Etiket: Büyük Britanya ekonomisi

  • İngiltere ve İrlanda yöneticileri arasında Twitter üzerinden Brexit tartışması

    İngiltere ve İrlanda yöneticileri arasında Twitter üzerinden Brexit tartışması


    İngiltere ve İrlanda yöneticileri arasında Londra’nın AB üyeliğinden çıkış koşullarını belirleyen Brexit anlaşmasıyla çıkan görüş ayrılıkları konusunda yaşanan tartışma son olarak Twitter platformuna taşındı.

    İki ülke temsilcileri, Brexit tartışmasıyla ilgili birbirlerine suçlamalar yöneltti.

    İngiltere’nin Brexit müzakerecisi David Frost sosyal medya hesabından, Brexit Anlaşması’nın parçası olan ve Kuzey İrlanda’yı AB ile Gümrük Birliği içinde tutan Kuzey İrlanda Protokolü’nde önemli değişiklikler yapılması konusunda Brüksel’in uzlaşması gerektiği yolundaki görüşlerini yineledi.

    Buna tepki olarak İrlanda Dışişleri Bakanı Simon Coveney, yine Twitter hesabından, “Gerçek soru: İngiliz hükümeti gerçekten üzerinde anlaşmaya varılmış yolun ilerlemesini mi, yoksa ilişkilerin daha fazla bozulmasını mı istiyor?” diyerek yanıt verdi.

    Frost ise verdiği yanıtta “Twitter üzerinden tartışmak istemiyorum, ama madem Simon Coveney bunu başlattı…İngiltere’nin yeni taleplerde bulunduğu doğru değil, İngiltere’nin Avrupa Adalet Divanı’nın bu süreçteki rolüyle ilgili endişeleri üç ay önce ortaya konmuştu. Sorun şu ki, çok az insan bunları anlamış görünüyor.” diyerek yanıtladı.

    Coveney ise buna verdiği karşılıkta, “İngiltere, AB’nin sürdüremeyeceğini bildiği ilerlemeye yeni bir kırmızı çizgi’ engeli oluşturdu.” ifadesini kullandı.

    AB Komisyonu’nun konuyla ilgili görüş ayrılıklarını gidermek için çarşamba günü yeni önlemler önermesi bekleniyor.

    Tartışmalı Kuzey İrlanda Protokolü nedir?

    Brexit Anlaşması’nın bir parçası olan Kuzey İrlanda Protokolü, Birleşik Krallık’ın parçası olan Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasındaki ticareti düzenliyor.

    Protokole göre, Brexit’e rağmen Kuzey İrlanda, AB’nin gümrük birliği kurallarına tabi olmaya devam ediyor. Birleşik Krallık’ın geri kalanıyla ticareti ise Kuzey İrlanda limanlarında gümrüğe tabi tutuluyor.

    Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere’yle Birlik yanlısı Protestanlar arasındaki savaşı sona erdiren Belfast Anlaşması (Hayırlı Cuma) gereği, kontrollerin yapılabildiği fiziki bir kara sınırı oluşturulamıyor. Bu yüzden kontrollerin ancak denizde yapılması kararlaştırılsa da uygulanmasında sorunlar yaşanıyor.

    İngiltere, protokolün değiştirilmesini istese de AB, bunun mümkün olamayacağını belirtiyor.

    Protokolün ticarete zarar verdiğini ve Kuzey İrlanda’nın Birleşik Krallık’taki konumunu tehdit ettiğini savunan Protestanların protokole karşı mart ve nisandaki gösterilerinde otobüs ve araçlar ateşe verilmişti. Protestoların Katoliklerle çatışmaları yeniden başlatmasından endişe edilmişti.

    İrlanda sorunu nasıl başladı ?

    İngiliz imparatorluğunun ilk sömürgesi İrlanda adasından İngiltere’nin elinde kalan kısmı teşkil eden Kuzey İrlanda, 1960’lı yıllardan 1998’e kadar Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere’yle birlik yanlısı Protestanlar arasındaki çatışmalara ve terör olaylarına sahne olmuştu. 40 yıla yayılan ve “Sorunlar” diye anılan yıllarda terör olaylarında 3 bin 500 kişi hayatını kaybetmişti.

    Ada ancak 1998’de imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması ile sükunete kavuşurken, Kuzey İrlanda’da çatışan tarafların ortaklığına dayalı bir bölgesel yönetim kurulması üzerinde anlaşılmıştı.

    Belfast Anlaşması olarak da bilinen metinler, Kuzey İrlanda’da bugün yürürlükte olan bölgesel yönetimin temelini oluşturuyor.

    Barış anlaşmasının üzerinden geçen 20 yılı aşkın süreye karşın, bölge halkı arasında güven tam olarak tesis edilebilmiş değil.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiltere, Paris Sözleşmesi hedefinden geri adım mı atıyor ? Avustralya ile anlaşmada taviz var mı ?

    İngiltere, Paris Sözleşmesi hedefinden geri adım mı atıyor ? Avustralya ile anlaşmada taviz var mı ?


    İngiltere hükümeti, AB üyeliğinden çıktıktan (Brexit) sonra Avustralya ile serbest ticaret anlaşması yapmak adına Paris İklim Sözleşmesi hedefinden taviz verdiği yolundaki suçlamaları reddetti.

    İngiliz basını ve çevre örgütü Greenpeace, bir hükümet görevlisinin sızan elektronik posta yazışmalarına atıfta bulunarak, Dış Ticaret Bakanı Liz Truss, Ekonomi Bakanı Kwasi Kwarteng ve Brexit Bakanı David Frost’un ticaret anlaşmasında, 2015 Paris İklim Sözleşmesi hedeflerinin açık bir şekilde yer almaması konusunda hemfikir olduğunu bildirmişti.

    İngiltere hükümetinin bir sözcüsü, AFP’ye yaptığı açıklamada, Avustralya ile imzalanan ticaret anlaşmasında, temel iklim taahhütlerine uyulmayacağının iddia edilmesinin “tamamen yanlış” olduğunu söyledi.

    Sözcü, İngiltere ve Avustralya arasında imzalanan ticaret anlaşmasında iki tarafın da Paris İklim Sözleşmesi’nin, küresel sıcaklık artışının 1,5 dereceyle sınırlandırılması yolundaki hedefini ve bu konuda verilen taahhütleri teyit ettiğini bildirdi.

    İngiltere, Avustralya’ya taviz verdi mi ?

    Sky News, Avustralya’nın baskısı üzerine İngiltere’nin küresel sıcaklık artışının 1,5 dereceyle sınırlandırılması yolundaki hedefine yapılan göndermeyi anlaşmadan çıkardığını, iddia etmişti.

    Greenpeace, Başbakan Boris Johnson’ın, ağustos ayında sivil toplum örgütlerine ikili ticaret anlaşmasının çevre korunmasına zarar vermeyeceği ve “Paris Anlaşması da dahil olmak üzere çok taraflı çevre anlaşmalarından” bahsedileceği konusunda garanti vermesine rağmen Londra’nın sözünde durmadığı suçlamasında bulundu.

    Greenpeace: Johnson yalancı, kendisine duyulan güveni baltaladı

    Greenpeace, kasım ayında Glasgow kentinde BM’nin “COP26” toplantısına ev sahipliği yapacak “İngiltere hükümetini yalan söylemek ve kendisine duyulan güveni baltalamakla” suçluyor.

    Çevre örgütünün İngiltere temsilcisi John Sauven, ikili ticaret anlaşması müzakerelerinin Paris İklim Sözleşmesi hedeflerine uyulması konusunda İngiltere için Avustralya’ya baskı yapma imkanı verdiğini hatırlatarak, “İngiliz hükümetini bu şekilde boyun eğmesi mutlak bir felaket.” diyerek tepkisini dile getirdi.

    Avustralya’nın iklim sözleşmesinin öngördüğü önlemleri taahhüt etmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Sauven, aksi takdirde Çin ve gelişmekte olan diğer ülkelerin harekete geçmeye daha az eğilimi olacağı uyarısında bulundu.

    İngiltere ve Avustralya, Brexit sonrası iki ülke arasında serbest ticaret anlamasının ana hatları üzerinde anlaştı. Anlaşmanın nihai hali ise daha sonra açıklanacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***