Etiket: Çiftçi

  • İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, Bursa’da Çiftçilerle Buluştu

    İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, Bursa’da Çiftçilerle Buluştu

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, siyasi partilerin içinde tarım politikaları başkanlığı olan tek siyasi parti olduklarını belirterek, çiftçilerin her zaman yanında olduklarını söyledi.

    Bursa’nın Karacabey ilçesindeki Atatürk Meydanı’nda konuşma yapan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, 2024 yerel seçimlerinde İYİ Parti’den Karacabey Belediye Başkanı olarak seçilen Fatih Karabatı’ya destek veren ilçelilere teşekkür etti.

    Çiftçilerin sorunlarını yerinde tespit etmek adına Türkiye’nin farklı illerini ziyaret ettiğini belirten Dervişoğlu, “Eğer benim çiftçim toprağa düşürdüğü terin karşılığını alamıyorsa, eğer benim emeklim hanesinde tenceresini kaynatamıyorsa, benim dar ve sabit gelirli vatandaşım geçinemiyor, barınamıyorsa, benim gencim yaşadığı ülkede kendisine gelecek hayali şayet kuramıyorsa ben; üzerimdeki şu beyaz gömlekten ve boynumdaki medeniyet yularından utandığımı söylerim.” dedi.

    Çiftçilerin zor koşullar nedeniyle çiftçiliği bırakmak zorunda kaldığını vurgulayan Dervişoğlu, şöyle konuştu:

    “Çiftçinin toprağa düşürdüğü terin karşılığını alamadığını ve 12 yıldan beri uygulanan yanlış politikalar yüzünden çiftçilikten çekilen vatandaş ve aile sayısının ne olduğunu TÜİK de söylüyor. 1 milyon 100 bin işçiden 400 küsur bin çiftçiye düşmüşüz. Toprağa düşürdüğü terin, ektiği tohumun, sarf ettiği emeğin karşılığını alamayan çiftçi kardeşlerimiz çiftçilikten çekilmek mecburiyetinde bırakılmış. Yani bu memleketin yüzde 60’a yakın çiftçisi artık çiftçilik yapmaktan vazgeçmiş. Topraklarımız sürülemez, ekilemez olmuş. Ekilen ve sürülen topraklardan elde edilen ürünler ve sermayenin ve sermayeyi karşılayamaz hale gelmiş. Bir dönümü harcadığınız paranın yarısı kadarını topraktan alıp telafi edemiyorsunuz.”

    Dervişoğlu, İYİ Parti olarak siyasi partilerin içinde tarım politikaları başkanlığı olan tek siyasi parti olduklarının altını çizerek, çiftçilerin yaşadığı problemleri yerinde tespit ettiklerini ve problemlerin çözümü yolunda da çeşitli projeler ürettiklerini anlattı.

    Parti olarak her zaman çiftçilerin yanında olduklarını dile getiren Dervişoğlu, şunları kaydetti:

    “Siz çiftçiyi sahipsiz zannediyorsunuz. Siz iş başına geldiğiniz günden itibaren meydanlarda ‘benim çiftçim, benim köylüm, benim emeklim, benim dulum’ diye haykıran adamlar bitti, gitti ebediyete vardı zannediyorsunuz. Onların ayak izine basmaya kararlı bir İYİ Parti var. Tıpkı Süleyman Demirel’in samimiyetiyle ‘benim çiftçim, benim işçim, benim gencim’ diye haykırmaya devam edeceğim ve onların hak ve hukukunu koruyacağım. Emperyalizmin dayatmaları karşısında kaya gibi duran Bülent Ecevit’in nezaketiyle siyaset yapacağım. Necmettin Erbakan’ın imanıyla siyaset yapacağım. Alparslan Türkeş’in cesaretiyle siyaset yapacağım. Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde ve ülküsünde yürümeye devam edeceğim. Milletle yolculuğumuzu sürdüreceğiz. Herkes bundan emin olsun. Çiftçi sahipsiz değildir. Benim çiftçim sahipsiz değildir ve asla bırakılmayacaktır. Mücadelemiz devam edecektir.”

    Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı ve İYİ Parti Ankara Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba da programda birer konuşma yaptı.

    Dervişoğlu, Karacabey programı öncesinde Yenişehir ilçesinde esnaf ziyaretinde bulundu, 2024 yerel seçimlerinde İYİ Parti’den Belediye Başkanı seçilen Ercan Özel’i ve Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı’yı da makamında ziyaret etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Vekil Sordu, Bakan Doğruladı! Çiftçinin Kirası 4 yılda 1600 Katına Çıktı

    CHP’li Vekil Sordu, Bakan Doğruladı! Çiftçinin Kirası 4 yılda 1600 Katına Çıktı


    Bakan Ersoy’un CHP’li Çakırözer’in soru önergesine verdiği yanıt, ‘itiraf’ niteliğinde… Çakırözer, Bakan Ersoy’un, çiftçiden alınan kira bedellerinin yılda 300, son 4 yılda ise 1600 katına çıktığını doğruladığını “İşte bu belge AKP’nin emekliye, emekçiye, halka, çiftçiye reva gördüğü yoksulluğun, pahalılığın acı itirafı!” diyerek duyurdu.


    Artan enflasyon üreticiyi de tüketiciyi de vurdu. İğneden ipliğe gelen zamlardan herkes nasibini aldı. Çiftçiler de kira bedelleriyle mücadele etmeye devam ediyor. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesine gelen ‘itiraf’ niteliğindeki yanıtı paylaştı.

    BAKANDAN GELEN CEVAP

    Bakan Ersoy, Eskişehir’in ilçelerinde tarla, harman yeri, mera, arsa, bahçe ve ev vasfındaki toplam 5 bin 856 taşınmaz bulunduğunu belirtti. Eskişehir’de halen toplam 2 bin 538 vakıf taşınmazında kiracı bulunduğunu, kiracıların 2 bin 507’sini gerçek kişilerin oluşturduğunu, bu kişilerin çoğunluğunun bu arazileri tarımsal faaliyet için kullandığını ifade eden Ersoy, Eskişehir’deki vakıf taşınmazlarından 2020 yılında 4 milyon 606 bin 408 TL, 2021 yılında 6 milyon 349 bin 704 TL, 2022 yılında 7 milyon 763 bin 609 TL, 2023 yılında 26 milyon 677 bin 114 TL, 2024 yılında ise 75 milyon 609 bin 598 TL kira geliri elde edildiğini bildirdi.

    ‘4 YILDA YÜZDE 1600’LERİ BULAN ORADA ZAM YAPIYORLAR’

    Çakırözer, Bakan Ersoy’un soru önergesine verdiği yanıta ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

    “Çiftçiye bir yılda buğday için yüz 10, arpa için yüzde 3 oranında destek açıklıyorlar. Çiftçinin ekip biçtiği arazilerin kira bedelini ise yılda yüzde 300 artırıyorlar. 4 yılda yüzde 1600’leri bulan oranda zam yapıyorlar. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden sorumlu bakan bize, ‘2020 yılından 2024 yılına kadar kira bedellerini tam yüzde 1600 arttırdık’ diyor.

    ‘PAHALILIĞIN ACI İTİRAFI’

    AKP iktidarında zam sadece asgari ücretlinin, emeklinin maaşına yasak! Asgari ücretliye, emekliye, emekçiye yoksulluğu, pahalılığı reva gören, çiftçinin buğdayına yüzde 10 destek açıklayan bu AKP iktidarı, çiftçinin ektiği tarladan aldığı kira bedelini yüzde 1600 arttırmış. İşte Bakan’dan gelen vahim tablonun belgesi. Eskişehir’de 6 bin 223 taşınmazın kirasından 2020 yılında 4 milyon 606 bin 408 lira gelir elde edilirken, aynı taşınmazlardan 4 yıl sonra 2024 yılında elde edilen gelir 75 milyon 609 bin 598 lira! 4 yılda yüzde 1600 artış. Bir yıllık artış ise yüzde 200, yüzde 300 oranında. İşte bu belge AKP’nin emekliye, emekçiye, halka, çiftçiye reva gördüğü yoksulluğun, pahalılığın acı itirafı! AKP kendi beceriksizliğinin bedelini bu halka, Anadolu çiftçisine ödetemez.”

    Kaynak: ANKA


    Etiketler

    Çiftçi


    Kiracı

    6.Sezon İçin Gün Sayan Kuruluş Osman'da Flaş Ayrılık! Kadroya Veda Etti
    6.Sezon İçin Gün Sayan Kuruluş Osman’da Flaş Ayrılık! Kadroya Veda Etti

    Türkiye Avrupa'yı 40'a Katladı: Son Dokuz Senedeki Kira Artışı Yüzde 694!
    Türkiye’de Kira Yangını: Son Dokuz Yılda Yüzde 694 Artış!

    Çinliler Yine Şaşırtmayı Başardı! Kahvenin İçine Bakın Ne Ekliyorlarmış...
    Çinliler Yine Şaşırtmayı Başardı! Kahvenin İçine Bakın Ne Ekliyorlarmış…

    Rakamları Duyunca Donup Kalacaksınız... Özel Liseye Çocuk Göndermek Artık İmkansız
    Özel Liseye Çocuk Göndermek Artık İmkansız

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’da binlerce çiftçiden traktörlerle eylem: ‘Tüm yollar Paris’e çıkar’

    Fransa’da binlerce çiftçiden traktörlerle eylem: ‘Tüm yollar Paris’e çıkar’



    Fransa’da başta başkent Paris ve çevresi olmak üzere birçok bölgede çiftçilerin traktörleri ile yaptıkları eylemler devam ediyor.

    Le Monde’un haberine göre, Paris’in giriş-çıkışındaki güzergahlarda traktörleri ile yolları kapatan çiftçiler, hükümetten taleplerine yönelik etkili adımlar gelinceye kadar eylemlerini sürdüreceğini bildirdi.

    Ülkede dün erken saatlerde başlayan eylemler, gece boyu sürdü ve çok sayıda çiftçi soğuk havaya rağmen geceyi traktöründe geçirdi. Traktörlerinin yanında bekleyişlerini sürdüren çiftçilerin yol kenarlarında ateş yakarak ısınmaya çalıştığı görüntüler sosyal medyaya yansıdı.

    Başkente ana ulaşım noktalarından A1, A5a, A6 otoyolları Paris yönünde, A4, A10, A13 otoyolları ise çift taraflı olarak trafiğe kapatılırken, A15, A16, A20 otoyolları ile 184 yolunun bazı noktalarında ulaşım aksadı. Polis kaynakları, ülke genelinde 5 binden fazla tarım makinesi ile 10 bine yakın çiftçinin eyleme katıldığını bildirdi.

    “BÜTÜN YOLLAR PARİS’E ÇIKAR”

    Çiftçilerin “Paris’i kuşatma” eylemlerinin odağında bulunan başkentin en büyük pazarı Rungis çevresinde geniş güvenlik önlemleri alan polis, çiftçilerin pazara girme girişimlerini engelledi.

    France Bleu’nün haberine göre, dün Lot-et-Garonne, Marmande, Agen ve La Reole’den traktörleri ile Rungis Pazarı’nı kuşatmak için yola çıkan çiftçiler, sabahın erken saatlerinde A20 otoyolunun Limoges’e yakın bir noktasında jandarma tarafından durduruldu. O bölgedeki çiftçileri organize eden La Coordination Rurale Sendikası, X sosyal medya hesabından jandarma tarafından traktörlerin ilerleyişinin engellendiği bir paylaşımda bulundu.

    Güvenlik önlemlerinin kendilerini durdurmayacağını bildiren sendika, traktörlerin otoyoldan çıkarak yan yollara saptığı anlara ilişkin de bir görüntü paylaşarak, “Tüm yollar Paris’e çıkar” mesajı verdi.

    Fransa'da binlerce çiftçiden traktörlerle eylem: 'Tüm yollar Paris'e çıkar' - Resim : 1

    ÇİFTÇİ SENDİKASINDAN “HÜKÜMETLE MÜZAKERELERE DEVAM EDİYORUZ” AÇIKLAMASI

    Ülkenin en büyük çiftçi sendikası FNSEA’nın Başkanı Arnaud Rousseau, dün akşam saatlerinde Başbakan Gabriel Attal ile yaptığı görüşmeye ilişkin Europe 1 kanalına değerlendirmede bulundu.

    Başbakan Attal’ın krize yönelik önlemler almada “gönüllü” göründüğünü ifade eden Rousseau, eylemlerin hükümet üzerinde istenen baskıyı oluşturması için çiftçilerin şiddet ve aşırılıktan uzak durmalarını istedi. Rousseau, çiftçilerin “eve dönmesinin” hükümetin atacağı somut adımlara bağlı olduğunu ve müzakerelerin sürdüğünü belirtti.

    Ülke genelinde çiftçiler, Toulouse, Agen, Beauvais, Rennes gibi çok sayıda kentte gelirlerinin az olmasını ve hükümetin tarım politikasını protesto ediyor. Çiftçiler hükümetin taleplerine kulak vermesi için traktörleriyle günlerdir yol ve otoyolları trafiğe kapatıyor.

    AVRUPA’DA ÇİFTÇİLER EYLEMDE

    Başta Almanya, Fransa, İspanya, Hollanda, Belçika, Polonya, İtalya ve Macaristan olmak üzere pek çok AB ülkesinde çiftçiler son dönemde uygulanan tarım politikalarına tepki gösteriyor.

    Çiftçilerin eleştirdiği konular arasında Birliğin tarım politikaları, doğa restorasyon hedefleri, desteklemelerdeki kesintiler, Rusya-Ukrayna Savaşı sonucunda ortaya çıkan yüksek enerji, yakıt ve gübre maliyetleri, Ukrayna’dan gelen ucuz tahıl ürünleri ve su tasarruf tedbirleri yer alıyor.

    Avrupa’nın dört bir yanındaki çiftçiler geçen yıldan beri akaryakıt fiyatları, vergilerdeki artış ve destekleme ödemelerinin yetersizliği nedeniyle kamu kurumları ve çeşitli kuruluşların önüne çamur veya gübre dökerek ya da yolları kapatarak protestolar düzenliyor.

    Avrupalı çiftçiler, AB’ye, “Yeşil Mutabakat kapsamında karbon gübre ve pestisit kullanımına ilişkin katı kurallar getirerek tarımsal üretimi zorlaştırma” eleştirisinde bulunuyor.

    Polonya ve Romanya’da ucuz Ukrayna tahılının ithalatının yasaklanması talebi öne çıkarken, Fransa’da artan yakıt fiyatları, İtalya’da ise AB’nin “Yeşil Mutabakat” programı ve artan maliyetler tepkilerin odak noktasını oluşturuyor.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Muğla’daki hasat çiftçilerin yüzünü güldürdü: Sağlık için önemli bir doğal kaynak

    Muğla’daki hasat çiftçilerin yüzünü güldürdü: Sağlık için önemli bir doğal kaynak



    Muğla’nın Milas ilçesine bağlı Çamova Mahallesi’nde bu yıl dağ çileğinin bol olması mahallede yaşayan vatandaşları memnun etti.

    Uzun yıllardır beklenen bu bereket hem mahalle sakinlerinin yüzünü güldürdü, hem de sağlık açısından önemli bir doğal kaynağın daha geniş çevrelere ulaşmasını sağladı.

    Her yıl bu meyveyi toplayarak geçimlerini sağlayan mahalle sakinleri, bu yılki bollukla birlikte ekonomik yönden gelir sağladı. Uzmanlar, yüksek antioksidan içeriği ile dikkat çeken dağ çileğinin mevsiminde ve dengeli bir şekilde tüketilmesi gerektiği konusunda vatandaşlara uyarıda bulundu.

    Muğla'daki hasat çiftçilerin yüzünü güldürdü: Sağlık için önemli bir doğal kaynak - Resim : 1

    DAĞ ÇİLEĞİ NEDİR?

    Muğla’nın rakımı yüksek dağlarında yetişen bu doğal çilek, tamamen organik tarım yöntemleriyle yetiştirilerek, kimyasal gübre ve ilaçlardan uzak bir şekilde elde ediliyor. Bu özel çilek türü, bol miktarda antioksidan içermesi ve vitamin deposu olmasıyla sağlık bilincine sahip tüketicilerin ilgisini çekiyor.

    Dağ çileği, sadece lezzetiyle değil, aynı zamanda sağlığa olan faydalarıyla da dikkat çekiyor. Antioksidanlar, bağışıklık sistemini güçlendirirken, C vitamini deposu olmasıyla da vücudu destekliyor. Ayrıca, doğal şekilde yetiştiği için katkı maddelerinden uzak bir şekilde sofralara ulaşıyor.

    Muğla’nın bu eşsiz doğal hazineyi keşfetmek isteyenler için yöre halkı tarafından işletilen çilek tarlaları ziyaretçilere kapılarını açıyor. Bu sayede, tüketiciler doğrudan üreticiden taze ve sağlıklı bir şekilde dağ çileği satın alma fırsatı buluyor.

    Organik tarım yöntemleriyle üretilen bu lezzetli çilek, Muğla’nın doğasının bir yansıması olarak sofralarda yerini alıyor. Sağlıklı yaşam ve organik beslenme konusundaki bilinç arttıkça, bu özel çilek türü de adından sıkça söz ettirecek gibi görünüyor.

    Muğla'daki hasat çiftçilerin yüzünü güldürdü: Sağlık için önemli bir doğal kaynak - Resim : 2

    DAĞ ÇİLEĞİNİN FAYDALARI

    Yüksek Antioksidan İçeriği: Dağ çileği, yüksek oranda antioksidan içerir. Bu antioksidanlar, serbest radikallerle savaşarak hücre hasarını azaltabilir ve bağışıklık sistemini güçlendirebilir.

    C Vitamini Deposu: Dağ çileği, C vitamini açısından zengin bir kaynaktır. C vitamini, bağışıklık sistemini destekler, cilt sağlığını korur ve vücuttaki demirin emilimini artırabilir.

    Düşük Kalorili ve Yüksek Lif İçeriği: Dağ çileği düşük kalorili bir meyve olup, yüksek lif içeriği sindirim sağlığını destekler ve uzun süre tok kalmanıza yardımcı olabilir.

    Kanser Riskini Azaltabilir: Antioksidanlar içeren dağ çileği, bazı kanser türlerinin oluşma riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

    Kan Şekerini Dengeleyebilir: Lif içeriği, kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olabilir, bu da diyabet riskini azaltabilir.

    Anti-inflamatuar Özellikler: Dağ çileği, vücuttaki iltihaplanmayı azaltabilen doğal anti-inflamatuar özelliklere sahiptir.

    Muğla'daki hasat çiftçilerin yüzünü güldürdü: Sağlık için önemli bir doğal kaynak - Resim : 3

    DAĞ ÇİLEĞİNİN ZARARLARI VEYA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

    Alerjik Reaksiyonlar: Bazı kişiler dağ çileğine karşı alerjik reaksiyon gösterebilir. Bu nedenle, ilk kez tüketenlerin dikkatli olmaları önerilir.

    Aşırı Tüketimde Sindirim Sorunları: Aşırı miktarda tüketildiğinde, dağ çileği sindirim sorunlarına neden olabilir. Özellikle lif içeriği nedeniyle, aşırı tüketim ishal veya karın ağrısına yol açabilir.

    İlaç Etkileşimleri: Dağ çileği, bazı ilaçlarla etkileşime girebilir. Özellikle kan sulandırıcı ilaçlar veya şeker düşürücü ilaçlar kullananlar, dağ çileği tüketmeden önce doktorlarına danışmalıdırlar.

    Tarım İlaçları ve Kirleticiler: Eğer dağ çileği organik olmayan tarım yöntemleriyle yetiştirilmişse, tarım ilaçları ve kirleticilere maruz kalabilir. Bu nedenle, mümkünse organik dağ çileği tercih edilmelidir.

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li vekil kürsüye köylü şapkasıyla çıktı: ‘Çiftçiye şapkasını ters giydirdiniz, lanet olsun!’

    CHP’li vekil kürsüye köylü şapkasıyla çıktı: ‘Çiftçiye şapkasını ters giydirdiniz, lanet olsun!’



    CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, dün Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bütçesi üzerindeki görüşmelerde; kürsüye Adana’ya özgür köylü şapkasıyla çıktı ve iktidarın tarım politikalarını eleştirdi.

    Barut, “Bu başımdaki şapka çiftçinin alın teri, emeği ve simgesiydi. Çiftçinin ocağını söndürüp şapkasını ters giydirdiniz, lanet olsun böyle politikaya” dedi ve başındaki şapkayı yere attı.

    Barut, şunları söyledi:

    “Bugün ülkemiz ve halkımız için son derece stratejik öneme sahip tarım bütçesini görüşüyoruz. Gıda egemenliğimiz ve ‘Tarım olmadan yaşam olmaz’ ilkesi gereğince tarımı mutlaka desteklemeli ve korumalıyız. Ülkemiz hariç dünyadaki tüm gelişmiş ülkeler tarımlarını desteklerken, maalesef bizim ülkemizde tarım şu anda desteklenmiyor.

    Tarım korunmaya ve desteklenmeye muhtaç bir sektördür. 2006 yılında çıkarılan Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesi gereğince, 2024 yılında verilecek destek miktarı 412 milyar olması gerekiyordu. Ancak siz, bu desteği 91 milyar lirayla sınırlandırıyorsunuz. Kanuna uymayarak suç işliyorsunuz. Suçunuzu bastırmak için de algı oyunlarına girişiyor, gerçeği de saptırıyorsunuz.

    “MAZOTUN LİTRESİ ALTI KAT ARTTI”

    Şimdi burada Tarım Bakanı çıkacak diyecek ki, ‘OECD raporlarına göre şöyle yaptık, böyle yaptık.’ OECD yani Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü raporuna göre yüzde 2,3’ü bulan desteklemelerin içerisinde çiftçiye verilmiş faizli kredi var, borç verilmiş kredi var, geri alınacak, emtia var, borç verdiğiniz emtialar var, gübresi, tohumu var ama Tarım Kanunu emredici hükümde, ‘Yüzde 1’inden aşağı veremezsiniz’ diyor.

    2022 yılında ise Avrupa’da, Avrupa Birliğinin toplam bütçesi 168 milyar euro, bu bütçeden tarımına tam 53 milyar euro ayırıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde ise 1,7 trilyon dolarlık bütçesi var, bu bütçenin de yüzde 17’sini daha artırıyor, tarıma ayırdığı bütçe 70 milyar doların üzerine çıktı. Onlar sürekli tarımına bütçe ayırırken, desteklerken bizim ülkemizdeki çiftçilerimiz, tarım sektörü, maalesef bitik durumda, cayır cayır yanıyor.

    2021 yılında mazotun litresi 7 liraydı ama bugüne gelindiğinde iki senede tam 6 kat arttı ve 40 liraya dayandı. Türkiye’de çiftçilerin kullandığı mazot 3-3,5 milyar litre yani çiftçinin cebinden yaklaşık 120 milyar TL para alıyorsunuz.

    “SARAY İKTİDARI ARTIK TAM OLARAK ZAM VE KRİZ REJİMİNE DÖNÜŞMÜŞ”

    AKP eliyle çiftçi, işçi, esnaf, memur, tamamını, bütün sektörü bitirmişsiniz. Saray iktidarı artık tam olarak zam ve kriz rejimine dönüşmüş. Pazardaki insanların fileleri boş ama milleti siz açlıkla terbiye ederken birileri Meclis’te mangal partileri düzenliyor. Sizi Türk halkına, milletimize şikayet ediyorum.

    Çiftçi öyle zorda ki ne yapacağını şaşırmış durumda. Borca batmış, icralık olmuş; ahırı, ineği, danası; hepsi haciz altında. Narenciyede limon dalında çürümeye terk edilmiş. Şu portakal ve limona bakın. Buraya manav gösterisi yapmaya gelmedik. Mandalina, limon; hepsi şu anda dalında çürüyor, çiftçi satamıyor. Milli servet dediğimiz ağaçlar sökülüyor.

    Gelin, hep beraber bu çiftçinin arasına girelim, dinleyelim, gerçekleri görelim. Bu, sıfır bedelle çiftçinin elinden çıkarken bila bedel sebil olmuş, markette ise 20 lira. Üretici zarar ediyor, tüketici de pahalıya tüketiyor. Sorun burada.

    “BEYAZ ALTININ KARA TALİHİ OLDUNUZ”

    Bu gördüğünüz pamuk, ‘beyaz altın’ olarak anılırdı; bolluğun, bereketin simgesiydi; maliyeti 25 lirayı geçiyor ama bu yıl çiftçinin elinden maalesef 17 liraya çıktı. Anasının ak sütü gibi helal şekilde üreten çiftçinin beyaz altınının kara talihi oldunuz.

    Bu başımdaki şapka çiftçinin alın teridir, emeğidir, elleri öpülesi çiftçinin simgesidir. Siz bu memleketin çiftçilerini ürettiğine, emeğine pişman ettiniz, çiftçinin ocağını söndürdünüz, çiftçiye şapkasını ters giydirdiniz. Lanet olsun böyle politikaya. Lanet olsun böyle bütçeye. Hayvancılığı bitirdiniz.

    “ALDIĞIMIZ DUYUMLARA GÖRE ŞU ANDA ÇOK BÜYÜK BİR ET İHALESİ PEŞİNDESİNİZ”

    Süt, et, yem çiftçi, üretici alamıyor ama aldığımız duyumlara göre şu anda çok büyük bir et ihalesi peşindesiniz. Yazıktır günahtır; üreticiyi görün, sütle, etle, yem paritesini muhakkak koruyun, kollayın.

    Yine, balıkçılık sektörü… Tüm Türkiye’de olduğu gibi Karataş ilçemiz de maalesef zor günler yaşıyor. Balıkçılıkta da acil eylem planları gerekiyor. Son olarak şunu söylemek istiyorum: Tarımda atamayı bekleyen meslektaşlarımız; ziraat mühendisleri, gıda, veteriner hekim, tekniker ve teknisyenler Bakan beyden, net sayı ve net tarih bekliyor.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’de kuraklık çiftçiyi kış ortasında sulama yapmak zorunda bırakıyor

    Türkiye’de kuraklık çiftçiyi kış ortasında sulama yapmak zorunda bırakıyor


    Ocak ayının ortalarına gelinmesine rağmen yeterli yağmur ve kar yağışının olmaması ve sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde devam etmesiyle barajlarda doluluk oranların düşmesi kuraklık endişesine yol açıyor.

    Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) yayınladığı üç aylık kuraklık haritası eylül, ekim, kasım ve aralık aylarında Türkiye’nin farklı yerlerinde kuraklık yaşandığını gösteriyor.

    Marmara, İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kuraklık düzeyinin olağanüstü ve şiddetli kuraklık düzeyinde olduğu görülüyor.

    MGM’nin kuraklık haritasında yüzde 60 oranında kuraklıktan etkilenen İç ve orta Anadolu bölgesinde şiddetli ve orta derecede kuraklığın ekilen tahılın çimlenmesini geciktirdiği üniversitelerin raporlarına yansımıştı.

    Türkiye Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal da geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, önümüzdeki aylarda beklenen yağışın gelmemesi durumunda tarımsal faaliyetlerin ciddi şekilde zarar göreceğini belirtmişti.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 5 Ocak’ta Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Bu tablo umut vermiyor” dedi.

    Türkiye’nin kışlık sebze ve meyve ihtiyacının önemli kısmının karşılandığı Akdeniz kıyıları ve özellikle Çukurova yöresi de şiddetli kuraklıktan etkilenen yerler arasında.

    Çukurova’da çiftçilerin sebzeleri kış ayları başından itibaren sulamak zorunda kalırken; buğday, arpa, yulaf gibi hububat ekili alanlarda da sulanmaya başlaması dikkat çekiyor.

    “Kış mevsiminde sulama yapmak zorunda kalıyoruz”

    Yeşil sebze tarımı yapan Baha Bozdoğanoğulları, 25 yıldır çiftçilik yaptığını belirterek, ocak ayı ortasında sulama yapmanın görülmemiş bir şey olduğunu ifade ediyor.

    Barajlardan sınırlı gün ve saatlerde kanallara verilen su ile vahşi sulama yapmak zorunda kaldığını anlatan Bozdoğanoğulları, “Sonbaharın başlangıcında birkaç defa yağmur gördük. Kış aylarının başlamasıyla hiç yağmur yağmadı. Yeşeren ürünleri sulamazsak emeğimizde, yaptığımız masraflarda yol olup gidecek. Kuraklık bize kış ortasında sulama yapmak zorunda bırakıyor.” diye konuşuyor.

    “Buğday ve arpayı ile sulamaya başladık”

    Buğday ve arpa üreticisi Fatih Uyutmaz da, kuraklığa en dayanıklı ürünlerin başında bulunan buğday ve arpa ekili alanlarını sulamaya başladıklarını kaydediyor.

    İlk defa böyle bir durumla karşılaştığını söyleyen Uyutmaz, “Bu ürünü yetiştirmezsek bittik, tükendik demektir. Bu nedenle kış ortasında sulama kanalları açtık tarlalarımıza su salarak sulama yapıyoruz. Bu yaptığımız sulama bizi iki hafta daha idare eder sonrasında yağmur bekliyoruz. Hem suluyoruz, hem de yağmurun gelmesini bekliyoruz.” ifadelerini kullanıyor.

    Önümüzdeki birkaç ay önemli

    Mısır ve ayçiçeği ziraatı yapan Serhan Talan ise mısır, soya ve ayçiçeği gibi yağlık tohumların ekimi için önümüzdeki bir kaç ay yağışların çok önemli olduğunu belirtiyor.

    Çiftçilerin kış aylarında sulama yapmasını olağandışı kuraklığın göstergesi olduğuna işaret eden Talan, “Kuraklık bu yıla mahsus bir olay değil, son 20 yıldır gittikçe azalan yağışları gözlemliyoruz. Meteorolojinin verileri ve bilimsel raporlarda yağışlardaki yıldan yıla azalmayı gösteriyor. Şuan şiddetli kuraklık yaşıyoruz şubat ve mart ayı yağışları da beklediğimiz gibi olmazsa olağanüstü şiddetli kuraklık yaşayacağız. Bu tarım ve hayvancılık için çok büyük sorunların doğmasına yol açar. İşimiz Allah’a kaldı.” şeklinde konuşuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dünya eşi yok: Tarla sürerken bulunan bileziğe paha biçilemiyor

    Dünya eşi yok: Tarla sürerken bulunan bileziğe paha biçilemiyor


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hindistan’da Başbakan Modi’nin geri adımıyla bir yıldır devam eden çiftçi protestoları sona erdi

    Hindistan’da Başbakan Modi’nin geri adımıyla bir yıldır devam eden çiftçi protestoları sona erdi


    Hindistan’da on binlerce çiftçi, aylardır başkent Yeni Delhi ve çevresinde devam ettirdikleri ‘tarım yasası’ protestolarını sonlandırarak evlerine dönme kararı aldı ve protesto alanlarını temizlemeye başladı.

    Modi hükümeti karşıtı protestolar, geçen yıl kasım ayında başlamıştı.

    Üç tarım yasasının feshi için hazırlanan yasa tasarısının parlamentonun alt ve üst kanadında yapılan oylamada kabul edilmesi ve hükümet ile geniş çapta anlaşmaya varılması, çiftçiler tarafından ‘zafer’ olarak yorumlandı.

    Bu durum, Başbakan Narendra Modi hükümetinin nadir görülen bir geri adımı olarak yorumlandı.

    Yeşil ve beyaz bayraklar sallayarak zaferlerini kutlayan çiftçiler ise traktör, cip ve arabalarına binerek dans etti.

    Kendisi de bir çiftçi olan Nagendra Singh, “Çiftçiler demokrasiyi kurtardı. Bu bir adalet mücadelesiydi.” dedi.

    Yeni önlemlerin ‘çiftçilerin yararına olacağı’ konusunda bir yıl boyunca ısrarcı bir duruş sergileyen Başbakan Modi, geçen ay yasaları geri çekeceklerine dair sürpriz bir açıklama yapmıştı.

    Yasaları yürürlükten kaldıran yeni tasarı, 30 Kasım’da resmen Meclis’ten geçti.

    Ancak çiftçiler protesto alanlarını hemen boşaltmamış, hükümetin ana mahsuller için garantili fiyatlar ve eylemcilere karşı açılan ceza davalarının geri çekilmesi dahil diğer talepleri kabul edilinceye kadar gösterilere devam edeceklerini bildirmişti.

    Hükümet çiftçilerden gelen talepleri değerlendirmek için bir de komite kurdu.

    Aralarında bakanların da olduğu yetkililer, çiftçilerin taleplerini görüşmeyi kabul etti.

    Modi hükümeti, yasaların Hint çiftçiliğini modernize etmek için gerekli reformlar olduğu ve tarımın daha fazla özel sektör kontrolü ile serbest bir pazara yol açacağı konusunda ısrar ediyordu.

    Çiftçiler ise bu yasaların gelirlerini büyük ölçüde azaltacağı ve kendilerini büyük şirketlerin insafına bırakacağını dile getirdi.

    Protestocular, yasaların tamamen yürürlükten kaldırılması için baskı yaptı.

    Ayrıca buğday ve pirinç gibi bazı temel mahsuller için hükümet garantili fiyatları talebinde bulundular.

    Halihazırda, çiftçilerin ezici bir çoğunluğu sadece devlet tarafından onaylanan pazarlara sabit fiyatlarla satış yapabiliyor.

    Nüfus bakımından dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi olan Hindistan’da çiftçiler, ülkenin en etkili oy bloklarından birini oluşturuyor.

    Modi’nin ‘reform’ olarak tanımladığı yasaları rafa kaldırma kararı ise sene başında yapılacak seçim öncesine denk geldi.

    Siyaset analistleri, yaklaşan seçimlerin, sürpriz adımın arkasındaki önemli etken olduğunu, ancak işe yarayıp yaramayacağını söylemek için henüz çok erken olduğu değerlendirmesinde bulunuyor.

    Alandan ayrılmak üzere hazırlık yapan ve adının Jaigran olduğunu söyleyen bir çiftçi protestocu, “Modi, diktatörlüğe başvurduktan sonra çiftçilerden özür diledi. Hatta bizi terörist ilan etti. Yaklaşan seçimlerden dolayı da protestolara boyun eğdi.” sözleriyle Başbakan Modi’nin neden böylesi bir karar aldığını yorumladı.

    Başbakan Modi, protestoların yeni başladığı dönemde eylemcileri, ‘Sih çiftçiler’ sözleriyle hedef almış ve kullandığı ifadeler, ‘itibarsızlaştırma’ olarak değerlendirilmişti.

    Keza aşırı sağcı ve popülist söylemleriyle bilinen Modi’nin partisinden bazı üst düzey isimler de eylemcileri, ayrılıkçı gruplarla ilişkilendirecek tanımlamalarda bulunmuştu.

    Ancak söz konusu iddialar ters tepmiş ve çiftçilerin yanı sıra onlara destek veren kesimleri daha da öfkelendirmişti.

    Barışçıl başlayan protestolar, polisin şiddet kullanmasıyla farklı bir boyut aldı.

    Çiftçi liderleri, geçen yıl kasım ayından bu yana intihar, soğuk hava ve Covid-19 nedeniyle 500’den fazla protestocunun öldüğünü belirterek hükümetten hayatını kaybeden kişilerin ailelerine 500 bin rupi (6 bin 750 dolar) tazminat ödemesi gerektiğini kaydediyor.

    Hükümet ise ölenlerin sayısı hakkında elde kesin bir rakamı olmadığını dile getiriyor.

    Yüz binlerce çiftçi evine dönerken bir çiftçi grubu lideri Gurnam Singh Charuni, “15 Ocak’ta bir gözden geçirme toplantısı yapacağız. Eğer hükümet sözlerini yerine getirmezse protestolara devam edebiliriz.” diye Yeni Delhi’ye mesaj verdi.

    Diğer bazı çiftçi liderlerinin de benzer açıklama yapması, protestolara nokta koymaktan ziyade bir ara verilmesi şeklinde algılandı.

    Çiftçiler, bir sonraki adımlarının hükümetin tavrına bağlı olacağı uyarısında bulundu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’de çiftçi sayısı son 5 yılda yüzde 26; 10 yılda yüzde 53 azaldı

    Türkiye’de çiftçi sayısı son 5 yılda yüzde 26; 10 yılda yüzde 53 azaldı


    Türkiye’de çiftçi sayısı son yıllarda düşmeye devam ediyor. Resmi verilere göre kayıtlı çiftçi sayısı son 5 yılda yüzde 26; son 10 yılda ise yüzde 53 azaldı.

    Tarım alanları ise son 10 yılda yüzde 5; son 19 yılda ise yüzde 12 geriledi. İklim değişikliği ve artan dünya nüfusu ile birlikte gıdanın öneminin arttığı bir dönemde bu durum Türkiye’de gıda güvenliği tartışmasına yol açıyor.

    Türkiye’de tüketici enflasyonu yüzde 20’yi aşarken Kasım 2021’de tarımda üretici enflasyonu ise yüzde 23’ü geçti. Kasım 2021’de Türk lirasının dolar ve Euro başta olmak üzere yabancı para birimleri karşısında ciddi değer kaybı yaşamasıyla çiftçi için kritik öneme sahip gübre ve ilaç fiyatlarına da zam geldi.

    Emeklerinin karşılığını alamadığı gerekçesiyle çiftçilerin ürettikleri ürünleri çöpe döktüğü haberleri son yıllarda sık duyulmaya başladı. Temel gıdalarda üretici fiyatı ile market fiyatları arasında yüzde 200’ü aşan farklar da dikkat çekiyor. Hükümet bu duruma müdahale etmek için “erken uyarı sistemi” adı altında izleme uygulaması başlattı ancak Türkiye Ziraat Odaları Birliği verileri ciddi fiyat farkının devam ettiğini gösteriyor.

    Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verileri de kayıtlı çiftçi sayısının son yıllarda giderek düştüğünü ortaya koyuyor. 2008’de 1 milyon 127 bin olan çiftçi sayısı 2011 yılında 1 milyon 122 bin idi. Çiftçi sayısı 2021 yılının eylül ayında 530 bine kadar düştü. Bu da son 10 yıla çiftçi sayısının yüzde 53 azaldığını gösteriyor.

    Son 5 yıldaki düşüş oranı ise yüzde 26. SGK verilerine göre 2016 yılında çiftçisi sayısı 718 bin idi. Bu da son 5 yılda 188 bin çiftçinin iş bıraktığına işaret ediyor.

    SGK kayıtlı çiftçi sayısına dair verileri açıklarken Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarım sektöründe istihdam edilen kişi sayısına dair ankete dayalı işgücü istatistiklerini açıklıyor.

    TÜİK’e göre tarımda istihdam edilenlerin sayısı 2002’de 7 milyon 458 bin kişiyken bu sayı Eylül 2011’de 6 milyon 745 bine geriledi. Bu sayı Eylül 2021’de ise 4 milyon 974 bine düştü. Buna göre tarımda istihdam edilenlerin sayısı son 19 yılda yüzde 33; son 10 yılda ise yüzde 26 geriledi.

    2011’de istihdamdakilerin yüzde 26,2’si tarımda çalışırken bu oran 2021’de yüzde 17’ye kadar geriledi.

    Tarım alanları son 19 yılda yüzde 12 azaldı

    Tarım ve Orman Bakanlığı’nın açıkladığı tarım alanları da azalmaya devam ediyor. Buna göre tarım alanları ise son 10 yılda yüzde 5; son 19 yılda ise yüzde 12 azaldı.

    2001 yılında tarım alanları 26 milyon 350 bin hektar iken 2010 yılında bu miktar 24 milyon 395 bin hektara geriledi. 2020 yılında ise Türkiye’de tarım alanı 23 milyon 136 bin hektar oldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***