Etiket: cezaevlerinde çıplak arama

  • Cezaevleri yönetmeliğinden ‘çıplak arama’ çıkartıldı onun yerine ‘detaylı arama’ getirildi

    Cezaevleri yönetmeliğinden ‘çıplak arama’ çıkartıldı onun yerine ‘detaylı arama’ getirildi


    Türkiye’de uzun süre tartışmalara neden olan ‘çıplak arama’ cezaevleri yönetmeliğinden çıkarıldı. Resmi gazetede yer alan yeni yönetmelikte ‘çıplak arama’ ifadesi ‘detaylı arama’ olarak değiştirildi.

    Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Resmi Gazete’de bugün yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeyle 148 maddelik Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in 51 maddesinde değişiklik yapıldı.

    Türkiye’de hükümlü ve tutukluların çıplak aramaya maruz kaldıkları yönündeki şikayetleri uzun süre yalanlandı. Ancak cezaevleri yönetmeliğinde yer alan ilgili madde bugün değiştirilerek çıplak arama zorlaştırıldı.

    Yeni düzenlemeyle hükümlü ve tutuklulara ilk kabulde şüphe üzerine yapılan ayrıntılı aramalara ilişkin “çıplak arama” ibaresi yönetmelikten kaldırılarak yerine “detaylı arama” ibaresi eklendi. Yönetmelikte, arama ve sayımlarda insan onuru ve haysiyetine saygı ile utanma duygusunun ihlal edilmemesinin esas olduğu vurgulandı.

    Yeni yönetmeliğin ilgili bölümünde neler yer alıyor ?

    Çıplak aramanın kaldırıldığı onun yerine detaylı arama ifadesinin yer aldığı değişiklikte özetle şu ifadelere yer verildi:

    “Detaylı arama, hükümlünün utanma duygusunu ihlal etmeyecek şekilde ve görevli dışında kimsenin görmemesini sağlayacak tedbirler alınarak gerçekleştirilir. Arama sırasında hükümlüye tek kullanımlık giyim önlüğü verilir.”

    “Detaylı arama sırasında bedene dokunulmaması için gerekli özen gösterilir ve görevli tarafından eldiven kullanılır. Aranan kişinin beden çukurlarında bir şeyin bulunduğuna dair makul ve ciddi emarelerin bulunması halinde öncelikle, hükümlüden madde veya eşyanın kendisi tarafından çıkartılması istenir, aksi halde bunun zor kullanılarak gerçekleştirileceği bildirilir. Beden çukurlarındaki arama, cezaevi tabibi tarafından yerine getirilir.

    “Detaylı arama, mümkün olan en kısa süre içinde bitirilir ve işlem tutanağa bağlanır, tutanakta arama yapan görevliler ile hükümlünün imzası bulunur. Hükümlünün imzadan kaçınması halinde bu durum tutanağa geçirilir.”

    “Arama ve sayımlar sırasında insan onuru ve haysiyetine saygı ile utanma duygusunun ihlal edilmemesi esastır. Bu kapsamda gerekli her türlü tedbir alınır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çıplak arama iddialarına yazılı cevap: Maddelerle arama nasıl yapılıyor ?

    Çıplak arama iddialarına yazılı cevap: Maddelerle arama nasıl yapılıyor ?


    Türkiye’de ceazevlerine kabul ve girişlerde tutuklu ve hükümlülere çıplak arama yapıldığı iddialarının ardından Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü açıklama yaptı. Açıklamada, çıplak aramanın ‘istisnai’ bir durum olduğu ve arama sırasında, önce bedenin üst kısmındaki giysilerin çıkarıldığı, bedenin alt kısmında giysilerin ise üst kısımdakilerin giyilmesinden sonra çıkarıldığı kaydedildi. Ayrıca bu işlem sırasında da ilgiliye tek kullanımlık önlük verildiği vurgulandı.

    Türkiye’de büyük tartışmaya neden olan çıplak arama iddialarına Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü açıklama yaparak yanıt verdi. Yapılan açıklamada aramanın hangi durumlarda ne şekilde yapıldığı maddelerle sıralandı. “Hükümlünün üzerinde kuruma sokulması veya bulundurulması yasak madde veya eşya bulunduğuna dair makul ve ciddi emarelerin varlığı ve kurum en üst amirinin gerekli görmesi hâlinde detaylı arama yapılabilmektedir” denilen açıklamada aramanın hangi durumlarda ve nasıl yapıldığı şöyle açıklandı:

    a) Sıfat ve görevi ne olursa olsun herkes kuruma girişte duyarlı kapıdan geçmek zorundadır. Duyarlı kapı ve dedektörlerin ikaz vermesi ya da şüphe halinde kuruma girmekte ısrarcı olan kişilere elle fiziki arama yapılmaktadır.

    b) Kuruma kabul edilen hükümlü ve tutuklular, öncelikle genel kurallar çerçevesinde duyarlı kapı ve dedektör aramasından geçirilmektedir. Buna müteakip ilgililerin üstü ve elbisesi fiziki aramaya tabi tutulmaktadır. Genel olarak bu şekilde yapılan aramalar hükümlü ve tutuklunun kuruma kabul edilmesi için yeterlidir.

    c) Genel arama işlemlerine rağmen ilgilinin kuruma yasak madde veya eşya sokacağına dair makul ve yoğun şüphe varsa detaylı arama uygulaması yapılır.

    d) Detaylı arama, tutuklu ve hükümlünün utanma duygusunu ihlâl etmeyecek ve dışarıdan içerinin görünmeyeceği şekilde, sadece aramalar için tahsis edilmiş bir odada hükümlü ve tutukluyla aynı cinsiyetten iki personel tarafından gerçekleştirilir.

    e) Arama sırasında önce bedenin üst kısmındaki giysiler çıkarılır, bedenin alt kısmında giysiler üst kısmındaki giysiler giyildikten sonra çıkarılır. Bu işlemler sırasında ilgiliye tek kullanımlık önlük verilir.

    f) Detaylı arama sırasında bedene dokunulmaması için gerekli özen gösterilir. Öncelikle, tutuklu ve hükümlüden yasak madde veya eşyanın kendisi tarafından çıkartılıp teslim edilmesi istenir. Aksi takdirde, beden çukurları aranması gereken hallerde detaylı arama hekim tarafından yerine getirilir.

    g) Detaylı arama, mümkün olan en kısa süre içinde bitirilir.

    Açıklamada detaylı arama, uluslararası örgütlerin kabul ettiği, birçok ülkenin uyguladığı bir tedbir olarak nitelendi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İstanbul emniyetinden çıplak arama iddialarına suç duyurusu

    İstanbul emniyetinden çıplak arama iddialarına suç duyurusu


    İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Boğaziçi Üniversitesi önündeki protestolara ilişkin gözaltına alınan bazı şüphelilerin “çıplak arama ve kötü muameleye maruz kaldıkları” yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek, asılsız iddialarda bulunan şahıslar hakkında suç duyurusunda bulunulacağını bildirdi.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, 4 Ocak’ta Boğaziçi Üniversitesi giriş kapısı önünde yapılan gösteriler sırasında “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet ve polise karşı mukavemet” gösterdiği tespit edilen şahıslara yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı talimatları doğrultusunda 5 ve 6 Ocak tarihlerinde düzenlenen iki ayrı operasyonda gözaltına alınan şüphelilerin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldıkları hatırlatıldı.

    Gözaltı sırasında yapılan işlemlere ilişkin E. G, Y. Ö, Z. A. Ç, Ö. Ö. ve H.R.S. isimli şahıslar tarafından basın ve sosyal medya yoluyla “çıplak arama ve kötü muameleye maruz kalındığı” iddialarında bulunulduğuna işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Konuya ilişkin yapılan işlemlerin tetkiki ve yakalama/üst arama sırasındaki kamera kayıtları titizlikle incelenmiştir. Görüntülerden de anlaşılacağı üzere bütün şahıslarda olduğu gibi iddialarda bulunan şahısların da üst aramaları çok kısa sürelerde tamamlanmıştır. Bu kadar kısa süre içerisinde kıyafet çıkarılması ve tekrar giyilmesi kesinlikle mümkün değildir . İşlemler Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği 8. maddesi ile Emniyet Genel Müdürlüğü Nezarethane Talimatnamesi’nin 9. maddesinde belirtilen hususlara uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. Asılsız ve mesnetsiz iddialarda bulunan şahıslar hakkında adli makamlara suç duyurusunda bulunulacaktır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İnsan Hakları Derneği cezaevi raporu: En büyük sorunların başında çıplak arama var

    İnsan Hakları Derneği cezaevi raporu: En büyük sorunların başında çıplak arama var


    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, “Marmara Bölgesi Hapishanelerinde Yaşanan Hak İhlalleri” raporunu açıkladı.

    Toplam bin 644 ihlalin bildirildiği raporda son üç ayda en yoğun yaşanan sorunların başında çıplak arama geldiği ifade edildi.

    Temmuz, Ağustos ve Eylül 2021 tarihlerini kapsayan raporda, Covid-19 döneminde hapishanedeki “şartların ağırlaştığı” kaydedildi.

    İHD, konuyla ilgili açıklamasında, “Bu üç ay boyunca; mahpuslara yönelik fiziki saldırılar, tehdit, darp, çıplak arama, baskın hücre aramaları yoluyla işkence ve kötü muamele, sağlık ve tedavi hakkı alanındaki ihlaller, keyfi yasak ve uygulamalar devam etmiştir” dedi.

    İhlallerin dağılımı

    Raporda Temmuz ayında 453, Ağustos ayında 471, Eylül ayında 620 olmak üzere bin 644 ihlal tespit edildiği aktarıldı.

    İhlallerin dağılımı şu şekilde veriliyor: Sağlık hakkı ihlali, 239; Kötü muamele, darp, işkence 334; iletişim hakkı ihlalleri 491; Açlık Grevi ile ilgili ihlaller 56; Covid + vakalar ve bulaşa karşı yetersiz önlem bildirimleri 219; Yeterli ve Sağlıklı Beslenme ve Temiz Suya Erişim Hakkı İhlali, öz bakım ihtiyaçlarının karşılanmaması 223; S Tipi Cezaevleri ile ilgili İhlaller 40; İnfazda Eşitlik ilkesi ihlalleri, 42.

    Açıklamada basın taraması yoluyla erişilen 117 ihlalle toplam sayının bin 761’e çıktığı kaydedildi.

    “En yoğun yaşanan sorunlardan biri çıplak arama”

    Raporda, çıplak arama ve ağız içi aramasının “son 3 ayın önemli sorunları arasında bulunduğu” belirtiliyor.

    Kötü muamele, darp ve işkence bölümü altında 20 çıplak aramanın bildirildiğine dikkat çekilen raporda “Bu dönemde en yoğun yaşanan sorunlardan biri de çıplak arama uygulaması ve arama sırasında mahpusun ağzının içine bakılmak istenmesi olmuştur. Çıplak aramayı kabul etmeyen mahpuslara işkence edilerek, giysileri parçalanarak zorla çıkarılmış, ayrıca mahpuslara görevli memura direnmekten davalar açılmış, mahpusun yaptığı şikayetlere ise kovuşturmaya yer yoktur cevabı verilmiştir” deniliyor.

    “Kız kardeşim 30 erkek gardiyanın saldırısına maruz kaldı”

    Raporda çıplak aramayla ilgili örnekler veriliyor. İHD’ye 02.07.2021 tarihinde e-mail yoluyla başvuruda bulunan E. K.’nin ifadesi şu şekilde aktarılıyor: “Ağrı/Patnos L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan kız kardeşim M. K. ile yapmış olduğumuz son telefon görüşmesinde İstinaf mahkemesinin açmış olduğu mahkeme günü, bir grup erkek gardiyanın (30 kişilik) fiziksel saldırısına maruz kaldıklarını, almış olduğu darbeler ve geçirmiş olduğu şuur kaybı nedeniyle hastaneye kaldırıldığını, hastanede savcının kendisiyle görüşmesinin engellendiğini, darp raporlarında da belirtilen vücudunun genel hatlarındaki kırık-kesik-kanama-morluk vb bulgular nedeniyle durumunun iyi olmadığını aktardı. Yaşanan bu hukuk dışı tahammülü aşan elim vukuatın üzerinde durulması hususunda tarafınıza düşen tüm kanallarınızı kullanmanız ricasıyla, önemle arz ediyorum.”

    “Mahpusların infazının yakılması”

    Raporda tahliye hakkı kazanan mahkumların bu hakkının elinden alındığı belirtiliyor: “Hapishanelerde öne çıkan sorunlardan biri de hukuka ve insan haklarına aykırı uygulamalarla tahliye zamanı gelen mahpusların infazının yakılmasıdır. Süre bakımından açık cezaevine gitme hakkı kazanan mahpuslara ve infaz süresini doldurup şartlı tahliye hakkı kazanan mahpuslara getirilen ‘iyi hal’ şartı, ciddi hak mahrumiyetlerine neden olmaktadır. İyi hal değerlendirmesi alabilmeleri için mahpuslar bağımsız koğuşa geçmeye zorlanmakta, örgütlü mahpusların koğuşunda kalıyor olması, gelen ziyaretçisi, kimin para yatırdığı ve okuduğu kitaplar iyi hal değerlendirmesine konu edilerek verilen olumsuz raporlarla mahpusun tahliyesi engellenmekte, infazı yakılmaktadır.”

    “Mahpuslara düşmanca davranış, keyfiyet had safhaya vardı”

    Mahpuslara yönelik hak ihlallerinin ciddi oranda arttığına dikkat çekilen raporda “İnfaz koruma memurlarının mahpuslara dönük küfür ve hakaret de içeren kötü muameleyle ortamı sürekli geriyor. Mahpuslara düşmanca davranış, keyfiyet had safhaya varmış bulunmaktadır.” deniliyor.

    Diğer ihlaller şu şekilde sıralanıyor: “Hapishanelerin tümünde; keyfi disiplin cezaları, süreli-süresiz yayınlar ile kitap ve mektuplara getirilen yasaklar, resmi kurumlara yazılan yazılar ve suç duyurusu dilekçelerinin gönderilmemesi, sohbet ve spor haklarının kullandırılmaması, havalandırma hakkının kısıtlanması, hapishane kantinlerinde fahiş fiyat, çeşit azlığı, sadece belli markaların bulunması, bazı ihtiyaç malzemelerinin satışının yasak olması ve bu ihtiyaçların dış kantinden de karşılanmaması uygulamaları devam etmektedir. Yetersiz beslenme, Covid- 19 salgını döneminde hasta mahpusların sağlıklarının daha da kötüleşmesine neden olmaktadır.”

    Pandemi döneminde sorunlar ağırlaştı

    İHD raporunda, Covid-19 döneminde hapishanedeki koşulların yetersiz kaldığı ve ihlallerin arttığı belirtiliyor.

    Raporda, “Covid salgını sürecinde yaşanan randevu iptalleri, kelepçeli muayene ve olumsuz karantina uygulamaları nedeni ile hastaneye sevkler ve tedaviye erişimde yaşanan sorunlar artmaya devam etmiştir. Covid hastası mahpuslara halen yeterli beslenme sağlanmamaktadır. Hücre ve üst aramalarında gardiyanlar maske ve eldiven kullanmamakta, mesafeyi korumamakta, uyarıda ya da itirazda bulunan mahpuslara disiplin soruşturmaları başlatılmaktadır. Mahpuslara maske takma zorunluluğu varken , gardiyanlar maskesiz ve hiçbir önlem almayarak mahpusların sağlıklarını tehlikeye atmayı sürdürmüşlerdir.” ifadelerine yer veriliyor.

    Raporda yer alan başvuruların, “hak ihlallerinin yaşandığı hapishanelerde tutuklu veya hükümlü bulunan mahpuslarca mektup ve faks yoluyla veya mahpus aileleri ve avukatları tarafından telefon, mail veya derneğe gelmek suretiyle yapıldığı” belirtiliyor.

    İHD İstanbul Şubesine başvuru yapan 25 hapsihane şu şekilde sıralanıyor: Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüs Cezaevleri, , Tekirdağ1 ve 2 Nolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu (CİK), Edirne F Tipi Kapalı CİK, Kandıra F Tipi CİK, Bakırköy Kadın Kapalı CİK, Balıkesir Bandırma 1 nolu T Tipi CİK, Maltepe 3 Nolu L Tipi CİK, Gebze M Tipi CİK, Şakran Kadın Kapalı CİK, Ödemiş T Tipi CİK, Patnos L Tipi CİK, Bandırma 2 Nolu T Tipi CİK, Van F Tipi CİK, Metris T Tipi CİK, Bolu F Tipi CİK, Kayseri Bünyan Kadın Kapalı CİK, Elazığ T Tipi CİK, Şakran Kadın Kapalı CİK, Kırklareli E Tipi CİK, Adana F Tipi CİK, Kocaeli 1 Nolu T Tipi CİK, Tarsus Kadın Hapishanesi CİK, Diyarbakır T Tipi CİK, Akhisar Manisa T Tipi Kapalı CİK, Aliağa İzmir T Tipi CİK.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Görüş | Ömer F. Gergerlioğlu: AK Parti, Filistin meselesinde yine yalancı pehlivanlığa kalkıyor

    Görüş | Ömer F. Gergerlioğlu: AK Parti, Filistin meselesinde yine yalancı pehlivanlığa kalkıyor


    Erdoğan Dimyat’a pirince giderken eldeki bulgurdan oldu. Ne demokratikleşebildi, ne de batıya alternatif bir güç oldu. İktidarı küçüldükçe küçüldü. Kısır döngü içinde. 19 yılda ne siyasi, ne sosyal ne de kültürel meseleleri çözebildi.

    Ak Parti boyundan büyük işlere karıştı. İhvan’ın daha siyasete hazır olmadığı gerçeğini göz ardı etti. İhvan ve Ak Parti realiteden uzak hayallere daldı. Çok kültürlü Mısır toplumunu tedirgin etti, batıyı korkuttu. Ve üzücü son gerçekleşti. Göz yumulan Sisi darbesi başarılı oldu. Erdoğan Mısır pınarını kaybetti. Ve altında kaldığı bu başarısızlığından dolayı yıllardır Mısır ile küs. Şimdi gidip Mısır ve Suudi Arabistan ile barışmaya çalışıyor. Suriye’de Rusya’nın politikalarını kabulleniyor. Suriye’de Rusya’nın politikalarına bu gidişle boyun eğecek. Demokrasiden, hukuktan, AB’ye geçiş çabalarından uzaklaşarak eline ne geçti? Pişmanlık, zarar, ilişki onarmak için tükürdüğünü yalamak.

    ABD tarafından Ermeni Soykırımı’nın tanınmasının ardından iktidar kabullenmişti. Zevahiri kurtarmak için son bir iki gün açıklama yaptılar. Dış ilişkileri iyi bilenler son gün temaslarının bir anlamı olmadığını çok iyi bilirler. Öyle önemli konulara çoktan karar verilmiştir. İktidar kabullenmişti, çünkü politikalarının zorunlu sonucuydu bu. Kendi başına bir şeyler yapmaya kalkmıştı ve altında kalmıştı. Şimdi Filistin meselesinde yine yalancı pehlivanlığa kalkıyor. İçte ve dışta ekonomik, sosyal, siyasi kötü durumda olan, tükürdüğünü yalayan bir iktidarın Filistin için yapabileceği bir şey yoktur. Filistin üzerinden hamaset üretip iç politikayı kurtarmaktan başka yapacağı yoktur.

    İç politikada skandal üstüne skandal yaşanmakta. Yurttaşları batıya kaçan, bunun için iktidarın belediyelerindeki pasaport sahtekarlığını kullandığı, 128 milyar doların sahte bir ekonomik görüntü vermek için eritildiği, Covid mücadelesinde en kötü ülke olmanın başarıldığı, aşı temininde büyük hatalar yapılıp, zaten kötü olan ekonominin ve fakirliğin arttığı bir ülke oluşturdular. Bunları telaşla örtmek için 128 milyar dolar videosu ve telaşla kurtarmaya çalıştıkları ekonomi için “aşılandık hoşça vakit geçirebilirsiniz” videolarıyla skandal oluşunca ne yapacağını bilemez bir iktidar ortaya çıktı.

    Gergerlioğlu: ”Bakıcılığı örtmek için toplumsal olaylarda kamera çekim yasağı da getirdiler”

    Gelinen son noktada mafya ile işbirliği yapıp ve pervasızca bunun üzerini örtmeye çalışan bir iktidar tablosu var. İçişleri Bakanının mafya ile ilişki iddiaları ülkenin en önemli gündem maddesi. 2. Susurluk ihtimalini soruşturan savcılar da yok. Bakıcılığı örtmek için toplumsal olaylarda kamera çekim yasağı da getirdiler. Demokrasiden uzaklaşmayı tercih edenlerin yapacağı başka bir şey yoktur. Sert tedbirlerle otoriter tedbirlerinizi artırmaya çalışırsınız.

    ”Erdoğan’ın ABD ile ilişkileri düzeltmekten başka şansı yok…”

    Demokratların kazanmasıyla başka seçeneği kalmayan Erdoğan zaman içinde ABD ile ilişkileri düzeltmeye çalışacaktır, başka çaresi de yoktur. İçte ve dışta kötüleşmiş politikaların bir şekilde giderilmesi gerekir. Siyasi hayatı boyunca çok badireyi, yeni manevralarıyla atlatmış olan Erdoğan böyle bir yöneliş içinde de olacak. Ama gidişat artık iniş ivmesi yönünde, toparlanması çok zor, uçağın burnu yukarı kalkmaz artık.

    Yazar: Ömer Faruk Gergerlioğlu