Etiket: Cemal Kaşıkçı

  • İstanbul’da öldürülen gazeteci Kaşıkçı’nın dava dosyası Suudi Arabistan’a devredildi

    İstanbul’da öldürülen gazeteci Kaşıkçı’nın dava dosyası Suudi Arabistan’a devredildi


    Washington Post yazarı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın, Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmesine ilişkin 26 sanığın yargılandığı davada mahkeme, durma kararı vererek yargılamanın Suudi Arabistan adli makamlarına devrine hükmetti.

    İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, haklarında yakalama kararı bulunan firari 26 sanık katılmadı.

    İstanbul Barosu tarafından görevlendirilen bazı avukatların sanıkları temsil ettiği duruşmada, Kaşıkçı’nın nişanlısı müşteki Hatice Cengiz ile avukatı da hazır bulundu.

    İstanbul’da işlenen Kaşıkçı cinayetinin ardından Türkiye sert tepki gösterirken, Suudi Arabistan’a uluslararası çapta tepki gösterildi. Riyad yönetimi, Ankara ile ilişkilerin gerginleşmesinin ardından Türk ürünlerine karşı boykot uyguladı.

    Ancak son dönemde iki ülke arasında ilişkiler tekrar düzelirken, Türkiye’nin Suudi Arabistan’a yaptığı ihracat tekrar artmaya başladı.

    Duruşmada kararını açıklayan mahkeme heyeti, dosya hakkında durma kararı verilerek, yargılamanın Suudi Arabistan adli makamlarına devrini kararlaştırdı.

    Adalet Bakanlığı, davanın Suudi Arabistan adli makamlarına devrini uygun görmüştü

    Adalet Bakanlığı pazartesi günü yaptığı açıklamada, 26 sanığın yargılandığı davanın Suudi Arabistan adli makamlarına devrini uygun görmüştü.

    Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, Kaşıkçı davasına bakan İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin talebi üzerine kovuşturmanın Suudi Arabistan makamlarına devri konusundaki görüşünü, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.

    Ceza kovuşturmalarının devredilmesine ilişkin her iki ülkenin birlikte taraf olduğu herhangi bir sözleşme veya ikili anlaşma bulunmadığına işaret edilen görüş yazısında, bununla birlikte, 6706 sayılı Kanun’un “Soruşturmanın veya Kovuşturmanın Devri” başlıklı 23. maddesinin 2. fıkrasında “Milletlerarası anlaşma bulunmaması halinde, mütekabiliyet ilkesi esas alınarak bu kanun çerçevesinde soruşturma veya kovuşturmalar devredilebilir veya devralınabilir.” hükmünün yer aldığı belirtildi.

    Ayrıca Kanun’un 24. maddesine göre, üst sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların, sanığın yabancı bir devletin vatandaşı olması nedeniyle Türkiye’de hazır bulundurulamaması veya adli yardımlaşma yoluyla savunmasının alınamaması hallerinde devredilmesi imkanının bulunduğu aktarılan görüş yazısında, şunlar kaydedildi:

    “Kovuşturma kapsamında yargılanan sanıklar hakkında iade talebinde bulunulmasına rağmen, mezkur talebe Suudi Arabistan makamlarınca olumsuz yanıt verilmiş olması nedeniyle 6706 sayılı Kanun’un 24. maddesinde yer alan şartların mevcut olduğu değerlendirilmekte olup, bu itibarla kovuşturmanın Suudi Arabistan adli makamlarına devri Bakanlığımızca da uygun görülmüştür.”

    Kaşıkçı cinayeti nasıl işlendi?

    Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı Washington Post Gazetesi’ndeki köşe yazılarıyla eleştiren Kaşıkçı, en son 2 Ekim 2018’de Suudi Arabistan’ın İstanbul konsolosluğuna girerken görülmüştü. Daha sonrasında Kaşıkçı’nın izine rastlanılmazken yetkililer gazetecinin cesedinin parçalara ayrılarak konsolosluktan çıkarıldığına inanıyor.

    Eylül 2020’de, bir Suudi mahkemesi, “şeffaflıktan yoksun olduğu” belirtilen bir davada öldürme nedeniyle sekiz kişiyi yedi ila 20 yıl hapis cezasına çarptırdı. Sanıkların hiçbirinin ismi açıklanmadı.

    Bir yıl önce yayınlanan bir ABD istihbarat raporu, Veliaht Prens Muhammed’in Kaşıkçı’yı öldürme veya yakalama operasyonunu onayladığını bildirdi. Suudi hükümeti rapordaki bulguları reddederek Selman’ın olayla ilgisi olmadığını açıkladı.

    Prens, The Atlantic’te bu ay yayınlanan bir makalesinde, suçu kanıtlanana kadar bir kişinin masum sayılması gerektiğini belirterek kendisine yöneltilen suçlamalarla haklarının ihlal edildiğini hissettiğini yazdı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Kaşıkçı davasının Suudi Arabistan’a devri, cinayetin örtbas edilmesine göz yummak demek’ | Görüş

    ‘Kaşıkçı davasının Suudi Arabistan’a devri, cinayetin örtbas edilmesine göz yummak demek’ | Görüş



    Yorum sayfamızda yayınlanan makaleler, euronews’in editoryal görüşünü yansıtmaz.

    “Türkiye’de cinayet işlemeye cüret ettiler. Ortaya çıkarsa, en kötü ihtimalle bunu belki parayla satın alırız diye düşündüler.”

    Bunlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üst düzey danışmanlarından AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay’ın 2020’de, Suudi muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesinin ikinci yıl dönümünde yaptığı bir konuşmada sarf ettiği sözlerdi.

    Aktay sözlerine, Suudi yargı sistemini eleştirerek devam etti; Cemal Kaşıkçı için adaletin sağlanmasında bu sisteme güvenilemeyeceğini belirtti ve Türkiye mahkemelerinin davayı takip etmesini tavsiye etti. Aktay, Kaşıkçı cinayetini “siyasi pazarlık konusu” yapmadığı ve “sadece adalet tecelli etsin” istediği için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etmek gerektiğini ifade etti.

    Geçen hafta, davaya bakan mahkemenin yargılamayı durdurup durdurmama konusunda görüşüne başvurmaya karar verdiği Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Cemal Kaşıkçı’yı öldürmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı 26 firari sanığın yargılamasının durması ve dosyanın Suudi Arabistan’a devredilmesi konusunda hükümetin olumlu görüş vereceğini açıkladı. Yarın, mahkemenin bu kararı onaylaması bekleniyor.

    Bakanın kendi hükümetinin de kabul ettiği üzere, Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin davanın Suudi Arabistan’a devredilmesi, Suudi yetkililerin cinayeti örtbas etmesine bilerek ve isteyerek izin vermektir. Nihayetinde Suudi sistemi Türkiye savcısıyla işbirliği yapmakta defalarca başarısız oldu. Adaletin bir Suudi Arabistan mahkemesi tarafından tesis edilemeyeceği ve edilmeyeceği gayet açık.

    Öyleyse bu yüz seksen derecelik dönüşün ardında ne yatıyor olabilir?

    BM Yargısız ve Keyfi İnfazlar Eski Özel Raportörü olarak bu davayı başından itibaren araştırdım. Cemal Kaşıkçı’nın 2018’de İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’na adım attığı andan itibaren maruz bırakıldığı muamele, vahşice öldürülmesi, naaşının nerede olduğu ve ardından gelen adalet, hakikat ve uzlaşma arayışı reel politika ve siyasi çıkarlarla şekillendi ve çarpıtıldı.

    2019’da Suudi Arabistan’da yapılan göstermelik yargılamada sanıklar Cemal Kaşıkçı’yı öldürdüklerini inkar etmedi ve davada kimlikleri gizli tutulan tetikçiler suçlu bulundu. 2020’de bir Suudi Arabistan mahkemesi ölüm cezalarını bozdu ve yerine 20 yıl hapis cezası verilmesine hükmetti. Diğer üç kişi ise yedi ila 10 yıl arasında değişen hapis cezalarına mahkum edildi.

    Fakat yetkilerini kötüye kullanan veya sorumluluklarının gereğini yerine getirmeyen kişilerin kimlikleri tespit edilmedi. Bu cinayet devlet destekli bir yargısız infaz olduğu halde emri veren ve cinayetin örtbas edilmesini sağlayan devletin en üst kademelerindeki kişilerden hesap sorulmadı.

    Suudi yetkililer cinayeti bir “haydut operasyonu” olarak nitelendirdi. Ancak uluslararası hukukta haydut operasyon dar bir biçimde tanımlanıyor ve Cemal Kaşıkçı cinayeti bu tanıma uymuyor. Daha ziyade, bu suç her yönüyle Suudi devletinin sorumluluğunu içeriyor. Cinayet ekibindeki kişiler Suudi devlet yetkilileriydi. Ekip, resmi bir heyet olarak Türkiye’ye gönderildi. Cinayeti gerçekleştirenler Suudi devlet kaynaklarından yararlandı. Diplomatik izni olan bir jetle Türkiye’ye girdiler ve ekibin iki üyesi Suudi diplomatik pasaportu taşıyordu. Cinayeti Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda işlediler. Daha sonra, 17 Suudi devlet görevlisi suç mahallini temizlemeleri için Türkiye’ye gönderildi.

    Bu, birkaç “haydudun” gerçekleştirdiği bir eylem değildi. Operasyonun tüm unsurları Suudi Arabistan devletinin sorumluluğunu gösteriyor.

    Adalet arayışı başladığında, Türkiye yetkilileri de dahil herkeste adaletin bir Suudi mahkemesinde tesis edileceğine dair çok az umut vardı. Böylece sanıkların gıyabında bir yargılama Türkiye’de başladı. Gıyabında yapılan yargılamalar daima, gıyabında mahkum edilen kişinin sonradan tutuklanması halinde yeni bir mahkemede yeniden yargılanması şartına tabi olmalıdır.

    Ancak iki yıl sonra Türkiye savcısının yargılamayı durdurma talebi ve hükümetin davayı hızla Suudi Arabistan’a devretme kararı [ve Adalet Bakanı’nın mahkemenin görüş talebine hızla yanıt vermesi], işin içinde üst düzey siyasi dinamiklerin olduğuna işaret ediyor.

    Dava Suudi Arabistan’a devredilirse, o gün Cemal’i sevenler için kara bir gün olacak. Cemal Kaşıkçı cinayetinde adaletin sağlanması için üç yıldan uzun süredir mücadele edenler için acı bir gün olacak. Türkiye için, Erdoğan hükümetinin Cemal Kaşıkçı’nın tüyler ürpertici bir biçimde öldürülmesi olayında adaletin galip geleceği vaatlerini tersine çeviren, utandırıcı bir gün olacak. Hakikatin tüm yönleriyle; usulüne uygun bir biçimde toplanmış, tarafsız ve bağımsız bir mahkemede ortaya çıkarılmasını bekleyen herkes şu an haklı olarak, iki yıldan biraz fazla süre önce, hükümetinin eylemlerine yalnızca adalet arayışının kaynaklık edeceğini söyleyen Yasin Aktay’ın bu mağrur taahhütlerinden bu yana neyin değiştiğini soruyor.

    Türkiye, Cemal Kaşıkçı cinayeti davasını Suudi Arabistan’a devretmeye karar vererek bu davayı cinayetten sorumlu olanlara teslim ediyor. Bu da ancak haksızlığın ve cezasızlığın galip geleceğinin garantisidir.

    Yazar: Agnès Callamard, Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri ve BM Yargısız ve Keyfi İnfazlar Eski Özel Raportörü

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İstanbul’da işlenen Kaşıkçı cinayetinin Suudi aktörleri kimler?

    İstanbul’da işlenen Kaşıkçı cinayetinin Suudi aktörleri kimler?


    Suudi Arabistan hükümeti, Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Konsolosluğunda öldürülmesiyle bağlantılı 21 şüpheliden 5’i hakkında idam cezası istedi. Birleşmiş Milletler raportörü ise cinayetle ilgili Suudi Veliaht Prens Muhammet Bin Selman’ın da soruşturulması çağrısı yaptı.

    Birleşmiş Milletler Yargısız İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard, Çarşamba günü sunduğu raporda aralarında ölüm cezası ile karşı karşıya olanların da bulunduğu 11 sanığın ismini açıkladı. Callamard’ın Suudi hükümet kaynaklarından edindiği bilgilere dayanarak verdiği isimler, yerel savcılık tarafından doğrulanmadı.

    Medya raporları ve resmi kaynaklardan alınan bilgilerle Suudi Arabistan’da Kaşıkçı davasına ilişkin tutuklananlar şu isimler oldu:

    Mahir Abdulaziz Mutreb

    Üst düzey bir Suudi yetkilisine göre General Mutreb, Prens Muhammed’in eski sağ kolu Suud el-Kahtani’nin bilgi güvenlik yardımcısı ve konsolosluktaki baş müzakereciydi. Birleşmiş Milletler raporunda, Mutreb’in operasyonun planlanmasına günler önce dahil olduğu ve Kaşıkçı hakkında “kurbanlık kuzu” dediği belirtildi.

    Mutreb kıdemli bir istihbaratçı olmasının yanında Prens Selman’ın güvenlik ekibinin de bir parçası. Prens’i geçen sene Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’ya yapılan resmi ziyaretlerde yalnız bırakmayan Mutreb, fotoğraflarda Prens ile birlikte yer aldı.

    Suudi yetkiliye göre Mutreb’in operasyon için seçilmesinin nedeni Cemal Kaşıkçı’yı daha önce Londra’daki Suudi Konsolosluğu’nda birlikte çalıştıkları zamanlardan tanıyor olması ve onu Suudi Arabistan’a geri dönmeye ikna edebileceği düşüncesiydi.

    Salah Muhammed Abduh et-Tubeyki

    Suudi İhtisas Komisyonu tarafından hazırlanan biyografiye göre, Salah Muhammed Abduh et-Tubeyki Suudi İçişleri Bakanlığı’nın cezai delil dairesinde adli tıp uzmanıydı.

    Suudi yetkiliye göre Tubeyki, İstanbul’daki Kaşıkçı cinayetinde parmak izleri ya da şiddet uygulandığına dair kanıtları ortadan kaldırmakla görevlendirilmişti. Birleşmiş Milletler raporunda ise Tubeyki’nin ekibin esas elemanlarından olmadığı ancak cesedi ortadan kaldırmak için özel olarak operasyona dahil edildiği belirtiliyor.

    Mutreb ve Tubeyki dışında idam cezası ile karşı karşıya kalanlardan Fahad Şebib el Balaw ve Waled Abdullah el Şehri’nin Suudi Kraliyet Muhafızları üyesi, Turki Muşerref el Şehri’nin ise istihbarat yetkilisi olduğu belirtildi. Birleşmiş Milletler raporunda bu üç ismin de cinayet saatinde konsoloslukta olduğu bilgisi yer aldı.

    Ahmed Muhammed el Asiri

    Genel istihbarat eski başkan yardımcısı olan Asiri Kral Selman tarafından görevden alınanlar arasındaydı. Savcı, Asiri’nin Kaşıkçı hakkında “öldürülme” emrini değil ancak iadesi için operasyon emrini verdiğini söyledi.

    Suudi medyasına göre Asiri 2002’de orduya katıldı ve 2015’de Yemen iç savaşına müdahale eden Suudi liderliğindeki koalisyonun sözcülüğünü yaptı. Asiri Nisan 2017’de kraliyet kararnamesi ile dış istihbarat başkan yardımcısı seçildi.

    Mustafa Muhammed el Madani

    Suudi yetkiliye göre Madani İstanbul’daki istihbarat çalışmaları için 15 kişiden oluşan ekibin başındaydı. Madani, Cemal Kaşıkçı’nın kıyafetlerini giydi, gözlüğünü ve saatini taktı; gazeteci Kaşıkçı gibi görünerek onun binayı terk ettiği izlenimi vermeye çalıştı.

    BM raporuna göre, Madani’nin sahte sakal takarak Kaşıkçı’yı taklit etmesi cinayetin önceden planlandığını kanıtlıyor. Raporda Madani kraliyet sarayında çalışan bir general olarak tanımlanıyor.

    Madani ve Asiri dışında yargılananlardan Muhammed Saad el Zahrani ve Saif Saad el Kahtani, BM raporuna göre cinayet gerçekleşirken konsolosluktaydı. Mansur Osman Abahüseyin ve konsolosluk çalışanı Muflih Şaya el Muslih ise cinayet sırasında başkonsolosun evindeydi.

    **Yargılanmayan isimler

    **

    Suud el Kahtani

    Prens’in sağ kolu olarak bilinen Kahtani, kraliyet mahkemesi danışmanlığı görevinden azledildi ve cinayete karışan en yüksek profilli figür olarak görülüyor.

    Kraliyet mahkemesinde görev alan Kahtani, Prens Muhammed Selman’ın yakın çevresinde sırdaşı olarak öne çıktı. Kahtani güvenlik yetkilileri de dahil olmak üzere üst düzey yetkililere doğrudan emirler verdi.

    Hükümet ve Kaşıkçı’ya yakın kaynaklardan gelen bilgiye göre Kahtani, bir yıl önce Washington’a taşınan Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’a dönmesi için çalışmalar yaptı.

    Suudi kaynağa göre Kahtani, Mutreb’e Kaşıkçı’nın krallığa geri dönmesi için müzakereleri yürütme izni verdi. Suudi savcı soruşturmalar süresince Kahtani’ye seyahat yasağı konulduğunu söylerken Körfez kaynakları Kahtani’nin özgür olduğu ve hâlâ gizlice çalıştığı bilgisi verdi.

    Muhammed el-Uteybi

    Muhammed el-Uteybi, Suudi Arabistan’ın İstanbul başkonsolosu. Cinayetten 4 gün sonra gazetecilere konsolosluk turu yaptırdı ve Cemal Kaşıkçı’nın orada olmadığını göstermek için dolap kapılarını açtı.

    Birleşmiş Milletler raporunda Uteybi’nin Kaşıkçı cinayeti öncesi diğer Suudi yetkililerle konuşma kayıtları yayımlandı. Bu konuşmalarda Uteybi “çok gizli bir görev”den bahsediyordu. Muhammed el-Uteybi İstanbul’dan ayrıldı ve kendisinden bir daha haber alınamadı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dışişleri Bakanlığı: Suudi mahkemenin Kaşıkçı cinayeti kararı beklentileri karşılamaktan uzak

    Dışişleri Bakanlığı: Suudi mahkemenin Kaşıkçı cinayeti kararı beklentileri karşılamaktan uzak


    Dışişleri Bakanlığı Cemal Kaşıkçı cinayeti hakkında Suudi Arabistan’da yürütülen davada 5 kişiye idam, diğer 3 kişiye ise 24 yıl hapis cezası verilmesi kararının beklentileri karşılamaktan uzak olduğunu açıkladı.

    Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy Cemal Kaşıkçı cinayeti hakkında Suudi Arabistan’da yürütülen davada ilgili mahkeme tarafından açıklanan kararın gerek Türkiye’nin, gerek uluslararası toplumun bu cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılmasına ve adaletin tecellisine yönelik beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu kaydetti.

    Aksoy açıklamasında “Merhum Kaşıkçı’nın bedeninin akıbeti, cinayetin azmettiricilerinin ve varsa yerel işbirlikçilerinin tespiti gibi önemli hususların karanlıkta kalması adaletin tecellisi ve hesap verebilirlik ilkesi bakımından temel bir eksikliktir. Ülkemiz topraklarında işlenen bu cinayetin aydınlatılması ve tüm sorumluları ile azmettiricilerinin belirlenerek cezalandırılması sadece hukuki değil, aynı zamanda vicdani bir sorumluluk ve yükümlülüktür.”

    Sözcü Aksoy, Suudi makamlarından adli işbirliği beklentisini de yineledi.

    Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili Suudi Arabistan’da görülen davada 5 kişiye idam, diğer 3 kişiye ise 24 yıl hapis cezası verildi.

    Riyad Ceza Mahkemesi tarafından açıklanan kararda idam cezasına çarptırılan kişilerin isimleri belirtilmedi. Mahkumların mağdurun ölümüne ‘doğrudan katılmaktan’ suçlu bulunduğu ifade edildi.

    Qries

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Washington Post Yayın Kurulu: Suudi Arabistan’ın Kaşıkçı kararı, adaletle alay etmektir

    Washington Post Yayın Kurulu: Suudi Arabistan’ın Kaşıkçı kararı, adaletle alay etmektir


    Washington Post Yayın Kurulu, “Suudi Arabistan, Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinde, adaletle utanmasızca alay eden bir karar aldı.” ifadesini kullandı.

    Kaşıkçı’nın da yazarları arasında olduğu Washington Post gazetesinin yayın kurulu, Suudi Arabistan yargısının Kaşıkçı davasında aldığı kararlara ilişkin, “Suudi Arabistan’ın Kaşıkçı kararı, adaletle alay etmektir” başlıklı bir makale kaleme aldı.

    “Suudi Arabistan, Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinde, adaletle utanmasızca alay eden bir karar aldı.” ifadelerine yer verilen makalede, Kaşıkçı davasında ismi açıklanmayan 5 kişiye idam, 3 kişiye ise hapis cezası verilmesine rağmen Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a yakın eski istihbarat yetkilisi Ahmed el Asiri ve Saud el Kahtani’nin “aklanmasına” tepki gösterildi.

    ‘Mahkeme sonucu Kaşıkçı ailesine karşı bir ayıptır’

    Makalede, “Mahkeme sonucu, Kaşıkçı ailesine ve ABD Kongresindeki iki partili çoğunluk da dahil, bu davada gerçek bir hesap sorulabilirlik talep eden herkese karşı bir ayıptır.” ifadesi kullanıldı.

    Söz konusu kararın uluslararası toplum tarafından kabul edilmesinin, ahlaki olarak yanlış olduğu kadar tehlikeli olduğuna da işaret edilen makalede, “Bu durum, pervasız Suudi yöneticiye (Muhammed bin Selman), cinayet maceraperestliğinin hoşgörüldüğü mesajını da gönderecektir.” uyarısında bulunuldu.

    Suudi savcının Kaşıkçı cinayetinin önceden planlanmadığına yönelik açıklamasının da eleştirildiği makalede, BM Yargısız İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard’ın raporunda bunun tam tersi bir sonuca ulaşıldığı anımsatıldı.

    Trump’ın duruşu eleştirildi

    Donald Trump yönetiminin bu cinayet konusundaki duruşuna da dikkat çekilen makalede, “Başkan Trump’ın desteği olmasaydı, Muhammed bin Selman’ın bu kadar soğukkanlı bir şekilde adaletin sağlanmasını engellemesi çok olası değildi.” görüşüne yer verildi.

    Makalede ABD Kongresine de CIA direktöründen bir an önce Kaşıkçı cinayeti konusunda detaylı bir rapor talep edilmesi çağrısında bulunuldu.

    Suudi Arabistan Mahkemesinin Kaşıkçı kararı

    Suudi Arabistan Başsavcılığı, İstanbul’daki konsolosluk binasında Ekim 2018’de vahşice öldürülen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı davasında 5 sanık hakkında idam, 3 sanık hakkında ise toplam 24 yıl hapis cezası verildiğini açıklamıştı.

    Kaşıkçı cinayetini yöneten isim olarak bilinen Suud el-Kahtani’ye herhangi bir suçlama yöneltilmedi.

    Suudi Arabistan Başsavcılığı, Kaşıkçı cinayetinde parmağı olan Suudi Arabistan’ın eski İstanbul Başkonsolosu Muhammed el Uteybi’ye de suçlama yöneltmedi.

    Başsavcılık, Kaşıkçı cinayetinde görev alan eski İstihbarat Başkan Yardımcısı Ahmed Asiri’nin serbest bırakıldığını açıkladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cemal Kaşıkçı cinayeti davası: Savcılık dosyanın Suudi Arabistan’a devrini istedi

    Cemal Kaşıkçı cinayeti davası: Savcılık dosyanın Suudi Arabistan’a devrini istedi


    Washington Post yazarı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın, Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmesine ilişkin 26 sanığın yargılandığı davada savcılık, yargılamanın Suudi Arabistan adli makamlarına devrinin sağlanmasını talep etti.

    İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, haklarında yakalama kararı bulunan firari 26 sanık katılmadı.

    Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcılık, dosya hakkında durma kararı verilerek, yargılamanın Suudi Arabistan adli makamlarına devrinin sağlanması için gerekli usul işlemlerinin yapılmasını istedi.

    Mahkeme heyeti de dosyanın Suudi Arabistan adli makamlarına devri hususunda görüş bildirilmesi için Adalet Bakanlığına yazı yazılmasına karar vererek duruşmayı erteledi.

    Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı Washington Post Gazetesi’ndeki köşe yazılarıyla eleştiren Kaşıkçı, en son 2 Ekim 2018’de Suudi Arabistan’ın İstanbul konsolosluğuna girerken görülmüştü. Daha sonrasında Kaşıkçı’nın izine rastlanılmazken yetkililer gazetecinin cesedinin parçalara ayrılarak konsolosluktan çıkarıldığına inanıyor.

    Eylül 2020’de, bir Suudi mahkemesi, “şeffaflıktan yoksun olduğu” belirtilen bir davada öldürme nedeniyle sekiz kişiyi yedi ila 20 yıl hapis cezasına çarptırdı. Sanıkların hiçbirinin ismi açıklanmadı.

    Davanın ardından Kasım ayında Türk Adalet Bakanlığı Riyad’a krallıkta hüküm giyenlerin iki kez cezalandırılmaması için davanın devri konusunda talepte bunulmasını istedi.

    Bu talebin gerçekleştiğini belirten Türk adaleti, Suudi yetkililerin davanın kendilerine devredilmesini ve sanıklara yönelik kırmızı bültenlerin kaldırılmasını istediğini açıkladı.

    Savcı, sanıkların yabancı uyruklu olması, tutuklama kararlarının ve kırmızı bültenlerin infaz edilememesi ve ifadelerinin alınamaması nedeniyle talebin kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

    Bir yıl önce yayınlanan bir ABD istihbarat raporu, Veliaht Prens Muhammed’in Kaşıkçı’yı öldürme veya yakalama operasyonunu onayladığını bildirdi. Suudi hükümeti rapordaki bulguları reddederek Selman’ın olayla ilgisi olmadığını açıkladı.

    Prens, The Atlantic’te bu ay yayınlanan bir makalesinde, suçu kanıtlanana kadar bir kişinin masum sayılması gerektiğini belirterek kendisine yöneltilen suçlamalarla haklarının ihlal edildiğini hissettiğini yazdı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Araştırma: Gazeteciler, siyasiler ve aktivistler İsrailli ‘Pegasus’ adlı casus yazılımla izleniyor

    Araştırma: Gazeteciler, siyasiler ve aktivistler İsrailli ‘Pegasus’ adlı casus yazılımla izleniyor


    İsrailli firma tarafından geliştirilen Pegasus adlı casus yazılımın dünya çapında ‘otoriter hükümetlere’ satılarak kötüye kullanıldığı belirtiliyor.

    Araştırma raporuna göre, dünyanın dört bir yanındaki gazeteciler, insan hakları aktivistleri, iş insanları, siyasiler, NSO Group tarafından satılan bilgisayar korsanlığı yazılımını kullanan yönetimler tarafından hedef alındı.

    Listede, 2016’dan bu yana NSO müşterileri tarafından ilgilenilen kişiler olarak tanımlandığına inanılan 50 binden fazla telefon numarasının bulunduğu kaydediliyor.

    Türkiye’den de yaklaşık 500 telefonun listede olduğu belirtilirken; Cemal Kaşıkçı cinayeti sonrası ona yakın isimlerin de casus yazılımla takibe alındığı iddia ediliyor.

    Guardian, The Washington Post, CNN ve Le Monde’un da aralarında olduğu 16 medya kuruluşu tarafından yürütülen araştırma, NSO’nun korsan yazılımı Pegasus’un “yaygın ve sürekli kötüye kullanıldığını gösteriyor.”

    NSO müşterileri olduğuna inanılan en az 10 devlet olduğu açıklandı. Onlar, Azerbaycan, Bahreyn, Kazakistan, Meksika, Fas, Ruanda, Suudi Arabistan, Macaristan, Hindistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)

    Listedeki isimler açıklanacak

    Araştırmayı yürüten medya şirketleri, önümüzdeki günlerde listede yer alan kişilerin kimliklerini açıklayacağını duyurdu. Liste, yüzlerce şirket yöneticisi, din adamı, akademisyen, STK çalışanı, sendika yetkilileri ve kabine bakanları, cumhurbaşkanları ve başbakanlar dahil hükümet yetkililerini içeriyor.

    Paris merkezli, kâr amacı gütmeyen bir medya kuruluşu olan Forbidden Stories ve Uluslararası Af Örgütü, Pegasus projesinin bir parçası olarak sızdırılan listeye erişim sağladı ve medya ortaklarıyla erişimi paylaştı.

    Pegasus aracılığıyla cep telefonu mesajları, fotoğraflar, e-postalar, arama kaydetmesi ve mikrofona gizlice ulaşılıyor.

    Listede 180’den fazla gazeteci var

    Aralarında Financial Times, CNN, New York Times, France 24, The Economist, Reuters, Associated Press ve The Economist’teki muhabirler, editörler ve yöneticiler de dahil olmak üzere 180’den fazla gazetecinin listede olduğu kaydedildi.

    NSO, iddiaları reddetti

    NSO, avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamalarda, müvekkillerinin faaliyetleri hakkında yapılan “yanlış iddiaları” reddetti, ancak “tüm güvenilir kötüye kullanım iddialarını araştırmaya ve uygun önlemleri almaya devam edeceğini” kaydetti.

    Şirket, adı belirtilmeyen 40 ülkede yalnızca askeriye, kolluk kuvvetleri ve istihbarat teşkilatlarına satış yapıyor ve casus araçlarını kullanmalarına izin vermeden önce müşterilerinin insan hakları kayıtlarını titizlikle incelediğini söylüyor.

    Uluslararası Af Örgütü, Toronto Üniversitesi’nde Pegasus’u inceleme konusunda uzmanlaşmış bir araştırma grubu olan Citizen Lab ile dört iPhone’daki incelemenin ayrıntısını paylaştı ve bunların Pegasus’un izini taşıdığını kaydetti.

    Türkiye’den yaklaşık 500 kişi listede

    Araştırmaya göre NSO’nun en fazla veri talep eden ülke Meksika. Bu ülkede çok sayıda resmi kurumun 15 binden fazla numaraya ulaştığı beliritiliyor. Bu rakam Fas’ta ve Birleşik Arap Emirliklerinde 10 bin.

    Ruanda, Fas, Hindistan ve Macaristan, Pegasus’u listede adı geçen kişilerin telefonlarını hacklemek için kullandıklarını yalanladı. Azerbaycan, Bahreyn, Kazakistan, Suudi Arabistan, Meksika, BAE ve Dubai hükümetleri yorum davetlerine yanıt vermedi.

    Dünya genelinde dört kıtadan en az 45 ülkeden NSO’ya telefon numarası takibi talep edildi. Bu sistemle Türkiye’den yaklaşık 500 civarında telefonun izlendiği belirtiliyor.

    “Kaşıkçı cinayeti savcısı da listede”

    Sızan veriler ve adli analizler ayrıca NSO’nun casus aracının Suudi Arabistan ve yakın müttefiki BAE tarafından, Cemal Kaşıkçı’nın ölümünden sonraki aylarda yakın ortaklarının telefonlarını hedef almak için kullanıldığını gösteriyor. Veri sızıntısına göre, Kaşıkçı’nın ölümünü araştıran Türk savcı da hedef olmaya adaydı.

    Washington Post gazetesine göre, Uluslararası Af Örgütü Güvenlik Laboratuvarı tarafından yapılan adli analize göre, Kaşıkçı’ya yakın iki kadın Pegasus casus yazılımı tarafından hedef alındı. Gazetenin haberine göre, Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz’in telefonuna, Ekim 2018’de İstanbul’daki Suudi konsolosluğunda öldürülmesinden günler sonra kötü amaçlı yazılım bulaştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • NYT: Cemal Kaşıkçı’yı öldüren ekipten 4 kişi ABD’de Dışişleri onaylı paramiliter eğitim aldı

    NYT: Cemal Kaşıkçı’yı öldüren ekipten 4 kişi ABD’de Dışişleri onaylı paramiliter eğitim aldı


    Muhalif Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı Türkiye’de öldüren ekipten 4 kişinin daha önce ABD’de bir paramiliter eğitimden geçtiği ortaya çıktı.

    New York Times gazetesinin haberine göre, 2018’de Cemal Kaşıkçı’yı öldüren Suudi ekipten 4 kişi, daha önce ABD’de Dışişleri Bakanlığı tarafından onaylanan bir paramiliter eğitim aldı.

    Haberde, bu kişilerin bir Amerikan güvenlik şirketi olan Tier 1 Group’tan eğitim aldığı, bu eğitimin de ilk olarak 2014 yılında eski ABD Başkanı Barack Obama yönetimi tarafından onaylandığı bilgisine yer verildi. Gazete, söz konusu eğitimin, Donald Trump’ın başkanlığının başlangıcına kadar devam ettiğini savundu.

    Eğitimin Suudi liderlerini koruma amacıyla verildiğini yazan NYT, eğitim kapsamında “karşı saldırı” alıştırmaları yapıldığını belirtti. Eğitimle ilgili bilgi sahibi bir kişi de, eğitimin gözetim ve yakın muharebe çalışmalarını da içerdiğini söyledi.

    Raporda, Pentagon’da kıdemli bir görev için başvuran özel sermaye şirketi Cerberus Capital Management olan Tier 1 Group’un ana şirketinden üst düzey bir yetkili tarafından Trump yönetimine sağlanan bir belgeye atıfta bulunuldu.

    Şirketin üst düzey yöneticilerinden Louis Bremer , yazılı ifadesinde Tier 1 Group’un Suudi ajanlara eğitim verdiğini doğruladı, ancak eğitimin “koruyucu nitelikte” ve “sonraki iğrenç eylemleriyle alakasız” olduğu ifade etti.

    ABD Dışişleri Bakanlığı iddiaları doğrulamak istemedi

    İddialarla ilgili konuşan ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan Ned Price ise, Suudi grubun eğitimi için Tier 1 Group’a lisans verip vermediğini doğrulamayı reddederek, “Bu yönetim, müttefiklerimiz ve ortaklarımız tarafından ABD menşeli savunma teçhizatının sorumlu kullanımı ve eğitimi konusunda ihlaller meydana geldiği takdirde verilecek uygun tepkileri değerlendiriyor. Suudi Arabistan, topraklarına yönelik önemli tehditlerle karşı karşıya ve Riyad’ın savunmasını güçlendirmesine yardımcı olmak için birlikte çalışmaya kararlıyız” ifadelerini kullandı.

    Kaşıkçı cinayeti

    Gazeteci Cemal Kaşıkçı, evlilik işlemleri için 2 Ekim 2018’de Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğuna girmiş, buradan bir daha çıkamamıştı.

    Suudi hükümeti, Kaşıkçı’nın konsolosluk binasında kaybolmasını önce inkar etmiş, uluslararası tepkilerin artması karşısında ise daha sonra bunu itiraf ederek üst yönetimin bilgisi dışında gerçekleşmiş “serseri bir operasyon” olduğunu savunmuştu.

    BM tarafından Haziran 2019’da yayımlanan raporda ise “Kaşıkçı’nın öldürülmesi, Suudi Arabistan devletinin sorumlu olduğu yargısız bir infazdır” değerlendirmesinde bulunulmuştu.

    ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğünün Şubat 2021’de yayımlanan raporunda da “Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın, Türkiye’nin İstanbul kentinde yakalanması ya da öldürülmesine yönelik operasyonu onayladığı sonucuna ulaştık.” ifadesine yer verilmişti.

  • Çavuşoğlu: Suudi Arabistan ile anlaşmazlıkların giderilmesi için diyaloğu devam ettirme kararı aldık

    Çavuşoğlu: Suudi Arabistan ile anlaşmazlıkların giderilmesi için diyaloğu devam ettirme kararı aldık


    Suudi Arabistan’a resmi ziyarette bulunan Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, anlaşmazlıkların giderilmesi için iki ülke arasındaki diyaloğu devam ettirme kararı aldıklarını açıkladı.

    Çavuşoğlu, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud’la ikili ve heyetler arası görüşmelerden sonra değerlendirmelerde bulundu.

    Çavuşoğlu yaptığı basın açıklamasında, “Kardeşim Prens Faysal’a daveti ve misafirperverliği için teşekkür etmek istiyorum. Bugüne kadarki ilişkilerimizde sorunlu alanlar var ve bundan sonra bunları nasıl çözebiliriz, iki ülke arasındaki iş birliğini geliştirirken bölgesel konularda da yine işbirliğimizi nasıl geliştirebiliriz bunları açık, samimi bir şekilde görüştük ve bu diyaloğumuzu devam ettirme kararı aldık” ifadelerini kullandı.

    Çavuşoğlu, gelecek süreçte mevkidaşı Bin Ferhan’ı Türkiye’ye davet ettiğini ve görüşmeleri sürdüreceklerini dile getirerek, böylelikle Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin daha güçlü bir şekilde tesis edilmesi konusunda gerekli çalışmaların yapılacağının altını çizdi.

    ‘İsrail’i hep kınıyoruz ama ümmet adım atmamızı bekliyor’

    Türkiye’nin, İsrail’in Gazze ve Mescid-i Aksa’ya saldırıları karşısında sessiz kalmadığını aktaran Çavuşoğlu, üst düzeyde yürütülen diplomasi trafiğine dikkati çekti.

    Daha önce, Türkiye’deki zirvelerden sonra Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nu acil toplantıya çağırdıklarını hatırlatan Çavuşoğlu, “Hep böyle kınıyoruz ama ümmet adım atmamızı bekliyor. Artık bu tür saldırıların durması gerekiyor. Elbette uluslararası hukuk çerçevesinde Filistinlilerin haklarını korumamız lazım. İki devletli çözüm vizyonundan hiçbir zaman vazgeçmemek lazım” dedi.

    Kaşıkçı cinayeti ile iki ülke arasında gerilime neden oldu

    Ekim 2018’de Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’da öldürülmesinin ardından Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki diplomatik gerilim en üst seviyeye çıkmıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kaşıkçı cinayetinin arkasında Riyad yönetiminin olduğunu ileri sürerek bu konuda bir soruşturma yürütülmesi talebinde bulundu.

    Buna karşı da Riyad yönetimi, özellikle ticari alanda Türkiye ile ilişkilerini en düşük seviye düşürmüştü.

    Suudi Arabistan İstatistik Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı verilere göre, Türkiye’den yapılan ithalat, bir önceki ayki 14,1 milyon riyalden şubat ayında 24,5 milyon riyale (6,53 milyon dolar) yükseldi, ancak yine de yıllık bazda yüzde 98 düştü.