Etiket: Çağlayan Adliyesi

  • İmamoğlu’nun Çağlayan Adliyesi’ne Sevk Edileceği Saat Belli Oldu

    İmamoğlu’nun Çağlayan Adliyesi’ne Sevk Edileceği Saat Belli Oldu


    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Vatan Emniyet’teki ikinci ifadesi 5 saat sürdü. İfadesi 15.00’te sona eren İmamoğlu’nun saat 19.30’da Çağlayan Adliyesi’ne sevk edileceği öğrenildi. Daha önce bu saat 21.30 olarak açıklanmıştı.


    “Terör” ve yolsuzluk” iddialarıyla başlatılan soruşturma sonrası 19 Mart Çarşamba günü şafak baskınıyla gözaltına alınan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanlığı Ön Seçimi adayı Ekrem İmamoğlu’nun Vatan Emniyet’teki ikinci ifadesi 5 saat sürdü.

    Daha önce saat 21.30’da Çağlayan Adliyesi’ne sevk edileceği söylenen İBB Başkanı’nın, bu akşam 19.30’da adliyeye sevk edileceği öğrenildi.

    BAŞSAVCILIKTAN AÇIKLAMA

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada, “İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü ve PKK/KCK terör örgütüne yardım soruşturmalarından gözaltında bulunan şüphelilerin yarın saat 21:00 gibi adliyemizde hazır edilmeleri planlanmaktadır” ifadelerine yer verildi.

    Kaynak: Haber Merkezi


    Etiketler

    Ekrem İmamoğlu


    İBB


    Çağlayan Adliyesi

    Çemen Otu Nedir ve Faydaları Nelerdir?
    Çemen Otu Nedir ve Faydaları Nelerdir?

    ORC Araştırma'dan 30 Büyükşehirde Çarpıcı Seçim Anketi! 16 İlde Birinci Çıkan Parti...
    ORC Araştırma’dan 30 Büyükşehirde Çarpıcı Seçim Anketi

    KRT TV'de Deprem! Ünlü Ekran Yüzü Apar Topar Ayrıldı
    KRT TV’de Deprem! Ünlü Ekran Yüzü Apar Topar Ayrıldı

    CHP'den Saraçhane'ye Toplanma Çağrısı
    CHP’den Saraçhane’ye Toplanma Çağrısı

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Tanrıkulu: Çağlayan Adliyesi Bir Mücadele Alanına Dönüştü

    CHP’li Tanrıkulu: Çağlayan Adliyesi Bir Mücadele Alanına Dönüştü


    CHP’li Sezgin Tanrıkulu Çağlayan Adliyesi’nde bugün devam eden birçok dava öncesinde açıklamalarda bulundu. Tanrıkulu, “Bugünleri not ediyoruz; bu adliye bir mücadele alanına dönüştü, bu mücadele alanını meydanlara da sandığa da taşıyacağız. Kimsenin endişesi kuşkusu olmasın” ifadelerini kullandı.


    CHP Diyarbakır milletvekili Sezgin Tanrıkulu, bugün Çağlayan Adliyesi’nde görülen İstanbul Barosu, Halk TV ve Evrensel’deki gazeteciler ve İnsan Hakları Derneği yöneticilerinden olan tutuklu Nimet Tanrıkulu’nun duruşmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Tanrıkulu, açıklamasında, davalara ilişkin “Gazetecilerin, aktivistlerin, avukatların davaları; Türkiye’deki yeni rejimin yüzünü ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

    Tanrıkulu sözlerinin devamında şunları kaydetti:

    “Yargının muhalefeti, avukatları, savunmayı teslim almaya çalıştığı ve bunu da iktidarın siyasal projesine uygun yürüttüğü bir ortam var.

    Bugünleri not ediyoruz; bu adliye bir mücadele alanına dönüştü, bu mücadele alanını meydanlara da sandığa da taşıyacağız. Kimsenin endişesi kuşkusu olmasın.”

    Kaynak: Haber Merkezi


    Etiketler

    Çağlayan Adliyesi


    CHP


    Sezgin Tanrıkulu

    SER-AR Araştırma'dan Dikkat Çeken Seçim Anketi! İlk Üç Sırada Sürpriz, AKP Şaşırttı
    İlk Üç Sırada Sürpriz, AKP Şaşırttı

    Soğan Alırken Bunlara Dikkat! En Taze Ve Sağlıklı Olanı Nasıl Seçebilirsiniz?
    Soğan Alırken Bunlara Dikkat! En Taze Ve Sağlıklı Olanı Nasıl Seçebilirsiniz?

    Kalp ve Beyin Sağlığını İyileştiren Meyve! Bilim İnsanları Kanıtladı
    Kalp ve Beyin Sağlığını İyileştiren Meyve! Bilim İnsanları Kanıtladı

    Cem Küçük'ten Dikkat Çeken Çıkış: Ahmet Özer İddianamesi Düştü mü?
    Cem Küçük’ten Dikkat Çeken Çıkış: Ahmet Özer İddianamesi Düştü mü?

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yargıda rüşvet belgeleri saçılmaya devam ediyor: ‘Ben değil asıl onlar rüşvetçi’ | Cumhurbaşkanı ve ailesine küfürler havada uçuşmuş

    Yargıda rüşvet belgeleri saçılmaya devam ediyor: ‘Ben değil asıl onlar rüşvetçi’ | Cumhurbaşkanı ve ailesine küfürler havada uçuşmuş



    Türkiye’de yargıda her geçen gün yeni bir rüşvet iddiası ortaya çıkarken, gazeteci Barış Terkoğlu, Dilan Polat dosyasının savcısı G.K.’nin ilgili makamlara sunduğu iddia edilen Whatsapp yazışmalarını anlattı.

    Terkoğlu, yazısının ilk satırlarında “Herkesin kendi işini savcıyla ve hakimle gördüğü bu kara düzende mesele sadece adaletin itibarsızlaşması değil. Sistemde herkesin herkesle kavgası var. Bir yanda ülkücüler, bir yanda Hakyol, bir yanda İstanbul grubu. Bir yanda bakan bir yanda bakan yardımcıları. Bir yanda Çağlayan Adliyesi bir yanda Anadolu Adliyesi” ifadelerini kullandı.

    ‘BEN DEĞİL ASIL ONLAR RÜŞVETÇİ’

    Terkoğlu, G.K.’nin sunduğu iddia edilen belgeleri, “İlk kez duyacağınız” diyerek anlatırken, “İlk kez duyacağınız bu belge ise belli ki Savcı G.K. kaynaklı. Daha önce bahsettiğim soruşturmalardan birinde, işadamı M.A.’dan rüşvet almakla suçlanan Savcı G.K., işadamı M.A. dosyasındaki bazı WhatsApp konuşmalarını devletin ilgili birimlerine sunmuş. Bu konuşmalara dayanarak özetle “ben değil asıl onlar rüşvetçi” demiş” diye yazdı.

    Terkoğlu yazışmalarda geçen ifadelerden bazılarını ile şöyle aktardı:

    “Görüşeyim çözülür istenilen parayı versin yeter ki”, “Abi ne Fetösü ne başka bir şey çözemeyecekleri iş yok, sen biliyorsun, parayı yeter ki koysun”, “gönderdin mi emaneti kardeş”, “yukarısı bende sen parayı gönder yeter ki, her türlü bağlarım en tepeye ulaşırım gerekirse, hepsi aç”, “senin içişleriyle bağın var mı hala, çok sevdiğim T. Abi var Emniyet’in araç işlerini yapmak istiyorlar, S.’nin akrabası yapıyor demişler ama yapan da akraba filan değil yukardan bağlantı kurarsan alırsın diyorlar”, “sen getir, para ve kadın varsa sorun yok, direkt görüşüyorum ben S. ile, işlerimizi de bitirtiyoruz sen getir işi”, “500’e kadar bağlarım, mahkeme işi bende, bu paralara dosya çözülmez normalde, hele böyle dosyalar”, “halloldu, elden teslim ettim, 180 verdim, 170 de iş bitiminden sonra”, “Ben hallettireceğim, görüştüm Ş. Abi’yle de Ankara’yla da, parada anlaşırsak çözecekler”, “diğer işle alakalı S. ile görüştüm ben para transferini Perşembe günü yapacaklarmış 4.5 milyon”…

    ERDOĞAN’A VE AİLESİNE KÜFÜRLER

    Görüşmeler 2020-2022 aralığında. İçinde Cumhurbaşkanı ve ailesi dahil bazı kritik isimlere yönelik küfürlerin havada uçuştuğu konuşmalarda rüşvetler, ihaleler, dosya kapatmaların bedelleri konuşuluyor.”

    Yazının tamamı için…

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avukatlara adliye önünü yasakladılar | İliç faciasına tepki: İşçiler öldürüldü. Binlerce kez uyardık açgözlü sermaye için devam ettiler

    Avukatlara adliye önünü yasakladılar | İliç faciasına tepki: İşçiler öldürüldü. Binlerce kez uyardık açgözlü sermaye için devam ettiler



    Erzincan İliç’te Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen facianın üzerinden 16 gün geçti ancak 9 madenci hala göçük altında. Arama-kurtarma çalışmaları heyelan riskinden dolayı durdurulmuştu.

    İliç’te meydana gelen maden faciasıyla ilgili bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde açıklama yapmak isteyen avukatlara polis müdahale etti. Avukatlar, “İliç Madeni’nin kapatılması ve iş cinayetleri son bulsun” demek için basın açıklaması çağrısı yapmıştı.

    BASIN DA ALANDAN UZAKLAŞTIRILDI: “BURAYI BİZE KİMSE YASAKLAYAMAZ”

    Saat 12.00’de Çağlayan Adliyesi’nde açıklama yapmak isteyen avukatlara izin verilmedi. Polis, basını alandan uzaklaştırdı, çekim yapılmasına izin vermedi.

    Müdahaleye rağmen adliye önünde açıklamayı gerçekleştiren avukatlar, “Biz hep burada olacağız, burayı bize kimse yasaklayamaz. Burayı bize yasaklayanlara biz yasaklarız. Bundan sonra da burada açıklamalarımızı yapacağız” dedi.

    AVUKAT KEMAL AYTAÇ: “İLİÇ’TE İŞÇİLER ÖLMEDİ, ÖLDÜRÜLDÜ”

    İliç’te altın madeninde katliam yaşandığını ifade eden Avukat Kemal Aytaç, “İliç’te işçiler ölmedi, öldürüldü. Daha önce binlerce kez uyardık. Bu yapılanlar tehlikeli, bunlar insanları, çevreyi, insanları, doğayı öldürür dedik. Bunun önüne geçemezsiniz dedik. Oradan bir avuç altın alacağız derken tüm memleketin topraklarını mahvedersiniz diye binlerce kez uyardık. Ama bu niye devam etti? Açgözlü sermaye için. Halk, insanlar, köylüler mahvolmuş, bu umurlarında bile değil. Dokuz tane can orada hayatını kaybetti. Buna rağmen hala bu ülkede siyanürlü altın aramacılığı devam ediyor. Bu vahşi bir yöntem, zehirli bir yöntem. Dünyanın birçok ülkesinde bu yöntem yasaklandı. Dünyada böyle bir ülke yok, böyle bir üçüncü dünya ülkesi bile yok. Bir taraftan topraklarımız zehirleniyor, bir taraftan insanlar ölüyor” diye konuştu.

    YÜKSEK MÜHENDİS CEMALETTİN KÜÇÜK: “HİÇ SUSMAYACAĞIZ, SÖZÜMÜZÜ HER YERDE SÖYLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Yüksek Mühendis Cemalettin Küçük adliye önünde yaptığı açıklamada, “Bu felaketin sonuçları ne olursa olsun bu malzemenin oradan kaldırılması ve zararının aza indirilmesi için maliyeti ne olursa olsun bu çalışmanın yapılması gerekir. Ekolojik bir yıkım olan bu felakete karşı susmayacağız, sözümüzü her yerde söylemeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    AVUKAT ÖZGÜR CEYLAN TUNÇ: “YAPILMASI GEREKEN MADENİN ÇEVRE LİSANSININ İPTALİ DEĞİL, BU SADECE GÖSTERMELİK BİR İŞ”

    Avukat Özgür Ceylan Aytaç da yaptığı açıklamada, “Yapılması gereken İliç madeninin çevre lisansının iptali değildir. Bu sadece göstermelik yapılan geçici bir iştir. Zaten iki yıl önce de o lisans iptal edilmişti. Bu madende iki kere kapasite arttırımı için ÇED süreci işletildi. ÇED davalarında meslektaşlarımız derdini anlatmaya çalıştı ama mahkemeler bunlara gözünü kapattı ve buradaki mücadeleye her zaman ket vurmak istedi. ÇED raporunun altında imzaları olan Bakanı, idarecisi, hakimleri, maden işletme müdürlüğündeki denetim görevini yapmayan tüm memurlara kadar şirket sahipleriyle beraber onların da yargılanmasından başka bir çare yok” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çağlayan Adliyesi’nde hareketli dakikalar: Mahkemeye sevk edilen şüpheli kaçmaya çalıştı

    Çağlayan Adliyesi’nde hareketli dakikalar: Mahkemeye sevk edilen şüpheli kaçmaya çalıştı



    İstanbul Çağlayan Adalet Sarayı’nda hakimliğe sevk edilen şüpheli şahıs kaçma girişiminde bulundu. Polis ekipleri tarafından yakalanan şahsın o anları bir vatandaş tarafından cep telefonu kamerası ile kaydedildi.

    Olay, İstanbul Çağlayan Adalet Sarayı’nda öğle saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre ‘Hırsızlık’ suçundan gözaltına alınan bir şüpheli emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Adliye’de bulunan savcılıkta ifade veren şüpheli tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildiğini öğrenince kaçmaya çalıştı. Mahkeme salonuna gideceği esnada kaçma girişiminde bulunan şahıs polis ekipleri tarafından yakalandı. Daha sonra mahkemeye sevk edilen şahsın kaçma girişiminde bulunduğu o anlar bir vatandaş tarafından cep telefonu kamerası ile kaydedildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Adliye önündeki saldırıda, 4 şüpheli hakkında yakalama kararı

    Adliye önündeki saldırıda, 4 şüpheli hakkında yakalama kararı



    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na yönelik gerçekleştirilen saldırıya ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor.

    Soruşturma kapsamında, saldırının talimatının terör örgütü DHKP/C’nin merkez komite üyeleri firari Fehriye Erdal, Zerrin Sarı, Seher Demir ve Musa Aşoğlu tarafından verildiği iddia edildi.

    Savcılık, bu kapsamda Sabancı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Özdemir Sabancı, ToyotaSA Genel Müdürü Haluk Görgün ve sekreter Ayşe Nilgün Hasefe’nin 9 Ocak 1996’da öldürülmesi olayının da faillerinden olan firari Fehriye Erdal ile diğer 3 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkardı.

    NE OLMUŞTU?

    İstanbul Adliyesi önündeki polis kontrol noktasına 6 Şubat’ta silahla ateş açan 2 terörist ölü ele geçirilmiş, Dilfiraz Karataş hayatını kaybetmiş, 3’ü polis 6 kişi yaralanmıştı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 96 şüpheliden 14’ü “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” ve “nitelikli kasten öldürme”, 33’ü “silahlı terör örgütüne üye olma”, bir şüpheli ise “örgüte yardım etme” suçundan tutuklanmıştı. 48 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

    Saldırgan Pınar Birkoç’un, olay günü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde duruşmada tutuklu yargılanan kardeşi Necmiye Birkoç hakkında da eylemle irtibatlı olduğu değerlendirilerek “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçundan tutuklama kararı verilmişti.

    Saldırı sonrasında sosyal medya hesaplarından provokatif paylaşımlar yaptığı tespit edilenlerle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 6 şüpheliden 5’i tutuklanmıştı.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Adliyedeki saldırı sonrası avukatlara operasyon: Hukukçular dayanışma çağrısı yaptı

    Adliyedeki saldırı sonrası avukatlara operasyon: Hukukçular dayanışma çağrısı yaptı



    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Mersin Şubesi, ÖHD Mersin Şubesi, İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi, Demokrat Avukatlar Grubu, Adalet İçin Hukukçular Mersin Şubesi tarafından, İstanbul Adliyesi saldırısının ardından Halkın Hukuk Bürosu’nun basılması ve avukatların gözaltına alınması üzerine açıklama yapıldı.

    Basın metnini okuyan ÇHD Mersin Şubesi Başkanı Avukat Ersan Çetinkaya, gözaltına alınan ve Çağlayan Adliyesi’ne ifadeye getirilen avukatların serbest bırakılması gerektiğini ifade etti.

    Çetinkaya, “Çağlayan adliyesinde yaşanan olayı bahane ederek avukat arkadaşlarımızı gözaltına almak açıkça son yıllarda defalarca kez gördüğümüz delilsiz, dayanaksız sadece şahsi tercih ve yorumları ile ulusal ve uluslararası mevzuata aykırı biçimde müvekkil avukat örtüştürülemez ilkesinin yok sayılmasından başka bir şey değildir” dedi.

    Açıklama şöyle:

    06/02/2024 günü İstanbul da derneğimiz üyesi meslektaşlarımızın büroları,işyerleri kapıları tamamen yerinden sökülmek suretiyle basılmıştır. Uygulanan yöntem avukatları ve avukatlık mesleğini kriminalize etmek ve kamuoyunda korkutma ile yanlış algı oluşturma dışında bir işe yaramazken herhangi suç fiili yahut hukuki irtibat kurma gereği bile duyulmadan avukatlar hukuksuz biçimde gözaltına alınmıştır.

    Şuan biz bu açıklamayı yaparken halen Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Yönetim Kurulu üyemiz Av.Nazan Betül VANGÖLÜ KOZAĞAÇLI, üyelerimiz Av. Seda Şaraldı, Av. Berrak Çağlar ile Av. Didem Baydar Ünsal halkın hukuk bürosuna yönelik hukuksuz baskın neticesinde gözaltındalar.

    Soruşturma konusu olay ile avukatların ilişkilendirilmeye çalışılması hiçbir hukuki alt yapıya sahip değildir. Özellikle son 10 yıldır Toplumsal muhalefetin savunmanlığını yapan avukatlar sürekli ve yoğun bir şekilde kriminalize edilmeye çalışılmaktadır. Bugün derneğimiz üyesi meslektaşlarımızın, uzak-yakın asla irtibatlandırılamayacakları bir olay kapsamında gözaltına alınmaları süregelen kriminalize etme çabalarının bir devamıdır.

    Çağlayan adliyesinde meydana gelen olayın hemen akabinde, dakikalar içerisinde hangi deliller elde edilmiştir ki, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı meslektaşlarımıza yönelmiştir. Bunu mantıken ve hukuken anlayabilmek mümkün değildir.

    Çağlayan adliyesinde yaşanan olayın hemen ardından meslektaşlarımızla ilgili arama ve gözaltı kararları alınıp, sadece 2 saat içinde meslektaşlarımızın bürolarına kolluk tarafından gelinmiştir.

    Çağlayan adliyesinde yaşanan olayı bahane ederek avukat arkadaşlarımızı gözaltına almak açıkça son yıllarda defalarca kez gördüğümüz delilsiz, dayanaksız sadece şahsi tercih ve yorumları ile ulusal ve uluslararası mevzuata aykırı biçimde müvekkil avukat örtüştürülemez ilkesinin yok sayılmasından başka bir şey değildir.

    Savcılıkta, kolluk da yaşanan olay ile meslektaşlarımızın en ufak bir ilgisi olmadığını çok iyi bilmektedir. Amaç her zaman olduğu gibi, yaşanan herhangi bir olayı fırsat bilerek, her daim kriminalize etmeye çalıştıkları ÇHD li avukatları tutuklatmaya çalışmaktır.Avukatlık pratiğimiz ve hukuku gereği gibi uygulamak zorunda kaldıkları bir çok durum bu rahatsızlıklarının kaynağıdır.

    Derneğimiz üyesi avukatlara aynı senaryolar daha önce de 2013 ve 2017’de de kullanılmak istenmiştir. 2013’te meslektaşlarımızın 11 çelik kapı ardında “örgütsel” toplantı yaptıkları yalanı söylenmişti.

    2017’de silahlı örgüt yönettikleri yalanı söylenmişti. Bunların yalan olduğu o dönemlerde de soruşturmalar kapsamında hemen ortaya çıkmıştı.Hatta dosyanın ilk celsesinde tüm meslektaşlarımız tahliye edilmişti.Bugün yaşanan da bu yalanların devamı mahiyetindedir. Elbet buradaki yalanda er geç ortaya çıkacaktır.

    Soruşturma başlarken olabildiğince kendi politik hedeflerine uygun en ağır cezaların ön görüldüğü ve tutuklamaya yönelik işlevsel kanun maddelerini yan yana yazarak, herhangi bir hukuki delil ve gerekçe bulma zahmetine katlanmadan ve bunların sorgulanmasının önüne geçmek için de gizlilik kararları ile hareket eden soruşturma makamları ciddiyetini kaybetmektedir.

    Avukat meslek örgütleri, barolar, meslek birliğimiz evrensel hukuk kuralları ve avukatlık mesleğinin kuralları gereği oluşan bu baskıya karşı hep birlikte karşı koymadıkça avukatlık mesleği bir çok bedel ödeyerek kazandığı haklarını, itibarını terk etmek zorunda kalacak, hak savunuculuğu misyonundan sadece dava vekilliğine indirgenecektir.

    Bugün gözaltına alınan bizzat avukatlık mesleğinin kendisidir.Ülkede bu mesleği yüzakıyla yapan arkadaşlarımızı savunmakta asla tereddüt etmeyeceğiz.

    Çağdaş Hukukçular Derneği olarak 50 yıllık mücadele geleneğimizden edindiğimiz güçle arkadaşlarımızı, meslektaşlarımızı asla yalnız bırakmayacağız. Duyarlı tüm meslektaşlarımızı, Baroları , meslek birliğimiz TBB’yi ve kamuoyunu dayanışmaya davet ediyoruz.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çağlayan’daki terör saldırısında ölen Karataş’ın kızı Vali Davut Gül’e isyan etti: Annemi neden kurtarmadınız?

    Çağlayan’daki terör saldırısında ölen Karataş’ın kızı Vali Davut Gül’e isyan etti: Annemi neden kurtarmadınız?



    Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda dün gerçekleşen terör saldırısında hayatını kaybeden Dilfıraz Karataş, bugün son yolculuğuna uğurlandı.

    Karataş’ın kızı annesinin cenazesinde taziye için gelen İstanbul Valisi Davut Gül’e “annemi neden kurtarmadınız” diye sordu.

    O ana ilişkin görüntüler T24’ten Candan Yıldız‘ın kameralarına yansıdı.

    T24’te yer alan habere göre, Bağcılar Cemevi’nde gerçekleşen cenaze törenine İstanbul Valisi Davut Gül, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, Bağcılar Kaymakamı Abdullah Uçgun, Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, Karataş’ın eşi Kamer Karataş, kızı Seda Karataş, oğlu Okan Karataş, yakınları ve sevenleri katıldı. Karataş’ın cenazesi, törenin ardından Edirnekapı Şehitliği’nde toprağa verildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İstanbul Adliyesi’ndeki saldırıda hayatını kaybeden Karataş son yolculuğuna uğurlandı

    İstanbul Adliyesi’ndeki saldırıda hayatını kaybeden Karataş son yolculuğuna uğurlandı



    İstanbul Adliyesi önünde dün polis kontrol noktasına gerçekleştirilen silahlı saldırıda yaşamını yitiren Dilfiraz Karataş’ın (57) cenazesi, Bağcılar Cemevi’ne getirildi.

    Burada düzenlenen cenaze töreninde Karataş’ın eşi, oğlu ve kızı taziyeleri kabul etti. Törene, Karataş’ın yakınlarının yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül, Bağcılar Kaymakamı Abdullah Uçgun, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

    Ev hanımı olduğu öğrenilen Karataş’ın cenazesi, buradaki törenin ardından götürüldüğü Edirnekapı Şehitliği’nde toprağa verildi.

    “HEPİMİZİN BAŞI SAĞ OLSUN”

    İstanbul Valisi Gül, cenaze töreninin ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Karataş’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileğinde bulundu.

    Saldırıda yaralanan 6 kişiden 2’sinin dün taburcu edildiğini anımsatan Gül, “2’si polis olmak üzere diğer 2 vatandaşımızın da tedavisi devam ediyor. Çok şükür durumları iyi” diye konuştu.

    Adliye camiasına “geçmiş olsun” dileğinde bulunan Gül, polisleri tebrik ederek, “Milletimize geçmiş olsun diyorum. Allah beterinden sakınsın. Hepimizin başı sağ olsun” dedi.

    Vali Gül, “Gözaltı sayısında artış var mı?” sorusu üzerine, bununla ilgili sürecin devam ettiğini belirterek, “Adliyemiz bu konuyu bundan sonraki süreçte takip ediyor. Terörle mücadele biliyorsunuz uzun bir süreç. Önceki dönemlerde olduğu gibi şimdi de bundan sonra da inşallah bu devam edecek. Burada biraz sabırla beklememiz gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

    “TERÖRE LANET OLSUN”

    Dilfiraz Karataş’ın kuzeni Muzaffer Yedigöl de acılarının çok büyük olduğunu söyledi.

    Yedigöl, “Tesadüf bir ölüm diyelim. Akrabasının 40 yemeğine, yani mevlidine gidiyordu. Metrobüsten iniyor ve kendisini çatışmanın içinde buluyor. Dünyalar güzeli bir insan. Sabah çocuklarına kahvaltısını verip Çağlayan’a gidiyor ve ölüyor. Başımız sağ olsun diyorum” ifadelerini kullandı.

    Sözün bittiği yerde olduklarını dile getiren Yedigöl, “Bir öğretmen kızımız, bir acılı veteriner oğlumuz ve acılı bir baba bıraktı geride. Çocuklarına kahvaltı hazırlayıp, o mevlit yemeğine gidiyor. Sonra kendini çatışmanın içinde buluyor. Teröre lanet olsun. Artık ülke bu durumdan kurtulmalı. Bir avuç çapulcuya meydan verilmemeli” şeklinde konuştu.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ezhel’in parodi videosunu çeken Porçay, cezası onandıktan sonra Metris Cezaevi’ne götürüldü

    Ezhel’in parodi videosunu çeken Porçay, cezası onandıktan sonra Metris Cezaevi’ne götürüldü


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***