Etiket: El-Kaide

  • El Kaide’nin Yemen kolu lideri Halid el Batarfi’nin öldüğü duyuruldu

    El Kaide’nin Yemen kolu lideri Halid el Batarfi’nin öldüğü duyuruldu


    El Kaide’nin Yemen kolu lideri Halid Batarfi’nin öldüğü bildirildi. Örgütten yapılan kısa açıklamada, Batarfi’nin öldüğü teyit edildi, ancak ölüm nedenine dair detay verilmedi.

    REKLAM

    ABD hükümeti tarafından başına 5 milyon dolar ödül konulan Batarfi, el Kaide’nin Arap Yarımadası’ndaki (AQAP) liderliğini yürütüyordu. 

    Yıllarca kaldığı cezaevinden bir baskınla kaçmayı başaran Batarfi, Yemen’deki iç savaşa rağmen ülkenin yönetiminde dolaylı olarak etkin rol aldı.

    AQAP, gerek Amerikan insansız hava aracı (İHA) saldırıları gerekse Yemen’deki iç savaş nedeniyle nispeten zayıflama hissedilse de Usame bin Ladin’in ölümünün ardından hala faaliyet gösteren grubun ‘en tehlikeli kolu’ olarak görülüyordu. 

    El Kaide, Batarfi’nin beyaz bir kefene ve siyah-beyaz el Kaide bayrağına sarılı videosunu yayınladı.

    Militanlar el Batarfi’nin ölüm nedenine ilişkin herhangi bir ayrıntı vermezken, yüzünde de belirgin bir travma izine rastlanmadı. 

    El Batarfi’nin 40’lı yaşların başında olduğu sanılıyor.

    Örgütten yapılan duyuruda Saad bin Atıf el Evlaki’nin liderliği devralacağı açıklandı. 

    Washington’ın başına 6 milyon dolar ödül koyduğu el Evlaki’nin “ABD ve müttefiklerine karşı alenen saldırı çağrısı yaptığı” biliniyor. 

    El Kaide’nin Yemen kolu, Paris’te 2015’te Fransız hiciv dergisi Charlie Hebdo’yu hedef alan ölümcül saldırının sorumluluğunu da üstlenmişti. 

    BM tahminlerine göre örgütün toplam gücü üç ila dört bin aktif savaşçı ve pasif üyeden oluşuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • El Kaide, ABD’nin öldürüldüğünü duyurduğu eski lideri Eymen el Zewahiri’ye ait ses kaydı yayınladı

    El Kaide, ABD’nin öldürüldüğünü duyurduğu eski lideri Eymen el Zewahiri’ye ait ses kaydı yayınladı


    El Kaide, Usame bin Ladin’in ölümünün ardından örgütün liderliğini üstlendikten sonra ABD tarafından öldürüldüğü açıklanan Eymen el Zewahiri’ye ait olduğu belirtilen 35 dakikalı bir ses kaydı yayınladı. 

    Herhangi bir tarih kaydı bulunmayan ses dosyasında okunan metinden de bir zaman çerçevesi çıkarılamadığı belirtildi. 

    Eymen el Zewahiri’nin 2022 yılında ABD tarafından düzenlenen bir saldırıda öldürüldüğü açıklanmıştı. 

    Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden, Usame bin Ladin’in ölümünden sonra El Kaide’nin liderliğini üstlenen Eymen el Zewahiri’nin Afganistan’da düzenlenen drone saldırısı sonucu öldürüldüğünü duyurmuştu.

    11 Eylül saldırılarının kilit isimlerinden biri olarak görülen Mısırlı el Zewahiri’nin Afganistan’ın başkenti Kabil’de sabahın erken saatlerinde kaldığı eve yapılan hava saldırısında öldüğünü açıklanmıştı. 

    Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantıında Biden, “Artık adalet yerini buldu ve bu terörist lider artık yok. Ne kadar uzun sürerse sürsün, eğer tehdit oluşturuyorsanız, Amerika Birleşik Devletleri sizi bulacak ve ortadan kaldıracak.” demişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD ve Rusya genelkurmay başkanları Finlandiya’da bir araya geldi

    ABD ve Rusya genelkurmay başkanları Finlandiya’da bir araya geldi


    Amerika Birleşik Devletleri Genelkurmay Başkanı Mark Milley ve Rusya Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov, Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de bir araya geldi.

    İki ülke genelkurmay başkanlarının, ABD askerlerinin Afganistan’dan ayrılmasının ardından son dönemde yaptığı görüşmelerin devamı niteliğinde Helsinki’de buluştuğu belirtildi.

    Milley, Finlandiya’ya giderken kendisine eşlik eden gazetecilere görüşme konusunda detaylı bilgi vermezken, sözcüsü Albay Dave Butler, bunun “iki ülke askeri liderliği arasında, riskin azaltılması ve operasyonel çatışmayı önleme amacıyla iletişimin iyileştirilmesini hedefleyen görüşmelerin yenisi olduğunu” söyledi.

    Butler, tarafların görüşmelerin ayrıntılarını açıklamama konusunda hemfikir olduğunu sözlerine ekledi.

    ABD’nin, askerlerini tamamen geri çekmesinin ardından Afganistan’da el Kaide ve IŞİD’in takibine, istihbarat paylaşımına ve gerekirse hava saldırılarına imkan tanıyan anlaşmalar yapmak, Özbekistan, Kırgızistan veya Tacikistan gibi Afganistan’a sınır ülkelerde üslenmek için çalışmalar yürüttüğü ifade ediliyor.

    Milley, birkaç gün önce Avrupa turu sırasında üs konusunun, aklındaki en önemli mesele olduğunu dile getirmişti.

    ABD Genelkurmay Başkanı ayrıca ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ve istihbarat yetkililerinin, el Kaide ve IŞİD’in, bir ya da iki yıl içinde ABD’ye tehdit oluşturabileceği uyarısında bulunduğunu açıklamıştı.

    Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcısı Sergey Ryabkov, temmuz ayında Moskova yönetiminin, ABD’yi Afganistan’a komşu ülkelere asker konuşlandırmasının “kabul edilmeyeceği” konusunda uyardığını açıklamıştı.

    Ryabkov, benzer bir uyarının Orta Asya ülkelerine de yapıldığını söylemişti.

    Rusya ile ABD arasında askeri düzeyde yürütülen bu görüşmelerde henüz ilerleme sağlandığına dair bir gelişme yaşanmadı.

    Öte yandan bazı Rus yetkililer Afganistan’da Taliban yönetiminin, Orta Asya’da istikrarı bozabileceği endişesi taşıdıklarını dile getiriyor.

    İki genelkurmay başkanının görüşmesi yaklaşık 6 saat sürdü.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD Hazine Bakanlığı’ndan Türkiye’de 5 kişiye el Kaide’ye destek yaptırımı

    ABD Hazine Bakanlığı’ndan Türkiye’de 5 kişiye el Kaide’ye destek yaptırımı


    Amerika Birleşik Devletleri Hazine Bakanlığı, Türkiye’de ‘el Kaide’ye finansal hizmet ve seyahat yardımı sağladığından şüphelenilen’ beş kişiye yaptırım uygulandığını duyurdu.

    Hazine Bakanlığı, 5 kişinin Türk ve Mısır uyruklu kişilerden oluştuğunu belirttiği açıklamada, bu kişilerin 11 Eylül saldırılarını ve ABD’ye karşı diğer komploları gerçekleştiren örgütün üst düzey üyelerine çeşitli şekillerde destek sağladığını aktardı.

    Karar, bu kişilerin Amerikan yargı yetkisi altındaki tüm varlıkları donduruyor ve küresel finansal sistemini bu kişilere kapatıyor.

    Söz konusu adım, el Kaide’ye destek olanlara karşı uzun süredir devam eden girişim kapsamında atıldı.

    Konuyla ilgili kararı açıklayan ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) Direktörü Andrea Gacki, ABD’nin örgüte destek sağlayan ağları açığa çıkarmak ve yok etmek isteği kapsamında Türkiye ve diğer müttefikleriyle birlikte çalıştığını söyledi.

    Yaptırım listesine alınanlar arasında el Kaide’nin Türkiye’deki faaliyetlerinin başlıca yöneticilerinden biri olduğu iddia edilen Mısır doğumlu avukat Majdi Salim de yer alıyor.

    Washington, şahsın bu görevi el Kaide lideri Eymen el Zevahiri’den devraldığını bildirdi.

    ABD Hazine Bakanlığı’nın yaptırım listesine aldığı diğer isimlerin, Mısır uyruklu Muhammed Nasreddin el Ghazlani ve Türkiye vatandaşı Nurettin Müslihan, Cebrail Güzel ile Soner Gürleyen olduklarını duyurdu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi: Blinken senatoda eleştirilirken istihbarattan El Kaide uyarısı

    ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi: Blinken senatoda eleştirilirken istihbarattan El Kaide uyarısı


    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Biden yönetiminin Afganistan’dan çekilme sürecini Kongre’deki özel oturumda senatörlerin ağır eleştirilerine karşı savunurken istihbarat yetkililerinden Afganistan topraklarından ABD’ye yönelik El Kaide tehdidine dair uyarı geldi.

    Aynı konuda geçen hafta Temsilciler Meclisi’nde ter döken ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, bu kez de ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nde Biden yönetiminin Afganistan’dan çekilme kararı ve uygulama biçimine dair senatörlerin sorularını yanıtladı.

    ABD Başkanı Joe Biden’ın Afganistan’dan çekilme kararına sempatiyle yaklaşan senatörlerin bile hayal kırıklığına uğradığını ve Kabil’deki kaotik tahliye sürecinde Amerikalıların, yeşil kart sahiplerinin ve tehlike altındaki Afganların durumuyla ilgili endişe duyduklarını ifade ettiği sorgulamada her iki parti kanadından Blinken’a ağır eleştiri yöneltildi.

    Biden’ın dışişleri politikalarına genellikle destek veren komite başkanı Demokrat partili Bob Menendez geri çekilme planının icrasının açık ve ölümcül hataları bulunduğunu belirtirken, komitenin en üst düzey Cumhuriyetçi delegesi Jim Risch ve diğer parti mensupları Biden yönetiminin “beceriksizliğinin” ABD’nin uluslararası itibarını zedelediği ve durumun savunulacak bir yönünün olmadığını vurguladı.

    Blinken kararı savundu

    Aşırı zorlu ve kaotik koşullarda yönetimin elinden gelenin en iyisini yaptığını belirten Blinken ise Donald Trump yönetimini 2020’de Taliban’la yaptığı barış anlaşması nedeniyle Joe Biden’ın elini kolunu bağlamakla suçladı.

    15 Ağustos’ta Kabil’i ele geçiren Taliban’a karşı Afgan hükümeti ve güçlerinin beklenmedik şekilde çöktüğüne dikkat çeken Blinken “en kötümser değerlendirmeler bile Kabil’deki hükümet güçlerinin ABD askerleri oradayken çökeceğine ihtimal vermedi” diye konuştu.

    Blinken ayrıca Taliban’ın Afganistan topraklarının terörist hareketlerin üssü olarak kullanılmasına izin vermeyeceklerine dair sözü bulunduğunu hatırlattı.

    ABD istihbaratı: El Kaide Afganistan’dan ABD’yi tehdit ediyor

    Öte yandan senatodaki sorgulamayla aynı saatlerde düzenlenen İstihbarat ve Ulusal Güvenlik Zirvesi’ne katılan üst düzey yetkililer El Kaide’nin 12 ila 24 ay içinde Afganistan topraklarından ABD’ye ciddi tehdit oluşturabileceğini açıkladı.

    Merkezi İstihbarat Teşkilatı’ndan (CIA) bir üst düzey yetkili de Afganistan’daki El Kaide’ye dair bazı potansiyel hareketlerin işaretini tespit ettiklerini belirtti.

    11 Eylül saldırıları planlandığı sırada ülkeyi kontrolü alında tutan Taliban Usame bin Ladin ve El Kaide örgütünün üst düzey liderlerini koruyarak ev sahipliği yapmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • FBI’in 11 Eylül saldırılarıyla ilgili gizli raporları Suudi Arabistan bağlantısını güçlendirdi

    FBI’in 11 Eylül saldırılarıyla ilgili gizli raporları Suudi Arabistan bağlantısını güçlendirdi


    Amerika Birleşik Devletleri’nde Biden yönetiminin cumartesi günü üzerindeki gizlilik kararını kaldırdığı bir FBI bilgi notu 11 Eylül saldırılarını gerçekleştiren saldırganlarla Suudi Arabistan devleti arasında bağlantı olduğu şüphelerini güçlendirdi. Fakat Suudi Arabistan’ı dava eden kurban yakınlarının umduğu delilleri içermediği görüldü.

    4 Nisan 2016 tarihinde hazırlanan ve şu ana kadar gizli tutulan rapor o sıralarda ABD’de öğrenci olan ama Suudi istihbaratına çalıştığı düşünülen Ömer Beyumi’nin, New York ve Washington’da düşürülen yolcu uçaklarını kaçıran El Kaide militanlarının ikisi ile bağlantılarını gösterdi.

    Kimliği gizli tutulan bir kaynakla 2009 ve 2015 yılında yapılan görüşmelere dayandırılarak Navaf el Hamzi ve Halid el Midhar’ın 2000 yılında Güney Kaliforniya’ya geldikten sonra Beyumi ile irtibat kurduğu vurgulandı.

    Rapor yine daha önce de rapor edilen söz konusu iki kişinin Los Angeles’taki bir cami imamı olan Fahad el Tumayri ve Suudi konsolosluğu arasındaki bağlantı iddialarını destekledi.

    Belgede kaynağa ait bir telefon numaralarının kayıtlarının, Hamzi ve Midhar’a Kaliforniya’da bulundukları süre içerisinde Beyoumi, Tumeyri ve kaynağının kendisinin yardımcı olduğunu gösterdiği belirtiliyor.

    Kaynak ayrıca FBI’a Beyumi’nin öğrenci kimliğinin ötesinde Suudi konsolosluğunda “çok yüksek bir statüsü” olduğunu açıklamış. Raporda Beyumi’nin Hamzi ve Midha’ya ulaşım, seyahat, konaklama ve finansman gibi alanlarda destek olduğu vurgulanıyor.

    Raporda ayrıca Beyumi ve Tumeyri’nin El Kaide’nin üst düzey isimlerinden olan ve 2011 yılında Yemen’de öldürülen ABD doğumlu Anwar al-Awlaki arasında görüşmeler ve telefon konuşmalarına yer veriliyor.

    Hala büyük oranda karartılmış ifadeler bulunan belge Suudi hükümeti ile saldırganlar arasında doğrudan bir bağlantı olduğu sonucuna ulaşmıyor.

    Rapor Suudi Arabistan’ı dava eden kurban yakınlarının ABD Başkanı Joe Biden’a uyguladıkları baskı sonrasında yayınladı. Aileler önümüzdeki 6 ay içerisinde açıklanacak belgelerde daha fazla dedile ulaşılmasını ümit ediyor.

    Daha önceki 3 başkan saldırılarla ilgili gizli belgeleri Suudi Arabistan ve ABD arasındaki ilişkileri bozabileceği endişesiyle açıklamayı reddetmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD Gizli Servisi, 11 Eylül saldırılarının hiç yayınlanmamış fotoğraflarını paylaştı

    ABD Gizli Servisi, 11 Eylül saldırılarının hiç yayınlanmamış fotoğraflarını paylaştı


    Amerika Birleşik Devletleri Gizli servisi, 11 Eylül saldırılarının 20. yıl dönümünde daha önce yayımlanmamış bir dizi fotoğraf paylaştı.

    El Kaide üyesi 19 kişi 11 Eylül günü 4 ticari uçağı kaçırarak ABD’nin sembol binalarını hedef aldı. Newark, Boston ve Washington’dan havalanıp San Francisco ve Los Angeles’a giden yolcu uçaklarının kaçırılmasının ardından Los Angeles’a giden Amerikan Airlines’a ait yolcu uçağı, yerel saatle 08.46’da İkiz Kuleler’in kuzey yönündeki binasına çarptı.

    Dünya tarihini değiştiren saldırılarda 2 bin 977 kişi yaşamını yitirdi. Saldırı sonrası Amerika Birleşik Devletleri’nin 11 Eylül saldırılarına ilk cevabı, Afganistan’a girmek oldu.

    New York’u saran toz bulutu

    Saldırılar sonrası New York kentinin gökdelenleriyle meşhur Manhattan semtini bir toz bulutu kapladı. Bazı uzmanlar bu toz bulutunun pulvarize olan (katı cisimlerin toza dönüşmesi) çelik ve beton sebebiyle oluştuğunu, ancak sıradan bir bina yıkılışında böyle bir şeyin olamayacağını açıklamıştı.

    11 Eylül saldırılarının azmettiricisi olarak bilinen Usame bin Ladin 2004 senesinde suçunu kabul etti. Ladin, Mayıs 2011’de Amerika Birleşik Devletleri kuvvetleri tarafından düzenlenen bir operasyonla öldürüldü.

    Saldırılar sonrası çöken iki binanın önünde arama ve kurtarma çalışmalarını yürüten itfaiye polis ekipleri.

    Saldırıların yıl dönümünde ABD Gizli Servisi, asla unutma etiketiyle daha önce yayınlanmamış fotoğraf ve videolar paylaştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 11 Eylül’ü Afganlar nasıl hatırlıyor: ‘ABD çok uzaktaydı’

    11 Eylül’ü Afganlar nasıl hatırlıyor: ‘ABD çok uzaktaydı’


    Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 11 Eylül 2001’de korsanlar tarafından kaçırılan iki uçak Dünya Ticaret Merkezi’nin ikiz kulelerine çarptığında Afganistan’da ise El Kaide trajedisi yaşanıyordu.

    Grubun militanları sadece iki gün önce Sovyet ordusu ve Taliban’ı Pencşir Vadisi’nden püskürtmeyi başaran ve ülkedeki direnişin sembolü haline gelmiş Ahmed Şah Mesud’a suikast düzenlemişti.

    Afganlar onun ölümünün yasını yaşarken binlerce kilometre uzaktaki ABD’de geleceklerini çarpıcı şekilde değiştirecek olaylar yaşanıyordu.

    Amerika’daki saldırıları haberlerde dinleyen Afganlar ilk etapta bu olayları fazla dikkate almadı. Binlerce kilometre mesafedeki bir ülkede saldırılar düzenlenmişti. Bu tür olayların kendi ülkelerinde neredeyse gündelik yaşamın bir parçasını oluşturması ABD’de olan bitenin de dikkatle takip edilmemesine neden olmuştu.

    Ancak ilerleyen günlerde, Afganlar saldırıların planını kendi arka bahçelerinde saklanan El Kaide militanlarının üstlendiğini ve Taliban yöneticilerinin gruba yataklık yapmakla suçlandıklarını öğrendi. Birçok kişi dünyalarının değişmek üzere olduğunu fark etti.

    “ABD’ye dair umutlar hızla buharlaştı”

    Kandahar’da kitapçılık yapan Abdul Samad, kalabalığın bir gazeteye baktığını, sayfaların ikiz kulelere saldırı resimleriyle dolu olduğunu gördüğünü hatırlıyor. Olayın Afganistan’ı işgal için bir “bahane” olduğunu söyleyen Samad, “kabul edilemez bir işgalin” böylelikle başladığını ifade ediyor.

    Taliban, El Kaide lideri Usame bin Ladin’den vazgeçmeyi reddettiğinde, ABD devreye girdi ve 1996’dan beri iktidarı elinde tutan katı rejimi birkaç haftada devirdi.

    Ancak Kandaharlı bir çilingir olan Qiyamuddin, Afganistan’daki onlarca yıllık savaşı ve çatışmayı sonlandıran Amerikan liderliğindeki işgale dair tüm umutların hızla buharlaştığını söylüyor. AFP’ye verdiği demeçte, “Buraya gelerek ortalığı karıştırdılar” diyor.

    Zira bir yandan ülkedeki savaş bitmek bilmezken Taliban da gün yüzüne yeniden çıkmaya başladı. Yabancı askerler ise dine ve Afgan geleneklerine saygı duymamakla itham edildi, sivil kayıpları artışa geçti.

    Qiyamuddin başlarda olumlu bir hava estiğini belirterek “Pakistan ve İran’daki Afganlar ülkelerine geri dönmeye başladı” diyor ve ekliyor, “Daha fazla sorunla karşılaşacaklarından haberleri yoktu”.

    Öğretmen olan Nurullah da Taliban’ın devrilmesinden sonra bir barış süreci yaşandığını fakat bunun uzun sürmediğini söylüyor. “Taliban gittiğinde insanlar mutlu oldu. En azından özgürlüğü içlerine çekebildiler”.

    Ama zaman ilerledikçe ABD’nin yanlış yere geldiği ve tuzağa düştüğü kanısı yayılmaya başladı. Bu kanı 20 yıl sonra gerçeğe dönüştü. ABD gitti, Taliban aynı katı politikaları ile geri döndü.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Taliban, el Kaide, IŞİD ve IŞİD-H; aralarındaki farklar ve benzerlikleri neler?

    Taliban, el Kaide, IŞİD ve IŞİD-H; aralarındaki farklar ve benzerlikleri neler?


    Taliban, el Kaide ve IŞİD… Hepsi de aşırı radikal Sünni cihatçı gruplar olsalar da aralarında ciddi anlayış farklılıkları bulunuyor.

    Kendini “İslam Devleti” olarak lanse eden IŞİD, 11 Eylül saldırılarının sorumlusu el Kaide ve şimdilerde Afganistan’ın tamamına yakınını yeniden ele geçiren Taliban, Batı kültürünün İslam’a zarar verdiğini öne sürerek Müslümanları bu tehditten kurtarmaya çalıştıklarını dile getiriyor ve şeriata dayalı yönetim vadinde bulunduklarını iddia ediyor.

    Söz konusu gruplar, ideolojik olarak benzerlik gösterseler de pratikteki uygulamalarda ve detaylarda ciddi görüş ayrılıklarına sahipler. Bu ayrılıklar zaman zaman kendi aralarında kanlı çatışmalara kadar varıyor.

    Sivilleri de hedef alan intihar eylemleriyle adını sıkça duyuran IŞİD, bu örgütler arasında medyada adı en fazla yer alan grup konumunda. Ancak el Kaide ve Taliban’ın mazisi çok daha eskiye dayanıyor.

    Peki küresel çapta tanınan bu üç önemli örgüt arasındaki farklar neler?

    El Kaide

    Arapça’da “Kuruluş, temel” anlamına gelen el Kaide, Sünni İslam’ın aşırı uç noktasında yer alan Vahhabi kökenli bir örgüt. Grup, Sovyet ordularının 1989 yılında Afganistan’dan çekilmesinden kısa bir süre önce 1988’de Suudi Arabistanlı Usame bin Ladin ve Mısırlı Muhammed Atıf tarafından Pakistan’da kuruldu.

    Kökeni 18’nci yüzyıla dayanan, dini ve siyasi bir hareket olarak Muhammed bin Abdulvahhab tarafından kurulan Selefiliğe dayanan Vahhabilik, Kuran ayetlerinin herhangi bir şekilde yorumlanmasına şiddetle karşı çıkıyor.

    Sovyetler Birliği’nin Afganistan’daki işgaline karşı direnişe katılan ve kendisi ile birlikte Arap ülkelerinden genç savaşçıları da Pakistan’da organize edip ardından Afganistan’a getiren bin Ladin, Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın (CIA) destek verdiği diğer Afgan silahlı gruplarla yakın ilişki kurdu. Eski ‘yol arkadaşı’ Abdullah Azzam ile arasının açılması, Kaide’nin kurulmasında önemli rol oynadı. Abdullah Azzam, Pakistan’ın Peşaver kentinde 1989 yılında bir cuma günü, Cuma Namazı’na gittiği sırada aracına yerleştirilen bombanın infilak ettirilmesi sonucu iki oğluyla birlikte öldü. Azzam’a bağlı birlikler büyük ölçüde Kaide’ye katıldı.

    Kaide, kendi İslam anlayışını yaymanın tek yolunun cihattan geçtiğine inanıyor. Ağırlıklı olarak ‘savunma amaçlı cihad’ı benimsiyor. Yani İslam’a muhalif olarak görülen kimselerle savaşmak her Müslüman’ın görevi. El Kaide, Batı kültürünün İslam’a tehdit olduğunu belirtiyor ve asıl amacının şeriata dayalı bir İslam devleti kurmak olduğunu iddia ediyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, NATO ve Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşların yanı sıra birçok ülke tarafından terör örgütü olarak kabul ediliyor. Uzmanlara göre el Kaide, geçen zaman içerisinde özellikle de Ladin’in öldürülmesi sonrası birbiriyle çok az bağlantısı olan çeşitli bölgesel hareketlere bölündü.

    Suudi Kraliyet ailesine yakınlığıyla bilinen varlıklı bir ailenin oğlu olan Usame bin Ladin, grubun finansını sağladı. Örgüte binlerce savaşçı katıldı. Silah eğitimini ilk dönemlerde Pakistan’ın Kabileler Bölgesi olarak bilinen Afganistan sınırına yakın noktalarda yürüttü. Ardından bu güçlerini Afganistan’a taşıdı. Silahlı eğitim de verilen cihadi medreselerden mezun talebeleri saflarına kattı. Aralarında farklı ülkelerden gelen eğitimli mühendis, doktor, teknikçi, eski asker ve bomba uzmanları bulunuyor. Diğer bölgesel silahlı cihatçı grupların aksine küresel cihadı savunuyor ve ABD başta olmak üzere Batı’ya karşı topyekun savaşı öneriyor.

    Taliban

    Sünni İslam’ın Hanefi mezhebini kendine ‘rehber’ edinen aşırı radikal görüşlü Taliban, el Kaide’den farklı olarak Afganistanlı ve Pakistanlı Peştun savaşçılardan oluşuyor. Grup, 1994’te Afganistan’da kuruldu. 1996’dan 2001’e kadar geçen 5 yıl boyunca ülkeyi yönetti. Etki alanını Afganistan’la sınırlı tuttu. Arapça’da öğrenciler anlamına gelen Taliban, başlangıçta Pakistan ve Afganistan’ın Peştun bölgelerinde şeriat sistemiyle barış ve güvenliği yeniden tesis etme vaadiyle yola çıktı. Kısa süre içinde Afganistan’ın büyük kısmını ele geçiren örgüt, son derece katı yasalar uyguladı. Kendini her ne kadar merkezde gösterse de Taliban yöneticilerinin Peştunca konuşması, örgütün bir noktadan sonra dinin yanı sıra Peştun milliyetçiliği yaptığı eleştirilerini beraberinde getirdi. Şii azınlığa soğuk bakan örgüt, Hanefi mezhebine göre hareket ettiğini bildirdi. Ancak uygulamaları bazı noktalarda radikal Selefi çizgiye kaydığı gerekçesiyle şiddetle eleştiriliyor. Özellikle intihar saldırılarını bir savaş aracı olarak görmesi, uyuşturucu ekimini kendi kontrol alanlarında serbest bırakması, kadınların çalışmasını engellemesi, kız çocuklarının eğitim hakkını ellerinden alması, müziği yasaklaması eleştirildiği konulardan bazıları. Örgüt, ABD’nin Afganistan’dan ayrılması sürecinde Afganistan’ın 34 vilayetinden 33’ünde kontrolü ele geçirdi. Adı Mısır merkezli Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan-ı Müslimin) ile anılsa da uygulamaları, İhvan tarafından sıklıkla eleştirildi. Cihatçı grup, siyasal İslam felsefesine sahip. Afganistan’ı ‘İslam Emirliği’ ismiyle yönetmek istiyor ve liderini de Müslümanların emiri olarak kabul ettiği için “Emirel Müminin” sıfatıyla anıyor. Kadınlara yönetimde kesinlikle söz hakkı tanımıyor. Lider kadrosunda hiç kadın yönetici bulunmuyor.

    TTP / Pakistan Talibanı

    Etki alanını Afganistan’la sınırlı tutan Taliban ile aynı isimde Pakistan’da da bir örgüt bulunuyor. Tahrik-i Tuleba’-i Pakistan (TTP), Pakistan’da faaliyet gösteriyor. Pakistan’daki Peştun kökenli nüfusa hitap ediyor. İslami yönetim sistemine sahip Pakistan’da şeriatın yeterli seviyede uygulanmadığını öne sürüyor ve İslamabad’a karşı savaşıyor. Afganistan Taliban’ı ile Pakistan Taliban’ı her ne kadar ‘kardeş’ ve müttefik gruplar olsalar da kendi aralarında rekabet söz konusu. Uzmanlar, uzun vadede bu rekabetin sert çatışmalara gebe olduğu değerlendirmesinde bulunuyor.

    IŞİD

    Kökeni Selefi Tevhit ve Cihat Cemaati’ne dayanan ve İslam Devleti adıyla tanınan örgüt, Pakistan’da silahlı eğitim alıp Afganistan’da Sovyetler’e karşı savaşan Ürdün vatandaşı Ebu Musab el Zerkavi tarafından kuruldu. Önce el Kaide’ye biat etti daha sonra bağını tamamen kesti. El Kaide ile IŞİD’in arası aylar süren gerginliğin ardından bozuldu. İki örgüt uzun süren çatışmalar yaşadı. Irak Şam İslam Devleti adıyla 2012’de Ebubekir el Bağdadi liderliğinde yeniden sahneye çıktı. İsmi ile müsemma bir şekilde Irak ve Suriye’de etkinlik gösteren ve ele geçirdiği bölgelerde 2014’te hilafet devleti kurduğunu öne süren grup, güvenlik güçleri başta olmak üzere devlet görevlileri, siviller ve Müslüman olmayan azınlıkları hedef aldı. Selefi akımdan gelen aşırı radikal, silahlı grup, gayrı Müslimlerin erkeklerini infaz ederken kadınlarını ‘ganimet’ olarak görüp seks köleliğine zorladı. Bu kişileri din değiştirmeye zorladı. Örgüt kuruluş felsefesini halifeliğin ilanının yanı sıra Selefilik, Vahhabilik ümmetçilik ve Müslüman karşıtlığına karşı cihat misyonu şeklinde tanımlıyor.

    IŞİD-Horasan

    Son dönemlerde adından söz ettirmeye başlayan örgüt, kendini IŞİD’in Horasan bölgesi olarak bilinen yerlerdeki temsilcisi olarak görüyor. Bu nedenle İran’ın kuzeydoğusundan başlayarak Afganistan ve Orta Asya ülkelerinden Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan’ı kapsayan bölgeleri hedef seçtiği için IŞİD-Horasan adını kullanıyor. Amacını, Orta Doğu’da ilan edilen ‘hilafetin’ Horasan’da da hakim kılınması olarak tanımlıyor. Taliban’ın uygulamalarını yumuşak bulan ve ABD ile barış masasına oturduğu için ‘mürted’ (dinden dönen) olmakla suçlayan daha radikal, daha sertlik yanlısı çok sayıda eski Taliban üyesi, IŞİD-H’ye geçti. Ancak biat ettikleri ‘halife’ Selefi olsa da IŞİD-H üyeleri, Diyubend akımından kopamıyor. Taliban’a karşı savaşan ve bin 500 ile 2 bin 200 arasında değişen sayıda savaşçıya sahip örgüt, Afganistan’ın Pakistan sınırına yakın Kunar ve Nangarhar vilayetlerini kendine üs edindi. Şiilerin İslam dinine mensup olmadıklarını iddia eden IŞİD-H sıklıkla bu azınlığa mensup kişilere yönelik intihar saldırıları gerçekleştiriyor. Son olarak Kabil Havaalanı’nda 200’e yakın kişinin yaşamını yitirdiği saldırıyı da yine IŞİD-H üstlendi. Taliban’ın ele geçirdiği şehirlerde öncelikli olarak cezaevlerindeki mahkumları serbest bırakmasıyla tutuklu olan çok sayıda IŞİD-H üyesinin de serbest kaldığı ve yeniden örgüte katıldığı sanılıyor.

    2015 yılında kurulan IŞİD-H Afganistan, Pakistan ve Orta Asya’da hilafetin hakim olması için mücadele ettiğini belirtiyor.

    Örgütler arası ilişki

    Taliban’ın liderlik sorunu yaşadığı dönemlerde bu örgütten ayrılan bazı komutanlar güçleriyle birlikte IŞİD’e katıldı ve Halife olarak görülen Bağdadi’ye biat etti. IŞİD, medyada daha sık yer alıp daha popüler olsa da Taliban’ın çok daha fazla üyesi bulunuyor.

    Silahlı gruplar aşırılık yanlısı Sünni İslam’ın bir parçası olmasına rağmen Taliban, temelde Hanefi hukuk sistemine sahip Diyubend ekolünü benimsiyor. El Kaide ile IŞİD ise Vahhabi-Selefi akımının öğretilerini rehber alıyor.

    Taliban ve el Kaide, ağırlıklı olarak gerilla savaşı verirken bu gruplarla geleneksel savaş teknikleri kullanarak mücadele etmek son derece zor.

    IŞİD ise sıklıkla modern orduların kullandığı taktiklerden istifade ediyor.

    Arapça Daeş şeklinde telaffuz edilen IŞİD, yumuşak güç olarak kabul edilen sosyal medyanın gücünden de daha önce hiçbir terör örgütünün yapamadığı derecede yararlanıyor.

    YouTube, Twitter, Facebook ve WhatsApp’ı kullanarak, genç yaştaki kişileri Batı kültürüne karşı mücadelelerinde kendilerine katılmaya davet ederek kendi propagandasını yayabiliyor.

    Dünya çapında çok sayıda aktif silahlı örgüt olduğu biliniyor.

    İstihbarat raporlarına göre küresel çapta adından söz ettiren 67 örgüt mevcut.

    Radikal İslamcı örgütlerin birçoğu, Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgalinin ardından ortaya çıktı.

    Taliban, 2001 saldırılarının ardından el Kaide lideri Usame bin Ladin’i ABD’ye teslim etmediği için iktidardan uzaklaştırıldı.

    El Kaide de kendisine ev sahipliği yapan Taliban’ın ABD’ye karşı savaşında bu örgüte yardımcı oldu.

    Taliban bünyesinde faaliyet gösteren ancak çok daha keskin duruşa sahip Hakkani örgütü, el Kaide ile yakın ilişki içerisinde.

    Uzmanlara göre Taliban’ın Afganistan’da kazanım elde etmesiyle el Kaide yeniden toparlanma sürecine girdi.

    ABD ile anlaşması gereği Taliban, ülke topraklarını el Kaide gibi başka örgütlere kullandırmama sözü verdi ancak sosyal medyada yayınlanan videolarda, el Kaide’nin üst düzey birçok yöneticisinin yeniden Afganistan’a döndüğü görüldü.

    Analistler, Taliban’ın Afganistan’da hakimiyeti ele geçirmesinin dünya çapında ABD ve Batı karşıtlığı ideolojisiyle ülke yönetimlerine karşı savaşan diğer silahlı grupları da cesaretlendireceği değerlendirmesinde bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD: Afganistan’da iç savaş çıkması çok muhtemel; terörist gruplar canlanabilir

    ABD: Afganistan’da iç savaş çıkması çok muhtemel; terörist gruplar canlanabilir


    ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley, Afganistan’da iç savaş çıkmasının ‘çok muhtemel’ olduğunu ve bunun da ülkede terörist grupların canlanmasına yol açacağını söyledi.

    ABD’nin 20 yıl süren Afganistan savaşına son vererek ülkeden çekilmesinin adından Taliban kısa sürede kontrolü ele aldı. Henüz hükümet açıklamayan Taliban, sadece Pencşir vilayetini alamadı. Burada direniş devam ederken taraflar arasında çatışmalar yaşanıyor.

    Afganistan’dan çekilmenin tamamlanmasının ardından ABD medyasına konuşan Genelkurmay Başkanı Mark Milley, Taliban kontrolüne giren ülkede iç savaş çıkmasının ‘muhtemel’ olduğunu söyledi. Taliban’ın gücü kontrol etme kapasitesini sorgulayan Milley, “Daha geniş bir iç savaş çıkma olasılığının var olduğunu düşünüyorum. Bu da aslında El Kaide’nin yeniden kurulmasına, IŞİD veya diğer terörist grupların büyümesine yol açabilecek koşullara yol açacaktır” dedi. Milley, ülkedeki şartların 12, 24 veya 36 ay içerisinde terörist grupların yeniden canlanacağını gösterdiğini öne sürdü.

    11 Eylül saldırılarıyla başlayan işgal

    ABD’deki 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra Afganistan’ı işgal eden Amerikan ordusu, son askerlerini Taliban’la yaptığı anlaşma ve koordinasyonla 30 Ağustos’ta çekti. Çekilme sırasında Afganistan ordusu kısa sürede çökerken Taliban ciddi bir direnişle karşılaşmadan Kabil’e girdi.

    Ülkede kontrolü ele alan Taliban kadın hakları gibi konularda uluslararası topluma ılımlı mesajlar vermeye başladı. Ancak başta AB ve ABD olmak üzere birçok ülke ve birlik Taliban’ın kuracağı hükümete mesafeli yaklaştı.

    ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Taliban’ın kontrol ettiği Afganistan’da yeni kurulacak hükümetin ancak belli kriterleri karşıladıktan sonra tanınabileceğini söyledi. AB tarafı da Taliban’ın sözlerine değil eylemlerine göre hareket edeceğini duyurdu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***