Etiket: Ekrem İmamoğlu

  • İmamoğlu: ‘Yaptığımız her işi kötülemeye çalışanlar var, ama biz işimize bakacağız’

    İmamoğlu: ‘Yaptığımız her işi kötülemeye çalışanlar var, ama biz işimize bakacağız’


    Haber: OKTAY YILDIRIM Kamera: ADEM KARABAYIR

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Kartal Yakacık’taki toprak sahayı 7 ayda yenileyerek, 20 amatör spor kulübünün ve 2 bin sporcunun faydalanabileceği hale getirdi. FİFA standartlarına uygun imal edilen Yakacık Stadı’nın açılış töreninde konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Yaptığımız her işi takip eden, bir şekilde yermeye, kötülemeye çalışanlar var. Ama biz, işimize bakacağız. İddiayla söylüyorum; İstanbul’un icraatçı belediyeciliğinde tarihe geçen bir aşamaya geldik. ‘300 Günde 300 Proje’ sürecini bitirdik. Artık kronometreyi bundan sonra durdurmuyoruz. Ucu nereye gider, onu da bilmiyorum” dedi.

    Spor yapan çocukların ve gençlerin iyi eğitim almalarının çok önemli olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, şunları söyledi:

    “EĞİTİMLE SPORUN AYNI ANDA YÜRÜTÜLMESİ MESELİSİ ÜLKEMİZDE İHMAL EDİLMİŞTİR”

    Eğitimle sporun aynı anda yürütülmesi meselesi, ülkemizde ihmal edilmiştir. Ben bunu hem geçmişte sporcu olan biri olarak söylüyorum hem yönetici olarak hem de bir Belediye Başkanı olarak söylüyorum. Aslında sporla eğitimi birbirini destekler hale getirmenin dünyada çok iyi örnekleri var. Ama itiraf edelim ki ülkemizde bu, çok başarılı sürdürülemiyor. Hele hele futbol branşı, bunlardan bir tanesi. Bunun mutlaka düzeltilmesi lazım. Burada sac ayağı var; özellikle sporcular, aileleri, spor kulüpleri. Tabii ki Milli Eğitim, yani okullarımız; ilkokul, ortaokul, lise, hatta üniversite ve tabii ki tabii ki yerel yönetimler. Bu üçlünün iyi bir iş birliği, Türk sporunu hak ettiği yere getirir.

    “TÜRKİYE, SPORDA HAK ETTİĞİ YERDE DEĞİL”

    Türkiye 90 milyona yaklaşan nüfusuyla sporda hak ettiği yerde değil. Dünya sporundaki yeri ama futbolda ama diğer branşlarda, birkaç branşı kenarda tutarsak, hak ettiği yerde değil. Bunun mutlaka önemli bir vizyona sahip hale getirilmesi şart. Burayı Kartal Belediyesi’nin ısrarlı takibi ile geçen yılın yatırım programını almıştık. 7 ayda bu stadı bitirdik. Ekim ayında başladık. Bugün hizmetinize açıyorum. Ben, emeği geçen bütün çalışma arkadaşlarımıza, Kartal Belediyesi çalışma arkadaşlarımıza, Belediye Başkanımıza ve yüklenicimize yürekten teşekkür ediyorum. Tesisimiz hayırlı uğurlu olsun.

    “BURASI, ÇOCUKLARIN VE GENÇLERİN YERİ”

    Burası, çocukların ve gençlerin yeri. Tabii bizim yaptığımız işlerle çok ilgilenen birtakım mecralar var. Detaylarına girmeyeceğim. Ama yaptığımız her işi takip eden, bir şekilde yermeye, kötülemeye çalışanlar var. Ama biz, işimize bakacağız. İddiayla söylüyorum; İstanbul’un icraatçı belediyeciliğinde tarihe geçen bir aşamaya geldik. ‘300 Günde 300 Proje’ sürecini bitirdik. Artık kronometreyi bundan sonra durdurmuyoruz. Ucu nereye gider, onu da bilmiyorum. Ama inşallah, görev süremizin sonuna kadar göreceksiniz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, tarihinin en çalışkan yönetim dönemini bizzat yerine getireceğiz. Cumhuriyet’in yüzüncü yılına yakışan bir süreci, İstanbul’da sizlerle var edeceğiz. İşte FIFA onaylı zemininde sporcularımızın keyifle kullanacağı Kartal Yakacık Stadı da bunlardan bir tanesi. Kartal olsun, İstanbul’un 39 ilçesi olsun, her ilçede kapalı spor salonlarından futbol sahalarına, yüzme havuzlarından atletizm pistlerine, jimnastikten güreşe, birçok branşa hizmet eden spor sahalarımızı tek tek yapıyoruz. Yeni temellerimizi de bu yıl içinde atacağız.

    “İBB SPOR MÜDÜRLÜĞÜ VE SPOR İSTANBUL BAŞARILI İŞLER YAPIYOR”

    İBB Spor Müdürlüğü ve Spor İstanbul iştirakinin bu anlamda çok başarılı işlere imza atıyor. Yüzbinlerce insanımıza yüksek sayıda spor eğitimi veren kuruluşlarız. Burada özellikle çocuklarımızın gelişimine ve onların yeteneklerine göre sporcu olmalarına dönük yolculuklarına ciddi katkı sunan programlarımız da var. Spor önemli. Atatürk’ün güzel sözü gibi, gerçekten iyi sporcu; zeki, çevik ve aynı zamanda akıllı olmalıdır. Bütün çocuklarımızın, bütün gençlerimizin, yetenekleriyle beraber güzel ahlaklarıyla, centilmenlikleriyle ve eğitimdeki başarılarıyla yolları açık olsun. Hepsini kucaklıyorum. Yanaklarından öpüyorum. Hocalarımıza ve yöneticilerimize de başarılar diliyorum. Stadımız hayırlı uğurlu olsun.”

    YÜKSEL: BU TESİSLERİMİZİN SAYISI ARTACAK

    Stadın yapımında emeği geçen herkese ve İmamoğlu’na teşekkür eden Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel de konuşmasında, “Bu tesislerimizin sayısı artacak. Biz istiyoruz ki ilçelerde, yerelde, amatör spor kulüplerinin antrenman yaptığı, maç yaptığı sahalar, alternatif yerler artsın. Bu tesislerin sayısı artacak diyorum. Buradaki çocukları, gençleri, çalışma arkadaşlarımı ve tüm komşularımı gördüğüm için de mutlu olduğumu ifade ediyorum. Hizmet etmeye devam edeceğiz. Üretmeye devam edeceğiz. Çalışmaya devam edeceğiz. Umudu büyütmeye devam edeceğiz” dedi.

    Konuşmaların ardından İmamoğlu, Yüksel ve İstanbul Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Genel Başkanı Ali Düşmez ile açılışa katılan sporcu çocuklar tarafından kesilen kurdele ile Yakacık Stadı, resmen Kartallıların hizmetine girmiş oldu. Statta düzenlenen ilk gösteri maçının başlama vuruşunu da İmamoğlu yaptı.

    STATTA, 2. VE 3. LİG MAÇLARI OYNANABİLECEK

    Mülkiyeti İBB’de olan ve 2015 yılında Yakacık Spor Kulübü’nün kullanımına verilen alanı yenileme çalışması haziran 2022’de başladı. Yapımına başlanmadan önce toprak saha olan alan, çalışmaların ardından, ‘FİFA onaylı sentetik çim’ olarak değiştirildi. Böylelikle alan, antrenman sahası olmaktan çıkarak profesyonel 3. lig ve 2. lig maçı oynanabilir hale getirildi. Tesiste, 20 amatör futbol takımı antrenman ve lig maçlarını yapabilecek. Kartal ilçesinde yer alan kulüplere ait, yaklaşık 2000 sporcu tesisten faydalanacak. Çocuk oyun alanı, 40 araçlık otopark ve 1150 metrekarelik yeşil alanın yer aldığı tesiste; futbol sahası, mini futbol sahası, basketbol sahası ve 778 kişilik tribün bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’de nefesler tutuldu… MYK toplantısı başladı: Yeni lider kadrosu Pazar günü netleşecek

    CHP’de nefesler tutuldu… MYK toplantısı başladı: Yeni lider kadrosu Pazar günü netleşecek


    GERÇEK GÜNDEM – 14 ve 28 Mayıs Seçimleri’nde istediği başarıyı elde edemeyen Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yeni dönemi belirlemek için 1 haftalık maraton başladı. Bu sürecin ilk durağı bugünkü Merkez Yönetim Kurulu toplantısı.

    Toplantı öncesi CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu bugün parti merkezine gelerek Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile bir görüşme gerçekleştirdi. Kaftancıoğlu ve Kılıçdaroğlu’nun görüşmesinin ardından CHP’yi geleceğe taşıyacak MYK toplantısı başladı. MYK toplantısında bazı üyelerin de istifa etmesine kesin gözüyle bakılıyor. İstifa eden MYK üyelerinin yerine Parti Meclisi’nden (PM) hangi isimlerin atanacağı yapılacak istişareler sonrasında netleşecek.

    Kılıçdaroğlu, bu istişarelerin hiç kuşkusuz en önemlisi Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı Yardımcıları arasında olan yer alan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile yapacak. Seçimden hemen sonra “değişim” çağrısı yapan İmamoğlu’nun kafasındaki “gelecek tahayyülü”nü CHP lideri ile paylaşması, parti yönetimi ile ilgili görüşlerini iletmesi bekleniyor. 

    YENİ YÖNETİM CUMARTESİ BELİRLENECEK

    CHP Meclis Grubu’nda ciddi bir yenilik kapıda. Yarın milletvekili yeminlerini edecek CHP’li vekiller, 3 Haziran Cumartesi günü TBMM Grup Yönetimi ile TBMM Başkanlık Divanı CHP üyelerini belirlemek için seçim yapacak. Cumartesi günü yapılacak olan oylamalarda bir Meclis Başkanvekili, bir İdare Amiri ve üç de Divan Katipliği için oylama yapılacak. Ayrıca TBMM Grup Başkanı ile üç Grup Başkan Vekili bu oylamalarda belirlenecek.

    TBMM Başkan Vekili Haydar Akar ile TBMM Grup Başkan Vekili Engin Özkoç bu dönem milletvekilliğine aday olmadı. Seçimlerin kazanılması halinde TBMM Başkanlığı’na aday olmayı planlayan Grup Başkan Vekili Engin Altay ise bu kez yönetimde yer almayacak. Özgür Özel’in TBMM CHP Grup Başkanı olmasına kesin gözüyle bakılırken diğer görevler için yeni isimler gündeme gelecek.  

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mustafa Sarıgül anlattı: Kılıçdaroğlu ile ne konuştular?

    Mustafa Sarıgül anlattı: Kılıçdaroğlu ile ne konuştular?


    CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın ikinci turda yüzde 47.82 oranında oy alan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu karşısında yüzde 52.18’le kazandığı cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından süreçle ilgili olarak Halk TV‘de değerlendirmelerde bulundu.

    36 yıl sonra Meclis’e ana muhalefet partisi listesinden giren Sarıgül, “Erzincan bana da sürpriz oldu. Böyle bir talebim yoktu” dedi; Kılıçdaroğlu ile gerçekleştirdiği görüşmeye dair şu bilgileri verdi:

    “Keyifli bir görüşme yaptık. Erzincan’ı nasıl kazandığımızı anlattım. Morali iyiydi, Eksiklerin, hataların nerede olduğunu gördü. 8 ay sonraki seçimlerde ciddi bir çalışma yapacağı intibası bende oldu. Ben dün sayın Genel Başkanı bir lider olarak gördüm. Revizyon yapacak, kadrolarını planlayacak. Ona göre çalışma yapacak. Benimle yerel yönetimlerde neler yapılması gerektiği konusunda konuştu. Özellikle seçimlerdeki raporumu istedi. Birebir görüştük.

    Genel merkezler 190 bin 800 sandığın başına adamlarını koymalı ve ıslak imzalar alınmalı. Islak imzalar alınmadığı sürece hiçbir itiraz yapma hakkınız yok. Biz Erzincan’da bu kadar çaba göstermemize rağmen ıslak imzalı tutanakların yüzde 85’ini aldık, yüzde 15’ini alamadık. Bizim orada 3800 oyumuz gitti, koruyamadık.

    KILIÇDAROĞLU OY KAYBETMEDİ, BİZ KAZANDIRAMADIK

    Kılıçdaroğlu oy kaybetmedi, biz kazandıramadık. Yazıklar olsun bize. Ben ayrıntı anlatmak istemiyorum. Altılı masadaki liderler tek tek çıkıp neden gidip miting yapmadılar. Meral Hanım bir tek dolaştı. Sayın Genel Başkan Kılıçdaroğlu biraz yalnız bırakıldı.

    14 Mayıs’tan sonra psikolojik üstünlüğü iktidara kaptırdık. Birinci turda kaybeden iktidardı, biz alana çıkamadık.”

    İMAMOĞLU BENİM YAPTIĞIM HATAYI YAPMAMALI

    Sarıgül, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na da parti içi dinamiklerle ilgili olarak tavsiyelerde bulundu. 2005’te eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a karşı yarıştığı kurultayı örnek gösteren siyasetçi, şunları söyledi:

    Sarıgül’ün yaptığı hatayı yapmaması lazım. Sarıgül acele davrandı. O gün mesela Baykal’ın karşısına çıkmasaydım bir kurultay sonra çıksaydım… Ben 40 oyla kaybettim. Tecrübesizlikle kaybettik.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Selvi, “İmamoğlu’nun cezası istinafta onandı” demişti; Avukatı, son durumu Gerçek Gündem’e açıkladı

    Selvi, “İmamoğlu’nun cezası istinafta onandı” demişti; Avukatı, son durumu Gerçek Gündem’e açıkladı


    GERÇEK GÜNDEM- Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, bugünkü köşesinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle verilen 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasının, İstinaf Mahkemesi tarafından onandığını yazdı. 

    Selvi, İmamoğlu’nun İstinaf’ın cezayı onadığını öğrendiğini, bu sebeple seçimin ertesi günü, “Değişmeyen tek şey değişimdir” mesajı verdiğini savunarak İmamoğlu’nun CHP Genel Başkanı olmak için aday olacağını da yazdı. 

    Selvi, yazısının ilgili bölümü şöyle:

    “Ekrem İmamoğlu hakkında YSK üyelerine hakaretten 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası verilmişti. İmamoğlu bu kararı İstinaf Mahkemesi’ne götürdü. Kılıçdaroğlu’nun kaybettiği seçim sabahı hemen CHP genel başkan adaylığı veren mesajı atmasının altında İstinaf Mahkemesi’nden aldığı bir haberin etkisi olduğu söyleniyor. İmamoğlu, İstinaf’ın cezasını onadığını öğrenmiş.

    Ne kadar doğru bilmem. Bunun üzerine ‘Siyasi yasak kapsamına girersem tekrar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olamam. Karar kesinleşmeden önce CHP Genel Başkanı olursam, ana muhalefet partisinin liderini yasaklayamazlar’ diye düşünüyormuş. Bundan dolayı acele ettiğini söylüyorlar.

    İstinaf Mahkemesi’nden onama çıksa dahi bunun bir de Yargıtay yolu var. İmamoğlu, ‘Yargıtay’dan da 6-7 ay içinde onama çıkarsa aday olamam’ diye düşünmüş olabilir.”

    AVUKAT POLAT GERÇEK GÜNDEM’E KONUŞTU

    Gerçek Gündem, söz konusu iddiaya ilişkin olarak İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat’ı aradı. Polat yaptığı açıklamada “Konu bizim bilgimiz dahilinde. Dosya işlem sırasında. UYAP’ta da herhangi bir şey yok. Yaptığımız görüşmede de bir gelişme olmadığı söylendi” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    İmamoğlu, 30 Ekim 2019’da Fransa’nın Strasburg kentinde düzenlenen Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak katılmıştı.

    İmamoğlu, bu kongrede yapmış olduğu konuşmada; seçim sürecinde kamu kaynaklarının iktidar lehine sınırsız bir şekilde kullanıldığını, seçim süresince toplumu bölen ve kutuplaştıran dil kullanıldığını, Cumhurbaşkanı ve kabine üyelerinin seçim yasaklarını dikkate almayan eylem ve uygulamalarını, devletin haber ajansı olan Anadolu Ajansı’nın seçim sonuçlarını manipüle etmek istediğini söylemişti.

    İmamoğlu, iktidarın 31 Mart seçimini yönetmekle yetkili olan YSK kararı ile iptal ettirerek kazanmak istediğini savunmuştu.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 4 Kasım 2019’da bir açıklama yaparak kongredeki konuşmasından dolayı İmamoğlu için, “Avrupa Parlamentosu’na gidip, Türkiye’yi şikayet eden ahmağa söylüyorum; bunun bedelini bu millet sana ödetecek. Bu iş bu kadar bedava değil” demişti.

    İmamoğlu, aynı gün (4 Kasım 2019) Soylu’nun bu sözlerinin hatırlatılması üzerine basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “31 Mart’ta seçimi iptal edenler ve dünyada, Avrupa’ da onların gözünde nereye düştüğümüz noktasında, o olan biten şeylere baktığımızda, tam da 31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır, önce oraya bir odaklansın” ifadelerini kullanmıştı.

    Bunun üzerine YSK Başkanlığı tarafından 15/11/2019 tarihli ihbar üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmış, ardından dava açılmıştı.

    İddianamede, İmamoğlu’nun o dönem YSK Başkanı olan Sadi Güven ile 10 YSK üyesine yönelik zincirleme şekilde, “kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen hakaret” suçunu işlediği belirtilerek, 1 yıl 3 ay 15 günden 4 yıl 1 aya kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.

    Hakaret suçunu işlediği yönünde karar çıkması ve hapis cezası verilmesi durumunda İmamoğlu’nun siyasi yasaklı hale gelmesi söz konusu olacak. 

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Benim milliyetçim, senin milliyetçin…

    Benim milliyetçim, senin milliyetçin…

    Ne deniyor? 14 Mayıs seçimlerinin asıl galibi milliyetçiler!

    Üstelik bunu BBC, DW gibi saygın kuruluşlar da yüksek sesle dile getiriyor.

    Amerika’yı yeniden keşfediyoruz böylelikle.

    Oysa çok uzağa değil, 2014 yerel seçimlerinde Ankara’ya bakalım:

    AK Parti’nin adayı İ. Melih Gökçek.

    CHP’nin adayı Mansur Yavaş.

    MHP’nin adayı Mevlüt Karakaya.

    BBP’nin adayı Remzi Çayır.

    Bunlar 30 Mart gecesi ipi göğüsleyen ilk 4 parti ve 4 aday.

    AK Parti %44,82 oy alıyor. CHP  %43,82… MHP %7,77… Ve BBP %1,32…

    Manzara şu: Partilerin temsil ettikleri fikir demeyelim de siyasi iklimi, flamaları başka olsa da, adayların dördü de ‘milliyetçi’ paydasında.

    Hepsinin toplam yüzdesi 97,73.

    Bu mudur durum?

    Galiba, budur!

    Türkiye’nin başkentinde her yüz kişiden sadece biri kendini milliyetçi saymıyor.

    Peki, nerede ‘diğerleri’?

    Hani çok sesli, çok renkli, çok kültürlü bir toplumduk biz?

    Attığımız oy mu birleştiriyor, aynılaştırıyor bizi?

    ***

    Peki, kendini milliyetçi sayan seçmen her daim bu kadar fazla mıydı?

    Alparslan Türkeş liderliğinde kurulan Milliyetçi Hareket Partisi’nden Milliyetçi Cephe’ye, Milliyetçi Çalışma Partisi’ne kadar uzanalım; aldıkları oy oranı yüzde 4 ila yüzde 7 aralığında olmuş hep.

    İstisna: 1990’lı yıllar.

    MHP 1995 seçimlerinde yüzde 8,18 alıyor; 1999’da yüzde 17,98 ile 57’inci hükümette kendine yer buluyor.

    Ne oluyor da, böyle oluyor?

    Aklıma bir çırpıda gelenleri sıralayayım:

    Mardin Nusaybin’de çıkan çatışmada öldürülen PKK’lıların cenaze töreninde 1 kişi ölüyor, 500 kişi gözaltına alınıyor, ilçede sokağa çıkma yasağı uygulanıyor.

    1 Mayıs olayları nedeniyle 1.100 kişi tutuklanıyor.

    Çevrimli katliamı… Turan Dursun, Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Eşref Bitlis, Ahmet Taner Kışlalı suikastları… Körfez Savaşı… Erzincan depremi…  1992 Cizre Nevruz’u… Madımak ve Başbağlar katliamı… İSKİ ve Civangate skandalı… Maden faciaları… Yemin krizi… Vs. vs.

    Toplum korku iklimine girince (belki de bu çukura itilince demeliyim), saflar sıklaşıyor, milli hassasiyetler artıyor ve çare güçlüde, çoklukta bulunuyor.

    Aradan 30 yıl geçmiş. Lakin manzara neredeyse aynı.

    Maden faciaları yaşandı peş peşe… Hüda Par yemin krizi eşikte. Kahramanmaraş ve Hatay depremlerinde on binlerce can kaybettik. Ekonomik ve sosyal sonuçları olan pandemi yaşandı. İdbib’te 45 asker öldü.

    Felaketlerin üst üste yaşandığı 2020’li yıllar.

    Ülkenin bekası… Dış güçler…

    Bir de bunlara beti benzeri görülmemiş bir ekonomik çöküş eklendi.

    Dolayısıyla saflar sıklaştı, çare güçlüde ve çoklukta bulundu.

    ***

    2019 İstanbul Ara Yerel Seçimi’nde, tantanalı ve hayli karanlık oyunlardan sonra ipi Ekrem İmamoğlu göğüslüyor.

    İmamoğlu, CHP’nin adayı.

    Arkasında Canan Kaftancıoğlu var. Kendisini seven gençlerin sosyal medyada verdiği isimle “Trinity Canan” var yani.

    Kaftancıoğlu, belki de partide sola en yakın kişi. Ama İmamoğlu öyle mi?

    Unutulmuştur diye hatırlatmak isterim; İmamoğlu, “Beylikdüzü’nde 9 sosyal tesis açtım, bir tanesinde alkol var mı?” diyor 2019’da, seçilmeden önce.

    Sonra bu vecizeyi, seçime bir hafta kala, İsmail Küçükkaya’nın moderatörlüğünü yaptığı İmamoğlu-Yıldırım canlı yayın buluşmasında tekrarlıyor.

    Yani dili sürçmemiş; bilinçle ve ısrarla söylüyor.

    Şimdi soruyorum: Kendini solda, Atatürkçü olarak tanımlayan bir partinin adayı nasıl olur da, “belediyenin hiçbir sosyal tesisinde alkol içilmiyor” diyebilir?

    Nasıl olur da “kadın ile erkek ayrı günlerde havuza giriyor” diyebilir?

    Laiklik bu mudur? Çağdaşlık bu mudur? Özgürlük bu mudur?

    Bir reklam vardı, hatırlar mısınız?

    “Yok aslında birbirimizden farkımız, ama biz Osmanlı Bankası’yız!” derdi.

    Galiba durum bundan ibaret.

    Yok aslında birbirlerinden farkı. Sadece üstlerindeki çatı farklı.

    ***

    Hal böyleyken, 14 Mayıs seçimleri arifesinde Muharrem İnce cumhurbaşkanı adaylığından çekildi. Hem de kimseyi işaret etmeden… Ve yüzer gezer denilen oyların önemli bir kısmını Sinan Oğan kaptı.

    Kendi dahil, tüm Türkiye buna şaştı kaldı.

    Sinan Oğan’a atılan oyların tamamı sahiden ‘milliyetçi’ oylar mı?

    Milliyetçiliğin tarifi öyle keyfe keder bir hale geldi ki… Bugün, emin olun ki, Türkeş’i bile yeterince milliyetçi bulmayan milliyetçiler çıkacaktır.

    Kemik, blok olduğu ve rahatlıkla güdülebileceği sanılan oylar üzerinden pazarlıklar başladı tuhaf bir biçimde.

    Sinan Oğan, o vakte kadar savunduğu pek çok değeri yere serip ayaklarını sildikten sonra Cumhur İttifakı’nın güvenli ve ılıman kucağında derin bir nefes aldı.

    Peşi sıra da dedikodu kazanı kaynadı: Neymiş efendim, Sinan Oğan MHP milletvekili iken Azeri petrollerinin Türkiye’ye taşınması sırasında komisyon, yani rüşvet almış. Bu olay Azerbaycan mahkemelerinde dava konusu olmuş. Hatta Sinan Oğan suçlu bulunmuş. Devlet Bahçeli de bunu duyar duymaz onu ihraç etmiş. Şimdi ise İlham Aliyev Sinan Oğan’a telefon edip ‘ya Erdoğan’ı desteklersin ya da dosyanı yeniden açar, ortalığa saçarım’ diye tehdit etmiş.

    Bir gün Nagehan Alçı gibi düşüneceğim hiç aklıma gelmezdi. Bir milyon görüşü olsa, birine bile yakınlık duymayacak kadar uzağım ona aslında. Ama 24 Mayıs’ta öyle bir şey söyledi ki Nagehan Alçı: Ümit Özdağ ile Sinan Oğan ‘bilinçli rol paylaşımı’nda bulunuyorlar.

    İlginç bir sözcük öbeği: Bilinçli rol paylaşımı.

    Yani Devlet Bahçeli’nin temsil ettiği milliyetçi görüşe alternatif olarak görülen Sinan Oğan Cumhur İttifakı’na katılıyor, Meral Akşener’in temsil ettiği milliyetçi görüşe alternatif olarak görülen Ümit Özdağ da Millet İttifakı’na…

    Dahası: Ne Ümit Özdağ, Sinan Oğan’ı yerle yeksan eyliyor ne de Sinan Oğan Ümit Özdağ’ı bir kaşık suda boğuyor. Seçim evliliğini bozup medeni şekilde ayrılıyorlar. Belki biraz küslük, çok az kıskançlık var, ama o kadarı da olur, değil mi?

    Sonuçta 2 milyon 800 bine yakın seçmenin oyu söz konusu.

    Oysa yazdım; YSK 5 Nisan’da 7 milyon yeni seçmenin sandığa gideceğini açıklıyor. Hemen akabinde, 25 Nisan’da yani, 5 milyon yeni seçmenin sandığa gideceğini duyuruyor.

    Söyler misiniz: O kimsenin sormadığı 2 milyon seçmen nerede?

    Tam da bu esnada Murat Ağırel, vahim bir iddiayla çıkageliyor. O da 2 milyon belirsiz seçmeni soruyor. Onun iddiası biraz farklı. Diyor ki 2 milyonun üzerinde fazla seçmen var.

    Ve bu ahval içinde 28 Mayıs’a gidiyoruz.

    ***

    Milliyetçilerin oylarını Cumhur’da toplayabileceğine inanan Sinan Oğan, biraz mübalağa ederek söylüyorum, ‘siyasal bir fetiş’ gibi davranıyor. Sözlük karşılığıyla söyleyeyim: Taparcasına bağlanılan ve sevilen kimse olarak görüyor kendini.

    Ümit Özdağ ise o fetişizmden taşan yahut kaçan oyları, yine mübalağa ederek söylüyorum, zimmetine geçirme derdinde.

    İkisinin de bahşettikleri bir şey yok.

    Umarım ikisi de yokluklarının Türkiye siyasetinde bir boşluk yaratacağını düşünmüyordur.

    Bütün bu tantana, benim bir anda, 20 günlük bir sürede buharlaştığını iddia ettiğim, Murat Ağırel’in de fazlalığından söz ettiği 2 milyon seçmen çevresinde dönüyor.

    İyi de; HDP’ye oy vermiş ‘milliyetçi’ seçmenin çaresizliğini düşünebiliyor musunuz?

    Buna artık kâbus demek mümkün değil. Kavram sepetine yeni bir terim eklemek gerek. Ama ne? Bilen beri gelsin lütfen…

    Daha Fazla Göster:
    Alparslan TürkeşEkrem İmamoğluHDPmilliyetçilikMuharrem İnceNagehan Alçısinan oganÜmit Özdağ

    BERKE KAYA
    26 Mayıs 2023 GÖRÜŞ

    Kaynak: Kronos
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Seçim bitti, AA Müdürü, İmamoğlu’nu hedef aldı: Dava açacağız

    Seçim bitti, AA Müdürü, İmamoğlu’nu hedef aldı: Dava açacağız


    Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, “Anadolu Ajansı, 15 Mayıs’ta da 29 Mayıs’ta da alnı ak, başı dik, işini dosdoğru yapmış olmanın özgüveniyle burada.” değerlendirmesinde bulundu.

    Karagöz, Habertürk canlı yayınında AA’nın Cumhurbaşkanı Seçimi sonuçlarını yayımlama sürecine ilişkin açıklamalar yaptı.

    AA’nın seçimi aboneleri için takip ettiğini ve sahadaki çalışanlarından ulaşan verileri geliş sırasına göre abonelerine sunduğunu belirten Karagöz, “bazı kanallarda bazı yorumcuların ilk gelen verileri beğenmedikleri, ilk gelen verilerden rahatsız oldukları için AA’yı tartışma gereği duyduklarını” ifade etti.

    Karagöz, şöyle konuştu:

    “Bunu bir hakikatin parçası olarak görmediler. Bunu bir manipülasyon olarak gördüler. Dolayısıyla AA’yı gündem yaptılar. Peki hakikat nedir? AA’nın abonelerine servis ettiği ilk veriler gerçekten de ilk veriler mi? AA burada bazı verileri geç, bazı verileri erken mi veriyor? İşin aslı şu, bize gelen veriler, esasında siyasetle ilgilenen herkes bunu çok iyi biliyor, sandıkta işi hızlı bitiren sandık ekiplerinin tutanaklarından geliyor. Bir ilçede 60 seçmen varsa o ilçe işini hızlıca bitiriyor, imza altına alınıyor ve tutanaklar bize geliyor. Bu seçimde bize ilk Elazığ’dan veri gelmiş. 59 seçmen var o sandıkta. Hemen saymışlar, imza altına almışlar. Burada Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a 47 oy var. Sayın Kılıçdaroğlu’na 12 oy var. Bu veri bize saat 17.03’te gelmiş. Yani 59 oyu 3 dakika içinde saymışlar, imza altına almışlar ve bunun görseli oluşmuş. 17.13’te Erzurum’dan gelen bir sandıkta 35 oy var. Çok hızlı bir şekilde saymışlar. 30 oy Recep Tayyip Erdoğan’a, 5 oy Kemal Kılıçdaroğlu’na.”

    “AA, 103 YILDIR SADECE HAKİKATİ VERDİ”

    Ajansa ulaşan ilk verileri istatistiksel açıdan anlamlı bir bütün oluşturmasının ardından abonelere ulaştırdıklarını anlatan Karagöz, “Biz abonelerimize verilerimizi yaklaşık yüzde 10 gibi anlamlı bir veri seti oluştuğunda verdik. Yüzde bir, iki, üçlerde vermedik. Eğer verseydik tartışma daha da büyük olacaktı. Çünkü o bölgede oylarda daha da büyük fark vardı.” dedi.

    Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) yayın yasağını kaldırmadan abonelerin ajanstan veri talebinde bulunduğunu aktaran Karagöz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’de hemen hemen tüm kanallar, muhalefet tarafını destekleyen kanallar, tarafsız duran kanallar, açıktan Cumhurbaşkanımıza destek veren kanallar, herkes bizim abonemiz. Bizi eleştirenler de bizim abonemiz. Fakat biz verileri belli bir seviyeye gelene kadar tuttuk. O zaman da şunu söylediler, ‘Demek ki sonuçlar istedikleri gibi gitmiyor. O yüzden verileri tutuyorlar.’ Hayır. AA, 103 yıldır kamuoyu ve abonelerine sadece hakikati verdi. Burada da aynısı oldu. Verileri geliş sırasına göre verdik ve asla veriler arasında bir ayrım yapmadık. Artık kamuoyunun seçim sistemini bilmesi gerekiyor. Kamuoyu biliyor da televizyonlarda yorum yapan insanlar, ‘Anadolu Ajansı manipülasyon yapıyor. Verilerle oynuyor.’ dediklerinde boşa düşeceklerini, söyledikleri sözün anlamsız olduğunu ve bir karşılığının olmadığını artık öğrenmeliler diye düşünüyorum. Çünkü biz bu seçime 2022 Şubat ayından beri hazırlanıyoruz.”

    “AA MANİPÜLASYON YAPMIYOR”

    Serdar Karagöz, farklı platformlardan seçim verisi alan televizyon kanallarının da bir süre sonra pes edip sadece AA’nın verilerini izleyiciye ulaştırdığını belirtti. Karagöz, “Bir muhalif kanalda Cumhurbaşkanı Erdoğan değil de Sayın Kılıçdaroğlu sandıkların yüzde 80’i açılana kadar öndeydi. O kanal o veriyi gösterip, ‘AA manipülasyon yapıyor.’ diyor. Hakikat öyle değil. Orada bir manipülasyon var, fakat o manipülasyonu AA yapmıyor.” diye konuştu.

    Bunun da YSK’nin siyasi partilerle paylaştığı sonuçlardan anlaşıldığını aktaran Karagöz, AA’nın verileriyle YSK’nın verilerinin örtüştüğünü, oranlar arasında fark bulunmadığını bildirdi.

    Karagöz, “Bu seçimde Sayın Kılıçdaroğlu’nun önde bulunduğu bir durum olmadı ama siz bazı tutanakları elinizde tutarsanız, bazı tutanakları abonelerinize servis etmezseniz o zaman olur böyle bir durum. Fakat AA bunu yapmıyor. AA, tutanakları kendisine geldiği gibi abonelerine servis etti. Sonunda da AA’nın verileriyle yaklaşık 4-5 saat sonra YSK’nın verileri aynı çıktı. Bir kez daha AA abonelerine doğru, düzgün, hiçbir tartışmaya mahal vermeden verilerini bu seçimde de servis etti.” ifadelerini kullandı.

    Verilere ilişkin muhalif gazetecilerden görüştüğü olup olmadığı sorulan Karagöz, çok sayıda tebrik aldıklarını, herkesin AA’nın verileri gayet doğru, hızlı ve sorunsuz şekilde verdiğini kabul ettiğini bildirdi.

    Karagöz, kendisini muhalif olarak ifade eden gazetecilerden de tebrik aldıklarını belirterek, şunları söyledi:

    “Bizim işimizi doğru ve düzgün yaptığımızı zaten YSK’nın kesin olmayan resmi sonuçları ifade etti. Bu süreçte tabii ki AA üzerinden bir gündem oluşturmak bazı siyasilerin tercihi oldu. Fakat sevindiğim bir şey var, 14 Mayıs akşamı saat başı televizyonlara çıkarak 103 yıldır sadece haber veren AA’yı hedef alan o siyasileri 28 Mayıs’ta görmedik. ‘AA manipülasyon yapıyor. AA’nın verilerine güvenmeyin.’ diyen bir siyasi görmedik. Demek ki 14 Mayıs’ta olduğu gibi 28 Mayıs’ta da AA’nın verileri doğru, düzgün ve tartışma olmaksızın abonelerine servis ettiği kabul edilmiş oldu. Bundan dolayı çok mutluyum.”

    “DAVA AÇACAĞIZ”

    Karagöz, 14 Mayıs akşamı AA çalışanlarını hedef gösteren siyasilere dava açılacağına ilişkin önceki açıklamaları anımsatılarak, “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na dönüktü eleştiriniz, 14 Mayıs üzerinden. Dava açacağınızı ifade etmiştiniz, dava açtınız mı?” sorusuna şu yanıtı verdi:

    “Hukuk birimimiz gerekli düzenlemeleri yaptı, kendisine dava açacağız. Bizim en büyük sermayemiz itibarımız ve ona en ufak zarar gelmesin diye elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz. 2 bin 500 arkadaşım gece-gündüz çalışarak Anadolu Ajansı’nın itibarlı bir kurum olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Ama buna rağmen bize birisi hala ‘Manipülasyon yapıyorsunuz, yalan söylüyorsunuz’ diyorsa bu bizim itibarımıza yönelik bir saldırıdır, tabii ki dava açacağız.”

    Anadolu Ajansı’nı seçim verilerinde manipülasyon yapmakla suçlayan siyasilerin mahcup olduğunu savunan Karagöz, “14 Mayıs’ta saat başı ‘Anadolu Ajansı manipülasyon yapıyor’ diyenler, 15 Mayıs’ta mahcubiyet içinde kaldılar ve 28 Mayıs’ta hiçbiri o kürsüye çıkıp herhangi bir açıklama yapmadı. Biz ise 15 Mayıs’ta olduğu gibi 29 Mayıs’ta da buradayız.” dedi.

    Karagöz, İmamoğlu’na ne zaman dava açılacağının sorulması üzerine hukuki süreçler tamamlandığında bu girişimde bulunulacağını belirtti ve  “Sayın İmamoğlu’nun açıklamasından sonra, Anadolu Ajansı çalışanları görev yaparken, arkadaşlarımız sonuç tutanaklarının görsellerini toplarken çeşitli sözlü ve fiziki tacizlere maruz kaldılar. Bu yüzden dava açacağız.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Nagehan Alçı:  İmamoğlu’nun yargı sürecinin Yargıtay’da onanmasını ve siyasi yasak getirilmesini öngörüyorum

    Nagehan Alçı: İmamoğlu’nun yargı sürecinin Yargıtay’da onanmasını ve siyasi yasak getirilmesini öngörüyorum


    Habertürk Yazarı Nagehan Alçı, 13. Cumhurbaşkanı ikinci tur seçimini Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanması üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’na siyasi yasak getirilme ihtimalini kuvvetli gördüğünü söyledi.

    Habertürk TV canlı yayınında seçim sonuçlarını değerlendiren Alçı, “Müesses nizamın şu an en çok nefret ettiği ve karşısında koyduğu isim Ekrem İmamoğlu… Ekrem İmamoğlu’nun yargı sürecinin Yargıtay’da onanmasını ve siyasi yasak getirilme olasılığını kuvvetli görüyorum. Bu tabi son derece tartışmalı bir şey olur ama böyle bir şey öngörüyorum” dedi.

    İmamoğlu, İstanbul seçimi süreciyle ilgili Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine hakaret etmekten yargılanıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Caz sanatçısı İlham Gencer son yolculuğuna uğurlandı

    Caz sanatçısı İlham Gencer son yolculuğuna uğurlandı


    Türkiye’nin ilk piyanist şantörlerinden, caz sanatçısı Bozkurt İlham Gencer, Zincirlikuyu Camisi’nden son yolculuğuna uğurlandı.

    Usta sanatçının oğulları İlhan ve Bora Gencer’in taziyeleri kabul ettiği törene ailesi ve yakınlarının yanı sıra, aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, siyasetçiler Akif Hamzaçebi, Saffet Sancaklı, Lütfü Türkkan, sanatçılar Emel Sayın, Erol Evgin, Nilgün Belgün, İzzet Öz, Burhan Şeşen, Tayfun Duygulu, eski Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar ile oyuncu Nuri Alço’nun da bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

    Cenazeye katılan şarkıcı Emel Sayın, İlham Gencer’in kendisi için çok değerli olduğunu belirterek “Caz müziğini Türkiye’ye getiren, tanıtan bir müzisyendi. Ben çocukluğumdan beri onun programlarını dinlerdim. Sonra da tanışmıştık, bana çok destek verdi. Bana çok şey öğretmişti. İngilizce şarkılar söylerdi, bana öğretirdi. Kulüpte birlikte şarkılar söyledik. Yani ilk adımlarımı İlham Bey’le birlikte atmıştım. Çok değerli benim için”  dedi.

    “ÇOK ZARİF, BARIŞÇIL BİR İSTANBUL BEYEFENDİSİYDİ”

    Oyuncu Nilgün Belgün, Bozkurt İlham Gencer’in eski gelini olduğunu hatırlatarak “İlham Gencer için söyleyeceğim tek bir şey; çok değerli bir müzik adamıydı. Aynı zamanda bizim ailemizin de çok değerli bir babasıydı. Kızımın dedesiydi, benim eski kayınpederimdi. Hiç kopmadık. Bundan 10 ya da 15 gün önce bana sosyal medyadan görüntülü ve sesli mesajlar yolladı. Canım Nilgün’üm öpüyorum özlüyorum diye. Aradan  40 sene de geçse isim asla unutmazdı. Kimsenin doğumgününü unutmazdı. Çok zarif, barışçıl bir İstanbul beyefendisiydi” diye konuştu. Müzik programcısı ve yönetmen İzzet Öz ise “O kadar tatlı bir insandı ki; İlhan ağabeyle özel günlerimiz ve anlarımız oldu. Herkesi bir araya toplayıp, hiç tanımadığı insanlara bile birlikte şarkı söylemenin ne kadar güzel bir olay olduğunu anlatıp onlarla birlikte şarkı söylemenin tadını çıkarırdı, çıkartırdı. Müzikal anlamda gerçekten dolu bir insandı. Bizi o kadar güzelliklere doğru götürdü. İlham ağabey hiçbir zaman unutulmayacak. Gerçekten Türkiye’de popüler ve caz müziğe yaptığı katkıları her zaman saygıyla anacağız” şeklinde konuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İmamoğlu’ndan Bayrampaşa’daki provokasyona ilişkin açıklama: ‘O aldatılmış bir insan’

    İmamoğlu’ndan Bayrampaşa’daki provokasyona ilişkin açıklama: ‘O aldatılmış bir insan’


    Millet İttifakı cumhurbaşkanı yardımcısı adayı Ekrem İmamoğlu, Habertürk canlı yayınında konuşuyor.

    İmamoğlu’nun açıklamaları şöyle: 

    “Devletin bütün imkanları, bizim vergilerimizin kasasına girdiği devletin bütün imkanları ki bugün TRT’nin kasasına giren kesimin haklarının korunmadığı ortam. Sistemin yarattıığı arızalar var. Bugün artık bakan milletvekili adayı olmuş, olmamış, bakanlığı düşüyor mu düşmüyor mu, saldım çayıra Mevlam kayıra bir düzenle. Bu seçimin sistem tercihi seçimi olduğunu her yerde söyledik. Böyle bir atmosfer. Millet İttifakı’nın ortaya koyduğu 4 yıla yakın performans düzlemi var. Başta 11 büyükşehir belediyesi olmak üzere. Başta sayın Cumhurbaşkanı adayımız sayın Kılıçdaroğlu olmak üzere bana Mansur Bey’e, Meral Hanım’a diğerlerine ağza alınmayacak şekilde terörist yakıştırmasıyla ve kanallardan aktörlerinden bilinçli üsluplarla karalama lekeleme düzlemine geçti mesele. Birinci turda bu kadar etkili olacağını düşünmemiştim.

    “BAYRAMPAŞA’DAKİ PROVOKASYON”

    Pazarcı girer girmez ‘PKK’lı çık dışarı, sen PKK’lısın’ dedi. Ben dinledim sabırla. Kendisine en son ‘Sensin PKK’lı’ dedim. Bakın gariban insanın düştüğü duruma bakın. O aldatılmış bir insan. Kim aldattı? Başta cumhurbaşkanı. Kalbine mühür vurdular. Ekrem İmamoğlu’nu terör örgütü üyesi yaptı. Şikayetçi oldum, gözaltına alındığını öğrendim. Siyasetin geldiği nokta bu.

    “GENÇLERİN BÜYÜK KISMI BİZE OY VERECEK”

    2023’de 25 bin dolar demişler kişi başına. Peki neredeyiz? Üçte biri. Hedef 500 milyar dolar ihracat denmiş. İthalatın ihracatın neredeyse yüzde 50 üste olduğu süreç yaşatıyorsunuz. Güzelim cumhuriyemizi fasoncu ülke yaptınız. ‘Yoksul aile kalmayacak’ diyorsunuz. Çekmeköy’de pazarda kadın 5 liraya 5 tane emekli aldım dedi. Türkiye’yi 16. sırada aldınız, 2017’de sistem değişti, 23’e gidiyoruz. Artık G-20 ülkesi değiliz. Ülkenin gençlerinin mutsuzluğunu, sıkıntılarını gözlerinden okuyorum. Gençlerin yüzrde 30’unun oy vermesini bile fazla buldum. Bu iktidar gençlere umut veremez ancak kandırır. Sayın Oğan’ın ciddi oyu var gençler arasında. Gençlerin büyük kısmının bize oy vereceğini düşünüyorum.

    “MHP’Lİ VATANDAŞLARIM SAYIN ERDOĞAN’A OY VERMEYECEK”

    Meclis seçimi vardı. MHP’li seçmen gitmiştir kendi partisinin vekiline oy vermiştir. Oradan da bir sözlü mutabakat olduğundan dolayı refleksle oyunu sayın Erdoğan’a kullanmıştır. Ben MHP’li hemşehrilerimin, vatandaşlarımın çok hassas davranacağını düşünüyorum. Çünkü MHP’li vatandaşlarımızın Türkiye Cumhuriyeti Devletinin TBMM’de ‘Ben bu yemini doğru bulmuyorum’ diyen akla tevessül edeceğini düşünmüyorum. Sayın Erdoğan’ın lehine oyunu kullanmayacağını düşünmüyorum. Sinan Ateşi’in faillerini bulamayan hükümete MHP’li vatandaşlarımın oy vereceğini düşünmüyorum. Şimdi bir mülteci sorunu yaşıyoruz. Vatandaşlık satılır mı? Ev satılmasına karşı değiliz. Bu cennet vatanın her köşesinde yabancılar ev alabilir. Ama benim ülkemin vatandaşlığını satamazsınız. Vatandaş olacak olan birisi sadece ev almakla vatandaş olamaz. Bu milletin birliğini, dirliğini görecek, ondan sonra vatandaş alacak. Sadece istatistikle bakmıyorum, duygu bütünlüğüyle baktığıma sayın Erdoğan’ın oyunun düşeceğini düşünüyorum.

    “MECRALARIN MEYDANLAR OLMADIĞINA KARAR VERDİK”

    Seçimden önce birçok konu konuşuldu. İstatistikler, 49,5 nasıl alındı? Biz niye 45’te kaldık? İkinci tur duygusal zeminde geçeceği için, oyların tabiri caizse tekrar karılacağı için baştan beri şunu söyledim; maç sıfır sıfır başlıyor. İki turlu maçlarda ilk turdan avantajlar gelir. Burada öyle bir şey yok, yeniden başlıyoruz. Bütün Türkiye’yi gezdik, hepimiz. Kirletilmenin ana mevzusunu tespit ettikten sonra bunun mecraların meydanlar olmadığına karar verdik. Bire bir vatandaşla diyalog. Sahaya inip diyaloğa başladığımda baktım ki coşkulu İstanbullular karşımda. İlk konuşmamda. Anonslarımızla beraber ik üç günde Türkiye Gönüllüleri sayısı 210 bine çıktı. Tam aksine seçimi sağlama almalılyız duygusuyla muazzam başvuru aldık. Ben İstanbullulara, İstanbul’u nasıl tehdit ettiklerini anlatıyorum. Bu iktidar 2011 seçiminden beri ne dedi? Kanalistanbul Türkiye’nin vizyon projesi, Türkiye’yi uçuracak, Türkiye’yi istihdama boğacak dediler. Üç aydır kanalın K’sı yok ağızlarında. Toplumun yüzde 70’i Kanalistanbul’u istemiyor. Kanalistanbul’un İstanbul’a ihanet ettiğini biliyor. İstanbul’dan sadece bu ülkenin askeri alanları üzerinden, onun bunun mülkünü imarlarını artırarak son benden önceki son 15 yılda 85 milyar rantı nasıl elde ettiklerini çıkardık. Bu şehirlere pervasızca müdahale eden iktidar süreci var.

    “İSTANBUL İÇİN BERABER ÇALIŞALIM DİYE YALVARDIM”

    22 yıldır bu ülkeyi yönetiyorsunuz. Gölcük depreminden beri 24 yıldır bu şehri yönetiyorsunuz. Depremle ilgili süreci çözememişsiniz, kentsel dönüşümü çözeceğim diyorsunuz. Size yalvardım, beraber çalışalım diye. Bu şehri delik deşik etmeyin, şu arsaya imar vermeyin diye yalvardım. Bu şehri tehdit eden iktidar var. Boğazın kıyısında büfeye imar veren Şehircilik Bakanı var. Üsküdar’da. Hangi torpille çıkardıysa. Bir büfenin yıkılmasını önlemek için 5 otobüs orada nöbet tutturan bakan var. Ekrem İmamoğlu’nun defterini düreceğiz diye tehdit eden büyükşehir meclis üyeleri var.

    “MÜLTECİLERLE İLGİLİ EN YOĞUN TEPKİ HDP’LİLERDİ”

    Zıtlıklara girersek işin içinden çıkamayız. Zıt söylemler olabilir. Sayın Özdağ’ın tespitini çok önemsiyorum. İstanbul’da sığınmacılarla ilgili süreçte en yoğun tepkisi olan kesim HDP’ye oy veren kesimlerdi. Bizim ekibimizde sayın Kılıçdaroğlu 5 siyasi lider var, şimdi sayın Özdağ eklendi. Esas korkunun temeli sistem, rejim ve onu temsil eden sayın Cumhurbaşkanı. Bugünün baskıcı, herşeyi ben bilirim, yakın ahbap çavuş atamalarıyla ekip anlayışı mı ya da Millet İttifakı mı?”

    Ayrıntılar geliyor…

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İmamoğlu’ndan Erdoğan’a “montaj” tepkisi: Hiçbir devlet insanı  bu ülkeye bu kadar utanılacak bir an yaşatmamıştır

    İmamoğlu’ndan Erdoğan’a “montaj” tepkisi: Hiçbir devlet insanı bu ülkeye bu kadar utanılacak bir an yaşatmamıştır


    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Başakşehir’de yurttaşlarla buluştu. İmamoğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, rakibi Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçim videosuna PKK lideri Murat Karayılan’ın eklenmesine ilişkin montaj itirafına tepki gösterdi. 

    İmamoğlu yaptığı konuşmada “Akşamki kumpası gördünüz. Kendini ele verdi. Bir Müslüman yalan söyler mi? Bir Müslüman iftirada bulunur mu? Ben burada milletime sesleniyorum. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu kadar utanılacak bir an hiçbir devlet insanı bu ülkeye yaşatmamıştır” dedi. 

    İmamoğlu şöyle devam etti:

    “Benim genel başkanımın seçim videosunun sağına solu bir takım grupları ekledi. Montaj da olabilir dedi. Ben utandım. Umut ederim ona oy veren insanlar bunu görecekler. Yalancının mumu yatsıya kadar yana. Bunun da mumu pazar gününe kadar. Bunları tek derdi var. Hiç kimsenin birbirinden farkı yok. Kardeşim giyimine kuşamına bak. Ya burada annelerim, bacılarım, teyzelerim var. Şurada her görüş var. Bunun adı millet olmak. Bir ülkeyi yöneten bir akıl kendine oy vermeyen terörist der mi? Kardeşim biz terörle mücadelede hep bir aradayız. Barış ve huzur içerisinde olalım istiyoruz. Ama benim 86 milyon insanım vatanseverdir. 

    Ben ne diyorum biliyor musunuz? Seni Allah’a havale ediyorum. Allah bu düşünceden bu milleti korusun.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***