Etiket: Ekonomik kalkınma

  • Almanya, Japonya’yı geçerek dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi oldu

    Almanya, Japonya’yı geçerek dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi oldu


    Perşembe günü açıklanan resmi verilere göre, bir zamanlar dünyanın en büyük ekonomisi olacağı tahmin edilen Japonya, geçen yıl Almanya’nın gerisine düşerek dördüncü sıraya geriledi.

    REKLAM

    Rapora göre Hindistan’ın bu on yıl içinde hem Japonya hem de Almanya’yı geride bırakması bekleniyor.

    Resmi verilere göre Japonya’nın 2023 yılı gayrisafi yurtiçi hasılası dolar bazında yüzde 1,9 büyümesine rağmen 4,2 trilyon dolar olurken, Almanya’nın 4,5 trilyon dolar oldu.

    Ekonomistlere göre pozisyonlardaki değişim, 2023 yılında yüzde 0,3 daralan Alman ekonomisinin Japonya’dan daha iyi performans göstermesinden ziyade, Japon para birimi yenin dolar karşısındaki keskin düşüşünü yansıtıyor.

    Japon para birimi ABD para birimi karşısında 2022 ve 2023 yıllarında neredeyse beşte bir oranında, geçen yıl ise yaklaşık yüzde yedi oranında değer kaybetti.

    Bunun nedeni kısmen, yükselen enflasyonla mücadele etmek için borçlanma maliyetlerini artıran diğer büyük merkez bankalarının aksine, Japonya Merkez Bankası’nın fiyatları artırmak amacıyla negatif faiz oranlarını sürdürmesiydi.

    Almanya’nın büyük ölçüde ihracata bağımlı üreticileri, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından yükselen enerji fiyatlarından özellikle olumsuz etkilendi.

    Avrupa’nın en büyük ekonomisi, Avrupa Merkez Bankası’nın Euro Bölgesi’nde faiz oranlarını yükseltmesinin yanı sıra bütçe konusundaki belirsizlik ve kalifiye işgücündeki kronik sıkıntılar nedeniyle de sekteye uğradı.

    Japonya’nın azalan nüfusu

    Her ne kadar zayıf yen ihracatı daha ucuz hale getirse de Toyota gibi büyük firmaların Çin gibi kilit pazarlardaki zayıflığı dengelemesine yardımcı oldu.

    Ancak Japonya, nüfusunun azalması ve doğum oranlarının düşük kalması nedeniyle işçi açığı konusunda Almanya’dan daha fazla sıkıntı çekiyor ve ekonomistler iki ekonomi arasındaki farkın açılacağını öngörüyor.

    Perşembe günü açıklanan veriler Japonya ekonomisinin 2023’ün son üç ayında bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,1 oranında küçüldüğünü ve yüzde 0,2’lik büyüme beklentisinin altında kaldığını gösterdi.

    Üçüncü çeyrek büyümesi de aşağı yönlü revize edilerek negatif yüzde 0,8 olarak açıklandı ve bu da Japonya’nın 2023’ün ikinci yarısında teknik resesyonda olduğu anlamına geliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gelişmekte olan ekonomiler Amerikan dolarına alternatif arıyor, peki bu mümkün mü?

    Gelişmekte olan ekonomiler Amerikan dolarına alternatif arıyor, peki bu mümkün mü?


    BRICS’in ekonomik amaçlarının odağında Batı hegemonyasındaki küresel ekonomik sistemin baskın para birimi olan Amerikan dolarına alternatif arayışı bulunuyor.

    Gelişmekte olan birçok ülke, ABD’nin küresel finans sistemi üzerindeki hakimiyetinden ve özellikle de doların gücünden yakınıyor.  

    REKLAM

    Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın oluşturduğu BRICS bloğu, siyasi olarak daha eşitlikçi ve temsili bir küresel yönetişimi amaçladığını belirtiyor. 

    BRICS’in ekonomik amaçlarının odağında ise Batı hegemonyasındaki küresel ekonomik sistemin baskın para birimi olan Amerikan dolarına alternatif arayışı bulunuyor. 

    Üye ülkeler Batı hegemonyası altında bulunan küresel sistemde, gelişmekte olan ülkelere daha fazla temsil imkanı yaratılması gerektiğini savunuyor. 

    Bu düşünceler çerçevesinde BRICS ülkeleri, gelecek hafta Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde diğer gelişmekte olan ülkelerle bir araya gelerek sorunlarını masaya yatıracak. 

    Ülkeler ‘Kral dolardan’ şikayetçi ancak, fiili dünya para birimini tahtından indirmek kolay görünmüyor. 

    Amerikan doları küresel ticarette açık ara en çok kullanılan para birimi ve geçmişte de üstünlüğüne yönelik meydan okuma girişimlerini savuşturmayı başardı.

    Ancak BRICS’in kendi para birimini piyasaya sürmesinden defalarca söz edilmesine rağmen, salı günü başlayacak zirve öncesinde somut bir öneri ortaya atılmış değil.

    Bununla birlikte gelişmekte olan ekonomiler, dolara olan bağımlılıklarını azaltmak için şimdilerde ticareti kendi para birimleriyle genişletmeyi tartışıyor. 

    Bazı uzmanlar bu durumu, “uluslararası sistemde çok kutupluluk yaratma amacı” şeklinde yorumluyor.

    “BRICS kendi ortak parasını kullansın”

    Haziran ayında yapılan BRICS Dışişleri Bakanları Toplantısında Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanı Naledi Pandor, bloğun Yeni Kalkınma Bankası’nın (NDB) “mevcut uluslararası ticarete konu olan para birimlerine” alternatifler arayacağını dile getirdi.

    Naledi Pandor ayrıca, “Gelişmiş ülkeler gelişmekte olan dünyaya karşı taahhütlerini hiçbir zaman yerine getirmedi ve tüm sorumluluğu Küresel Güney’e kaydırmaya çalışıyor.” ifadesini kullandı. 

    REKLAM

    İsim vermeden dolara alternatif aradıklarını belirten ve toplantı boyunca Çin ve Rusya Dışişleri Bakanları ile birlikte oturan Güney Afrikalı bakanın çıkışı, bir anlamda BRICS’in temel düşüncesini temsil ediyor. 

    Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva’nın oluşum için ortak bir para birimi önerisi ile Çin’in son dönemde ticari işlemlerini Çin yuanı üzerinden gerçekleştirme çabası da bu kapsamda yorumlanıyor. 

    Brezilya lideri da Silva ayrıca, Güney Amerika Ortak Pazarı (Mercosur) içinde ve BRICS ülkeleri arasında ticaret için ortak bir para biriminin hararetli savunucularından. 

    BRICS’e ait Yeni Kalkınma Bankası

    BRICS’e ait Yeni Kalkınma Bankası (NDB), 2015 yılında 5 kurucu üye gelişmekte olan ülkelerdeki kalkınma projelerine kredi vermek için kuruldu.

    Bu aynı zamanda ABD ve Avrupa’nın egemenliğindeki Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’na alternatif bir proje olarak hayata geçirildi. 

    REKLAM

    Öyle ki bankanın günümüzde üye ülkelerdeki 100’e yakın projeye 35 milyar dolar civarında kredi verdiği biliniyor. 

    2021’de Bangladeş, Mısır, Uruguay ve Birleşik Arap Emirlikleri NDB’ye katıldı. Şimdiye kadar Suudi Arabistan, İran, Cezayir, Arjantin, Bahreyn, Endonezya, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri BRICS üyeliği için başvurdu. AA’ya göre aralarında Türkiye’nin de bulunduğu en az 19 üyenin BRICS’e katılma niyeti biliniyor. 

    Suudi Arabistan’ın katılımı

    Öte yandan NDB yetkilileri Suudi Arabistan’ın bankaya üyeliği konusunda önemli görüşmeler yaptıklarını bildirdi.

    Dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri olan Suudi Arabistan’ın BRICS ve NDB’ye katılımı büyük önem taşıyor. 

    Suudi Arabistan’ın katılımı BRICS’in küresel ekonomideki Batı hakimiyetini kırmak için gerekli gördüğü petro-doları bitirmek amacıyla önemli. 

    REKLAM

    Zira gelecekte Suudi Arabistan BRICS bünyesinde petrol ticareti yaparken, petrolüne ihtiyacı olan başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok aktör dolar yerine yeni bir para birimiyle ticaret yapabilir. 

    Öte yandan, BRICS’in dünya nüfusu ve ekonomisindeki temsil oranları dikkate alındığında, Suudi Arabistan oluşuma katılınca geniş bir ticaret ve ekonomik ağa erişebilecek ve Batı ile ilişkilerinde müzakere alanı genişleyecektir.

    “ABD, doların küresel etkisini kullanarak yaptırım uyguluyor”

    Ugandalı siyasi aktivist Martin Ssempa, “Gelişmekte olan ülkeler Batı’nın hakimiyetini kırmak ve Doğu’nun daha büyük olmasa da eşit etkiye sahip olduğu yeni bir dünya düzenine kapı açmak için can atıyor.” diyor. 

    Analistler, gelişmekte olan ülkelerin, ABD’nin, geçen yıl Ukrayna işgali sonrası Rusya’ya yaptığı gibi, doların küresel etkisini kullanarak düşmanlarına karşı mali yaptırımlar uygulama isteğinden rahatsız olduğunu dile getiriyor. 

    Keza dolardaki dalgalanmaların ekonomilerini istikrarsızlaştırabileceğinden de şikayetçiler. 

    Örneğin yükselen dolar, yatırımları çekerek o bölgede kaosa neden olabilir. 

    Ayrıca dolar cinsinden kredileri geri ödemenin ve genellikle dolar cinsinden fiyatlandırılan ithal ürünleri satın almanın maliyetini de arttırıyor.

    Kenya Cumhurbaşkanı Ruto: Pan-Afrika ödeme sistemi olsun

    Kenya Cumhurbaşkanı William Ruto, Afrika’nın dolara olan bağımlılığı ve Kenya para birimi Şilini’nin değer kaybettiği bir ortamda doların iniş çıkışlarının ekonomiye yansımasına tepki gösterdi. 

    Keza Ruto, Afrikalı liderleri daha fazla ticareti teşvik etmek amacıyla yerel para birimlerini kullanan yeni bir pan-Afrika ödeme sistemine katılmaya çağırdı.

    Afrikalı liderlere hitabı sırasında Ruto, “ABD doları nasıl olur da Cibuti ile Kenya arasındaki ticaretin bir parçası olabilir, Neden?” sorularını yöneltti. Toplantıda Ruto, uzun süre alkışlandı.

    Brezilya lideri, “Brezilya’nın Çin ya da Arjantin ile ticaret yapmak için neden dolara ihtiyacı var? Kendi para birimimizle ticaret yapabiliriz.” demişti.

    “Hiçbir alternatif doların seviyesine ulaşmayı başaramadı”

    Finans uzmanlarına göre, doların dezavantajları kolaylıkla görülebilse de alternatifleri o kadar kolay değil.

    Güney Afrika merkezli Pretoria Üniversitesi’nden kıdemli araştırmacı ve uluslararası finans uzmanı Daniel Bradlow, “Günün sonunda, rezervinizi güvende tutmak istiyorsanız, onu dolara yatırmak zorundasınız” diyor ve ekliyor:

    “Dolar cinsinden borçlanmanız gerekecek. Bunu yapmanın tüm sorunlarını herkes görebilir, ancak bir alternatifi olsaydı insanlar onu kullanırdı.”

    ABD Merkez Bankası araştırmacılarının hesaplamalarına göre, 1999’dan 2019’a kadar Amerika kıtasındaki ticaretin yüzde 96’sı, Asya’daki ticaretin yüzde 74’ü ve euro kullanan Avrupa dışındaki diğer her yerde ticaretin yüzde 79’u dolar cinsinden faturalandırıldı.

    Bankaların, işletmelerin ve yatırımcıların euro ve Çin yuanına yönelmesiyle doların küresel ticaret üzerindeki etkisi son yıllarda biraz gevşedi.

    Ancak Euro’nun piyasaya sürülmesinin üzerinden 24 yıl geçmiş olmasına rağmen, dünyanın 2 numaralı para birimi hala uluslararası ciddiyet konusunda dolara rakip olabilmiş değil. 

    Harvard Üniversitesi’nden ekonomist Jeffrey Frankel, geçen ay yaptığı bir çalışmada doların, döviz işleminde euronun üç katı kadar kullanıldığına işaret etti. 

    Ve yuan… Pekin’in para biriminin dünya piyasalarında serbestçe ticaret yapmasına izin vermeyi reddetmesiyle oldukça sınırlı.

    “Doların alternatiflerinden hiçbiri hakimiyet seviyesine ulaşmayı başaramadı” diyen Tufs Üniversitesi’nden kıdemli araştırmacı Mihaela Papa, “Yani şimdi bir gecede, büyük olay yaratacak yeni bir BRICS para birimine sahip olma fikri.. Bu zaman alır, güven gerektirir … Ben bu yolun çok uzun olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kanada, 401 bin yabancıya sürekli oturma izni vererek 2021 yılı hedefine ulaştığını duyurdu

    Kanada, 401 bin yabancıya sürekli oturma izni vererek 2021 yılı hedefine ulaştığını duyurdu


    Kanada, ülkedeki 401 bin yabancıya sürekli oturma izni vererek, 2021 yılı için göçmenlerle ilgili belirlediği hedefe ulaştığını duyurdu.

    Kanada Göç Bakanı Sean Fraser, ülkenin göç politikasındaki son gelişmelerle ilgili basına bilgi verdi.

    Covid-19 salgını yüzünden seyahat yasaklarına dikkati çeken Kanadalı bakan, bu yıl sürekli oturma izni alanların önemli bir kısmını daha önce geçici oturma iznine sahip kişiler olduğunu ifade etti.

    Fraser, “Geçen sene iddialı bir hedef ortaya koyduk ve bunu başardık.” dedi.

    Sınırların kapanmasının ardından 2020’de sürekli oturma izni alanların sayısı 185 bine düşmüştü.

    Kanada’nın ekonomisinin sağlıklı işleyebilmesi ve yaşlanan nüfusla ilgili sorunların aşılması için düzenli ve kontrollü göç akışı ülkenin en önemli politikalarından birisini oluşturuyor.

    Kanada’nın liberal eğilimli Başbakanı Justin Trudeau, 2015 yılında iktitara geldiğinden bu yana ülke ekonomisinin büyümesi için göç akışının sürmesi gerektiğine inanıyor.

    Yaklaşık 38 milyon nüfusa sahip Kanada, her yıl nüfusun yüzde 1 oranındaki göçmene sürekli oturma izni vermeyi hedefliyor.

    Hükümet gelecek yıl için 411 bin göçmene sürekli oturma izni vermeyi planlıyor.

    Kanada’da ekonomik veriler, son altı aydır büyümenin sürekli yükselişte olup, salgın öncesi seviyeye yaklaştığını ortaya koyuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dünyanın en büyük ekonomilerini bir araya getiren G20 Zirvesi’nin gündeminde ne var?

    Dünyanın en büyük ekonomilerini bir araya getiren G20 Zirvesi’nin gündeminde ne var?


    G20 Liderler Zirvesi bu yıl İtalya’nın başkenti Roma’da yapılıyor. İtalya’nın dönem başkanı olduğu zirvede liderler, Covid-19 salgını nedeniyle iki yıllık aradan sonra ilk yüz yüze buluşuyor.

    Dünyanın en büyük ekonomilerinin devlet ve hükümet başkanları bugün ve yarın küresel çapta öne çıkan sorunları değerlendirecek.

    Roma’daki Nuvola Kongre Merkezi’nde düzenlediği zirvenin açılışı, ev sahibi İtalya Başbakanı Mario Draghi’nin konuklarını karşılamasıyla yapıldı. Başbakan Draghi ve konukları, daha sonra birlikte aile fotoğrafı çektirdi.

    Liderler, zirvenin ilk gününde “Küresel Ekonomi ve Küresel Sağlık” oturumunda bir araya gelecek.

    Bu seneki gündem ne?

    Her sene G20 Zirvesi’ne ev sahipliği yapan ülke, toplantı için bir tema seçiyor. Daha önce Avrupa Merkez Bankası Başkanı olarak görev yapan ve bir ekonomist olan İtalya Başbakanı Mario Draghi, kadınları ekonomik olarak güçlendirmeyi ön plana çıkarmayı istiyor.

    Bu yılki zirvede liderlerin gündeminde şu konuların olması bekleniyor

    İklim değişikliğiyle mücadele

    Covid-19 salgını ve pandemi sonrası ekonomik toparlanma

    Dijital ekonominin vergilendirilmesi

    Afganistan

    Mülteciler

    Diğer dış politika konuları

    Cumhurbaşkanı Erdoğan İtalya’da

    Zirve kapsamında resmi karşılama töreninde ve G20 aile fotoğrafında yer alacak olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Küresel Ekonomi ve Küresel Sağlık” ve “Daha İyi Toparlanma için KOBİ’lerin ve Kadınların Sahip Olduğu İşletmelerin Desteklenmesi” temalı oturumlar ile çalışma yemeğine katılacak.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, liderlerle ikili görüşmeler yapacak, İtalya Başbakanı Mario Draghi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek kültürel etkinliğe iştirak edecek ve İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella’nın heyet başkanları onuruna vereceği akşam yemeğine katılacak.

    G20 Zirvesi nedir?

    Yirmilik Grup anlamına gelen “Group of Twenty” 1999 yılında, dönemin G7 maliye bakanları ve merkez bankası başkanlarının kararıyla kuruldu.

    G20’nin kurulmasındaki amaç gelişmiş ekonomilerle gelişmekte olan ülkeleri bir araya getirerek, dünyanın ekonomik sorunlarına daha kalıcı çözümler üretmekti.

    G20 ilk kurulduğu yıllarda sadece bakanların toplandığı bir zirve olsa da, 2008’deki dünya krizi sonrasında bu toplantıya en üst düzeyde katılım yapılması kararlaştırıldı.

    Bu tarihten itibaren her yıl dünyanın en büyük devletlerinin liderleri toplanarak, dünya ekonomisinin yanında, ticareti ve gelişimini de şekillendiriyor.

    G-20 nüfus ve ekonomik ağırlık açısından dünyanın en güçlü yapılarından biri olarak öne çıkıyor. Üye ülkeler dünya nüfusunun yüzde 60’ını ve dünya ekonomisinin yüzde 80’ini oluşturuyor. Üyeler arasında farklılık olsa da G-20 ülkeleri uluslararası ticaretin yüzde 75’ine sahip.

    G20 üye ülkeleri hangileri?

    G20 üyeleri arasında 19 ülke ve Avrupa Birliği bulunuyor.

    Üyeler arasında G7’yi oluşturan Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Almanya, Japonya, Fransa, İtalya ve Birleşik Krallık bulunuyor.

    Bunların haricindeki zirvede bulunan diğer ülkeler ise Arjantin, Avustralya, Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Güney Kore ve Türkiye.

    Bu yılki zirveye Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası, Finansal İstikrar Kurulu (FSB), Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası Çalışma Örgütü ve Birleşmiş Milletler (BM) gibi uluslararası kuruluşlardan lider ve temsilciler katılacak.

    Ev sahibi ülke, G20 üyelerinin haricinde istediği ülkeleri de toplantıya çağırabiliyor.

    Ayrıca G20 zirvelerinde İspanya düzenli olarak “kalıcı bir konuk” ülke olarak katılırken; İtalya dönem başkanı olarak Azerbaycan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Ruanda, Filipinler, Yeni Zelanda, Hollanda ve Singapur’u da zirveye davet etti.

    Liderler, Roma’ya gelmeye başladı

    ABD Başkanı Joe Biden ve eşi Jill Biden, bu sabaha karşı Roma’ya ulaşarak, zirve için İtalya’nın başkentine gelen ilk liderlerden oldu. Biden, gün boyu Roma’da ikili görüşmelerde bulunacak.

    Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da Roma’ya gelip temaslarını başlattı.

    Zirvede, Türkiye’yi temsil edecek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bu akşam Roma’da olması bekleniyor.

    Zirve programı

    İtalya Başbakanlığının paylaştığı programa göre, liderler, “Küresel Ekonomi ve Küresel Sağlık”, “İklim Değişikliği ve Çevre” ile “Sürdürülebilir Kalkınma” başlıklarında 3 oturuma katılacak.

    Zirvenin ilk günün ev sahibi İtalya Başbakanı Mario Draghi, zirve için gelen bütün liderleri kongre merkezi önünde tek tek karşılayacak. Zirvede ilk oturuma geçilmeden önce liderler, aile fotoğrafında buluşacak.

    İlk gün oturumunun ardından, liderler için özel kültürel program hazırlandı. İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella da konuk liderlere Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda akşam yemeği daveti verecek.

    G20 liderleri, zirvenin ikinci ve son gününde ise “İklim Değişikliği ve Çevre” ile “Sürdürülebilir Kalkınma” oturumlarına katılacak.

    Kapanış oturumunun ardından liderler, kendi ülkelerinden gelen gazetecilere yönelik birer basın toplantısı düzenleyecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***