Etiket: Ekonomik büyüme

  • IMF tahmini: Türkiye 2021 ve 2022’de ‘en büyük 20 ekonomi’ liginde olmayacak

    IMF tahmini: Türkiye 2021 ve 2022’de ‘en büyük 20 ekonomi’ liginde olmayacak


    Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) tahminlerine göre Türkiye 2021 sonunda “dünyanın en büyük 20 ekonomisi” arasındaki yerini kaybedecek. 2021’de 21. Sıraya düşecek olan Türkiye 2022’de ise 22. sıraya kadar gerileyecek. IMF’ye göre Türkiye 2023’te 19. sıradan tekrar ilk 20’ye dönecek.

    Türk lirası döviz karşısında son dönemde giderek değer kaybederken yıllık enflasyon da eylül ayında yüzde 19,6’ya kadar çıktı.

    Türkiye’de kişi başına milli gelir dolar bazında 2014’ten bu yana düşme eğiliminde. Kişi başına gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) Cumhuriyet tarihinde ilk kez 7 yıl üst üste düşüş gösterdi.

    IMF 12 Ekim 2021’de yayımladığı Dünya Ekonomik Görünümü raporunda Türkiye’nin 2021 ve 2022 yıllarında ‘en büyük 20 ekonomi’ liginde olmayacağı tahmininde bulundu.

    Bir yıl içerisindeki ekonomik faaliyetlerin büyüklüğünü gösteren GSYH toplamı ekonomi sıralamasında kullanılan değerlerden birisi.

    Dünya Bankası’nın GSYH verisine göre Türkiye 2020 yılında 720 milyar Amerikan doları dünyanı en büyük 19. ekonomisi konumunda idi. IMF’nin son tahminine göre ise Türkiye 2021 yılında 796 milyar dolar ile 21. sıraya gerileyecek.

    2022 sonunda gayrisafi yurtiçi hasılasını 845 milyar dolara çıkaracak olan Türkiye 22. sıraya düşecek. GSYH artmasına rağmen Türkiye’nin sıralamada gerilemesinin sebebi diğer ülkelerdeki daha yüksek artışlar.

    2023’te yeniden ilk 20’de olacak

    IMF’nin tahminine göre Türkiye Cumhuriyet’in 100. yıl dönümünde ise 19. Sırada yer alarak tekrar dünyanın en büyük 20 ekonomisinden birisi olacak. Türkiye 2023’te gayrisafi yurtiçi hasılasını 946 milyar dolara kadar çıkaracak.

    İlk 10 sıra değişmiyor

    IMF’ye göre 2021, 2022 ve 2023’te dünyanın en büyük 10 ekonomisinde sıralama değişmeyecek.

    2021 tahminlerine göre ABD 22 trilyon 940 milyar dolar ilk sırada yer alırken Çin 16 trilyon 863 milyar dolar ile 2. olacak. Bu ülkelerden sonraki sıralama ilk 10 sıralaması şöyle: Japonya (5 trilyon 103 milyar), Almanya (4 trilyon 230 milyar), İngiltere (3 trilyon 108 milyar), Hindistan (2 trilyon 946 milyar), Fransa (2 trilyon 940 milyar), İtalya (2 trilyon 120 milyar), Kanada (2 trilyon16 milyar) ve Güney Kore (1 milyar 824 milyar).

    Satın alma gücünde Türkiye 13. sırada

    Öte yandan, satın alma gücüne göre GSYH sıralamasında Türkiye daha iyi durumda. Satın alma gücü bir ülkede belli bir ürün grubunu satın almak içi gerekli olan yerel para biriminin, diğer ülkede aynı ürün grubunu almak için gerekli olan para ile karşılaştırılması ile hesaplanıyor. Dünya Bankası verisine göre Türkiye 2019’da bu alanda dünyada 13. sırada idi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ekonomi nasıl yüzde 21,7 büyüdü: Uzmanlar yanıtladı

    Ekonomi nasıl yüzde 21,7 büyüdü: Uzmanlar yanıtladı


    Türkiye’de 2021 yılının ikinci çeyreğine ait ekonomik büyümenin bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 21,7 olarak açıklanması sosyal medya başta olmak soru işaretleri ile karşılandı.

    Covid-19 pandemisinin etkisi nedeniyle ortalamanın üstünde bir büyüme bekleniyordu ancak bu kadar yüksek olması verilerin güvenilirliği de dahil konuya ilişkin daha detaylı açıklama ihtiyacı ortaya çıkardı.

    Nitekim 2021 ikinci çeyreğindeki büyüme esas kapanmanın yaşanmadığı ilk çeyreğine göre beklentilerin altında kaldı ve yüzde 0,9 olarak gerçekleşti. Bu da büyümenin beklentileri karşılamadığı yönünde değerlendiriliyor.

    Euronews Türkçe konuyu iktisat ve ekonomi uzmanlarına sordu.

    İktisatçı yazar Mustafa Sönmez’e göre Covid-19 nedeniyle ortaya çıkan durum normal ancak küçük resme aldanmamak gerekiyor:

    “İkinci çeyreklerin kıyaslaması olduğu için, 2020 ikinci çeyrek Covid’in baş gösterdiği ve tüm ağır etkilerini gösterdiği zaman dilimiydi. Özellikle Nisan, Mayıs ve Haziran ayları. O dönemdeki üretim performansı ile 2021’in aynı döneminin üretim performansı karşılaştırılıyor ve doğal olarak 2020’deki katma değer çok düşmüştü. Ekonomi yüzde 10 küçülmüştü. Şimdi o dönemin en düşük performansı ile bu dönemin iyileşme performansı kıyaslanınca bu tür bir artış ortaya çıkıyor. Ama tabi küçük resme aldanmamak ve resmin tamamına bakmak lazım. “Dolar üzerinden” ifadesine dikkat etmek lazım. Ücretli kesim arasındaki paylaşımına bakmak lazım. Yani büyük resim başka şeyler söylüyor tabi.”

    “Sığınmacılarla birlikte kişi başına düşen gelir 8 bin dolar civarına düştü

    “Örneğin ücretliler geçtiğimiz yıl aynı dönemde pastadan yüzde 37 pay alırlarken bu yıl bunun yüzde 33’e gerilediğini görüyoruz. Demek ki dört puan yoksullaşmışlar. Paylaşım ayağında bir başarı yok gördüğünüz gibi. Aksine ücretli kesim aleyhine bir kayıp var. Döviz üzerinden de baktığımızda yıllık 765 milyar dolar ki onu da kişi başına böldüğünüzde 9 bin dolar düzeyinde gelir demek. 2013 yılında bu 12 bin 500 dolar seviyesindeydi. 8 yılda önemli oranda bir düşüş yaşanmış. Buna 5 milyon civarında sığınmacı nüfusu da katarsanız o zaman 8 bin dolar civarına kadar düşmüş oluyorsunuz.”

    Değerlenen dolar nedeniyle ihracata dayalı bir büyüme mi?

    “İhracat varsa ithalat da var. İhraç ettiğimiz ürünleri ithalat yapmadan üretemiyoruz. Türkiye’nin en önemli ihraç kalemi otomobildir mesela. Bu üretimin üçte ikisi ithal girdiye dayalıdır. O nedenle böyle ihracat odaklı bir büyüme değil bu. Orada kimse kendini yanıltmasın.

    TÜİK aynı çeyreklerin yanı sıra bir önceki çeyrekle de kıyaslıyor yani bahar dönemini kışla kıyaslıyor ve orada sadece yüzde 1 artış var. Yani kış aylarına göre baharın büyümesi yüzde 1, çok düşük bir büyüme bu. Önümüzdeki yılın ikinci yarısında çok da tempolu bir büyüme olmayacak demektir onu anlıyoruz.”

    “Tarım çökmüş, insanlar enflasyon nedeniyle mala sığınıyor”

    Covid-19 etkisi işin bir bölümü sadece, ekonomi genel olarak büyüyemiyor. Yüzde 22’ye yakın ortalama büyüme diyorsunuz ama sektörel baktığınızda örneğin tarımın büyümesi yüzde 2. Tarım çökmüş yani. Kapanmalardan dolayı hizmetler sektörü çok gerilemişti, şimdi o sektör kendini biraz toparlamış. Sanayinin büyümesi de şöyle; insanlar enflasyondan dolayı mala sığınıyor. Paramı hiç değilse mala çevireyim diyorlar ve paraları yetiyorsa ev eşyası, otomobil gibi şeyler alıyorlar mesela. Beyaz eşya yeniliyorlar. Enflasyona karşı mala kaçış olayı bu.

    “Doğru bilgiler üretildiğine inanmak istiyoruz”

    “Güvenmek zorundayız. Bilgi üretmek kolay bir iş değildir. Bir devlet işidir ve büyük bütçeler ister. kurumların sorumluluğu vardır çünkü güveni kaybettikleri takdirde bırakın iç kamuoyunu dış dünyayı inandıramazlar. Dışarıdan yatırım gelmez. Onun için bilgi kirliliğine düşmemesi lazım kurumların. Doğru bilgiler üretildiğine inanmak istiyoruz. Buna bütün Türkiye’nin ihtiyacı var. Yönetmeye çalışanların da ihtiyacı var. Yabancılar gelmezse bu çark dönmez.”

    Karatepe: Kızım ekonomik büyümeyi duyunca harçlığına yansıtmamı istedi

    Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde görevli İktisatçı Prof.Dr. Yalçın Karatepe:

    “Kızım bana bugün dedi ki; ‘Ekonomimiz yüzde 21 büyüdü ben de buradan payıma düşen kısmı kredi kartı limitimde artış olarak görmek istiyorum.’ Ben de ona dedim ki ekonomi bu kadar büyümüş olabilir ama bizim gelirimiz buna paralel olarak artmadı. Zaten bunu TÜİK verilerine baktığımızda da görüyoruz.

    Ücret elde edenlerin ekonomideki payı ciddi şekilde azalmış durumda. Ortalama vatandaşlar olarak bizim payımıza bir şeyin düşmediğinin görüyoruz. Yaptığım hesaplamaya göre 2021 yılının ilk çeyreğinde milli gelirimiz 188 milyar 455 milyon dolar ve ücretli çalışanların payı bunda yüzde 35,5. Bunun parasal karşılığı 66,9 milyar dolarken ‘şahlandığımız’ ikinci çeyrekte milli gelir 188 milyar 566 milyon dolar ve ücret gelirinin payı yüzde 32,9 yani 62 milyar dolar. Yani bu senenin birinci çeyreğine göre bile ücretli sabit geliri olanların reel olarak yoksullaştığını görüyoruz.

    Dolayısıyla kızımın büyümeden kaynaklı talebini karşılayacak imkanımın olmadığının ona anlayabileceği bir dille izah etmeye çalıştım. Eşim de çalışan bir insan ve biz gelirimizdeki artış ile artan ihtiyaçlarımızı karşılamakta zorlanıyoruz.

    Nedeni gelir adaletsizliği mi enflasyon mu?

    “Gelir dağılımın ciddi şekilde bozulduğunu da TÜİK’in açıkladığı verilerden yine görüyoruz. 2021’in ikinci çeyreğinde şirketlerin karı yani sermaye olarak adlandırabileceğimiz kesimin aldığı pay yüzde 49,8 olmuş. Geçen senenin aynı döneminde bu oran neymiş? Yüzde 42,8. Dolayısıyla yüksek gelir grubunda olanların gelirden aldıkları payın gittikçe arttığı ama ücretlilerinkinin ciddi şekilde düştüğü ortada. Yani bu enflasyondan ziyade yaratılan katma değerin içerisinde ücretli çalışanlara düşen payın azaldığının göstergesi.”

    ‘Şahlanıyoruz’ söylemi zamanlandı mı?

    Yakın zamanda Cumhurbaşkanı’nın ‘ekonomimiz şahlanıyor’ açıklamalarından bu tür rakamların ortaya çıkacağının öngörülebildiğini belirten Karatepe, yüzde 21,7’nin de ‘baz etkisi’ ile bu şekilde oluşacağı bilindiği için bu tür söylemlerin yeniden öne çıktığını belirterek şunları söylüyor:

    “Büyümeyi küçümsemek istediğimizden değil ama burada davul zurna ile kutlanacak bir durum yok. En sert kapanmanın yaşandığı ve yüzde 10’luk küçülmenin olduğu dönemi baz alınca sanki ekonomi şahlanmış gibi bir görüntü veriyor. Ancak aslında önemli bir artış yok. Benzer şekilde tutarlı olarak bu tür büyümenin devam etmesi mümkün değil. Zaten dünyanın önemli ülkelerinde de aynı dönemler kıyaslandığında benzer büyüme oranları görüyoruz. Örneğin İngiltere’de yüzde 22,2, Fransa’da 18,7 gibi oranlar telaffuz ediyor. Biz trendlere bakmak zorundayız. Sadece bir çeyreğe bakmak arzu edilen sonucu vermez.”

    “Biz neden bu büyüme rakamlarına önem veriyoruz çünkü bir; ekonomik aktivite arttığı zaman istihdam da bir artış olması gerekir. İkincisi; ücretlilerin gelirlerinde reel bir artış olsun ki refahları yükselebilsin. Yoksa sadece bir istatistik olarak bakmanın bir anlamı yok. Dolayısıyla kişisel refahımızı artırmayan bir büyüme ile karşı karşıyayız.”

    Sığınmacıların ekonomideki yeri

    Kişi başına düşen milli gelir hesaplanırken büyük olasılıkla sadece vatandaşların sayısının dikkate alındığını belirten Karatepe, hükümet yetkililerinin ‘Sığınmacılar olmasa Türk ekonomisi sıkıntıya girer açıklamalarını da hatırlatarak şunları ekledi:

    “Bu bize Türkiye’deki mevcut ekonomik sistemin zaten emek sömürü üzerine şekillendiği gösteriyor. Eğer hukuk sisteminde sığınmacı ile vatandaşın çalışma koşullarında bir fark olmaması gerekir çünkü. Asgari ücret değişmez, sosyal güvenlik imkanları,,vs bunlar değişmez. Oysa asgari ücretin çok daha altında ücretlere çalıştırılarak ekonomiye katkı sağlamakta olduklarını anlıyoruz bu tip açıklamalardan. Bunu adı da dünyanın her yerinde emek sömürüsüdür. İktidar ucuz emeği bir fırsat olarak görüyor ve bu çok yanlış bir yaklaşım.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Küresel ekonomik büyüme beklentisini yükselten OECD, Türkiye tahminini düşürdü

    Küresel ekonomik büyüme beklentisini yükselten OECD, Türkiye tahminini düşürdü


    Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), aşılar ve ilave mali desteklerin etkisiyle iyileşme görüldüğü gerekçesiyle, martta yüzde 5,6 olarak açıkladığı 2021 için küresel ekonomiye ilişkin büyüme tahminini yüzde 5,8’e revize etti.

    OECD’nin “Mayıs Ara Dönem Ekonomik Görünüm Raporu” yayımlandı.

    OECD raporunda, Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme tahmini ise 2021 için yüzde 5,9’dan yüzde 5,7’ye çekilirken, 2022 için de yüzde 3’ten yüzde 3,4’e yükseltildi.

    Türkiye ile ilgili kısımda güçlü ama sürdürülebilir olmayan mali teşviklerden sonra 2020 yılı sonlarında daha istikrarlı makroekonomik politikalara geçiş 2021’in ilk çeyreği sonunda sekteye uğrayarak piyasa beklentilerini bozduğu vurgulandı.

    Nisan ayında tekrar zirve yapan Covid-19 vaka sayıları nedeniyle girilen tam kapanma süreci ve işten çıkarma yasağının kademeli olarak sonlandırılmasının ikinci çeyrekteki özel tüketimi düşürmesinin beklendiği belirtildi.

    Dış borcun çevrilebilmesi için kredibilite şart

    Covid-19’un ekonomik etkileri ile mücadelede Hükümetin özel kredi programları yerine hanehalkına ve firmalara doğrudan mali destek sağlaması gerektiği belirtilen raporda para politikalarının da doğrudan enflasyonu düşürmeye odaklanması gerektiğinin altı çizildi. Raporda ayrıca vadesi gelen dış borçların uluslararası fonlama yoluyla çevrilebilmesi için politika kredibilitesinin şart olduğu vurgulandı.

    İş ve tüketici güvenindeki düzelmelerin birinci çeyrek sonu para politikası yönetiminde yaşanan değişim sonucu darbe aldığı vurgulanan raporda, bunun sonucunda da sermaye akışında kesintiler, risk priminde ve enflasyon beklentilerinde de artı yaşandığı belirtildi. Buna nisan ayında artan vakaların eklenmesi ile ekonomik düzelme önündeki ters rüzgarların bir süre daha devam edeceği ifade edildi.

    Dünya ekonomisi çok sayıda soruna rağmen toparlanma yolunda ilerliyor

    Raporda, küresel ekonominin toparlanmaya devam ettiği, alınan hızlı kararlar neticesinde çok sayıda ülkenin Covid-19 salgınında yaşanan yeni dalgalarla daha başarılı bir şekilde başa çıktıkları kaydedildi.

    OECD raporunda, “Hükümetlerin uyguladığı benzeri görülmemiş koruyucu politikalar, gelişmiş ve bazı gelişmekte olan piyasa ekonomilerindeki ekonomik dokuyu, firmaları ve ticareti korudu. Hiçbir krizde, aşılardaki rekor hızdaki gelişmeler, parasal ve mali politikalar dahil, mevcut politika desteği bu kadar hızlı ve etkin olmamıştır.” denildi.

    Düşük gelirli ülkelerin aşıya erişiminin ise yeterli seviyede olmadığı vurgulanan raporda, küresel nüfusun büyük çoğunluğunun aşılanmadığı sürece, tüm dünyanın Covid-19’un yeni türlerinin ortaya çıkmasına karşı savunmasız kaldığına işaret edildi.

    Raporda, emtia fiyatlarının hızla yükseldiğine, bazı sektörlerde yaşanan darboğazların ve ticaretteki aksaklıkların fiyatlara yansıdığına vurgu yapıldı.

    Üretim kapasitelerinin normalleşmesiyle sorunların yıl sonuna doğru azalmaya başlamasının beklendiği kaydedilen raporda, iş gücü piyasasında yaşanan durgunluğun ise ücret artışlarını kısıtladığına işaret edildi.

    Raporda, “En çok endişe veren durum, finansal piyasaların geçici fiyat artışları ve nispi fiyat ayarlamalarına dikkat etmemesi, bunun neticesinde piyasa faiz oranlarını ve oynaklığı artırma riskidir.” uyarısı yapıldı.

    Dünya ekonomisinin çok sayıda soruna rağmen toparlanma yolunda ilerlediği kaydedilen raporda, bununla birlikte salgın sonrası yeterli büyümenin sağlanamaması veya büyümenin kapsamlı bir şekilde yaygınlaşmama ihtimalinin yükseldiğine de vurgu yapıldı.

    OECD’nin 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin ekonomik büyüme öngörülerine de yer verilen raporda, martta 2021 için yüzde 5,6 olarak açıklanan küresel ekonomide büyüme tahmini yüzde 5,8’e yükseltildi. Bu rakam, 2022 için de yüzde 4’ten 4,4’e çıkarıldı.

    Daha önce 2021 için yüzde 6,5 olarak açıklanan ABD ekonomisinin büyüme tahmini 6,9’a, 2022 için de yüzde 4’ten 3,6’ya revize edildi.

    Euro Bölgesi için 2021’de öngörülen yüzde 3,9’luk büyüme tahmini yüzde 4,3’e, gelecek yıl için de yüzde 3,8’den 4,4’e yükseltildi.

    Çin’in büyüme tahmini de yukarı yönlü revize edildi

    Çin ekonomisine yönelik bu yıl için daha önce yüzde 7,8 olarak açıklanan büyüme tahmininin 0,7 puan yukarı çekilmesi dikkati çekti. Çin ekonomisinin bu yıl yüzde 8,5, 2022’de yüzde 5,8 büyüyeceği öngörülüyor.

    2021 yılı için büyüme tahmini Hindistan için yüzde 12,6’dan 9,9’a revize edildi. Japonya için bu yıla yönelik büyüme tahmini 2,7’den 2,6’ya düşürülürken ve Brezilya için 3,7’lik tahminde değişiklik yapılmadı.

  • TÜİK: Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 7 büyüdü

    TÜİK: Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 7 büyüdü


    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre ekonomi, yılın ilk çeyreğinde yüzde 7 büyüdü.

    Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) 2021 yılı birinci çeyrek ilk tahminine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 7,0 arttı.

    En yüksek artış bilgi ve iletişim faaliyetlerinde görüldü, artış yüzde 18,1 olarak gerçekleşti.

    GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2021 yılı birinci çeyreğinde bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; diğer hizmet faaliyetleri yüzde 14,4, sanayi yüzde 11,7, tarım yüzde 7,5, hizmetler yüzde 5,9, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 5,3, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 3,7, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 2,9, inşaat yüzde 2,8 ve gayrimenkul faaliyetleri yüzde 2,4 arttı.

    Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, 2021 yılının birinci çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 29,1 artarak 1 trilyon 386 milyar 347 milyon TL oldu. GSYH’nin birinci çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 188 milyar 65 milyon olarak gerçekleşti.

    Tüketim harcamaları, işgücü ödemeleri ve mal-hizmet ihracatı arttı, ithalat azaldı

    Yerleşik hane halklarının tüketim harcamaları, 2021 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 7,4 arttı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 1,3, gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 11,4 arttı.

    Mal ve hizmet ihracatı, 2021 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 3,3 artarken ithalatı yüzde 1,1 azaldı.

    İşgücü ödemeleri, 2021 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %16,0, net işletme artığı/karma gelir ise yüzde 39,1 arttı.

    İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın birinci çeyreğinde yüzde 39,0 iken bu oran 2021 yılında yüzde 35,5 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 41,9’dan yüzde 45,8’e arttı.

    Ekonomik güven endeksi düştü

    TÜİK verilerine göre ekonomik güven endeksi Nisan ayında 93,9 iken, Mayıs ayında yüzde 1,3 oranında azalarak 92,6 değerine düştü. Ekonomik güven endeksindeki düşüş, tüketici, reel kesim (imalat sanayi), hizmet ve perakende ticaret sektörü güven endekslerindeki düşüşlerden kaynaklandı.

    Tüketici güven endeksi bir önceki aya göre Mayıs ayında yüzde 3,6 oranında azalarak 77,3 değerini, reel kesim güven endeksi bir önceki aya göre yüzde 0,3 oranında azalarak 107,1 değerini, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 1,1 oranında azalarak 102,2 değerini, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 2,1 oranında azalarak 100,9 değerini aldı. İnşaat sektörü güven endeksi yüzde 3,0 oranında artarak 79,6 değerini aldı.

  • Fransa: Covid-19 sonrası ekonomiyi canlandırmak için 15 milyar euro teşvik paketi

    Fransa: Covid-19 sonrası ekonomiyi canlandırmak için 15 milyar euro teşvik paketi


    Fransız hükümeti, Covid-19 salgını yüzünden sarsılan ekonomisini canlandırmak için ilave 15 milyar euro tutarında teşvik paketi hazırladı.

    Ekonomi ve Maliye Bakanı Bruno Le Maire, basına yaptığı açıklamada, ekonomiyi canlandırmak için hazırlanan ilave yardım planıyla ilgili yasa tasarısının gelecek hafta Meclis’e sunulacağını söyledi.

    Fransız bakan, bu olağanüstü yardım paketinin, oteller, restoranlar ve barlar için vergi iadelerinin yanı sıra kaybedilen çalışma saatleri için tazminat gibi çeşitli destek mekanizmalarını içereceğini kaydetti.

    Hükümet geçen yıl yaklaşık 100 milyar euro tutarında ekonomiye mali destekte bulunmuştu.

    Fransa, bu yıl yüzde 5 oranında ekonomik büyüme öngörüyor. AB Komisyonu ise Fransa için yüzde 5,7 oranında büyüme tahmini yapıyor.

    Fransa’da Covid-19 vakalarında azalma görülmesinin ardından 15 Mayıs’ta önlemler kısmen gevşetildi.

    Ülkede salgın yüzünden şu ana kadar can kaybı 109 bini geçti.