Etiket: Dijital

  • Ant kitaplarından üçü daha dijitalde

    Ant kitaplarından üçü daha dijitalde


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sahaflar dijitalleşmeye yenik düştü: ‘Biz kitabından vazgeçen ile kitabı arayan arasında köprüyüz’

    Sahaflar dijitalleşmeye yenik düştü: ‘Biz kitabından vazgeçen ile kitabı arayan arasında köprüyüz’


    Beyoğlu’nun tarihi simgelerinden Emek Sineması, Lale Plak, İnci Pastanesi, Robinson Crusoe’dan sonra Denizler Kitabevi de ekonomik nedenlerden ötürü İstiklal Caddesi’ndeki 21 yıllık dükkanını kapattı…

    İstiklal’in arka sokaklarında yeni bir sahaf dükkanı ile okuyucularıyla yeniden buluşmaya hazırlanan Denizler Kitabevi, pandemi ve dijitalleşme nedeniyle ekonomik zorluklar yaşayan tek sahaf değil.

    Beyoğlu’ndaki kitapseverlerin uğrak noktalarından Aslıhan Sahaf Çarşısı da şu günlerde en sessiz zamanlarını yaşıyor.

    Covid-19 salgınında uzunca bir süre kapalı olan çarşı açıldıktan sonra da eski günlerine dönememiş.

    Pandemide maddi olarak desteklenmediklerini anlatan Ayça Kitabevi sahibi sahaf İsmail İlbey, okuyucunun internet üzerinden kitap satan büyük şirketlere daha fazla yönelmesiyle zorlukların giderek arttığını anlatıyor.

    Çarşıya ilk gelenlerden olan Ayça Kitabevi sahibi sahaf İsmail İlbey, mesleğini ”Biz kitabından vazgeçen ile kitabı arayan arasında bir köprüyüz” sözleriyle tarif ediyor.

    Ama bu köprü olma hali son zamanlarda daha çok internet üzerinden satış ve dağıtım yapan kitapçılara kalmış. Her ne kadar hala kitap kokusunu almak için dükkan dükkan dolaşanlar varsa da bu sayı giderek azalıyor. Ve okuyucu kitap almak için sahaflar yerine internet kitapçılarını tercih ediyor.

    Euronews’e konuşan bazı sahaflar internet kitapçılığı nedeniyle kitabevleri ve sahaf dükkanlarındaki satışların eskisi gibi olmamasından şikayetçi. Bazıları ise dijitalleşmeye geçen sahafların bir şekilde ayakta kalabildiğini söylüyor.

    Ayakta kalamayanların bir kısmı ise tıpkı Beyazıt Sahaflar Çarşısı’ndaki pek çok dükkan gibi tezgahını yeni kitaplarla doldurmak zorunda kaldı…

    15. yy’dan günümüze kadar uzanan bir geçmişe sahip olan Beyazıt Sahaflar Çarşısı’ndaki pek çok sahaf dükkanında, az bulunan kitaplar yerine test ve ders kitapları var.

    1955 yılında Çarşı’ya gelen İstanbul Sahhaflar Çarşısı Derneği Başkanı Adil Sarmusak da bunun bir mecburiyet olduğunu dile getiriyor.

    Sarmusak’a göre eski kitapları okuyabilen ve anlayabilen okurun azalması ve de internetin insan hayatında daha fazla yer edinmesiyle sahaflara olan ilgi azaldı.

    Peki pandemi ve dijitalleşmenin getirdikleri zorluklarla baş etmeye çalışan İstanbul’un sahafları ne istiyor? Sahaflık kültürü yeniden nasıl eski haline döner?

    İstanbul’un sahafları euronews’e anlattı; soruların yanıtı video haberimizde…

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • OnlyFans müstehcen içeriği yasaklama kararından geri adım attı

    OnlyFans müstehcen içeriği yasaklama kararından geri adım attı


    Yetişkinler için içerik sunan çevirimiçi abonelik platformu OnlyFans, cinsel içerikli paylaşımları yasaklama kararından geri adım attı.

    OnlyFans sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, abonesi olan farklı yaratıcı gruplara desteği sürdürmek için gerekli güvenceleri sağladıklarını ve 1 Ekim’de başlaması planlanan politika değişikliğinin askıya alındığını duyurdu.

    Şirket bir başka paylaşımda ise abonelerine e-posta aracılığıyla resmi bir bildirimde bulunacaklarını da belirtti.

    Londra merkezli şirket hafta başında bankacılık ortaklarının ve ödeme şirketlerinin talebi doğrultusunda yasaklama kararı aldığını duyurmuştu.

    2016’da kurulan ve Covid-19 salgını ile daha da popülerlik kazanan platformun kullanıcı sayısı 130 milyonu aştı. “Ücretli porno Instagram’ı” olarak bilinen OnlyFans, içerik üreticiler tarafından paylaşılan özel içeriğe abonelik imkanı sunarak “üreticiler ile hayranları arasındaki ilişkide devrim yaratan” bir platform olarak tanımlıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Dua istiyorum’: Facebook, kullanıcıları için yeni özelliğini test ediyor

    ‘Dua istiyorum’: Facebook, kullanıcıları için yeni özelliğini test ediyor


    Sosyal paylaşım ağı Facebook, kullanıcılar arasında özellikle salgında artan “dua istekleri” için yeni bir özellik geliştirdi. Şirkete göre henüz ABD’de test aşamasındaki özellik sayesinde dua isteyenlerle talebe yanıt verenlerin daha rahat iletişim kurması planlanıyor. Temkinli yaklaşanlarsa, Facebook’un, insanların inançları üzerinden haklarında daha fazla bilgi toplayarak gelirine gelir ekleme peşinde olduğunu savunuyor.

    Facebook’un 2020 yıl sonu raporuna göre salgından dolayı evlere kapandığımız geçen sene yapılan canlı yayınların çoğunu toplu ibadetler oluşturdu. Dinle alakalı etkileşimlerin artması üzerine, 2017’den beri dini topluluklarla ilgilenen “inanç merkezli ortaklıklar” ekibi çalışmalarına hız verdi.

    “Dua isteme” özelliği, mayıs ayında başlatılan pilot uygulama kapsamında şu an için sadece Facebook’un inanç gruplarında deneniyor. Sayfa yöneticisinin izin vermesi halinde grup üyeleri diğer kullanıcıların duasını isteyebiliyor. Talebe yanıt verenler, beğeni butonuna benzer bir tuşa basarak “dua ettim” diyebiliyor. “Dua isteme” özelliğinin uygulamada olduğu gruplardan birini inceleyen Reuters haber ajansı, grup üyeleri arasında oğlunun ehliyet sınavından, kızının kırık kalbi için dua isteyenlere kadar çok çeşitli konular olduğunu yazdı.

    “Maksat inanç üzerinden para kazanmak”

    Dini toplum liderleri arasında Facebook’un yeni özelliğine sıcak bakanlar olsa da bazı kullanıcılar insanların inanç ve gizlilik özgürlüklerinin sosyal medya ağı tarafından suistimal edilebileceği uyarısında bulunuyor. Katolik Kadınlar Facebook Grubu üyelerinden Simcha Fisher, “Facebook yeni bir özellik getiriyorsa bunu para kazanmak için yapıyordur” diyerek bu endişeyi özetliyor.

    İnanç ortaklıklarıyla ilgilenen ekibin başkanı Nona Jones da dua ile ilgili paylaşımların, kullanıcılar hakkında veri toplayarak kişiselleştirilmiş reklamlar için kullanıldığını doğruladı. Jones’ın aktardıklarına göre her ne kadar veriler toplansa da “dua isteme” özelliği reklam verenlerin müşterileri doğrudan hedef alması için kullanılmayacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • IATA havayolu ulaşımında ‘travel pass’ı uygulamaya sokuyor; ‘dijital sağlık cüzdanı’ ne işe yarıyor?

    IATA havayolu ulaşımında ‘travel pass’ı uygulamaya sokuyor; ‘dijital sağlık cüzdanı’ ne işe yarıyor?


    Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), Covid-19 test sonuçları ve aşı sertifikaları bilgilerini içeren ‘Travel pass (Dijital sağlık cüzdanı)’ uygulamasının önümüzde birkaç hafta içinde kullanıma gireceğini duyurdu.

    İlk aşamada, bazı havayolları tarafından test edilen dijital seyahat kartı benzeri mobil uygulama, ilk olarak havalimanı check-in ve uçağa biniş aşamalarında yolcu taramasını kolaylaştırmak için tasarlandı.

    IATA, hava yolu ile seyahat edecekler için tasarlanan söz konusu mobil aplikasyonun, “oldukça olumlu sonuç” aldıklarını bildirdiği test aşamasını takiben önümüzdeki haftalarda kullanıma gireceğini duyurdu.

    THY de ‘travel pass’ı test etti

    British Airways gibi Türk Hava Yolları (THY) da uygulamayla test eden hava yolu şirketlerinden biri.

    “Önümüzdeki birkaç hafta içinde test modundan çıkacağız”

    Uygulamayı test etmek için yaklaşık 60 bin kişinin kayıt yaptırdığını belirten IATA Genel Müdürü Willie Walsh, çevrimiçi bir medya brifingi sırasında gazetecilere verdiği demeçte, “(Geri bildirimler) çok olumluydu. Önümüzdeki birkaç hafta içinde test modundan çıkmayı umuyoruz.” dedi.

    IATA, geçtiğimiz günlerde sosyal medyada yaptığı paylaşımda da uygulama hakkında bilgi verdi.

    Uygulama ne işe yarıyor, nasıl kullanılıyor?

    IATA Travel Pass seyahat cüzdanı ile pasaportunuzun dijital versiyonunu oluşturarak yurt dışı seyahatleriniz için gerekli olan sağlık belgelerini dijital olarak saklayabiliyorsunuz.

    Ayrıca gideceğiniz ülkenin sağlık gereksinimlerine göre uçuşa kabul doğrulamasını uygulama üzerinden yapabilirsiniz.

    Uygulamayı kullanmak için ise önce akıllı telefonunuza indirmeniz gerekiyor. Daha sonra ise kayıt kodunu girerek, pasaportunuzun dijital versiyonunu oluşturuyorsunuz.

    AP’den Dijital COVID sertifikasına onay

    Öte yandan Avrupa Parlamentosu, vatandaşların Birlik içerisinde kolayca seyahat etmelerini sağlamak için oluşturulan Dijital COVID sertifikasına ilişkin düzenlemeyi onayladı.

    Sertifika, dijital veya kağıt biçiminde vatandaşlara ücretsiz olarak temin ediliyor ve tüm sertifikalara QR kodları üzerinden erişilmesine de olanak tanınıyor.

  • Yunanistan, Meriç Nehri’nde göçmenlere karşı sınırını ‘ses bombası’ ile koruyacak

    Yunanistan, Meriç Nehri’nde göçmenlere karşı sınırını ‘ses bombası’ ile koruyacak


    Yunanistan sınır polisi Meriç Nehri üzerinden Türkiye’den yasadışı yollarla ülkeye geçmek isteyen göçmenleri durdurmak amacıyla yeni teknolojileri hayata geçiriyor.

    Yunanistan bu kapsamda Türkiye ile sınırına fiziksel ve yeni deneysel dijital bariyerler kuruyor. Covid-19 salgınının sakin aylarında test edilen sistem ile iki ülke arasındaki 200 kilometrelik sınırdan Avrupa Birliği’ne (AB) yasadışı yolardan göçmen girişinin engellenmesi hedefleniyor.

    Sınıra kurulacak otomatik gözetleme ağı ile nehirde ve karada görev yapan devriyelerin projektör ve uzun menzilli akustik cihazları kullanarak göçmenleri sınıra yaklaşmadan caydırması öngörülüyor. Sistemin yıl sonuna kadar hayata geçirilmesi planlanıyor.

    Çelik duvardan ses bombasına

    “Ses bombası” da denilen uzun menzilli akustik cihazlarla Türkiye sınırına doğru çok şiddetli ses yayılabilecek. Zırhlı br kamyona konulan televizyon büyüklüğündeki aletin ses ayarı jet motorunun gücü kadar yüksek seviyelere çıkarılabiliyor.

    Uzun menzilli kameralar, gece görüş ve çoklu sensörlerle donatılacak olan sınır gözetleme kulelerinden toplanan veriler yapay zeka analizleri yardımıyla şüpheli hareketlerin tespt edilebilmesi için kontrol merkezlerine gönderilecek.

    Yunanistan ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri ile Meksika sınırındakine benzer bir çelik duvar inşa ederek Meriç Nehri üzerinde sıklıkla kurulan yolların kapatılmasını amaçlıyor.

    Deneysel teknolojilerle dijital sınır kontrolü

    Avrupa çapındaki ünversitelerden araştırmacıların özel firmalarla ortak geliştirdiği fütüristik gözetleme ve doğrulama yöntemleri Yunanistan sınırlarındaki bir düzine projede test edildi.

    Bu kapsamda yapay zeka ile güçlendirilmiş yalan makinası ve sanal sınır koruma mülakat robotları üzerinde denemeler yapıldı. Uydu verilerinin hava, kara, deniz ve denizaltında insansız hava araçlarıyla çekilen görüntülerle birleştirilmesi denendi.

    Kişiye özel damar şeklinin tespitiyle biyometrik kimlik tanımlama için kayıt tutan avuç tarayıcılar geliştirildi.

    Canlı kayıt kameralarını yeniden yapılandırılan teknolojiler sayesinde çevredeki yaprak, ağaç, çalı ve bitkilerin sanal olarak silinerek arkasına saklanan göçmenlerin tespiti üzerinde çalışılıyor.

    AB’nin 2015-2016 göçmen krizi sonrasında güvenlik teknoloj araştırmalarına 3 milyon eurolu bir bütçe ayırdı. Geliştirilen sisteler Türkiye-Yunanistan sınırının yanı sıra Macaristan, Letonya ve AB’nin doğu sınırlarında test edildi.

  • Avrupa Birliği aşı pasaportu üzerinde anlaştı: ‘AB Dijital Covid Sertifikası’nı kim kullanabilecek?

    Avrupa Birliği aşı pasaportu üzerinde anlaştı: ‘AB Dijital Covid Sertifikası’nı kim kullanabilecek?


    Avrupa Birliği (AB), aşı pasaportu olarak bilinen “AB Dijital Covid Sertifikası” üzerinde anlaşma sağladı. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB Komisyonu, AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu (AP) arasında yürütülen müzakerelerde uzlaşıya varıldığını açıkladı.

    AB Dijital Covid Sertifikası ilk olarak planlanan ‘dijital yeşil sertifika’dan farklı olarak kart halinde taşınabilecek ve üzerinde QR kodu bulunacak.

    Sertifikayı kimler alabilecek?

    Avrupa Birliği’nde turistlerin ve iş insanlarının yaz aylarında seyahat etmesini sağlayacak belge, Covid-19 ile ilgili aşılanmaları, testleri ve hastalığı geçirenlerin iyileştiklerine dair bilgileri içerecek.

    Bu üç bilgiden birine sahip Avrupa Birliği vatandaşları aşı pasaportunu alma hakkına sahip olacak. Ayrıca iki dozluk aşılardan henüz ilkini vurulmuş olan kişiler de oldukları aşının Avrupa İlaç Ajansı’nın aşı listesinde bulunduğu takdirde yine geçiş kartını alma hakkına sahip olacak. Pfizer-BioNTech, Moderna, AstraZeneca ve Janssen (Johnson & Johnson) ajansın onay verdiği dört aşı olma özelliğine sahip. AB ülkeleri, diğer aşıları kabul edip etmeyeceklerine kendileri karar verecek.

    Ücretsiz olacak aşı sertifikası tüm AB ülkeleriyle İzlanda, Lihtenştayn, Norveç ve İsviçre’de geçerli olacak. Sertifika AB vatandaşlarına, hangi ülkenin vatandaşı olduğuna bakılmaksızın ailelerine, ayrıca AB’de ikamet eden ancak AB vatandaşı olmayan kişiler ile diğer AB ülkelerine seyahat hakkı bulunan ziyaretçilere verilebilecek.

    Ayrıca AB Komisyonu, Covid-19 testlerinin uygun fiyatlı olması için acil destek mekanizmasından 100 milyon euroluk kaynak aktaracak.

    Sertifika ile AB’de bu yaz yolculuk yapılabilecek mi?

    Uzlaşıya göre AB üyesi ülkeler, sertifika yürürlüğe girdikten sonra ek test veya karantina gibi seyahat kısıtlamalarından kaçınacak.

    Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin bu kartı taşıyan kişileri kabul etmemesi için tek durum kamu sağlığını koruma olacak. Avrupa Hastalıkları Kontrol ve Önleme Merkezi’nin verilerine göre bir üye devlette sağlık şartlarının kötüleşmesi durumunda, hükümetler 48 saat içinde Avrupa Komisyonu ve üye devletlere olağan dışı tedbirler alınacağı konusunda bilgilendirmede bulunacak.

    İlk etapta bir yıl boyunca geçerli olacak belge, yolculuk yapmak için öncelikli bir şart olmayacak ve pasaport yerine de kullanılamayacak.

    Bu aşamadan sonra, sertifika düzenlemesinin yürürlüğe girmesi için AP Genel Kurulu ve üye ülkeler tarafından onaylanması gerekiyor. Bu sürecin 1 Temmuz’a kadar tamamlanması bekleniyor.

  • Küresel Tartışmalar: Margrethe Vestager, AB’nin ‘küresel veri savaşındaki’ konumunu anlattı

    Küresel Tartışmalar: Margrethe Vestager, AB’nin ‘küresel veri savaşındaki’ konumunu anlattı


    Dünyadaki teknoloji şirketlerinin en güçlü düzenleyicisi olarak bilinen, dijital işlerden sorumlu AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager Küresel Tartışmalar programına katıldı.

    Birliğin Durumu etkinliğinin bir parçası olarak Floransa’daki Avrupa Üniversite Enstitüsü ile ortaklaşa düzenlenen röportaj “küresel veri savaşını” konu alıyor.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Komiser Vestager, bize katıldığınız için çok teşekkürler. Sizi aramızda görmek çok güzel.

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Davetiniz için teşekkür ederim. Burada olmak çok güzel.

    Sanırım daha önce de söylediğim gibi, veri teknolojisi petrolden çok daha iyi, çünkü tamamen yenilenebilir bir kaynak. Her zaman oluşturulabilir ve kullanılabilir. Dolayısıyla, yenilenebilir enerji ve döngüsel ekonomi modeli, AB olarak başarmak istediğimiz önemli konuların başında geliyor.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Tamam, peki o zaman konuyu daha fazla uzatmadan sorulara geçelim. Bu tartışma programının odak noktası veriler için yürütülen “küresel savaş”. Yani ilk sorum şu, Avrupa Birliği bu mücadelede yer alıyor mu? Alıyorsa, bu mücadelenin neresinde ve bunun nereye varacağını öngörüyor?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Öncelikle size şunu ifade edebilirim, şu an bile her yerde yeni veriler yaratılıyor, Avrupa aslında o kadar büyük endüstriyel bir kıta ki, hayatımızın her bir bölümü dijitalleştiriliyor. Elektrik şebekelerimizde olsun, ulaşımda olsun, tarımda veya sağlık sistemimizde olsun bu artık her alan için geçerli. Her zaman veriler toplanıyor ve kullanılıyor. Bu veriler de daha kaliteli, inovasyona dayalı işler yapmamıza imkan sağlıyor. Veriler sayesinde daha güçlü ve etkin işletmeler kurabiliriz. Aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadelede de büyük bir rol oynuyor.

    Hayatımızın her alanını kaplayan veriler bu yüzden çok önemli. Sizin de dediğiniz gibi, bu küresel bir mesele çünkü aynı zamanda hem sistemik ve ekonomik rekabet var, hem de bu gezegende ortaklığın önemli olduğu jeopolitik bir düzendeyiz. Bizi bekleyen de bu verilerin hem pratik uygulaması hem de buna uygun mevzuatı oluşturmak.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Evet, önümüzde uzun bir yol var ve tabii ki siz zaten başladınız. Ama ABD ve Çin’e bakarsanız, bu alanda çok hızlı bir şekilde gelişiyorlar, mesela Çin çok daha agresif. Avrupa Birliği, bu ülkelere ne zaman yetişecek? Demek istediğim, AB’nin veri birliği projesi kağıt üzerinde çok güzel görünüyor, ama şu an bu proje biraz soyut geliyor.

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Aslında, Avrupa’yı bu alanda küçümsememek gerçekten önemli çünkü halihazırda en fazla patent Avrupa’dan çıkıyor, ayrıca çok canlı bir inovasyon topluluğumuz var. Ve bence Avrupa’nın geride kaldığını söylemek yanlış olur. Verilerin gerçekten fark yarattığı bu yeni büyük dijitalleşme sürecinde yer almak oldukça önemli, bu aslında internet aramalarında veya alışverişten gelen verilerden çok daha fazlasını kapsıyor.

    Söz konusu veriler dünyanın gerçekte nasıl işlediğiyle ilgili. Bu nedenle önümüzde duran asıl zorluk, verilerin daha iyi bir şekilde stoklanmasını, paylaşılmasını ve kullanılmasını sağlamak. Ve tam da bu konuda, özellikle bir şeyler yapmamız gerekiyor. Çünkü sadece büyük şirketler değil, çok sayıda küçük ve orta ölçekli işletmelerin bunun bir parçası olması gerekiyor. Daha küçük işletmelerin hem kendi verilerini hem de farklı seviyedeki verileri kullanmasına engeller olmaması gerekiyor. Büyük şirketler bu verilere daha kolay erişiyor. Bu yüzden, elbette, özellikle Avrupa ekonomik tablosuna uygun şeyler yapmalı ve bundan en iyi şekilde yararlanmalıyız.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Peki iş dünyası bu durumu nasıl değerlendiriyor? Bu konuda oldukça isteksiz gibiler, verileri paylaşmaya teşvik etmek için ne yapmayı düşünüyorsunuz?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Doğru. Sanırım verileri paylaşma konusunda isteksiz olmalarının nedenlerinden biri de biliyorsunuz, onlara her zaman bir altın madeni üzerinde oturdukları söyleniyor. Şu an bu verileri kullanmayabilirler, ama doğal olarak eğer gerçekten altın üzerinde oturuyorlarsa, “bunu neden paylaşalım” diye düşünüyorlardır. Ve bence hukuki olarak ortada ciddi bir eksikliği var, sözleşmeler de hiç açık değil. Buna karşı da “veri alanları” dediğimiz bir proje üzerinde çalışıyoruz.

    Böylece bir işletme sahibi olsam, verilerimi bu veri alanına koyarım ve aynı zamanda ihtiyacım olan başka verilere erişebilirim, önemli olan da bu işlemi güvenli bir şekilde yapabilmek.

    Birçok alanda bunu yapıyoruz bile. Şu anda en güncel olanı elbette sağlık alanındaki veri tabanları, çünkü Covid-19 salgını döneminde sağlık verilerini, molekülleri analiz etmenin, hatta virüs hakkındaki verilerin incelenmesinin ne kadar önemli olduğunu gördük. Ve elbette bu, aşıların nasıl çalıştığına dair verileri de kapsıyor. Tabii ki, bu aynı zamanda verilerin nasıl işlendiği konusunu da gündeme getiriyor. Dolayısıyla bu veri alanlarını oluşturmak, bütün şirketlerin işlerini geliştirmek ve iş modellerini dijital ekonomiye çok daha fazla güvenecek şekilde geliştirmek gelecek için oldukça önemli bir konu.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Geçen kasım ayında “Veri Yönetişimi Yasa” tasarısını sundunuz. Aslında baktığımızda bu yasa, büyük teknoloji şirketlerinin işleyişi ve verileri paylaşmasına karşı alternatif olarak AB’nin ilk ciddi adımı. Bize bu konudaki endişeleriniz ve büyük teknoloji şirketleriyle şimdiye kadarki deneyimlerinizi paylaşabilir misiniz?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Aslında söylediğiniz şey, insanların verileri paylaşmak zorunda olmadıkları bir model bulmak için çok önemli bir nokta, fakat bunu yapmak istiyorlarsa, bunu şeffaf olacak şekilde yapabilmeleri gerekiyor. Veri Yönetişimi Yasası’ndaki şeylerden biri de, verileri almak için tarafsız bir ortağınız olması ve aynı zamanda verilerin başkaları tarafından kullanılmasını sağlamak için aracılar kurmaya yönelik bir tür şablon.

    Bu yasa ile elbette, farklı ve daha dinamik bir model sunmayı planlıyoruz. Bu model ile çok daha fazla kişi ve şirket veri ekonomisine katılabilecek. Çünkü bugün bu verilere olan erişimin zorluğu karşısında büyük teknoloji şirketleri her zaman daha fazla veri biriktirdikleri için rekabet avantajı elde ediyor. Biliyorsunuz ne kadar veriye ulaşabilirseniz, müşterilerden gelen talep kalıplarının ne olacağını daha iyi öngörebilirsiniz.

    Ne yazık ki, bazı büyük teknoloji şirketlerinin verileri gerçekten rekabet kurallarına uygun olmayan bir şekilde kullandıklarını görüyoruz. Mesela Amazon sitesinin verilerinin Amazon mağazalarına aktarıldığına dair ön sonuçlarına sahibiz, diğer ticaret aktörleri Amazon gibi aynı düzeyde yüksek kaliteli verilere erişemiyorlar. Bu durum haksız rekabet sorununa yol açıyor, Amazon mağazaları perakende satış için benzeri görülmemiş bir fayda sağlayan verilere ulaşıyor. Bu nedenle, tabii ki, daha sonra gelecek olan mevzuat, yani Veri Yönetişim Yasası, veri ekonomisinin faydalarının gerçekten geniş çapta yayıldığından emin olmak için daha adil bir rekabet ortamı oluşturmayı hedefliyor.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Yakında yürürlüğe girecek olan veri kanunundan bahsettiniz. Birazdan bu konuyu daha detaylı olarak konuşacağız. Ama önce burada büyük hatta dev teknoloji şirketlerinden bahsetmek istiyorum. Facebook ve Google gibi şirketler, son birkaç yıldır verilerimizi topluyor ve ekonomik olarak faydalanıyor. Öyleyse, bu yıl çıkması beklenen Veri Yönetişimi Yasası bu duruma son vermeyi mi amaçlıyor? Bu nasıl olacak?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Her şeyden önce bu yasa verilerin yönetimi için farklı bir model sunmayı amaçlıyor. Aslında bir süredir bu devam ediyor, ayrıca kişisel veriler olsun veya olmasın, toplumumuzda kendi verilerimizle gerçekten ilgilenmemiz için neyin gerekli olduğuna dair bir tür uyanış olduğunu düşünüyorum. Örneğin, akılı telefonlardaki uygulamalar kullanıcılara artık uygulamanın aktif olmadığı zamanlar için telefonunuzdaki verilerin kullanımı için izin istemek zorunda. Bunu da kabul etmek zorunda değilsiniz. Verilerin nasıl toplandığına dair insanlara somut bir örnek veriyor.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Büyük teknoloji şirketlerinden tekliflerinize nasıl bir tepki geldi?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Bu şirketlerden henüz bir tepki almadık. Bunun için daha çok erken. Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’ndeki müzakere toplantılarının başlangıcında genellikle oldukça olumlu bir yaklaşım olduğunu söyleyebilirim. Fakat bana göre, düzenlemenin daha az müdahaleci olması ve pazarın daha açık olması için çaba sarf ediliyor.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Avrupa Parlamentosu milletvekilleri de Veri Yönetişimi Yasasını inceliyor. Milletvekilleri her zaman mahremiyet, şeffaflık ve temel haklara saygı duyulmasını gerektiğini vurguladı. Peki bu dengeyi nasıl yakalamayı düşünüyorsunuz?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Öncelikle, müzakerelerin çevrimiçi olmaması gerektiğini düşünüyorum, ancak temelleri burada paylaşıyoruz çünkü Avrupa modelinin asıl amacı, aslında tüm konuşmalarımızda vurguladığımız bir tür değerler çizgisini günlük hayatta uygulamamız gerekiyor. Aksi halde bugüne kadar söylenenler ve yapılan konuşmalar, temelde geçersiz kalacaktır.

    Öyleyse, buradaki önemli olan mevzu, insanların haklarını kullanmasını sağlamak ve aynı zamanda verinin üretebileceklerini en iyi şekilde ekonomimizde kullanmak. Ancak bu şekilde bir denge kurmuş oluruz. Ayrıca farklı veri türleri arasında ayrım yapmamız da gerekiyor.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Avrupa Komisyonu adına veriler hakkındaki pozisyonunuzu aktardınız, teorik olarak anlattığınız gibi olsa da sahada durumun farklı işleyebildiğini görüyoruz. Bu da beni bir sonraki soruma yönlendiriyor, bu da Veri Koruma Yasası’nın uygulanmasıyla ilgili. Bu yasayı uygulamak elbette üye devletlerin ulusal makamlarına kalacaktır, ancak daha önce mesela AB ülkelerinin Gayri safi yurt içi hasıla kurallarını gerektiği gibi uygulanamadığına tanık olduk. Peki veri koruma yasasının da aynı durumda olmayacağından nasıl emin olabiliriz?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Aslında, gizlilik haklarımızın uygulanması söz konusu olduğunda üye ülkeler arasında bir takım farklılıklar olduğunu biliyoruz. Gerçekten de bunu çok yakından takip ediyoruz, halihazırda Avrupa Veri Koruma Kurulu ile çok yakın çalışmamız sürüyor. AB ve üye devletler uygulamaların olabildiğince hızlı paylaşılması ve mahremiyet hakları konusundaki hakların aynı şekilde mevzuata geçirilmesi için büyük çaba sarf ediyor.

    Bu düzenleme yeni olduğu için, neredeyse üç yıl öncesine kadar olduğunu düşünüyorum, uygulama aşamasında hala yapmamız gereken işler var fakat bu konuda oldukça umutluyum. Önerdiğimiz yasanın nihayetinde mecliste ve konseyde geçmesini ve aynı zamanda uygulanabilir olabileceğinden gerçekten emin olmamız gerekiyor. Tabi daha önceki yasalarda olduğunu gibi bugüne kadar edilen çabanın boşa çıkmaması, yasanın gerçek hayatta uygulanabilir olmasına özenle dikkat ettik.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Veriler, yapay zekanın geliştirilmesi için oldukça önemli bir kaynak. Birkaç hafta önce bu konuyu Euronews’de değerlendirmiştiniz. Avrupa çapında bir yapay zeka düzenlemesi için önerinizi ortaya koydunuz. Sanırım üç yıl önce başlatılan bir çalışmaydı. Bu alandaki aktörlerin geneli bu haberi memnuniyetle karşıladı, ancak bazıları bazı noktaların belirsiz kaldığını ve düzenlemenin boşluklar içerebileceği yönünde eleştirilerde bulundu. Peki bugün bu eleştirilere ne cevap vermek istersiniz?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Bu gerçekten önemli bir tartışma, yasal bir önerideki tanımlar… bu tabloya sahip olanların aynı anlayışa sahip olduğunu ve onu kullananlar bunun mantıklı olduğunu görebilir. Böylece eğer bir gün yargı önünde itiraz edilirse, mahkemenin vereceği karar yolun sonuna gelmeden karşılaşabileceğimiz sürprizleri ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

    Yapay zekanın ne olduğuna dair geleceğe dair kanıtlanmış bir tanım yapmak için epey çaba gösterdik, çünkü bu bir teknoloji grubu.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    İzleyicilerimize, bu tür veri merkezli toplumların ve yapay zekanın gelişiminin günlük yaşamlarına neler getirebileceğini anlatabilir misiniz?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Bu konuda gerçekten çok heyecanlıyım. Örneğin, yapay zeka kanser teşhisi için, doktorun kanınız üzerinde yapılabileceği birçok testi çok daha ayrıntılı bir şekilde analiz etmesine yardımcı olabiliyor. Yapay zeka sayesinde daha sağlıklı ve daha hızlı sonuçlar elde etmeniz mümkün. Böylelikle tedaviye ihtiyacınızın olup olmadığını hemen anlayabilirsiniz. Bu sağlık teknolojisi açısından çok umut verici bir gelişme.

    Kendinizi iklim değişikliğinin etkilerine karşı kolayca koruyabilmeniz için suyun nasıl akacağını, suyu nasıl yönlendireceğiniz konusunda da yardımcı oluyor. Yapay zeka sayesinde, toprağın kalitesine, hava koşullarına bağlı olarak tarımda gübre veya pestisit nasıl kullanılır biliyoruz. Yapay zeka, çiftçinin gübre kullanımını en aza indirmesine ve ilaç kullanımını en aza indirmesine yardımcı olabilir. Artık herkes bunu biliyor, ama izlemek istediğini film veya dinlemek istediğiniz müzikleri bile bilebiliyor. Sonuç olarak yapay zeka hayatın bir parçası haline geldi, günlük yaşamda kullandığımız bir şeye daha kaliteli, hızlı bir şekilde kullanmaya yardımcı oluyor. Ve temelde yapay zeka şu an zaten çok kullandığımız bir teknoloji, ve bana göre gelecekte önemi daha artacak.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Daha önce kısaca Avrupa sağlık verileri alanı hakkında konuştunuz. Covid-19 pandemisi ile çok önemli ve gündemde olan bir konu. Özellikle bu dönemde hepimizin sağlığımıza daha çok dikkat etmeye başladık. Sağlık alanında yapılan veri çalışmaları ne zaman hayata geçebilecek?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Sanırım biraz daha zaman alacaktır. Sağlık verileri alanında çok daha spesifik olmalıyız çünkü sağlık verileri aynı zamanda en kişisel olan bilgileri içeriyor. Avrupalıların çoğunluğu aslında buna karşı çıktıklarını bilmek lazım. Çoğunluk ne amaçla olursa olsun sağlık verilerini paylaşmayı kabul etmiyor. Bu alanların şeklinin güvenli olduğuna insanların güvenebileceği yollar bulmak için üzerinde çalışmamız gereken bir şey. Böylece bu verileri daha iyi tedaviler, ve daha kesin analiz sonuçları elde etmek için kullanabiliriz. Örneğin Covid-19 salgını, Avrupa sağlık sistemleri en önemli verilerini paylaştı. Daha önce bilmediğimiz bir virüs üzerinde en hızlı şekilde bilgiye ihtiyacımız var. Bu nedenle, bunu bilen herkes için dahili olarak çalışırken çok dikkatliyiz. Bu yüzden bu projenin hayata geçmesi birkaç ay daha alabilir.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Küresel veri savaşı kapsamında, mevzuat ve politika alanında mirasınızın ne olmasını istiyorsunuz? Görevinizden ayrılmadan hangi düzenlemelerin kalıcı olarak Avrupalıların hayatını girmesini istiyorsunuz?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Burada hala üç buçuk yılım var, ve bırakacağım mirastan çok, burada yapmam gereken işlere odaklanmam gerekiyor.

    Ancak buradaki görevimiz ile, Avrupa halkına piyasaların aslında onlara hizmet ettiğine, teknolojinin onlara insan olarak hizmet ettiğine dair güven vermemiz gerekiyor. Çünkü bu, her birimizin bütünlüğü ve saygınlığı olan bir demokrasinin odak noktası. Başlangıç noktası budur. Ve temelde her gün sabah kalktığımda düşündüğüm şey de bu, çünkü bence toplumumuzun özü bu. Ve teknoloji bunu bilmeli ve pazar da bilmeli ki, bizler hammadde ya da ürün değiliz. İnsanlar hem pazarın hem de teknolojinin merkezinde yer almalı diye düşünüyorum.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager programımız için zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

  • Merkez Bankası dijital para birimleri ile kriptopara arasındaki farklar neler?

    Merkez Bankası dijital para birimleri ile kriptopara arasındaki farklar neler?


    Karayipler ve Bahamalar’dan Çin ve İngiltere Merkez Bankası’na dünyadaki büyük küçük neredeyse tüm merkez bankaları geleneksel para birimleriyle ilgili giderek yükselen tehditlerle mücadele edebilmek ve daha kolay ödeme sistemleri geliştirmek için dijital para konusunda büyük bir çaba sarfediyor.

    Kriptoparaların dünya genelinde çok hızlı bir şekilde yaygınlaşmasından endişe duyan merkez bankaları bir yandan dijital para birimleriyle ilgili araştırmalarını sürdürürken bir yandan da denemeler yapıyor.

    Peki Merkez Bankası Dijital Para Birimi tam olarak nedir?

    Merkez Bankası Dijital Para Birimi (CBDC) temelde elektronik para anlamına geliyor.

    Geleneksel nakit paralarda olduğu gibi bunu elinde bulunduran kişi merkez bankasının taahhüdüne sahip olmuş oluyor. Yine bununla elektronik ödemeler ve transferler yapılabilecek.

    Normalde merkez bankasının bastığı nakit para dışındaki varlıklarına erişim sadece banka gibi finansal kuruluşların sahip olduğu bir imtiyazdı.

    Kredi ve banka kartları ile zaten elektronik para kullanılmıyor muydu?

    Kredi kartı, banka kartı ve ödeme aplikasyonları ile yapılan işlemler de aslında bir çeşit elektronik para kullanımı.

    Fakat bunu ticari bankalar, merkez bankalarının basmış olduğu paraları kendi hesaplarına yükleyerek gerçekleştiriyor.

    Buradaki fark bankaların dijital paralarının CBDC’ler gibi risksiz olmaması.

    Bankaların iflas etmesi halinde buradaki hesaplarda tuttuğunuz birikimlerini kaybetme riski bulunuyor. Devletler bu paraları belli bir miktarına kadarını garanti ediyor.

    Merkez Bankaları neden bu kadar ilgili?

    İlk olarak merkez bankaları para arzı ve ödeme sistemleri üzerindeki kontrollerini kaybetmekten korkuyorlar. Bitcoin, Ethereum gibi kriptoparalar merkez bankalarının kontrolü dışında işlediği için geleneksel finans sistemi için büyük bir endişe kaynağı teşkil ediyor.

    Herhangi bir merkezi bir organ ya da devlet kuruluşu tarafından kontrol edilemeyen ve denetlenemeyen bir ödeme sistemi merkez bankalarının para kaynağı ve dolayısıyla ekonomik istikrar üzerindeki gücünü düşürme ihtimali bulunuyor. Kriptoparaların daha çok kişi tarafından kabul görmesi bu riski daha da artırıyor.

    İkinci neden ise fiziksel para kullanımının giderek azalması. Nakit para yerine halkın doğrudan dijital paraya yönelmesi merkez bankasının para politikalarını uygularken elini daha da güçlendiren bir seçenek de olabilir.

    Kriptoparaların yerine geçebilir mi?

    CBDC’lerin kriptopara yerine geçmesine pek ihtimal verilmiyor. Çünkü kriptoparaların arzına sınırlandırma konabiliyor. Bu sayede alışveriş ve para transferinin yanı sıra yatırım aracı olarak da kullanılabiliyor.

    Merkez bankasına ait paraların arzında ise dijital olsun ya da olmasın herhangi bir sınırlama bulunmuyor.

    CBDC’ler blockchain teknolojisine mi dayanacak?

    Kriptoparalarla yapılan her türlü işlem blokzincir teknolojisi (blockchain) sayesinde ortak sicil defterlerinde tutuluyor ve bu herkesin erişimine açık. Kripto paraların en büyük özelliği herhangi bir merkezi kontrol mekanizmasına ihtiyaç duymaması. Bu da blokzincir sayesinde mümkün oluyor.

    Merkez bankalarının dijital paralarda bu teknolojiyi kullanacağına dair ortak bir tutum bulunmuyor. Örneğin Çin Merkez Bankası dijital yuanın blokzincire dayalı olmayacağını açıkladı. Öte yandan İsveç’in test aşamasında olduğu e-kron bu teknolojiye dayanıyor.

    Blokzincir kullanılsa bile merkez bankalarının sicil defterini herkesin erişimine açması beklenmiyor. Sınırlı sayıda yetklendirilmiş kullanıcıya izin verileceği düşünülürken bu da kriptoparaların temel dayanağı olan dağıtık finans (decentralized finance) kavramının dışında kalıyor.

    Hangi ülkeler öncülük ediyor?

    Bahamalar geçen yıl CBDC çıkararak dünyada dijital para kullanımına başlayan ilk merkez bankası oldu. Doğu Karayipler ise nisan ayında çıkardığı dijital para birimi ile bu uygulamaya başlayan ilk para birliği oldu.

    Büyük merkez bankaları arasında ise Çin dijital para çıkaran merkez bankası olmak itiyor. Devlet bankaları 5 Mayıs’taki alışveriş festivali öncesinde dijital yuanın tanıtımını yapmaya başladı.

    Batılı bankalar ise konuyu biraz daha ağırdan alıyor.

    Avrupa Merkez Bankası dijital euroyu gelecek beş yıl içerisinde çıkarma ile ilgili değerlendirme çalışmaları yürütüyor. İngiltere Merkez Bankası ise “Britcoin” konusunda ise araştırmalarını hızlandırsa da şu aşamada herhangi bir taahhütte bulunmuyor.

    Amerikan Federal Reserve de dijital dolar konusunda acele etmeyeceğini duyurdu. Fakat Başkan Jerome Powell dijital para konusunda bu yılın önemli bir yıl olacağını açıkladı.

    Riskler neler?

    Bir ekonomik kriz sırasında insanlar yoğun bir şekilde paralarını çekmek isteyebilirler. Böyle anlarda bir darboğazı engellemek için çoğu merkez bankası dijital hesaplarda tutulacak paralara sınır koymayı planlıyor.

    Dijitala paralara yaşanacak yoğun bir göç ise halihazırda bu hizmeti veren ticari bankaların ucuz ve istikrarlı bir gelir kaynağını kesme riski bulunuyor.

    Ayrıca İsveçli bankacılar ülkedeki ev ve ticari kredilerin merkez bankasının risk iştahına bağımlı hale gelebileceği uyarısında bulunuyor.