Etiket: Denizaltı

  • Titanik yolunda kaybolan Titan’ın 5 yolcusunu bulmak için zamana karşı yarışta sona yaklaşıldı

    Titanik yolunda kaybolan Titan’ın 5 yolcusunu bulmak için zamana karşı yarışta sona yaklaşıldı


    Kritik bir aşamaya giren operasyonun son saatlerinde arama kurtarma çalışmalarına hız verildi

    111 yıl önce Atlas Okyanusu’nun soğuk sularına gömülen Titanik’i görmek için yola çıkan beş maceraperesti bulmak için zaman tükenirken arama çalışmaları yoğunlaştırıldı.

    Kayıp denizaltı aracı Titan’daki maksimum oksijenin kapasitesinin tükenmesine saatler kala 10 yeni gemi ve birkaç denizaltı robotu görevlendirilerek operasyon genişletildi

    Operasyonlara Fransız arama kurtarma gemisi L’Atalante ve denizin dört kilometre derinliğini tarayan bir robot da katıldı.

    Ayrıca Titan’ın okyanus akıntılarıyla sürüklenmiş olabileceği varsayımıyla arama kurtarma bölgesi iki katına çıkarıldı.

    Titan’ı dalış bölgesine taşıyan ve yüzeyle iletişimini sağlayan Prince Port gemisi de hala Titatik’in batığına yakın bölgede bekletiliyor ve arama kurtarma çalışmalarının komuta merkezi olmayı sürdürüyor.

    Kritik bir aşamaya giren operasyonun son saatlerine ilişkin bazı sorular ve yanıtlar:  

    Titan’ın yeri bulunabildi mi?

    Arama çalışmaları sırasında Kanadalı ekipler denizin derinliklerinden geldiği anlaşılan vurma sesleri tespit etmiş, bu da seslerin Titan’daki yolcuların aracın gövdesine vurarak dikkat çekmeye çalıştığı ihtimalini ortaya çıkararak umutları arttırmıştı. 

    Yetkililer, seslerin başka insan yapımı seslere ait olabileceği ihtimalini de göz önünde bulundurarak zamana karşı yarışta hem yüzeyden hem de denizaltındaki aramaları hızlandırdı.

    Ancak arama çalışmalarını yürüten Amerika Birleşik Devletleri Sahil Koruma’dan bir  yetkili “Doğruyu söylemek gerekirse nerede olduklarını bilmiyoruz.” diyerek son durumu özetledi.

    Ne kadar oksijen kaldı?

    Titanik batığına gitmek için dalış yapan Titan adlı denizaltı aracındaki beş yolcu için toplam 96 saatlik oksijen kapasitesi olduğu biliniyor. 

    Ancak uzmanlar bu kapasitenin normal nefes alma koşullarında 96 saat olduğunun altını çiziyor. Çünkü panik durumunda nefes alma hızı sıklaşıyor ve daha fazla oksijen tüketimine neden oluyor. 

    Öte yandan uzmanlar okyanusun kilometrelerce altında dondurucu soğuk ve karanlıkta vücudun hipotermiye girebileceğine de dikkat çekiyor. Titan’ın ne derece hasar gördüğü de bilinmediğinden, elektrik devrelerindeki bir arızanın araç içindeki oksijen ve karbondioksit dengesini bozabileceği belirtiliyor.

    Yolcuların hala yaşıyor olduğu varsayılırsa, normal şartlar altında hesaplandığında araç içindeki oksijenin bugün yerel saatle 7:18’de (Türkiye saatiyle 14:18’de) tükenmesi bekleniyor. 

    Titan yüzeye çıkmış olabilir mi?

    Titan denizaltı aracını geliştiren OceanGate şirketi yatırımcılarının çeşitli basın organlarına verdiği bilgiye göre aracın 24 saat içinde yüzeye çıkma özelliği bulunuyor.

    Yatırımcılar, mürettebatın araca denge sağlayan ağırlıkları havalı pompa ile serbest bırakmalarını sağlayan bir sistem olduğu belirtti. Bütün sistemlerin başarısız olması halinde ise ağırlığı sabitleyen hatların 24 saat sonra parçalanarak otomatik olarak okyanus yüzeyine geri gönderilecek şekilde tasarlandığını açıkladı.

    Ancak Titan yüzeye çıkmış olsa da yolcuların araç içinden çıkma olasılığı bulunmuyor. Çünkü yolcular yerleştikten sonra araç cıvatalarla dışarıdan kapatılıyor.

    Titan’ı arama çalışmaları, aracın su üstüne çıkmış olabileceğini dikkate alarak yüzeyden de yürütülüyor. Ancak yetkililer dev okyanusta, 670 cm x 280 cm x 250 cm ölçekteki beyaz bir aracın görülme ihtimalinin düşük olduğuna dikkat çekiyor.

    Titan’a ne olduğu hala bilinmezliğini koruyor. Arama kurtarma ekipleri, aracın Titanik batığına takılarak okyanus dibinde kalmış, denizin altında hasar görmüş, hatta infilak etmiş olabileceği gibi en kötü senaryolardan endişe etmelerine karşın son bir umutla çalışmalarına devam ediyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Titanik turunda kaybolan Titan’ı arama çalışmalarında okyanus dibinden ses duyuldu

    Titanik turunda kaybolan Titan’ı arama çalışmalarında okyanus dibinden ses duyuldu


    Kayıp denizaltı aracını arama çalışmalarında duyulan ses umutları arttırdı, ama akıllara takılan birçok soru yanıt bekliyor

    Beş yolcusuyla Titanik’in batığına doğru yola çıkan denizaltı aracı Titan’la irtibatın kesilmesinin ardından başlatılan kapsamlı arama çalışmalarında umut verici bir gelişme yaşandı. 

    Kanada’ya ait P-3 askeri gözlem uçağının okyanusun derinliklerinden sesler geldiğini tespit ettiği bildirildi. 

    Amerika Birleşik Devletleri İç Güvenlik Bakanlığı’nın iç yazışmalarının iki Amerikan medya kuruluşuna sızması üzerine açığa çıkan bilgilere göre her yarım saatte bir vurma sesi duyuldu.

    Denizaltı robotları bölgeye yönlendirildi

    Çıkan haberler üzerine bölgedeki arama çalışmalarını sürdüren Amerika Birleşik Devletleri’ne bağlı Sahil Güvenlik ekipleri sosyal medya üzerinden resmi bir açıklama yaptı.

    Paylaşımda duyulan seslerin kaynağını araştırmak üzere denizaltı robotları gibi uzaktan kumandalı araçların (ROV) bölgeye yönlendirildiği ve Kanadalı gözlem uçağından aktarılan bilgilerin Amerikan donanma uzmanlarınca analiz edildiği belirtildi.

    ABD Sahil Güvenlik ekipleri daha önce yaptıkları çeşitli basın açıklamalarında Atlas Okyanusu’nun kuzey bölümündeki derin suların keşfedilmemiş alanlar olduğunu  “uzayı ne kadar biliyorsak bu suları da o kadar biliyoruz” ifadesiyle vurgulamıştı.

    Son gelişme Titan’daki yolcuları kurtarmak için umutları arttırsa da hala bir çok soru yanıt bekliyor. Akıllara takılan sorulardan bazıları:

    1- Ses Titan’dan mı geliyor?

    Denizaltı kazalarında yüzeyle irtibatı yitiren mürettebat, aracın gövdesine vurarak sonarlarla tespitini sağlamaya çalışıyor. Ancak vurma sesinin birçok farklı kaynaktan gelebileceğini belirten yetkililer henüz bu sesin kaynağının kaybolan Titan olduğunu teyit etmedi.

    2- Titan nasıl tespit edilebilir?

    Titan’ı bulmak için arama çalışmaları yüzeyden ve su altından yürütülüyor. Yüzeyden gönderilen radyo vericileri ve GPS sinyallerinin Titan’a ulaşması halinde kurtarma ekiplerine uyarabileceği belirtiliyor. Kurtarma ekiplerinin onları tespit etmesine yardımcı olmak için flaş ışıkları ve radar yansıtıcıları da bulunuyor.

    Radyo ve GPS sinyallerinin suda ilerleyememesi sebebiyle su altındaki aramalarda sonarlar kullanılıyor. Sonar şamandıralar dinleme yoluyla pasif olarak ses algılamaya çalışırken, aktif sonarlar sinyal göndererek aracı tespit etmeye çalışıyor.

    3- Derinlerde bulunursa Titan’a ulaşmak mümkün mü?

    Kayıp denizaltı aracı Titan’ın deniz yüzeyinden yaklaşık 3 bin 800 metre derinliğe kadar dalabildiği biliniyor. Arama ekiplerinin bu kadar derinliğe güvenli bir şekilde nasıl inebileceği konusunda belirsizlikler bulunuyor.

    4- Kaç saatlik oksijen kaldı?

    Yolcular denizaltı aracına bindikten sonra araç dışarıdan cıvatalarla kapatılıyor. Araçta yaklaşık dört günlük oksijen bulunuyor. 

    Titan ile aracı dalma noktasına taşıyan gemi arasında iki tür iletişim bulunuyor. Bunlardan biri yazılı mesajlaşma, diğeri ise her 15 dakikada bir aracın çalıştığına dair gemiye gönderilen güvenlik tonu. 

    Pazar günü yerel saatle sabah 6 sularından itibaren iki iletişimin de koptuğu bildiriliyor. Bu durum ya aracın hasar gördüğü ya da patladığı anlamına geldiği ifade ediliyor.

    Yolcuların hala hayatta olduğu varsayıldığında, araçta yalnızca bir günlük oksijen kaldığı sanılıyor. 

    5- Titan’ın yüzeye geri dönmesi için yedek sistemler var mı?

    Denizaltı aracı Titan’ın yüzeye geri dönmesi için yedi adet yedek sistemi bulunuyor. Bunlar arasında atılabilen kum torbaları ve kurşun boruları ile şişirilebilen balon gibi yöntemler de bulunuyor. 

    Araçta ayrıca, içindeki yolcu ve pilotun bilincini kaybetmesi halinde bile çalışabilen bir sistemin bulunduğu belirtiliyor.

    Ancak geçen yıl OceanGate Expeditions’ın eski çalışanı David Lochridge’in açıklamaları emniyet açısından bazı sorunlara işaret etti. 

    Lochridge, aracın deneysel olduğunu ve üçüncü bir uzman değerlendirmesinin eksikliği sebebiyle test ve sertifikasyonunun yetersiz olduğunu ileri sürüyor.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rapor | Nükleer füze ve bomba pazarı gelecek on yılda yüzde 73 artacak

    Rapor | Nükleer füze ve bomba pazarı gelecek on yılda yüzde 73 artacak


    ABD’de faaliyet gösteren bir araştırma şirketi tarafından yapılan çalışma, nükleer füze ve bombalarla ilgili pazarın 2020 yılına kıyasla 10 yıl içinde yüzde 73 büyüyerek 126 milyar dolara çıkacağı ortaya koydu.

    Merkezi ABD’nin Portland kentindeki Müttefik Pazar Araştırma şirketi tarafından düzenlenen ankete göre, 2020 yılında 73 milyar dolar olan nükleer füze ve bomba pazarı, 2030 yılına gelindiğinde 126 milyar doları geçecek.

    Rapor, bütün dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını yüzünden artan sağlık harcamalarına rağmen jeopolitik krizler ve olası çatışmalar yüzünden savunma harcamalarının hız kesmeyeceği gösterdi.

    2020 yılı itibarıyla denizaltıdan atılan balistik füzelerin pazarın dörtte birini oluşturduğu hatırlatılan rapor, uçak ve karadan atılabilen füzelere kolayca yerleştirilebilen küçük nükleer savaş başlıklarına olan talebin gelecek yıllarda hızla artacağını ortaya koydu.

    2020 yılında bu pazarın yarısını Kuzey Amerika ülkeleri karşılarken, nükleer silahlarını hızla ve kapsamlı bir şekilde geliştirmeye çalışan Çin, Hindistan ve Pakistan‘ın girişimiyle bu eğilim Asya Pasifik bölgesine kayacak.

    Raporda, bununla birlikte nükleer denemeleri yasaklayan uluslararası sözleşmeler, bu pazarın gelişmesindeki en büyük engel olarak gösterildi.

    Nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşmalarının artan etkisi ve ulusal çabalarla, depoda bulunan veya sökülmeyi bekleyen savaş başlıklarının sayısının artırılmasının öngörüldüğü hatırlatılan raporda, bununla birlikte, aktif silahlar, nükleer cephaneliklere yapılan yatırımların ve yeni savaş başlığı satın alımları yüzünden 2020’de silah pazarının “aslan payını” yani üçte ikisinden fazlasını nükleer füze ve bombalar oluşturduğuna dikkat çekildi.

    ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin geçen hafta, 2023 mali yılı için talep ettiği 813 milyar dolarlık savunma harcamaları bütçesi, 2000 yılından bu yana talep edilen en yüksek savunma bütçesi olarak tarihe geçmişti.

    Biden’in savunma bütçesi, özellikle balistik füze denizaltıları, bombardıman uçakları ve karadan atılan füzelerden oluşan nükleer silahların modernleştirilmesine öncelik verilmesini öngörüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri, insansız deniz aracı tasarımı için anlaştı

    İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri, insansız deniz aracı tasarımı için anlaştı


    İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri, ticari ve askeri amaçlarla kullanılacak bir dizi insansız deniz aracını tasarlamak üzere anlaşmaya vardı.

    BAE’nin savunma sanayi firması “EDGE Group” ile İsrail Havacılık ve Uzay Sanayi (IAI) tarafından yapılan ortak açıklamada, varılan anlaşmayla hem ticari hem de askeri anlamda kullanılabilecek M-170 tipi insansız deniz araçlarını tasarlamanın hedeflendiği dile getirildi.

    Açıklamada, EDGE Group yetkililerinden Faysal el Benay, “Bu stratejik ittifak sayesinde sanayinin çeşitli alanlardaki zorluklarına çare bulabiliriz. Ayrıca askeri ve ticari alanlarda yerel ve uluslararası pazarlarda da bize kapıların açılmasına imkan sağlayacak.” ifadelerini kullandı.

    Benay, “Bu gelişme bize askeri, ticari, yerel ve küresel pazarlarda birçok kapı açacak.” dedi.

    IAI CEO’su Boaz Levy ise anlaşmayı, “bölgede artan çaba ve ortaklıklar kapsamında atılan bir adım olarak” değerlendirdi.

    Ayrıca Levy, anlaşma sayesinde iki firmanın teknolojik yeteneklerinin birleşeceğine işaret etti.

    BAE’li firma deniz araçlarını tasarlama ve diğer birtakım yükümlülükleri, İsrailli firma ise uzaktan kumanda gibi sistemleri üstlenecek.

    Geliştirilecek insansız deniz araçlarının istihbarat, keşif, sahil güvenlikte devriye görevi, deniz güvenliği, deniz mayınlarını bulma ve imha etme, denizaltılarını bulma ve denizaltılarına karşı savaş eylemlerinde kullanılabileceği belirtildi.

    Açıklamada, söz konusu anlaşma kapsamında tasarlanacak insansız deniz araçlarının ticari olarak da taşımacılık, petrol ve doğal gaz keşfi ile diğer birtakım amaçlarla kullanılabileceğine işaret edildi.

    Ancak projenin maliyeti ve üretime ne zaman geçileceği konusunda detay verilmedi.

    EDGE Group ile IAI, geçen mart ayında da insansız hava araçlarına karşı bir sistem geliştirme konusunda mutabakat zaptı imzalamıştı.

    IAI, mart ayında EDGE ile birlikte drone savunma sistemi geliştireceğini duyurmuştu.

    Söz konusu adımlar, iki ülkenin geçen yıl diplomatik ilişkileri başlatmasının ardından hayata geçiriliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa ile Avustralya arasındaki gizli mesajların sızdırılmasına tepki: ‘Yeni bir alçaklık’

    Fransa ile Avustralya arasındaki gizli mesajların sızdırılmasına tepki: ‘Yeni bir alçaklık’


    Fransa ile Avustralya arasında yaşayan denizaltı krizi öncesindeki gizli mesajlaşmaların kamuoyuna yansıması üzerine Fransız büyükelçiden tepki geldi.

    Fransa’nın Canberra Büyükelçisi Jean-Pierre Thebault, Avustralya Başbakanı Scott Morrison ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasındaki özel mesajların sızdırılmasını “daha önce görülmemiş yeni bir alçaklık” olarak tanımladı ve yaşanan aldatmacanın “kasti” olduğunu ileri sürdü.

    Olayın ardından istişareler için Paris’e geri çağrılan Thebault ülkeye dönüşünde Avustralya Ulusal Basın Kulübü’ne açıklama yaparak, “Müttefiklerin liderlerinin kişisel mesajlarıyla ilgili bu şekilde davranamazsınız. Ama belki de bu davranış bizim zaten müttefik olarak görülmediğimizin teyididir” diye konuştu.

    Bu şekilde davranmanın aynı zamanda diğer ülkelerin devlet başkanlarına “Dikkat edin Avustralya’da sızıntılar olabilir” şeklinde endişe verici bir mesaj da verdiğini belirten büyükelçi, “Gizlilik içinde ortağınıza söyledikleriniz eninde sonunda bir gün size karşı silah olarak kullanılabilir” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

    “Aşk vaatlere kanmayız”

    Basına sızan gizli mesajlarda Avustralya’nın eylül ayında Fransa ile milyarlarca dolarlık dizel denizaltı anlaşmasını iptal ederek ABD ve İngiltere ile nükleer denizaltı anlaşması yapacağını açıklamasından iki gün önce Morrison’un Macron’la bağlantıya girdiği, Macron’un “Ortak denizaltı hedeflerimiz konusunda iyi haber mi beklemeliyiz, kötü mü?” mesajını yazdığını ileri sürüldü. Bu mesaja Morrison’ın yanıtı ise sızdırılmadı.

    Emmanuel Macron pazar günü yaptığı açıklamada Morrison’ın Avustralya’nın niyetleri hakkında kendisine “yalan söylediğini” iddia etmiş, Avustralya Başbakanı ise bu iddiayı yalanlamıştı.

    Morrison Dubai’de temaslarda bulunduğu sırada bu anlaşmazlığın kimsenin yarar sağlamadığını belirterek, “İddialar yapılır ve yalanlanır. Bizim artık yapmamız gereken yola devam etmek” açıklamasında bulunmuştu.

    Fransız büyükelçi zarar gören ilişkiyi onarmanın Avusralya’ya düştüğünü belirterek “Aşk vaatlerine kanmayız. Aşk iyidir ama sevginin kanıtlanması daha da iyidir” dedi.

    İki ülke lideri Roma’daki G-20 zirvesinde el sıkışmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Denizaltı krizi öncesi Fransa ile Avustralya arasındaki gizli mesajlar basına sızdı

    Denizaltı krizi öncesi Fransa ile Avustralya arasındaki gizli mesajlar basına sızdı


    Fransa ile Avustralya arasında yaşanan denizaltı krizinden birkaç gün önce Canberra yönetiminin konu hakkında Paris ile görüşme girişiminde bulunduğuna dair gizli mesajlar basına sızdırıldı.

    Reuters’ın Avustralya basınına dayandırdığı haberinde milyarlarca dolarlık anlaşmanın iptalinden birkaç gün önce Avustralya Başbakanı Scott Morrison’un Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bağlantıya girmeye çalıştığı ortaya çıktı.

    Avustralya, Eylül ayında Fransa ile anlaşmasını iptal ederek ABD ve İngiltere ile en az 12 nükleer enerji ile çalışan denizaltı yapımı konusunda anlaşmıştı.

    İptal kararı Paris yönetiminin büyük tepkisini çekmiş, Macron, Morrison’ın Avustralya’nın niyetleri hakkında kendisine “yalan söylediğini” iddia etmiş, Avustralya Başbakanı ise bu iddiayı yalanlamıştı.

    Güvenlik nedenleri dolayısı ile isminin açıklanmasını istemeyen Avustralyalı bir kaynak, Morrison’un, ABD ve İngiltere ile anlaşmanın açıklanmasından iki gün önce, 14 Eylül’de denizaltı sözleşmesiyle ilgili olarak Macron’la görüşmeye çalıştığında, Macron’un “Ortak denizaltı hedeflerimiz konusunda iyi mi kötü mü haber beklemeliyiz?” mesajını yazdığını ileri sürdü. Bu mesaja Morrison’ın yanıtı ise sızdırılmadı.

    Fransa, Avustralya’nın, ABD ve İngiltere ile anlaşmasını açıkladığı güne kadar iptal konusunda kendisini bilgilendirmeye çalışmadığını söylemişti.

    Bu ay, Avrupa Birliği, Canberra’nın Fransa ile olan sözleşmeyi iptal etmesinin ardından Avustralya ile olan serbest ticaret müzakerelerini ikinci defa ertelemişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa ile ABD’nin arasını açan denizaltı krizi sonrası ‘buzlar eriyor’

    Fransa ile ABD’nin arasını açan denizaltı krizi sonrası ‘buzlar eriyor’


    Fransa ile Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) arasını açan “denizaltı krizi”nin ardından ‘buzlar eriyor’.

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, başkent Paris’te bulunan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile görüştü. Elysee Sarayından yapılan açıklamada, ikilinin baş başa ve uzun bir görüşme yaptığı belirtildi.

    Böylece, Avustralya’nın Fransa ile imzaladığı denizaltı anlaşmasını iptal ederek ABD ve İngiltere ile ortaklık kurmasıyla yaşanan krizin ardından ilk defa iki ülkenin üst düzey isimleri yüz yüze temas gerçekleştirmiş oldu.

    “Görüşme, Fransa ile ABD arasındaki güveni tesis etmeye katkıda bulunacak”

    Açıklamada ayrıca Macron ve Blinken arasındaki görüşmenin Fransa ile ABD arasındaki güveni tesis etmeye katkıda bulunacağı kaydedildi.

    Avrupa Birliği (AB) ve Avustralya arasındaki serbest ticaret anlaşması müzakereleri, ABD, İngiltere ve Avustralya arasında AUKUS özel güvenlik anlaşmasının imzalanmasının ardından ertelenmişti.

    “Fransa ile daha iyi iletişim kurabilirdik ve kurmalıydık”

    Bu sırada Macron ile görüşmesinden sonra bir Fransız televizyona konuşan Blinken, anlaşmazlıkta ABD’nin sorumluluk payını kabul etti.

    Fransızca konuşan Blinken, “Daha iyi iletişim kurabilirdik ve kurmalıydık” dedi.

    Dışişleri Bakanı Twitter hesabından da Macron ve danışmanı Emmanuel Bonne ile önemli görüşme yaptığını belirtti. Avrupa, Sahel ve Afganistan ile ilgili ortak güvenlik çıkarlarını görüştüklerini ifade eden Blinken, ikili ilişkileri geliştirme konusunda sabırsızlandıklarını bildirdi.

    Macron ve ABD Başkanı Joe Biden, 22 Eylül’de yaptıkları telefon görüşmesinde, “denizaltı krizinin” ardından güveni garanti eden şartları oluşturmak ve ortak hedeflere ulaşmak için somut önlemler önermeyi amaçlayan derin istişare sürecini başlatmaya karar vermişti.

    Avustralya, ABD ve İngiltere arasındaki AUKUS anlaşması

    Avustralya, ABD ve İngiltere tarafından 16 Eylül’de imzalanan AUKUS anlaşmasının ardından, Avustralya’nın Fransız Naval Group’la vardığı 12 geleneksel dizel elektrikli denizaltı inşasını öngören 90 milyar Avustralya doları (66 milyar ABD doları) tutarındaki sözleşmenin iptal edildiği açıklanmıştı.

    Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, 16 Eylül’de “Gerçekten sırtımızdan vurulduk. Avustralya ile bir güven ilişkisi kurmuştuk ve bu güvene ihanet edildi.” açıklamasını yapmıştı.

    17 Eylül’de Macron’un talimatıyla Fransa’nın Canberra ve Washington büyükelçilerini danışmak amacıyla acilen geri çağırma kararı aldıklarını açıklayan Le Drian, ABD’nin tutumunu “hayal kırıklığı” olarak nitelendirmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya: ‘Denizaltı krizi’ AB için alarm verici bir işaret

    Almanya: ‘Denizaltı krizi’ AB için alarm verici bir işaret


    Almanya, Fransa’nın ABD ve Avustralya ile yaşadığı “denizaltı ihalesi krizinin” Avrupa Birliği’nin (AB) tamamı için “alarm verici bir işaret olduğunu” söyledi.

    Almanya’nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Michael Roth, Brüksel’deki AB bakanlar toplantısına katılmadan önce basının son krizle ilgili sorularını yanıtladı.

    Roth, “Egemenliğimizi nasıl güçlendirebiliriz, dış politika ve güvenlik konularında nasıl daha fazla birlik gösterebiliriz sorusunu kendimize sormamız gerekir” diyerek AB’nin bu tür sorunlara karşı daha fazla dayanışma içinde olması gerektiğini söyledi.

    Fransa’nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Clément Beaune ise AB’nin ülkesine verdiği destekten memnun olduğunu belirterek, AB’nin ortak çıkarlarını daha iyi savunmak için 27 ülkenin egemenlik ve özerkliğinin güçlendirilmesine vurgu yaptı.

    Clement Beaune, “Bu bir Fransız değil Avrupa meselesi, çok kolay ve kibar bir dünyada değiliz, Avrupalılar daha katı ve dayanışma içinde olmalı.” diyerek ülkesinin görüşlerini özetledi.

    AB, tepki olarak ABD ile yapılacak toplantıyı erteledi

    Reuters, son olarak, AB Büyükelçilerinin, Fransa’ya destek vermek adına ABD ile yeni oluşturulan yeni teknolojiler ve ticaret komitesinin 29 Eylül’de Brüksel’de yapacağı ön hazırlık toplantısının ileri bir tarihe ertelendiğini duyurdu.

    Avrupa Birliği (AB) Konseyi ve Komisyonu da son yaptığı ayrı ayrı açıklamalarda, ABD ve Avustralya ile yaşadığı denizaltı ihalesi kriziyle ilgili olarak Fransa’ya destek verdiğini duyurdu.

    Denizaltı krizi nasıl ortaya çıktı ?

    Fransa, Avustralya’nın denizaltı anlaşmasını iptal etmesine sert tepki göstermiş, Avustralya ve ABD’deki büyükelçilerini Paris’e çağırmıştı.

    Fransa hükümeti ayrıca AB ile Avustralya arasında görüşmeleri süren ticaret anlaşmasını engelleyeceğinin sinyalini vermişti.

    Avustralya, ABD ve İngiltere arasındaki AUKUS anlaşması nedir?

    Avustralya, ABD ve İngiltere tarafından 16 Eylül’de imzalan AUKUS anlaşmasının ardından, Avustralya’nın Fransız Naval Group’la vardığı 12 geleneksel dizel elektrikli denizaltı inşasını öngören 90 milyar Avustralya doları (66 milyar ABD doları) tutarındaki sözleşmenin iptal edildiği açıklanmıştı.

    Anlaşmanın iptalini “ihanet” olarak değerlendiren Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ise “Sırtımızdan vurulduk.” ifadelerini kullanmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Denizaltı krizi: AB-Avustralya ticaret anlaşması müzakereleri ertelendi

    Denizaltı krizi: AB-Avustralya ticaret anlaşması müzakereleri ertelendi


    Avrupa Birliği (AB) ve Avustralya arasındaki serbest ticaret anlaşması müzakereleri, ABD, İngiltere ve Avustralya arasında AUKUS özel güvenlik anlaşmasının imzalanmasının ardından ertelendi.

    Avustralya Ticaret Bakanı Dan Tehan, konuyla ilgili yatığı açıklamada, AB ve Avustralya arasında devam eden serbest ticaret anlaşması müzakerelerinin 12. turunun ekim yerine kasımda gerçekleştirileceğini bildirdi.

    Tehan, AB Komisyonunun ticaretten sorumlu başkan yardımcısı Valdis Dombrovskis ile gelecek hafta bir araya geleceğini belirterek, durumu karşılıklı olarak değerlendireceklerini ifade etti.

    AB ve Avustralya, ticaret anlaşması müzakerelerine 2018 yılında başlamıştı.

    Müzakerelerin bu aşamasında tarafların ticaret, yatırımlar ve fikri mülkiyet hakları gibi bir çeşitli konuları görüşmeleri bekleniyordu.

    Ertelemeye giden süreç

    Avustralya Başbakanı Scott Morrison, ABD Başkanı Joe Biden ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson, 16 Eylül’de düzenledikleri çevrim içi ortamdaki toplantının ardından yayımladıkları ortak bildiride, “AUKUS” adlı yeni bir güvenlik ortaklığının başlatıldığını duyurmuştu.

    Ortaklık anlaşması uyarınca Avustralya’nın Adelaide kentinde, en az 8 nükleer enerjili denizaltı inşa edileceği açıklanmıştı.

    AUKUS anlaşması, aynı zamanda, Avustralya hükümetinin Fransız firmasıyla 2016 yılında imzaladığı ve 12 denizaltı yapılmasını öngören toplamda 90 milyar Avustralya dolarlık (yaklaşık 65 milyar ABD doları) Fransız tasarımlı denizaltı projesinin sonunu getirmişti.

    Anlaşmanın iptalini “‘ihanet”’ olarak değerlendiren Fransa, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un talimatıyla Canberra ve Washington Büyükelçilerini danışmak amacıyla acilen geri çağırmıştı.

    Fransa engeli

    Fransa yönetimi, AB ile Avustralya arasında görüşmeleri süren ticaret anlaşmasını engelleyeceğinin sinyalini vermişti.

    AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen konuyla ilgili, Avustralya’nın anlaşmayı iptal etmesinde Paris yönetiminin uğradığı muamelenin “kabul edilemez” olduğunu belirterek AB üyesi Fransa’ya desteğini ifade etmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’nın Canberra Büyükelçisi Thebault, Avustralya’dan ayrıldı: Sözleşme iptali büyük hata

    Fransa’nın Canberra Büyükelçisi Thebault, Avustralya’dan ayrıldı: Sözleşme iptali büyük hata


    Fransa’nın Avustralya Büyükelçisi Jean-Pierre Thebault, Canberra yönetiminin ülkesiyle olan denizaltı sözleşmesini sürpriz bir şekilde iptal etmesini “büyük bir hata” olarak nitelendirdi.

    Başkent Canberra’daki konutunu terk ederken açıklama yapan Thebault, Paris ve Canberra arasındaki silah anlaşmasının “güven, karşılıklı anlayış ve samimiyete” dayalı olması gerektiğini açıklayarak, “Bu çok büyük bir hata, ortaklığın çok, çok kötü bir şekilde ele alınması oldu” dedi.

    Fransız büyükelçi, “Bir zaman makinesiyle karşılaşmak ve böyle inanılmaz, beceriksiz, yetersiz duruma düşmediğimiz bir pozisyonda olmak isterdim.” ifadelerini kullandı.

    “Önemli değişikliller hakkında bilgilendirilmedik”

    Denizaltı sözleşmesinin iptal edildiğini basından öğrendiğini söyleyen Thebault, “Önemli değişiklikler hakkında hiçbir zaman bilgilendirilmedik. Birçok fırsat ve birçok kanal vardı. Böyle bir değişiklikten hiç bahsedilmedi.” dedi.

    Projenin karşılaştığı zorlukların ölçeği ve büyük teknoloji transferleri için normal olduğunu söyleyen Thebault, “İki ortak arasında her şeyin tam şeffaflık içinde yapılması gerekiyordu” diye konuştu.

    Avustralya, ABD ve İngiltere arasındaki AUKUS anlaşması

    Avustralya Başbakanı Scott Morrison, ABD Başkanı Joe Biden ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson tarafından 16 Eylül’de düzenlenen sanal ortamdaki toplantıda imzalan anlaşma, Avustralya ve Fransız Naval Group tarafından 2016 yılında imzalanan ve 12 geleneksel dizel elektrikli denizaltı inşasını öngören, 90 milyar Avustralya doları (66 milyar ABD doları) tutarındaki sözleşmeyi iptal ediyor.

    Anlaşmaya imza koyan üç ülkenin isimlerinin İngilizcedeki kısaltmasından oluşan ‘‘AUKUS’’ anlaşmasından dolayı Fransız Naval Group yapılan anlaşmanın iptaline Fransa tarafından sert tepki gösterilmişti.

    Anlaşmanın iptalini “ihanet” olarak değerlendiren Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ise, “sırtımızdan vurulduk” ifadelerini kullanmıştı.

    Bakan Drian, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un talimatıyla Fransa’nın Canberra ve Washington Büyükelçilerini danışmak amacıyla acilen geri çağırma kararı aldıklarını açıklamıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***