Etiket: Çevre krizi

  • Araştırma: Çevre kirliliği penis boyutunun küçülmesine yol açıyor

    Araştırma: Çevre kirliliği penis boyutunun küçülmesine yol açıyor

    Çevre krizinin insanlar üzerindeki etkilerine beklenmedik bir madde daha eklendi. Çevre kirliliği penis boyutunda küçülmeye yol açıyor.

    Ünlü salgın uzmanı ve çevre bilimcisi Dr. Shanna Swan’ın son kitabı Countdown (Gerisayım) endüstriyel kimyasallarla penis uzunluğu arasındaki ilişkiyi inceliyor.

    Kitapta modern dünya şartlarının insanların üreme gelişimlerini olumsuz etkilediği ve insan neslinin geleceğini tehlikeye attığı argümanının öne sürüyor.

    Verilerle kirliliğin nasıl ereksiyon bozukluğu, kısırlık ve küçük penisle doğan bebek sayısında artışa neden olduğu anlatılan kitap aslında insan ırkının nasıl bir tehlike altında olduğunu vurguluyor.

    Dr. Swan dünyanın bazı bölgelerinde 20’li yaşlarında olan ortalama bir bireyin doğurganlığının büyükannesinin 35 yaşındaki doğurganlığından daha az olduğunu belirterek bunun küresel bir varoluşsal kriz olduğuna dikkat çekti.

    Dr. Swan, “Çevremizdeki kimyasallar ve modern dünyadaki sağlıksız yaşam alışkanlıkları hormonal dengeyi bozuyor ve farklı derecelerde üreme sorunlarına yol açıyor,” ifadelerini kullandı.

    Kitaba göre her hangi bir türün yok olma riskiyle karşı karşıya kaldığı sonucuna ulaşmak için 5 kriterden birini karşılaması gerekirken insan ırkı şu anda 3 kritere uyuyor.

    Kirlilik bu soruna nasıl yol açıyor?

    Dr. Swan’ın araştırmasına göre bozulmanın kaynağı hormonların salgılanmasına etki edebilen ve plastik üretiminde kullanılan ftalatlar.

    Bu kimyasal gruptaki maddeler her hangi bir malzemenin elastikiyetini artırmakta kullanılıyor. Oyuncaklar, gıda ambalajları, deterjanlar ve kozmetik ürünler gibi çok geniş bir kullanım alanları bulunuyor. Dr. Swan’a göre bu maddeler radikal bir biçimde insan gelişimine zarar veriyor.

    Swan, “Bebekler daha anne karnında maruz kaldıkları kimyasallar nedeniyle dünyaya kontamine olmuş bir şekilde geliyorlar,” ifadelerini kullanıyor.

    Uzun bir süredir ftalatların etkileri üzerinde yoğunlaşan Swan konuya farelerdeki ftlalat sendromlarını inceleyerek başlamış.

    Fakat 2000 yılında insan vücudundaki düşük miktardaki ftalatları da ölçmek mümkün hale gelince Swan araştırmalarını bu kimyasalların nasıl anneden babaya geçtiği, kadınlardaki cinsel isteğe etkisi ve son olarak da penis boyutuna etkisi üzerine yöneltmiş.

    40 yıla yayılan ve erkeklerin sperm sayısı ve kalitesi üzerine yapılan ve 2017’de yayınlanan araştırma çevre kirliliğinin sperm sayısına etkisini incelemiş. 45 bin erkek üzerinde yapılan 185 araştırmayı analiz eden Swan ve ekibi gelişmiş batılı ülkelerdeki erkeklerin sperm sayısının 1973 ve 2011 yılları arasında yüzde 59 oranında düştüğünü tespit emiş.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İklim krizi: Grönland yönetimi, adada tüm petrol arama faaliyetlerini askıya aldı

    İklim krizi: Grönland yönetimi, adada tüm petrol arama faaliyetlerini askıya aldı


    Dünyanın en büyük adası Grönland, bölgede tüm petrol arama faaliyetlerini askıya aldığını duyurdu. Adanın sol eğilimli hükümeti, iklim krizini ciddiye aldıklarını belirterek kararı “doğal bir adım” olarak nitelendirdi.

    “Küresel iklim kriziyle mücadelede ortak sorumluluk almak istediğini” belirten hükümet, yaptığı açıklamada, “Gelecek petrolde yatmıyor. Gelecek yenilenebilir enerjiye ait ve bu açıdan kazanacak daha çok şeyimiz var” ifadelerine yer verdi.

    “Bağımsızlık işareti”

    Küresel ısınma, buzun geri çekilmesiyle potansiyel petrol ve mineral kaynaklarını ortaya çıkarabileceği anlamına geliyor. Bu kaynakların başarılı bir şekilde kullanılmasının 57 bin kişilik yarı özerk bölgenin kaderini önemli ölçüde değiştirebileceği belirtiliyor.

    Yetkililer, buradaki potansiyel büyük rezervlerin Grönland’ın uzun dönemde Danimarka’dan ayrılmasının da yolunu açacağına işaret ediyor.

    Keşfedilmemiş 17,5 milyar varil petrol

    Grönland çevresinde henüz petrol bulunamadı ancak ABD Jeolojik Araştırmalar Enstitüsü, uzak konumu ve sert hava koşullarının sınırlı keşif yapmasına rağmen, adanın açıklarında 17,5 milyar keşfedilmemiş varil petrol ve 148 trilyon fit küp doğal gaz olabileceğini tahmin ediyor.

    Nisan ayındaki parlamento seçimlerinden bu yana Inuit Ataqatigiit Partisi tarafından yönetilen mevcut hükümet, seçim vaatlerini hemen yerine getirmeye başladı ve güney Grönland’da uranyum madenciliği planlarını durdurdu. Grönland’da halen iki küçük şirketin dört aktif hidrokarbon arama ruhsatı var.

    Çevre grubu Greenpeace, hükümetin petrol aramalarını durdurma kararını “harika” olarak nitelendirdi.

    Donald Trump, Grönland’ı satın almak istemişti

    Grönland’ın dış, savunma ve güvenlik politikasına karar veren Danimarka, adayı, ekonomisinin yaklaşık üçte ikisini oluşturan yıllık hibe ile destekliyor.

    Danimarka’dan 1979 yılında özerklik alan Grönland, 179 sandalyeli Danimarka Parlamentosu Folketing’de 2 parlamenter ile temsil ediliyor.

    2019 yılında dönemin ABD Başkanı Donald Trump, Grönland’ı satın almak istediklerini açıklamasıyla iki ülke arasında kısa süreli diplomatik kriz yaşanmıştı.

    Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar.

  • Marmara Denizi’ndeki müsilaj uzaydan görüntülendi

    Marmara Denizi’ndeki müsilaj uzaydan görüntülendi


    İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uydu Haberleşme ve Uzaktan Algılama Uygulama ve Araştırma Merkezi (UHUZAM), Marmara Denizi’nde ortaya çıkan müsilajı (deniz salyası) uydu aracılığıyla uzaydan görüntüledi.

    Türkiye’nin ilk uydu yer istasyonu İTÜ UHUZAM, Marmara Denizi’nde ortaya çıkan deniz salyasının dağılımını ve yoğun olduğu bölgeleri tespit etmek için çalışma başlattı.

    Bu kapsamda, Marmara Denizi’ndeki müsilaj dağılımı, Pleiades, Spot 5 ve Spot 6&7 uyduları aracılığıyla görüntülendi. Uzaydan alınan görüntü kayıtlarıyla Marmara Denizi’nde müsilajın alanları tespit edildi.

    Mart ayından itibaren alınmaya başlanan uydu kayıtlarında, Marmara Denizi’nde müsilajın artış hızı da belirlendi.

    Müsilajın, Marmara Denizi’nin Kapıdağ Yarımadası’ndan İzmit Körfezi’ne kadar olan doğu bölümünde, 14 Mayıs’ta 25, 19 Mayıs’ta 58 , 24 Mayıs’ta 85 kilometrekarelik alana ulaştığı uydu görüntülerinden tespit edildi. Söz konusu alanda 10 günde 3 kattan daha fazla bir müsilaj artışı olduğu görüldü.

    Uydu görüntülerinde, müsilajın en çok İzmit Körfezi ile çevresi, İstanbul’da Anadolu Yakası’nın kıyı alanları ve Adalar civarında olduğu belirlendi.

    Yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerinde, müsilajın zaman zaman Marmara Denizi’nin tamamına parça parça dağıldığı görüldü.

    “Uydu görüntülerinden müsilajın incelenmesiyle ilgili çalışma yaptık”

    İTÜ UHUZAM Müdürü ve İTÜ İnşaat Fakültesi Geomatik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Yanalak, yaptığı açıklamada, İTÜ UZUHAM’ın kuruluşunun 1996’da bir proje olarak başladığını, 2003’ten itibaren İTÜ’ye bağlı bir Uygulama ve Araştırma (UYG-AR) Merkezi statüsü kazandığını söyledi.

    İTÜ UHUZAM tarafından sağlanan görüntülerin birçok akademisyen ve öğrenci tarafından çalışmalarında kullandığını belirten Yanalak, “Son dönemde uydu görüntülerinin doğruluklarının ve çözünürlüklerinin artmasıyla uygulama alanları da arttı. Bizler akademisyenler olarak toplumun ihtiyacı olan belli konularda akademik çalışmalar yapıyoruz. Yakın dönemde de toplumu ilgilendiren müsilaj konusunda uydu görüntülerinden Marmara Denizi’ndeki müsilajın incelenmesiyle ilgili çalışma yaptık. Bu bilgileri ilgili kurumların kullanımına sunuyoruz.” diye konuştu.

    “Marmara Bölgesi’nde uydu görüntülerinde müsilaj çok rahat bir şekilde görülüyor”

    İTÜ UHUZAM Müdür Yardımcısı ve İTÜ İnşaat Fakültesi Geomatik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nebiye Musaoğlu da uydu görüntülerinin çok çeşitli amaçlar için kullanılabildiğini ve merkezlerinde bu imkanın olduğunu dile getirdi.

    Musaoğlu, İTÜ UHUZAM’da farklı uygulama alanlarında çalışmalar yaptıklarını vurgulayarak, “Yakın zamanda Marmara Denizi’ndeki müsilaj problemi nedeniyle odak noktamız oraya kaydı. Bu kapsamda Marmara Denizi’ndeki durum nedir, bunu araştırmaya başladık.” dedi.

    Marttan itibaren farklı çözünürlükteki uydu görüntüleriyle Marmara Denizi’ni incelemeye başladıkları bilgisini veren Musaoğlu, şöyle devam etti:

    “Marmara Bölgesi’nde optik uydu görüntülerini kullanarak zamansal olarak bulutsuz günlerde görüntüler aldık. Marmara Bölgesi’nde uydu görüntülerinde müsilaj çok rahat bir şekilde görülüyor. Çalışmalarda İzmit Körfezi girişi ve çevresi, İstanbul’da Anadolu Yakası ve Adalar’da müsilaj birikimlerinin olduğunu gördük. Marmara Denizi genelinde belirgin bir artış tespit ettik. Görüntülerde müsilaj normal sudan ve diğer objelerden çok belirgin şekilde ayrılabiliyor. Bu aldığımız uydu görüntüleri müsilajın tespit edilmesi ve yerinde önlem alınabilmesi açısından çok önemli. Uydu görüntüleri müsilajın bulunduğu yerlerin ve dağılımının belirlenmesi, öncelikle müdahale edilmesi gereken alanların tespiti ve yapılan temizliğin sonuçlarının izlenmesi açısından önemli bilgiler üretilmesini sağlamaktadır.”

  • Müsilaj (deniz salyası) Marmara Denizi’nde balıkçılığı nasıl etkiler?

    Müsilaj (deniz salyası) Marmara Denizi’nde balıkçılığı nasıl etkiler?


    Küresel iklim değişikliğinden dolayı deniz suyunun ısınması ve Marmara Denizi etrafında yaşayan yaklaşık 20 milyonluk nüfusun neden olduğu çevre kirliliği müsilajın (deniz salyası) oluşmasında büyük bir rol oynuyor. Marmara’da hızla yayılan müsilaj deniz canlılarına zararlı mı? Balıkçılık sektörü bu yeni sorundan ne yönde etkilenir?

    Uzmanlara göre bu salyaların büyük bir çoğunluğu deniz canlılarına ve denize zararlı değil. Bununla birlikte Marmara Denizi’nde görülen türün çok tehlikeli olabileceğinin de altı çiziliyor.

    “Oksijen üretirken oksijensiz kılıyor”

    Salyanın hem deniz yüzeyini hem de dibini kaplaması deniz altındaki mercan gibi hareketsiz organizmaların örtülmesine ve ölmesine neden olurken, deniz yüzeyinin kaplanması nedeniyle güneş ışınlarını yeterince alamayan suda oksijen eksikliği deniz canlılarının toplu ölümlerine neden olabilir.

    Bu tehlikeye dikkat çeken Hidrobiyolog Levent Artüz, deniz salyasının balıkçılığı hem “doğrudan” hem de “dolaylı” etkileyeceğine dikkat çekiyor. Salyanın öncelikle fiziksel olarak balıklara zararı dokunacağını söyleyen bilim insanı, “(Salya) fiziksel olarak balıklara zarar veriyor çünkü balıkların solungaçlarına giriyor. Dolaylı olarak da etkileyecek. Marmara Denizi’nin yerlileri kalmadı zaten ama göçebe balıklar da var. Onları ne kadar etkilediğini göreceğiz. Şu anda çalışmalar devam ediyor. Kesin olarak göçer balıkları da etkileyecek ama ne oranda etkilediğini göreceğiz. Kesin olarak şu oranda etkileyecek diyemiyoruz.” diyor.

    Algler (yosun) ve tek hücreli fitaplanktonlardan oluşan müsilaj, aslında denizin oksijenlenmesinde rol oynayan önemli bir yüzen bitki. Güneş sayesinde fotosentez yapan bu canlılar denize oksijen salıyor. Fakat balık azlığı, deniz kirliliği, Karadeniz’den gelen zengin besin değerine sahip sular ya da deniz suyunun ısınması salyaların üreme alanlarının genişlemesini sağlıyor. Yayıldıkça da oksijen yerine deniz yüzeyini kaplayan yapışkan bir madde salgılanmasına neden oluyor.

    Çözüm balık avının durdurulması mı?

    İlk olarak 2007’de Türkiye sularında görülen müsilaj aynı zamanda ağ ile balık tutulmasını zorlaştırmasından dolayı mahsul azlığına neden olabiliyor. Müsilajın balıklara zarar verdiği ve tutulan balıkların da “hastalıklı” olabileceği yönünde oluşan kamuoyundaki algı da balık satışlarını düşürebiliyor. CNN Türk’e konuşan Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Dr. Mustafa Altuğ Atalay, balık ve midyelerin insan sağlığına zararının olmadığını yaptıkları testlerle gördüklerini belirtiyor.

    Balıkçılar için deniz salyasının diğer bir olumsuz yanı da kendisi ile mücadele için tek çarenin balık avını durdurmaktan geçmesi. Zira müsilajı oluşturan tek hücreli canlıların balıkların başlıca besin kaynağı olması, balık avının durdurulması ile nüfusu artacak balıkların doğal bir şekilde müsilajı yiyerek yok etmesini sağlayacak.

    Gazeteci Nevşin Mengü’nün Youtube kanalına konuşan Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Utku Perktaş, balık anlamında oldukça fakir olan Marmara Denizi’nde balıkçıların “en az iki sezon” balık avına çıkamaması gerekebileceğini vurguluyor.

  • Marmara Denizi’nde müsilajla mücadele için 22 maddelik ‘Eylem planı’

    Marmara Denizi’nde müsilajla mücadele için 22 maddelik ‘Eylem planı’


    Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, 8 Haziran’dan itibaren 7/24 esasıyla Marmara Denizi’ndeki müsilajın bilimsel temelli yöntemlerle tamamen temizlenmesine başlanacağını bildirdi. Kurum, Marmara Denizi Koruma Eylem Planı’na ilişkin, “Bakanlığımız tarafından yapılan çalışmalar çerçevesinde; alıcı ortama deşarj yapan atık su arıtma tesislerinin tamamı 7/24 online izlenecek. Marmara Denizi’ndeki 91 izleme noktası 150’ye çıkarılacak.” dedi.

    Marmara Belediyeler Birliğince Kocaeli’de düzenlenen ve Marmara Denizi’ne kıyısı olan illerin büyükşehir ve belediye başkanları, valileri, vali vekilleri ile bazı milletvekillerinin hazır bulunduğu “Marmara Denizi Eylem Planı Koordinasyon Toplantısı”na katılan Bakan Kurum, 22 maddeden oluşan Marmara Denizi Koruma Eylem Planı’nı kamuoyuyla paylaştı.

    Bakan Murat Kurum, arıtılmış atık suların mümkün olan her yerde yeniden kullanımının artırılacağını ve destekleneceğini, temiz üretim teknikleri uygulanacağını bildirdi.

    Sadece ülke değil, bütün dünyada su kaynaklarının iklim değişikliğinden önemli oranda etkilendiğini aktaran Kurum, bu nedenle arıtılan suların geri kazanımının büyük önem arz ettiğini vurguladı.

    Bakan Kurum, bu kapsamda, ülkede halihazırda yüzde 3,2 olan arıtılarak yeniden kullanılan atık su oranını 2023 yılında yüzde 5’e, 2030 yılında ise yüzde 15’e çıkarma hedefinde olduklarını söyledi.

    “Marmara Denizi’ne gemilerin atık sularının boşaltılması önlenecek”

    Marmara’ya deşarj yapan arıtma tesislerinde de döngüsel ekonomi ilkelerine uyulacağını, suyun yeniden kullanımının destekleneceğini belirten Kurum, “Suyumuzu ne kadar geri kazanırsak, Marmara’ya o kadar az su deşarj etmiş oluruz. Bu manada tüm tesislerimiz de gerekli sistemleri kuracak. Finansal desteklerle tesis dönüşümünü hızlandıracağız. Atık su oluşumunun azaltılması için gerekli tüm temiz üretim teknik ve teknolojilerini hızlıca hayata geçireceğiz.” ifadesini kullandı.

    “Atık su arıtma tesislerini gerektiği gibi işletmeyen OSB’lerin rehabilitasyon ve iyileştirme çalışmalarıyla ileri arıtma teknolojilerine geçişi hızlandırılacak.” diyen Kurum, arıtma tesislerini nasıl yapacaklarına dair standartları, yine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile birlikte tüm OSB’lere vereceklerini kaydetti.

    OSB’lere verdikleri tarih içerisinde tesisleşmesini gerçekleştirmedikleri takdirde, her türlü cezai işlemi ve hatta kapatma cezasını tavizsiz bir şekilde uygulayacaklarını dile getiren Bakan Kurum, şöyle konuştu:

    “Atık su arıtma tesislerinin yapımı ve işletilmesini çok daha kolay hale getirmek için TBMM’de, milletvekillerimizle birlikte kamu-özel sektör iş birliği modelleri hayata geçireceğiz. Bu konuda kanuni düzenlemelere giderek, atık su arıtma tesislerinin yapım ve işletmelerine Bakanlık olarak verdiğimiz destekleri artıracak adımları atacağız. Marmara Denizi’ne gemilerin atık sularının boşaltılmasının önlenmesine yönelik üç ay içerisinde düzenleme yapılacak. Şu anda da arıtmadan da denize bırakamıyorlar ama arıtma tesislerinin kalitesinin ve cinsinin de incelendiği bir süreçte bu düzenlemeyle birlikte Marmara Denizi’ne giriş yapan gemilerin atıklarının Boğaz girişlerinde atık alma gemilerine veya atık kabul tesislerine vermelerini sağlayacağız. Bu kapsamda yerel yönetimlerimizle birlikte gemilerin takibini sıkı bir şekilde yapacağız. Denetimlerimizi artıracağız.”

    “Marmara Denizi’nin dijital ikizini oluşturacağız”

    Bakan Kurum, tersanelerde temiz üretim tekniklerini yaygınlaştıracaklarını vurgulayarak, tersanelerin deniz ile doğrudan temasta olan gemi inşa ve bakım merkezleri olduğunu ve bu noktalarda daha çevreci teknikler kullanılarak olası deniz kirliliklerinin önüne geçeceklerini bildirdi.

    Eylem planında yer alan maddelerle ilgili detaylı bilgi veren Bakan Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bakanlığımız tarafından yapılan çalışmalar çerçevesinde, alıcı ortama deşarj yapan atık su arıtma tesislerinin tamamı 7/24 online izlenecek. Marmara Denizi’ndeki 91 izleme noktası 150’ye çıkarılacak. Türkiye Çevre Ajansı eliyle Marmara Denizi ile ilişkili tüm havzalardaki denetimler, uzaktan algılama, uydu ve erken uyarı sistemleri, insansız hava araçları ve radar sistemleri kullanılarak artırılacak. Tıpkı Kentsel Dönüşüm projelerimizde yaptığımız gibi, 3 boyutlu modellemeyle meteorolojiden kirlilik yüklerine kadar çok sayıda veriyi içeren Marmara Denizi’nin dijital ikizini oluşturacağız. Marmara’nın tüm kirlilik kaynak ve yoğunluklarını detayları göreceğiz. Bu bölgelerdeki değişimleri anlık olarak takip edeceğiz. Nerede bir kirlilik söz konusuysa da anlık müdahale edeceğiz. Sadece bugün değil, ileride Marmara Denizi’nde yaşanabilecek muhtemel olumsuz senaryonlar durumunda, erken müdahale imkanına kavuşmuş olacağız.”

    “1 yıl içinde Marmara Bölgesi’nin tüm illerinde Sıfır Atık Uygulamasına geçeceğiz”

    Bakan Kurum, Marmara Denizi kıyılarını kapsayacak şekilde Bölgesel Atık Yönetimi Eylem Planı ve Deniz Çöpleri Eylem Planı’nın üç ay içerisinde hazırlanarak uygulamaya konulacağını belirtti.

    Denizlerde oluşan plastik gibi katı atıkların, deniz çöplerinin yüzde 90’ının karasal kaynaklı olduğuna işaret eden Kurum, “Yani evlerimizde, sanayimizde üretilmektedir. Biz karada etkin olarak atıkları topladığımızda zaten denize girişleri önlenmiş olacak. Bu manada, 1 yıl içinde Marmara Bölgesi’nin tüm illerinde, ilçelerinde Sıfır Atık Uygulamasına geçeceğiz ve atıklarımızı bu manada karada toplayarak, ayrıştıracağız, ekonomimize de istihdamımızı da katkı sağlamış olacağız. İyi tarım ve organik tarım uygulamaları ile basınçlı ve damlama sulama sistemleri yaygınlaştırılacağız. Böylelikle sulamada kullanılan su miktarını azaltacağız, dereler vasıtasıyla kirliliklerin Marmara Denizi’ne ulaşmasını engellemiş olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

    “Organik temizlik ürünlerini tespit edip kullanmaya başlayacağız”

    Marmara Denizi’yle ilişkili havzalarda, dere yataklarında yapay sulak alanlar ve tampon bölgeler oluşturarak kirliliğin denize ulaşmasının önleneceğini belirten Bakan Kurum, “Zeytin karasuyu ve peynir altı suyu kaynaklı kirliliğin önlenmesi de önemli. Bunun için atık su azaltımını gerçekleştirecek teknolojik dönüşümler yapılmasını zorunlu hale getireceğiz.” dedi.

    Bakan Kurum, fosfor ve yüzey aktif madde içeren temizlik malzemelerinin kullanımının aşamalı olarak azaltılacağını, organik temizlik ürünlerinin teşvik edileceğini dile getirerek, “Tıpkı Sıfır Atık Projesi’nde olduğu gibi, uygulamaya belediyelerimiz ve kurumlarımızdan başlayarak; kentsel temizlik ve benzeri işlemlerde hem insanımızın sağlığına zarar veren hem de Marmara Denizi’ne akan tüm zararlı maddelerin kullanımını aşamalı olarak azaltıyoruz. Önce kurumlarımızda organik temizlik ürünlerini tespit edip kullanmaya başlayacağız. Bakanlık olarak, gerekli finansal desteği sağlayacağız.” ifadesini kullandı.

    “Marmara Denizi’ndeki tüm hayalet ağlar temizlenecek”

    “Marmara Denizi’mizdeki tüm hayalet ağlar, Tarım ve Orman Bakanlığımızca 1 yıl içerisinde temizlenecek.” diyen Kurum, balıkçılık faaliyetlerinin ekosistem temelli yapılmasının sağlanacağını, koruma alanlarının geliştirileceğini, bilim insanları ve koordinasyon kurulunun alacağı kararlarla takvim ve cezai uygulamaları kısa süre içerisinde belirleyeceklerini kaydetti.

    Bakan Kurum, “Müsilaj nedeniyle zarar gören balıkçılarımıza da Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla Tarım ve Orman Bakanlığımız gerekli ekonomik desteği sağlayacak.” dedi.

    Deniz kirliliğinin önlenmesi ve vatandaşların bilinçlendirilmesi amacıyla yalan yanlış bilgilerden değil tamamen bilimsel, bilim insanlarının yapılan deney ve tespitler sonucunda vatandaşları bilgilendireceği, yönlendireceği bir süreci başlatacaklarını ve bu anlamda yapılan çalışmalar çerçevesinde kamuoyunu bilgilendirerek bir platform kuracaklarını vurgulayan Kurum, “Alacağımız tedbirlerimizi vatandaşlarımızın bu manada duymasını sağlayacak, Marmara Denizi’mizi milletimizle beraber koruyacağız. Marmara Denizi’nin korunması amacıyla yaptığımız ve planladığımız çalışmaları, bilimsel araştırma sonuçlarımızı, kuracağımız www.marmarahepimizin.com sayfası kanalıyla kamuoyuyla paylaşacağız.” ifadelerini kullandı.

    Marmara Denizi suyu sıcaklığının diğer denizlere göre 1 derece daha sıcak olduğunu aktaran Kurum, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Soğutma suları ve termal tesislerden oluşan sıcak suların Marmara Denizi’ne etkilerinin azaltılmasına yönelik tedbirleri alacağız. Allah’ın izniyle bu eylem planlarımız kapsamındaki yatırımlarımızı yerel yönetimlerimizle birlikte 3 yıl çerisinde tamamlayacağız. Marmara Denizi’mizi, içerisinde bin bir çeşit balıklarımızı, canlılarımızı koruyarak en saf, en duru haliyle geleceğe taşıyacağız. Sayın Cumhurbaşkanımız bu noktada bizzat bütün eylem planlarına önerilerini paylaştılar ve inşallah da onların talimatı ve tensipleriyle bu planı hızlı bir şekilde hayata geçireceğiz. Eylem planımız milletimiz, Marmara’mız için hayırlı ve uğurlu olsun diyorum.”

    Daha sonra Bakan Kurum, TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Muhammet Balta, bölge milletvekilleri, bakan yardımcıları, Marmara Denizi kıyısında bulunan illerin valileri ve belediye başkanları, Marmara Denizi Koruma Eylem Planı’nı imzaladı.

  • Bakan Kurum: Marmara’da görülen deniz salyası ‘müsilaj’ ile ilgili acil eylem planı hazırlıyoruz

    Bakan Kurum: Marmara’da görülen deniz salyası ‘müsilaj’ ile ilgili acil eylem planı hazırlıyoruz


    Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Marmara Denizi’nin birçok noktasında görülen ve su yüzeyinde köpüklü kirli bir tabaka oluşturan “deniz salyası” müsilaj ile ilgili bir “acil bir eylem planı” hazırladıklarını söyledi.

    Konya Sanayi Odası’nda düzenlenen toplantı sonrası müsilajla ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kurum, söz konusu sorunla ilgili uzun vadeyi kapsayan bir çalışma yürüttüklerini kaydetti.

    Bakan Kurum yaptığı açıklamada, “Müsilajla alakalı şu an bilim adamlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, Bakanlığımız, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğümüz, İller Bankası Genel Müdürlüğümüz, bakan yardımcımızla, yine Marmara Belediyeler Birliği ile ortak bir çalışma yürütüyoruz. Tüm Marmara belediyelerinin dahil olduğu ortak akılla şu an Marmara’da meydana gelen müsilaja ilişkin hem kısa vadede hem de uzun vadede alınacak tedbirlere ilişkin çalışmalarımızı yürütüyoruz.”

    5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde 7 bölgede yürütülen çok önemli çevre yatırımlarını İstanbul’da milletle paylaşacaklarını vurgulayan Kurum, pazar günü de müsilaja ilişkin yapılan çalışmaları kamuoyuna açıklayacaklarını söyledi.

    “Sanayi tesislerinin arıtma sistemlerinin kalitesi artırılmalı”

    Konuya ilişkin acil önlemler alınacağını dile getiren Murat Kurum, “Akabinde de uzun vadede yapılması gerekenleri hep birlikte yapacağız. Acil bir eylem planı hazırlıyoruz. Tabii bu noktada baktığınızda müsilajın sebebi deniz suyu sıcaklığının artması, denizde meydana gelen kirlilik ve iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte su seviyesinin azalması, sudaki hareketliliğin azalması, üç ana neden olarak gözüküyor. Bilim adamlarımız da bu noktada aynı fikirdeler.”

    “Burada önemli olan kirliliğe sebebiyet veren sanayi tesisleri. Gerek buradaki atık su arıtma tesislerinin sayısının, miktarının, kalitesinin arttırılması, gerekse geleceğe dönük arıtma tesislerinin kalitesini iyileştirmeye yönelik adımlarımız olacak. Bu, çevremizi, denizlerimizi, kıyılarımızı ilgilendiren önemli bir meseledir ve biz de acil bir eylem planı çerçevesinde bu süreci yürütmeye gayret gösteriyoruz.”

  • AB Adalet Divanı: Almanya hava kirliliği yasal sınırlarını ‘sürekli’ ihlal ediyor

    AB Adalet Divanı: Almanya hava kirliliği yasal sınırlarını ‘sürekli’ ihlal ediyor


    Avrupa Birliği Adalet Divanı, Almanya’yı birlik tarafından belirlenen atmosfer kirliliği yasal sınırlarını “sürekli” olarak ihlal ettiğine karar verdi.

    Avrupa Birliği’nin en yüksek mahkemesi, Almanya’nın birçok şehrindeki hava kalitesini iyileştirmemesi durumunda para cezasına çarptırılacağını açıkladı.

    Adalet Divanı, 2010 ile 2016 arasında AB’nin yıllık olarak 26 bölgede belirlediği Azotdioksit (NO2) sınırını Almanya’nın aştığını, bu bölgeler arasında Berlin, Stuttgart, Münih, Köln ve Düsseldorf’un bulunduğunu belirtti.

    Avrupa’da ölümler son 10 yılda yarı yarıya azaldı

    Avrupa’da atmosferdeki kirlilik son on yılda gözle görülür derecede azalma gösterdi. Fakat kıta genelinde insan sağlığı için en büyük çevre riski olmayı sürdürüyor. Kirli havaya uzun süre maruz kalınması diyabet, akciğer hastalıkları ve kanser riskini artırıyor.

    Avrupa Çevre Ajansı’na göre 2009’dan beri Azotdioksit emisyonlarına bağlı erken ölümlerde yarı yarıya bir azalış gözlemledi. Bununla birlikte 2018’de 58 bin kişi kirlilik nedeniyle hayatını kaybetti.

    Avrupa şehirlerindeki kirlik ölçüm istasyonları kükürt, azot, kurşun, nitrojen dioksit ve karbonmonoksit gibi maddelerin ölçümünü yapıyor. Ölçümler sonucu elde edilen değerlerin AB mevzuatlarındaki sınırları aşmaması gerekiyor.

    Lüksemburg merkezli yüksek mahkeme daha önceki kararlarında da Fransa ve İngiltere’yi Azotdioksit aşımı konusunda cezalara çarptırmıştı.

  • Fransa’daki eski NATO üssü, ülkenin en büyük 2. güneş paneli elektrik üretim tesisi oldu

    Fransa’daki eski NATO üssü, ülkenin en büyük 2. güneş paneli elektrik üretim tesisi oldu


    Fransa’nın kuzey doğusunda yer alan Meuse şehrindeki eski NATO hava üssü, ülkenin en büyük ikinci güneş paneli temelli elektrik üretim tesisi olarak faaliyete geçti.

    Yaklaşık 2 ay boyunca elektrik üreten tesis, 1 Mayıs tarihinde 23 bin kişinin yaşadığı bölgenin enerji şebekesine düzenli olarak elektrik vermeye başlayacak. Tesisin ikinci foto-voltaik tesisi ise 2021 Eylül’ün hizmete başlayacak.

    Yaklaşık 155 hektarlık alanda kurulan dev tesiste TSE ve Enerparc adlı iki şirketin ortaklığı bulunuyor. Toplamda 264 bin güneş panelinin kurulduğu işletme yaklaşık 80 milyon euro’ya mal oldu.

    Bob Edme/AP
    Ap, ArşivBob Edme/AP

    Yapılan açıklamada tesisin ilk kısmının 1 Haziran’da tam kapasiteyle hizmete başlayacağı ve senede 156 gigavat elektrik üreteceği kaydedildi. TSE firmasından yapılan duyuruda ayrıca tesise ait boş yeşil alanın yerel bir hayvancılık şirketine verileceği ve bu alanda organik koyun yetiştiriciliği yapılacağı kaydedildi.

    Daha önceden NATO askeri üssü olarak kullanılan bölgede Kanada Hava Kuvvetleri’ne ait birlikler görev yapıyordu.

    Fransa 2018 yılında da büyük bir yatırıma imza atmış ve ülkenin güneyinde bulunan Rousset şehrinde Avrupa’nın ilk güneş enerjisi endüstrisi geri dönüşüm tesisini kurmuştu. Ülkede daha önceden ömrünü tamamlamış veya kırılmış güneş panelleri cam geri dönüşüm tesislerinde ya da çimento fırınlarında yakılıyordu.

  • Petrol devi Shell’e Hollanda mahkemesinden ’emsal’ karar: Karbondioksit emisyonlarını yüzde 45 düşür

    Petrol devi Shell’e Hollanda mahkemesinden ’emsal’ karar: Karbondioksit emisyonlarını yüzde 45 düşür


    Hollanda’da bir mahkeme petrol devi Shell’in 2030 yılına kadar karbondioksit emisyonlarını 2019’a oranla yüzde 45 düşürmesine hükmetti.

    Lahey Bölge Mahkemesinin verdiği karar, dünya çapında çok uluslu şirketlere karşı çevre kirliliği konusunda açılmış benzer davalar için bir emsal teşkil edebilir.

    Mahkeme, İngiliz-Hollanda ortaklığının emisyonları azaltma yükümlülüğü olduğuna ve mevcut azaltma planlarının yeterince somut olmadığına karar verdi.

    Hollanda’da Yeryüzü’nün Dostları adlı uluslararası örgütün Hollanda kolu olan Milieudefensie tarafından 2019’da açılan davada 17 binden fazla Hollanda vatandaşı davacı tarafında yer aldı. Greenpeace ve ActionAid gibi çevreci grupların da destek verdiği Milieudefensie örgütü, Shell’i Paris Anlaşması’nın şartlarına “yeterince uymamakla” suçlamış petrol devini “iklimi yerle bir etmekten” dava etmişti.

    Shell temyize gidebilir

    Enerji geçişi konusunda “ciddi” adımlar attığını ileri süren Shell ise STK’ların iddialarının altında yasal bir kaynak olmadığını ve kararın siyasi bir tavır olduğunu ileri sürdü. Petrol devinin karara itiraz etmesi bekleniyor.

    Emsal teşkil edecek kararla mahkeme ilk defa bir petrol devinden karbondioksit salınımını düşürmesini istedi. Shell geçen Şubat karbondioksit emisyonlarını 2030’a kadar 2016’ya kıyasla yüzde 20 düşürmeyi, 2050’ye kadar ise bu oranı yüzde 100’e çekmeyi planlıyordu.