Etiket: Ekrem İmamoğlu

  • İmamoğlu: Bir an önce bu rejimi değiştirmeliyiz

    İmamoğlu: Bir an önce bu rejimi değiştirmeliyiz


    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kastamonu’nun Daday ilçesinde, İBB’nin katkılarıyla tamamlanan kapalı pazar yerinin dün yapılan açılışının ardından, bölgede ziyaretlerini sürdürdü.

    İlçe meydanında kendisini karşılayan yurttaşlara hitap eden İmamoğlu, “İstanbul eşittir Türkiye. Bu kavramı hepimiz biliriz. Ben İstanbul Belediye Başkanı olarak Türkiye’nin her yerine mesuliyeti olan bir belediye başkanı olduğumu düşünüyorum. Dolayısıyla nerede bir ihtiyaç var ise Allah korusun, bir afet olduğunda ya da bir başka konu olduğunda koşar gideriz” dedi.

    “İFTİRA GİBİ BÜTÜN HUSUSLARDAN ARINMIŞ BİR TOPLUM OLMALIYIZ”

    İmamoğlu, “Ülkemizin son dönemde çok rahatsız olduğu bir şey var. O da kötü dil. İnsanların kullandığı dil, özellikle yöneticilerin. Biz topluma hitap eden insanlar öyle itinalı konuşmalıyız ki sanki evimizdeki çocuğumuz bizi dinlermiş gibi konuşmak mecburiyetindeyiz. Yani onların önünde kötü söz konuşulmaz ya, anneler babalar bunu bilir. İşte her yönetici, bir çocuğun onu dinlediğini unutmamalı. O bakımdan, ülkemizde ortaya konan ayrıştırıcılık, kötü dil, fitne, fesat veya iftira gibi bütün hususlardan arınmış bir toplum olmalıyız” ifadelerini kullandı.

    “CEBİMİZDEKİ PARA PUL OLDU”

    “21. yüzyılda Türkiye hak ettiği değere, hak ettiği güce, kuvvete kavuşmalı” diyen İmamoğlu, “Bakın memleketimizde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yüzüncü yılını yaşayacağız. Biz yüzüncü yılda çok daha iyi yerlerde olmalıydık. Ne yazık ki hedefler tutmadı. Son 20 yılda bile ortaya konan hedefler tutmadı. Kişi başı hedeflenen gelirin üçte birine düştük. Bu cebimizdeki paranın pul olmasına döndü demektir” dedi.

    “BİR AN ÖNCE BU REJİMİ DEĞİŞTİRMELİYİZ”

    İmamoğlu, “Bakın ülkemizde ‘Her şeyi ben bilirim’ diyen bir anlayışla mücadele ediyoruz. Her konuda tek kişinin ağzına bakan bir sistemle mücadele ediyoruz. Benim milletimin aklı kendine yeter. Benim milletimin aklı bir araya geldiğinde dünyada mucizeler yaratır. Ama bir kişinin aklına dayalı bir sistem bizi her türlü belayla buluşturur. O bakımdan, bu güzel memleket, insanının ortak aklını, düşüncelerini, fikirlerini bir arada, kardeşçe organize etme yeteneğini ortaya koyan bir yönetime muhtaçtır. Bir an önce bu rejimi bu anlamda değiştirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    “YOK BİRBİRİMİZDEN FARKIMIZ”

    İmamoğlu, “Bakın bir hukuksuzlukla mücadele ediyoruz. Uydurma işlerle hakkımızda soruşturmalar açılıyor. Niye? Vay efendim İstanbul’u sen bizden nasıl alırsın. Allah aşkına, İstanbul’u birincisi ben almadım, 16 milyon İstanbullu aldı sizden. Dediler ki ‘Sizi beğenmiyoruz. Bir de üstüne haksızlık yaptınız.’ 806 bin oy farkla İstanbul’un tarihinin en büyük oy oranıyla belediye başkanı seçtiler. Millet aldı sizden. Peki neyi aldı? Size ait olanı değil. Millet dedi ki ‘Bana ait olan şeyi sen iyi yönetemedin, senden devralıyorum bunu hak edene veriyorum’. Bu kadar. Memleket, bu güzel cennet vatan, bizim evimiz. Bu evin tapusu kimin? 86 milyon insanın. Yok birbirimizden farkımız. Ne benim hakkım şurada bulunan bir vatandaşımızdan fazla ne bir vatandaşımızın hakkı benden fazla. Eşitiz, 86 milyon. İşte bu duygu bizi daha güçlü kılacak daha inançlı kılacak. Ne yapıyorlar e sen bunu aldın. Hadi bakalım ‘Uydurma bir davayla senin elinden bunu alalım.’ Bu millet ne der biliyor musun? Hadi oradan. Hadi oradan. Hadi oradan” dedi.

    “BU MÜCADELE 16 MİLYON İSTANBULLUNUN HAYSİYET MÜCADELESİDİR”

    “Milletin vicdanı, milli irade, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun karşılığı olarak asla ve asla iradesine dokundurtmaz bu millet” diyen İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

    “Şu an bu kardeşinizin verdiği hukuk mücadelesi aynı zamanda bir haysiyet mücadelesidir. Haysiyet mücadelesini veriyorken, söyleyeyim. Bu Ekrem İmamoğlu’nun haysiyet mücadelesi değildir 16 milyon İstanbul’un haysiyet mücadelesidir. Çünkü; ben sizlerin hukukunu savunuyorum. Kastamonu’nun mücadelesidir, Türkiye’nin mücadelesidir. Peki bu kadar cesur konuşuyorsun neye güveniyorsun? Kastamonuluya güveniyorum, Taşköprülüye güveniyorum, milletimize güveniyorum. Ben sırtımı milletime dayadım yetinmedim bir de Kastamonuluya dayadım. Var mı ötesi? Bu millet bu tür davranışları sevmez. Bu milletin siyaset meselesi, bir araçtır amaç memlekete layık olmaktır. Partiler araçtır, bakın il başkanım var, milletvekilim var diğer siyasi ilçe başkanım var, ben de partimin evladıyım ama partiler hizmet için araçtır. Parti devleti olamayız biz. Devlet güçlüdür, devleti yaşatacağız. Biz binlerce yıllık devletin geleneği olan insanlarız. Devletin gücünün önüne de bir parti ne de bir şahıs geçebilir. Esas olan devletin gücüdür. Biz gerçekten hak ettiği bir biçimde devletimizi güçlü kılacağız. Devletimizi güçlü kılacağız, şart olsun kılacağız.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Siyasi yasak kararı sonrası Anadolu’ya gideceğini söylemişti: İşte İmamoğlu’nun ilk durağı

    Siyasi yasak kararı sonrası Anadolu’ya gideceğini söylemişti: İşte İmamoğlu’nun ilk durağı


    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında YSK üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla siyasi yasak ve hapis cezası kararları verilmişti. 

    Tepki çeken karar sonrası İmamoğlu, Saraçhane’de yaptığı açıklamalarda Anadolu’yu ziyarete başlayacağını duyurmuştu. 

    İLK DURAK KASTAMONU 

    İmamoğlu söz konusu ziyaretlere yarın başlıyor. 

    İmamoğlu’nun ilk durağının Kastamonu olacağı öğrenildi. 

    CHP Kastamonu İl Başkanı Hikmet Erbilgin, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ”İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız @ekrem_imamoglu’nu Kastamonu’da ağırlamaya hazırız. Milletin iradesine sahip çıkmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. 

    İmamoğlu’nun Kastamonu programı şöyle: 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İmamoğlu: Gidecekler az kaldı, bu ülkenin tapusunu tekrar millet alacak

    İmamoğlu: Gidecekler az kaldı, bu ülkenin tapusunu tekrar millet alacak


    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 6’ncı Kent Lokantası’nı, üniversite öğrencilerinin yoğun olarak ikamet ettiği Avcılar’da açtı. Merkez Mahallesi Şamlı Sokak 33 numaradan açılan Kent Lokantası’nın ilk tabldotlarını İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dağıttı. CHP milletvekili Turan Aydoğan, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli ve CHP İBB Meclis Grup Başkanvekili Doğan Subaşı’nın eşlik ettiği İmamoğlu, öğle yemeğini, çoğunluğu öğrencilerden oluşan bir grupla birlikte yedi. İmamoğlu, dışarıda toplanan vatandaşların yoğun ilgisini karşılıksız bırakmayarak, sandalye üzerinde kısa bir konuşma yaptı.

    “GİDECEKLER, AZ KALDI”

    İmamoğlu burada yaptığı konuşmada “Bu bölgenin en büyük müjdesi, tabii ki Sefaköy- Beylikdüzü metrosu olacak. Yoğun çaba içerisindeyiz. Israrla bakanlık, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Planı’na almıyor. Ama zaten gidecekler, az kaldı, gidecekler. Ondan sonra, memleketimizin her köşesine eşit hizmet
    sunmayı, milletimizin çıkarına iş yapmayı, ahlaklı, vicdanlı bir biçimde sürdürmeyi, ülkemize hep birlikte ispat edeceğiz. Şunu söyleyelim: Bu memleketin çocukları, gençleri çok umutlu olsun. Bu ülkenin tapusu 86 milyona aittir, bir kişiye veya zümreye ait değildir. Bu ülkenin tapusunu tekrar millet alacak.” dedi.  

    İmamoğlu şöyle konuştu: 

    “Beş tanesinden, tam 300 bin kişi faydalandı son 4-5 ayda. Gönül başka ihtiyaçları karşılamayı dilerdi, isterdi ama ne yazık ki ekonomik sorunlar, insanlarımızın düşük fiyatla daha iyi beslenmesine dönük, ki öncelikle öğrencilerimiz, onlara çok güzel bir hizmet oldu bu. Burada gençlerin hararetini görünce de çok mutlu oldum. Hepinizi çok seviyorum. Bütün Avcılar’a, Belediye Başkanımızla birlikte, güzel hizmetler sunmanın yoğun gayreti  içerisindeyiz. Marmara Caddesi, E-5 girişindeki meydanımız, Sahil Parkı, tümden Avcılar’a yakışan, yıllardır dokunulmamış yerleri en iyi şekilde çözme gayreti içerisindeyiz.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Erdoğan’ın gerçek dava arkadaşıyım’ diyen Arınç’tan yeni açıklamalar: ‘İmamoğlu düşmanımız değil’; Demirtaş sorusuna ‘ironik’ yanıt

    ‘Erdoğan’ın gerçek dava arkadaşıyım’ diyen Arınç’tan yeni açıklamalar: ‘İmamoğlu düşmanımız değil’; Demirtaş sorusuna ‘ironik’ yanıt


    Bir dönem ‘iktidar partisinin özgül ağırlığı’ olarak anılan, AKP hükümetlerinde başbakan yardımcılığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı gibi önemli görevler üstlenen Bülent Arınç, yeni açıklamalarda bulundu.

    DW Türkçe’den Can Bursalı’ya konuşan Arınç, ‘ahmak’ sözüyle Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu için şunları söyledi:

    “Siyasilerin adi suçlar dışında konuşmalarından, düşüncelerinden dolayı yargılanmalarına tamamen karşıyım. Şimdi biz kendi yaşadığımız hayatta bizim için yapılanları affetmedik. Ama bize karşı yapılanların da başkasına yapılmasını da hiçbir zaman doğru kabul etmedik. Ekrem İmamoğlu bizim rakibimizdir, düşmanımız değil. Ama düşman gözüyle bakılıyor bazılarına.”

    (İmamoğlu, yargılama sürecinde bahsi geçen ifadeyle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘yu kastettiğini net bir şekilde ortaya koymuş ve mahkeme başkanı da bunu onaylamıştı.)

    DEMİRTAŞ SORUSUNA YANIT: TEKRAR HEDEF OLMAYI ARZU ETMEM, AMA İRONİ YAPAYIM

    Arınç, Kasım 2016’dan bu yana Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’la ilgili bir soruya da ‘ironiyle’ yanıt verdi. 

    Daha önce Demirtaş’la ilgili açıklamaları nedeniyle hem MHP lideri Devlet Bahçeli hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisini itham ettiğini belirten siyasetçi, şunları söyledi:

    “Şimdi tekrar hedef olmayı arzu etmem. Ama bir ironi yapayım. O dediğin şahısla ilgili olmayan bir kanaatimi söyleyeyim. O da mesela Alaattin Çeliktaş diye biri olsun. O da diyelim ki Çemizgezek Cezaevi’nde yatanlardan birisi. Eğer hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü yoksa mutlaka tahliye edilmelidir diye düşünüyorum.”

    Bursalı’nın yönelttiği sorular ve Arınç’ın bunlara verdiği yanıtlar şöyle:

    Siz hukukçu kimliğinizle Cumhurbaşkanı’nın üçüncü kez seçilmesine yönelik tartışmaya ne diyorsunuz?

    Bu tartışmayı yersiz buluyorum. Diyelim ki bir itiraz vaki oldu. Bu itiraz hakkında herhalde Yüksek Seçim Kurulu karar verecek. Yüksek Seçim Kurulu’nun da “aday olabilir” şeklinde bir karar vereceğine ben bugüne kadarki kararlarına bakarak ikna oluyorum. Dolayısı ile muhalefet de “olamaz” diyerek itirazını son noktaya kadar götürmesin, seçimlerde de mücadelesini tam yapsın. Yani pehlivanın yenileceğini anlayınca bahane bulmasına gerek yok. Er meydanına çıkıp üçüncü defa da beşinci defa da olsa ‘ben seninle mücadele edeceğim’ derlerse halkta ayrıca bir güven oluşturur. Yıllardan beri süren bir diploma tartışması var ama artık o konulara bile girmiyorlar. Bu da onun gibi bir tartışma gibi geliyor bana. Geçmişte yaşadığım bir tecrübemi anlatayım. Sayın Ahmet Necdet Sezer’in görev süresi Mayıs 2007’de bitiyordu. Ağustos ayına kadar, fazladan Cumhurbaşkanlığı yaptı. TBMM Başkanı olarak göreve benim vekalet etmem gerekiyordu. Bugün seçilme tartışması yapanlar, o günlerde bunu dile getirmedi. Ben birkaç defa gündeme getirdim, sonra ‘makamda gözü var’ diyecekler diye utandım.

    – Muhalefet nisan ayının başındaki bir seçime onay vereceklerine, bu yönde oy vereceklerini söylüyor. Siz buna nasıl bakıyorsunuz?

    O maksatlı ama… Eski, yani mevcut sistemle seçime gidelim, yenisi sonra yürürlüğe girsin istiyorlar. Cumhur İttifakı’nın bunu kabul etmesi mümkün değil. Bence mayıs ayı içerisinde bir seçim olma ihtimali çok yüksek. Cumhurbaşkanlığı seçimini ve milletvekili seçimini ayrı mütalaa edeyim. Milletvekilliği seçiminde bir yıldan bu yana takip ettiğim kadarı ile Millet İttifakı’nın daha fazla milletvekili çıkarabileceği, ama bu sayının hiçbir zaman 320 – 330’u aşmayacağı şeklinde bir kanaat var. Yani kritik sayı olan 360’ı geçmiyor. Bu sayıyla Millet İttifakı’nın parlamentoda etkinlik sağlaması mümkün değil, Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettiği takdirde. Ayrıca son zamanlarda AK Parti’nin oyunu yükselttiğini gösteren anketler de var. Ama önemli olan bence Cumhurbaşkanlığı seçimi, çünkü yeni sistemde Cumhurbaşkanı yürütmenin başı.

    Cumhurbaşkanlığı seçiminde ben Sayın Erdoğan’ın seçimi kazanmaya çok yakın olduğunu görüyorum. Çok zor bir seçim olduğunu söylemeli. Millet daha rahat nefes alabileceğine inanırsa, Sayın Erdoğan’ın yaptıklarını alkışla karşılarsa bunun oya döneceğini hepimizin bilmesi lazım. Millet geçmiş hizmetleri sebebi ile Sayın Erdoğan’ı seviyor, “O güzel işler yaptı. İsterse yine güzel işler yapar. Biz ona güveniyoruz” diyen ciddi bir kitle var. Birtakım yeni destekler ile veya yeni icraatlar ile 51’in üzerine çıkaracağına ben şahsen inanıyorum.

    Tabii Tayyip Bey’in bu kadar güçlenmesinin halkla yeniden güçlü bir lider konumunda görünmesinin bir sebebi de şu: Millet İttifakı henüz adayını tespit edemedi, aday konusuna hâlâ giremiyorlar kendi aralarındaki konuşmalarda. Ve son dönemleri de kendi içindeki tartışmalarla geçiyor. Oy oranı ne olursa olsun oradaki altı liderden bazıları işi birbirlerini rencide edecek sözler söylemeye kadar götürüyorlar. Sayın Kılıçdaroğlu’nun tek başına çabası, diğer liderler tarafından çok açık bir şekilde desteklenmiyor.

    ‘RESMİ ENFLASYON YÜZDE 80, GAYRI RESMİ YÜZDE 180’

    Siz yaklaşık 1,5 sene önce katıldığınız bir televizyon programında telefon ile bağlandığınızda dindar seçmenin ekonomik koşullar kötüleştiğinde nasıl tepki verebileceğini tariflemiştiniz, bir hac ziyaretine giderken karşılaştığınız bir örnek üzerinden.

    Hamaset ile bu iş olmaz. Çok açık. Resmi enflasyon yüzde 80, gayrı resmisi yüzde 180 yani bu çok açık.

    ‘İMAMOĞLU BİZİM RAKİBİMİZDİR, DÜŞMANIMIZ DEĞİL’

    Güçlü bir figür olarak görülen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’yla ilgili sizin de eleştirdiğiniz bir yargı kararı çıktı, ayrıca yeni açılan davalar da var. Bu tip yargı süreçleri Cumhurbaşkanı’nın karşısına İmamoğlu’nun çıkması halinde şansını mı artırıyor?

    Siyasilerin adi suçlar dışında konuşmalarından, düşüncelerinden dolayı yargılanmalarına tamamen karşıyım. Şimdi biz kendi yaşadığımız hayatta bizim için yapılanları affetmedik. Ama bize karşı yapılanların da başkasına yapılmasını da hiçbir zaman doğru kabul etmedik. Ekrem İmamoğlu bizim rakibimizdir, düşmanımız değil. Ama düşman gözüyle bakılıyor bazılarına. Hayır, hiçbir parti, hiçbir partinin mensupları düşmanımız değil bizim. Onlarla siyaset arenasında biz mücadele ederiz, demokratik bir mücadele veririz. Bizim milletimizin kalbinde mağdurdan yana olmak gibi bir karakter vardır. Bu çok güzel bir karakter.

    ‘O PARTİ 6 MİLYONU TEMSİL EDİYOR’

    Ekrem İmamoğlu’nun mağdur edilme ihtimalinden söz ettiniz. İmamoğlu’nun yanı sıra bir yandan da Selahattin Demirtaş yedi yıldır hapiste. Bir siyasi kimliği olan birisinin bu kadar uzun süredir hapiste olmasını doğru buluyor musunuz? Ayrıca HDP’nin kapatılma davasına yönelik değerlendirmenizi merak ediyorum.

    HDP hukuki yönden kapatılabilir. Onlar da zaten “bizi kapatın” ne bekliyorsunuz diye neredeyse itirafçı durumuna düşmüşler. Ama siyasi yönden aynı çizgide 10 tane parti kapatılmış, hiçbir faydası olmamış. Biz bunun tamamen ortadan kalkması için 2010 yılı referandumunda madde koydurduk. HDP kapatılmayı istediği için o tarihte oylamaya katılmadı. Ben dört tane partisi kapatılmış bir insanım. Fazilet kapatıldı hiçbir günahı yok, Refah kapatıldı hiçbir günahı yok. MSP 12 Eylül’de kapatıldı. Bir de Milli Nizam var. AK Parti de 1 oy farkı ile kurtuldu. O yüzden bunu faydasız görüyorum. Ama ille kapatılsın diyen siyasetçiler var. Şimdi beş ay sonraki bir seçimden bahsediyoruz. Seçim sürecinin başladığı tarihlerde Türkiye’de herhangi bir parti kapatılmamış bugüne kadar. Bu HDP’nin de kapatılmayacağı anlamına gelmez. İsterlerse kapanır. Ama yahu hukuk varken siyaseten neden düşüneceğiz? Aklı evveller için söylüyorum. Mevzu bahis olan bir partidir. O parti altı milyonu temsil ediyor. Yerine göre beş milyon, yerine göre yedi milyon. O zaman siyasi olarak verilen karar o partinin idamı ise o kitlenin de geleceğini, orada milletvekilliği yapanların da geleceğini, onların temsil ettiği misyonun da geleceğini bence Anayasa Mahkemesi’nin üyeleri düşünecektir. Kaldı ki 10’a 5 ile ancak kapatılabiliyor bir siyasi parti. Onu da biz getirdik. Nitelikli çoğunluk yaptık. Parasına el kondu, bu tedbirdir. Parasına el kondu demek kapatılacağı anlamına gelmez.

    HDP’nin hesaplarına bloke konulmasıyla ilgili karardaki oylama sonucunu nasıl yorumluyorsunuz?

    8’e 7 ile çıktı karar. Türkiye’nin geldiği nokta itibarı ile bir siyasi parti kapatmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Onların işlediği suçlardan dolayı yargılanmaları mümkün. Ama şahısların partiyi bağlamaması gerektiğini düşünüyorum.

    Sorumun Selahattin Demirtaş kısmı vardı. O da 7 yıla yakın süredir hapiste…

    Valla o bahsettiğin isimle ilgili ben şöyle konuşmak istemiyorum. Çünkü bir televizyon programında uzun tutukluluktan mağdur olanların durumunu anlatırken bu ismi gazeteci arkadaşlar bana sorunca onlar hakkında söylediklerimden ötürü önce Bahçeli, arkadan sayın Cumhurbaşkanı beni itham eden konuşma yaptılar.

    ‘ALAATTİN ÇELİKTAŞ TAHLİYE EDİLMELİDİR’

    O süreçten sonra Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğinden istifa etmiştiniz…

    Ben bu şartlar altında istişare kurulunda bulunamam, ayrılıyorum dedim. İstifa dilekçesini gönderdim. Şimdi tekrar hedef olmayı arzu etmem. Ama bir ironi yapayım. O dediğin şahısla ilgili olmayan bir kanaatimi söyleyeyim. O da mesela Alaattin Çeliktaş diye biri olsun. O da diyelim ki Çemizgezek Cezaevi’nde yatanlardan birisi. Eğer hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü yoksa mutlaka tahliye edilmelidir diye düşünüyorum.

    ‘CUMHURBAŞKANI ‘BU OLAYI AYDINLATACAKSINIZ’ DEDİ

    Gündemde Sinan Ateş cinayeti var. Partinizin en güçlü ortağı MHP’nin içinde bir bazı isimler Sinan Ateş cinayeti ile ilgili itham ediliyorlar. Cinayet, MHP içinde de tepki çekti, istifa edenler var. Bir yandan da Cumhurbaşkanı’nın bu konunun çözülmesi ile ilgili adım attığı belirtiliyor. Siz bu cinayeti nasıl yorumluyorsunuz? Bu adli vaka mı? Bu bir siyasi suikast mi?

    Bir defa bu çok alçakla işlenmiş bir cinayettir. Özellikle eşi ve iki tane kız çocuğu ile fotoğraflarını görünce fevkalade üzüldüm. O kız çocuklarının babasız kalmalarından kahpece bir cinayetle kasten öldürülmesinden fevkalade üzüntü duydum. Yapabileceğim tek şey onun hakkında bir Fatiha okumaktı, Yasin okumaktı. Bunu da yaptım. Bunun dışında bir yorum yapmayı çok şeyler bilsem de doğru bulmam. Çünkü birilerinin hedefi olmak istemem. Ama bu konuda benim, yani samimi olarak duyduğum kadarı ile Sayın Cumhurbaşkanı da fevkalade üzülmüş, neye mal olursa olsun bu işin bütün yönleri ile araştırılmasını istemiş.

    Kendisinin, Sinan Ateş’in ailesiyle görüştüğünü ifade ediyorlar. Belki de belli bir projenin sonucu olarak öldürüldü. Kızlarının hatırına, eşinin hatırına bu cinayetin sonuna kadar aydınlatılması lazım. Cumhurbaşkanımızın talimatının “Bu olayı aydınlatacaksınız” şeklinde olduğunu çok yakınlarından duydum, bu da beni çok mutlu etti. Erbakan Hoca, karşı tarafta kendi aralarında bir tartışma olur da bize bir şey sorarlarsa “Onlar birbirlerini bizden iyi tanırlar ve genelde iki taraf da doğru söyler” derdi. Ben de Erbakan Hocamızın sözüne uygun olarak, o taraftaki tartışmalara katılmak istemiyorum.

    ‘TAYYİP BEY’İN GERÇEK DAVA ARKADAŞIYIM’

    Bu arada ağustos ayında Cumhurbaşkanı ile birlikte kürsüye çıktınız Manisa’da, çok uzun bir zaman sonra…

    İki dakikalığına.

    Aranızdaki buzlar eridi mi? Helallik istemiştiniz çünkü sonra bir görüşmeniz oldu mu?

    Ben 1978’den beri Tayyip Bey’in gerçek dava arkadaşıyım. Aynı ideal için birlikte omuz omuza çalıştık. Allah rızası için siyaset yaptık. Milletimizin önünü, bahtını açmak için gayret ettik. Bizim dava arkadaşlığımızda hep güzel şeyler vardır. Evet, beni çok kıran, üzen bir konuşma yaptı. Ama biz birbirimizi her zaman bağışlayabiliriz. Bunun yolunu, yöntemini bilen insanlarız. Bizim dava arkadaşlığımızı, başkalarının mafya liderleriyle veya suç örgütü liderleriyle bir aradaki fotoğraflarına bakarak değerlendirmeyin. Dava dediğimiz şeyin aslını, biz kardeşler olarak bugüne kadar bilerek ve isteyerek uyguladık.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’den İmamoğlu’na açılan davaya ilişkin ilk açıklama

    CHP’den İmamoğlu’na açılan davaya ilişkin ilk açıklama


    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu hakkında ‘ihaleye fesat’ suçlamalarıyla yeni dava açıldı. 

    CHP’DEN İLK AÇIKLAMA

    İmamoğlu, konuya ilişkin ”Bu kötülüklerin nerelerde planlandığını artık 86 milyon çok iyi biliyor. Not: Bu oyunun görünen imzası yine malum müfettişe ait” açıklamasında bulunurken; CHP’den de ilk açıklama geldi. 

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında ‘ihaleye fesat karıştırma’ suçlamasıyla dava açılmasına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı.

    Torun şu ifadeleri kullandı:

    “Müflis iktidar eski defterleri karıştırıyor. Uyduruk davalar, soruşturmalar yetmedi şimdi yıllar öncesine gidip suç uydurmaya çalışıyorlar. Sırada hangi kumpas var ey iktidar? Sel gider kum kalır Ekrem İmamoğlu başkanım. Ne yaparlarsa yapsınlar; hak gelecek, batıl zail olacak.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İmamoğlu’ndan İYİ Partili Türkkan ve CHP’li Başarır’ın dokunulmazlıklarının kaldırılması girişimine tepki

    İmamoğlu’ndan İYİ Partili Türkkan ve CHP’li Başarır’ın dokunulmazlıklarının kaldırılması girişimine tepki


    İYİ Parti Grup Başkanvekili Musavat Dervişoğlu, Lütfü Türkkan ve CHP’li Ali Mahir Başarır’ın dokunulmaz dosyalarının görüşüleceği, TBMM Anayasa-Karma Komisyonu toplantısına katılmayacaklarını duyurmuştu. 

    İMAMOĞLU’NDAN TEPKİ 

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabından söz konusu hamleye tepki gösterdi. 

    İmamoğlu, ”İktidar, iki bine yakın dokunulmazlık fezlekesi içinden sadece CHP ve İYİ Parti Milletvekilleri Ali Mahir Başarır ile Lütfü Türkkan’ın dosyalarını yarın TBMM komisyonu gündemine taşıyor. Bu, sürdürülen muhalefeti sindirme operasyonunun son halkasıdır” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Altılı Masa’dan açıklama: 6 Nisan sonrasında yapılacak erken seçime karşıyız

    Altılı Masa’dan açıklama: 6 Nisan sonrasında yapılacak erken seçime karşıyız


    Gelecek Partisi’nin ev sahipliğinde ‘altılı masa’ etrafında bugün bir araya gelen muhalefet liderleri 10. toplantıları sonrası ortak yazılı bir açıklama yaptı. Liderler, 6 Nisan sonrasına sarkacak bir erken seçimi desteklemeyeceklerini vurguladı. 

    Yapılan ortak açıklamada “Geçen sene bir siyasi mühendislik çabası olarak devreye sokulan seçim sistemi ile yapılacak hiçbir erken seçime destek vermeyeceğiz. 2018 seçimlerinde geçerli olan sistemle gerçekleşecek -yani 6 Nisan’dan önce yapılacak- bir erken seçime ise destek vermeye hazırız,” ifadeleri yer aldı. Ortak aday tespiti konusunda istişarelere başlanmasına karar verildiğini duyuran liderler, Cumhurbaşkanı adayı ile ilgili altılı masa olarak tam uzlaşı içinde hareket edileceğini kaydetti.

    Altı lider ayrıca ortak politikalar metninin 30 Ocak’ta düzenlenecek bir organizasyonda duyurulacağını açıkladı. 30 Ocak’tan önce de altı lider İYİ Parti ev sahipliğinde bir kere daha bir araya gelecek. Açıklamada “Geçiş Süreci Yol Haritasını ve Ortak Politikalar Metnini 30 Ocak’ta yapacağımız ortak bir tanıtım toplantısı ile kamuoyunun bilgilerine sunacağız,” sözleri yer aldı.

    Ortak cumhurbaşkanı adayı konusunun da ilk kez ele alındığı ve saat 12.30’da başlayan görüşme 9 saat sürdü. Toplantıya, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan katıldı. 

    Liderlerin buluşmasında, ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş, hükümet programı niteliğindeki temel politikalar belgesi, başörtüsü ve aileye dair anayasa değişikliği teklifine yönelik nasıl bir tutum alınacağı gündem maddeleri arasında sayılıyordu.

    Ayrıca Temel Karamollaoğlu, toplantıda adayın kim olacağının da gündeme alınabileceğini söylemişti. Karamollaoğlu, konuya dair ‘Bugüne kadar bunu gündemimize almamamız doğruydu. Ancak ocak ayından itibaren seçim sathı mailine girmiş oluyoruz. 5 Ocak’ta altılı masa yeniden toplanacak. Orada artık bu konu konuşulabilir’ demişti.

    Açıklamanın tam metni şu şekilde:

    “Aziz Milletimiz,

    Altı siyasi partinin Genel Başkanları olarak Cumhuriyetimizin 100. Yılına girdiğimiz bu hafta içinde 5 Ocak 2023’te Gelecek Partisi’nin ev sahipliğinde bir araya geldik. 2023 yılının ve Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının ülkemize ve milletimize mutluluk, adalet ve refah getirmesini diliyoruz.

    Bu yılın ilk toplantısı ile Altılı Masa olarak başlattığımız iş birliği sürecinin ilk yılını da tamamlamış olduk. Bu bağlamda toplantımıza bir yılın genel değerlendirmesi ile başladık. Üstlendiğimiz tarihi sorumluluğumuzun bilincinde olarak işbirliğimizi 12 Şubat 2022’deki ilk zirvemizde kamuoyuna duyurduğumuz ilke ve hedefler doğrultusunda sürdürme kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz.

    İkiyüz yıllık modernleşme, 150 yıllık Meclis, 100 yıllık Cumhuriyet ve 75 yıllık demokrasi tarihimizdeki bütün ana akımların temsil edildiği bu iş birliği süreci siyasi tarihimizde bir ilk niteliği taşımaktadır. Bütün bu tecrübe birikimimizden hareketle temel amacımız bir taraftan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin devlet ve kamu hayatında yol açtığı tahribatı gidermek diğer taraftan Cumhuriyetimizi gerçek ve kâmil bir demokratik düzen ile taçlandıracak bir dönemi başlatmaktır.

    Bu bağlamda, son bir yıl içinde kat ettiğimiz mesafeyi, elde ettiğimiz kazanımları ve karşı karşıya olduğumuz meydan okumaları son derece samimi bir ortamda ve yapıcı bir şekilde değerlendirdik. Her şeyden önce memnuniyetle ifade etmek isteriz ki bu iş birliği süreci ülkemizin siyasi ikliminde psikolojik bir dönüşüme öncülük etmektedir. İktidarın kendisinden farklı düşünen kesimleri düşmanlaştırma ve kutuplaştırma üzerinden tahakkümünü sürdürme çabasına karşı farklı düşünceleri ve yaklaşımları bir masa etrafında bir araya getirerek yeni bir siyasi iklim oluşturduk.

    Oluşturduğumuz bu yeni siyasi iklim temelinde önümüzdeki kritik süreçlerde rehber olacak referans metinler ortaya koyduk. Uzun mesailer sonucunda üretilen Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni, Temel İlkeler ve Hedefler, Seçim Güvenliği, Kurumsal Reform veGüçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği Önerisimetinleri siyasi tarihimizde altı siyasi partinin ortak bir zemin inşası için ortaya koyduğu ve demokratik olgunluk seviyemizi gösteren birer başarı örneği olmuşlardır.

    Otoriter yolsuzluk düzenini sürdürmek isteyen iktidardemokratik özgürlüklerin kısıtlanması, kutuplaştırma, yargının siyasallaşması ve medya tekeli üzerinden siyasi mühendislik peşindeyken bizler uzlaşıya, ortak akla, siyasi nezakete ve kapsayıcı demokrasiye dayalı yeni bir siyaset mimarisi inşa etme çabası içine girdik ve bu alanda önemli bir mesafekatettik.

    30 Ocak’ta ortak tanıtım toplantısı olacak

    Değerli vatandaşlarımız,

    Bu çerçevede, bugün işbirliği sürecimizin somut adımlar bağlamında son derece önemli iki ortak metnini daha tamamlama aşamasına getirdik. Ayrıca bundan sonraki adımlarımızı ve çalışma takvimimizi de oluşturduk.

    Bugün tamamlama aşamasına getirdiğimiz Geçiş Süreci Yol Haritasını ve Ortak Politikalar Metnini 30 Ocak’ta yapacağımız ortak bir tanıtım toplantısı ile kamuoyunun bilgilerine sunacağız.

    Bu iki metin ile birlikte partilerimizin siyasi işbirliği mimarisi önemli ölçüde tamamlanmış olacaktır.

    – Temel İlkeler ve Hedefler metni ile işbirliğimizin dayandığı zemini,

    – Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni ile işbirliğimizin siyasi iskeletini,

    – Seçim Güvenliği metni ile siyasi sigortasını,

    – Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği Önerisi ile hukuki sütunlarını,

    – Kurumsal Reform metni ile kurumsal altyapısını,

    açıkladıktan sonra şimdi de Yol Haritamız ile süreç yönetim mekanizmalarını, Ortak Politikalar Metni ile her alandaki ortak somut adımlarımızı tanımlamış olacağız.

    “Ortak aday tespiti ile ilgili istişarelerin başlatılmasına karar verdik”

    Değerli vatandaşlarımız,

    Çetin siyasi şartlar altında bir yıllık yoğun bir çaba ile ortaya koyduğumuz bu vizyonun hayata geçirilmesinin iki gerekli şarta bağlı olduğunun da bilincindeyiz: Ortak Adayımızın Cumhurbaşkanı seçilmesi ve TBMM’de Anayasa reformu için gerekli çoğunluğun elde edilmesi.

    Bu temel şartların sağlanabilmesi için,

    – Seçim güvenliği için oluşturulan komisyonun aralıksız çalışarak sandıkların tamamındaki her oyun korunmasını temin edecek tedbirlere yoğunlaşmasına,

    – Ortak bir komisyon tarafından genel başkanların kararlarına baz teşkil etmek üzere TBMM’de anayasal çoğunluğu elde edebilmek için milletvekili seçimlerinde uygulanabilecek alternatiflerin çalışılmasına ve nihai kararı vermek üzere genel başkanlara sunulmasına,

    – Genel Başkanlar arasında ortak Cumhurbaşkanı adayının tespiti ile ilgili istişarelerin başlatılmasına, karar verdik.

    Cumhurbaşkanı adayı ve Milletvekili seçimleri konusunda tam bir uzlaşı kültürüyle hareket edecek ve seçimlerden sonra hem yürütmede hem yasamada yeni bir dönemi başlatacağız.

    Bu çalışmaların kısa sürede tamamlanabilmesi amacıyla liderler arası toplantıların daha sık aralıklarla yapılmasına karar verdik. Bu bağlamda, bir sonraki toplantımız İYİ Parti’nin ev sahipliğinde 26 Ocak tarihinde yapılacaktır.

    Bu vesile ile ayrıca vurgulamak isteriz ki son günlerde gündeme gelen erken seçim tartışmaları bağlamında da ortak tutumumuz açıktır: Geçen sene bir siyasi mühendislik çabası olarak devreye sokulan seçim sistemi ile yapılacak hiçbir erken seçime destek vermeyeceğiz. 2018 seçimlerinde geçerli olan sistemle gerçekleşecek -yani 6 Nisan’dan önce yapılacak- bir erken seçime ise destek vermeye hazırız.

    Değerli vatandaşlarımız,

    Toplantımızda ayrıca gündemdeki siyasi ve ekonomik konuları da ele aldık.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğluhakkında verilen ve siyaset yasağını da içeren ceza hükmü, yargının siyasallaşmasının son çarpıcı örneği olmuştur. Yargının siyasallaşması karşısındaki tutumumuzu Saraçhane’de sergilediğimiz dayanışmayla bir kez daha göstermiş olduk. Sayın Erdoğan’ın kendi yaşadığı mağduriyeti başkalarına da yaşatacak adımlar atması güç yozlaşmasının en hazin örneklerinden birini teşkil etmektedir. Seçim sürecini etkilemek üzere yargıya müdahale niteliği taşıyacak benzer siyaset mühendisliği çabalarına karşı da bu dayanışmayı kararlılıkla sürdüreceğiz.

    Son aylarda gündemde yer alan başörtüsü konusunu da son derece samimi bir istişare ortamı içinde ele aldık. 12 Eylül’ündarbeci ve 28 Şubat’ınvesayetçi zihniyetinin eseri olan ve milyonlarca kadının hayatını karartan bu çağdışı yasağın bir daha gündeme gelmesini engelleyecek hukuki bir teminatın sağlanması konusunda tam bir mutabakata sahibiz.

    Ancak, insan hakları ve inanç özgürlüğü ile ilgili bir konuyu ve başörtüsü gibi bir sembolü “gollük pas” olarak gören zihniyete de esastan karşıyız. Başörtüsü yasağı dolayısıyla ağır mağduriyetler yaşayan kadınlariçin hakaret niteliği taşıyan bu tanımlama Sayın Erdoğan’ın bu meseleyi bir seçim malzemesi olarak gördüğünü açık bir şekilde ortaya koymaktadır. İktidar samimi ise, bu düzenlemeler konusunda muhalefetten gelecek önerilere önyargısız şekilde yaklaşarak metinlerin uzlaşı ile çıkmasını desteklemelidir.

    Toplantımızda ekonomideki son gelişmeleri de ele aldık. Akıl, bilim ve rasyonalite ile tüm bağlarını koparan, Merkez Bankası bağımsızlığını yok sayaniktidar ülkemize dünyada 7. Avrupa’da 1. en yüksek enflasyona sahipolma utancını yaşatmıştır. TÜİK’in enflasyon hesaplamalarının gerçek hayat ve bağımsız hesaplamalarla hiçbir tutarlılığı kalmamıştır. Ücret ve maaş artışlarında TÜİK’in verilerinin esas alınması milletimize karşı ağır bir hak gaspıdır. İktidarın daha işçinin eline geçmeden bu ay sonunda açlık sınırının altında kalacak olan yeni asgari ücreti bir övünç kaynağı olarak görmesi en hafif tabiriyle hazindir.

    Seçimleri kaybedeceğini anlayan hükümet, panik içinde henüz mürekkebi dahi kurumamış olan 2023 bütçesinde yer vermediği ve 24 saat geçmeden değişen adımlar atarak devlet ve bütçe yönetimindeki ciddiyetsizliğini ve umursamazlığını ortaya koymaktadır.Öte yandan hükümet çalışanların zaten hakkı olan EYT düzenlemesini ve alım gücündeki erime karşısında hiçbir anlam ifade etmeyen maaş artışlarını bir müjde gibi sunmaktadır. Bu durum, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte ortaya çıkan keyfiliğin, kuralsızlığın ve kamu yönetimindeki çöküşün en somut örneğidir.

    Toplantımızda ayrıca, geçtiğimiz hafta içinde Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş’in Ankara’da güpegündüz sokak ortasında katledilmesi ile daha da aşikâr bir şekilde ortaya çıkan kamu düzenindeki bozulma konusunu da kapsamlı bir şekilde ele aldık. Her şeyden önce Sinan Ateş’in ailesine ve sevenlerine taziyelerimizi sunuyoruz. Bu vahşeti daha da vahim kılan husus ise, cinayet sonrasında başta Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı ve MHP Genel Başkanı olmak üzere ilgili yetkililerin derin bir sessizlik içine girmeleridir. Daha önce siyasilere, akademisyenlere ve gazetecilere yönelik saldırıların faillerinin hiçbir ceza almadan serbest kalmalarının da verdiği cüretle kendileri gibi düşünmeyen herkese saldıran çetelerin elini kolunu sallayarak gezdiği, mafyatikyapıların karşılıklı infazlar gerçekleştirdiği bir ülkede kamu düzeninden ve demokratik hukuk devletinden bahsetmek mümkün değildir.

    Bu cürümleri işleyenlerin ve onların arkasındaki güçlerin hak ettikleri cezaları almasının takipçisi olacağız. Kimse ülkemizi her kesimden gençlerin feda edildiği yetmişli yılların karanlıklarına da, seksenli yılların darbeci 12 Eylül şartlarına da, doksanlı yılların faili meçhullerine de geri götüremeyecektir.

    Bizi bir araya getiren en önemli saik olan özgürlükçü kamu düzeni ve hukuk devleti ilkeleri ülkemizde egemen oluncaya kadar ortak bir mücadele vermeye kararlıyız. Bu bağlamda, otoriter düzeni sürdürmek için seçimlere olağanüstü şartlarda gitme senaryolarına karşı adil ve objektif seçim şartlarının korunması yönündeki çabalarımızı da yoğunlaştıracağız.

    Bu gelişmeleri kaygı ile izleyen Aziz Milletimiz,

    Asla ümitsizliğe kapılmayınız.

    Siyaseti bir rant ve güç paylaşımı olarak değil, hak ve adalet temelli bir alan olarak gören bizler bu kara bulutları dağıtmaya kararlıyız.

    Kimsenin Cumhuriyetimizin 100. Yılını yolsuzluklarla, yasaklarla, baskılarla ve yoksullukla karartmasına izin vermeyeceğiz.

    Cumhuriyetimizin 100. Yılı toplumsal barışın, insan hak ve özgürlüklerinin, adaletin, demokratik hukuk devletinin, temiz siyasetin ve refah toplumunun gerçekleşmesi yönünde yeni bir başlangıcın yılı olacaktır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İBB soruşturmasında yeni gelişmeler: Soylu, müfettiş ordusu göndermiş

    İBB soruşturmasında yeni gelişmeler: Soylu, müfettiş ordusu göndermiş


    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik hükümet kanadından gelen baskılar devam ederken yeni bir gelişme daha ortaya çıktı. 

    İçişleri Bakanlığı’nın bir süredir İBB’de sürdürdüğü terör soruşturmasına ilişkin adeta bir “müfettiş ordusu” gönderdiği öğrenildi. Tamamı 160 Mülkiye Müfettişi kadrosu olan İçişleri Bakanlığı’nın 81 müfettişi İBB’de bu soruşturma kapsamında görevlendirdiği ortaya çıktı.

    Odatv’nin haberine göre, son dönemde artan “terör soruşturması” gerginliği İBB’ye kayyum atanacağı ve İmamoğlu’nun başkanlığının “devrileceği” yorumlarının ve tartışmalarının yapılmasına neden oluyordu.

    SÜREÇTE NELER YAŞANMIŞTI?

    İçişleri Bakanlığı’nın İBB soruşturması Aralık 2021’de başladı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, TBMM’deki bütçe görüşmeleri sırasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan personel alımları ile ilgili iddialarda bulunmuştu.

    Soylu, İmamoğlu’nun İBB Başkanı olmasının ardından belediyeye 33 bin kişi alındığını, bunun 12 bininin güvenlik kayıtlarına bakıldığını, 557 kişinin “terör örgütleriyle” bağlantılı olduğunu öne sürdü.

    Soylu, “İstanbul’a yaklaşık 33 bin kişi alındı ve bu 33 bin kişiden ancak 14 bin kişinin bilgisi bize intikal ettirildi ve 33 bin kişiden 12 bin kişiye ancak bakıldı, 455’inin PKK ve KCK kaydı var, 80’inin DHKP-C kaydı var, 20’sinin de MLKP kaydı var, 2’sini MKP kaydı var ve diğerlerinin de kayıtlarını her birinize gönderebilirim” diye konuşmuştu.

    RAPOR SAVCILIĞA TESLİM EDİLMİŞTİ

    Yaklaşık bir yıl sonra, 24 Aralık 2022’de açıklama yapan İçişleri Bakanlığı, soruşturmada görevlendirilen 8 kişilik teftiş heyetinin soruşturmayı tamamladığını ve raporun savcılığa teslim edildiğini duyurdu.

    Teftiş heyetinin mülkiye, ticaret ve maliye müfettişleri ile MASAK uzmanından oluşan 8 kişilik bir heyet olduğu belirtildi.

    Buna göre, İBB ve şirketlerinde terör örgütleriyle irtibatlı/iltisaklı 1.668 kişi çalıştığının tespit edildiği ve ön incelemeye tabi 505 kişiden 484’ünün güvenlik soruşturması yapılmadan işe alındığı kaydedildi.

    Bakan Soylu, bin 163 kişinin terörle irtibat ve iltisaklı olduğunu ama “işe girmeye engel olmadığı için” incelemeye alınmadığını, İmamoğlu döneminde alınan 505 kişinin ise tamamının terörle irtibat ve iltisaklı olduğu için kamu görevinin yapılmasına engel teşkil eden kişiler olduğunu söylemişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Nagehan Alçı: Kayyum senaryoları hız kazanırken CHP safları sıklaştırarak çok doğru yapıyor

    Nagehan Alçı: Kayyum senaryoları hız kazanırken CHP safları sıklaştırarak çok doğru yapıyor


    İktidara yakınlığıyla bilinen Habertürk gazetesi yazarı Nagehan Alçı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun basın toplantısını yorumladı.

    İmamoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘nun ‘terörle iltisaklı’ olduklarını ileri sürdüğü kişilerin adli sicil kayıtlarının temiz çıktığını açıklamış; bürokrata sert sözlerle yüklenmişti: “Sayın Bakan, ‘terörist sayısı’ verdi ancak sekiz ay boyunca bu kişileri, yetkisi olmasına rağmen işten çıkarmadı. Bakan Soylu, bu kişileri işten çıkarmayarak net bir şekilde görev suçu işlemiştir.”

    İBB’ye yönelik kayyum senaryoları hız kazanırken CHP safları sıklaştırarak çok doğru yapıyor” diyen Alçı, şöyle devam etti:

    “Geçen haftaya kıyasla gördüğüm başka bir fark da CHP Gençlik Kolları’nın dışarıdaki kapının önüne önceki gün kurduğu Haysiyet Duvarı. ‘Millet İradesine Sahip Çıkıyor’ yazılı duvar ile İmamoğlu yönetimi sanki şimdiden olası bir kayyum hamlesine karşı vatandaşları birlik olmaya çağırıyor. Bu duvar bende dejavu hissi yarattı, çok derin bir hüzün verdi. Bu ülkede filmi sarıp sarıp yeniden izliyoruz sanki. Sadece isimler yer değiştiriyor, bir zamanlar aynı slogan ve afişlerle yürüyenler şimdi o afişlerin yeniden yazılmasına sebep oluyor… Hadi artık bizi geçtim, yazık değil mi çocuklarımıza?

    İZMİR’DEKİ 15 KİŞİ

    Gelelim toplantıya… Ekrem İmamoğlu bence sert ve etkili bir sunum yaptı. Toplantıda yeni olanlardan biri İzmir boyutuydu.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun belediyenin iştirak şirketlerinde çalışanlarla ilgili işten çıkarma yetkisinin olmadığını söylemesine karşı İmamoğlu İzmir Belediyesi iştirak şirketlerinden İz Enerji ve İzelman’da çalışan 15 işçinin arşiv taramasından çıkan sonuçlara göre Bakan’ın onayıyla işten çıkarıldığını öne sürdü.

    Mevlüt Uysal dönemi, tartışılan itfaiye çalışanı gibi bir çok konuyu dile getirdi ama bence bu ayrıntılardan çok kullandığı kelimeler ve üslubu akılda kalıcı oluyor. Kendisine yöneltilen suçlamalara cevap vermesini anlıyorum fakat bence detaylar artıp, iş dallandıkça ilgi azalıyor, ne neydi, birbirine karışıyor.

    BU TABİR POPÜLERLEŞİR

    Ben daha çok ‘Ben ılık su demokratı değilim’ çıkışını ve ‘Kavgayı büyütüyorum’ cümlesini önemsedim. Ilık su demokratı Tayyip Erdoğan’ın ‘tatlı su demokratı’ atfına cevap. ‘Kavgayı büyütüyorum’ ile ise ‘hodri meydan’ diyor İmamoğlu.

    Ekrem Bey son derece mücadeleci bir karakter. Meydan okumalar karşısında asla geri adım atmıyor, aksine bence seviyor meydan okunmayı. Şayet kayyum gibi bir senaryo hayata geçerse sokak sokak, il il gezip hak mücadelesi vereceğini söylerken bunu çok iyi yapacağından emin ve o hissi karşı tarafa geçiriyor.

    Ben böyle bir çılgınlık yapılacağına ihtimal vermek istemiyorum ama şayet görevden alınırsa bu, Türkiye’de telafisi zor bir toplumsal yarılmaya sebep olur. (…)”

    Yazının tamamı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Son Dakika: CHP heyeti, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ı ziyaret edecek

    Son Dakika: CHP heyeti, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ı ziyaret edecek


    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında yaptığı konuşmanın ardından, CHP heyetinin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’la görüşeceği açıklandı. 

    CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Genel Başkan Yardımcıları Bülent Tezcan, Muharrem Erkek ve Seyit Torun Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanı sıfatıyla Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ı ziyaret edecek.

    Görüşmenin detayıyla ilgili saat 15:00’te açıklama yapılması bekleniyor.

    Kılıçdaroğlu, grup toplantısında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verilen hapis cezası ve siyasi yasak kararına değindi. İmamoğlu davasına bakan hakimin ceza vermeye yanaşmaması üzerine sürüldüğünü ve konuyla ilgili haberleri hatırlatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

    “Eğer soruşturma açılmazsa o hakimle ilgili, Adalet Bakanı da bu kumpasın içindedir. Gerçekleri bilmeye 85 milyonun hakkı var. Hakim hangi gerekçeyi gösteriyor ve hakime kim söyledi ‘biz istinafı da ayarladık’ diye. 

    Sarayın sofrasına oturan hakimin kararına itibar edilmez. Saraydan talimat alan hakimin kararına itibar edilmez. Karar hakimin değil, sarayın kararıdır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***