Etiket: Din

  • Fransa’da Elysee Sarayı’nda Hanuka kutlaması laiklik tartışmalarına neden oldu

    Fransa’da Elysee Sarayı’nda Hanuka kutlaması laiklik tartışmalarına neden oldu


    Fransa’da Elysee Sarayı’nda düzenlenen Avrupa Hahamlar Konferansı’nda Fransa Hahambaşısı Haim Korsia, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un da hazır bulunduğu bir programda Hanuka mumu yaktı. Törene ait görüntülerin sosyal medyada yayılması ülke genelinde laiklik tartışmalarına yol açtı.

    REKLAM

    Fransa’da, Yahudilerce kutsal sayılan Hanuka Bayramı’nın Elysee Sarayı’nda kutlanması ve törene Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un da katılması laiklik tartışmalarını beraberinde getirdi. 

    Hükümet kanadı töreni savunurken aralarında milletvekilleri, gazeteciler, tarihçiler ve Yahudi cemaatinin önde gelen bazı isimleri törene sert tepki gösterdi. Fransa’nın laik bir ülke olduğunu dile getirenler, din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini ifade etti. 

    Başbakan Elisabeth Borne, Elysee Sarayı’ndaki Hanuka kutlamasını, ülkede “yükselen antisemitizm karşısında bir destek sinyali” olarak gördüklerini belirterek savundu. 

    Yahudi lider: Başkanlık sarayında kutlanması hata

    Ancak ülkedeki Yahudi örgütlerinin çatı kuruluşu Fransa Yahudi Konseyi (CRIF) Başkanı Yonathan Arfi, bayramın başkanlık sarayında kutlanmasının “hata” olduğunu söyledi. 

    “Elysee Sarayı’nda Hanuka mumu yakılmasının cumhuriyetin DNA’sında” olmadığını kaydeden Arfi, Radyo Sud’a verdiği demeçte “Hanuka mumu yakmak Elysee Sarayı’nın işi değil. Fransız Cumhuriyeti’nin DNA’sı, dini olan her şeyden uzak durmaktır.” sözleriyle hem Macron’un dini törene katılımını hem de törenin başkanlık sarayında yapılmasını eleştirdi. 

    “Şaşırdığını” söyleyen Yonathan Arfi, eleştirilerini şöyle sürdürdü: 

    “Dini bir törene ev sahipliği yapmak geleneksel olarak bir kamu otoritesinin rolü değil. Bunun tekrarlanmaması gereken bir şey. Fransa Yahudileri laikliği her zaman bir koruma ve özgürlük yasası olarak görmüştür. Laikliği zayıflatan herhangi bir şey Fransa Yahudilerini de zayıflatır”.

    Fransa İçişleri Bakanı Darmanin: Laikliğe aykırı değil

    Tartışmalara müdahil olan Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin’e göre ise Cumhurbaşkanı Macron’un, Fransa Hahambaşısı Haim Korsia’nın sarayda Hanuka mumu yakmasına izin vermesi “laikliğe aykırı bir davranış değil”.

    Franceinfo’ya konuşan Darmanin, “Cumhurbaşkanı dinlerin savunucusudur. Hepsine saygı duyuyor. Devlet Başkanı olarak laikliği ihlali de söz konusu değildir.” ifadesini kullandı. 

    Ayrıca Bakan Dermanin, “Bu önemli Yahudi bayramında, Yahudi yurttaşlarımızın antisemit eylemlere maruz kaldığı, hahamların, sinagogların saldırıya uğradığı, sokakta dini işaretler taşıyan insanların saldırıya uğradığı bir dönemde, Cumhurbaşkanının Yahudi yurttaşlarımızın yanında durmasının son derece normal olduğunu düşünüyorum.” şeklinde konuştu. 

    “Cumhuriyetin temel ilkesi Macron’un umurunda değil”

    Ritüele tepki gösteren tarihçi Eric Anceau, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Elysee Sarayı’nda dini bir tören! Yakın tarihli bir kitabımda gösterdiğim gibi, Fransız laikliği büyük bir esnekliğe sahiptir, ancak burada o laiklikten son derece uzağız. Ya Emmanuel Macron’un kafası karışık ya da Cumhuriyetimizin temel ilkesi umurunda bile değil… Kararı size bırakıyorum.” sözleriyle kutlamaya karşı çıktı. 

    Ülkenin tanınmış tarihçilerinden Paris Siyasi Araştırmalar Enstitüsü öğretim görevlisi Charles-Louis Foulon da kaleme aldığı bir makalede, Fransa Cumhuriyeti’nin laik bir devlet olduğunu hatırlattı ve Cumhurbaşkanı Macron’un bu törene katılımının çelişki yarattığını aktardı. 

    Foulon, laiklik kapsamında kilise ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasına uygun olarak, devlet başkanının, başkanlık sarayındaki dini kutlamalardan kaçınması ve bunun yerine dini mekanlardaki etkinliklere katılması gerektiğini dile getirdi. 

    Gazeteci Degois: Yahudiler bile bu kadarını istememişti

    Gazeteci Francoise Degois de sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Macron’un programa katılmasını eleştirerek bundan böyle diğer dinlere de eşit mesafede durması gerektiğini belirtti. 

    Degois, “Yahudi vatandaşlara duyduğum tüm dostluğa ve Hanuka’nın güzelliğine rağmen, Macron’un ne yapmaya çalıştığını hiç anlayamıyorum. Paris’te yapılan antisemitizme karşı yürüyüşü katılmayı reddetti. Hanuka’nın ilk mumunu yakması … (İsrail / Filistin konusunda bir ileri bir geri konuşmasından bahsetmiyorum bile)  Ve tüm bunları da laikliğin mabedi sayılan Elysee Sarayı’nda yapması… Umarım bundan böyle hepimize (Katolik, Protestan ve Ortodoks) Mutlu Noeller, (Müslümanlara) Mutlu Ramazanlar, Buda’nın güzel doğumu, Mutlu Nevruz, Mutlu Çin Yeni Yılı diler… Eminim ki Yahudiler de bu kadarını istememişti ve eğer yangına körükle gitmek istiyorsanız, yapacağınız şey budur.” ifadelerine yer verdi. 

    Enerji Bakanı Agnes Pannier-Runacher, katıldığı bir televizyon programında “Cumhurbaşkanı’nın ve hükümetin laiklik için verdiği mücadele konusunda hiçbir belirsizlik yok. Okullarda çarşaf giyilmesini yasaklayan ve geçtiğimiz haftalarda değerleri laikliğe zarar veren dernekleri kapatan ve yasaklayan hükümetin bu hükümet olduğunu hatırlatmak isterim.” açıklamasında bulundu. 

    Ulusal Meclis Milletvekili David Guiraud ise, Pannier-Runacher’in laiklikliği savunmaya çalıştığı sırada aslında Müslümanlara yönelik yasakçı bir hükümet oldukları suçlamasında bulundu.

    Guiraud, “Hükümete göre, Cumhurbaşkanı’nın Elysee Sarayı’nda Hanuka Bayramı’nı kutlaması laikliğe aykırı değilmiş. Çünkü Bakan’a göre de bunun kanıtı, Müslüman kadınların uzun elbise giymesini yasaklayanların kendileri olması. Kazmaya devam ederlerse, petrol bulacaklar.” sözleriyle Bakan Pannier-Runacher’in ifadelerini tiye aldı. 

    REKLAM

    4 Ekim 1958 tarihli Fransa Anayasası’nın 1’inci Maddesi’ne göre “Fransa, bölünmez, laik, demokratik ve sosyal bir cumhuriyettir”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsveç polisi, Stockholm’deki büyük cami önünde Kuran yakılmasına izin verdi

    İsveç polisi, Stockholm’deki büyük cami önünde Kuran yakılmasına izin verdi


    İsveç’te polis, kurban bayramının ilk günü, öğleden sonra başkent Stockholm’deki bir caminin önünde Kuran yakılmasına izin verdi. Kuran’ı yakacak kişinin mahkemeyi kazanması nedeniyle polisin bu izni verdiği bildirildi.

    NATO üyeliği için Türkiye’nin vetosuna takılan İsveç’te polis, başkent Stockholm’ün merkezindeki bir caminin önünde Kuran yakmayı planlayan bir kişiye izin verdi.

    Yayın kuruluşu TV4’ün haberine göre izin, daha önce Irak’ın Stockholm Büyükelçiliği önünde Kuran yakmak için yaptığı izin başvuruları polis tarafından reddedilen ancak temyiz davasını kazanan şahsa verildi. 

    Söz konusu eylemin planlandığı gibi şehir merkezindeki Sodermalm adasında bulunan ana caminin önünde gerçekleşmesi halinde bu, Danimarkalı-İsveçli bir aşırı sağcının ocak ayında Stockholm’deki Türk Büyükelçiliği yakınında Kuran’ın tercüme edilmiş bir nüshasını yakarak Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerde tepkilere neden olmasından bu yana ilk kamusal eylem olacak. 

    Aşırı sağcı Stram Kurs partisi lideri Rasmus Paludan’ın 21 Ocak’ta Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde Kuran yakarak gerçekleştirdiği eylem Türkiye ve İsveç arasında da gerilime neden olmuştu. 

    İsveç polisi, Müslümanların kutsal kitabı Kuranı Kerim-i yakmayı planladığını söyleyen kişilere güvenlik gerekçesiyle daha önce izin vermemişti. 

    Ancak bu kararlar, kamu güvenliğine yönelik tehdit oluşturmadığı sürece kamuya açık toplantı ve gösterilere izin verilmesi gerektiğini savunan idari mahkemeler tarafından reddediliyor. 

    TV4’ün haberine göre Stockholm polisi, bugün yapılması planlanan eylem sırasında kentte düzeni sağlamak üzere ülkenin diğer bölgelerinden takviye ekipler çağırdı.

    Halkı Müslüman ülkeler, İsveç’i provokasyonlara karşı hareketsiz kalmakla suçluyor, İsveç ise, söz konusu eylemleri, “ifade özgürlüğü” şeklinde değerlendiriyor ve yasaklama getirmiyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Aleviler: Din, Beden, Cinsiyet; Neşeden Kedere’ sempozyumu başladı

    ‘Aleviler: Din, Beden, Cinsiyet; Neşeden Kedere’ sempozyumu başladı


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’de Ortodoks ve Katolikler Noel’i ne zaman ve nasıl kutluyor?

    Türkiye’de Ortodoks ve Katolikler Noel’i ne zaman ve nasıl kutluyor?


    Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de Hristiyanlar Noel bayramını kutlamaya hazırlanıyor.

    Noel, her yıl dünyadaki Hristiyanların çoğunluğu tarafından Papa Gregorius’un 1582’de tertiplediği Gregoryen takvimine göre Hazreti İsa’nın doğum günü olarak kabul edilen 24 Aralık’ı 25’ine bağlayan gece kutlanıyor. Kutlamalar bazı ülkelerde 26 Aralık akşamına kadar devam edebiliyor.

    Rus, Balkan, Ermeni Kilisesi gibi bazı Doğu Ortodoks Kiliseleri ise Jül Sezar’ın hazırlattığı Jülyen takviminde 25 Aralık’a denk gelen 6 Ocak’ı Noel olarak kutluyor.

    Doğu kiliseleri ve Batı kiliseleri olarak 1054 yılında ikiye ayrılan Ortodoks ve Katolikler arasında temelde çok büyük farklılıklar bulunmuyor.

    Katolik ve Ortodoksların bölünmesinde doktrinel ve teolojik ihtilafların yanı sıra tarihi, idari, siyasi ve sosyo-kültürel tartışmalar etkili olmuş. Türkiye’de Noel kutlama tarihine ilişkin farklılık da Katolikler ile Ortodoksların işte bu iki takvimi benimsemesinden kaynaklanıyor.

    Hristiyanların farklı takvim kullanmaları karışıklığa yol açıyor

    Hristiyanların farklı takvim kullanmalarına neden olarak ayrıca bir pagan geleneği olan ve ilk Hristiyanlara da cazip gelen Güneş Bayramı gösteriliyor. Romalıların 274 yılında kutlamaya başladığı pagan adetine şiddetle karşı çıkan kilisenin, Işık Tanrısı Mitra’nın doğum günü kabul edilen bayram gününü meşrulaştırmak adına 25 Aralık’ı Hazreti İsa’nın doğumu olarak kutlamaya başladığı belirtiliyor.

    Paganların Güneş Bayramı geleneğini ‘unutturmak’

    Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’deki Ermeni Ortodoks Kilisesi ise Noel’i, İsa Peygamberin doğumunun bilinen en eski kutlama tarihi olan ikinci yüzyılda, 6-10 Ocak tarihleri arasında kutluyor. Mısır’da yaşayan Hristiyanlar gibi aynı tarihte kutlama yapılmasına sebep olarak da onların 25 Aralık’ta batıdakiler gibi ‘unutturmak’ zorunda oldukları bir Güneş Bayramı sorunu olmaması gösteriliyor.

    Peki Türkiye’de Hristiyan azınlık Noel’i nasıl kutluyor?

    Nüfusunun yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye’de Noel, Avrupa ya da Amerika’daki gibi büyük şenliklerle kutlanmıyor olsa da, yüzyıllardır Hristiyanlara ev sahipliği yapmış Türkiye topraklarında da Noel ruhunu görmek mümkün.

    İstanbul’daki Saint Antuan Kilisesi’ne ilgi büyük

    Birçokları için ‘Avrupa’nın en güzel Noel ayini’ Beyoğlu’nda bulunan Saint Antuan Kilisesi’nde düzenleniyor. “Noel Gecesi” ve “Mesih İsa’nın Doğuşu” adında gerçekleşen ayinde ilahiler söyleniyor ve İncil’den bölümler okunuyor.

    Noel için özel süslenen kilisede ayin gecesi adeta adım atılacak yer kalmıyor. Bir çok resmi makamlardan kişilerin de hazır bulunduğu ayine ayrıca turistler de büyük ilgi gösteriyor.

    Katolik dünyasının İstanbul’daki en büyük ruhani temsilciliği olan Harbiye’deki St. Esprit (Kutsal Ruh) Katedrali ile Fener Rum Patrikhanesi’nde düzenlenen Noel ayinleri de yüksek katılımlarla gerçekleşiyor.

    Papa Francis, 2014 yılındaki Türkiye ziyaretinin son gününde, Saint Esprit (Kutsal Ruh) Katedrali’nde düzenlenen ayini yönetmişti.

    İzmir’deki Katolik Cemaati ise Noel kutlamalarında Alsancak’taki Santa Maria Kilisesi’nde bir araya geliyor.

    ‘Kalanda’ geleneği yaşatılmaya devam ediyor

    İstanbul’daki Rumların Noel geleneklerinden biri de ‘Kalanda’.

    Şimdilerde sadece Beyoğlu’ndaki Özel Zoğrafyon Rum Lisesi öğrencileri tarafından yaşatılmaya çalışılan gelenek kapsamında öğrenciler 6 Ocak Fota Yortusunda akordeon eşliğinde söyledikleri ve Kalanda adı verilen Türkçe, Rumca ve Yunanca şarkılarla Noel’i kutluyor.

    İstanbul ve İzmir’deki Rum Ortodoksların geleneksel denizden haç çıkarma töreni

    İstanbul ve İzmir’deki Ortodoks Kilisesi geleneğine göre Hz. İsa’nın doğumu ile vaftiz edilişini kutlamak amacıyla her yıl denizden haç çıkarma töreni düzenleniyor. Oldukça renkli ve ‘çekişmeli’ görüntülere sahne olan törende Rumlar soğuğa aldırış etmeden denize atılan haçı almak için birbirleriyle yarışıyor. İstanbul’da Haliç’te düzenlenen törene İstanbullular ve turistler büyük ilgi gösteriyor.

    Anadolu Hristiyanları

    Sayıları artık giderek azalan Anadolu Hristiyanları ise Noel’i genelde aile arasında evlerde kutluyor.

    Ayrıca Diyarbakır’daki Süryani Kadim Meryem Ana Kilisesi, İskenderun, Hatay ile Mersin’deki Rum Ortodoks Kilisesi ile özellikle Süryanilerin yaşadığı ve Hristiyan nüfusun yoğun olduğu Mardin’deki Kırklar Kilisesi’nde her yıl Noel ayini düzenleniyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa Konseyi’nin ‘başörtüsüne saygı’ paylaşımları, Fransa’nın tepkisi nedeniyle kaldırıldı

    Avrupa Konseyi’nin ‘başörtüsüne saygı’ paylaşımları, Fransa’nın tepkisi nedeniyle kaldırıldı


    Avrupa Konseyi’nin, başörtülü kadınlara yapılan ayrımcılığa karşı başlattığı, kadınlar arasında çeşitliliği ve başörtüsü takma özgürlüğünü teşvik eden sosyal medya kampanyası Fransa’nın tepkisi üzerine kaldırıldı.

    Başörtüsü takan genç kadınları gösteren afişler, projenin başlamasından birkaç gün sonra sosyal medya platformu Twitter’dan silindi.

    Fransa’nın Gençlikten Sorumlu Devlet Bakanı Sarah el Hairy, yaptığı açıklamada, Avrupa Konseyi’nin ayrımcılıkla mücadele biriminin söz konusu kampanyasının kendisini şoke ettiğini söyleyerek tepki gösterdi.

    El Hairy, kampanyanın Fransa’nın değerlerine aykırı olduğunu iddia ederek, “(Kampanyaya ait) Videoda başörtüsü takmak teşvik ediliyor. Bunu kınıyoruz. Fransa kampanyayı onaylamadığını Avrupa Konseyi’ne iletti ve kampanya iptal edildi.” dedi.

    Avrupa Konseyi’ne tepkilerini dile getirdiklerini ifade eden el Hairy, laikliği ve dini özgürlüğü savunduklarını ancak bu kampanyanın başörtüsünü savunduğunu öne sürdü.

    Fransız hükümet sözcüsü Gabriel Attal da, kampanyanın “sağduyuya” aykırı olduğunu ileri sürdü.

    Bakanlar Kurulu toplantısının ardından konuşan Attal, Paris’in “kimlik temelli yaklaşıma” katılmadığını belirtti.

    Attal, “Bu, Fransa’nın tüm Avrupa ve uluslararası forumlarda savunduğu inanç özgürlüğüne zıt.” değerlendirmesinde bulundu.

    Fransa’nın söz konusu kampanyanın iptal edilmesini sağlamasının ardından Avrupa Konseyi kampanya kapsamında Twitter hesabındaki paylaşımları sildi.

    Avrupa Konseyi’nin kampanyası: Herkes aynı görünse dünya ne kadar sıkıcı olurdu

    Avrupa Konseyi’nin projesi, Strazburg merkezli olarak Kapsayıcılık ve Ayrımcılıkla Mücadele Programı aracılığıyla başörtülü kadınlara yönelik ayrımcılığa karşı 28 Ekim’de başlatılmıştı.

    Söz konusu kampanya kapsamında sosyal medya paylaşımlarında, fotoğraflar ikiye bölünerek yüzlerinin bir tarafı başörtüsü takan, diğer tarafı başörtüsüz kadınların görüntüleri yer aldı.

    Konsey’in ayrımcılıkla mücadele biriminin Twitter hesabından kampanya ile ilgili “Herkes aynı görünse dünya ne kadar sıkıcı olurdu?” ifadeleri paylaşılmıştı.

    Ayrıca “Güzellik çeşitlilikte olduğu gibi özgürlük başörtüsündedir”, “Başörtüm tercihim”, “Mutluluk getir ve başörtümü kabul et” yazılı ve başörtülü kadınların yer aldığı görseller paylaşılmıştı.

    Müslüman kadınlar ise Paris’in tepkisini, ‘kadınların ne giyeceklerini seçme hakkına saygı gösterilmediği’ gerekçesiyle eleştirdi.

    Marine Le Pen: Skandal ve uygunsuz

    Fransa’da 2022 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi laiklik tartışmaları hız kazanmış durumda.

    Aşırı sağcı Ulusal Parti’nin seçimdeki başkan adayı Marine Le Pen, kampanyayı “skandal ve uygunsuz” olarak nitelendirdi.

    Le Pen, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Kadınlar peçeyi kaldırdıklarında özgür olurlar, aksi durumda değil.” ifadesini kullandı.

    Bir başka sağcı başkan adayı olan eski AB Brexit müzakerecisi Michel Barnier de kampanyanın “geri çekilmesi” çağrısında bulunmuştu.

    Barnier, France 2 televizyonuna verdiği röportajda, “Peçe bir özgürlük aracı değildir.” diye konuştu.

    Fransa’nın kadın hakları bakanı, Sosyalist senatör Laurence Rossignol de Avrupa Konseyi’nin kampanyasının başörtüsünü “teşvik ettiğini” belirtti.

    Rossignol, “Kadınların başörtüsü takma konusunda özgür olduğunu belirtmek başka bir şey, özgürlüğün başörtüsünde olduğunu söylemek başka bir şey.” sözleriyle kampanyaya dair tepkisini dile getirdi.

    Avrupa Komisyonu: Kadınlar istediklerini giyebilmeli

    Fransa’daki siyasi tepkilerin ardından sosyal medya paylaşımları kaldırılsa da Avrupa Konseyi, iletilerin kaldırılmasının Fransa’nın müdahalesi neticesinde olduğunu teyit etmedi.

    Euronews’e konuşan bir Avrupa Konseyi sözcüsü, yaptığı açıklamada, söz konusu kampanyanın AB ile ortak bir projenin parçası olduğunu dile getirdi.

    Sözcü, projenin “çeşitlilik ve kapsayıcılık ihtiyacı konusunda farkındalık yaratmayı ve her türlü nefret söylemiyle mücadele etmeyi” amaçladığını aktardı.

    Sözcü, “Twit iletileri proje çalıştaylarından birinde bireysel katılımcılar tarafından yapılan açıklamaları yansıtıyor ve Avrupa Konseyi’nin veya Genel Sekreteri’nin [Marija Pejčinović Burić] görüşlerini temsil etmiyor. Kampanyanın daha iyi bir şekilde sunumunu düşünerek Twit paylaşımlarını kaldırdık.” diye konuştu.

    Projeye 340 bin euro katkıda bulunan Avrupa Komisyonu da kampanyada kullanılan görüntülere sahip çıkmadı.

    Bir AB Komisyonu sözcüsü, Brüksel’in görüntüleri “doğrulamadığını” ve nefret söylemiyle mücadelede “başka eylemlerin” dikkate alınması çağrısında bulunduklarını kaydetti.

    Sözcü açıklamasında, “Pozisyonumuz son derece açık: Kadınlar, yaşadıkları ülkenin yasalarına göre istediklerini giyebilmeli.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Taliban, duvar yazılarını dini sloganlarla değiştiriyor

    Taliban, duvar yazılarını dini sloganlarla değiştiriyor


    Afganistan’da kontrolü ele geçiren Taliban, duvar resimlerini silip yerine sloganlar yazarak ülkenin çehresini değiştiriyor.

    Başkent Kabil’de umut ve barış mesajları veren, sağlık hizmetlerini teşvik eden ve ülkenin gelişimine katkı sağlayan bazı yabancı kişilerin anısına çizilen resimlerin üzeri beyaz boya ile boyanarak bunun yerine dini içerikli sloganlar yazılıyor.

    Ayrıca kentteki bazı yüksek duvarlara Taliban liderlerinin konuşmalarından alıntılanan cümleler nakşediliyor.

    Ülkenin yönetim şeklini “Afganistan İslam Emirliği” olarak değiştiren Taliban, militanları aracılığıyla bu sisteme övgü içeren yazılar yazdırıyor.

    Afganistan’da devam eden savaşlar ve intihar saldırıları nedeniyle birçok kamu binasının önüne korunma amaçlı yüksek güvenlik duvarları konmuştu.

    Son yıllarda ressamlar ve aktivistler, bu duvarların üzerine barış içerikli yazılar yazıp resimler çiziyordu.

    Öte yandan birçok kadın kuaförü, Taliban’ın gelmesinin ardından dükkanlarının üzerinde çizili olan saç modeli resimlerini beyaza boyadı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Dua istiyorum’: Facebook, kullanıcıları için yeni özelliğini test ediyor

    ‘Dua istiyorum’: Facebook, kullanıcıları için yeni özelliğini test ediyor


    Sosyal paylaşım ağı Facebook, kullanıcılar arasında özellikle salgında artan “dua istekleri” için yeni bir özellik geliştirdi. Şirkete göre henüz ABD’de test aşamasındaki özellik sayesinde dua isteyenlerle talebe yanıt verenlerin daha rahat iletişim kurması planlanıyor. Temkinli yaklaşanlarsa, Facebook’un, insanların inançları üzerinden haklarında daha fazla bilgi toplayarak gelirine gelir ekleme peşinde olduğunu savunuyor.

    Facebook’un 2020 yıl sonu raporuna göre salgından dolayı evlere kapandığımız geçen sene yapılan canlı yayınların çoğunu toplu ibadetler oluşturdu. Dinle alakalı etkileşimlerin artması üzerine, 2017’den beri dini topluluklarla ilgilenen “inanç merkezli ortaklıklar” ekibi çalışmalarına hız verdi.

    “Dua isteme” özelliği, mayıs ayında başlatılan pilot uygulama kapsamında şu an için sadece Facebook’un inanç gruplarında deneniyor. Sayfa yöneticisinin izin vermesi halinde grup üyeleri diğer kullanıcıların duasını isteyebiliyor. Talebe yanıt verenler, beğeni butonuna benzer bir tuşa basarak “dua ettim” diyebiliyor. “Dua isteme” özelliğinin uygulamada olduğu gruplardan birini inceleyen Reuters haber ajansı, grup üyeleri arasında oğlunun ehliyet sınavından, kızının kırık kalbi için dua isteyenlere kadar çok çeşitli konular olduğunu yazdı.

    “Maksat inanç üzerinden para kazanmak”

    Dini toplum liderleri arasında Facebook’un yeni özelliğine sıcak bakanlar olsa da bazı kullanıcılar insanların inanç ve gizlilik özgürlüklerinin sosyal medya ağı tarafından suistimal edilebileceği uyarısında bulunuyor. Katolik Kadınlar Facebook Grubu üyelerinden Simcha Fisher, “Facebook yeni bir özellik getiriyorsa bunu para kazanmak için yapıyordur” diyerek bu endişeyi özetliyor.

    İnanç ortaklıklarıyla ilgilenen ekibin başkanı Nona Jones da dua ile ilgili paylaşımların, kullanıcılar hakkında veri toplayarak kişiselleştirilmiş reklamlar için kullanıldığını doğruladı. Jones’ın aktardıklarına göre her ne kadar veriler toplansa da “dua isteme” özelliği reklam verenlerin müşterileri doğrudan hedef alması için kullanılmayacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Papa Francis telefonda Filistin’i görüştü

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Papa Francis telefonda Filistin’i görüştü


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Papa Francis ile Filistin’i görüştü. Görüşmede Filistin’de bir vahşet yaşandığını belirten Erdoğan, İsrail’in saldırılarının muhatabının sadece Filistinliler değil tüm Müslümanlar, Hristiyanlar ve insanlık olduğunu ifade etti.

    İletişim Başkanlığından yapılan açıklamada, ‘Erdoğan’ın Mescid-i Aksa’ya ve Kutsal Kabir Kilisesi’ne erişimi engelleyen, ibadet özgürlüğünü kısıtlayan, Filistin topraklarında masum sivilleri katleden işgalci İsrail’in insanlık onurunu da çiğnediğini vurguladığı, İsrail’in müsebbibi olduğu bu vahşetin bölgesel güvenliği de tehdit ettiğini dile getirdiği’ belirtildi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘İsrail’in Kudüs’ün statüsünü de ihlal eden hukuksuz ve insanlık dışı uygulamalarına bir an evvel son verilmesi, kutsallara saldırmakta beis görmeyen işgalci İsrail karşısında tüm insanlığın birlik olması gerektiğini’ belirtti.

    “Güvenlik Konseyi gereken sorumluluk bilincini sergileyemedi”

    Uluslararası camianın İsrail’e hak ettiği caydırıcı tepkiyi ve dersi vermesi ve bu yönde somut adımlar atması gerektiğini belirten Erdoğan, Türkiye olarak tüm gayretlerini bu noktaya teksif ettiklerini, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere ilgili tüm uluslararası platformlarda yoğun bir diplomasi faaliyeti yürüttüklerini, ancak Güvenlik Konseyi’nin gereken sorumluluk bilincini sergileyemediğini dile getirdi.

    “Uluslararası camianın insanlık suçu işleyen İsrail’i gereken yaptırımlarla cezalandırmadığı müddetçe Filistinlilerin katliama uğramaya devam edeceğini” söyleyen Erdoğan, bu konuda Papa Francis’in vermeyi sürdüreceği mesaj ve tepkilerin Hristiyan dünyasını ve uluslararası toplumu harekete geçirmek bakımından önem taşıdığını belirtti.

    İsrail’in Gazze Şeridi’ne 10 Mayıs’tan bu yana düzenlediği saldırılarda 58’i çocuk, 197 kişi hayatını kaybetti, bin 235 kişi yaralandı.

    İsrail tarafında ise, biri çocuk toplam 10 kişi hayatını kaybetti. Hamas’ın şu ana kadar İsrail tarafına 3 binden fazla roket fırlattığı bildirildi.