Etiket: Elektrikli araç

  • Tesla’nın hayvan ya da gaz çıkarma sesleriyle yayaları uyaran ‘Boombox’ opsiyonu yasaklandı

    Tesla’nın hayvan ya da gaz çıkarma sesleriyle yayaları uyaran ‘Boombox’ opsiyonu yasaklandı


    Amerika Birleşik Devletleri’nde elektrikli araç üreticisi Tesla, araçlarında yayaları uyarmak için farklı sesler çıkarılmasını sağlayan ‘Boombox’ özelliğini kaldırmak zorunda kaldı.

    Tesla’nın kurucusu Elon Musk, pazar günü kendisine yöneltilen araçlardaki güncelleme sorusuna (iç geçirerek) “Eğlence polisi bizi bunu yapmaya zorladı” dedi.

    Musk’ın “eğlence polisi” olarak tabir ettiği Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA), aracın Boombox özelliğinde bulunan inek, keçi ve gaz çıkarma gibi seslerin yaya uyarı sesi ile karışabileceği konusunda yayınladığı açıklamanın ardından şirketten bu özelliği kaldırmasını talep etmişti.

    Tesla da 4 Şubat’ta, elektrikli araçlarda sürüş sırasında, geriye giderken ya da vites boştayken Boombox’ı devre dışı bırakacak bu işlemi yeni bir güncelleme ile yapmayı kabul etti. Boombox’ın teoride “yayalar için aracın görünürlüğünü” artırabileceğini, ancak sunulan farklı ses seçeneklerinin aslında ilgili güvenlik yönetmeliklerine “uyumsuz” olabileceğini kabul ettiğini açıkladı.

    579 bin araçta uzaktan güncelleme yapacak şirket, bu sorunla ilgili bir ölüm, yaralanma ya da kaza haberinin ellerine ulaşmadığını da kaydetti.

    Motor gürültüleri olmadığı için yayaların fark etmekte zorlandığı elektrikli araçlarda sesli uyarı sistemleri kullanılmasının ABD’de yasal zorunluluğu bulunuyor.

    Avrupa Birliği’nde ise bu yasal zorunluluğun 1 Temmuz 2021’de yürürlüğe girmesinden dolayı Avrupa’da çoğu Tesla’da Boombox seçeneği ve aracın bu sesleri dışarıya verecek harici hoparlörü bulunmuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dünyada 50 yıl sonra seyahat nasıl olacak?

    Dünyada 50 yıl sonra seyahat nasıl olacak?


    İnsanlık yüz yıldan biraz daha kısa bir süre içinde ata binmekten uzay uçuşlarına geçti. Doyumsuz keşif arzumuz ve sürekli seyahat etme ihtiyacımız, mobilite sektörünün yıldırım hızında ilerleme kaydetmesini sağladı. Peki 50 yıl sonra seyahat şeklimiz nasıl olacak?

    Yenilikçi teknolojiler, yapay zeka otomasyonu, yenilenebilir enerji gelişmeleri ve seyahat için yeni standartlar çağında yaşarken, önümüzdeki on yıllarda büyük olasılıkla hareket etme şeklimizi kökten değiştirecek, bu noktada çığır açan gelişmeler bekliyoruz.

    Elektriğe geçiş

    Covid-19 pandemisinin devam eden etkileri ve giderek kötüleşen iklim acil durumu, hareketliliğin şekillenmesinde büyük rol oynuyor. Hollandalı start-up Fastned’in CEO’su Michiel Langezaal da dahil olmak üzere pek çok kişi için gelecek ‘elektrikte.’

    Şirket, Avrupa genelinde bir EV şarj istasyonu ağının sahibi ve işletmecisi. Güneş veya rüzgarla çalışan yüzde 100 yeşil enerji sağlıyor.

    Langezaal, Euronews Next’e verdiği demeçte, “Önümüzdeki on yılda ana odak noktası, elektrikli bir arabaya geçiş yapma özgürlüğünü sağlamak olmalıdır. Şarj etme daha hızlı hale geldiğinden, insanlara daha fazla özgürlük sunduğundan, önemli ölçüde daha büyük EV pilleri de göreceğiz” dedi.

    Yine de, Cambridge Üniversitesi’nde Ulaştırma Analizi alanında ekonomist ve eski araştırmacı olan Dr Justin Bishop, elektriğe geçişin emisyonlar ve diğer çevresel zararların üstesinden gelmek için yeterli olmayabileceğini düşünüyor.

    Bishop, “Elektrikli ve hidrojenli araçlara geçiş, tedarik zincirini yukarı kaydırarak egzoz borusundaki emisyonları ele alıyor. Ancak bu, yıllar boyunca biyoyakıtlarda gözlemlediğimiz gibi istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Ne olursa olsun, yüzde 100 fosil yakıt bazlı ulaşımdan yüzde 100 elektrik/hidrojen veya diğer yakıtlara geçersek büyük miktarda enerji ve diğer kaynaklar gerekiyor.” diye konuştu.

    Aktif seyahatte artış

    Bishop için, daha geniş sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak, amaç ne olursa olsun, enerji talebindeki sınırsız büyümeye karşı olmalı. Bu nedenle, mesafeleri kapatmaya yardımcı olan entegre kentsel ve arazi kullanım planlamasının ilerlemesiyle seyahatlerin çoğunun tatmin edici olacağı bir konuma taşınacağız. Yürüme, bisiklet ve toplu taşıma araçları kullanımı artacak.

    Çevre Politikası Araştırmacısı ve Bisiklet Hareketliliği Danışmanı Dr Esther Anaya-Boig, “Küresel çevre ve sağlık krizi senaryosunda, aktif seyahat, bugüne kadar hareket etmek için en iyi seçenektir.” dedi.

    Pandemi sırasında bisiklet şeritlerinin ve kaldırımların genişletilmesi gibi adımları atıldığını hatırlatan Anaya-Boig’e göre, trend büyüyecek ama hala iyileştirme için yer var: “Sadece alan sunmak yeterli değil, aktif seyahatin kapsayıcı olacak kadar güvenli ve konforlu olması gerektiğini biliyoruz”.

    Araçsız bir toplum

    Nijeryalı mobilite girişimi Max.ng’nin CEO’su ve kurucusu Adetayo Bamiduro, önümüzdeki 50 yılda hareketliliğin piller, yakıt hücreleri ve hidrojenle destekleneceğini söylüyor.

    Bamiduro, “Yakında ne Amerika’da ne de Afrika’da kimsenin bir araca sahip olması gerekmeyecek. Ve evet, Ay’a uçak biletleri yakında orta sınıf için uygun olacak” diyor.

    Ticari uzay yolculuğu çoğunlukla iş adamları arasında bir yarışa yol açarken, deneysel yer hareketliliği, halihazırda küresel olarak geliştirilmekte olan süper hızlı bir yer ve yeraltı ulaşım sistemi olan Hyperloop gibi fütüristik projelerle ivme kazanıyor.

    Hyperloop’un vizyonunda, geleceğin taşımacılığı, gezginlere ihtiyaçlarına en uygun ulaşım türünü sunan bir ‘Bulut’a bağlı akıllı sözleşmelerle yürütülecek. Hyperloop Italia’nın CEO’su ve kurucusu Bibop Gresta’nın tanımladığı gibi, “insan merkezli bir seyahat deneyimi”.

    Ona göre insanlar, Dünya yüzeyinin üstünde ve altında eklemlenmiş düşük basınçlı tüplerde çok yüksek hızda hareket eden bir kapsül ağı üzerinde seyahat edecek.

    Gresta, Euronews Next’e verdiği demeçte, “Bunlar, tıpkı modern asansörlerin yaptığı gibi, enerji etkilerini en aza indirmek için mümkün olan en kısa sürede aynı rotada en fazla sayıda kişiye hizmet verebilecek, AI tarafından desteklenen gelişmiş makineler olacak. Araba sahipliği kavramı yavaş yavaş ortadan kalkacak”.

    Daha da ileri giderek, bir yerden bir yere uçmanın norm olacağını düşünenler var. Lufthansa İnovasyon Merkezi Genel Müdürü Christine Wang, otonom uçuşun bile daha fazla kabul göreceğine inanıyor: “Muhtemelen bundan 50 yıl sonra, hava taksilerinin ve hidrojen yakıt hücreleri gibi diğer gelişen teknolojilerin nasıl daha uygun maliyetli ve daha geniş halk tarafından erişilebilir hale getirileceğini anlamış olacağız”

    Wang, “Artırılmış gerçeklik etrafındaki teknolojinin, bize oturma odalarımızın konforundan standart tatilinize uçmaktan daha dokunsal bir yer hissi vereceği bir zaman muhtemelen gelecek” diyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa Cumhurbaşkanı Macron’dan 30 milyar euroluk ‘2030 hedefi’: Yeşil hidrojende lider olacağız

    Fransa Cumhurbaşkanı Macron’dan 30 milyar euroluk ‘2030 hedefi’: Yeşil hidrojende lider olacağız


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin 2030 yılına kadar yeşil hidrojende lider olmasını ve daha küçük nükleer reaktörler inşa etmeyi hedeflediğini söyledi.

    Macron, iş dünyası liderleri ve genç girişimcilerden oluşan bir toplantıya yaptığı açıklamada, ülkeyi “yeniden sanayileştirmek” için 30 milyar euro ek yatırım yapılacağını kaydetti.

    Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden 6 ay önce yeni planını duyuran Macron, “İnovasyon ve sanayileşme savaşını aynı anda yürütmeliyiz” dedi.

    Çok sayıda elektrikli araç üretileceğinin altını çizen Macron, Fransa’nın on yılın sonuna kadar düşük karbonlu bir uçak, küçük bir modüler reaktör ve yeşil hidrojen üretimi için iki mega fabrika inşa edeceğini ifade etti.

    “Start-up’lara önemli bir rol vereceğiz”

    Macron, ‘Fransa 2030’ olarak adlandırılan uzun vadeli yol haritasının, Fransa’nın endüstriyel geleceğini inşa etmede köklü devlerle birlikte küçük, çevik start-up’lara önemli bir rol vereceğini dile getirdi.

    Liderlik ve hammaddelere erişim için küresel rekabetin ortasında inovasyonun kilit önemde olacağını vurgulayan Fransa Cumhurbaşkanı, “Fransa ve Avrupa’nın üretken bağımsızlığını sağlamak için bir çerçeveyi yeniden inşa etmeliyiz. Kazanan hepsini alır” dedi.

    Diğer hedefler arasında yarı iletkenlere yatırım yapmak ve biyotıp da dahil olmak üzere Fransız sağlık sektöründe yeniliği güçlendirmek yer alıyor.

    Paris yönetimi, koronavirüs pandemisiyle mücadele kapsamında geçen yıl 100 milyar euroluk plan açıkladı. Bu miktarın büyük kısmı yeşil enerji politikalarını teşvik için ayrıldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İklim krizi: Almanya, çevre dostu sentetik uçak yakıtı için ilk tesisi kurdu

    İklim krizi: Almanya, çevre dostu sentetik uçak yakıtı için ilk tesisi kurdu


    Almanya, çevre dostu olarak tanımlanan sentetik uçak yakıtı (kerosen) üretimi için dünyanın ilk ticari tesisini kurdu. Sene başında faaliyete geçmesi planlanan tesiste üretilecek yeni yakıtla uçuşun karbon ayak izinin azaltılması hedefleniyor.

    Havacılık sektörü, halihazırda küresel ısınmaya katkıda bulunan ve bir sera gazı olan dünya çapındaki karbondioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 2,5’ini oluşturuyor.

    Diğer ulaşım araçları giderek daha fazla elektrikle çalışan sistemlere dönüştürülse de büyük pille çalışan uçaklar yapmak şimdilik hayli zor gibi.

    Uzmanlar, e-yakıt olarak isimlendirilen yakıtların, uçakta büyük teknik değişikliklere gerek kalmadan fosil yakıtları değiştirerek sorunun çözülmesine katkı sağlayabileceğini ifade ediyor.

    Su ve karbondioksitten elektrik kullanılarak üretilen sentetik yakıta, e-yakıt deniliyor.

    Ulaşım sektöründe elektrifikasyona alternatif olabilecek bu yakıt türü dünyanın farklı noktalarında geliştirilmeye devam ediyor.

    Almanya Çevre Bakanı Schulze: Yeni alternatiflere ihtiyacımız var

    “Kömür, petrol ve doğal gaz yakma dönemi sona eriyor. Aynı zamanda hiç kimse uçma hayalinden feragat etmek zorunda da kalmamalı.” diyen Almanya Çevre Bakanı Svenja Schulze, yeni tesisin açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Bu nedenle geleneksel ve iklime zarar veren yakıtlara karşı alternatiflere ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.

    Almanya’nın kuzeybatısında, Hollanda sınırına yakın Werlte’de kurulan tesis, hidrojen üretimi için hemen yakınındaki dört rüzgar çiftliğinden su ve elektrik kullanacak.

    Burada hidrojen, ham petrol üretimi için karbondioksit ile birleştirilecek ve bu daha sonra jet yakıtına dönüştürülebilecek.

    Sentetik kerosenin yakılması, atmosfere yalnızca yakıtı üretmek için daha önce çıkarıldığı kadar CO2 salıyor ve bu da keroseni “karbon nötr” yapıyor.

    Petrol, doğal gaz ve kömür gibi karbon içerikli yakıtların yanması sonucu açığa çıkan karbondioksit gazının atmosfere yayılması “karbon salımı” olarak tanımlanıyor.

    Litresi 5 euro

    Werlte’deki tesisin gelecek yılın başından itibaren üretebileceği yakıt miktarı günde sadece sekiz varil ya da yaklaşık 336 galon jet yakıtı olacak. Bu miktar, her üç haftada bir küçük bir yolcu uçağının deposunu doldurmak için ancak yeterli olacak. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’ne göre, dünya çapında ticari havayollarının toplam yakıt tüketimi, Covid-19 salgını seyahat endüstrisini vurmadan önce 2019’da 95 milyar galona ulaşmıştı.

    Ancak projenin arkasındaki Alman kar amacı gütmeyen Atmosfair isimli sivil toplum kuruluşu, amacını, sürecin teknolojik olarak mümkün olduğu ve yatırım yapıp büyütülmesi halinde ekonomik olarak uygulanabilir olduğunu göstermek için olduğunu belirtiyor.

    Potsdam İklim Etkisi Araştırma Enstitüsü’nden kıdemli araştırmacı Falko Ueckerdt, “Bu yeni bir paradigma. Ucuz güneş enerjisi sayesinde, gelecekte bugün fosil yakıtlar kadar ucuz olan e-yakıtları üretmek mümkün olabilir.” sözleriyle projeye desteğini dile getiriyor.

    Werlte’de üretilecek sentetik yakıt fiyatı normal jet yakıtından çok daha yüksek olacak ancak Atmosfair ilk müşterisi olan Alman ulusal havayolu şirketi Lufthansa’dan ne kadar ücret alacağını şimdilik kamuoyu ile paylaşmayacak.

    Atmosfair’in CEO’su Dietrich Brockhagen, fiyatın litre başına 5 euro (0.26 galon) olabileceğini söylüyor. Bu hala sentetik yakıtın şu anki geleneksel yakıtın maliyetinin birkaç katı. Bununla birlikte Atsmofair, fosil yakıtların fiyatını artıran karbon vergilerine güveniyor ve ürününü daha rekabetçi hale getiriyor.

    İlk etapta Werlte’deki tesis, yakındaki bir biyogaz tesisinden gelen ve doğrudan havadan alınan karbondioksit karışımı ile yapılan yakıtı kullanacak.Almanya’nın büyük miktarlarda e-yakıt üretmek için ideal bir yer olmayabileceğinin altını çizen Bakan Schulze, konuşmasını şu sözlerle noktalıyor: “Diğer ülkeler daha fazla güneş ışığı sayesinde daha ucuz güneş enerjisine sahip olsalar bile bu, Alman teknolojisi ve tesis inşaatı için ihracat fırsatları yaratacak.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dünyanın en hızlı elektrikli araç şarj cihazı üretildi; bataryalar 15 dakikada dolacak

    Dünyanın en hızlı elektrikli araç şarj cihazı üretildi; bataryalar 15 dakikada dolacak


    İsviçreli teknoloji şirketi ABB, dünyanın en hızlı elektrikli araç şarj cihazını piyasaya sürdüğünü açıkladı.

    Elektrikli araçların en büyük handikaplarından biri olan şarj etme sürelerine çözüm getirdiğini açıklayan firma, normalde saatler alan şarj sürelerinin en büyük bataryaya sahip araçlarda bile 15 dakikaya indirgendiğini belirtti.

    Terra 360 adı verilen cihaz bu hızlı şarj imkanını aynı anda dört araca birden sunabilecek.

    Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre 2020 yılında yaşanan ve halen etkisi devam eden Covid-19 krizine rağmen elektrikli araç sayısı dünya genelinde yüzde 41 artarak 3 milyona ulaştı.

    Ajans bu yükseliş ivmesinin 2021’de de devam ettiğini ve yılın ilk üç ayında elektrikli araç satışlarının yüzde 140 oranında arttığını kaydetti.

    “3 dakikada 100 km menzil”

    Sene sonundan itibaren sistemin Avrupa’daki şarj istasyonlarına yerleştirilmeye başlanacağını açıklayan ABB, şarj ünitesinin 3 dakikadan az bir sürede 100 kilometrelik bir menzil için gereken enerjiyi araçlara yükleyeceğini belirtti. Avrupa ile sınırlı kalmayacak sistem 2022’den itibaren başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Latin Amerika ve Asya-Pasifik ülkelerine de yayılacak.

    Ürünün fiyatı konusunda bir açıklamada bulunamayan İsviçre merkezli teknoloji şirketi, öncelikle benzin istasyonları, süpermarketler ve şirketlerle anlaşmalar yapılacağını belirtti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ölümlü Tesla kazasında ‘otopilot’ incelemesi sürüyor; ABD uygulamanın güvenilirliğini tartışıyor

    Ölümlü Tesla kazasında ‘otopilot’ incelemesi sürüyor; ABD uygulamanın güvenilirliğini tartışıyor


    Amerika Birleşik Devletleri’nde trafik kazasında hayatını kaybeden bir Tesla aracı sahibinin, arabayı çok defa “otomatik pilot” modunda kullandığı ve sosyal medyada bunu gösteren videolar paylaştığı ortaya çıktı.

    5 Mayıs’ta yaşanan kazada, Fontana kenti yakınlarındaki otobanda bir Tesla aracı, devrilmiş bir kamyona çarptı. Kazada Tesla aracındaki sürücü hayatını kaybederken kamyon sürücüsü ve ona yardım etmek için duran bir motorsiklet sürücüsü yaralandı.

    Polis olayla ilgili ilk açıklamasında, araçta otopilot özelliğinin açık olduğunu belirtti. Ancak cuma günü konu hakkında yeniden açıklama yapan yetkililer, “Tesla’nın kaza anında hangi sürüş modunda olduğuna dair henüz nihai bir sonuca varılmamıştır” ifadelerini kullandı.

    Hayatını kaybeden 35 yaşındaki Steven Hendrickson’ın Tiktok ve Facebook üzerinden paylaştığı videolarda otopilot modundaki arabasından görüntüler yer alıyor. Bir videoda “Uzun bir iş gününün ardından kendi kendini süren Tesla arabam olmasa ne yapardım?” ifadeleri görülüyor.

    Tartışmalı otopilot özelliği

    Elektrikli araç endüstrinin en büyük aktörü Tesla’nın geliştirdiği otomatik pilot özelliği, araç sahiplerinin kullanımına açıldığı günden beri tartışmaların konusu olmayı sürdürüyor.

    Tesla, “otopilot” ismini verdiği özelliği kullanımı sırasında sürücülerin dikkatlerini yolda tutmaları gerektiğini açıklasa da Tesla sahipleri bu önerilere her zaman uymuyor.

    2016 yılından bu yana Tesla araçları, en az 3 farklı kazada otopilot modunda ölümlere neden oldu. Bu kazaların birinde ABD taşıt güvenliği kurumu, Tesla aracının önünden geçen kamyonu tespit edemediğini ve şoförün o sırada dikkatinin yolda olmadığını kaydetti.