük bataryaya sahip araçlarda bile 15 dakikaya indirgendiğini belirtti.

    Terra 360 adı verilen cihaz bu hızlı şarj imkanını aynı anda dört araca birden sunabilecek.

    Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre 2020 yılında yaşanan ve halen etkisi devam eden Covid-19 krizine rağmen elektrikli araç sayısı dünya genelinde yüzde 41 artarak 3 milyona ulaştı.

    Ajans bu yükseliş ivmesinin 2021’de de devam ettiğini ve yılın ilk üç ayında elektrikli araç satışlarının yüzde 140 oranında arttığını kaydetti.

    “3 dakikada 100 km menzil”

    Sene sonundan itibaren sistemin Avrupa’daki şarj istasyonlarına yerleştirilmeye başlanacağını açıklayan ABB, şarj ünitesinin 3 dakikadan az bir sürede 100 kilometrelik bir menzil için gereken enerjiyi araçlara yükleyeceğini belirtti. Avrupa ile sınırlı kalmayacak sistem 2022’den itibaren başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Latin Amerika ve Asya-Pasifik ülkelerine de yayılacak.

    Ürünün fiyatı konusunda bir açıklamada bulunamayan İsviçre merkezli teknoloji şirketi, öncelikle benzin istasyonları, süpermarketler ve şirketlerle anlaşmalar yapılacağını belirtti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD: Tesla’nın otonom pilottaki aracı kaza yaptı, 2 kişi yaralandı

    ABD: Tesla’nın otonom pilottaki aracı kaza yaptı, 2 kişi yaralandı


    Amerika Birleşik Devleri’nde (ABD) elektrikli otomobil devi Tesla’nın otonom pilottaki bir modelinin karıştığı kazada 2 kişi yaralandı.

    Ulusal Karayolu Trafiği Güvenliği İdaresi (NHTSA), Tesla’nın otomatik pilotta bulunan bazı araçlarının kazalara karışması nedeniyle 16 Ağustos’ta şirketin bu teknolojisi hakkında soruşturma başlatmıştı.

    Florida eyaletinin Orlando şehri yakınında yaşanan kazada otonom pilot olarak bilinen gelişmiş sürücü destek sistemi bulunan Tesla marka bir aracın yol kenarına yanaştığı ancak, önce polis arabasına ardından da başka bir araca çarparak kazaya sebebiyet verdiği kaydedildi.

    Cumartesi sabahı yaşanan kazaya dünyanın en çok satan elektrikli aracı olan Tesla Model 3’ün karıştığı ve olayla ilgili soruşturmanın devam ettiği kaydedildi. Kazaya tam olarak otomatik pilot sisteminin sebebiyet verip vermediği henüz bilinmese de, Tesla’nın şoförü verdiği ifadede aracı otonom sürüşte kullandığını söyledi.

    Tesla’dan konuyla ilgili herhangi bir açıklamaysa yapılmadı.

    Tesla’nın otomatik pilot sistemi son 3.5 senede 11 kaza yaptı, 1 ölü 17 yaralı

    NHTSA daha önce paylaştığı raporunda, Ocak 2018’den bu yana otopilot kontrolünde çalışan Tesla araçlarının itfaiye ve polis arabaları gibi acil durum araçlarına çarptığı 11 kazanın tespit edildiği belirtilmişti.

    Bu kazaların toplam 17 kişinin yaralanması ve bir kişinin ölümüyle sonuçlandığı kaydedilen belgede, çoğu kazanın hava karardıktan sonra meydana geldiği, çarpışma anında acil durum araçlarının ışıkları yanar şekilde park halinde, kazaya karışan Tesla araçlarının tümünün de otopilot veya trafik duyarlı seyir kontrol sisteminde olduğu aktarılmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB 2035’e kadar fosil yakıtlı araçları yasaklamayı hedefliyor

    AB 2035’e kadar fosil yakıtlı araçları yasaklamayı hedefliyor


    Brüksel’de tartışılan yeni emisyon hedeflerine göre dizel ve benzinle çalışan otomobillerin Avrupa Birliği’nde yalnızca 14 yılı kalmış olabilir.

    POLITICO, üç AB yetkilisine dayandırdığı haberinde Avrupa Komisyonu’nun 2035’ten sonra satılan araçlar için sıfır emisyon hedefi belirlemeye çalıştığını yazdı. Avrupa’nın otomobil üreticileri için özellikle mevcut endüstri standartlarının gidişatında bir devrim niteliğinde olacak adımın halen tartışıldığını öğrenildi.

    Belirlenmeye çalışılan hedeflerin 2035 yılına kadar karbon yayan arabaların satışını sona erdirmesi bekleniyor.

    Ayrıntılar, aylardır Komisyonun niyetlerine karşı uyarıda bulunan Alman otomobil endüstrisinde ise tepkiye yol açtı. Almanya’nın VDA Başkanı Hildegard Mueller, “Bu sadece içten yanmalı motorun değil, aynı zamanda plug-in hibritlerin de sonu anlamına gelir.” dedi.

    Sıfır Co2 emisyonuna ulaşmayı hedefleyen Yeşil Anlaşma planının bir parçası

    Yeni kurallar, AB’nin yüzyılın ortasına kadar net sıfır Co2 emisyonuna ulaşmayı hedefleyen Yeşil Anlaşma planının bir parçası.

    Komisyon, Birlik’in 2030 hedefini şu anki yüzde 37,5’lik bir kesinti hedefine kıyasla, otomobil emisyonlarında yüzde 60’lık bir azalmayı zorunlu kılacak şekilde yükseltmeyi düşünüyor.

    Üç yetkili 2035 yılına kadar bu oranın yüzde 100’e çıkacağını söyledi.

    Teklif, 14 Temmuz’da yayınlanacak olan nihai metne dönüştürülürse, AB ülkeleri ve Avrupa Parlamentosu tarafından değerlendirilecek.

    Hem endüstri lobileri hem de geleneksel otomobil üretimine büyük ölçüde bağımlı ekonomileri olan ülkelerin ise plana karşı çıkması muhtemel.

  • Ölümlü Tesla kazasında ‘otopilot’ incelemesi sürüyor; ABD uygulamanın güvenilirliğini tartışıyor

    Ölümlü Tesla kazasında ‘otopilot’ incelemesi sürüyor; ABD uygulamanın güvenilirliğini tartışıyor


    Amerika Birleşik Devletleri’nde trafik kazasında hayatını kaybeden bir Tesla aracı sahibinin, arabayı çok defa “otomatik pilot” modunda kullandığı ve sosyal medyada bunu gösteren videolar paylaştığı ortaya çıktı.

    5 Mayıs’ta yaşanan kazada, Fontana kenti yakınlarındaki otobanda bir Tesla aracı, devrilmiş bir kamyona çarptı. Kazada Tesla aracındaki sürücü hayatını kaybederken kamyon sürücüsü ve ona yardım etmek için duran bir motorsiklet sürücüsü yaralandı.

    Polis olayla ilgili ilk açıklamasında, araçta otopilot özelliğinin açık olduğunu belirtti. Ancak cuma günü konu hakkında yeniden açıklama yapan yetkililer, “Tesla’nın kaza anında hangi sürüş modunda olduğuna dair henüz nihai bir sonuca varılmamıştır” ifadelerini kullandı.

    Hayatını kaybeden 35 yaşındaki Steven Hendrickson’ın Tiktok ve Facebook üzerinden paylaştığı videolarda otopilot modundaki arabasından görüntüler yer alıyor. Bir videoda “Uzun bir iş gününün ardından kendi kendini süren Tesla arabam olmasa ne yapardım?” ifadeleri görülüyor.

    Tartışmalı otopilot özelliği

    Elektrikli araç endüstrinin en büyük aktörü Tesla’nın geliştirdiği otomatik pilot özelliği, araç sahiplerinin kullanımına açıldığı günden beri tartışmaların konusu olmayı sürdürüyor.

    Tesla, “otopilot” ismini verdiği özelliği kullanımı sırasında sürücülerin dikkatlerini yolda tutmaları gerektiğini açıklasa da Tesla sahipleri bu önerilere her zaman uymuyor.

    2016 yılından bu yana Tesla araçları, en az 3 farklı kazada otopilot modunda ölümlere neden oldu. Bu kazaların birinde ABD taşıt güvenliği kurumu, Tesla aracının önünden geçen kamyonu tespit edemediğini ve şoförün o sırada dikkatinin yolda olmadığını kaydetti.

  • Elon Musk: Tesla araç satışlarında Bitcoin kullanmayı askıya aldık

    Elon Musk: Tesla araç satışlarında Bitcoin kullanmayı askıya aldık


    Tesla’nın Üst Yöneticisi Elon Musk, şirketin araç satışlarında Bitcoin kullanmayı askıya aldığını duyurdu.

    Musk, Twitter’dan yaptığı paylaşımda, Bitcoin madenciliği ve işlemleri için fosil yakıtların, özellikle en kötü emisyona sahip kömürün hızla artan kullanımı konusunda endişeli olduklarını belirtti.

    Tesla’nın araç satışlarında Bitcoin kullanımını askıya aldığını kaydeden Musk, “Kripto para biriminin birçok düzeyde gelecek vaat eden bir fikir olduğuna inanıyoruz ancak bunun çevre için büyük bir bedeli olamaz.” ifadesini kullandı.

    Musk, Tesla’nın herhangi bir Bitcoin satmayacağını belirterek, madenciliği daha sürdürülebilir hale gelir gelmez bunu işlemler için kullanmayı planladıklarını aktardı.

    Bitcoin fiyatı geriledi

    Elon Musk, Bitcoin için harcanan enerjinin yüzde 1’inden daha azını kullanan diğer kripto para birimlerini de gözden geçirdiklerini kaydetti.

    Musk’ın konuya ilişkin paylaşımının ardından Bitcoin fiyatı 58 bin dolar seviyesinden 46 bin dolar bandına kadar geriledi.

    ABD’li elektrikli otomobil üreticisi Tesla, 8 Şubat’ta 1,5 milyar dolarlık varlığını Bitcoin’e yatırdığını duyurmuştu. Şirket, yakın gelecekte ödeme türü olarak Bitcoin’i kabul etmeye başlayacağını bildirmişti.