Etiket: Boris Johnson

  • G-7 Zirvesi’nde Johnson ve Macron arasında ‘Brexit coğrafyası’ tartışması

    G-7 Zirvesi’nde Johnson ve Macron arasında ‘Brexit coğrafyası’ tartışması


    İngiltere’de yapılan G-7 Zirvesi’nde, Paris ve Londra arasında “Brexit coğrafyası” tartışması yaşandı.

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, zirve sırasında “Kuzey İrlanda’nın Birleşik Krallık’ın bir parçası olmadığını” öne sürdü.

    Öncesinde İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Macron’a “Fransız mahkemelerinin Toulouse sosislerinin Paris’e gönderilmesini engellemesi halinde nasıl tepki vereceğini” sormuştu.

    Bunun üzerine Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamada, “Cumhurbaşkanı (Macron), Toulouse ve Paris’in tek bir coğrafi bölgenin parçası olduğunu ve Kuzey İrlanda’nın bir adada olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı, durumun oldukça farklı olduğunu ve bu tür bir karşılaştırma yapmanın doğru olmadığını vurgulamak istiyor.” denildi.

    İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab da “AB’nin Kuzey İrlanda’ya Birleşik Krallık’ın bir parçası değil, ayrı bir ülke gibi davranmasını” eleştirerek, bu yaklaşımın İngiltere’nin bölgesine zarar verdiğini söyledi.

    Raab, BBC’nin Andrew Marr programına verdiği demeçte, “Carbis Körfezi’ndeki çeşitli AB rakamları, aylardır ve yıllardır Kuzey İrlanda’yı bir şekilde ayrı bir ülke olarak nitelendiriyor, bu yanlış. Bu, gerçekleri anlamakta bir başarısızlık” dedi.

    İngiliz yönetimindeki bölge derinden bölünmüş durumda. Birçok Katolik milliyetçisi İrlanda ile birleşmeyi arzularken, Protestan sendikacılar Birleşik Krallık’ta kalmak istiyor.

    İngiltere’nin 2016 yılında Avrupa Birliği’nden ayrılma yönünde oy kullandığından bu yana, iki taraf AB üyesi İrlanda ile kara sınırı olan Kuzey İrlanda hakkında ne yapılması gerektiği sorununu çözmeye çalışıyor.

    Johnson-Macron gerginliği

    İngiltere Başbakanı Johnson, Londra’nın AB ile bir ticaret anlaşmazlığında toprak bütünlüğünü korumak için “ne gerekiyorsa yapacağını” ve çözüm bulunamaması halinde acil durum önlemleri alacaklarını söyledi.

    Macron da Johnson’a bloktan ayrılmanın bir İngiliz kararı olduğunu hatırlattı. Elysee, “İngiltere’nin AB’den çıkışının bir İngiliz kararı olduğunu ve verilen söze bağlı kalmanın gerekli olduğunu (Johnson’a) hatırlattı” açıklaması yaptı.

    Raab: İngiltere, Kuzey İrlanda konusunda AB ile gerilimi azaltmak istiyor

    İngiltere’nin AB ile gerilimi azaltmak istediğini söyleyen İngiltere Dışişleri Bakanı Raab, bloğun Kuzey İrlanda’nın Birleşik Krallık’ın bir parçası olduğunu anlaması gerektiğine dair uyarısını yineledi.

    Raab, G7 toplantısı sırasında Sky News’e verdiği demeçte, “Gerginliklerin azalmasını istiyoruz, esnek, pragmatik bir yaklaşım istiyoruz. Sahip olamayacağımız şey, hem Kuzey İrlanda protokolünün çok dengesiz bir şekilde uygulanması hem de Hayırlı Cuma Anlaşması’nın bunun sonucunda baltalanmasıdır” dedi.

    İrlanda sorunu

    İngiliz imparatorluğunun ilk sömürgesi İrlanda Adası’ndan İngiltere’nin elinde kalan kısmı teşkil eden Kuzey İrlanda, 1960’lı yıllardan 1998’e kadar Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere’yle birlik yanlısı Protestanlar arasındaki çatışmalara ve terör olaylarına sahne olmuştu. 40 yıla yayılan ve “Sorunlar” diye anılan yıllarda terör olaylarında 3 bin 500 kişi hayatını kaybetmişti.

    Ada ancak 1998’de imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması ile sükunete kavuşurken, Kuzey İrlanda’da çatışan tarafların ortaklığına dayalı bir bölgesel yönetim kurulması üzerinde anlaşılmıştı.

    Belfast Anlaşması olarak da bilinen metinler, Kuzey İrlanda’da bugün yürürlükte olan bölgesel yönetimin temelini oluşturuyor.

    Barış anlaşmasının üzerinden geçen 20 yılı aşkın süreye karşın, bölge halkı arasında güven tam olarak tesis edilebilmiş değil.

  • G-7 Zirvesi’nde Kuzey İrlanda tartışması: AB ve İngiltere, geri adım atmayacağını duyurdu

    G-7 Zirvesi’nde Kuzey İrlanda tartışması: AB ve İngiltere, geri adım atmayacağını duyurdu


    İngiltere’de yapılan G-7 Zirvesi’nde Brexit sonrasında Avrupa Birliği ve Londra yönetimi arasında yaşanan ‘Kuzey İrlanda’ sorunu tartışmaya yol açtı.

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson, İngiltere’nin AB ile bir ticaret anlaşmazlığında toprak bütünlüğünü korumak için “ne gerekiyorsa yapacağını” ve çözüm bulunamaması halinde acil durum önlemleri alacaklarını söyledi.

    Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen, Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ile birlikte Johnson görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, “Her iki taraf da üzerinde anlaştığımız şeyi uygulamalı” dedi. Leyen, anlaşmanın hem Johnson hükümeti hem de blok tarafından kabul edildiğini, imzalandığını ve onaylandığının altını çizdi.

    Ancak Johnson, anlaşmada geri adım atmayacakları mesajı verdi: “Protokol bu şekilde uygulanmaya devam ederse, o zaman açıkça 16. Maddeye başvurmaktan çekinmeyeceğiz. Bugün burada, Birleşik Krallık’ın tek bir ülke, tek bir bölge olduğunu yanlış anlayan bazı arkadaşlarımızla konuştum. Bunu kafalarına sokmam gerekiyor.”

    Amerika Birleşik Devletleri de anlaşmazlığın 1998’de imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması’nı baltalayabileceği konusunda ciddi endişeleri olduğunu duyurdu.

    Başbakanlık Ofisinden uzlaşma çağrısı

    Başbakanlık Ofisi 10 Numara Sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, Johnson’ın, G7 Zirvesi kapsamında, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen ile Kuzey İrlanda Protokolü’nün uygulanmasıyla ilgili anlaşmazlığı görüştüğü belirtildi.

    Açıklamada, Johnson’ın Avrupalı liderleri, Kuzey İrlanda Protokolü ile ilgili devam eden sorun üzerinde “pragmatizm ve uzlaşmaya” çağırdığı vurgulandı. Johnson ile Merkel’in görüşmesinde, Johnson’ın, İngiltere’nin Kuzey İrlanda Protokolü konusundaki konumu ve İngiltere’nin egemenliğini ile toprak bütünlüğünü koruma ihtiyacına vurgu yaptığı kaydedildi.

    Macron, Johnson’ı uyardı

    Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamada ise Macron’un Johnson’ı uyardığı ve kendisine İngiliz hükümetinin Brexit Anlaşması konusunda sözlerini yerine getirmesi gerektiğini söylediği belirtildi.

    Açıklamada, “Macron, bu yeniden angajmanın İngilizlerin Avrupalılara verdikleri sözü ve Brexit Anlaşması’nın tanımladığı çerçeveyi yerine getirmesini gerektirdiğini şiddetle vurguladı.” ifadesi kullanıldı.

    Von der Leyen: AB’de tam bir birlik var

    Von der Leyen, görüşmeye ilişkin Twitter’dan yaptığı paylaşımda, Belfast Anlaşması ve İrlanda Adası’ndaki barışın her şeyden önemli olduğunu vurguladı.

    AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen, “Bunu koruyan, İngiltere ve AB tarafından imzalanan ve onaylanan Kuzey İrlanda Protokolü’nü müzakere ettik. İngiltere ile mümkün olan en iyi ilişkileri istiyoruz. Her iki taraf da üzerinde anlaştığımız şeyi uygulamalı. Bu konuda AB’de tam bir birlik var.” ifadelerini kullandı.

    Anlaşmazlığa neden olan protokol

    Brexit Anlaşmasının bir parçası olan Kuzey İrlanda Protokolü, Birleşik Krallık’ın parçası olan Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasındaki ticareti düzenliyor.

    Protokole göre Brexit’e rağmen Kuzey İrlanda, AB’nin gümrük birliği kurallarına tabi olmaya devam ediyor. Birleşik Krallık’ın geri kalanıyla ticareti ise Kuzey İrlanda limanlarında gümrüğe tabi tutuluyor.

    Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere’yle birlik yanlısı Protestanlar arasındaki savaşı sona erdiren Belfast Anlaşması (Hayırlı Cuma) gereği, kontrollerin yapılabildiği fiziki bir kara sınırı oluşturulamıyor. Bu yüzden kontrollerin ancak denizde yapılması kararlaştırılsa da uygulanmasında sorunlar yaşanıyor.

    Protokolün ticarete zarar verdiğini ve Kuzey İrlanda’nın Birleşik Krallık’taki konumunu tehdit ettiğini savunan Protestanların protokole karşı mart ve nisan aylarındaki gösterilerinde otobüs ve araçlar ateşe verilmişti. Protestoların Katoliklerle çatışmaları yeniden başlatmasından endişe edilmişti.

    İrlanda sorunu

    İngiliz imparatorluğunun ilk sömürgesi İrlanda Adası’ndan İngiltere’nin elinde kalan kısmı teşkil eden Kuzey İrlanda, 1960’lı yıllardan 1998’e kadar Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere’yle birlik yanlısı Protestanlar arasındaki çatışmalara ve terör olaylarına sahne olmuştu. 40 yıla yayılan ve “Sorunlar” diye anılan yıllarda terör olaylarında 3 bin 500 kişi hayatını kaybetmişti.

    Ada ancak 1998’de imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması ile sükunete kavuşurken, Kuzey İrlanda’da çatışan tarafların ortaklığına dayalı bir bölgesel yönetim kurulması üzerinde anlaşılmıştı.

    Belfast Anlaşması olarak da bilinen metinler, Kuzey İrlanda’da bugün yürürlükte olan bölgesel yönetimin temelini oluşturuyor.

    Barış anlaşmasının üzerinden geçen 20 yılı aşkın süreye karşın, bölge halkı arasında güven tam olarak tesis edilebilmiş değil.

  • İngiltere Başbakanı Johnson’ın Galler’de yapılacak G7 Zirvesi’ne uçakla gitmesi tepki çekti

    İngiltere Başbakanı Johnson’ın Galler’de yapılacak G7 Zirvesi’ne uçakla gitmesi tepki çekti


    “Ülkesinin iklim hedeflerinin belirlenmesinde dünyaya öncülük edeceğini” söyleyen İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın, iklim krizinin ele alınacağı Galler’deki G7 Zirvesi’ne tren yerine uçakla gitmesi tepki çekti.

    Birçok çevre aktivisti, sosyal medya paylaşımlarında Johnson’ın Galler’e bağlı Cornwall beldesine yaptığı uçak yolculuğunu eleştirirdi.

    Tepki gösterenler arasında muhalefetteki İşçi Partisi’nden milletvekili Zarah Sultana da vardı. Sultana attığı tweette, “Boris Johnson iklim kriziyle mücadele konusunda bu kadar ciddi: Cornwall’a uçtu” dedi.

    Johnson’ın zirvede çevreci çözümler için iş birliği mesajı vermesi bekleniyor

    Bu yıl 47’ncisi düzenlenecek G7 Zirvesi, İngiltere’nin ev sahipliğinde Galler’e bağlı Cornwall’daki Carbis Koyu’nda 11-13 Haziran’da gerçekleştirilecek.

    Zirvede, Johnson’ın daha çevreci çözümler için iş birliği mesajı vermesi bekleniyor.

    Johnson geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada da, İngiltere’nin 2035 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 78 azaltacağını belirterek, “İngiltere’nin iklim değişikliği hedeflerini belirlemede dünyaya öncülük edeceğini” ifade etmişti.

    İç hat uçuşlar, demiryolu seyahatinden daha fazla sera gazı üretiyor

    Londra hükümetinin internet sitesinde yayınlanan rakamlara göre, iç hat uçuşlar, demiryolu seyahatinden yaklaşık altı kat daha fazla sera gazı üretiyor.

    G7 Zirvesi’nin düzenleneceği Cornwall’a bir tren yolculuğunun süresi ise yaklaşık beş saat.

  • G7 Zirvesi: Biden ve Johnson NATO’nun temelini oluşturan Atlantik Bildirisini güncelledi

    G7 Zirvesi: Biden ve Johnson NATO’nun temelini oluşturan Atlantik Bildirisini güncelledi


    Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden, G7 Zirvesi öncesi İngiltere Başbakanı Boris Johnson ile yaptığı görüşmede Çin ve Rusya dahil olmak üzere bir dizi dış politika konusunu ele aldı.

    Liderler, 1941’de İngiltere Başbakanı Winston Churchill ve ABD Başkan Franklin D. Roosevelt’in savaş sonrası dünya için hedeflerini belirledikleri Atlantik Bildirisi’nin güncellenmesi üzerinde de mutabık kaldı.

    İngiltere Başbakanlığı’ndan yapılan açıklamada da demokrasi ve serbest ticareti teşvik eden, Birleşmiş Milletler ile NATO’nun kurulmasına yol açan orijinal Atlantik Bildirisi’ne siber saldırılarla mücadele etmek, iklim değişikliği konusunda acilen harekete geçmek ve biyolojik çeşitliliği korumanın da eklendiği ifade edildi.

    Açıktan ifade edilmese de, söz konusu bildirinin güncellenmesi, iki ülke arasındaki müttefik ilişkilerin özellikle Rusya ve Çin karşısında güçlendirileceği anlamına geliyor.

    Görüşme sonrası gazetecilere açıklamalarda bulunan İngiltere Başbakanı Johnson, çok çeşitli konuları ele aldıklarını belirterek, “Biden yönetimini ve Joe Biden’ı dinlemek harikaydı. Çünkü güvenlikten NATO ve iklim değişikliğine kadar bizimle birlikte yapmak istedikleri çok şey var” dedi.

    Johnson ve Biden, iki ülke arasındaki iş birliğini, İngiltere-ABD Serbest Ticaret Anlaşması’na doğru ilerletme konusunda anlaştı.

    Kuzey İrlanda meselesi de görüşüldü

    İki lider, Belfast (Hayırlı Cuma) Anlaşması’na ve barış sürecinin kazanımlarını korumaya olan bağlılıklarını yineledi.

    Johnson ve Biden, hem İngiltere hem de AB’nin birlikte çalışma ve Kuzey İrlanda, Büyük Britanya ve İrlanda Cumhuriyeti arasında serbest ticarete izin vermek için pragmatik çözümler bulma sorumlulukları olduğu konusunda anlaştı.

  • Yalan söylemekle suçlanan İngiltere Sağlık Bakanı’ndan Covid-19 savunması: İddialar gerçek dışı

    Yalan söylemekle suçlanan İngiltere Sağlık Bakanı’ndan Covid-19 savunması: İddialar gerçek dışı


    İngiltere Sağlık Bakanı Matt Hancock, Covid-19 salgını döneminde görevini kötüye kullandığı ve bazı bilgiler konusunda halka yalan söylediği iddialarını reddederek, “Her zaman halka ve kişilere karşı açıklamalarımda dürüst davrandım” diye konuştu.

    Başbakan Boris Johnson’ın eski başdanışmanı Dominic Cummings, Sağlık Bakanı Hancocok’ın Covid-19 salgını konusunda meslektaşlarına yalan söylediğini iddia etmiş ve 7 saat süren ifadesinde hükümetin yanlış politikası sebebiyle “binlerce kişinin” yok yere öldüğünü öne sürmüştü.

    Avam Kamarası’nda Cummings’in bir gün önceki iddialarına ilişkin milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Hancock, “Dün bana yapılan ithamlar çok ciddiydi. Ancak hiçbiri doğru değil. Ben kişilere ve halka karşı her zaman dürüst davrandım.” diye konuştu.

    Sağlık Bakanlığı olarak Covid-19 salgını döneminde “açık ve şeffaf” davrandıklarını ifade eden Hancock, 2020 Ocak’ından buyana parlamentoya 60’tan fazla geldiğini ve 84 basın toplantısı yaparak medya ve kamuoyunu bilgilendirdiklerini kaydetti.

    Başbakan Johnson: Hükümet can kaybının en az olması için çalıştı

    Başbakan Boris Johnson çarşamba günü parlamentodaki konuşmasında Covid-19 pandemisiyle ilgili olarak kimsenin kendisini veya hükümet mensuplarını kayıtsızlıkla suçlayamayacağını ve hükümetin her zaman can kaybını en aza indirmeye çalıştığını söylemişti.

    Muhalefet kanadındaki İşçi Partisi ise iddiaların doğrulanması ve Sağlık Bakanı’nın yalan söylediğinin kanıtlanması durumunda Hancock görevinden alınması gerektiğini belirtmişti.

    İddiaların sahibi Dominic Cummings geçen seneye kadar Başbakan Boris Johnson’ın başdanışmanı olarak görev yapıyordu.

    Cummings, hükümetin salgına yönelik “yanlış yaklaşımı” nedeniyle insanların yaşamını yitirdiğini, Sağlık Bakanı Matt Hancock’un “yalan söylemek” dahil 15-20 nedenle görevden alınması gerektiğini ifade ediyor. Cummings ayrıca Başbakan Johnson’ın “bu görev için uygun olmadığını” da sözlerine eklemişti.

    Avrupa’da salgın kaynaklı en fazla can kaybı İngiltere’de

    İngiltere’de koronavirüs sebebiyle Avrupa’da en çok can kaybının yaşandığı ülke konumunda yer alıyor. Ülkede bugüne kadar toplamda 4 milyon 470 bin Covid-19 vakası görülürken, 127 bini aşkın salgın sebebiyle hayatını kaybetti.

    Boris Johnson hükümeti salgının başladığı ilk aylarda can kaybının en fazla 20 bin civarında olacağını öngörmüş, pandeminin şiddetlenmesi sonrası “sürü bağışıklığı” sisteminden vazgeçerek ülkeyi sıkı bir karantina sürecine sokmuştu.

  • Boris Johnson, peçe giyen kadınları ‘banka soyguncularına’ benzettiği sözleri nedeniyle özür diledi

    Boris Johnson, peçe giyen kadınları ‘banka soyguncularına’ benzettiği sözleri nedeniyle özür diledi


    İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Müslüman kadınlara yönelik geçmişte kullandığı ifadelerin neden olduğu incinme ve kırgınlık için özür diledi.

    Johnson, Warwick Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Swaran Singh’in başkanlığında yürütülen, Muhafazakar Partide ayrımcılık ve İslam karşıtlığının boyutlarını ortaya koyan soruşturmanın sonuçlarının yer aldığı rapora ilişkin açıklamalarda bulundu.

    İngiliz The Telegraph gazetesi için 2018’de kaleme aldığı makalesinde, burka ve peçe giyen Müslüman kadınları “banka soyguncuları” ve “posta kutularına” benzettiği ifadelerine ilişkin Johnson şunları kaydetti:

    “Söylediğim şeylere karşı kırgınlık olduğunu biliyorum. İnsanlar benim konumumdaki bir kişinin işleri doğru yapmasını bekliyor ancak gazetecilikte dili özgürce kullanmanız gerekir. Bundan dolayı olan her kırgınlık için açıkçası üzgünüm. Bugün geçmiş yazılarımdaki rahatsız edici dilin bir kısmını kullanır mıydım? Artık başbakan olduğuma göre kullanmam.”

    Öte yandan, Johnson kaleme aldığı makalenin, Müslüman bir kadının giydiğini seçme hakkının liberal bir savunması olduğunu öne sürdü.

    Irkçılık karşıtı Hope Not Hate adlı grup, Johnson’ın açıklamalarını “samimiyetsiz ve yapmacık” olarak niteledi.

    Singh’in başkanlığında yürütülen soruşturmanın sonuçlarının yer aldığı raporda, 2015-2020 tarihlerinde Muhafazakar Partinin 727 ayrımcılık vakasına ilişkin 1418 şikayeti kayda aldığı, bunların 3’te 2’sinin de İslam karşıtlığıyla ilgili olduğu ve partinin şikayet veri tabanında yer alan olayların dörtte üçünü sosyal medya faaliyetlerinin içerdiği bilgisine yer verildi.

    İslam karşıtlığı da dahil olmak üzere ayrımcılık yaptığı suçlamasıyla şikayet edilenlerin 231’ine yaptırım uygulandığı, bunların yüzde 50’sinin partiden uzaklaştırıldığı ve yüzde 29’unun da ihraç edildiği belirtilen raporda, 481 olay hakkında da delil yetersizliği nedeniyle işlem yapılmadığı aktarıldı.

  • İngiltere, Başbakan Johnson’ın çocuk bakıcısı ve tadilat masraflarını kimin ödediğini tartışıyor

    İngiltere, Başbakan Johnson’ın çocuk bakıcısı ve tadilat masraflarını kimin ödediğini tartışıyor


    İngiltere Başbakanı Boris Johnson hakkında, konutunda yapılan tadilatla bir çocuğunun bakıcı masraflarını nasıl karşıladığına ilişkin yeni iddialar ortaya atıldı.

    İngiliz The Sunday Times gazetesi, Başbakanlık Konutunun dekorasyonu için 200 bin sterlin tutarındaki faturanın, Johnson’ın lideri olduğu Muhafazar Parti’ye bağış yapan biri tarafından ödendiğini öne sürdü. Gazete ayrıca bir parti üyesinden, başbakanın bir yaşındaki oğlu Wilfred’ın bakıcı masraflarını karşılamasını istendiğini de yazdı.

    Haberde, adı açıklanmayan bağışçının “Broşürlerin ücretini ödemek sorun değil ama başbakanın bebeğinin altını değiştirme masraflarını ödememi istemeleri çok aşalayıcı” dediği de yer aldı.

    İngiliz yasalarına göre partilere yapılan ayni yardımlar vergiye tabi olduğundan beyanının yapılması gerekiyor. İddiaların ilk ortaya atılmasının ardından İngiltere Seçim Komisyonu, tadilat ücretinin nasıl ödendiğine ilişkin soruşturma başlatmıştı. Skandalla ilgili soruları yanıtlamaktan kaçınan Johnson paranın kendi cebinden çıktığını söylemekle yetiniyor.

    Bakıcı masraflarına dair iddialarla ilgiliyse Başbakanlık Ofisinden yapılan açıklamada, “Çocuk bakımı ile ilgili tüm giderler Başbakan tarafından karşılanmıştır” denildi.

    Muhafazakar iktidar skandallarla gündemde

    Ülkenin Avrupa Birliği’nden ayrılması anlamına gelen Brexit’in sıkı savunucularından Johnson, hem Brexit sürecinde hem de salgının başında uyguladığı politikaları nedeniyle sıkça eleştirilmişti.

    Başbakanın başını derde sokan iddialardan önce Muhafazakar hükümetin pandemi sürecinde ihale kanunu askıya alıp, sağlık malzemelerinin tedariki için partiye yakın iş insanlarıyla anlaştığının ortaya çıkması iktidarı sarsan son skandal olmuştu.

    Geçtiğimiz haftalarda, Johnson’ın bir toplantıda “Bir daha tam kapanma emri vermektense cesetlerin sokaklarda yığıldığını görmeyi yeğlerim” dediği de ortaya atılmış, bu söylentilerde ülke gündemine oturmuştu.

    Avrupa ülkeleri arasında İngiltere’nin nüfusunun en hızlı aşılayan ülke olması ise iktidarın takdir edildiği hususlardan biri.