Etiket: Diktatörlük

  • İspanya’da genel seçim: Franco’dan bu yana aşırı sağ ilk kez iktidara gelebilir

    İspanya’da genel seçim: Franco’dan bu yana aşırı sağ ilk kez iktidara gelebilir


    Kayıtlı 37,4 milyon seçmenin oy kullanacağı genel seçimlerde 350 milletvekilinin yanı sıra Senato’nun 265 sandalyesinin 208’inin yeni sahibi belli olacak.

    İspanya’da halk, gelecek dört yıl boyunca ülkeyi yönetecek merkezi hükümeti belirleyecek genel seçimler için oy vermeye başladı. 

    Seçimlerde Başbakan Pedro Sanchez liderliğindeki Sosyalist İşçi Partisi’nin (PSOE) iktidarı kaybetmesi ve diktatör Franco döneminden bu yana, yani 50 yıl aranın ardından aşırı sağın ilk kez koalisyon ortağı olması büyük bir ihtimal olarak görülüyor. 

    Kayıtlı 37,4 milyon seçmenin oy kullanacağı genel seçimlerde 350 milletvekilinin yanı sıra Senato’nun 265 sandalyesinin 208’inin yeni sahibi belli olacak. 

    Ancak katılımın yaz dönemi olması hasebiyle yüzde 70’lerde kalacağı öngörülüyor. 

    Oy verme işlemi yerel saatle sabah 09’da başladı ve çıkış anketlerinin açıklanacağı akşam 20.00’de sona erecek. 

    Uzmanlar, kazanan tarafın bir milyondan az oyla ya da parlamentoda 10’dan az sandalye sayısıyla belirlenmesinin beklendiğini belirtiyor.

    Sanchez, mayıs ayındaki yerel seçimlerde solun hezimete uğramasının ardından seçimleri erkene almıştı. 

    Siyaset bilimciler, “rakiplerini yanıltmak için oynadığı kumarın” ters tepebileceği ihtimalini göz ardı etmiyor.

    Kamuoyu yoklamaları seçimleri Alberto Nunez Feijoo öncülüğündeki ana muhalefetteki merkez sağ Halk Partisi’nin (PP) kazanacağını gösteriyor. 

    Ancak yeterli çoğunluğa ulaşamayacağı ve hükümeti kurmak için de Santiago Abascal liderliğindeki aşırı sağcı Vox ile koalisyon ortağı olması öngörülüyor. 

    Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde 1970’lerde Francisco Franco diktatörlüğünün sona ermesinden bu yana ilk kez aşırı sağcı bir parti hükümette yer almış olacak.

    İspanyollar tam tatil dönemi ve aşırı sıcaklar nedeniyle sandığa gitmeye karşı çıkıyordu. 

    Posta yoluyla oy kullanan seçmen sayısı ise 2,47 milyonu geçti. Bu, tüm zamanların rekor rakamı olarak kayıtlara geçti.

    Sonuçlar, Feijoo ya da Sanchez’in koalisyon hükümeti kurmak için yeterli sayıda küçük partinin desteğini alıp alamayacağına bağlı.

    Mevcut başbakanın azınlıktaki Sosyalist hükümeti halihazırda pazar günkü seçimlerde Sumar platformu altında yarışan aşırı solcu Unidas Podemos ile koalisyon halinde.

    Bu iki partinin oluşturduğu koalisyon, meclis azınlığıyla ülkeyi yönetiyor.

    Ötenazi, transseksüel hakları, kürtaj ve hayvan hakları konularında ilerici yasalar çıkaran PSOE, kampanyasında, seçmenlere anti-feminist, aile değerleri odaklı Vox’un bir sonraki hükümetin parçası olması halinde tüm bu hakların geri alınabileceği uyarısında bulundu. 

    Ülkede yeni hükümetin kurulması, haftalar ya da aylar sürebilecek ve hatta yeni seçimlerle sonuçlanabilecek oldukça karmaşık müzakere sürecine bağlı.

    Bu tür bir belirsizlik, halihazırda Avrupa Birliği’nin altı aylık dönem başkanlığını yürüten Madrid’in etkinliğini ve AB Covid kurtarma fonlarını harcamasını olumsuz etkileyebilir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Güney Kore’de darbe ile yönetimi alan Chun Doo-hwan 90 yaşında hayatını kaybetti

    Güney Kore’de darbe ile yönetimi alan Chun Doo-hwan 90 yaşında hayatını kaybetti


    Güney Kore’de 1979’da darbe yapan diktatör Chun Doo-hwan, 90 yaşında hayatını kaybetti.

    Polis ve sağlık yetkilileri, son zamanlarda alzaymır ve kan kanseriyle mücadele eden eski diktatör Chun’un, başkent Seul’deki evinde kalp krizi nedeniyle hayatını kaybettiğini açıkladı.

    Chun, 1979 yılında darbeyle iktidarı ele geçirdikten sonra demokrasi yanlılarını sert bir şekilde bastırmış ve daha sonra yönetimdeyken işlediği suçlar nedeniyle hapse konulmuştu.

    Güney Kore’yi 1960’lı ve 1970’li yıllarda yöneten diktatör Park Chung-hee’nin ölümünün ardından 12 Aralık 1979’da General Chun Doo-hwan askeri darbeyle iktidara gelmişti.

    Chun’un yönetimindeki ordu, Guwangju kentinde demokrasi talebiyle mayıs ayında başlayan kitlesel gösterileri şiddetle bastırma yoluna gitmişti. Olaylar sırasında askeri helikopterlerden göstericilere ateş açılmış, müdahalede 200’den fazla kişi yaşamını yitirmiş, 1800’e yakın kişi yaralanmıştı.

    General Chun, 1996’da vatana ihanet ve diğer suçlardan mahkum edilmiş, 1997 yılında affedilmişti. Chun, 2017’de yayımladığı anılarında askerlere, göstericilere ateş emri verdiği suçlamasını reddetmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Belarus lideri Lukaşenko: Ben diktatör değilim, muhalefet darbe yapmayı planlıyordu

    Belarus lideri Lukaşenko: Ben diktatör değilim, muhalefet darbe yapmayı planlıyordu


    Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, geçen yılki tartışmalı seçimlerinden sonra kitlesel protestolar düzenleyen muhalefeti darbe planlamakla suçladı.

    “Diktatör değilim, makul bir insanım” diyen Lukaşenko, önceliğinin Belarus’un “güvenliğini ve emniyetini” sağlamak olduğunu söyledi.

    Geçen yıl şaibeli olduğu iddia edilen seçimlerde, 6’ncı kez cumhurbaşkanlığı görevine gelen Lukaşenko, seçimlerin birinci yıl dönümü için yıllık basın toplantısını düzenledi.

    27 yıldır ülkeyi otoriter bir şekilde yönetmekle eleştirilen Belaruslu lider, seçimlerin batılı ülkelerin iddia ettiğinin aksine kurallara uygun bir şekilde yapıldığını, muhalefetin de bu süreçte darbe yapmaya çalıştığını öne sürdü.

    Lukaşenko konuşmasında, “Son seçimi tam şeffaflık ve siyasi hayatın demokratikleşmesi koşullarında hazırladık ve yaptık. Bazılar adil seçime hazırlanırken, bazıları da darbe yapma projesindeydi” diyerek muhalefeti işaret etti.

    On binlerce kişiye tutuklama, muhaliflere işkence

    Belarus’ta, Lukaşenko’nun yeniden seçilmesinin ardından aylarca süren protestolarda yüz binlerce gösterici Lukaşenko’nun istifasını istedi.

    Eylemlerin kontrolden çıkmasından endişelen Belarus makamları, protestolarda 35 binden fazla kişiyi tutuklattı. Ayrıca birçok muhalif, gözaltı sırasında ciddi boyutta işkence uygulandığını ileri sürdü. Muhalefetin önde gelen isimleri hapse atıldı ya da ülkeyi terk etmeye zorlandı.

    Lukaşenko, muhaliflerini yabancı ajan olmakla, ABD ve müttefiklerini de hükümeti devirmek için komplo kurmakla suçladı.

    Yetkililer, son haftalarda yüzlerce baskınla bağımsız gazetecileri ve demokrasi eylemcilerini hedef alarak muhaliflere yönelik baskılarını artırdı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***