Etiket: Boris Johnson

  • Johnson: Ukrayna işgali öncesi Putin, beni füze saldırısıyla tehdit etti

    Johnson: Ukrayna işgali öncesi Putin, beni füze saldırısıyla tehdit etti


    Eski İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Rusya lideri Vladimir Putin’in, Ukrayna işgali öncesi yaptığı bir olağanüstü telefon görüşmesinde kendisini füze saldırısıyla tehdit ettiğini söyledi. 

    Ukrayna’ya verdiği destekle ön plana çıkan eski başbakan, Putin’in bunun “sadece bir dakika süreceğini” söylediğini dile getirdi. 

    Johnson bu ifadenin, Şubat 2022’de çok uzun bir telefon görüşmesi sırasında savaşın “tam bir felaket” olacağı uyarısında bulunduktan sonra yapıldığını belirtti. 

    Görüşmenin detayları, Putin’in dünya liderleriyle ilişkilerini mercek altına alan BBC’nin bir belgeselinde ortaya çıktı.

    Görüşmede Johnson, Putin’i, Ukrayna işgalinin Batı yaptırımlarının yanı sıra Rusya sınırlarında daha fazla NATO askerinin konuşlanmasına yol açacağı konusunda uyarıyor. 

    Ayrıca Putin’e, Ukrayna’nın “yakın gelecekte” NATO’ya katılmayacağını söyleyerek Rus işgalini caydırmaya çalışıyor. 

    “Bir noktada beni tehdit etti.” diyen Johnson, “Boris, sana zarar vermek istemiyorum ama bir füzeyle bu sadece bir dakika sürer’ gibi bir şey söyledi.” ifadesini kullandı. 

    Johnson, “Ama bence takındığı çok rahat tondan ve verdiği ‘kayıtsızmış’ gibi havadan, kendisini müzakere etmeye ikna çabalarıma uyum sağlıyordu.” diye konuştu. 

    Eski Başbakan, Putin’in “olağanüstü görüşmede” çok samimi olduğunu da aktardı.

    Belgesele göre, Rus liderin tehdidinin gerçek olup olmadığını kestirmek mümkün değil ancak Moskova’nın İngiltere’yi hedef alan daha önceki saldırıları göz önüne alındığında, Putin’den gelecek herhangi bir tehdit ne kadar hafif olursa olsun, Johnson’ın ciddiye almaktan başka seçeneği bulunmuyordu. 

    Bu görüşmeden dokuz gün sonra, (11 Şubat) İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace, Rus mevkidaşı Sergey Shoygu ile görüşmek üzere Moskova’ya hareket etmiş. 

    “Putin Batı’ya Karşı” belgeselinde Wallace’ın, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmeyeceğine dair güvence alarak ayrıldığı ancak her iki tarafın da bunun “yalan olduğunu bildiği” değerlendirmesi yer aldı. 

    Bu durumu “zorbalık veya güç gösterisi” olarak tanımlayan Wallace, (Moskova’da verilen güvenceyi) “Size yalan söyleyeceğim, yalan söylediğimi biliyorsunuz ve yalan söylediğimi bildiğinizi biliyorum ama yine de size yalan söyleyeceğim” diye yorumladı. 

    Wallace, “Bence bu ‘ben güçlüyüm’ demekle ilgiliydi” ifadesini kullandı. 

    Ayrıca “Tüyler ürpertici yalan”ın Rusya’nın Ukrayna’yı işgal edeceğine dair inancını teyit ettiğini sözlerine ekledi. 

    Toplantıdan ayrılırken de Rusya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Valery Gerasimov’un kendisine “bir daha asla küçük düşürülmeyeceğiz.” dediğini söyledi.

    Olayın üzerinden iki hafta geçmeden, 24 Şubat’ta Rus tankları sınırdan geçerken, Johnson gece yarısı Ukrayna lideri Vladimir Zelensky’den bir telefon almış. 

    Zelenskiy’nin olabildiğince sakin olduğunu belirten ve “Rusya’nın ülkesinde her yere saldırdığını söyledi.” diyen Johnson, Ukrayna liderine, güvenli bir yere nakledilmesi için yardım etmeyi önerdiğini dile getirdi. 

    Johson, “(Zelenskiy) Teklifimi kabul etmedi, kahramanca olduğu yerde kaldı.” diye konuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Somaliland’de pazarda çıkan yangında 2 milyar dolarlık zarar meydana geldi

    Somaliland’de pazarda çıkan yangında 2 milyar dolarlık zarar meydana geldi


    Doğu Afrika ülkesi Somali’nin kuzeyindeki özerk Somaliland bölgesinin başkenti Hargeisa’da ülkenin en büyük pazar yerinde yangın çıktı. En az 28 kişinin yaralandığı yangın sonucu 2 milyar dolara yakın zararın meydana geldiği bildirildi.

    Ramazan ayının ilk gecesinde Waheen pazarında çıkan yangının sebebi henüz tespit edilemedi. Ancak bazı pazarcılar yangının elektrik kaçağından çıkmış olabileceğini öne sürdü.

    Kent sakinlerinin en önemli geçim kaynağı olan pazardaki yangınla ilgili hazırlanan ilk raporlara göre toplam zararın 1,5 ila 2 milyar dolar arası olduğu beliritildi. Yangının yol açtığı yıkımın giderilmesi için ülke içinden ve dışından destek sözü verildi.

    Somali Devlet Başkanı Mohamed Abdullahi Mohamed, istisnai durumlarda iletişime geçtiği Somaliland lideri Muse Bihi Abdi’ye yangın nedeniyle telefon açtı. 2017’de bölge lideri olarak göreve gelen Abdi Somaliland’de tek yanlı bağımsızlık ilan etmiş ve uluslararası tanınma arayışına girmişti. Somali ise bölgenin bağımsızlık iddiasını reddediyor.

    Yangın İngiltere Başbakanı Boris Johnson tarafından da üzüntüyle karşılandı. Johnson olayla ilgili paylaştığı sosyal medya mesajında “Hargeisa’daki açık pazarda, kentin ekonomik kalbinde böylesine yıkıma yol açan ve birçok küçük ve aile şirketini etkileyen yangın sonrası durumu görmekten müteessir oldum” ifadelerini kullandı.

    Johnson ülkesinin kentin yeniden ayağa kalkması için eldinden geldiğince destek vereceğini de ifade etti.

    Aden Körfezi’ne uzanan Afrika boynuzunda stratejik olarak önemli bir konumu bulunan 3 milyondan fazla nüfusu bulunan Somaliland 1991 yılında çıkan çatışmalar üzerine Somali’den ayrılmıştı. Uluslararası olarak tanınmamasına rağmen Somaliland’in bağımsız bir hükümeti, para birimi ve güvenlik sistemi bulunuyor. Bölge son üç yıldır başarılı seçimler gerçekleştirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron: Erdoğan ile Mariupol kentinde ortak insani operasyon düzenlemeye karar verdik

    Macron: Erdoğan ile Mariupol kentinde ortak insani operasyon düzenlemeye karar verdik


    Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin sonuçlarının öncelikle ele alındığı NATO zirvesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Avrupalı liderler yoğun diplomatik temaslarına sahne oldu.

    Erdoğan, Avrupa Birliği Dönem Başkanı olan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İtalya Başbakanı Mario Draghi, Estonya Başbakanı Kaja Kallas ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson ile görüşmelerde bulundu.

    Macron, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Ukrayna’da ateşkes ve kalıcı barış için çalışacaklarını belirtti. Macron, Erdoğan ile Ukrayna’da özellikle Mariupol kentinde ortak insani operasyon düzenlemeye karar verdiklerini kaydetti.

    İtalyan Başbakanı Draghi, Türkiye, İtalya ve Fransa arasındaki iş birliği platformunu yeniden başlatma kararı aldıklarını söyledi.

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığı görüşmede, Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin “Türkiye’nin güçlü diplomatik liderliğini ve insani müdahalesini” memnuniyetle karşıladığını bildirdi.

    Erdoğan-Macron görüşmesinde neler konuşuldu?

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve öncesinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı görüşmenin içeriğine ilişkin soru üzerine, “Malum, Fransa seçime gidiyor ve seçime gittiği bir dönemde Sayın Macron’la tabii ağırlıklı olarak yine gündemimiz Rusya-Ukrayna arasındaki bu savaş idi ama bunun dışında Türkiye-Fransa ilişkileriyle alakalı gerek siyasi gerek askeri gerek ekonomik gerek kültürel birçok konuda nereden nereye geldik, bundan sonraki süreçte neler yapabiliriz, bunları kendisiyle etraflıca görüştüğümüz çok çok verimli, faydalı bir buluşma oldu. Temennim odur ki seçim sonrası gelişmelere göre bu süreci Türkiye-Fransa ilişkileri olarak devam ettirmek.” karşılığını verdi.

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ukrayna’da ateşkesin sağlanması ve kalıcı barışı tesis edecek anlaşma konusunda çalışacaklarını söyledi.

    Macron, Brüksel’de düzenlenen NATO ve G7 zirvelerinin ardından basın toplantısı düzenledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştüğünü ifade eden Macron, Putin ile görüşen liderlerle koordinasyon içinde olduğunu belirtti.

    Macron, Erdoğan ile Rusya-Ukrayna savaşı konusunda aynı perspektife sahip olduklarını, bu krizin kısa vadede çözülemeyeceğini dile getirdi.

    Türkiye ve Fransa’dan ortak insani operasyon

    Erdoğan ile Ukrayna’da ateşkesin sağlanması ve kalıcı barışı tesis edecek anlaşma konusunda çalışacaklarını aktaran Macron, Erdoğan ile Ukrayna’da özellikle Mariupol kentinde ortak insani operasyon düzenlemeye karar verdiklerini kaydetti.

    Macron, bunun gelecek günlerde gerçekleşmesi için bakanların konuya ilişkin çalışma yapacağını belirtti.

    Erdoğan ile görüşmesinde bölgesel konuların da ele alındığını ifade eden Macron, mevcut durumun Türkiye ile var olan belirsizlikleri ortadan kaldırmak ve açıklığa kavuşturmak için bir fırsat olduğunu söyledi. Macron, Libya ve Orta Doğu konularında Türkiye ile iş birliğe dayanan bir stratejinin yeniden belirlenebileceği bildirdi.

    Türkiye ile geçmiş yıllarda görüş ayrılığı bulunan dosyalarda ilerleme kaydedilebileceğini, bunun olumlu işaret olduğunu vurgulayan Macron, G7 olarak enerji konusunda ABD ve Kanada ile iş birliklerini güçlendireceklerini belirtti.

    Türkiye, Fransa ve İtalya arasındaki işbirliği platformu yeniden canlandırılacak

    İtalya Başbakanı Mario Draghi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmenin iyi geçtiğini belirterek Türkiye, Fransa ve İtalya olarak iş birliği platformunu tekrar işler hale getirmeye karar verdiklerini ve yakında üç ülkenin bir görüşme yapacağını söyledi..

    NATO Zirvesi kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir görüşme gerçekleştiren Draghi, gazetecilerin bu görüşmenin nasıl geçtiği sorusu üzerine, “Erdoğan ile görüşme iyi geçti. Yıllar içinde oluşturulan ve sonrasında kesintiye uğrayan iş birliği platformlarından biri de Türkiye, Fransa ve İtalya arasındaki gruptu. Bunu tekrar işler hale getirmeye karar verdik. Yakında üç ülke bir görüşme yapacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

    Ukrayna’ya açtığı savaş dolayısıyla Rusya’ya getirilen yaptırımların Rus ekonomisini zayıflattığını dile getiren Draghi, bunun NATO Zirvesi’ndeki tüm katılımcıların oy birliği ile yaptığı bir değerlendirme olduğunu ifade etti.

    İtalya Başbakanı, Ukrayna üzerinde “uçuşa yasak bölge” talebine ise ne NATO’nun ne de AB’nin dahil edilmesinin “mümkün olmadığını” kaydetti.

    İngiltere Başbakanı ile görüşme

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığı görüşmede, Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin “Türkiye’nin güçlü diplomatik liderliğini ve insani müdahalesini” memnuniyetle karşıladığını bildirdi.

    Başbakanlık Ofisi 10 Numara’dan yapılan açıklamada, NATO Olağanüstü Liderler Zirvesi kapsamında Belçika’nın başkenti Brüksel’de bir araya gelen Johnson ve Erdoğan’ın, Ukrayna’da giderek artan acımasız çatışmayla ilgili derin endişelerini paylaştığı belirtildi.

    Açıklamada “Başbakan Johnson, Türkiye’nin güçlü diplomatik liderliğini ve insani müdahalesini memnuniyetle karşıladı.” ifadesine yer verildi.

    “Johnson, iki ülke arasında daha fazla ticaret ve yatırım fırsatlarına işaret etti”

    Görüşmede, liderlerin, kendisini savunmaya çalışan Ukrayna hükümetine desteği artırmanın yollarını ele aldığı belirtilen açıklamada, Karadeniz de dahil yeni tehditler karşısında bölgesel güvenliğin güçlendirilmesini de görüştükleri bildirildi.

    Açıklamada, Johnson’ın, yenilenebilir ve nükleer enerji dahil İngiltere ve Türkiye arasında daha fazla ticaret ve yatırım fırsatlarına dikkat çektiği belirtilerek, iki ülke arasındaki iş birliğini artırmayı dört gözle beklediğini dile getirdiği kaydedildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiltere Başbakanı Johnson: Ukrayna’da anaokuluna yapılan saldırı ‘sahte bayrak operasyonu’

    İngiltere Başbakanı Johnson: Ukrayna’da anaokuluna yapılan saldırı ‘sahte bayrak operasyonu’


    İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Ukrayna’da bir anaokuluna yapılan saldırının “Ukraynalıları itibarsızlaştırmak için tasarlanmış bir sahte bayrak operasyonu” olduğunu söyledi.

    Johnson, bir askeri üsse yaptığı ziyarette, Ukrayna’daki gelişmelere değinerek, “Keşke herkese bu konuda daha iyi haberler verebilseydim ancak size şunu söylemeliyim, tablo çok acımasız olmaya devam ediyor” dedi.

    Anaokuluna yönelik saldırıyı işaret eden Johnson, “Bugün, eminim zaten anlamışsınızdır, bir anaokulu, Ukraynalıları itibarsızlaştırmak ve bir Rus eylemi için sahte provokasyon oluşturmak için tasarlanmış bir sahte bayrak operasyonu kapsamında bombalandı” diye konuştu.

    İngiltere Başbakanı, gelecek birkaç gün bunun gibi daha çok olayın yaşanmasından çok korktuklarını da kaydetti.

    Ukrayna ordusundan sabah saatlerinde yapılan açıklamada, ülkedeki Rus destekli güçlerin Luhansk bölgesindeki bir köye top atışı yaptığı ve saldırıda bir anaokulunun vurulduğu belirtilmişti.

    Savunma Bakanlığı, Rusya’nın 2 aşamalı olası Ukrayna’yı işgal planını yayımladı

    Bu arada İngiltere Savunma Bakanlığının Twitter hesabından “istihbarat güncellemesi” başlığı altında paylaşımlar yapıldı.

    Rusya’nın, tatbikatların tamamlanmasının ardından bazı birimlerin üslere geri döneceğini iddia ettiğine değinilen paylaşımlarda, “Rus güçlerinin Ukrayna sınır bölgelerinden çekildiğine dair hiçbir kanıt görmedik. Rusya uyarıda bulunmadan bir işgal gerçekleştirebilir.” ifadesi kullanıldı.

    Rusya’nın önemli bir askeri varlığı sürdürdüğü savunularak, haritayla “olası işgal planlarına” yer verildi.

    Buna göre, ilk aşamada kuzeydeki Belarus’tan 2 ayrı noktadan başkent Kiev’e hareket edilecek. Bu birliklere, Ukrayna’nın kuzeydoğusunda Rusya topraklarında konuşlu askerler de destek verecek.

    Doğudan ise 2 ayrı noktadan askerler, ayrılıkçı bölgeleri geçerek içlere doğru ilerleyecek. İşgal altındaki Kırım’da konuşlu Rus askerlerinin de destek vereceği harekatta hedef, Dnipro kentini ele geçirmek olacak.

    İkinci aşamada ise Dnipro’dan, Moldova’ya 130 kilometre mesafede bulunan Vinnitsya kentine, Kırım’dan da stratejik öneme sahip Karadeniz’deki liman kenti Odesa’ya ilerlenecek.

    Bununla beraber paylaşımlarda, yine de Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “çatışmayı önlemeyi ve barışı korumayı seçebileceği” ifade edildi.

    Ukrayna-Rusya sınırının yanı sıra Belarus ve işgal altındaki Kırım’da sayıları 100 bini geçen Rus askerleri ile Karadeniz’deki Rus savaş gemileri endişeye neden oluyor.

    NATO ülkeleri Rusya’yı olası bir işgale karşı uyarırken, Moskova Ukrayna’yı işgal etme planları olmadığını öne sürüyor.

    Güvenlik garantileri isteyen Rusya, Ukrayna’nın NATO’ya alınmamasını talep ederken, çoğu ittifak üyesi ülke ise “açık kapı” politikalarının devam edeceğini belirterek Kiev’e askeri destek veriyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiliz Başbakan Johnson kriz noktası Ukrayna’yı ziyaret etti: ‘Sağlam bir müttefikiz’

    İngiliz Başbakan Johnson kriz noktası Ukrayna’yı ziyaret etti: ‘Sağlam bir müttefikiz’


    İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Rusya’nın Ukrayna’yı daha fazla işgalinin “siyasi ve insani felaket” olacağını belirterek Rusya’nın geri adım atması ve bir diplomasi yolu seçmesinin hayati önem taşıdığını söyledi.

    Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy​​​​​​​ ile resmi temasları kapsamında başkent Kiev’de bulunan Johnson, görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

    Johnson, acımasız bir gerçekle yüzleşmek zorunda olduklarını belirterek “Bugün 100 binden fazla Rus askeri, belki de ömrümüzde Ukrayna’ya karşı düşmanlığın en büyük göstergesi olarak sınırınızda toplanıyor ve bu potansiyel konuşlandırma, Rusya’nın 2014’te Kırım’ı işgal etmek için gönderdiği 30 bin askeri gölgede bırakıyor.” dedi.

    O tarihten bu yana 13 bin Ukraynalının öldürüldüğünü ve Ukrayna’nın neredeyse 10 yıllık bir savaşın içine sürüklendiğini vurgulayan Johnson, Rusya’nın Ukrayna’yı daha fazla işgalinin “siyasi ve insani felaket” olacağı değerlendirmesinde bulundu.

    Johnson, “Bence bu Rusya için de dünya için de askeri bir felaket de olur.” ifadesini kullandı.

    “Rusya’nın geri adım atması hayati önem taşıyor”

    İngiliz hükümetinin bugün açıkladığı “Ukrayna’nın Rus enerji kaynaklarına bağımlılığını azaltmaya destek amacıyla 88 milyon sterlinlik yeni finansman desteği”ne atıfta bulunan Johnson, bunun, Ukrayna’da iyi yönetişimi ve enerji bağımsızlığını destekleyeceğini söyledi.

    Boris Johnson, “Diğer ülkelerin yanı sıra Rusya’nın Ukrayna topraklarına girdiği anda yürürlüğe girecek bir yaptırım paketi ve diğer önlemleri de hazırlıyoruz.” diye konuştu.

    Bu adımın, İngiltere’nin, Rus saldırganlığı karşısında her zaman Ukrayna’nın egemenliğini savunacağının işareti olduğuna dikkati çeken Johnson, “Rusya’nın geri adım atması ve bir diplomasi yolu seçmesi hayati önem taşıyor ve bunun hala mümkün olduğuna inanıyorum.” dedi.

    Johnson, İngiltere’nin, Ukrayna’nın sağlam ve kalıcı bir müttefiki olduğunun da altını çizdi.

    “Putin, Avrupa’nın güvenlik haritasını yeniden çizmeye çalışıyor”

    Ukrayna sınırında yaşananlar konusunda İngiltere’de büyük endişe olduğunu dile getiren Johnson, “Putin’in çatışma yolundan geri adım atmasını ve diyalog içinde olmamızı ümit ediyorum. İngiltere’nin ortaya koymaya niyetli olduğu şey bu ve bu yüzden bugün buradayım.” diye konuştu.

    Boris Johnson, Ukrayna sınırındaki Rus birliklerinin “açık ve mevcut tehlike” olduğuna işaret ederek Rusya Devlet Başkanı Putin’i, Avrupa’nın güvenlik haritasını yeniden çizmeye çalışmakla suçladı.

    Johnson, Rus halkının, bir işgal olması durumunda Ukraynalıların “şiddetli ve kanlı bir direniş göstereceğini” bilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna krizi: İngiltere Başbakanı Johnson bölgeyi ziyaret edecek

    Ukrayna krizi: İngiltere Başbakanı Johnson bölgeyi ziyaret edecek


    İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın Ukrayna kriziyle ilgili ‘kan dökülmesini önlemek için’ Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüşeceği ve önümüzdeki hafta bölgeyi ziyaret edeceği açıklandı.

    Ukrayna sınırında başını ABD’nin çektiği NATO ile Rusya arasında kriz sürerken, diplomatik baskı oluşturma çabası devam ediyor.

    İngiltere Başbakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Başbakan Johnson’ın ‘Avrupa’da kan dökülmesinin önlenmesi için diplomatik çabaları hızlandırmakta kararlı’ olduğu belirtildi.

    Ziyaret edilecek bölge hakkında zaman ve yer bilgisi paylaşılmayan açıklamada, Johnson’ın Rusya lideri Putin ile yapacağı telefon görüşmesinde ‘Rusya’nın geri adım atması ve diplomatik ilişki kurulması gereğini yineleyeceği’ kaydedildi.

    İngiltere, Ukrayna krizinin başlangıcının ardından bu ülkeye savunma silahları ile eğitim personeli gönderdi.

    İngiltere, Rusya’nın Ukrayna’ya girmesi halinde yaptırım uygulayacağını açıklamış ve benzer adım atmaları için Avrupalı müttefiklerine de çağrı yapmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya ve İngiltere: Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının faturası ağır olur

    Almanya ve İngiltere: Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının faturası ağır olur


    Almanya Başbakanı Olaf Scholz ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Rusya’nın Ukrayna’ya askeri saldırısının “ağır ve ciddi” faturası olacağı uyarısında bulundu.

    Ukrayna krizi konusunda bir telefon görüşmesi gerçekleştiren iki lider, Rusya’nın Ukrayna’ya askeri bir saldırı gerçekleştirmekten kaçınmasının önemine değindi.

    İki lider Rusya’nın olası saldırısı halinde Moskova’nın bunun kendisi için önemli ve ciddi maliyete yol açacağının farkında olması gerektiği uyarısında bulundu.

    Scholz ve Johnson, Rusya’nın Ukrayna’yı olası istilasının “stratejik bir hata” olacağı degerlendirmesinde bulunurken, İngiltere Başbakanı, NATO müttefiklerinin koordineli bir yanıt üzerinde birlikte çalışmasının önemini vurguladı.

    Batı ile Rusya arasında Ukrayna krizi nasıl başladı?

    Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesinin ardından Ukrayna’nın NATO üyeliği için diplomatik girişimde bulunması Moskova’yı harekete geçirdi. Rusya Ukrayna sınırına 100 bin askeri birlik yığarken, Batı’da ‘Kiev Ruslar tarafından işgal edilecek’ endişesi başladı.

    Rusya’nın olası Ukrayna işgalini engellemek için başta ABD olmak üzere NATO ülkeleri bir dizi girişimde bulundu. İki taraf arasında yapılan görüşmelerde ise bir sonuca ulaşılamadı.

    ABD, Rusya’nın istediği güvenlik garantilerini vermedi ve isteyen ülkelerin NATO üyeliği için başvurabileceğini açıkladı. Moskova ise Ukrayna’nın NATO üyeliğini ulusal güvenlik tehdidi olarak gördüğünü duyurdu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiltere’de Omicron kısıtlamaları kalkıyor: Maske ve aşı pasaportuna son

    İngiltere’de Omicron kısıtlamaları kalkıyor: Maske ve aşı pasaportuna son


    İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Covid-19’un Omicron varyantının yayılmasını yavaşlatmak için yürürlüğe konulan kısıtlamaları kaldırma kararı aldıklarını duyurdu.

    Başbakan Johnson, parlamentoda yaptığı açıklamada, halka evden çalışmalarının söylenmeyeceğini ve 27 Ocak’tan itibaren zorunlu maske takma ve aşı pasaportu kullanımının sona ereceğini belirtti.

    Covid-19’lu kişilerin kendilerini izole etmelerine ilişkin kuralı kaldırma amacında olduklarını da kaydeden Johnson, ilgili düzenleme 24 Mart’ta sona erdiğinde yasal zorunluluğun kalkacağını hatta bu tarihin öne çekilebileceğini söyledi.

    Karara gerekçe olarak vakaların zirveyi gördükten sonra düşmeye başlamasını gösteren Johnson, kapalı ve kalabalık yerlerde maske kullanımı konusunda “halkın yargısına güvenmenin zamanının geldiğini” ve yarından itibaren sınıflarda artık maske takma zorunluluğu olmayacağını açıkladı.

    B Planı Önlemleri

    İngiliz hükümeti Omicron’un yayılmasını yavaşlatmak amacıyla geçen yıl aralıkta “B Planı” tedbirlerini uygulamaya koymuştu.

    Plan, mümkünse evden çalışma, toplu ulaşım araçları ve kapalı alanlarda maske takılması ve gece kulüpleri gibi yerlere girişte aşı pasaportu zorunluluğunu içeriyor.

    İngiltere’de vakalar 4 Ocak’ta 218 bini geçmesinin ardından düşüşe geçmişti. Ülkede dün 94 bin 432 vaka ve 438 can kaybı kaydedilmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiliz Kraliyet ailesinin acı gününde yapılan partiler Başbakan Johnson’ı köşeye sıkıştırıyor

    İngiliz Kraliyet ailesinin acı gününde yapılan partiler Başbakan Johnson’ı köşeye sıkıştırıyor


    İngiltere’de Covid-19 önlemlerine rağmen Başbakanlık resmi konutunda düzenlenen sosyal etkinlik ve partilerle ilgili iddiaların ardı arkası kesilmiyor. Son olarak İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’in eşi Prens Philip’in cenaze gününden bir gün önce konutta düzenlenen iki partiye dair bilgiler Başbakan Boris Johnson’ın siyasi geleceğini daha da tehlikeye soktu.

    Daily Telegraph gazetesinin haberine göre 16 Nisan 2021’de Başbakan’ın iletişim danışmanı ve fotoğrafçısı James Slack’e veda partisi düzenlendi. İç mekanda yaklaşık 30 kişinin katıldığı içkili müzikli partinin sabahın erken saatlerine kadar sürdüğü bildirildi. Aynı gün Başbakanlık konutunun bahçesinde de yine yaklaşık 30 kişinin katıldığı başka bir sosyal etkinlik yapıldığı ve bu iki grubun ilerleyen saatlerde birleştiği ifade edildi.

    Gazetenin haberine göre James Slack’e veda partisi Başbakanlık konutunun alt katında yapıldı. Bu mekanda havalandırma imkanının kısıtlı olması koronavirüsün yayılma koşullarını daha elverişli hale getirdiğine dikkat çekildi. Daha çok genç çalışanların katıldığı partide fotokopi makinasının üzerine yerleştirilen dizüstü bilgisayarla yüksek sesli müzik çalındığı ve katılımcılardan birinin dans esnasında halıya çok miktarda şarap dökülmesinden dolayı kaygılandığını dile getirdiği ifade edildi.

    Grubun daha sonra bahçeye çıkarak diğer grupla birlikte eğlenceye devam ettiği, bu esnada bir katılımcının Başbakan Johnson’ın oğlu Wilfred tarafından kullanılan salıncağı kırdığı bildirildi.

    Başbakan Johnson partinin yapıldığı günlerde Başbakanlığın yazlık konutu Cheqers’da bulunuyordu.

    O dönemde kurallar ne gerektiriyordu?

    Partinin düzenlendiği dönemde İngiltere’de uygulanan Covid-19 önlemleri gereğince yalnızca dış mekanda altı kişi ya da iki farklı evde yaşayan kişilerin bir araya gelerek sosyalleşmesine izin verilirken, bu izin iç mekanda yalnızca aynı evde yaşayan kişiler ve destek balonunda bulunanlarla sınırlandırılmıştı.

    Parti, bu kuralların ötesinde, ülkenin en üst düzey kamu kurumunda Kraliyet ailesinin acı gününe saygısızlık değerlendirildi. Kraliçe II. Elizabeth’in eşi Prens Philip’in 17 Nisan 2021’de düzenlenen cenaze töreni Covid-19 önlemlerinden dolayı çok kısıtlı tutulmuş, kurallar gereği törene kraliyet ailesinden ve Prens Philip’in yakınlarından sadece 30 kişi katılmıştı. Kilisedeki tören sırasında kraliçenin tek başına sırada oturuşu da Covid-19 salgını nedeniyle acı ve mutlu günlerde çekilen yalnızlığın ve gösterilen fedakarlıkların simgesi olmuştu.

    Başbakanın eski iletişim danışmanı James Slack, görevinden ayrılırken kendisi için düzenlenen veda partisinden dolayı özür diledi. Sun Gazetesinin editör yardımcılığı görevini yürüten Slack o dönemde partinin yapılmaması gerekiğini belirterek yarattığı öfke ve incinmeden dolayı özür diledi ve bütün sorumluluğu üstlendiğini dile getirdi.

    Asıl sorumluluğun başbakana ait olduğunu belirten ana muhalefetteki İşçi Partisi Başkan Yardımcısı Angela Rayner kraliçenin birçok kişi gibi tek başına yas tuttuğunu ve insanların ulusal çıkarlar için kurallara uymak adına büyük travma ve fedakarlıklara katlandığı bir dönemde “Başbakanlıktaki kültür ve davranışlar karşısında söyleyecek sözüm yok” diye tepkisini dile getirdi. İşçi Partisi ve diğer muhalif partiler başbakanın istifa etmesini istiyor.

    Johnson’ın yerine kim geçebilir?

    Başbakanlık ve diğer bakanlık binalarında Covid-19 önlemlerine rağmen düzenlenen partiler Başbakan Boris Johnson’ın koltuğunu sarsıyor. Johnson Mayıs 2020’de Başbakanlık’ta düzenlenen sosyal etkinliğe katıldığını kabul etti ve bunun için parlamento önünde özür diledi ancak bu özür herkesi ikna etmedi. Partisi Muhafazakarların İskoçya lideri Douglas Ross, başbakanın görevinin bırakması gerektiğini keskin dille dile getirdi.

    Hükümet üyeleri ise şimdilik Johnson’ın arkasında duruyor. Ancak Johnson’ın koltuğunu kaybetmesi halinde öne çıkabilecek isimler yakından takip ediliyor. Bu isimlerin başında Maliye Bakanı Rishi Sunak geliyor. Başbakanın özür dilediği gün parlamentoda bulunmayan Sunak geç saatlerde bir sosyal medya mesajı paylaşarak başbakanın özür dilemesinin doğru olduğunu ve partilerle ilgili soruşturma sonucunun sabırla beklenmesi gerektiğini iletti.

    Johnson’ın yerine adı geçen bir başka bakan da Dışişleri ve Brexit Bakanı Liz Truss. Onun da Johnson’ın özür konuşmasından Sunak gibi geç bir tepki vermesine karşın “Başbakanın yüzde 100 arkasındayım” ifadesini paylaşmasına dikkat çekildi.

    Başbakanlıktan yapılan açıklamalarda Johnson’ın kurallara uygun davrandığı vurgulandı.

    Her 10 seçmenden altısı Johnson’ın istifasını istiyor

    Başbakanın geleceği şu anda başbakanlık ve diğer bakanlıklarda yapıldığı iddia edilen partileri araştırmakla görevli üst düzey kamu görevlisi Sue Gray’in soruşturmalarında. Gray’in önümüzdeki hafta raporunu tamamlaması bekleniyor, ancak The Times gazetesine yansıyan haberlere göre raporun partilerle ilgili suç unsuru teşkil edecek yeterince kanıt bulunmadığı sonucuna varabileceği aktarılıyor.

    Bütün bu gelişmeler Johnson’ın halk içindeki popülerliğini olumsuz etkiliyor. Parti iddialarının basına yansımasından bu yana hem Johnson’ın hem de Muhafazakarların destek kaybettiği görülüyor. Son yapılan bir kamuoyu yoklamasında İşçi partisi Muhafazakar Parti’nin 10 puan önüne geçti. Her 10 seçmenden altısı da Johnson’ın istifa etmesi gerektiği görüşünde.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Boris Johnson Covid-19 kurallarına rağmen Başbakanlık’taki partiye katıldığı için özür diledi

    Boris Johnson Covid-19 kurallarına rağmen Başbakanlık’taki partiye katıldığı için özür diledi


    İngiltere Başbakanı Boris Johnson Mayıs 2020’de Başbakanlık’ta düzenlenen sosyal etkinliğe katıldığını kabul etti ve bunun için parlamento önünde özür diledi. Johnson, Covid-19 salgınıyla mücadele kapsamında sosyalleşme konusunda çok sıkı kuralların uygulandığı dönemde düzenlenen partiyle ilgili bir süredir hem muhalefet milletvekilleri, hem de lideri olduğu Muhafazakar Partililer tarafından büyük baskı altındaydı.

    Johnson kamuoyunda büyük tepki toplayan olayla ilgili olarak “Özür dilemek istiyorum. Biliyorum ki, ülke çapında milyonlarca insan son 18 aydır olağanüstü fedakarlıklar yaptı. Büyük ızdırap çektiklerini biliyorum. Yakınları için yas tutamadılar, yaşamlarını istedikleri gibi, istedikleri şeyleri yaparak yaşayamadılar. Başbakanlık’ta kuralları koyan kişiler tarafından kurallara uyulmadığını düşünerek bana karşı yönetimimle ilgili öfke duyduklarını biliyorum” dedi.

    20 Mayıs 2020’de akşam saat 6’dan sonra bir grup personele teşekkür etmek için bahçeye çıktığını ve 25 dakika sonra tekrar ofisine dönerek çalışmaya devam ettiğini belirten Johnson “Şimdi geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki, herkesi içeriye içeri göndermeli ve teşekkür etmek için başka bir yol bulmalıydım” ifadelerini kullandı.

    Başbakan Johnson ulusal basında birkaç gündür manşetlerden inmeyen partiyle ilgili yorum yapmaktan bugüne kadar kaçınıyordu.

    Başbakanlık’ta üst düzey bir memur tarafından yaklaşık 100 kişiye gönderilen ve davetlilerin “kendi içkilerini kendilerinin getirmesinin” istendiği partiye en az 30 kişinin katıldığı tahmin ediliyor. Partinin yapıldığı dönemde aynı vde yaşayan kişilerin başka hane halkından yalnızca bir kişiyle daha açık havada en az 2 metre mesafe koyarak görüşmelerine izin veriliyordu.

    Ana muhalafet lideri: Parti bitti

    Ana Muhalefetteki İşçi Partisi lideri Keir Starmer, başbakanın yalancı olduğunu ileri sürdü ve derhal istifa etmesini istedi. Başbakanın özür konuşmasının ardından söz alan Starmer “Parti bitti başbakan. Şimdi soru: İngiliz halkı mı seni kovacak? Kendi partisi mi? Yoksa kendisi doğru olanı yapıp istifa mı edecek?” diye sordu.

    Starmer’ın istifa talebi, Avam kamarası’nda başbakana yönelik soru cevap oturumunda birçok milletvekili tarafından yinelendi. Bazı milletvekilleri Johnson’ın pişman olduğundan değil yakalandığı için özür dilediğini savunurken, kimileri özrün çok geç geldiğini belirtti.

    Bir süredir Başbakanlık konutundaki tadilat masraflarından, Başbakanlık ve diğer hükümet binalarında düzenlenen Noel partilerine kadar birçok konuda köşeye sıkışan Johnson, lideri olduğu Muhafazakar Parti tarafından da sıkıştırılıyor. Bazı Muhafazakar milletvekilleri Johnson’ın özür dilese bile itibarının fazlasıyla zedelendiği görüşünde.

    Ulusal basına başbakanın özrü üzerine yorum yapan Muhafazakar milletletvekillerinden bazıları özrün kendileri için yeterli olduğu görüşünü dile getirirken, bazıları başbakanla ilgili “teflon” benzetmesinde bulundu ve artı tutunacak teflonu kalmadı” ifadesini kullandı.

    Johnson istifa eder mi?

    Başbakan Johnson konuyla ilgili istifa çağrıları karşısında öncelikle hükümet çapında yürütülmekte olan soruşturmanın sonucunu bekleyeceğini belirtti. Bu tutum ulusal basında görüş bildiren bazı yorumcular tarafından zaman kazanmak için bir hamle olarak değerlendirildi.

    Üst düzey memurlardan Sue Gray, Başbakanlık ve hükümet binalarında bugüne kadar basına yansıyan ve kamuoyunda tepki toplayan sosyalleşme etkinliklerinin Covid-19 kurallarına uygun olup olmadığını teftiş etmekle görevlendirilmişti. Gray’in daha önce bir Başbakanlık sözcüsünün görevinden ayrılmasına neden olan Noel partisinin yanı sıra, Johnson’ın katıldığı için özür dilediği partiyi de soruşturacak.

    Yapılan yorumlarda soruşturma sonucu hazırlanacak olan raporda nasıl ifadeler kullanılacağının önemli olduğuna vurgu yapılıyor. Kimi yorumcular başbakanın “Kendi içkini kendin getir” partisi için gönderilen davetiye emailini görmemiş olma ihtimalinin bulunmadığını belirtirken, kimileri asıl sorumluluğun partiyi düzenleyen üst düzey kamu görevlisi Mark Reynolds’a kalabileceği yorumunu yapıyor.

    Her durumda kamuoyu yoklamaları Boris Johnson’ın aleyhine işaret ediyor. Dün yapılan iki ankette de katılımcıların yarısından fazlası Johnson’ın istifa etmesi yönünde görüş bildirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***