Etiket: Dava

  • Grand Kartal Otel Faciasında İlk Duruşma Tarihi Belli Oldu

    Grand Kartal Otel Faciasında İlk Duruşma Tarihi Belli Oldu


    Bolu’nun gözde turizm merkezlerinden Kartalkaya’da 21 Ocak’ta Grand Kartal Otel’de çıkan ve 78 kişinin hayatını kaybettiği, 133 kişinin yaralandığı yangınla ilgili soruşturma tamamlandı. Felaketin ardından başlatılan adli süreçte Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame mahkemeye sunuldu.

    İddianamede, otelin sahipleri, yöneticileri ve Bolu Belediyesi’nde görevli itfaiye yetkililerinden oluşan 13 kişi hakkında 78 kez “olası kastla öldürme” ve “olası kastla kasten yaralama” suçlarından toplam 1998 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

    DAVA GÜNÜ BELLİ OLDU

    98 sayfalık iddianamenin Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmesinin ardından duruşma tarihi belirlendi. Haklarında dava açılan 32 sanığın yargılanmasına 7 Temmuz’da başlanacak.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Lütfü Savaş’ın Avukatı Duyurdu: 21. Olağanüstü Kurultay İçin de Dava Açacak

    Lütfü Savaş’ın Avukatı Duyurdu: 21. Olağanüstü Kurultay İçin de Dava Açacak


    CHP 38. Olağan Kurultayı iptal davasının ilk duruşması bugün görüldü. Dava 26 Mayıs’a ertelendi. Eski Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın avukatı duruşma sonrası, 21. Olağanüstü Kurultay için de iptal davası açacaklarını duyurdu.


    Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 4-5 Kasım 2023’te gerçekleştirdiği 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından usulsüzlük soruşturması başlatılmıştı. Eski Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve bazı delegeler, kurultayın iptali için ayrı ayrı mahkemelerde dava açmıştı.

    Kurultayın iptaline ilişkin açılan davaya bugün başlandı ve duruşma 26 Mayıs’a ertelendi.

    CHP’den ihraç edilen Lütfü Savaş’ın avukatı Onur Yusuf Üregen duruşma sonrası açıklamalarda bulundu. Avukat Üregen, “21. Olağanüstü Kurultay için de muhtemelen haftaya bir iptal davası açacağız” dedi.

    Lütfü Savaş'ın Avukatı Duyurdu: 21. Olağanüstü Kurultay İçin de Dava Açacak - Resim : 1

    Avukat Üregen şöyle konuştu:

    “Herhangi bir karar bu aşamada beklenmiyordu çünkü Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürütmekte olduğu bir dosya var. Savcılık dosyasında henüz bir iddianame oluşmadı. O savcılık dosyasının bekletilmesine ve bir sonraki duruşmaya kadar soruşturma dosyasının celbi için müzekkere yazılmasına mahkeme karar verdi. Bunun dışında, 21. Olağanüstü Kurultay ile ilgili YSK’ya yapılan bir başvuru vardı; onun için de bir yazı yazılmasına karar verildi.

    Mahkeme duruşmayı erteledi, herhangi bir karar şimdilik yok. 21. Olağanüstü Kurultay için de bir iptal davası açacağız, muhtemelen haftaya onun hakkında bir dava açacağız.”

    Kaynak: ANKA


    Etiketler

    Lütfü Savaş


    CHP


    CHP kurultayı


    CHP’nin 38. Olağan Kurultayı


    Dava

    Biberin Acı mı Tatlı mı Olduğu Nasıl Anlaşılır? Şeflerin Gizli Yöntemi Ortaya Çıktı
    Biberin Acı mı Tatlı mı Olduğu Nasıl Anlaşılır? Şeflerin Gizli Yöntemi Ortaya Çıktı

    Bu Burçlar Zihinleri Resmen Kitap Gibi Okuyabiliyor! Onlarla İletişime Geçerken İki Kez Düşünün
    Bu Burçlar Zihinleri Resmen Kitap Gibi Okuyabiliyor! Onlarla İletişime Geçerken İki Kez Düşünün

    İYİ Parti'den Can Atalay Çıkışı: AYM Kararına Uymuyorsanız Bu Ülke Anayasal Bir Rejim Değildir
    İYİ Parti’den Can Atalay Çıkışı, ‘Bu Ülke Anayasal Bir Rejim Değildir’

    İBB Faaliyet Raporu Belediye Meclisi'nde Görüşüldü
    İBB Faaliyet Raporu Belediye Meclisi’nde Görüşüldü

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Acun Ilıcalı’dan Bomba ‘Yasa Dışı Bahis’ Açıklaması: ‘İftira Atılacağını Tahmin Ediyordum Ama…’

    Acun Ilıcalı’dan Bomba ‘Yasa Dışı Bahis’ Açıklaması: ‘İftira Atılacağını Tahmin Ediyordum Ama…’


    TV8 ve Exxen platformlarında yayınlanan bazı futbol müsabakalarında yasa dışı bahis reklamlarına yer verdiği iddiasıyla hakkında 5 yıl 3 aya kadar hapis cezası istendi.

    TV100’de Ersin Düzen’in sunduğu programın konuğu olan Ilıcalı, konuya ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yayın haklarına sahip olduğu maçlarda yayınlanan reklamlardan sorumlu olamayacağını belirten Ilıcalı, “Dışarıdan aldığım bir maçın arka planında bir reklam var ve her yerde ‘Acun yasa dışı bahis reklamı yaptı’ manşetleri atılıyor. Ben ne yaptım? Milli maç yayınladım. Sahada yer alan bir reklam nedeniyle nasıl sorumlu olabilirim” ifadelerini kullandı.

    ‘BAZI REKLAMLARIN EKRANA GELMESİ KAÇINILMAZ’

    Açıklamalarında, hakkında yargı sürecinin başlatılmış olmasının, olayın suç olduğunu kanıtlamayacağına dikkat çeken Ilıcalı, “Bu maçları yurt dışından alıyoruz ve yayıncı kuruluş olarak ekrana getiriyoruz. Beş farklı kanal da aynı durumu yaşamak zorunda kalıyor. Bu nedenle bazı reklamların ekrana gelmesi kaçınılmaz oluyor” dedi.

    Kendisine iftira atılacağını tahmin ettiğini belirten ünlü iş insanı, “Yayın haklarını UEFA’dan aldık, bu konuda yapacak bir şey yok. Benim için asıl önemli olan yargının adil bir şekilde süreci değerlendirmesi. Eğer ‘Acun yasa dışı bahis şirketiyle anlaşma yaptı, paranın yarısını aldı’ gibi bir şey çıkarsa, buradayım. Ama çıkamaz, çünkü böyle bir şey olmadı” diye konuştu.

    Ilıcalı, kendisi hakkında çıkan yasa dışı bahis iddialarının Fenerbahçe yöneticisi olduktan sonra ortaya atılmaya başlandığına vurgu yaptı.

    Kaynak: TV100

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Maradona’nın Ölümünde Büyük Şüphe: İhmal mi, Cinayet mi?

    Maradona’nın Ölümünde Büyük Şüphe: İhmal mi, Cinayet mi?


    25 Kasım 2020’de Buenos Aires eyaletinde hayata veda eden futbol efsanesinin ölümü, “kronik kalp yetmezliğine bağlı akut akciğer ödemi” olarak açıklanmıştı. Ancak soruşturma kapsamında beyin cerrahı Leopoldo Luque ve psikiyatrist Agustina Cosachov’un da aralarında bulunduğu yedi kişi, Maradona’nın ölümüne neden olmakla suçlanıyor.

    Efsane isim Diego Maradona’nın ölümüne ilişkin davada, savcı Patricio Ferrari mahkemede sert ifadelerle sağlık ekibini hedef aldı. Ferrari, duruşma sırasında Maradona’nın ölüm döşeğindeki çarpıcı fotoğrafını hakime göstererek, “Maradona işte böyle öldü. Eğer biri size Diego’ya ne olduğunu görmediğinizi söylüyorsa, yalan söylüyordur” dedi.

    Savcı, Maradona’nın bakım koşullarına dikkat çekerek, “Kendi yakınınızı düşünün. Günlerce yatağında sahipsizce yatan birini görseniz ve bunun cinayet olmadığını söyleyenler olursa, bilin ki yalan söylüyorlar” diyerek sağlık ekibine ağır suçlamalarda bulundu.

    Ferrari’nin gösterdiği fotoğrafta, Maradona’nın karnının şiştiği ve çevresinde kimsenin olmadığı görülürken, bu kare mahkeme salonunda büyük yankı uyandırdı. Fotoğrafı gören kızları Dalma ve Gianinna gözyaşlarını tutamadı.

    Maradona’nın Ölümünde Büyük Şüphe: İhmal mi, Cinayet mi? - Resim : 2

    Maradona’nın sağlık ekibinde yer alan yedi kişi, ihmalle ölüme sebebiyet vermekle suçlanıyor. Ancak yerel basına göre, sanıklar “kasten adam öldürme” suçlamasıyla yargılanıyor ve suçlu bulunmaları halinde 8 ila 25 yıl arasında hapis cezası alabilecekleri belirtiliyor.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hapishanede Mahkumu Öldüren 10 Gardiyana Suç Duyurusu

    Hapishanede Mahkumu Öldüren 10 Gardiyana Suç Duyurusu


    ABD’deki New York Eyalet Hapishanesi’nde, Aralık 2024’te elleri kelepçeliyken öldürüldüğü iddia edilen mahkum Robert Brooks davasıyla ilgili olarak 10 infaz koruma memuru hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Nicholas Anzalone, David Kingsley, Anthony Farina, Christopher Walrath, Mathew Galliher ve ismi büyük jüri iddianamesinden çıkarılan bir şüpheli daha, ikinci derece cinayet ve birinci derece adam öldürme ile suçlandı.

    Galliher ayrıca ikinci derece çete saldırısı ile de suçlanırken, Anzalone de yanlış ihbarda bulunmakla suçlandı. Michael Mashaw, Michael Fisher ve David Walters ikinci derece adam öldürme ile, Nicholas Gentile ise fiziksel delilleri tahrif etmekle suçlanıyor.

    New York Valisi Kathy Hochul 20 Şubat Perşembe günü yaptığı açıklamada, “Robert Brooks bugün hayatta olmalıydı. Bay Brooks’a yapılan vahşi saldırı mide bulandırıcıydı ve olaya karışanların işine derhal son verilmesi için harekete geçtim. Şimdi failler cinayetle suçlanıyor” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    Soruşturma belgesine göre; 43 yaşındaki Brooks, 9 Aralık 2024’te Marcy Islah Tesisi’ne nakledildi. Belgede, elleri kelepçeli olan Brooks’un sağlık kontrolü için revire giderken Anzalone, Walrath ve başka bir memur tarafından iki kez saldırıya uğradığı, hiçbir meşru kolluk kuvveti amacı olmaksızın alıkonulduğu, darp edildiği, boğulduğu, ağzının tıkandığı ve tekmelendiği iddia edilidi.

    Kaynak: Haber Merkezi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Subay Andı Yargıya Taşındı: İhraç Kararına Karşı Açılan İlk Davanın Dilekçisi Ortaya Çıktı

    Subay Andı Yargıya Taşındı: İhraç Kararına Karşı Açılan İlk Davanın Dilekçisi Ortaya Çıktı


    Kara Harp Okulu Mezuniyet töreni sonrası kılıç çekip “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atan teğmenler Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) atılırken, ve o gün nöbetçi olan üç komutan da ordudan ihraç edilmişti. TSK’dan ihraç edilen teğmenlerden Serhat Gündar kararın iptali için ilk davayı açtı.

    Serhat Gündar’ın avukatları, Yüksek Disiplin Kurulu’nun, ”Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ayırma” kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemli dilekçeyi, İdare Mahkemesine sundu.

    ‘SADECE BİR OY FAZLASI İLE…’

    Yüksek Disiplin Kurulu’nda karşı oy kullanan üyelerden birinin Kurulun en kıdemli (korgeneral) ve dolayısıyla en uzun süre askerlik tecrübesine sahip olması, birinin şube müdürü, birinin tuğgeneral ve birinin de hakim albay rütbesinde Hukuk Hizmetleri Başkanı olmasının önemli olduğu belirtilen dilekçede, “Dava konusu işlemin, Türk Silahlı Kuvvetleri gibi emir komuta zinciri içinde karar alan ve hareket eden bir kurumda, üstelik Devletin ve Milli Savunma Bakanlığı’nın en üst yöneticilerinin ‘teğmenlerin atılması gerektiği’ yönündeki basına da yansıyan beyanlarına ve bu yöndeki iradelerine rağmen sadece bir oy fazlası ile tesis edilmiş olması dikkat çekicidir” denildi.

    ‘ON YILLARDIR DEVAM EDEN GELENEK’

    Disiplin soruşturma raporunda, teğmenlerin tören dışında sahada izinsiz toplandıkları ve faaliyet icra ettiklerinin iddia edildiği, bu iddianın hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı gibi mezuniyet törenlerinin icrasıyla da örtüşmediği aktarılan dilekçede, “Her mezuniyet töreninden sonra teğmenler sahada toplanır, kılıç çatar, bazen marş söyler, aileleriyle kucaklaşır, sevinçlerini paylaşırlar. Bunun için izin istenmez ve bunu yapabilirsiniz diye izin verilmez. Bu gelenekseldir. Zira törenden sonra kılıç çatma, on yıllardır devam edegelen bir gelenektir. Bu esnada tabiidir ki yine gelenekselleşmiş olarak özlü sözler söylenmekte, marşlar okunmaktadır” denildi.

    Subay Andı Yargıya Taşındı: İhraç Kararına Karşı Açılan İlk Davanın Dilekçisi Ortaya Çıktı - Resim : 2

    2023 MEZUNİYET TÖRENİ FOTOĞRAFLARI EKLENDİ

    Dilekçede, geçtiğimiz 2023 yılı mezuniyet töreninde de kılıç çatılırken “Atatürk’ün Gençleriyiz Marşı”nın okunduğuna ilişkin görüntülere yer verildi. Ayrıca törenden bir gün önce whatsapp grubuna mesaj atılmış olmasının, disipline aykırı eylemi planlama unsuru gibi gösterilmeye çalışıldığı belirtildi.

    ‘İZİN İSTENMEZ VE İZİN VERİLMEZ’

    Dilekçede, şu tespitlere yer verildi:

    “Törenden sonra sahada toplanıp kılıç çatılacağı, çeşitli söz ve marşlar söyleneceği hem Harbiyeliler hem de komutanlar tarafından bilinen bir gelenektir. Disiplin soruşturma raporunda, teğmenlerin tören dışında sahada izinsiz olarak toplandıkları ve faaliyet icra ettiklerinin savunulmaktadır. Bu iddia, hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı gibi mezuniyet törenlerinin icrasıyla da örtüşmemektedir. Her mezuniyet töreninden sonra teğmenler sahada toplanır, kılıç çatar, bazen marş söyler, aileleriyle kucaklaşır, sevinçlerini paylaşırlar. Bunun için izin istenmez ve bunu yapabilirsiniz diye izin verilmez. Bu gelenekseldir.”

    ‘AYNI AND DAHA ÖNCE DE OKUNDU’

    Tüm soruşturma evrakında ve dava konusu işlemde, “mevzuattan kaldırılan ant” olarak isimlendirilen metnin, 29 Ağustos akşamında da okunmasına rağmen ilgililere bu hususta suçlama yöneltilmediğinin altı çizildi. Dilekçede, bahse konu andın, 29 Ağustos akşamı yapılan eğlencede ve hatta 16 Ağustos 2024 tarihinde Milli Savunma Bakanı’nın huzurunda, Özel Kuvvetler Komutanlığı Kurs Bitirme Töreni’nde, üstelik resmi tören program dahilinde okunduğu aktarıldı.

    30 Ağustos günü, resmi tören bitiminde, daha önce okunan ve yürürlükten kaldırılan andın okunmayacağı yönünde bir emrin bulunmadığı da tekrarlandı. Ayrıca dilekçede, Disiplin Soruşturma Heyeti ve İdari Tahkikat Heyeti’nin de tören sonrası icra edilecek faaliyetlerle ilgili açık bir emir verilmediğini saptadığı vurgulandı.

    ‘SEVİNCİ AÇIĞA VURMA’

    Dilekçenin devamında şunlar kaydedildi:

    “Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, müvekkilin sapma göstermeyen ve ihraç edilen teğmenlerle birbirini doğrular nitelikteki beyanlarına itibar edilmesi gerektiği, sıralı amirlerinin ifadelerinde dahi tören sonrasına ilişkin açık ve kesin bir emir verilmediğinin belirtildiği ortadadır. Dolayısıyla, müvekkilin resmi tören bittikten sonra mezun olmanın verdiği sevinci açığa vurma şeklindeki davranışlarında, emre itaatsizlik ya da başka bir suça vücut verebilecek herhangi bir durum olmadığının gözetilmesi gerekir.

    Subay Andı Yargıya Taşındı: İhraç Kararına Karşı Açılan İlk Davanın Dilekçisi Ortaya Çıktı - Resim : 3

    ‘TSK’NIN İTİBARINI ZEDELEMEDİĞİ APACIK ORTADA’

    Sonuç olarak, toplumun çok büyük kısmına göre, (kamuoyu yoklamalarına göre yüzde 90 civarında) teğmenlerin eylemi nedeniyle Devletin ve TSK’nın itibarının zedelenmediği apaçık ortadadır. Dava konusu işlemle teğmenlerin Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ayırma cezasının açıklanması sonrasında kamuoyunda oluşan tepkiler, Devletin ve TSK’nın itibarına zarar veren olgunun, tören sonrasında yaşananlar değil, bizatihi bunun bir cezalandırma sebebi sayılması olduğunun göstergesidir.”

    DİĞER TEĞMENLER DE DAVA AÇACAK MI?

    Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla meslekten ayırma cezası verilen diğer dört teğmenin de kararın iptali ve yürütmesinin durdurulması için idare mahkemesine başvurmaları bekleniyor.

    NE OLMUŞTU?

    30 Ağustos 2024’teki Kara Harp Okulu resmi mezuniyet töreni sonrasında teğmenlerin kılıç çatarak, yürürlükten kaldırılan öğrenci andını okumaları ve ”Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atmasının ardından başlatılan disiplin soruşturmasında beş teğmen, sevk edildikleri Yüksek Disiplin Kurulu’nca ”Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ayırma” cezası almıştı.

    Dokuz üyeli Yüksek Disiplin Kurulu’nun beş üyesinin oy çokluğuyla alınan kararda, teğmenlerin eylemleriyle, TSK’yı tartışılır hale getirerek, “toplumda ayrışmaya sebep oldukları” ve ordunun vatan, millet ve Atatürk’e olan sevgisinden hiç şüphe duymayan millet nezdinde yıpranmasına neden oldukları belirtilmişti.

    Kurmay Başkan dahil Kurulun dört üyesi ise teğmenlerin eylemlerinin, disiplinsizlik teşkil eden fiil olarak kabul edilemeyeceğini ifade ederek, teğmenler hakkında Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğine işaret etmişti.

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İhraç Kararına Karşı Hukuk Mücadelesi… O Teğmen Harekete Geçti

    İhraç Kararına Karşı Hukuk Mücadelesi… O Teğmen Harekete Geçti


    Geçtiğimiz ağustos ayından beri gündemden düşmeyen “teğmenler” davasında hukuk mücadelesi devam ediyor. Kara Harp Okulu Mezuniyet töreni sonrası kılıç çekip “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atan teğmenler Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) atılırken, ve o gün nöbetçi olan üç komutan da ordudan ihraç edilmişti.

    Nefes gazetesinden Tarık Işık’ın haberine göre; bu teğmenlerden Serhat Gündar, TSK’ya geri dönebilmek için yargıya başvurdu. Subay Andı’nın okunmasında planlama ve destek sorumluluğu olduğu öne sürülerek ordudan atılan Gündar, yürütmenin durdurulup Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptal edilmesi talebiyle Ankara 20. İdare Mahkemesi’nde dava açtı.

    İhraç Kararına Karşı Hukuk Mücadelesi... O Teğmen Harekete Geçti - Resim : 2

    ‘DAVA İNCİR ÇEKİRDEĞİNİ DOLDURMUYOR’

    Gündar’ın avukatı Namık Öztürk, “Serhat Teğmen ‘Ebru Teğmen birinciydi. Subay andını onun okuması gerekirdi’ demiş. Bu sözlerden ‘plan’ çıkarabilmek için nasıl bir zeka gerekiyor. Dava incir çekirdeğini bile doldurmuyor” diye konuştu.

    Kaynak: Nefes Gazetesi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ekrem İmamoğlu’ndan İddianame Tepkisi: Bir Süredir Panik Yaşıyorlar

    Ekrem İmamoğlu’ndan İddianame Tepkisi: Bir Süredir Panik Yaşıyorlar


    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kahramanmaraş merkezli depremlerde yaşamını yitiren vatandaşları AKOM önünde andı. İmamoğlu, Türkiye’yi 26 yıldır yöneten iktidarın, depremlerden gerekli dersleri almadığını vurguladı. Hakkında hazırlanan iddianameye de tepki gösteren İmamoğlu, “Davacı olan Sayın Erdoğan’dır. O kadar öfkeli ki şu ana kadar benimle ilgili istediği hapis cezası 17 yıl olmuş aynı zamanda 3’üncü kez siyasi yasak istemekte. Bir süredir çok büyük bir panik yaşıyorlar” dedi.


    İBB, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde yaşamını yitiren vatandaşları andı. AKOM’da bir araya gelen, aralarında CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir, TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, milletvekilleri, belediye başkanları, bürokratlar ile emekçilerin bulunduğu yüzlerce kişi, ilk depremin gerçekleştiği saat olan 04.17’de saygı duruşunda bulundu.

    Ekrem İmamoğlu'ndan İddianame Tepkisi: Bir Süredir Panik Yaşıyorlar - Resim : 1

    CUMHURBAŞKANI’NA SESLENDİ

    Ekrem İmamoğlu, hakkında hazırlanan iddianameye de tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayiyp Erdoğan’a seslenen İmamoğlu, “Nerede delikanlılık? Nerede kaldı hepimizin gururla ismini andığı Kasımpaşalılık?” ifadelerini kullandı.

    ‘HEPİMİZ SORUMLUYUZ’

    Zaman zaman yoğunlaşan kar ve dolu yağışı altında konuşan İmamoğlu, şunları söyledi:

    ”Bir afet anında Hatay’da, Kahramanmaraş’ta, Adıyaman’da, Gaziantep’te, Osmaniye’de, Adana’da, Şanlıurfa’da, Malatya’da, Diyarbakır’da, birçok ilimizde hissedilen ve enkazlar altında insanlar varken, insanların bizden istediği, bir an önce oraya hizmeti getirmek ve insanlarımızla buluşturmak. Ama ne yazık ki kötü sınav verdik. Sınav verdik derken, kendimizi içinden çekip sıyırarak, bir mecrayı suçlayarak bir dil kullanmıyorum. Hepimiz sorumluyuz. Bugün geldiğimiz hangi sorun var ise, hangi problem var ise, her konuda olduğu gibi bu konuda da hepimiz sorumluyuz.

    ‘HAZIR OLMAK ZORUNDAYIZ’

    Elbette ki düzeltmekle de sorumluyuz, iyileştirmekle de sorumluyuz, hassas olmakta da sorumluyuz. Afet anlarını konuşurken veya bir arada bir süreç ve sistem üretirken bir araya gelme konusunda en duyarlılık halini, en üst seviyede duyarlılık halini göstermekle de yükümlüyüz. Ders alacağımız böylesi acıları, bize Allah bir daha yaşatmasın. Ders almak değil, böyle felaket anlarına hazır olmak zorundayız. Böyle felaket anlarında birlikte hareket etmek ve çözüm bulmak zorundayız.

    ‘BAŞTA KIZILAY OLMAK ÜZERE…’

    Bu can kayıpları, o gün yaşanan teknik sorunlar, iletişimsizlikler, geç müdahaleler, bir türlü bir araya gelemeyen, koordine olamayan, sorunların, yapıların bütün envanterleri bizde var. Biz, neredeyse 15 bine yakın çalışanımızı, AFAD tarafından sorumlu olduğumuz başta Hatay olmak üzere, birçok iline hizmet götürmekten ve büyük katkı sunmaktan da onur duymaktayız. Belki de Türkiye’nin tek kalemde bu kadar insanını oraya seferber eden ve aylarca orada kalıp hizmetlerini sürdüren, altyapıdan üstyapıya, can kurtarmadan birçok hizmetini devam ettiren İstanbul Büyükşehir Belediyemizin kurumunun bütün yöneticilerine, çalışanlarına tekrar tekrar teşekkürlerimi sunarım. O anların yönetimi, kriz anının yönetimi, aynı masada oturabilmeyi, birlikte konuşabilmeyi ve birlikte çözüm üretilebilmeyi gerektirir. Bizler, bütün kaynaklarımızı seferber ederken, bir kısım kadim kurumlarımızın bizi mahcup ettiğinin altını çizmek isterim. Başta Kızılay olmak üzere, başımızı öne eğdiren birçok kurumun bu anlamda sorgulanmadığını, herhangi bir teftiş geçirmediğini ve bu konuda hesap vermediğini düşünüyorum.

    Ekrem İmamoğlu'ndan İddianame Tepkisi: Bir Süredir Panik Yaşıyorlar - Resim : 2

    ‘KANAL İSTANBUL DENEN SAFSATA’

    Örneğin, bakanlık İstanbul’da 69 alanı riskli alan olarak ilan etti, biz, yaptığımız detaylı bilimsel analizlerle, İstanbul’da gerçekten riskli 142 alan tespit ettik. Bakanlığın tespit ettiği 69 riskli alanın sadece iki tanesi bu bizim tespit ettiğimiz riskli alanlara denk düşüyor. Çünkü niye? Tespiti yapılan alanların riskli olduğundan değil, orada rant odaklı birtakım yapılaşma çalışmaları sürdürülsün diye ilan edilmiş. Riskli alan ne için çıkarılıyor? Ama riskli alan nasıl bir uygulamayla İstanbulluların önüne koyuluyor? İstanbul’da 20 yıl boyunca bir kısım büyük projelere odaklanıldı. Ama bu projeler, halkın ihtiyaçlarının çözümü için değil, hala Kanal İstanbul denen safsata için çırpınanlar var, hala. Bu toplumun ve bu şehrin temel problemleri dururken, en birinci problemi dururken, biz gelelim bir araya ve birlikte çözüm bulalım, birlikte onun bir parçası olalım, birlikte halka anlatalım, bir Deprem Konseyi düşüncesini ortaya koyan, farklı bakanlara gidip brifing veren, düşüncemizi anlatan, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde sorunları nasıl çözeriz diye yaptığımız onlarca toplantıya, kamuoyunu bilgilendirmek ya da farklı kurumlardan bilgi toplamak adına yaptığımız bu tür toplantılara, çağrılara, devletimizin resmi kurum ve kuruluşlarından teknik bir kişi dahi göndermemeyi kendine siyasi davranış olarak kabul eden hangi akıl varsa kınıyorum. Biz bir araya gelmeyeceğiz de kim gelecek Allah aşkına?

    Ekrem İmamoğlu'ndan İddianame Tepkisi: Bir Süredir Panik Yaşıyorlar - Resim : 3

    Deprem Konseyi’nin mantığı şuydu: Bu şehirde alınması gereken her acil ortamı, yine bakanlığımızın koordinasyonunda, valiliğimizin koordinasyonunda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden ilçe belediyelerine, farklı kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşlarını bu ülkenin finans sektörünü, bankacılık sektörünü, bu ülkenin farklı, bu işe katkı sunacak sektörel temsilcilerini bir araya toplayan, birlikte düşündüğümüz, birlikte elimizi değil bütün vücudumuzu taşın altına koyduğumuz bir çözümü üretmenin stratejisiydi. Bunu anlattığımız zaman, burada alınacak kararlar, burada alınacak kanunlar, aynı odada, aynı masada karar alırken ‘sen şu partiden, ben bu partiden’ meselesini ortaya koymadan, birlikte karar alarak, haksız bir uygulama varsa birlikte bunu vatandaşa ilan edelim, o riskin altına biz de imza atalım, ‘o yaptı’ demeyelim, doğru bir karar varsa hep beraber ilan edelim, hep beraber başarmış olalım, demeyi stratejik olarak bu işle ilgili bütün bakanlıklara, bakanlara dahi sunmuş birisiyim. Bunu bir kanuna dönüştürelim. El birliğiyle yasaya dönüştürelim. Bu manada tek bir kelimeyi dahi siyasi mesele ve malzeme haline getirmeyelim diyen kişiyim.

    Ekrem İmamoğlu'ndan İddianame Tepkisi: Bir Süredir Panik Yaşıyorlar - Resim : 4

    ‘BU ON BİNLERCE YAPIYI BİZ Mİ BİRİKTİRDİK?’

    Bu şehirde Kanal İstanbul’a… Bakın 100 milyarlarca liralık bir yatırımı hala hayal etmenin anlamını kafasının bir yerine yerleştirebilen bir vatandaşımız varsa, çıksın izah etsin. Halbuki bugün, bu şehirde on binlerce yapının depreme dayanıksız olduğunu tespit eden ve bu konuda elinden geleni yapmaya çalışan İBB olarak söylüyorum: Bu on binlerce yapıyı biz mi biriktirdik? Ya da beş yılda on binlerce yapıyı nasıl yapabilir bir kurum tek başına? Yapamaz. Ben bunu bakanlıklara söyledim. Dedi ki; ‘Siz de yapamazsınız, bırakın belediyeyi.’

    Bu ülkenin bütün bütçesini yöneten siz dahi yapamazsınız. Bunu bir seferberlik haline getirip, bütün toplumu bu anlamda ayağa kaldırıp, finansal altlığından teknik altlığına, birçok hususu organize ederek, hep birlikte yapabiliriz demiş kişiyim. Bu manada, gerçekten halkı korumanın yerine getirilmesi gereken gerekleri vardır. Eğer siz, bu işte yanlış politikalarda ısrar ederseniz ve afet anına bu toplumu ve bu şehri ve diğer şehirlerimizi hazırlamaz, hala buradan suçlayıcı bir dille bakış açısını toplumun önüne sererseniz, gerçekten az önce hocamızın ettiği gibi, ‘Ahiret gününe kadar bizim birlik ve beraberliğimizi bozma ya Rabb’i’ derken ettiği duanın tam tersini yapmış olursunuz.

    ‘KAMU BANKALARI BAŞLARINI ÖNE EĞİYOR’

    Acı bir şey söyleyeyim mi? Biz, sosyal konut projelerimizi ya da dönüşüm projelerimizi güçlendirmek adına, geliri olmayan emeklimize, geri dönüşü olmayacak şekilde para, yani bir bütçe sunarken ya da farklı ödeme koşullarıyla kesinlikle dar bütçemizle vatandaşlarımıza destek olmaya çalışırken, 5,5 yıldır KİPTAŞ’in ya da İBB’nin inşa ettiği, dönüşüme tabi tuttuğu yapılarda, tek bir kamu bankasıyla konut kredisi dahi kullandıramamanın acısını yaşıyoruz. Ve o kamu bankalarının yöneticileri, bunun bir siyasi talimat olduğunu bize aktarırken, başlarını öne eğiyorlar, utanç verici.

    Vatandaş evini dönüştürecek, KİPTAŞ orada binayı yapacak, bir konut kredisini kullandırırken kamu bankası kredi dahi vermeyecek. Defalarca yöneticilerimiz bunun çağrılarını yaptı. Bunu kim yapabilir Allah aşkına? Kamu bankası kimin? Kamu finansmanını sağlayan bu kuruluşlar, kimlerin vergileriyle yürütülüyor ya da yapılıyor. Bu kadar basit bir şeyi dahi esirgemenin anlamı ne? Bu siyasi hasımlık, siyasi düşmanlık niye? Bakın tekrar diyorum ki; el uzatıyoruz. Diyoruz ki; birlikte yapalım. Birlikte ayağa kalkmak zorundayız. Bu işin iktidarı, muhalefeti olur mu? Bu işin A partili, B partili belediyesi olur mu? Depremde binanın altında kalan canların o partilisi, bu partilisi olur mu? Her birisi bizi aynı derecede yakmıyor mu? İçimizi dağılamıyor mu? 25 yıl öncesinden bugüne alınan kararlarda, deprem vergisi ve orada kullanılan bütçenin ne oldu diye sorduğumuzda, ‘otoyollar yaptık’ diyecek kadar konunun dışında kalan bir akla, siz nasıl güvenebilirsiniz?

    Ekrem İmamoğlu'ndan İddianame Tepkisi: Bir Süredir Panik Yaşıyorlar - Resim : 5

    ‘MARMARA DEPREMİ HEPİMİZE DİZ ÇÖKTÜRÜR’

    İşte Türkiye, tam da böyle bir anlayışla depreme hazırlanamaz. Önümüzde bir Marmara depremi vardır. Günü belli değildir. Her an yaşayabiliriz. Her an bu büyük felaketle karşı karşıya kalabiliriz. Ve Marmara depremi, Allah korusun, Allah geçinden versin, hiçbir depreme, hiçbir afete ülke çapında benzemez. Allah korusun ki, Marmara depremi hepimize diz çöktürür. Ekonomik anlamda diz çöktürür. Psikolojik anlamda diz çöktürür. İnsan kaybı anlamında diz çöktürür.

    İstanbul, bu ülkenin can damarı, kalbi, beyni, her şeyi. Bu bağlamda bu büyük sorumluluğa, bütün bu zorluklara, bütün bu yapılan hukuksuz, anlamsız birtakım uygulamalara rağmen, bugünün bütün sorumlularına tekraren el uzatıyoruz.

    Ekrem İmamoğlu'ndan İddianame Tepkisi: Bir Süredir Panik Yaşıyorlar - Resim : 6

    Diyoruz ki; birlikte çözmek zorundayız. Bulunduğumuz hiçbir koltuk, hiçbir kişinin şahsına ya da siyasi partinin kurumsalına ait değildir. Bulunduğumuz bu koltuklar, millete aittir. Millete ait olan bu koltukların hakkını vermek zorundayız. Dönemimiz biter, gideriz. Faniyiz; ömrümüz biter, gideriz. Birlikte yapabildiklerimizle, bu zor koşullara topluma hazırladığımız o zor anında milletin yanında olma kavramıyla, o gün geldiğinde kendimizi ispat etmiş oluruz. Bu bağlamda sorumluluk sahibi kim varsa, başta bizler dahil olmak üzere, her kurumun çağrısına, her kurumun birlikte oturalım, çalışalım, konuşalım çağrısına koşa koşa gitmekle yükümlüyüz. Kimse bir adım geri duramaz. Nasıl ki haksızlığa karşı mücadelemizde bir milim geri adım atmayız; milletimize hizmette ise koşa koşa gideriz. Bakın bu kadar net. O bağlamda bizler, hep birlikte bu sorunun üstesinden gelmek ve İstanbul’umuzu tüm Türkiye’ye, geleceğe güvenle taşımak için ne gerekiyorsa yapmak zorundayız.

    ‘İBAN VERMEKLE BU SORUNLAR ÇÖZÜLMEZ’

    Afetlere karşı finansal hazırlık konusu da önemli konuların başında geliyor. Afet sonrası yardım kampanyaları yapmakla ya da IBAN vermekle bu sorunlar çözülmez. Bu bağlamda bu ulusal afet eylem fonu oluşturulmalı ve tüm deprem riski taşıyan illeri kapsayacak şekilde genişletilmelidir. Sonuç olarak biz, depremin anma yıl dönümlerinde kayıplarımızı elbette dualarımızda anacağız. Elbette üzüntülerimizi tekrar paylaşacağız, dertleri olan insanlarımızın yanında olma konusunda gayretlerimizi en üst seviye gayret göstereceğiz. Ama biz, bununla yetinmek durumunda olan insanlar değiliz. Biz, bu ülkenin Cumhurbaşkanı’ndan bakanlarına, büyükşehir belediye başkanlarından bu konuda sorumlu bütün yöneticilerine kadar hep beraber sorumlu insanlarız.

    Ekrem İmamoğlu'ndan İddianame Tepkisi: Bir Süredir Panik Yaşıyorlar - Resim : 7

    Bizler, şehirlerimizi ve ülkemizi depreme ve afete hazırlıklı ve dayanıklı hale getirmek zorunda olan insanlarız. Bu bağlamda benim gücüm yetmiyor ve var olan gücümü de kullanamamanın veya dönem dönem engellenmenin ya da var olan imkanları kullandırılmamasının acısını yaşıyorum. ‘Bu nasıl olur’ diyorum. Izdırabını yaşıyor. Bu nasıl yapılabilir? Bu manada bunları gidermenin ve o karanlık dönemin bir an önce bitmesi için mücadele etmek zorunda olan insanlarız.

    Ekrem İmamoğlu'ndan İddianame Tepkisi: Bir Süredir Panik Yaşıyorlar - Resim : 8

    ‘HANİ DELİKANLIYDIN?’

    Hakkında 7 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle hakkında iddianame düzenlendiğinin anımsatılması üzerine İmamoğlu, şunları kaydetti:

    “Hakkımda davanın sahibi, altında imzası olan başsavcı vekilinin olmadığını ya da başsavcının olmadığını ifade etmek isterim. Başsavcı da değil, başsavcı vekili de değil. Davacı olan Sayın Cumhurbaşkanı’dır, Sayın Erdoğan’dır. Tüm davalarımın altında onun imzası vardır. O kadar öfkeli ki şu ana kadar benimle ilgili istediği hapis cezası tam 17 yıl olmuştur. Yanında bana aynı zamanda üçüncü kez de siyasi yasak talep etmekte.

    Aynen ilk seçimi kazandıktan sonra topal ördek tanımlamasını yaptığı gibi bugün turpun büyüğü heybede diyerek sürecin savcılığına soyunarak bizi sakatlamaya çalışıyorlar. Hani delikanlıydın?

    Delikanlı adam mertçe mücadele eder, mertçe, mertçe mücadelesini verir. Biz mücadelemizi ilan ettik, ilan ediyoruz, ilan etmekten çekinmiyoruz. O bakımdan milletimiz delikanlı tutum ve tavırları sever, delikanlılığı sever. Nerede delikanlılık? Nerede kaldı hepimizin gururla ismini andığımız Kasımpaşalılık. Saraya yerleştikten sonra insanlarla bağı kopan bu anlayışın bunu unuttuğunu görüyoruz ve düşünüyoruz.”

    Bir süredir çok büyük bir panik yaşıyorlar. Bu saldırganlaşmanın adliye koridorlarında dedikodularını her gün dinliyorum.

    Kaynak: ANKA


    Etiketler

    Ekrem İmamoğlu


    Recep Tayyip Erdoğan


    Deprem


    Dava

    AK Partili Kurmaylar Gerçek Gündem'e Konuştu: 'Gezici Herkes Hesabını Verecek'
    AK Partili Kurmaylar Gerçek Gündem’e Konuştu: ‘Gezici Herkes Hesabını Verecek’

    AKP Sözcüsü Çelik'ten Trump'ın Gazze Planına Sert Tepki
    Trump’ın Gazze Planına AKP’den İlk Tepki

    İBB Başkanı İmamoğlu'na İstenen Cezaya Avukatından Tepki: Suç Karşılığı Yok
    Ceza İstendi, Avukatı Net Konuştu

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu İçin Siyasi Yasak ve 7 Yıla Kadar Hapis İstemi
    İmamoğlu İçin İstenen Ceza Belli Oldu

    Kesme Tahtası Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli? Tahta mı İyi Plastik mi?
    Kesme Tahtası Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli? Tahta mı İyi Plastik mi?

    Herkesin Başına Gelebilir: Kireçlenmiş Demliği Pırıl Pırıl Yapan Yöntem
    Herkesin Başına Gelebilir: Kireçlenmiş Demliği Pırıl Pırıl Yapan Yöntem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Doğal Gazını Açmayan Yandı! Komşuları Birbirine Düşürecek Haber

    Doğal Gazını Açmayan Yandı! Komşuları Birbirine Düşürecek Haber


    Kışın giderek kendisini hissettirmesi ve havaların soğumasıyla birlikte doğal gaz kullanımında ciddi artış yaşanıyor. Hayat pahalılığıyla birlikte giderek katlanan zamlar da doğal gaz faturalarının cep yakmasına neden oluyor. Bununla birlikte yüksek gelen faturaların bir diğer nedeninin de kombisini açmayan veya odalardaki ısıtma peteklerini kapatan komşuların olabileceği öğrenildi.

    Avukat Kenan Demirezen, kombisini açmayıp faturanın yüksek gelmesine neden olan komşuya dava açılabileceğini iddia etti. Avukat Demirezen, “Kişi; gerek doğal gaz yakmamakla, gerek başka şekilde zarar veya rahatsızlık vermek gibi bir durumla karşı karşıya kalırsa, bu zararlarını temin etmek için hukuk yoluna başvurabilir” diye konuştu.

    ‘KAT MÜLKİYET KURALLARINA UYULMAK ZORUNDA’

    Komşuların kat mülkiyetine uygun hareket etmesi gerektiğini söyleyen Demirezen, “Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 18. maddesi, Medeni Kanun’un 2. ve 3. maddelerine atıf yaparak; tüm komşuların, iyi niyet ve dürüstlük kurallarına uygun olarak; kendi dairelerini, kendi kullanım alanlarını, ortak alanları, bu kaidelere uygun olarak kullanılmasını emrediyor. Eğer kiracılar veya o binayı kim kullanıyorsa; ortak alanları, kendi kullanım alanlarını, dairelerini kullanırken bu iyi niyet kurallarına, dürüstlük kurallarına uygun hareket etmezse; diğer komşuların, kullanıcıların zararına olacak şekilde hareket ederse, buna Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 33. maddesi hakimin müdahalesini öngörüyor” şeklinde aktardı.

    Doğal Gazını Açmayan Yandı! Komşuları Birbirine Düşürecek Haber - Resim : 2

    ‘FATURA YÜKSELİYORSA FARK İSTENEBİLİR’

    Avukat Kenan Demirezen, “Mesela kişi; normal ortalamada bin TL’lik, bin 500 TL’lik bir doğal gaz faturası ödüyorken, komşunun kombiyi çalıştırmaması sebebiyle bu rakam yükseliyorsa; 2 bin lira, 3 bin lira, 5 bin lira gibi bir doğal gaz faturası ödemek zorunda kalıyorsa, bu şekilde mahkemelere başvurarak bu farkı ondan talep edebilir” diye konuştu.

    Demirezen, şöyle devam etti:

    “Komşunuzun kombiyi yakmadığını tespit ettiğiniz zaman, Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında yönetimle ikaz edilebilir; fakat bunun en uygun yolu, mahkemeye başvurarak burada hakimin olaya müdahale edilmesini istemektir. Bu durumda zarar tespit edilir, komşunun buna sebebiyet verdiği ortaya çıkarsa yargılama gerektirir. Bu durumda komşu, zararını tazmin edecektir. Kişinin yakmasını veya yakmamasını gerektirecek özel sebep olabilir. Buradaki temel kriter; komşunun, kat malikinin veya o daireyi kullanan kişinin zararına olacak şekilde bunu zarar kastıyla yapması, o zararı ödeyeceği anlamına gelir.”

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’den ‘Ensarioğlu’ Göndermeli Narin Güran Açıklaması

    CHP’den ‘Ensarioğlu’ Göndermeli Narin Güran Açıklaması


    Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin davada dün karar açıklandı. Mahkeme heyeti, “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçunun işlendiğinin sabit görüldüğünü gerekçe göstererek, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’ın Türk Ceza Kanunu’nun 37/1, 82/1-d,e, 53/1 ve 63. sevk maddeleri uyarınca ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis ile cezalandırılmalarına karar verdi. Nevzat Bahtiyar’a ise “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, Narin Güran davasında karar çıkmasının ardından değerlendirmelerde bulundu.

    Gökçen, açıklamasında “Narin Güran cinayetinden bugüne geçen süreç daha kötü yönetilemezdi. Kamuoyunun duyarlılığı ve haklı ilgisi, konuyu magazinleştirmek isteyenlerin elinde oyuncak edildi.”

    CHP’li Gökçen ayrıca, AKP milletvekili Galip Ensarioğlu’na atıfta bulunarak bir önemli noktaya daha değindi: “Aileyle yakın dostluğunu ve olaya dair bildiği şeyler olduğunu açıklayan siyasetçi ne bunun hesabını verdi, ne de kendisinden bilgi istendi.”

    ‘DELİL KARARTMAK İSTEYENLERE GÜN DOĞDU’

    “Soruşturmanın gizliliği ihlal edilerek belge ve bilgiler paylaşıldı” diyen Gökçen, “Bu süreçte delilleri karartmak isteyenlere gün doğdu. TBMM’de kurulan komisyon, zoraki inceleme yaptı. Açık kalan mikrofonlara yansıdığı gibi yalnızca tepkilerden korkulduğu için görevlendirme yapıldı” ifadelerini kullandı.

    Gökçen açıklamasını şu sözlerle sonlandırdı:

    “Narin davasının duruşması ve Sıla bebeğin duruşması tepkilerin dinmesi ve kamuoyu ilgisinin dağılması için aynı güne konuldu. Bir çocuk cinayeti magazinleştirilmek yerine, bir daha hiçbir çocuğun öldürülmeyeceği bir düzen nasıl kurulur, bunun konuşulması gerekirdi. Bu da yalnızca yargılama ile olmaz. Aynı zamanda bir dava nasıl yıllar sürmez ve bir an önce konu gündemden kalksın diye uğraşılır, bunu da görmüş olduk. Adalet Bakanı umuyorum ki bundan sonra uzun yargılama süreleri ve yıllarca sonuçlanmayan davalar hakkında da bir açıklama yapacaktır.”

    Kaynak: Haber Merkezi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***